#1001
Yasamin son evresindeyim
Seni aramaktan ey yar delirmekteyim
Evliya celebi gibi gezinmekteyim
Bulamadim seni simdi nerdesin

Uzakta olsanda hep seninleyim
Askimin melhemeni beklemekteyim
Sonu olmayan bir yolda yuremekteyim
Bulamadim seni simdi nerdesin

O guzellikten eser kalmadi
Gozumun yasi hic kurumadi
Artik konusucak lafim kalmadi
Bulamadim seni simdi nerdesin

Gel zaman git zaman oldum avare
Yoruldum artik kalmadi care
Bu deli aşık der ki yanmaktayim gunden gune
Bulamadim seni simdi nerdesin



#1002
AY YÜZLÜM

Zaman hancı bulut yolcu
Şimdi gitti en son yolcu
Bitmedi mi hasretin borcu
Neredesin ay yüzlüm

Gece çöker güller solar
Gözlerime yaşlar dolar
Hatıralar bende ağlar
Neredesin ay yüzlüm

Karakollar mı kuruldu
Kelepçeler mi vuruldu
Bak bugünde akşam oldu
Neredesin ay yüzlüm


#1003
BEKLENMEYEN AŞK

Asla sevemem sanmıştım birini böyle delice...
Ama sevdim!
Anlayamadım, neden nasıl?
Hiç sormadım ki kendime!...
Sevmenin suç olduğunu,
Mutluluğun ne kadargüç olduğunu
Anladım sayende ve
Sevdim seni hep delicesine...

Mutluluğu hayallerde aradım.
Hasreti, sevgiyi...
Aşkı efsanelerde tanıdım.
Hiç düşünmedim!
Bir gün yaşarım diye...
Yaşadım ve
Sevdim seni hep delicesine...

Peşinde koşmaktan yorgun düşsede dizlerim,
Ardını asla bırakmamacasına,
Seni unutmamacasına, yetişircesine...
Koştum hayalinin peşinden ve
Sevdim seni hep delicesine...


#1004
GÖZÜMÜN NURU

Sende istemezdin değil mi ,
Kayarak yıldızlar gibi,
Karanlıkta bırakıp gitmek ?
Üstelik güneş doğmadan,
İki laf etmeden daha
Yıldırım gibi çarpmak
Söyle, ey gözümün nuru;
Sende istemezdin değil mi,
Bir mum alevinin son çırpınışları gibi,
Karanlığın içinde yitmek ?

Asla suçlayamam seni;
Söylemeden bilemezsin,
Seni, sana anlatmaya kalksam
Yirmi –dokuz harf kifayetsiz.
Nerden bilirsin süzülerek girip de
Gönlüme ateş düşürdüğünü ?
Nasıl anlarsın içim yanarken ,
Tenimin titrediğini.
Öyle sıcaktı ki ,o bakışlar ;
Sanki, güneşten yansımalar
Bende anlayamadım o an,
Kıvılcımların büyüklüğünü .
Hakkım yok, seni suçlamaya.
Hakkım yok ,sana sitem etmeye
Nasıl anlarsın görmeden
Saman yolunun döküldüğünü.
Engelleyebilir miydin o bakışları,
Söz dinler mi duyguların,
Hissedebilir misin çaresizliğimi,
Ve düşünebilir misin ? gücümün yetmediğini.
...
Bu, sana sitemim değildir
Unut-gitsin söylediklerimi
Ben, anlatamadım derdimi,
Kilit vurdum gönlüme .
Fakat,ne olur, ne olur bana söz ver,
Ey gözümün nuru;
Birazcık hatırım varsa eğer;
Başkasına bakma öyle !?
Farz et, senin ki; bir kıvılcımın közleri,
Farz et, ben de; o yangının külleri
Farz et ki, bir akşam üstü geldi;
Karanlığın nazarı değdi.


#1005
SENİ UNUTMAK İSTEDİM

Seni unutmayı düşündüm yine dün gece.
Bir sigaranın üstüne yazdım adını.
Duman duman atacaktım seni içimden,
rüzgar savurup götürecekti küllerini.

Sigaram bittiğinde kurtulacaktım senden,
silecektim gözlerimden hayalini.
Ama nerden bilirdim senden kurtulacağım derken
her nefeste seni içime çektiğimi..


#1006
SENİ YAŞAMAK

asla unutma
asla yok sayma demiştim
sana degil kendime
söz verniştim
söz hükümsüzdü elbet sence
sen tutamadın tutamazdın
savrulup gittin bu yüzden
şimdi yoksun
yokluğun umrumda degil
nah şuramdayken sen
unuttur unutturabilirsen kendini
git gidebildigin kadar uzağa
ayrılık dedigin neki
ihanet nece
başka göklerin altında ol
başka iklimlerde yaşa ne farkeder
başka limanlara sığın
başka yüreklere konuk ol
unut yoksay ne çıkar
sen can içinde can gibiyken

bu yürek
seni unuturmu ölümden önce
seni yok saymak
yürek işi degil bitanem
hangi vakte koysam sığmıyorsun
bütün zamanlar sana yazılı
sana yazılı gece ve gün
nesala konuğusun hala
bütün gecelerimin
geceyi takıp geliyorsun saçlarına
gülüşün gelip tam karşıma oturuyor
hüznün onun yanına
sesine yer açıyorum en baş köşede
yarenlik ediyoruz bir güzel
okadar çoğalıyoruzki bilemezsin
milyon milyon karşılıyoruz günü
milyon milyon kucaklıyoruz güneşi

sen bu yürekteyken
bütün mevsimler bahar
bütün aylar mayıs sevdigim
daha ben çok yaşarım
ölüm uzak git dedim haberin yok
ben unutunca ölürüm çünkü
hadi gel
unut unutturabilirsen


#1007
Dokunamazsınız yoktur göz yaşları,
Duyamazsınız sesizdir feryatları
Solar yüreğinde gülden umutları
Dayanamaz!...Aşk ağlarsa...
Keskindir sevdanın kılıcı
Gönülde bırakır derin bir acı
Tabiplerde bulunmaz ki ilacı
Korkuyorum!ya...Aşk ağlarsa...
Yakışır umuda sevda hırkası
Hep aşk içindir gülle kavgası

AŞKIM SENİ SEVİYORUM


#1008
Hadi gidiyorsun
Yürekten kan gidiyor, sen gidiyorsun
Herşey gidiyor
Gökte bulut, dağda kar, düzde kervan gidiyor
Solgun bir gül oluyor insan
Bir demet kar çiçeği ölüyor, sen gidiyorsun
Ne ucuz yaşıyorsun, ne kolay
Bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
Bakma öyle
Ben kanıyorum sen üşüyorsun

Kolay değil bir yalan bu
Yaralayan koca bir yalan
Yalan işte
Sevdiğim yalan
Şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
Ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi
Yumuşacık sıcak bir yalan

Islak gözlerimle geçiyorum
Yaralı bir ceylanın kalbinden
Ceplerimde kül var
Bir yangından arta kalan

Sorduğum adreslerde kimse oturmuyor
Ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman
Herşey bir yalan gibi yandığı zaman
Yalnız olduğunu anlıyor insan
Anladım ve geçtim
Yaralı bir ceylanın kalbinden

Aynamı kırdım, fotoğraflarımı yaktım
Nasıl da acımasızdım tafralarıma karşı
Nasıl da umarsız

Su gördüm düşümde
Karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu
Ceplerimde kül vardı ve yanıyordu
Sonra sabah oluyor
Ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu

Hayır, diyordu bir dağ köylüsü
Hiç bir şey için geç değil
Ve geç değil
Birşey için hiçbirşey
Birşey vardı öyleyse, birşey
Beni çeken
Güneşin dağdasından uzağa
Kocaman çayırlara çeken birşey
Gümrah ırmaklara
Sonra sıcağa sonra acıya
Sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan
birşey

Tutsana beni bırakmasana
Olsun, yaralasana
Olsun, ağrısa da
Yalan da olsa kalsana

Dağ köylüsü aşkın olduğu yerde ben varım
Sen olmasan da ben varım
Yağmur yağar, saçlarım filizlenir
Bir yıldız düşer omuzlarıma
Islık çalar, ıslanır, şarkılarımı söyler geçerim kapımdan
Camların buğusundan ve yağmurun kokusundan

Tanırlar beni
En iyi yalanlarını alırım onların
Adresler sorarım kimseler oturmaz orada
Ve kimseler olamaz ben sordukça

Dağ köylüsü
Şimdi gidersen
Şimdi git
Kalırsan şimdi


#1009
Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,
Merak ediyorum neler yapacağınızı...
Biliyorum ama
Böylesine şerefli bir konuğa açacağınızı en güzel odanızı,
Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını,
Ve inandırmaya çalışacağınızı,
Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı;
Gerçekten evinizde ona hizmet etmekten alacağınız hazzı.
Fakat söyleyin bana,
Efendimizi evinize doğru gelirken gördüğünüzde,
Onu kapıda mı karşılayacaksınız?
Yoksa onu içeri almadan önce, aceleyle,
Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp
Yerine Kur'anı mı koyacaksınız?
Peki hala Amerikan filimlerini seyredecek misiniz televizyonda?
Yoksa kapatmaya mı koşacaksınız aceleyle,
O size kızmadan önce?
Kimbilir?
Belki de ağzınızdan hiç çıkmamış olmasını mı dilerdiniz,
Hatırlayamadığınız en son çirkin kelimeyi...
Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?
Ve bunun yerine ortalığa,
Kitaplığınızın raflarında tozlanmış,
Hadis kitapları mı çıkaracaksınız?
Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz?
Yoksa teleşla ne yapayım diyerek,
Sağa sola mı koşturacaksınız?
Merak ediyorum:
Eğer Peygamber Efendimiz,
Bir kaç günlüğüne sizinle birlikte yaşasa,
Yapmaya devam edecek misiniz,
Her zaman yaptığınız şeyleri?
Ailenizdeki sohbetler eski halini koruyacak mı?
Her yemekten sonra sofra duası etmeyi,
Yine zor mu bulacaksınız?
Hiç yüzünüzü asmadan,
Oflayıp puflamadan,
Her vakit namazınızı kılacak mısınız?
Ya sabah namazı için,
Sıcacık yatağınızından,
Erkenden fırlayacak mısınız?
Peki ya yine mırıldanacak mısınız,
Her zaman söylediğiniz şarkıları?
Ve okuyacak mısınız,
Her zaman okuduğunuz kitapları?
Peki bilmesine izin verecek misiniz,
Aklınızın ve ruhunuzun beslendiği şeyleri?
Yoksa hiç bilmemesini mi isterdiniz?
Şöyle diyelim ya da:
Gideceğiniz her yere götürebilecek misiniz Peygamberi de?
Yoksa birkaç günlüğüne değişecek mi planlarınız?
Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla?
Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız,
Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?
Şimdi söyleyin açık yüreklilikle,
Onun kalmasını ister misiniz sizinle?
Sonsuza dek, hep birlikte...
Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız,
Ziyareti bitip gittiğinde?
Gerçekten bilmek ilgi çekici olabilir değil mi?
Bilmek ve düşünmek,
Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse
Yapacağımız şeyleri...
Eğer bir gün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse,
Yalnızca birkaç günlüğüne aniden çalsa kapınızı,
Merak ediyorum neler yapacağınızı ...


#1010
sen yoktun geceyi bin yıldıza bölerdim.uykuyu kendime haram ederdim.yorgun sabahlara güneşsiz yarınlara uyanırdı hergün yüreğim.kime sorsam bilmezdi seni.öfkem onlara değil hep kendimeydi.ağlamaksa içe akıtılan gözyaşları,kimse görmezdi. her yağmur yağısında bu kente damla damla düserdi özlem.ıslanmak değildi beni korkutan,o damlalarda boğulmaktı.yokluğun ben boğardı.öyle zorki dayanmak,sensiz gecen her dakika yüreğime çözülmeyecek bir düğüm atardı.
sıkılırdım,bunalırdımda,isyan bile edemezdim,sesim çıkmazdı. beni umursarmıydın,böylesine acı çekmemi anlarmıydın bilmiyorum.yoktun çünkü,olsaydın ben böylesine acı çekmezdim ki.olsaydın özlemek denen şeyin bu kadar zor olduğunu bilmezdim ki..
sahi nasıl gitmiştin sen?niye gitmiştin?yıldızlara yazdığımız sevda bitmişmiydi?maviye yüklediğimiz aşk tükenmişmiydi?kimdi seni çağıran yanına?bir bulsam cevaplarını bu soruların..çaresizlik diye bir şey varmış hayatta ve ben bunu yeni öğreniyorum..
bazen kendimle savaşıyorum,seni sevmekten kurtulmalıyım diye.öylesine karmaşık bir denklemki bu....
seni sevmekten kurtulamazsam,benliğimi yitireceğim.ben , ben olmaktan çıkacagım bılıyorum.kurtulmayı başarırsam bu kez yüreğimdeki boşluğu nasıl dolduracağım peki? sensizliği yaşamaya alışmaktanda korkuyorum.sensiz olmaya alıştıktan sonra bir gün çıkıp gelsen seninle yeniden birlikte olmayı beceremem diye korkuyorum.bir çözümü olmalı bu işin var biliyorum ama bulamıyorum ...
sevgilim gitmeseydin en tutkulu aşkın,en koyu sevdanın,en güzel masalın kahramanı olacaktın.ben seni sevecektim,hiç bitmeyen bir aşkla.hep sana bakacaktım hiç yorulmadan.hep sana dokunacaktım hiç bıkmadan.ayaktayım ve yaşıyorum.özleme,çaresizliğe,vefasızlığa ve tek başıma taşıdığım bu aşka rağmen yaşıyorum.geleceğe dair umudumu yitirmedim henüz.şimdi her nerdeysen başını gökyüzüne çevir ve en parlak yıldıza bak..işte ordayım ben,seni izliyorum.hala yüreğindeysem.hala bana dair özlem varsa içinde ve hala aşkı yaşatıyorsan içinde...

sevgilim,orda durma,bak ellerim burada..


#1011
Sensizliğin ışıkları vuruyor bu sabah yine,
Ne yapsam dinmiyor hasretin.
Varlığın hayatımı aydınlatırken,
Yokluğun karartıyor.
Hasretin dinmek bilmiyor,
Her geçen gün hasretimi,sevgimi ve seni büyütüyor içimde.
Biran önce kavuşmak istiyorum sana.
Aramızdaki mesafeler kısa bir süreliğine engel oluyor buna.
Dayanmam lazım bu hasretine,
Çünkü sonunda SEN VARSIN


#1012
Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi.
Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün...
Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir.

Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken...

Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı?
Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi..

Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi?
Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi?

Gene ayni korkular, ayni endişeler...

Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz?

Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için..
O değere sahipken de, yitirdiğimizde de..
Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK..

İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak..

Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak,
o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki?

Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için.

Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz..
Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz.

Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli,
doğrularımız her zaman tek doğrudur.

Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları...

Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız?
Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki?

Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ?
Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz.

Sonuç YALNIZLIK .

Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri,
paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz
değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar.

O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz.

Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi?
Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku??

Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır.

Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen...
Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki...

Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır.
Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur.
Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın.
Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin.
Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar.

Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var
Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü

AYRILANLAR HALA SEVGILI..


#1013
AŞK YAĞMURU
KARARMIŞ BAŞIM BULUTLARLA DOLU.
GAYRETLE ADIMLADIĞIM AŞK YOLU.
SIRIL SIKLAM OLDUM ANİDEN,
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

KORLANMIŞ DUYGULARIMA İNDİN SEN
ÜFLEDİN ALEVİME KÖRÜKLEDİN SEN
YANARIM AŞKIN ATEŞİNE ÇİZELE SEN
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

İZLERİNDEKİ ÇAMURU AVUÇLADIM.
BULAŞMIŞTIR DİYE KOKUNU,
HASRETLE DAFALARCA KOKLADIM.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU

ÖNCE ÇİZELEDİ SONRA KUDURDU.
ANSIZIN YÜREĞİMDEN VURDU,
YARALADI DOSTLAR SİNSİCE BENİ.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

ŞİMDİ AKIP GİDİYOR SEL OLDU.
ÜMİTLERİM BU SELDE BOĞULDU,
SÖKTÜ KÖKLERİMİ TUTUNAMİYORUM.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

ISLANDIM ÜŞÜYORUM KANIM DONDU.
SANA BİR GÜL ODA ELİMDE SOLDU.
BU AŞK HIRÇIN DUYGU SELİ OLDU.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

SEN SÜRÜKLEDİN BİR BEN DÖNDÜM
DERELERDEN TEPELERDEN SÜRDÜN
DÖNE DÖNE SANMAKİ SÖNDÜM
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMUR


#1014
Ben sensizken çok ağladım
Aklımdayken adın, hayalin, sözlerin hele gözlerin
Bensiz nerelerde diye
Çok yürek dağladım
Ben sensizken çok ağladım
Adını koyduğumda her satırıma
Adını koyduğumda uçan her kuşa
Adını koyduğumda her gülen çocuğa
Bi de sen geleceksin umuduyla
Ben sensizken çok ağladım
Sakız oldum el alem diline
Ayıplayanlarda oldu destek verenlerde
Gece gündüz durmadan aradım
Sordum herkese
Ben sensizken çok ağladım
Elimi çektim artık yaşamdan
Seni bekler oldum hayalinle uyuyup hayalinle uyandım
Yandım
Alevlerimi görenler oldu ama söndürenim olmadı
Anlamadı taş kalbin seni nasıl sevdiğim
Ama şunu söylesinler sana
Ben sensizken çok ağladım


#1015
Bırak! Dokunma!


Gidişinle enkaza çevirdiğin ruhumu artık rahat bırak!
İstemem toparlamaya çalışma, zaten alışkın

kalbim anlamsız yalnızlıklara.


Dönüp bakma arkana, sıralama ardı ardına saçma

sapan pişmanlık üzgünlük cümlelerini
Çünkü işe yaramaz daha öncede gördüm bunları.
Yalnızlığımla beni baş başa bırak

ve artık defol git.


Kahrolası karanlıklara terk et beni.
Uykusuz gecelere güneşi olmayan sabahlara

hediye et bedenimi.
Korkma gelmem, peşinden dön demem,

gitme de demeyeceğim.
Öylece çek git.


Bırak! Dokunma! Gidişinle enkaza çevirdiğin

ruhumu artık rahat bırak!
Defol git, kapıyı çıkarken açık bırak,

belki bir teselli belki bir anı
Giriverirse diye senden kalan

sana ait olan.



Hadi işin bittiyse çekte git, yalnızlığımla

baş başa bırak beni.
Git artık git de bir an önce alışmaya

başlayayım güneşsiz sabahlara.


Kapıyı kapama!
Bırak! Dokunma!



Gidişinle enkaza çevirdiğin ruhumu artık rahat bırak!
Artık istemiyorum seni hadi defol git

kalbimden ve beni artık rahat bırak….



Alıntı


#1016
Ne ayrılıktı bizim sonumuz,
Ne de vakitsiz bir veda arefesi.
Hiç bitmeyecek derdik hep.
Kimse ayıramazdı bizi.
Sonu yoktu bu rüyanın.
Her dem taze kalacaktık.
Ve her bahar aşkı kucaklayacaktık.
Ama bitti sevgilim.
Biz bitirdik rüyamızı.
Biz bitirdik baharımızı.
Biz bitirdik bizi.
Şimdi ne biz var artık,
Ne sen, ne de ben.
Biz bittik sevgilim.
Biz bittik.

Yağmurlu bir bahar sabahı,
Bir merhaba ertesi bitirdik herşeyi.
Biz bittik sevgilim.
Biz bittik.
Biz yokuz artık.

Dönüşü yok geriye bu gidişin.
Son gemi de ayrıldı limandan.
Ve son cemre de düştü bedenimize.
Biz bittik sevgilim.
Biz bittik.
Herşey bitti.


#1017
Buz tuttu yüreğim yüreksizliğinin acımsı soğuğundan
Bir o kadar hissizim şimdi bir o kadar kırılgan..
Nedendir bilinmez sana olan zayıflığım ve nedense sana susamışlığım
Halbuki örmüştüm kalbimi bir duvar misali
Dikenli teller çevrelemiştim etrafına sımsıkı
Nasıl sızdıysan içeri ve nasıl becerebiliyorsan bu kadar yarayı açabilmeyi
Bir meltem tadındaki umutlarımı poyrazınla parçala
Ve nasıl girdiysen yalnızlığımla arama işte öyle git atık..


#1018


ŞEHİTLER


Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
Sakarya'da, İnönü'nde, Afyon'dakiler
Dumlupınar'dakiler de elbet
ve de Aydın'da, Antep'te vurulup düşenler,
siz toprak altında ulu köklerimizsiniz
yatarsınız al kanlar içinde.
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
siz toprak altında derin uykudayken
düşmanı çağırdılar,
satıldık, uyanın!
Biz toprak üstünde derin uykulardayız,
kalkıp uyandırın bizi!
uyandırın bizi!
Şehitler, Kuvâyi Milliye şehitleri,
mezardan çıkmanın vaktidir!


#1019
hırcın kardeşim cok saol


#1020
+KaRDeLeN+

Şimdi tam vakti, ufka bakmanın ve aşka kapılmanın. Güneş sıyrıldı karanlıklardan, sıcacık bir tebessüm düşürdü içimize. Ruhlar kanatlandı, karamsarlık yıkıldı. Beklenen ümit, bir güvercin kanadında gelip kondu penceremize... Şimdi tam vakti, dillerden düşmeyen bir şarkıyı mırıldanmanın, her tınısında baharı anlatmanın... Güllere sarılmanın tam vakti, dikenlere aldırmadan. Güllerin şarkısını söylemenin tam vakti. Onlar lâyık bu sevgiye, baharı müjdeliyor, yapraklarında ümitli şebnemlerle geliyor, yüreği hüzünlü aşkıma sesleniyor: "Üzülme, tasalanma... Her gecenin sabahı, her kışın baharı var. Çekilen bunca çile inanıyoruz ki, nurefşan bir baharın müjdecisidir inşaallah." Şimdi tam vakti, kalemlere sarılmanın; bu anı mısra mısra hece hece yazmanın tam vakti... "Beklenen an geldi, bitti gece", harfler omuz omuza versin, her cümle destanlaşsın kalemlerin ucunda, kâğıtların üzerinde... Asırlardır üç noktayla yarım kalmış cümleler devam etsin ellerimizde, her cümle ilhamını ruhumuzdan alsın. Şimdi tam vakti, koşmanın; gökkuşağına. Dünyayı ümidin renkleriyle boyamanın tam vakti. Çocuklara gökkuşağından uçurtmalar yapmanın tam vakti. Onlar da gülsün, sevinsin; bilsinler gül mevsimini. Koşmanın tam vakti; güneş doğarken ufuktan, ak atlarla gurbetteki sevdiğime gülleri sunmanın tam vakti... Zaman şahit olsun bu manzaraya; ışık karanlığı boğuyor... Bu ne lütûf, bu ne ikram ya Rabbî! Bu ikrama; şükür gerek. Hadi ağlayın! Gözyaşlarınız mahrum kalmasın, mühür gibi düşsün toprağa, toprak da şahit olsun. Şimdi tam vakti, durduralım saatlerimizi. Güzel şeyler söylemenin, dünyayı güllerle bezemenin, gül kokusunu doya doya içimize çekmenin, şimdi tam vakti. Şimdi tam vakti, Şimdi tam vakti, bir şarkıyı söylemenin; "Sen gelince, bahar gelir gül pembe..."




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:14 .