- Вαzı şeyler yαlαn oldu
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 21-04-2008, 12:22 #41

- Κυгşυпί.

.



tşk ederim arkadaşlar şiirler yazılar için çok sağolun





Alt 30-04-2008, 18:06 #42

- Κυгşυпί.

.


Acıyı görmek mi istiyorsun? Gözlerime Bak


Acıyı görmek mi istiyorsun?
Gözlerime bak!
Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları,
Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin.
O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu.

Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi,
Umutla kurudum sensiz.
Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin.
Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan
Bir boşluktan içeri girdim her gece,
Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi.

Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? ve parmakların ince uzun mu?
Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip,
Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik.
Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan,
sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi.
Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim.

Acıyı görmek mi istiyorsun.
Gözlerime bak!
Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüzünlü şiir'ini oku,
Kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde.

Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık.
Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece.
Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü.
Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde.
Tek avuntum bu şimdilik.

Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben,
Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın?
Ölüm'müş,terk edilişmiş umurumda değil,gelme istersen.
Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde,
Kavuşma vakti olacak benim için ölüm.
Dudaklarımda ki acı tat?
Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek?
Ne yazık hiç bilemeyeceğim.

Acıyı görmek mi istiyorsun?
Gözlerime bak!
Sen uzakta çok uzakta
Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın,
Benim gibi.

Seni seviyorum,
Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime,
Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de
İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı,
Haykırışı bu sevdiğim.
Sana ulaşamasam da,
Biliyorum ki zavallı kalbim
Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde
Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın
Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun.

Biliyorum beni sevdiğini
Acıyı tattığını da benden uzaklarda
Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin?
Acı tek taraflı olsaydı,
Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu.
Ama yokluk kötü sevdiğim.
Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü.

Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların,
Yüzüne hasret kaldığım günlerde
Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim.
Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını
Ve eminim ağlayacaksın.
Ağlamak seni ben yapar sevdiğim
Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak.
Her gün Üsküdar’da oturup kendimi dinlerim
Oysa konuşan sendin hep benimle,
Ne martıların vapurlara takılışı,
Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim.
Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim.
Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında.
Gözlerim ve ben her Üsküdar’a inişimizde
Bir gün seninle bir bankta oturup
Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik.

Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda.
Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki
Adım adım yok oluşumu izliyorum
Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle.
Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara,
karanlıklara bakıyorum mütemediyen
Kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum?
Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp
Rabbime ettiğim dualarım,
Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden
Rabbimin bir bildiği var deyip
Kabul olmadığında dualarımın
Tekrar tekrar yalvarmalarım.

Seni okyanusların diplerinde
Bir midyenin içinde ki
İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım
Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde
Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde
Tek bir şey düşündüm?

Dokunamadan tenine,
Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı.
Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama
İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler
Seni seviyorum meleğim.

Acımasız olan ne sensin ne de ben,
Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece
Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım.
İnsan yaşamın değerini
Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor
Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil
Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin
Gözlerinin önünden geçmesi değil.
Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim.

Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı
Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin
Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş
Ve ben o ateşle yanmayı,
Sırf seni sevmek olduğu için
İnan bana çok sevdim.

01,08,2006
Oysa
Doğum günüme sadece 10 gün kalmıştı
Eğer yanımda olsaydın
Yaşama daha bir sıkı sarılacaktım..
Şimdi ölüm ne anlam taşıyor?
Yaşamak ne anlam?
Hiç anlayamayacağım
Sensiz bedenim toprağa girmedikçe

.alıntı.





Alt 30-04-2008, 20:52 #43

'DuчguŁαrdα'AgŁαЯ *

Forumun Tiryakisi


Doğrudur, sevdim seni, hem de çok, ne yere düşen yaşlarım ne de yolunda yürüyen adımlarım pişman bunun için


Önce birden başladım, adını andığım ilk günden, karmaşanın yeni iyileşmiş yanıyla gördüm maviliğini, sonra tekrar başa aldım kendimi, yukarıya doğru baktığımda görebileceğim yerdeydin.

Ardına iki, adını andığım ikinci gün, aklıma zamanı indirdi sessizliğin, peşine üç dört, derken gülümseyişini gördü yüzüm, morluğu geçmiş bakışıma takıldı hüznün, bal köpüğü gözlerinde bana ait bir sıcaklığın önünde duruyordun, hüznüne yaslanıp kadere dokunuyordun belki de o an.Hiç sormadın, yap dedin sadece, gecenin hatırlayamadığım vaktine gelmeden aşkın kapıdan girdiğini söyledin ilk, çıplak ayaklarımla süpürdüğüm dünü sil dedin, sildim, unut dedin, unuttum, hatırla dedin hatırladım, aldığın her nefeste beni düşün dedin düşündüm.

Çünkü ben de böyle seviyorum dedin,
Sevdin.


Ağlamışsın gözyaşın sileyim
Söyle derdin nedir ben bileyim
Eğer yalnızsan sırdaşın olayım
A yarim can yarim cananım ol


Hiç bırakmadın ellerimi, düşlerime sahip çıktın, benimsin bundan böyle dedin, senin oldum. Sensiz yürümedim hiç, senin olmadığın hiç bir şey benim değildi, İstanbulu içinde seni tuttuğu için evim bildim, acıktım, susuz kaldım ama asla senden vazgeçmedim.


Çünkü ben de seni böyle seviyorum dedin,
Sevdin.


Al beni beni al yarim canlansın anılar
Sar beni beni sar yarim kopsun fırtınalar
Gül beni beni gül yarim dinsin gözdeki yaş
A yarim can yarim cananım ol


Gitme dedin gitmedim, hep sende kalmak için düğümler attım gözlerime, olmadığın resmi beğenmedim, sen yazmadığın sürece hiç bir cümleye gülümsemedim, hep sevdim, önce doğmak sonra ölmekti hayat, arada kalan zamanda yalnızca seninle olmak için yemin ettim.

Çünkü ben de seni böyle seviyorum dedin,
Sevdin...


Ellerim ellerini arıyor
Gözlerim gözlerini soruyor
Yar sensiz günler geçmek bilmiyor
A yarim can yarim cananım ol


Hiç sormadın ama, içimizde bizi yormaya çalışan soruları hiç sormadın, kendim bulurum dedin, bulamadın. Aradın, tıpkı dününde yaptığın gibi yüreğinin bir yerinden sana bakan korkuya kapılıp aradığını göremedin, sıkıştın, kulaklarımı kapattığını bile bile fısıldayarak anlamsız cümleler kurdun, duymadım. Hep iki kişilik düşündüğünü sanıp parçalandıkça yokoldun.


Hiç sormadın, yap dedin sadece..

Önce güvenmeyip kar taneleri arasına gizlenerek bana baktın, düşünmedin belki o tanelerin bir gün eriyip seni açıkta bırakacağını, ama yine de sormadın, sev dedin sadece, bizi çevreleyen karartılardan sen kurtul diyerek kendini feda ettin, bunu yaparken bile sormadın, hani o şarkıdaki gibi; sensizliği nereden bileceksin, sen hiç sensiz kalmadınki...


Her sevincin her kederin
En ölümsüz sevgilerin
Sonsuz denen göklerin
Herşeyin bir sonu varsa
Ayrılıkların da sonu var


Yazılar çıktı önüne, gözlerini kanatan cümleler, üçe bölünen bir hayat dedin sonra, o zaman bile sormadın, o an bile sen ben ve deniz dediğimi duymadın, yumuşacık teninden sızan kokunu son nefesime kadar içime dolduracağıma inanmadın.
Derken geçmişin icrası kelepçe vurdu aşka, böcekler ısırıyordu olur olmadık yerimizden, çingene gülüşüne kan pıhtıları toplandı, yine de sormadın, uçurumun kenarında durmuş birbirimizi bize bağlayan ipi sessizce bir ağaca bağlayıp kendini aşağıya atarken bile sormadın...

Bir gün çıkıp geleceksin
İçimde bir ümit var
Yeniden seveceksin
Yıllar var ki ben böyle
Bekliyorum özleminle

Bunca vakit hep tek kaldın. Gelenler, gidenler oldu. Bir şeyler alıp bir şeyler bıraktılar sana, hayattan ne öğrendiysen öyle yaşadın, karanlıkla dost olunacağını sandın, kimbilir bu yüzden hiç sormadın bana, bu yüzden sadece sevmemi istedin.

Çünkü ben de seni seviyorum dedin,
Sevdin...

Anıların umutların kaldı bende
Anlasana anlasana anlasana anlasana
Biraz da gerçekleri anlasana

Korkmadık hiç, bize kalsa daha da korkmayacaktık, bize kalsa doya doya sevdamızla yaşlanacaktık.
Kalmadı ama.
İçimizden çok, hayata takılıp düştük, zaman yoktu, belki artık gücümüz de yoktu kalkmaya, denedik yine de , her hamlede yeni bir ağırlık çöktü üzerimize, kurtulamadık. İkimiz de yerdeyken birbirimize tutunup ayağa kalkamadık... Yağmurlar yağdı peşine, yerdeyken ıslandık, gri sular ateşini söndürdü aşkın, irini aktı geçmişin, kabuklaşmış yaralar yumuşadı, yine de sormadın, dilinin ucuna gelip giden cümleleri vurmadın yüzüme, çünkü tek bir şey öğretmemişti hayat sana, yardım et demeyi acizlik saydın hep, iyiyim, canım acımıyor dedikçe inandırmaya çalıştın kendini.
Gittin, sevdiğimi bile bile gittin, yokluğum anlaşılmaz sandın belki de, bir kaç damla gözyaşını yüzüme bulaştırarak gittin sadece.

Bu gün olmasa da yarın gideceğimi sandın ya da, bıraktın elimi kendi çabanla kalkmaya çalıştın yerden, sırtını döndün, gözlerime bakmadın, nefretini kustun, ama seni sevdiğimi hep bildin.
Sevdin, kendini gördün bende, ilk kez yanılmadın, belki de ilk kez bekleyeceğine inandığın bir sen vardı karşında, senin gibi kokan, kimbilir bu yüzden hiç sormadın...


Senden ayrı günlerimi
Sana nasıl anlatsam ki
Mevsimsiz çiçekler gibi
Yarım kaldım inan ki


Biliyor musun, yarınım yok benim, istesem de yok, zamansızım buralarda, yakındır o hep gitmekten korktuğum yere yolculuğum. Bir elin parmak sayısı kadar az belki...
Okumadığın cümleler kurarken şimdi, keşke sorsaydın diyorum, keşke yalnızca seni gördüğümü görebilseydin diyorum, bir kaç damla kana aldanıp içimizi acıtmasaydın diyorum,

Keşke...


Sensizligin acısını sen nereden bileceksin
Sen hiç sensiz kalmadın ki
Mevsimleri saymadın ki
Yıllar var ki ben böyle
Bekliyorum özleminle


Gidiyorum, ışığını toprağıma gömmeye gidiyorum, kokunu kefenime sarmaya, hani bilsemki tanrı kızmayacak; mavi olsun isterdim beni çevreleyen kalın perde...


Sevdim seni, yenileceğimizi bile bile...

Tanrıya dua ederdim hep; beklediğim gelmeden çağırma beni, bir göreyim, bir duyayım benden aldığın gözlerimi, ne olursun bu duamı kabul et diye.
Geldin işte, seninle gördüm ben, hiç şubat olmadın içimde, hiç karartmadın yüzümü, doya doya baktım gözlerime, doya doya sevdim, yıllarımı çarmıha geren yüreğinde uyurken hiç üşümedim...
Seni doldurdum kadehime, seninle doldum, bütün renklere seninle baktım, senin gibi kaldım; temiz ve duru...


Farkındayım, bilmeyeceksin gittiğimi, yaralı yüzüme bulaşan kokunla yürüdüğümü görmeyeceksin, ki kendi karanlıkların var içinden çıkamadığın, üzerine yığılan koca bir yaşam var,
yaşa, ne olursa olsun güzel yaşa
olur ya, gelirsem o neşter izinden, olur ya düşersem geri sensiz yollara, sözüm söz;
hiç bir şey senden eski olmayacak hayatımda...
hep aynı kalacaksın, hep duru, hep gözlerim,
seninle bakacağım ben yine nefes aldığım her güne...


Anıların umutların kaldı bende
Anlasana anlasana anlasana anlasana
Biraz da gerçekleri anlasana





Alt 30-04-2008, 21:30 #44

madboy-X

Foruma Alışıyor


manyaq bi şey





Alt 30-04-2008, 22:54 #45

- Κυгşυпί.

.


Emanet Ayrılık
Soluk soluğa bedenlerini yatağa bıraktılar. Yorgunluğun verdiği ağırlıkla birbirlerine sarıldılar. Umursamaz ve doyumsuz bir aşkın girdabından kurtulmaya çalışmaksızın nefeslerini tuttular.
Konuşmak gibi bir gaf yapmayacaklarını ikiside çok iyi biliyorlardı. Kristalleşmiş gerçekler o kadar acıydı ki, tek bir kelime etseler tüm bu rüya bozulacak ve yaşamları milyonlarca cam parçasına ayrılacaktı..

Genç adam birazdan kalkıp gidecek ve bir daha kimbilir kaç ay sonra görüşeceklerdi.
Ayrılığın pul biber acısı, şimdiden dudaklarına işlemişti.
Sanki birbirlerini bir daha göremeyecekmişcesine tekrar sımsıkı sarıldılar.
Ayrılığın hemen sonrasında derin bir yılan çöreklenecekti yüreklere ve içten içe her gün yiyecekti umutları..

Genç kız hıçkırmaya başladı.
Gözleri kapalı, sevdiğine sarılmış sadece ağlayabiliyordu.
Gideceğini bile bile " gitme " dedi.
İdam edilmeden önce söylenen son arzu gibi geldi bu istek genç adama. Bırakıp gitmek, giyotine başını yerleştirmekten bile daha kolaydı.
Dişlerini sıktı, sevgilisinin önünde ağlayamazdı. Gözlerini kapatarak sevdiğine sarıldı, az önce bırakmıştı gözyaşlarını..

İki yaralı, iki sevdalı, aynada yansıyan iki damla hüzün gibi yatakta birbirlerine sarılmış, sorumsuz hıçkırıkların eşliğinde, hüngür hüngür ağlıyorlardı.
Saklanacak gözyaşları anlamsızdı.
Her bir damla dahada büyütüyordu hasreti. Kasıla kasıla ağladılar, ağladıkça daha çok sarıldılar.
Sarıldıkça daha çok ağladılar..

Kızarmış gözleriyle yavaşça yataktan doğruldular.
Her yanı zincire vurulmuş bir hasretin, çaresiz iki çift gözü uzun uzun birbirlerine baktılar.
Peşinde koştukları umutları tükenecekti elbet. Belki de son buluşmaları olacaktı ve son kendilerini birbirlerinde kaybedişleri. Kırmızıya çalmış sevdanın ağır yükü omuzlarında, akan kanı yüreklerinde, ayağa kalkıp giyinmeye başladılar.

Bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, genç kızın sevdiğini uğurlamasına engel olamadı. Otobüsün önünde tekrar ve son kez sarıldılar. Gözyaşları yağmurdan ayrıldı, ufak bir gölet oluşturup ikisinide boğdu. Vakit dolmasına rağmen ayrılamadılar.
Etraftaki herkes dönmüş genç çifte bakarken, kızgın muavinin sesi ayırdı iki bedeni birbirinden.
Bir daha birbirlerini hiç göremeyeceklerini bilemeden ayrıldılar. Hasretle, çileyle, gözyaşıyla geçen senelerin ardından
boynu bükük kaldı minik mutluluklar.
Son vedanın eli havada kaldı, otobüs hareket ederken bembeyaz bir yağmura emanet etmişlerdi sevdalarını...




alıntı





Alt 30-04-2008, 22:58 #46

- Κυгşυпί.

.


Sevmiştim Seni

Sevmiştim seni sevgilim.
Oysa sen ne yaptın?Beni soğuk bir gecenin ayazında sensizliğimle, kimsesizliğimle yapayalnız bırakıp gittin.
Sen gideli aylar oldu ama ben hala bu ayrılığın omuzlarıma yüklediği dayanılmaz acıyı taşımaya alışamadım!
Yalnızlık bana çok acı geliyor.
Kaldırıp atmak istiyorum omuzlarımdan su lanet olası sensizliğin yükünü.
Bana geri dönmeni istiyorum.
Yine ellerimi melek yüzünde gezdirmeyi, şimdilerde kısacık kestirdiğin saçlarına parmaklarımı dolamayı ve seni tıpkı eski günlerimizdeki gibi bir bebek misali öpüp okşamayı özledim.
Her içime çekişimde beni alıp başka diyarlara götüren o essiz kokusunu özledim teninin...
Evet sevgilim sevmiştim seni!
Hem de bu dünyadaki her şeyden ve herkesten çok sevmiştim.
Uğruna canimi bile hiç düşünmeden feda edebilecek duruma gelmiştim oysa sen beni bıraktın.
Bunca zamandır en ufak bir azalma bile olmadı sevgimde, bir tek gün bile beni bırakıp gittiğin için senden nefret etmedim,olanlar için seni asla suçlamadım!
Çünkü biliyorum ki sen hiçbir zaman hiçbir şeyi nedensiz yere yapmasın.
Elbet bir nedeni vardı beni bırakıp gitmenin,eminim ki sende bana acı çektirmek,beni üzmek istememiştin.
Belki de eksiklik bendeydi,
hata bendeydi belki!
Bunu çok uzun zaman düşündüm sevgilim ama olamazdı.
Ben her zaman için seni deliler gibi sevmiş,bir tek gülüsün için yoluna canimi sermiştim.
Her şeye rağmen sen beni bırakıp gitsen de senden nefret etmiyorum ve eminim ki;SEN MUTLAKA HAKLISINDIR ASKIM!



alıntı





Alt 30-04-2008, 23:28 #47

~DenizKızı~

Acemi Üye


Hepsi Birbirinden Güzel Emeğine Sağlık...





Alt 30-04-2008, 23:37 #48

- Κυгşυпί.

.


- Вαzı şeyler yαlαn oldu





Alt 30-04-2008, 23:42 #49

Constantıne

Forum Heveslisi


Ellerinize Saglık Arkadaslar süper





Alt 30-04-2008, 23:45 #50

- Κυгşυпί.

.


teşekkürler arkadaşım seninde okuyan gözlerine sağlık





Alt 01-05-2008, 17:26 #51

- Κυгşυпί.

.


AŞK İNSANA KANATLAR VERİR




Aşk insana kanatlar verir
Yürek gideceği yeri bilir
Mutluluk keşfedilmeyi bekleyen bir ülkedir
Umutsuzluk o ülkede yitik bir şehir


- Вαzı şeyler yαlαn oldu- Вαzı şeyler yαlαn oldu- Вαzı şeyler yαlαn oldu

Aşk insana kanatlar verir
Güçlü, dingin, coşkun kanatlar
Ölümsüzlük şehrinden hayat seslenir :
Ölüm geçilirse bir aşkla geçilir ...



alıntı






Alt 01-05-2008, 17:34 #52

- Κυгşυпί.

.


Ayrılığa sözüm var unutmayacağım seni


- Вαzı şeyler yαlαn oldu




Ayrılığa sözüm var var unutmayacağım seni...
Gözlerinin tuzu yakmaya başlar önce yüzünü
yüzün yanar sanırsın oysa yanan yüreğindir
ızdırabını çektiğin nedir yaşadığın mı yaşayıp ta hayatından
atamadığın mı
yine yalnızlığa oynuyorsun zarlarını...
bu kumarı kaybetmek için oynuyorsun
içim acıyor sanki binlerce bıçak yarası var vücudumda
binlerce acı gücümün yetmediği bir acı
ne çığlık atacak nede ağlayacak gücüm var .......
susmak ........
bütün acıların çığlık çığlığa haykırırken susmak ...........
ellerin soğuk mu ......
sesin duyulmaz olur hayat mı hırsız ..
kader mi hırsız ..
senden çaldığı sadece bir sevgimi
gelmişin mi geçmişin mi geleceğin mi ..
rüyalarındaki sıcaklık mı senden çalınan
seni bu soğukluktan kurtaracak kibritlerin yok mu
yok mu her kibrite sakladığın hayallerin
soğukluğa teslim ediyorsun her şeyini
yaraların uyuşuyor acılar hissedilmiyor
dönüp kendine baksan kan revansın
şuursuz bir acısızlık
hissedebilmek .......
senden çaldığı budur hayatın
hissedebilmek......
Keşke sen gibi unutabilsem her şeyi







alıntı





Alt 01-05-2008, 20:08 #53

|`MâSâLıM..|

» Sol Anahtarı..


- Вαzı şeyler yαlαn oldu



Yağ yağmur...
Başladığın günün...Sürdüğün günlerin..Her birinin hatrına...
Çaresizim evet.
Beklemekten..Beklemek gibi bir zorunluluğu ya$amaktan..
Pi$manda değilim..
Arasıra naza çekilmek istiyorum sadece...
Sızlanıyorum yokluğunda..Elim kolum kalkmaz hallere vuruyorum kendimi..
Susuyorum...Su'suyorum...
Birgünü daha koydum sensiz ömrümden tıka basa dolu sandığa...
Yeni bir sandık daha bulmak mı?
Asla...
Varlığından öte bir daha vermem seni yokluğa...
Bir daha asla yokluğa boğmam seni...





Alt 01-05-2008, 20:09 #54

'DuчguŁαrdα'AgŁαЯ *

Forumun Tiryakisi


Beklemekten sıkıldım…bekletenden de…
Oysa umutlar bitmez dedinçok değil daha birkaç yıl ? önce bana…
Bende kendime yıllar yılı “sen iyisine inan…güzelini sev” diye tekrar edip durdum…
Biliyorum…Bir taş gibi sert ve kararlı olmalıyım…Ama ben bir sünger gibi içime çekiyorum hayatı tüm pisliğiyle… Tamam öğrenemiyorum…alışamıyorum da… ama ezberliyorum işte zamanla…
Aslında uzun sürer aşklar akıllarda kısalık olmasa…
Yollar gibidir…yolcular alır,indirir…
Tek bir kişi olsa bile er geç son durağa varır…
Önemli olan nerde inileceğinin bilincinde olmak…
Gitmek ve kalmak gibi işte..
Bu iki kelimeyi vur birbirine,
Karşına hayatın çıkacak..
Nefesini çek içine ve tut biraz..
Aşk için ölmek bazen birkaç saniyedir..
Şimdi bırak nefesini!
İşte sana yeni bir hayat!!!
İşte AŞKİşte YoL!!!
Ya GİT… Ya da KAL!!





Alt 01-05-2008, 20:10 #55

|`MâSâLıM..|

» Sol Anahtarı..


- Вαzı şeyler yαlαn oldu



Bak sana ne getirdim!
Bahçelerin baharını,
Çocukların gül dudaklarındaki
Şarkısını getirdim.
Sevdiğin ne varsa
Yanımda hepsi:
Akan suyun coşkusu,
Kuş sesi,
Çam uğultusu.
Çobanın
Yanık kavalına üflediği
Türküsünü getirdim.
Kır çiçekleri topladım
Kırağı düşmemiş yaylalardan,
Katıp sevgimi yanına,
Boynu bükük dağ menekşesinin
Kokusunu getirdim.
Bak sana ne getirdim!
Ucu yanık bir yürek,
Okşanmamış bir beden
Sevdası buram buram tüten / uzaklarda,
Sadakati dağlardan yüce bir kadının
Tutkusunu getirdim.
Her sınırı sana komşu,
Her ırmağı sana akan,
Her ülkesi sen olan bir dünyanın
Atlasını getirdim.
Bak sana ne getirdim!
Avuçlarımda bir tutam aydınlık,
Azığı umut dolu bir bohça,
Bedenini taşımaktan yorulmuş
Bir çift ayak getirdim.
Tuzunu getirdim / ocakta kaynayan yemeğinin,
Yıldızlarla arkadaşlık ettiğim gecelerin
Uykusunu getirdim.
Bak sana ne getirdim!
Yokluğunun susuzluğunu,
Gönlümün yoksulluğunu,
Gurbet elde ,
Ne zamandır
Unuttuğunu getirdim.





Alt 01-05-2008, 20:55 #56

- Κυгşυпί.

.


seni yasaklayacağım kendime

Ben kimlerin oldum bilmeden Neydi peki geride bıraktıklarım
Hiç bitmeyecek gibiydi oysa Bitti...
Yine ben? En hasret çektiğimi En kavuşamadığımı unutmadım mı?
Unuttum...
Ama şimdi geçmiyor zaman unuturum diye bekliyorum
Bekledikçe Seviyorum.

Bazen seni yazmak istiyorum sayfalara Taa en başından beri
Bırakıp gidişinden tut geri gelişine kadar
Ne biliyorsam senle ilgili yürüdüğümüz sokakları
Seni seviyorum diyişini
İçten söylemesende yazmak istiyorum sayfalar dolusu.

Hiç birşey diyemiyorum sana boğazımda düğümlenen kelimeler
Bundan sonrada diyemeyeceklerim var
Ama iyiki defalarca Seni seviyorum demişim.

Biri beni anlasın istemiyorum!
Öfkeleniyorum, aptallaşıyorum, susuyorum
Kime anlatmalı yada anlatmamalı
Kim benden daha çok üzülür ki?
Sana anlatamadıktan sonra sana diyemedikten sonra
Neye yarar şuna buna anlatmak...


Seni soruyorlar bana Nerde? Gitti mi? Görüşüyor musunuz? Ne yapıyor?
Her cevap bir zulüm benim için duymazdan gelmek
Konuyu değiştirmek bir zulüm sanada soruyolardır beni
Bilirim umursamadan cevap verirsin Kaç gün geçirdin ki benle? kaç saat?

Gitmekmi? Kalmak mı? Gitmek arayıştır heyecandır Ardına dönüp bakmamak
Kendinden emin olmaktır Ya kalmak? :Kalmak neydi?
Gül bahçesinde yürümek en güzel gülü aramak
O mu? Bu mu? Şu mu? derken yolun sonuna gelmek
Ve geri dönmemek mi?

Artık hiç umudum yok yok işte yok...
Sendende yok git durma git Git ve özgür kalayım
Ne kadar umutsuzsan o kadar özgürsün
Hiç bu kadar kolay olmamıştı git demek.

Hatırlar mısın?
İlk sen öpmüştün ama kollarınıda ilk sen çektin sarıldığımızda
Aradığın ben deildim zaten Farkındaydım....
En çokta bu farkındaşığa rahmen ısrar edişim utandırıyor beni.

Şimdi ağlama zamanı ben ağladım, gözlerim ağladı
Sen bilmedin, ben bilmedim hiç kimse bilmedi
Ağladım yinede, öylesine...

Seni yasaklayacağım kendime sen bilmeyeceksin
Susacaksın yine...
Eminim hiç aklına gelmeyeceğim
Yıllar geçecek ben senden geçeceğim
Bu ateş geçecek..!

alıntı





Alt 01-05-2008, 21:57 #57

- Κυгşυпί.

.




bİR DAMLA SEVDANIN ADIDIR gÖZYAŞI..




- Вαzı şeyler yαlαn oldu




Nefes almaya başladığında nerede sonlanacağını bilmediği bir yolculuğa çıkmıştır çoktan.. Sahibinin yüreğini yansıtan aynada


hayatın bıraktığı izlerden süzülür usul usul.

Eğer dayanabilmişse benliğini kavuran hasrete, buharlaşıp uçmamışsa bütün umutlarıyla beraber gökyüzüne, artık vuslat zamanıdır,


sevda dertlisiyle yürekle kucaklaşır..
Yürek,gurbetteki yolcusunu yıllardır bekleyen hancı gibidir..
Gözyaşına sinesini dostça açar,


bilir dermanının yalnızca onda olduğunu..
Bütün kuytularına en kalın zincirlerle demir atmış sevdanın ağır yüklerini üzerinden atmak istiyordur artık..
''Bu zincirlerin anahtarı sensin,kurtar beni''der gözyaşına..

Gözyaşı,yolculuğunun anlamını keşfetmenin verdiği güçle her limanını bildiği bir okyanusu dolaşan denizci edasıyla


zincirleri açmaya başlar..
Hasreti serbest bırakır önce,bütün özlemler kaybolur..
Ardından tutkuya koşar,aşkın belini büker..
Sıra son zincirdedir..

Sevdanın ilk zinciri olan Aşka endişeyle yaklaşır gözyaşı..
O kadar derine yerleşmiştir ki aşk,


zincirin kopması yüreğin ölümü demektir..
Birden ürperir..''Ölüm mü,sevda mı?''diye sorar yüreğe..
Yürek son kez cesurca seslenir gözyaşına..
''Dünyanın adı yalan, sevdam gerçek olmuş ne çıkar?''...




alıntı





Alt 01-05-2008, 22:42 #58

- Κυгşυпί.

.


belki de aşkın en doğru tarifi bu yazı
ne dersiniz??

Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz. Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında...


En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur.


Gözyaşlarınız da, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır.


Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak...


Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır.
Sınırsız ve nihayetsiz; "Ölmek var, dönmek yok"tur.
Lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını...

Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya...

Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz: "Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa..."


Başkalarını örnek göstermeye, "Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız. Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını ararsınız.


Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz.


"Eskiden böyle miydi ya..." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı; açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından...


Böyle süremeyeceğini bilirsiniz.
Değişsin istersiniz. O, sevgisizliğinize yorar bunu...
İhanete sayar. Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür.

"Ya sev böyle ya da terk et" diye gürler...
Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ışıtan o rüya, bir kâbusa dönüşür birden...
Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size... Hoyrattır, bakmaz yüzünüze... Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkûm eder. Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden... "İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için..." dersiniz,
dinletemezsiniz.
Ayrılırsanız yaşamayacağınızı bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz.
İhanetten kırılmıştır kaleminiz; severek, terk edersiniz... "Madem öyle..." nin çağı başlar ondan sonra... Mademki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir, mademki kıymetinizi bilmemiştir, o halde "günah sizden gitmiştir". Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz. Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece...
Daha özgür olacağınız limanlara demirlerseniz bir süre...
Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni...
Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur.
Deli kanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini...
Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye... Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla...
"Bana ne... Kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre...


Ama sonra... Ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden...

Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız.


Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh rakı içmeyi...

Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye...

Dönüp "Seni hala seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden... Dönemezsiniz. Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.
Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz...
Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu...

bÖYLE SEVEMEZSİNİZ, TERK DE EDEMEZSİNİZ. sÜRÜNÜR GİDERSİNİZ.

alıntı





Alt 02-05-2008, 13:01 #59

- Κυгşυпί.

.


.KÜÇÜKTÜN KALBİMM.

Küçüktün Kalbim
Herşeyden habersizce yaşıyodum masumdun kalbim
Hayat akıp gitti zaman tükendi
Geceler gündüzler öyle çabuK geçti ki kalbim

Acılar hüzünler mutluluklar
Aslında bakıyorumda kalbim neleri sıgdırmışsın sen
Neleri sıgdırmışım ben kalbime
Nasılda gömMüşüm herşeyi

Ve Şimdi...

Gömdügüm herşey yeryüzüne çıktı
Kalbimde sakladıgım acılar artık gözpınarlarımda
Kanayan kalbimde
Oysa küçüktün sen kalbim daha küçüktün
Ne mutlulukları sıgdıracaktım ama olmadı kalbim olmadı
Hayat buna izin vermedi kalbim
Küçüksün daha diyorum ya kalbim masumsun diyorum ya
Hayır kalbim sen büyüdün artık masum degilsin
Artık mutlulukları sıgdıramıyorum kalbim sana
Büyüdün kalbim acılarla büyüdün
Aglama kalbim aglama artık büyüdün...

ALINTI





Alt 02-05-2008, 14:42 #60

- Κυгşυпί.

.


Yitikliğimize

Birbirimize dokunmalarımız korkak kelebeklerdir,
dokununca renkleri yıkılan...
Çünkü küskün çocuklar inanmazlar.
Ki inanmak küskün bir çocuğun en büyük kan kaybıdır.
Susarım içimde bir yangın başlar.
Dokunsam arta kalan sen, kül olan ben.
Taş duvarlar yanmaz bilirim.
Büyük yangınların isini giyinirler.

(ama nafile..
hiçbir kalem ve hiçbir ben, sonraki sayfada aynı sen’i bulamıyoruz.
uzaklar hep uzak kalıyor sevdaya...
sen yine de artık sesime düşme.)

Her gece gözlerimden hatıralar çalınmış.
Bir denizci ağ atmış yalçınlaşmış düşlerime...
Düşmüşüm.
Bir ses... giden gitmiştir demiş...
Susmuşum...
Bir baharın bedeliydi bu...


Kahraman TAZEOĞLU





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:26 .