KIZma BaNa TMM Mı CaNıMIn İçİ...
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 10-06-2008, 14:57 #41

Enteresan

...

≈˚ Bir Kardelen Masalı ˚≈



Bir varmış bir yokmuş ,uzak ülkelerin birinde, dağların doruklarında güzeller güzeli Dağ Fulyası yaşarmış.
Baharın ilk belirtileriyle uzun kar uykusundan uyanır,
güneş sıcaklığını iyice hissettirmeye başladığı günlerde tomurcuklanır, yaz boyunca da çiçekleriyle çevresine binbir
renkler saçar, kokusu ile, güzelliği ile, güzelliğinden çok o
mahçup saf duruşu ile herkesi kendine hayran bırakırmış.

Doğa ananın da en sevgili yavrusu, herşeylerden sakınıp
gözettiği en nadide çiçeği imiş bu Dağ Fulyası. En yakın
arkadaşı Nergis'le sıcak yaz günleri boyunca gülüşürler,
oynaşırlar, bütün doğayı neşeyle donatırlarmış. Fulyacık
Nergis'ini çok sever bir dediğini iki etmezmiş. Elinden
gelse tüm dünyasını Nergis'le paylaşmak istermiş.

Nergis de çok güzelmiş ama Fulya'nın saflığına karşı son derece
kurnaz, işveli, cilveli, bir kızmış. Fulya'yı çok sever, onunla
arkadaşlığını sürdürmek için kendini ona benzetmeye çalışır,
ama içten içe de Fulya'nın herkes tarafından sevilmesine
tahammül edemez, herkes kendini daha çok sevsin istermiş.

Fulya'nın tüm çiçekleri sabırla dinleyip, hepsine yardım etmek istemesine, herkese çözüm getirmeye çalışmasına hayret edermiş.
Çünkü, Nergis çiçek için doğadaki en önemli şey kendisiymiş,
kendi duyguları kendi düşünceleri , herkesin, herşeyin üstünde
imiş. Fakat Fulya'ya özel bir değer verir, onun hayranı olduğu
saflığını korumak için olası tüm kötülüklerden sakınmak istermiş.

Fulya ise hep tebessümle karşılarmış Nergis'i zira, Doğa
annesinin de aynı koruyucu kollayıcı davranışlarına alışık
olduğu için Nergis'e ayrıca çok güvenir, inanırmış.
Bu arada aşağılarda , dağların, vadilerin ötesindeki
ovalarda ise Bahar Rüzgârı yaşarmış...

Bu rüzgârın en sevdiği iş, ovanın tüm çiçeklerine gezip
gördüğü yerleri anlatarak onlara yeni heyecanlar, yeni
ufuklar göstermek ve onların hayranlığını, sevgisini
kazanmakmış. Birbirinden değişik ilginç öykülerle
çiçeklerin gönlünü çelip en masum görüntüsünü takınır
en hoş sesiyle onlara birbirinden güzel şarkılar söyler,
eğlendirirmiş. Çiçekler kendilerinden geçip, hayranlıkla
onu dinlerken, o fark ettirmeden çiçek tozlarını alıp
koynunda gizlediği kutusuna atarmış.

Bahar Rüzgârı, bu çiçek tozlarını karıştırıp bir gün kendine en
güzel kokulu, en güzel renkli çiçeğini oluşturacağını hayal eder
yüreği bu hoş beklentiyle çarparmış. Fakat aldığı her çiçek
tozundan sonra yine bir eksiklik hissedip daha güzel, daha ışıltılı,
binbir renkli, çok daha güzel kokulu çiçekler aramaya çıkarmış.

Rüzgâr, bir gün yine bu amaçla ovadan ayrılıp vadiye doğru yola
çıkmış. Vadiye geldiğinde birden çok farklı bir çiçek kokusu
hissetmiş, etrafına bakınmış ama görememiş.Çünkü koku
yukarılardan geliyormuş. Başını kaldırıp dağa doğru bakmış.
Tepelere yaklaştıkça kokular daha da yoğunlaşırken içlerinden
ayırt edici bir koku tatlı tatlı başını döndürüyor, onu daha
yukarılara çekiyormuş. Sonunda onu görmüş. İlk önce
heyecandan yanına yaklaşamayıp uzaktan seyre dalmış.

Fulya çiçek olacaklardan habersiz pervasızca çevresindeki
arkadaşlarıyla şakalaşıyor, çocuklar gibi neşeli kahkahalar
atıyor, gülerken gözlerinin içi gülüyormuş. Rüzgâr nasıl olup
da bugüne kadar çevresine eşsiz ışıltılar saçan bu çiçeğin
varlığından habersiz yaşadığına hayret etmiş. Hemen harekete
geçmeye karar verip hafif hafif Fulya'nın etrafında esmeye
başlamış. Bir yandan da bildiği en güzel şarkıları söylüyormuş.
Fulya bu beklenmedik hoş esintiyi heyecanla karşılamış, kendine
yeni ve çok farklı bir arkadaş edineceğini hissetmiş. Çünkü
arkadaşı Dağ Rüzgârının keskin esintisine karşı Bahar Rüzgârı
tatlı bir meltem edasıyla yapraklarını okşuyor, yıpratmadan
dinlendiriyormuş. Güzeller güzeli çiçek, rüzgârın coşkulu, tutkulu
heyecanlı sesini büyük bir hoşnutlukla dinlemeye koyulmuş...

Rüzgar, Fulya'ya ovadaki güzellikleri, gezip gördüğü yerlerde
duyup işittiği ve yaşadığı ilginç hikayelerini anlatırken
onun da başını döndürüp çiçek tozlarını alacağı anı hayal
ediyor ve yüreği bu anın heyecanı ile deli gibi çarpıyormuş.
Fakat kendindeki bu yeni duygulara kendide şaşırıyor,
Fulya çiçeğin tüm dünyasını merak ediyor, daha yakından
tanımak için çırpınıyormuş. Bu nedenle çiçek tozlarını almak
için biraz daha sabredip Fulya ile arkadaş olmaya karar vermiş.

Rüzgâr, Fulya çiçeğin dünyasına girdikçe hayranlığı daha da
büyümüş, onunla konuşmak, onun fikirlerini duymak, kendini dinlerken hüzünlü hikayelerde hemen buğulanıveren gözlerine
dalıp gitmek, neşeli hikayelerde kahkahalarına karşılık
vermek Rüzgarda tutkuya dönüşmüş.

Fulya'nın kokusu renklerindeki saflık, konuşmalarında
kendini hissettiren bilgeliğini, çocuksu ifade tarzı, hele
sesindeki o içine işleyen ince tını bugüne kadar hiçbir çiçekte rastlayamadığı özelliklermiş. Fulya ise dinlediği o harika hikayelerle, kendini dünyanın her yerine götürdüğüne inandığı
bu yeni arkadaşı yüzünden tüm arkadaşlarını ihmal etmeye başlamış. Zamanını hep Rüzgarla beraber geçirmek istiyormuş.
Zira Rüzgâr öyle güzel konuşuyor ve o kadar çok şey biliyormuş
ki, Fulya'nın dünyası yepyeni renklerle bezeniyormuş.

Günler geceler boyu birlikte konuşmuşlar, gülmüşler,
ağlamışlar. Bahar Rüzgârı Fulya'nın bütün güvenini kazanmış. Fulya bu arada Nergis'i ihmal etmemeye çalışıyor onada
rüzgâr'ın anlattıklarını anlatıyor ve ikisini tanıştırırsa birlikte
harika bir dünya kuracaklarını çok eğleneceklerini söylüyormuş. Nergis, Fulya'yı ilk kez bu kadar heyecanlı görüyor ve onu
bu kadar etkileyen birini çok merak ediyormuş.

Rüzgâr ise çiçek tozlarını aldığı takdirde Fulya'nın
arkadaşlığını kaybedeceğini bildiğinden bu çok istediği,
beklediği anı sürekli erteliyormuş. Fakat aklında da
yaratacağı o muhteşem çiçek olduğundan dağdaki diğer
çiçeklerle arkadaşlık kurup, onlarada aynı hikayeleri, aynı
şarkıları anlatarak başlarını döndürüyor ve çiçek tozlarını
alıp saklıyormuş. Bir gün Fulya, Rüzgâr'ın tüm yaptıklarını görmüş. Fakat çiçek tozlarını saklamasını anlayamamış.
Zira çiçek tozları, çiçekler için hayati önem taşıyormuş.

Tüm çiçek arkadaşlarının ertesi baharlarda yeniden canlanıp gün
ışığına kavuşmaları için bu tozların yeniden toprağa düşmesi
gerekiyormuş. Oysa rüzgâr onları kendine saklayarak çiçeklerin
ömürlerini sona erdiriyormuş. Fulya çok üzülmüş, onun derin
düşünceli hali Doğa annesini de endişelendirmiş. Bu arada Fulya,
istemeyerek Bahar Rüzgârı'nı Nergis'lede tanıştırmış. Ama Nergis'in
çok akıllı olduğunu ve Rüzgâr'ın büyüsüne kapılmayacağını
düşünüyormuş. Oysa Rüzgâr, Nergis'in ışıltılı renklerini öyle bir
övgülerle anlatmaya başlamış ki.. Hele Rüzgâr'ın şarkılarında ki,
o heyecanlı sesi duyunca Nergis de tüm diğer çiçekler gibi
büyülenmiş ve çiçek tozlarının gitttiğinin farkına bile varmamış.

Fulya büyük bir korku ve üzüntü ile olanları izliyormuş.
Hemen evine dönüp Rüzgâr'a, evinin tüm kapı ve
pencerelerini sıkı sıkıya kapatmış. Rüzgâr, Fulya'nın olanları gördüğünden habersiz, kendinden emin bir şekilde büyük
bir kibir ve iki yüzlülükle Fulya'nın evinin önüne gelmiş. Her zamanki gibi Ona ne eşsiz bir çiçek olduğunu, kokusuyla onu büyülediğini, çok uzaklardan bu koku ile kendisini çekip
getirdiğini en etkileyici sesi ile söylemeye başlamış.

Fulya çok büyük üzüntüler içinde perdenin arkasından sessizce Rüzgâr'ın anlattıklarını dinliyormuş. Rüzgâr, kapıların
açılmayışına anlam verememiş. Tekrar Fulya'ya ne kadar
çok değer sunduğunu söyleyip en hüzünlü sesiyle ona şarkılar söylemeye devam etmiş. Fulya, gözyaşları içinde kapılarını
açmadan Rüzgara her şeyi gördüğünü ve yaptıklarını çok
yanlış bulduğunu, çiçeklerin yaşamlarının sürekliliği için
o tozlara ihtiyacı varken kendisinin büyük bir duyarsızlıkla,
herşeyi önceden planlayarak tozları çaldığını söylemiş.

Rüzgâr, Fulya'nın tepkisini çocukça ve anlamsız bulmuş.
O tozlara kendi mükemmel çiçeğini yaratmak için ihtiyacı olduğunu Fulya'ya anlatmaya çalışmış ama Fulya onun yaptıklarını asla anlayamayarak bencillikle suçlayınca
büyük bir kızgınlıkla oradan uzaklaşmış. Nergis ise
olanlardan habersiz Rüzgârla arkadaşlığına devam
ediyormuş. Rüzgâr kendi mükemmel çiçeği için sakladığı
tozları arasında Fulya'nın eksikliğini içinde duyarak,
kutusunu açmış, bir daha ki bahara kendi muhteşem
çiçeğini oluşturmak amacıyla çiçek tozlarını toprağa
serpmek istediğinde birde ne görsün tozların hepsi
kutunun içinde günlerce havasız kalmaktan
bozulup küflenmemiş mi?

Rüzgâr, her çiçek tozunun kendi doğal ortamı içinde sadece
ait olduğu çiçek olarak yaşayabileceğini çok geç anlamış.
Yinede büyük bir kibirle doğanın kanunlarına karşı geldiğini binlerce çiçeğe sonbaharı yaşattığını görmezden geliyor,
diğer yandan içinde Fulya'nın yokluğundan kaynaklanan
büyük bir boşlukla tüm hedef veamaçları
tükenmiş bir şekilde avare esip duruyormuş...

Fulya, gördüklerine yaşadıklarına dayanamıyor büyük acılar çekiyormuş. Hele bir dahaki baharda hiçbir arkadaşının olamayacağını düşündükçe, Nergis'inin bile Rüzgâra
kapılıp gittiğini görmek, onu kaybettiğini bilmek Fulya'nın
büyük üzüntülerle hastalanmasına neden olmuş.
O incecik zarif boynu bükülmüş, günden güne sararıp
solmuş. Doğa anne üzüntüsünden ne yapacağını bilemiyor
en değerli yavrusunun gözünün önünde eriyip gitmesini,
hastalıktan ölecek hale gelmesini önleyecek çareler arıyormuş.
En sonunda aklına çok güzel bir fikir gelmiş. Hemen Dağ Fulyası'nın yanına gelerek, onun vaktinden çok
önce uyumaya başlaması gerektiğini söylemiş.

Fulya çiçek derin üzüntülerle minicik yüreği çok yorgun olduğundan henüz daha bahar aylarında olmasına rağmen
annesinin kollarında kolayca uyumuş.. Günler haftalar aylar boyunca hiç uyanmamış.. Böylece tüm yaz ve sonbahar aylarını uykuda geçiren Fulya bir gün kulağında Doğa annesinin
tatlı mırıltılarını duyarak gözlerini açmış. Yüreğinin nedenini
henüz bilemediği büyük bir huzur ve mutluluk ile dolu
olduğunu hissediyormuş. Gördüklerini anlamaya çalışıyor,
muazzam bir beyazlığın ortasında gözleri kamaşıyormuş.

Adeta tüm evren, bu güzel ve cesur çiçeğin yüreğini huzurla doldurmak istercesine büyük bir sessizlik içindeymiş. Karların Prensi ise büyük bir şaşkınlıkla kardan pelerinin altından
adeta yüreğini delip çıkan bu çiçek karşısında nefesi tutulmuş, gözlerine inanamayarak bu güzel çiçeğin yaşama yeniden gülümsemesini izliyormuş. Hayatında ilk kez böylesine
güzel bir çiçekle karşılaşmış. Zaten zavallıcık hayatı boyunca
hiç çiçek bile göremiyormuş ki, kış boyunca doğadaki
tüm canlılar kış uykusuna yatar, her yer derin bir sessizliğe gömülürmüş. Fulya da doğaya böylesine muazzam
güzellikler veren ve büyük bir huzur içinde uyumasını
sağlayan karlar prensine mutlulukla gülümsüyormuş.

Tüm ruhu ve incecik zarif gövdesi ile sadece karlar prensine yönelmiş, gözleri sadece onu görsün, yüreği sadece on duysun istemiş. İşte; o günden beri tüm doğa, Dağ Fulyasına
KARDELEN demeye başlamış. Zira, karları delip yeryüzüne çıkabilen tek çiçek Kardelen olmuş. Karların ve Karlar
Prensi'nin tek çiçeği ... Kardelenle Karlar prensi birbirlerine
hiç beklemedikleri bir anda kavuşmanın sevinci ile
sonsuza dek büyük bir mutlulukla yaşamışlar...





Alt 10-06-2008, 18:31 #42

ask_fakiri

Acemi Üye


emeğine sağlık çok güzel olmuş





Alt 10-06-2008, 18:34 #43

aybk_tatlı-cadı

Foruma Isınan Üye


Emeğine yüreğine sağlık





Alt 11-06-2008, 19:31 #44

Enteresan

...


qösLeRinizé SaqLıq ....





Alt 11-06-2008, 23:38 #45

`` нαsяєт ``

Foruma Isınan Üye


pylaşım içn tŞK





Alt 12-06-2008, 21:06 #46

DiLSiz YüReĞiM

Forumun Tiryakisi

KIZma BaNa TMM Mı CaNıMIn İçİ...





Alt 13-06-2008, 16:54 #47

Enteresan

...

кαяıѕıк ∂υуgυℓαя уαѕαтıуσяѕυη вαηα


KIZma BaNa TMM Mı CaNıMIn İçİ...



Melekler duymuyor sesimi.. KaranLık işte...
Yine heryerde sessiz gözyaşLarım.. KeşkeLeri yok edemiyor korkuyorum !!!
İnancım kaLmadı benim...

ve sessizLik hakim geceme..
ve sensizLik..
ve ben ağLıyorum her geceki gibi.. sessiz sessiz..

gözyaşLarım akıyor içime.. damarLarımda doLaşıyor sen'Li sensizLikLer..
ve yüreğim bitik...
içime akıtıyorum ben gözyaşLarımı.. kimse görmesinkimse farketmesin diye..
ve sen yoksun yanımda yine...

bak !!
hayır yanakLarımda arama yaşLarı,
gözLerime bak...

yüreğime bak usuL usuL..
ve uzat eLini bir boşLuğa
yokLa biraz etrafı..

ne hissediyorsun..
hayır gördüğünü değiL hissettiğini anLat bana...
ve hissedemedikLerini...



KIZma BaNa TMM Mı CaNıMIn İçİ...


Gözlerine bakarken umurumda değil mevsimler
Gülüşün hep deniz kenarı bana
Sen bir adım attığında göreceksin
Elinde balonlarla bekleyen o adam benim
Aldığım en derin nefessin sen
Dudaklarının dudaklarımdaki işgali hala yüreğimde
Nefes alıyorum ama hala bulamadım seni

'ben sana yanarken şimdi...sen kim bilir nerede
üşüyorsun'


Hayallerim...!
Yalnız ve kimsesiz bırakın beni artık..
Getirmeyin gecelerime onu durmadan..
"Nolur diyorum, nolur...."



KIZma BaNa TMM Mı CaNıMIn İçİ...





Alt 14-06-2008, 00:30 #48

Enteresan

...

Tıka ßasa Sevdim Seni .


KIZma BaNa TMM Mı CaNıMIn İçİ...



/..Aslında bir ben sevdim seni../


Hiç kimse sevmedi...
Severmiş gibi değil,
Kana kana sevdim seni.


Tıka basa sevdim..!!
Dolu dolu sevdim..!!


Aslında kimse sevmedi seni,
Sevmekten çekindi,
Oysa ben;
Yana yana sevdim seni..!
Bile bile sevdim.


Aklımdan zorun varmış gibi,
Aklıma silah dayanmışcasına,
Mecburmuş gibi,
Ve başka çarem yokmuşcasına,
Bir ben sevdim seni.


Aslında bir sen sevmedin beni,
Herkesi sevdiğin gibi...



KIZma BaNa TMM Mı CaNıMIn İçİ...





Alt 03-07-2008, 13:44 #49

muzur kedi

``- sto kalo


KIZma BaNa TMM Mı CaNıMIn İçİ...
KIZma BaNa TMM Mı CaNıMIn İçİ...
bizé Hép YasakLaNdı DokuNmaLaR
Oysa DokuNarak ÖqréNécéktik Kim OLduquMuzu, Né OLduquMuzu, Né OLduklarıNı
bazén Suya SabuNa DokuNmadık, bazén DüşéNi KaLdırMak İçiN DokuNmadık
GözyaşLarıNı SiLmék İçiN DokuNmadık béyaz bir TéNé
KIZma BaNa TMM Mı CaNıMIn İçİ... VéLhasıL biz DokuNamadık KIZma BaNa TMM Mı CaNıMIn İçİ...
Artık StériL StériL YaşıyoRuz Vé biz Nérdéysé StériLLiktéN ÖLüyoRuz





Alt 03-07-2008, 13:44 #50

muzur kedi

``- sto kalo


Atlatmamız gereken kasırgayı,Atlatamıyoruz ..
Sanırım yenik düşüyoruz,Ayrılığa ..
Kızmıyorum ..
Cesaretin yoktu senin mesafeleri ve engelleri aşmaya..
Yaşadıklarımız asla unutulacak şeyler değil ,
Öyle bir an gelirdi ki
İkimizde deli gibi gülerdik ..
Bizi güldüren şeyin ne olduğunu bilmeden ..
Kimse umrumuzda olmazdı,
Sanki kimse yokmuş gibi etrafımızda ..
Ama ağlamalarımız hep baş başa olurdu
Ağlarken,yani en zayıf anımızda
Bizi kimse görsün istemezdik .!
Sarılırdım sana sımsıkı,ağlardım hıçkıra hıçkıra ..
Sense tutmaya çalışırdın gözyaşlarını..
Fakat ne kadar tutmak istesende
Damlardı Gözlerinden Göğsüme bir iki damla gözyaşın ...
Sonra avuçlarının arasına alırdın yüzümü ,
Dokunurdun yanaklarıma,
Silerdin gözyaşlarımı..
O an gözlerimizin içine bakardık
Benim gözlerim ıslak,senin gözlerinde nemli olurdu...
Korkuyorum sevgilim .!
Dışardan bakınca insanların gözünü boyayan
fakat içinde yaşadığında kapkara dipsiz bir kuyu gibi olan bu şehir
Ürkütüyor beni ..
Anladım ki ! Ben bu şehire hapsolmuşum .!
Senin bana verdiğin güven
Nasıl bu kadar yıkılmaz,bitmez,tükenmez oldu ...
Onca şeye rağmen,en kötü günümde ve en zayıf anımda yani kendimi çaresiz hissettiğimde

Ellerim ;Ellerinin sıcaklığını hissetmek için,
Gözlerim ;Gözlerinde ki huzuru ve güveni görmek için,
Başım ise ;Omzuna yaslanıp ağlamak için,
Seni arayacak .!

Bunların hepsini sende hissedeceksin biliyorum ..
Yüreğimin nasıl çığlık çığlığa ağladığını
Bu sefer bilmiyor senin yüreğin .!!

"Yaşadıklarımızı unutmam..
Senin yerine bir başkasını koysamda seninle mutlu olduğum gibi onunla mutlu olurmuyum (Meçhul)..
Seninle yaşadıklarımı onunla yaşarken aklıma geleceksin.
Herşeyden bıktığımda yanımda sadece Senin olmanı isticem.."

Yaşadığımız ve yaşayacağımız onca günleri hiçe sayarak Gidiyorsun ya ...
Git..(me) Sevgilim .!
Sende biliyorsun ki .!
Ayrılık Bize Hiç Yakışmayacak .!!!





Alt 04-07-2008, 20:21 #51

Enteresan

...


Muzurcum teşkkür ederim canım hepsi güzel





Alt 04-07-2008, 20:22 #52

askım_askım

Foruma Isınan Üye


sprdii saolasın kardeş...





Alt 04-07-2008, 20:22 #53

Enteresan

...

Sen HeSapLa Geri KaLanı !


Birlikte yürüdüğümüz yolun uzunluğunu değil, yaşadığımız yolu hesapla!
Ben sana yağmur yağarken, gökyüzüne bakıp sevinmeyi öğrettim!
Sevinmeyi hesapla!

Gün gelir; ölürüm...
Yokluğumu hesapla!

Kainat boşluğunun sonsuzluğunda ritmik bir noktacık; dünya...
Koca dünyada ritmik bir noktacık; kalbim...
Rabbimin “Hiçbir yere sığmam; oraya sığarım” övgüsüyle yüce...
Ve ama, hırsının örsünde vahşice;
Kırılmayı hesapla!

Başucundaki eski bir kitap gibiyim çocukluğunu fısıldayan...
Beni değil, kendini verirsin eskiciye!
Ve seni kime sorarlar sonra?
Sen kime sorarsın kendini?
Kaybolmayı hesapla!

Beni bulabilirsin belki...
Ama belki...
Güvercinlerin olduğu yerde;
Fatih’te, Eyüp’te veya Yenicami’de...
Bir avuç yemi savururken havaya...
Sessizce ağlarken,
Veya.
Bıraktığın yerde;
Bulabilmeyi hesapla...

İlla ki ölürüm...
Yokluğumu hesapla!





Alt 04-07-2008, 20:23 #54

Enteresan

...

Can ßir Daha Can Olmaz !


Bir cana sebeb oldun
şimdi vicdanınla baş başa kaldın
pişman olup ağlasan
giden deri dönmez bir daha
can toprak olmuş
pişman olup ağladığını görmez
bu cana sen sebep oldun
vicdanınla baş başa kalsan
resimler anılar canı yaşatmaz
her şey eskisi gibi yerinde kalmaz
can bir daha can olmaz





Alt 04-07-2008, 20:23 #55

Enteresan

...

AcıLarım Temmuz


Bir başıma kaldım yine…
Hangi yolculuğa çıksam valizimi toplayıp,
keskin dönemeçlerde uçurumlara yuvarlandı sevinçlerim…
Bu kadar düş/üş,bunca kan lekesi yüreğimde
ve yaz-kış direncimi örseledi duvarlar…
Mevsimini unutmuş dalgın rüzgarlar çöreklendi gülüşlerime…
Öfkelenipte olur olmaz şeylere ,
her gece cümleleri bıçakladım kalbinin tam ortasından…
SOKAKLARIM TEMMUZ…
Yırttığım dönüş takvimini bantlayıp asıyorum duvarlarıma..
yine bir yolculuk gelip dayanıyor alnıma,
uyuyan bir bebeği öper gibi…
Uyanıyorum…Sarıp yaramı düşüyorum yollara…
Yoksul ve azıksızım…Öykülerimden kalan kırıntılarla doyuruyorum ruhumu…
Umudun hırkasını giydiriyorum üşüyen gecelerime…
Sesimi vuruyorum uzaklığın pasına…
UMUTLARIM TEMMUZ…
Şimdi bir sözdür gözlerine verdiğim her şeyimle,
tutunuyorum kuyuma uzattığın ipe…
Yanaşıpta kıyılarına su çekiyorum eksilen düşlerime…
Duvarımda biten çiçeklere ekleyip soluğunu,
içime çekiyorum bir uzun hava gibi sevgini…
Öyle içten,öyle hesapsız…
Alnıma yazılmış olsa da kavga;
Teslim olmadım bu insan öğüten çarka…
tutanaksız acılar iliştirdim üst üste yüklü
suç dosyalarımın infazına ilişkin ek kararlarına…
Bekle beni İstanbul; savaş ertesi cümle toplulukları savuracağım yedi tepene.
Atıp terkime sevdiğimi…
ve kuşanıp kalemimle kağıdımı,mahmuzluyorum atımı…
Bir yarım sende kalmıştı ya İstanbul,
Şimdi tamamlıyorum bizi…





Alt 04-07-2008, 20:24 #56

criminal_girl

Deneyimli


paylaşım için saoLun





Alt 04-07-2008, 20:24 #57

Enteresan

...

Can GözLéR


Gözlerini bana ödünç versen
Yüzyıllığına
İçindeki yıldızlarla
Gülüşüne sarmalayıp
Ruhundan tat bandırıp
Bende alıp onları
Döksem kalbimin kalıbına
Ve onu açacak
Anahtarı olsa
Ama onlardan daha
Çok ama çok kalsa
Gecelerimi aydınlatacak
Yıldızlarıyla
Gündüzlerimi süsleyecek
Aşk kokusuyla





Alt 04-07-2008, 20:25 #58

Enteresan

...


Alıntı:
criminal_girl´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
paylaşım için saoLun

Rica Ederim GözLerinize sağLık..





Alt 04-07-2008, 20:25 #59

Enteresan

...


Alıntı:
askım_askım´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
sprdii saolasın kardeş...

GözLerine sağLık.





Alt 04-07-2008, 20:28 #60

Enteresan

...

Seni ÖzLemeye GidiyoRum...


KIZma BaNa TMM Mı CaNıMIn İçİ...

Bir Güneş Yanaşıyor Ufuklarıma
Açıyor Kapılarını
İniyor Yolcuları Tek Tek
Işıl Işıl
Bir Tek Sen Olmuyorsun İçlerinde
Benim Beklediğim Sen..
İşte O An Ben
Henüz Hareket Etmiş Olan
Gecenin Arkasına Asılıp
Seni Özlemeye Gidiyorum....

Bir Bulut Yanaşıyor Gözlerime
Açıyor Kapılarını
İniyor Yolcuları Tek Tek
Damla Damla
Bir Tek Sen Olmuyorsun İçlerinde
Benim Beklediğim Sen..
İşte O An Ben
Hüzün Gemilerine Binip
Senı Özlemeye Gidiyorum....

Bir Rüzgar Yanaşıyor Yüreğime
Açıyor Kapılarını
İniyor Yolcuları Tek Tek
Efil Efil
Bir Tek Sen Olmuyorsun İçlerinde
Benim Beklediğim Sen..
İşte O An Ben
İçimdeki Fırtınaya Tutunup
Seni Özlemeye Gidiyorum....

Bir Gece Yanaşıyor Düşlerime
Açıyor Kapılarını
İniyor Yolcuları Tek Tek
Renk Renk
Bir Tek Sen Olmuyorsun İçlerinde
Benim Beklediğim Sen..
İşte O An Ben
Kabusların İçine Karışıp
Seni Özlemeye Gidiyorum....

Geldiğinde Yoksam Eğer
İnmiyorsam Ellerine Yanaşan Dokunuşlardan
Bil Ki
Seni Özlemeye Gitmişim....

Ne Zaman Dönerim Bilmem...






Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:15 .