ßeni Güzel Hatırla >>birbirinden güzel şiirler

#1
BENİ GÜZEL HATIRLA
bunlar son satırlar..
farzetkı bır ruzgardım esip gectım hayatından,
yada bir yagmur sel oldum sokagında
sonra toprak cektı suyu...
kaybolup gıttım, belkı de bır ruya ıdım senın ıcın
uyandın ve ben gıttım
benı guzel hatırla
cunku; sevdım senı ben her seyını
sana sırdas oldum,dost oldumm, koynumda agladın
yuzune vurmadım hıc bır eksıklıgını
benı uzdun kınamadım
alısıktım vefasızlıga , el oldun aldırmadım...
benı guzel hatırla
sayfalarca mektup bıraktım sana
şiirler yazdım her gece cogunu okutmadım
sakladım gunahını sevabını ıcımde sessızce gıttım...
senden oncekıler gıbı sende anlamadın
benı guzel hatırla
sana unutulmaz geceler bıraktım sana en yorgun sabahalar...
gülüşümü gözlerimi sonra sesimi bıraktım.
en guzel şiirleri okudum gözlerine baka baka
soylenmemiş merhabalar sakladım
her koseye vedalar bıraktım duraklarda
ne ararsan bir sevdanın içinde fazlasıyla bıraktım ardımda
beni guzel hatırla
dizlerinde uydugumu dusun sacını oksadıgımı
usuyen ellerını ısıttıgımı
mutlu oldugun anları getır gozunun onune
gozlerınden optugum dakıkaları...
bırazdan kapından ıcerı gırecegımı dusun.
sasırtmayı severım bılıyorsun
bu da sana son suprızım olsun.
sımdı senınle yasanan gunlerı
atese verıyorum
benı guzel hatırla ben gıdıyorum..!!


AKLIMA HER GELDİĞİNDE AĞLAYARAK

Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak...
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,
En çok da sensiz...
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,
Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağı Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak
Aklıma her geldiğinde ağlayarak


GÖNDEREN SENSİN


Gidiyor musun diye sorma bana.

Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim ben de.
Senin kadar endişeli...
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
Ama inandıramadım seni.
Sen, sorgularken beni kafanda
Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla.
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.
Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku
Teslim alır bedenleri de.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
O dünya ki bazen minicik bir odada
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasıl da güzeldi...
Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
Sen buna inanmadın. Ah bu sorular...
Yaşamak varken sevdayı delice,
Niye boğarız sorularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni?
Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin.
Ben, seninleyim dedikçe
Sen, hayır dedin.
Zaten az konuşan sen
Olumsuz ne kadar sözcük varsa
Bulup çıkardın ortaya.
Bense hiç bir şey diyemedim



SEVECEĞİM



Gözümü açtım seni gördüm


Seni sevdim ve bağlandım sana

İçimi verdim sana
Tüm benliğimi
Ve veririm hala
Ki bi robot misali
Programlanmışım sana
Sen vardın ve bide sen
Kimse yoktu gözümde
Olmuyordu başkalarıyla
Sen vardın hep aklımda
Gözlerine baksam gözlerindi
Ve tutamazdım kimsenin ellerini
Kıyamazdım ellerime almaya
Senin ellerin gelirdi gözümün önüne
Sesler aynı sen
Ama bir sen aynı değildin
Ve ben bir seni bulamadım
Ki hiç kimsede sen değildi
Kimsede olamazdı
Doldurulamayacak bir yerin vardı kalbimde
O kadar derin bir izdi ki bu
Kim düşse içine kaybolup gidiyordu
Ve ben seni bekledim
Tek hekim sendin
O izi iyi edecek
Ama sende gelmedin
Ömür boyu taşıyacağım
Bir izle bıraktın beni
Eğer olsaydı gidecek bir yerim
Bir dakika durmazdım buralarda
Giderdim
Ama benim gidecek yerim sensin
Açmadın kapılarını bana
Yeterdi yanımda olman
Huzur dolmam için
Tek kelime etmesen bile
Yeterdi yanımda olman
Nefesini hissetmem yanımda
Yada bakmam gözlerine sen bakmasan bile
Yeterdi bana
Unutamıyorum bir türlü seni
Unutamıyor işte şu yaralı kalbim
Biliyorum belki kaçmam gerek buralardan
Sadece alıp sırtıma bir ceket
Kimselere görünmeden
Kaçıp gitmem gerek
Biliyorum aslında hiçbir şeye çare olmayacak
Peşimden gölgemden daha yakın takip edecek beni
Bırakmayacak yakamı anılar
Düşünceler belki de
Tek bildiğim bir şey var
Bütün düşüncelerimin kesişme noktası sendin
Ve gözümü açtım seni gördüm ben
İlk sana seni seviyorum dedim yaban gülüm.
Ve Seni sevdim
Taki gözümü tekrar kapatana kadar.
Seveceğim.




GELDİN YA

Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece.
Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini.
Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez.
Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile...
Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu
sevme hakkından alıkoyamaz.

Sevmek çoğu zaman var olmaktır.
Sonunda bizi yok olmaya götürse bile.
Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum.
Sen bile buna karşı koyamazsın.
Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim.
Bir zaman başkalarında aradım seni,
başka yüzlerde, başka ellerde aradım.
Aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim.

Nasıl olsa gelecektin birgün.
Ve işte geldin de!
Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya,
bilmediğim kederleri öğretmeye geldin.
Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım
hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana.
Birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim.

Bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık.
Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma.
Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin,
mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri
beraberinde sürükleyerek gideceksin.
İşte o zaman yoklukların
en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım.

Ergeç gideceksin; beni anlayamadan,
beni sevemeden gideceksin.
Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden,
tesellisiz bir hüzün kalacak.
Yıllardır aradığım sendin
ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım.
Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni
Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden...

Geldin ya!
Şimdi herşey güzel seninle.
Yürümenin, konuşmanın,
nefes almanın bir başka anlamı var artık.
Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde

İlginizi Çekebilir


#2
Sen

Uğruna canımı verdiğim Yürekten sevdiğim
Kara'sevdamsın Tanrıya el açıp arzuladığımsın
Sen kalbimde yeşeren bir çiçek
Sen beni doruklara yükseltensin
Sen
Sen
Benim var oluşuımsun
Benim dünyam benim yaşamımsın
Sen benim şirinem,sen benim,kalp,atışımsın
Sen benim hayatım yaşamım sen benim ölümümsün...


#3
Boşversene

Bu benim ilk yalnız kalışım,
ݝlk gurbet ellere düşüşüm,
Kendimle savaşımın yıl dönümü,
Hasretim gizli efkarım içine dönük,
Ben ise korkulara sevgi salgılayan tek savaşçı.
Koku nedir çile ne bilmezdi benim yüreğim,
Sen çıkmadan önce tabi,
Özleminle yaktın beni sonra da canlı canlı!
Kavurucu sıcaklık yaktı göğsümü,
Dayanmaya çalıştım ben her ölüm anında,
Beynimi kemiren bu duygusal çelişkilere bir son vermeye çalıştım,
Belki başardım belki de umutsuzluğa yenildim,
Direndim ama gayret ettim yıkılmamak,
Aldanmamak için özlem denilen sancıya,
Sende yoktun yanımda,
Halbuki sadece sen sarardın beni kollarına,
Sen okşardın saçlarımı,
Mavilerimizi paylaşırdık seninle,
Hayatımızı satmıştık her ikimizde birbirimize,
Bağlı kalacağımıza söz vermiştik,
Tek sen değildin beni yıkan,
Anamda beni yalnız bırakıp gitmişti buralardan,
Hasreti hep içimde bir çocuk gibi;
Gece gündüz ağlar oldu,
Susturamadım içimdeki bu feryatları,
Belki de gücüm yetmezdi bu çelişkilere,
Donuk hücrelerime ben seni yazardım oysa geceleri,
Bülbülün feryatları vokal olurdu göz yaşlarıma,
Birlikte söylerdik en içten en güzel şarkıları,
Yıldızları sayarken sen olmalıydın yanımda,
Bu hasret sürgünlerinde beni yalnız bırakmamalıydın,
Hayat boyunca eksik etmemeliydin gülücüklerini benden,
Ayazlar da elimden sen tutmalıydın,
Sadece sen dokunabilirdin gözlerime ellerinle,
Bırakmamacasına sarılmalıydık,
Nede güzel olurdu değil mi?
Ama sen mahvettin bütün bu güzel günleri,
Nasılda kıydın sen bu taze sevgiye,
Kimseler göz etmesin diye ben saklardım sevgimi herkes ten,
Sen başkaydın benim için,
Rüyalarımın prensesi hayatımın anlamıydın sen,
Özgür bir kuş gibi hissederdim yanındayken senin,
Ruhumu sana teslim eder gözlerinde yüzerdim,
ݝçimde burukluk olsa da,
O güzel gözlerin solmasın diye söylemezdim de sana,
Ama bana yaptıkların.....
Yıktın gittin sen beni viran kıldın hapse mahkum eyledin,
Karar kıldın hemen cezamı yazdın deftere,
Bilemezdin asla tahmin edemezdin seni ne kadar sevdiğimi,
Bulutlar bile ağlardı bana bu yalnızlığıma,
Geceleri hasretin daha bi çökerdi omzuma,
Yüklenirdi hep bana hep yalnızlığıma,
ݞimdi ne sen varsın nede o güzel günlerimiz,
Bitti her şey yine sensizim,
Yine bir başımayım,
Ama umudumu yitirmiş değilim,
Hani sende derdin ya “güçlü olmalısın” diye,
Evet güçlüyüm hala ayaktayım,
Ölmedim,yenilmedim hayata,
Aşka dair ne varsa attım kalbimden,
Luzumuna ihtiyaç duyardım arada sırada ama,
Sevgim tünemişti,
Artık lanet eder oluyorum seni sevdiğime seni ilk öptüğüm güne,
Keşke bağrıma kor alevleri yükleseydim de sana aşık olmasaydım diye
pişmanlıklarımı duyuyorum,
Volta atıyorlar pişmanlıklar denizlerimde,
Efsunkar gülüşüne bir yenisi daha ekleniyor,
Ben yeni sevdalara yüzüyorum,
ݝster gel ister gelme,
Bu gemi herkese açık,
Sevilmenin kıymetini bir gün anlayacaksın,
Ve gözlerin yine beni arayacak,
Vuslat diye aranır olacaksın,
Ama ben olmayacağım yanında,
Kendin ettin kendin buldun,
Allah"a emanet ol!


#4

İlişme Yalnızlığıma
Diyorsun ki;
İçimde sana dair henüz oluşmaya başlayan bir kıpırtı var.
Diyorsun ki;
Seni hayatıma katmak istiyorum.
Diyorsun ki;
Mutluluk varılacak yer değil yürünen yolsa gel beraber yürüyelim.

Kulağa çok hoş geliyor söylediklerin biliyor musun?
Bilinmeze açılan yolun karşı konulmaz çekiciliği, sınırsızca paylaşabilmek, bu yolculuğun daha bir çok yolculuğu beraberinde vaat ettiği masmavi bir ufuk düşlemek.
En çok da özlemlerimin ve tüm yaşamak istediklerimin gerçekleşme olasılığı sımsıcak bir düş gibi tepemde dolanıyor.
Boğazda bir vapur düşlüyorum sonra.
Vapurda omzumun yanıbaşında başka bir omuz. Yanımda durmasından sevinç duyduğum.
Yüzümü okşayan rüzgar. Sevebileceğim başka bir yüzle paylaşmaktan gocunmadığım.
Bedenimde dolanıp dizlerimin bağını çözdüren tatlı bir telaş düşlüyorum.
Güzellikler kuşanıyorum sözcüklerinden. Dünyayı kurtaracak güzellikler hem de.

Diyorum ki;
Yalnızlığımdan hoşnutum ben.
Diyorum ki;
Kendini ve o kıpırtını alıp gidebildiğince uzağa git benden.
Yalnızlığıma ilişme


#5

Aramıştım seni, dardaydım. Bir yanımda parçalanan aileler,ayrılıklar bir yanımda sevda... Kalbimin kenarında ince bir kağıt kesiği...Kan damlamadığından, kimseyi inandıramadım acıma.
Herşeyin farkındaydım, kimseyi beklemedim ki ben. Usulca dokundun omzuma, parmaklarının ucuna kadar gelmiş gözlerin. “Susma” dedin. Kapak açıldı. Kalbimin kesiğine düştü harfleri, kanıma karıştı... oyun başladı... ne zamandan beri susuyordum, ne olmuştu da susmuştum hiç hiçbirini hatırlamıyordum... unutmak aşkın morfiniydi, yüksek dozda aldığım... Herşeyin farkındaydım, sürmesini beklemedim , usulca dokunmak istedim omzuna, parmaklarımın ucuna kadar gelmiş “gitme”ler...“sus” dedin. Kapak tüm ağırlığıyla kapandı üstüme

... Sustum... Ne zamandan beri sustuğumu, ne olup da sustuğumu hatırlamamak üzere...


#6
Seni düşünürken kor ateşlere salıyorum yüreğimi…
Yanıyor, yanıyorum…
Gözlerini çiziyorum, arkasına saklandığım cümlelerime…
Söndürüyorum ışıklarını yalnızlığın, rüzgarına kapılınca hayalinin…
Seni görebilmek adına gözlerimi yumuyorum geceye…
Dalıyorum bitmesini istemediğim derin uykulara..

Sen değil,
Sana yakıştırdığım sevgi(m), huzuru getiriyor dünyama…
Sevginin tonlarını iliştiriyor, ruhuma…


Açıyorum gözlerimi, gideceğini bilerek..
İzin veriyorum, bensizliğe hazır duygularına…
Beni hissetmiyorsa yüreğin,
Ne gerek var, içi boş varlığına…?
İşte şimdi uyandım…

Sen’li hayatın ortasını bulamadım ki..
Bir o yana, bir bu yana çekiştirirken sevgim(n)i,
Kırık dökük aynalara takıldı gözlerim..
Gizli kapılar arkasına tutundu umutlarım…


Sen bilmiyorsun..
Kendimden bile gizlediğim kuytuları var, gülen gözlerimin...
Hüzüne çalan renkleri var yüreğimin…

Senin göremediğin, yıkıntılarım,
Sende tutuklu korkularım var benim…

Birde,
Sebebine dahil olamadığın, mutlulukları var yüreğimin…

Görmesen de ‘sana’ kapalı kapılarım var benim…


#7


Ben her zaman ağlamam ama sen giderken iş değişiyor .

Bitiyordu.
...
Bitiyordum.

Bana ait ne varsa ya eksiliyor,
Eskiyor.

Yaşlanıyorum.

Hiç kurumadan,
Güneş yüzü görmeden...

Yaşlanıyorum.


Bir hüznün gölgesindeyim. Adın duyulmuyor ve adımı haykırmıyorsun. Bitmiyor karabasanlarda adını haykırışlar, aynı sancıyla geceyi sabaha katışlar, yalnızlık!

Bu eksiklikte gel de yaşlanma! Sonra uzak bir ülkeden haberler salıp, bilmem hangi gelecek zamanda, güzel olacağından bahsediyorsun anların.

Lakin...

Geçiyor ömründen anlar,
Anlarda dünler,
Bugünler dündeler,
Yarınların geleceği de farksız...

Buna rağmen! Koca koca adımlarla sana göndürüyorum damlaları...

dediğim gibi işte;Ben her zaman ağlamam ama sen giderken iş değişiyor


#8


Gün yine yokluğunu giydi üzerine… Her zaman olduğu gibi bugünde sensizim. Sensizliğin o soğuk duvarı ile karşı karşıyayım.

Sonbahar mevsiminde olalım veya yaz mevsiminde olalım benim için sen yoksan, ben halen soğuk günleri yaşıyorum, yanımda olsaydın eğer mevsim yaz olmuş ya da kış olmuş fark etmezdi benim için, içimi ısıtan sen olduktan sonra isterse bedenim soğuktan tir tir titresin umurumda değil.

Ellerim ve yüreğim üşüyor…

Şimdi yokluğunu soluyorum aldığım her nefeste. Isıtamıyorum yüreğimi, sen yokken yanımda, sen yanımdaymışsın gibi yapamıyorum. Her gün bir önceki günden farksız, her şey anlamını yitirmiş, ben kendi içimde kaybolmuşken bu kadar ya sen neredesin?

Ne yüzünü, ne ellerini, ne de yüreğini hissedebiliyorum bu soğuk sonbahar mevsiminde. Oysa seninle tanıştığımda etraf karlarla kaplıydı o gün yüreğimi ısıtmıştın.

Seni seviyorum derken. Soğuk olan ellerim ellerinde kaybolmuştu. Oysa şimdi, şimdi yokluğun hâkim bende, seni yüreğimin en güzel yerinde yaşamak isterken, senli düşleri yaşamak niye? Her yeni günde sana uyanmak varlığını solumak istiyorum.

Varlığınla bu acıları yüreğime ektin, şimdi yoksun. Neredesin? Çok mu uzaktasın? Yüreğim halen sendeyse bu kısa mesafelerde uzak olmak niye?

Yüreğime ektiğin sevgin artık durmadan kan kaybediyor, ilacı olsa, merhemi olsa, doktor çare bulsa gideceğim yüreğimde ki kanayan yaramı iyileştirmeye, ama yok, yok işte. Yüreğim senin sevginle mutlu olmayı isterken bıraktığın acılarla birlikte kan kaybediyor. Canım çok acıyor.

Verdiğin ya da bana veremediğin sevginle kapanmayan bir yara açtın sevgi dolu olan yüreğime. İnan bedenimi bir kör bıçakla kesseler bu kadar acı çekmezdim. Paramparça etseler bedenimi canım inan bu kadar çok yanmazdı.

Yavaş yavaş ölüyorum sanki hiçbir şeyden tat alamıyorum, hiçbir şey zevk vermiyor bana. Sevgi denilen o güzel duyguya lanet ediyorum bazen. Sevmeye, sevgilinin yanında olmaya lanet ediyorum işte. O kadar soğudum ki; bir buz dağı oluştu yüreğimde.

Yüreğimde hissettiğim duygular birer birer sönüyor, sevgi, mutluluk, huzur… Bana kalan duygular ise hüzün, gözyaşı, acı…

Oysa ne umutlarla, sevgi dolu kalbimle çıkmıştım senin karşına. Seni çok sevmeye söz vermiştim kendime. Seninle olmak, seninle gülmek, omzunda ağlamak...

Seninle paylaşmak istedim bu hayatı… Ben sen dedikçe yok saydın beni, sen benim küçük ama içinde kocaman sevgi barındıran kalbimi görmedin. Nasıl yanmasın yüreğim, nasıl dolmasın gözlerim.

Ağlamak her şeyi düzeltmiyor. Sadece kendimi üzüyorum, kendi yüreğimi eritiyorum günden güne.

Gece yine bana seni hatırlatan “sensizliği” giydi üzerine.

Yine her gece olduğu gibi seni anlatıyorum yıldızlara, sensizliği soluyorum her nefes alışımda. Sana olan bu derin sevgimi, özlemimi anlatıyorum gecenin hüzün kokan sessizliğinde.

Sen bana bu kadar uzakken çareyi gecenin karanlığında yıldızlarda arıyorum çaresizliğimi.

Gecenin karanlığında resmini çiziyorum soğuk taştan duvarlara, gerçekleşir ümidiyle. Yanıma gelip ellerimi tutarsın diye, sensizlikte buz tutan yüreğimi gülüşünle ısıtırsın ümidiyle…

Umutlarımı iyice yitirdim son günlerde… Döneceğine dair umutlarım bitmek üzere, sana olan özlemimi anlatıyorum beyaz kâğıtlara, oysa sana anlatmak isterdim içimde sana karşı atan sıcak yüreğimin özlemle solan çiçeklerini.

Ya “Kal” de, ya da “Git.” Artık sonu olmayan bu çıkmaz sokaklardan kurtar beni. Varlığında yokluğunu yaşamak ne kadar can yakıcı biliyor musun?

Bu mahkemede en ağır cezayı ben alacağım, cezam ise seni yüreğimde saklamak olacak. Seni seveceğim her an. Gülüşüne, ellerine hasret seni yaşayacağım ama sensiz…

Her geçen saniye kanayan bu yaramı daha da büyütecek, kanayan yaralarıma inat ben seni seveceğim… Gitsen bile sevgili. Sen benden gitmedin, halen yüreğimde yaşamaktasın anlatılmaz bir sevgi ile…


Ödediğim bedel sensizlik, yalnızlık, aşksızlık. ve dedim ya bugün dilimde bir şarkı var adı oldu yalnızlık...


#9


Ayrılık düşer bazen merhabalarımıza…
Oluşturduğumuz “biz” kalıpları çöker…
Var olan iki ayrı kutuptur artık…
Ya “vazgeçen” oluruz bu ayrılıkta..
Ya da “ vazgeçilen”…

Bir tercihtir vazgeçmek..
Eksilmiştir yüklediğiniz değerler, gidip de dönmemeyi, dönüp de bakmamayı göze almışsınızdır…
Oluşturduğunuz o “biz” kalıbından kendinizi alır ve gidersiniz bu merhabadan …
Hayata başka bir yerden, başka bir noktadan başlamaktır vazgeçmek…
Yeniden başlamaktır..
Yarın vardır önünüzde..
Ve yarına ait umutlar…

Seçeneksizliktir vazgeçilen olmak…
Giden gitmiştir ardında boşluğunu bırakarak…
Ve siz kalansınızdır…
Orda…
Öylece…
Eksilmektir vazgeçilen olmak…
Bir yokluğun sızısını yüreğinizde anbean taşımaktır…
Vazgeçenden geriye kalan tenhalığı,ıssızlığı kalabalıklarla….
Sessizliği hiçbir sesle dolduramamaktır…
Nedenler ve niçinlerle daha da kararıp uzayan gecelerdir…
Bir sızıyla bölünen uykulardır…
Dağılmak, parçalanmaktır çokça…
Unutmak için zamana umut bağlamaktır…

Zaman akıp giderken hayatımızdan…
Kimi zaman ” vazgeçen” oluruz bir merhabada…
Bir başkasında “vazgeçilen” belki…

Vazgeçmenin umursamazlığında da olsak…
Vazgeçilmenin umarsızlığında da…
Anlar ve anılardır yanımızda kalan…

Sonra…
Bir maske takıp yüzümüze…
Sevginin çıplaklığını örtsün diye…
Katılırız akan zamana yine de…


#10
Bir Çiçek Aldım

Dün gece yine yalnızdım
Sokağa çıktım
Ve kendime bir çiçek aldım
Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda
Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm
Ama her gece gibi
Dün gece de yalnızdım
Ve kendime bir çiçek aldım
Bir saat geri alınmış saatler
Ben geri almadım
Ve bir saat daha yalnız kalmadım
Bir masaya oturdum
ݝki çay ısmarladım
Ben içtim
Sen soğutdun
Sana söyleyeceğim herşeyi unutdum
Çok dert etmedim
Çünki yoktun
Dün gece yine yanlızdım
Rahat ağladım
Yokluğunda gizlemedim gözyaşlarımı
Ve lambaları hiç karartmadım
Dün gece
Her gece gibi yanlızdım
Sokağa cıktım
Ve kendime bir çiçek aldım
Sen sandım
KOKLAMADIM..!


#11
Hatırlanacaktı

Bir melek vardı, peri vardı,
Benim sevdiğim mavi gözlü yardı,
O kadar parlaktı ki gözümü aldı ,
Beni sevmekten ağlattı,
Onlarca kalbi yakardı,
Her önüne gelenle oynardı ,
Bir o kadarda ağır başlıydı,
Ona bakınca gözlerini kaçıracak yer arardı,
Mevsimlerden sonbahardı,
O da solacak sararacaktı,
Kış gelecek kar altında kalacaktı,
Belki bir gün hatırlanacaktı,
Ama unutulanlar hatırlanırdı.


#12


Hadi ey gönlümün sandalı

Bu limandan demir alma zamanı.

Çek halatını sevdanın

Çapası hiçbir yere takılı kalmasın...

Yürekte kanayan yaraya

Sen sakın aldırma.

Zorunda kaldığın bir vedaya

Çevir başını da bak son defa..

Küçük bir yağmur damlası

Olur akar kirpiklerde.

Sevdanın izi kalır

Buğulu gözlerde..


Çek küreklerini ey gönlüm

Gitmenin matemindeyken

Susma da şimdi çığlığım

Sözcükler dilde can verirken.

...........Bir buruk acı
........Bir de yürek yangını
....... Sevgilinin gözlerinde asılı kalır...


#13


Yüreğimden yüreğine sesleniyorum
Her sabah elim yüreğimde,
Günaydın diyorum sana
Her gece elim yüreğimde,
İyi geceler diliyorum sana
Her saniye seni seviyorum diyorum

Yüreğimden yüreğine....

Yüreğin birden hızlı atmaya başlarsa
Bırak adımı bile hatırlama
Sadece beni yüreğiyle seven biri bana sesleniyor de...
Duysun yüreğin yüreğimin seslenişini
Unutmasın yüreğin unutulmadığını
Dinlesin yüreğin yüreğimin söylediklerini
Bak ne diyor yüreğim yüreğine:

Seni sadece seni sevdim ben
Başka gözlerde aramadım gözlerini
Seni sadece seni düşledim ben
Başka hayallere dalmadım
Seni sadece seni özledim ben
Seni seviyorum hep seveceğimde....


Sen bilmiyorsun ama yüreğim hergece yüreğinle kavuşuyor vuslata eriyor


#14



Neydi ki içimdeki bu "ahh"?
Sonsuzluğuma düğümlü günah
.

Bendim
soğuk bir adın ardından koşar adım sürünen. Bendim ellerimde sakladığım düşleri parçalayıp kırık dökük mektuplara bürüyen.



Issızlığıma çokluk sayacak kadarken hep en yalnızlığım oldun neden?

Bir düşü anlatmanın kaç hali vardı dilimde? Kelimelere yüklenen hangi hal halimden haberdar edebilirdi? Hangi kelime bir gözyaşını gösterebilirdi? Yüzüm bile saklarken hüznü
bunu kelimeler başarabilir miydi?





Bir yaraya inatla tuz sürmekti her şey. Ölüme giderken sigara basmaktı içimdeki isme. İsminin üzerindeki darp izlerinden sorgulanmalıydım belki. Suçluydum. Oysa isminde bulunan her iz benim ölüm sebebim oluyordu. Suçluydun…

Tüm korkmalarımı acemi bir cesarete çevirip yürüdüm. Hep kırıldım
hep düştüm…
Bildiklerimi kendimden saklamayı nereden öğrenmiştim ben? Kaç kez yutmuştum ömrümün çığlıklarını?






"Sen ya bir yanılgının yangınıydın ya da yazgının."
Ardı yoktu / ötesi çoktu…
Hiçbir harf yazmaktan öteye gidemiyordu ve hiçbir yazı
yazmak istediğin kadarı olamıyordu. Ben gibi beceriksizleşiyordu.

Tüm acılarının parmak izlerini yüreğimde aramamalıydın. Dillendiremediğin
bilemediğin tüm sahnelerin oyuncusuydu satırlarım. Ben ikileminin kaçışlarıydım. Yanlış adreslerdi avuçlarımda doğru yol diye sakladığım.

Bilmek istenilmeyen her şey susarak dinlenirmiş meğer. Bilinmek istenilmediğimde susulacak mıydım? Her aynada kendimi görmekten uzağım artık. Göz bebeklerimde yatan yaraları tüküremiyorum geçmişe. Sessizce çekip giderken düşlerimin can çekişlerine
içime gömdüğüm gözyaşlarımı sezemeyecek hiç kimse…





Bir gece yarısı bıçaklanırken en sessizliğimden dilimden dökülen harfleri toplayınca hep sen ediyor neden?

Sen bilir misin düş diye sabahlamayı? Ve kırıklarını bir teselli ile değil başka bir kırıkla sarmayı?






Acı bir itiraftım en çok kendimi yaktım…
Şemsiyeler altında yağmura direnirken ruhum
ardımdan geçip giden her şeye sessiz kaldım. Unutulduğum köşedeydim her vakit. Aransam bulunacaktım. Sorulsa tarifi mümkün olan gidişlerim vardı benim. En fazla iki sağa bir sola uzunca adımlardın. Ve adımlarından düşen her ses canımı ağzıma alırdı açıldığında ağzımdan düşecek kadar. Oysa hiçbir adımın kayıplığımın yanına düşmeyecekti. Aranmayacaktım…

Ellerimde bilinmez uçurumlar vardı. O nedenle hep avuç içlerine dönüktü parmaklarım. Gelen durakta kendimden inmek ve bir şehre yüzüstü düşmekti dileğim. Uyuyakaldım. Ne kendimden inebildim ne de bir şehre yüzüstü serildim.






Ne kadarlıktı ki adım ve kaç harf kalınlığı vardı ki birilerinin hatırlayışlarına ağırlık yaptım? Birilerini acıttım ağlattım.

Ya ben ömrüme düşen acıları
göz kapaklarımda saklı yaşlarımı kimden kuşandım? Yokluğunun alnına üflenirken satırlarım nasıl oldu da ben hep varsın sandım?

Bir yıl daha geçmişti geçen yılların üstüne. Kimsizdin sessizliğinde? Hangi yaranın kabuk bağlanışına tanık oluyordun ve hangi acıdan dökülen yaşları benliğinde buluyordun?

"Ben tüm acımaları kendi saflarıma çekiyorum" sandığımda sana hangi üzülmek kalıyordu?

Hiçbir şeyi düzeltmek zorunda değildim; ama bozan bir eldim
bozduklarımı düzeltmenin geç kalışlarında… Söylenmiş olan hiçbir söz geriye alınamazdı bilirdin. Diyemezdim; saçmaydı yalandı… Diyemezdim… Desem yıllar sonra yine aynı sözcükleri dökerdim harflerimden. Ki susmayı bilmeyen bir alfabeydi bendeki. Söz veremezdim bildiklerimi yutacağıma. Bir dahası yok üzülme diyemezdim…





Hep en kötü yanından tuttum geleceğin. Söylenmiş olan her şey bir düşün ön adlarından oluşmaydı. Söylenmiş olan her şey benim yükümdü peki sana neden ağır geldi?

Alışkanlıklarla başlayan kelimelerin arasında yer buldum kendime. Simetrik bir duruş sergileyebilirdim çünkü yerimi en başından belirledim. Yadırgamadım üzerime yürüyen sözcükleri
bilmek istemesem de biliyordum bir gün hepsinin kapıma geleceğini. Tutulmamış bir söz kadar acıdı içim. Tutulmamış bir söze yapılan sayısız itiraz kadar ezildim. Madem biliyordun neden acıyorsun ki yüreğim?





Şimdi hiçbir mutluluğu birbirine yamayıp koca bir gülüş kondurmuyorum dudağımın kıyısına. Susmalarımı biriktirerek yazıyorum. Hadi at tüm yüklerini ben caymıyorum.

Adıyla var olan darağacım!
Mutlu olabilirsin
imkânsızlığına inandım…


#15
paylaşımın için teşekkürler


#16
Alıntı:
jaguares´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
paylaşımın için teşekkürler

rica ederim arkadaşım..


[ ♥ ]Yürekten Gelen Nağmeler [ ♥ ]

#17
Sen benim; Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim,
Bir adım gelene on adım gidişimsin.Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin
Sen benim; yalandan ve sahteden kaçışım,
Riyadan bıkışım, gerçeği arayışımsın
Ve nihayet doğrunun tadına varışımsın

Sen benim; haksızlığa ve zulme baş kaldırışım,
Mazluma kucak açışım, zalime düşmanca bakışımsın
Ve mağdurdan yana tavır alışımsın

Sen benim; bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim,
Azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin
Ve kapanmayan avuç içimsin

Sen benim; hayat ve kaderle inatlaşmam,
Ekmek için kavgam, bitmek tükenmek bilmeyen davamsın
Ve zorluklara karşı yılmayışımsın

Sen benim; menfaate ve çıkara tepkim,
Almak için verene öfkem, ille de karşılık bekleyene lanetimsin
Ve alayına isyan edişimsin

Sen benim; ahlaksızlık ve yozlaşmayla mücadelem,
Para için kendini satana küfredişim, başkalaşana verip veriştirişimsin
Ve eskiyi özleyişimsin

Sen benim; duygusal yaradılışım,
En ufak şeyi kafaya takışım, kolay unutamayışımsın
Ve bundan bir türlü sıyrılamayışımsın

Sen benim; sonsuz sadakatim,
Merhametim, hissiyatim, şefkatimsin
Ve aman diyene yüz çevirmeyişimsin

Sen benim; her şeye rağmenim,
Asla pes etmeyişim, başımı öne eğmeyişimsin
Ve ümidimi yitirmeyişimsin

Sen benim; yaşama ülküm,
Namusa olan düşkünlüğüm, namussuzluğa küskünlüğümsün
Ve gururum, onurumla olan bütünlüğümsün

Sen benim; karakterim ve kişiliğim,
Objektif fikrim, subjektif hissimsin
Ve hayata bakışımsın


#18
Düşüncelerimiz pas tuttu...

Hayatımızı bir düzene koyduk belki ama eksiklikler hep oldu.

Kirlendik.. Artık çıkarlarımızla orantılı istedik birçok şeyi...
...
Sevilmek istedik mutlu olmak için..

Önemsenmek istedik mutlu olmak için..

İlgi istedik mutlu olmak için...

Kirlendik.. Hep kendimizi düşünerek başkalrının hislerini önemsemedik...

Birbirimize saygıyı yitirdik

Kardeşçe yaşamayı bitirdik

Kirlendik.. Yüreğimizde ki küçük çocuğu kaybettik..


#19
Artık sen-li hayaller yasak.

Sen-li cümlelerimi bir bir boğazıma diziyorum.

Yüreğim hazır hissetmiyor kendini bunu kaldırmaya gücü yok bu aralar!Tabibin

el atamayacağı
derin yaralar var üzerinde.
Ama artık unutmayı bilmeli gitmeleri yakıştırabilmeli...

Adını koyamadığım ince bir sızıyla koyuyorum başımı yastığa.

Hiç gelmiyecek bir treni


hiç gelmeyecek bir gemiyi bekliyorum sabaha kadar.

Anlatması zor yaşaması daha zor içinde bulunduğum durum...

Yüreğim hasretine dayanamayı kan ağlıyor gecenin şu ilerlemiş saatlerinde...

Ve dudaklarımdan sadece şu kelimeler dökülüyor
'meğer ne çok sevmişim seni!'


#20
SevgiLim oLsun
iStemiyorum, SevdiĞim oLsun iStiyorum, heR Gün Görmek deĞiL
beNimoLduĞunu biLmek iStiyorum..eLini tutmak öpü$mek deĞiL kıyamadaN
Sadece GözLerine bakmak iStiyorum..iki günLük deĞiL ebediyen süRsün
iStiyorum, uĞruna öLmek deĞiL oNun içiN ya$amak iStiyorum... cok mu şey
...iStiyorum (canimsin)



Yitirdiğin
herşeyde kazandiğin birşeyler vardır..Kazandığın herşeyde biraz
yitirdiklerin..Bu yüzden ısınıp düşünürken dinmez üşümelerin..Hayat
karşına nasıl çıkarsa çıksın, seni ne kadar yıpratırsa yıpratsın,sakın
vazgeçme ve unutma eğer hayellerin olmazsa bir gün başkasının hayali
...olamazsın.....(canimsin)







Leyla sevmek hoştur amma Mecnun olmak başkadır başka
Sarap içmek hoştur amma Ayık olmak başkadır başka.
Yare varmak hoştur amma Yaren olmak başkadır başka
Ateş olmak hoştur amma Yanık olmak başkadır başka
alip olmak hoştur amma Dengin bulmak başkadır başka
...TAşık olmak hoştur amma Sadık olmak başkadır başka. (canimsin)




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:12 .