#381
sensizlikle flört etmeyi sen değil
sensizlik bilir
sesi ses/sensizliği sensizlik bilir

korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tuk!
çok ağrımış kendinin, siyah
ve ayaz kendinin
hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver...

bak, palandöken dağlarında karlar erimiş
teknelerde kol kola bahar sulara inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
bir gül ver söküldüğüm günler için

-ve önce kendinin ellerinden tut!-

kendimin ellerinden tutunca
içimden nehirler gibi akmak geliyor
yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor
geberesiye içip salaş meyhanelerde
buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor

tutunca kendimin ellerinden
pusulasız gemilerde yatmak
yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda
sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor

sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden
ömrümün içinden akmak geliyor...

sessizlik sensizliği ezbere bilir
sensizlik her şeyi bilir...

korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tut!
sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin
ellerinden;

bak, yıllarım sırılsıklam yağmurlar giymiş
günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş
dağlar için, sular için bana bir gül ver
avuttuğum düşler için bana bir gül ver
bir
gül
pusulasız gemiler, sökülmüş günler için...

ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım
sen kendinin ellerinden tut
ve kendine benim...



#382
Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış,
saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik
etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
'içtenliğin' yada 'dünya görüşünün' kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan
insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çikmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım nede mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettigi bir kedi gibi mutlu, emin,
tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim , yani bizim için...


#383
Acılı yağmurlarla düşmüşüm yere
Tatlı su göllerine akamıyorum
Yüzüm yüreğim deprem dalgası
Bu gül kıyımlarına bakamıyorum
Her sevi bir turkudur bağrımda
Her öfke bir ağıt
Ağıtlar kuşatmış dört yanımı
Kendi türkülerimi haykıramıyorum

Şarkılarla bezeniyor ufuklar
Yüreğim patlıyor dağbaşlarında
Yüreğim
Sancımı duyar mısın yaralarında
Kuş seslerinde yas nağmeleri
Şarkılar sabır ve çile makamında

Mendilimde öfke çıkınımda bilinç
Uykusuz kalır mısın kitaplarıma
Dudaklarımda hüzün
Avucçarımda sevinç
Kulak verir misin çığlıklarıma
Dağları aşarak gelmişim sana
Demir kapıları kırarak
Işık olur musun karanlıklarıma

İsterim ki senden
Yaylalarda otlak olasın
Ovalarda ırmak olasın
Yayılasın göğsümün kırlarına
Sarasın beni sarasın

Dallarını sevdası düşmüş toprağa
Olgun meyvelere hasret gençliğimiz
Zamanın billur cağlayanı
Gürül gürül akarken avuçlarımızda
Bir damla yağmur adına
Yakarmış dağbaşlarında yüreğimiz
Gökyüzünde sanılmış bütün yaşam
Gökyüzüne çivilenmiş ellerimiz

Ateşler yine parlıyor dağlarda
Dolular yine kırıyor çiçekleri
Gecenin karnına inerken şafağın tekmeleri
Bulutları delen ışıklar
Ezik ve kinli
Aydınlık iri
Sanki kocaları işkencede kadın gözleri

Nasıl kapanır bu kanayan yara
Nasıl anlatılır ki sana bu hal
Terimde tuz gözyaşımda bal
Bağdaş kurar mısın soframa
Gözlerimde umut yüreğimde aşk
Ölümleri boşlayıp düşer misin sevdama

İsterim ki senden
İnancıma aşık olasın
Zindanıma ışık olasın
Yürüyesin gönlümün yollarına
Sorasın beni sorasın

İnce kabukları zorlanıyor zamanın
Gelecek damlıyor yorgun havuzlara
Damlalarla yılların gelin yüzü
Suların üstünde koskoca bir cağ
Umutlar sığmaz oluyor alanlara

Baharda gazel dökme bahçelerime
Ben yaşamayı bilmez miyim
Çocuklarım okul yollarında
Okullarım sabah kollarında
Sanki güzellikleri görmez miyim
Papatya beyazlığında ölüm sarısı
Karanfil kıvrımlarında kan
Bu çicekler uğruna ölmez miyim
De gülüm ben seni sevmez miyim

Bahar değil acı yükleniyor dallarıma
Yapraklarımda ayrılık
Meyvelerimde gurbet
Vuslat olup gelir misin kollarıma
Ellerimde kiş saçlarımda kar
Cemre olup düşer misin toprağıma

İsterim ki senden
Yılgınlıkta inanç olasın
Zulme karşı direnç olasın
Gömülesin aşkımın sularına
Göresin beni göresin

Göresin ki destan edesin
Söyleyesin dillerden dillere
Bir türkünün dizelerinde
Bir kavalın nağmelerinde
Alıp başını gidesin
Bağrı yanık yeller üstünde
Güneşin rengiyle düşesin ufuklarıma...


#384
Benİm gÖzyaŞlarim


Aşk denizinde kaybolmuş bir yolcuyum ben.

Ne yapsam da kurtulamıyorum hırçınlığından

Kıyıya vuruyor yalnızlığım,

Karaya çıkamadan derinlere gömülüyor hayallerim.

Martılar daireler çiziyorlar üzerimde

Akbabalara benzetiyorum onları...

Ne bir yemek, ne bir su,

Acılarla besleniyor vücudum.

Koca okyanus az geliyor kalbimdeki yangını söndürmeye.

Bulutlar karardıkça daha da şiddetleniyor içimdeki fırtına...

Dalga sesleri, parçalıyor geceleri.

Her geçen gün umutlarım giderek azalıyor bu ıssızlıkta,

Yalnızlığın ne kadar acı verdiğini şimdi daha iyi anlıyorum.

Güneş gözlerimi kamaştırırken,

Tuzlu su derimi eritiyor...

Yorulmuş bedenim salıyor kendini dalgalara;

Kapanıyor gözlerim yavaş yavaş.

Ve kendimi karada buluyorum bir gün

İnsanlar acımasız; sevgi ne demek...

Her taraf karanlık, her tarafı acı kaplamış

Mücadele etmek çok zor

Yalnızlık denen duygu kurcalıyor beynimi.

Ne bir kimsem, ne de bir sevdiğim.

Ağır ağır ölüme doğru ilerliyor ruhum

Dalgalarımı geri verin bana,

Denizi özlüyorum!



#385
denizi çok özledimmmmmmmm


#386
Zehirli zamanlarda tanımışdım onu ,

Sanki bir hayal gibi şimdi , belkide hiç yokduda ben kendi kendime öyle kurdum hayalimi . Öyledir diyede yüreğimi susturdum , yazma dedim çizme dedim . O dinlemedi yazdı döktü içindekilerini ama sınırı aşamazdı buna müsade edemezdim . Neden mi , nedeneri o kadar çok ki o beklentiler ve yaşanan o güzel günler hatrına , daha güzeli varmıdır hayatın diye döne durmadıkmı . Zor bee , gerçekden zehirli bir zamanda bu durum çok zor .

Yaşanırmışlığını kabul edercesine yaşadığım o 20 dakikalık durum bile , beni kendimden almışdı . Öyle bir yüreği vardı ki , bunu gözlerinde ve o derinliğinde hissedebiliyordum , inanın kendimi kandırmadım sadece hissettim en helalinden . Onun hayellerini süsleyen bir hayat vardı gözünde , çok güzeld bir hayat . Kavuşurcasına bir ç**uk gibi seviniyordu sanki , anlayan birimi çıkmışdı karşısına , bir dost , bir abi belkide bir amca .Kimbilir belkide bir ömür paylaşım .

Kendimi kaybettiğim anda bulmuşdum o yüreği , içimden geçen şuydu , gerçekden bu yürek varmı yoksa sadece rol den ibaretmi , değilmiş be gerçekden varmış . İnanamıyorum elbette bende sevinçliyim . Bende mutluyum .O sonrasını bilmiyor elbette , bilmesinide istemiyorum zaten . Üzüntüler elbetteki hayatında olacak ama en azından ben bir üzüntü kaynağı olamam ona , o yüreğindeki heyecanı kaybetmemeli ben gibi .Ben ise değerlerimi onunla fazla paylaşmamalıydım , ve öyle oldu zaten . Giden gitti gibi şimdilerde .Ya giden bilmiyor yada kalan ama bir gün bu gitmelerin ardından kalanı gören bir giden , asla olmayacakdır , bunuda ben biliyorum . Haa pişmanmıyım asla , onu tanımak , öyle bir yüreğin varlığını hissetmek bile yeter bana . Yetti bile....

Her defasında burda yüreğimi belkide o yürek için hep dökeceğim , belki okur belki okumaz . En azından kendi yürek borcumu sonuna kadar bu vefaya hasret bırakacağım . O herşeyin en güzelini ve herşeyin en üsttünü hakeden biri . Hakkını alacak biliyorum ve mutlu olacak , tek isteğim ise fırtına unutulmasın elbette , unutmadığı gibi ....

Bir zehirli zaman geldi , bir zehirli zaman geçti . Ne anladım biliyormusunuz ?

Bu zehirli zamanlarda , bu dar kapıda yalnız yaşanılmıyor ve yalnız geçilmiyor . Her günün ardından gelen o sabah , o güneşin ilk ışıkları , artık sizi bile istemiyorum hayatımda . Geceler olmasın diyorum ama sabahlarda olmasın artık . Yoruldum , yordunuz beni ve yüreğimi .....


#387
Senelerce, senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı, bileceksiniz
Adı Annabel Lee
Hiçbirşey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni.

O çocuk Ben çocuk
Memleketimiz o deniz ülkesiydi
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel lee
Göklerde uçan melekler bile Kıskanırlardı bizi.

Bir gün işte Bu yüzden göze geldi
Üşüdü rüzgarından bir bulutun Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde Koyup gittiler beni
Mezarı ordadır şimdi O deniz ülkesinde.

Biz daha bahtiyardık meleklerden Onlar kıskandı bizi
Evet bu yüzden (Şahidimdir herkes ve o deniz ülkesi)
Bir gece bulutunun rüzgarından Üşüdü gitti Annabel Lee.

Sevdadan yana Kim olursa olsun
Yaşça başça ileri Geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler Ne deniz dibi cinleri
Hiçbiri ayıramaz beni senden Güzelim Annabel Lee

Ay gelir ışır Hayalin irişir
Güzelim Annabel Lee
Bu yıldızlar gözlerin gibi parlar
Güzelim Annabel Lee
Orda gecelerim Uzanır beklerim
Sevgilim, sevgilim, hayatım, gelinim
O azgın sahildeki Yattığın yerde seni.


#388
ÖZLEDİM SENİ..

özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
''git artık'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....

CAN YÜCEL


#389
HAYATI TERSTEN YAŞA

Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş seklidir.
Şüphesiz ki yasamı tersten yasamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mi ?
Cami'de uyanıyorsunuz.
Bir tahta sandık içersinde, herkes karsınızda saf durmuş,
iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette.
Tabuttan doğruluyorsunuz, yaslı, olgun ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar
hepsi hazır. Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı
alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev....
Altmışlı yaslara kadar her şey garanti, huzur içinde yasıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor,
kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk
başladığınız gün size hoş geldin
hediyesi olarak bir plaket ve
altın kol saati veriyor patronunuz.. ve
Genel Müdürlük veya
bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak
ise
başlıyorsunuz. Herkes karsınızda el pençe divan...
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormon al aktiviteler artıyor, fevkalade.....
Aman ne güzel günler başlıyor...
Derken bir gün patron size artık Üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
Bu arada Babanız ortaya çıkmış, "fazla çalıştın" diyor "artık
eve dön, isi
bırak, okumaya basla, harçlığın benden olsun..."
Keyfe bakar misiniz ?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor.
Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor.
Partiler, Diskotekler, Kızların şayisi artıyor.
Derken Anne ve Babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma
derdi
de yok artık....
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "evde otur, keyfine bak,
oyuncaklarınla oyna" diyorlar...
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar,
hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya
başlıyorsunuz
Derken anneniz birgün size
Süt verme
kararını alıyor ve
başka bir
keyifli dönem başlıyor.
Mama artık her yerde
her an ve
en taze şeklinde hazır.
Birgün
karanlık, ılık ve sıcak
bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için
ağzınzı açmaya dahi gerek yok,
bir kordondan besleniyor,
sıcacık,
yumuşacık,
gürültü ve patırsız
bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor
ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Ve günün birinde
müthiş bir olayla
hayatınız bitiyor…………………………



CAN YÜCEL


#390
Yalnızlığa dayanırım da,
birbaşınalığa asla.
Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka.
Bir dost göz arayışıyla.
Saat tıkırtısıyla...

Korkmam, geçinip gideriz biz mutluluğuyla,
Ama;


'Günün aydın,akşamın iyi olsun'diyen
biri olmalı
bir telefon sesi çalmalı arasıra da olsa
kulağımda.

Yoksa,
Zor degil, hiç zor değil, demli çayı bardakta karıştırıp,


bir başına yudumlamak doyasıya,
Ama:
'Çaya kaç şeker alırsın?'
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...


CAN YUCEL


#391
BULUŞMAK ÜZERE

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım


#392
YUREGINIZE SAGLIK guzeller


#393
Sözlerinin yüreğime değdiği yerde hüzünler başlıyor.İmkansız oldukça tutku oluyorsun yüreğimde.Sen benim yaşanmamış çocukluğum, yarım kalan şiirlerim, söylenmemiş türkülerimsin. Sensiz bir yanım eksik hep.Herkes sana hayrandı bense kişiliğine. İnsan güzel sevmez sevdiğini güzel bulur ayrıca. Ben senin tenini değil yüreğini sevdim, nefesini sevdim.
Çaresizlik içinde çaresizliğini sevdim.

Seni sensiz yaşamayı sevdim.
Yanlızlığımın soğuğunda hayalinle ısınmayı sevdim.
Karanlık gecelerde gözyaşlarımla çizdim resmini.
Bulutlarla
giydirdim yüreğini.

Yıldızlarla işledim nakış nakış...
Senin gözlerinin renginden uçurtmalar yaptım sevdalara uçsun diye
.Aldığım her nefese senin ismini yazdım içimde hissedeyim diye
.Seni böyle sevdim ben...
Her hassreetin sonu vuslata gebe derler.

Oysa bizim vuslatımız imkansızlaşıp aşkımız efsaneleşek biliyorum.Varlığın bana hayat verecek. Arzu ve emellerimi rafa kaldırıp hayalinle karanlıkları gömeceğim. Hücredeki mahkumun güneşe olan özlemi gibi özleyeceğim seni. Belki doğuşunu hiç görmeyeceğim.Ama her gelen günü ısıtacağını bileceğim. Yine de acılarla büyüttüğün sevda tohumları çiçek açacak birgün. Yağmurlar umutla yağacak. Güneş daha bir güzel doğacak. Sana söz veriyorum ,; sevda tohumları çiçek açarsa birgün ben senin olacağım....


#394
Birtek sen anlarsın benim halimden,
Genç yaşta tükendim yoruldum anne.
İsyan ırmağında aktım yıllarca,
Sabır havuzunda duruldum anne


Çile dolu bir hayattır sürdüğüm,
Hep acı ve ızdıraptır gördüğüm,
Kadrimi bilmedi değer verdiğim,
Sonunda yılana sarıldım anne.


İstesemde artık gülemiyorum,
Sebebini bende bilemiyorum,
Kendimle Barışık olamıyorum,
Kırıldım bir kere kırıldım anne.


#395
Bir dönüm noktasıydı gidişin!
Bir çok şeyin bitişi
Bir çok şeyin başlangıcı..
Nedense bu gidişinde çok yıkılmadım
Çünkü giderken acıyan yanımı da
üzülen yanımı da alıp gittin..
Bu kez dönsen de
Dönmem arkama!
Çünkü o duygumu da alıp gittin!
Yerine ne mi kaldı?
Verilen sözlerin tutulmadığına inanan
Kimseye güvenmeyen bir kalp!
Bu kez etrafıma çelikten bir duvar ördüm!

Kimsenin eritmeye
Yıkmaya gücü yetmeyecek bir duvar.
Bana geldiğinde buzdandı duvarlarım.
Adına seviyor dediğin yürekle
Yıkmaya gücün yetmişti..
Sevgi bu dedim!
Aşk bu dedim!
Herşeyimsin!
En önemlisi
Eşim dedim!
Buzlarımı tek tek erittim!
İnsan sevdiğini üzer mi?
Üzüşüne sevgi dedim..
Ama her üzülüşümde bir parçam gitti
Bilemedim..

Ve bu kez bittim..
Ve bu kez herşey başka..
Bu yüreğin son sevdiği
Sayende
Sevgiye inanmaz oldum..
Bir dönüm noktasıydı gidişin!
Yolun açık ola son sevdiğim!


#396

Benİm gÖzyaŞlarim


Kaybetmekmi vardı kaderimde seni?... Doyamadan sıcaklığına bakışlarının.. Hasretini çekmeye mahkummu edilecektim?....
Sus diyorsun ellerin dudaklarında..
Hıçkırıklarımı gizlemeye gücüm yok bilesin..
Zamane aşklarından değildi yaşattığım derinliklerimde!...
Susmalarımla örtemezsin üzerini sevgimin.....
Canımı yakıyorsun!..
Bir 'cahillikti' diyorsun.. 'Seni hiç sevemedim'...
Yalanmıydı tüm hissediyorum dediklerin...
..
Seviyorsun sandım.. sonunda yanlız kaldım...
Aşk köpeklikmiş.. anladım..
Farklı olmayan herkesden yokmuş farklı bir yanın..
Bir varmış Bir yokmuş Yangınların..
Ruhuna ayna diye baktım.. Suretimi gördüm sandım..
Parçalandım o resimde dağlandı duygularım...
Bir bozguna uğramışım gibi .. Bir katliam görmüşüm gibi...Bir ölüme şahit olmuşum gibi..

Donup kaldım...
Söndüm kaldım...
Sustum kaldım....
Yüreğimle kalakaldım..

Yanmakta dağlanmaktayım..
Geç rastlamışken erken yitirmelerin şokundayım...
Depresifim..Asabiyim..Ürkeğim..Kırılganım...
Bitik bir aşk var önüme leş misali atılan...
Ve ben..
Biten bir aşkın cenaze namazını tek başıma kılmaktayım...


#397
gözlerim yoluna düşmüş..hiç bir şey göremiyorum senden öte...

senden öte sözler duyamıyorum..aldığım nefes seninle sınırlı..


ayağıma pırangalar vurmuş odaların..çıkamıyorum eşiklerinden..bir adım ötene atamıyorum adım..hapsoldum karanlığında,kaçamıyorum..

tutsaklık demişler bunun adına..hayır bu tutsaklık değil!


tutsaklık değil benim senden gidemeyişim..!
başka birşey..
daha yüce.
daha akılalmaz.
daha sınırsız.
uçsuz bucaksız,dursuz duraksız..

daha da nefessiz bırakır insanı..daha da yapışır canına..etini koparırcasına hem de..kapıları kilitleyip anahtarları denize bırakır benim sana esaretim...


çaresizlik demişler bunun adına..hayır bu çaresizlik değil!


çaresizlik değil benim senden gidemeyişim..!
başka birşey..
daha yüce.
daha akılalmaz.
daha sınırsız.
uçsuz bucaksız,dursuz duraksız..

daha bir bağlar insanın elini kolunu..ateşlere salar tenini..tenine kor basar..gözüne mil çeker..içine ayaz emanet eder...baharlarını haraç keser senden..


aşk demişler bunun adına..hayır bu aşk değil!


aşk değil benim senden gidemeyişim..!
başka birşey..
daha yüce.
daha akılalmaz.
daha sınırsız.
uçsuz bucaksız,dursuz duraksız..

daha bir sefil eder insanı benim sende kalakalmışlığım.. benim senden gidemeyişim,aşkı kapısında köle eder!!..

/alıntıdır/


#398
Bütün yüzler serseri bir ok gibi bağrıma
Saplanıp kalıyor
Bütün kazandıklarımı bir bir kaybediyorum
Biri bir kayboluyor her şey
Bir sabun köpüğü gibi kayboluyor
Izdırap şerha şerha benliğimi çürütüyor
Korkuyorum ya bir gün beni öldürecek
Ya da bir daha beni güldürmeyecek
Dudaklarımda hüznün tadı var
Bu sonbahar
Bu hüsran
Yeter diyorum artık
Bana bakan tüm gözler hüznüme kilitleniyor
Ve sonbahar beni de savuruyor.

Üzerime yığılan koca binalar
Tüm seslerimi hapsediyorum
Ve tüm şiirlerimi yakıyorum
Tüm aşklarımı da Benİm gÖzyaŞlarim savaşlarımı da
Benden bir şey kalmasın istiyorum
Çünkü şiir sendin savaş senBenİm gÖzyaŞlarim tutku sen
Evet sendin her şey
Bağrımı delip geçen tüm bakışlarımda sen
Bütün kazandığım ve kaybettiğim sen

Seni sevdiğim gibi şehri ve şiirleri de
seviyordum
Karanfil i sırf seni kıskandırmak için çiziyordum
Savaşlarımı aşkını yenmek için kurguluyordum
Ayrılıkları senin için içimde büyütüyordum
Şimdi çok geç
Şairin dediği gibi “ yalnızlığın bir ekseninde sen /
Diğer ekseninde ise sen
Hayali gülüşleri sarıyor her yeri

Toz pembe sanki her yer
Hani daha dün bir karabulut üzerime çökmüştü
Şimdi gökkuşağı kibriklerin de
Seni seyrettiğim göz yaşlarımı biriktiriyorum
Aşk yoktu işte
Aşk yok
Aşk sendin işte
Aşk bizdik bu alemde

Sen yoksun aşkta yok öyleyse
Beni artık boş ver
Bak dinle şarkımız çalıyor radyoda
Sana yazdığım şiirleri okuyorlar
Duyuyor musun
Seni anlatıyorlar
Bir elveda bile demeden gidişini
Beni çaresiz koyduğun o günü
Beni anlatıyorlar işte sensizken
Yaşayamadığımı
Hala duyuyor musun
Bak bu sesBenİm gÖzyaŞlarimbu şiir ve şehir
Sen diye haykırıyor
Şehir üzerime devriliyor
Her gece ayrı bir ölümü tadıyorum
Her gece seni düşünmeden ölmüyorum
Bak işte bende vefasızım artık
Bugün bende sensiz ölüyorum
Hala duymuyor musun hıçkırıklarımı
Hala rüyanda bile görmüyor musun
Beni
Ben ölüyorum işte aşksız....
Ve...sensiz!
Ve...sensiz!


#399
Benimde isteklerim var, kendi kendimce
Gönül bu bitmez istekler, seni sevince
Saklanacak bir dert değil, yar, yar değince
Uzamasın artık gayri, gel, gel gizlice

Arasam da bulamam ki, kayboldu yeri
Selam söyleyin benden o, vefasız deli
Saklanacak bir dert değil, sevmişsen beni
Uzamasın artık gayri, söyle yerini


#400
Hiç beni sevmedin canım diyerek
Sıcacık sevgiyi bana vererek
İçime kapandım olsun diyerek
Gülmemi isteme gülemem gayri

Küçücük yaşımda sevgi görmedim
Bir öpücük kucak nasıl bilmedim
Oyuncağım olmadı hiçte gülmedim
Gülmemi isteme gülemem gayri

Kendimi kendimden kaçar hissettim
Sevgisiz dünyaya küstüm kahrettim
Kalbimde acılar saydım kaydettim
Gülmemi isteme gülemem gayri




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:45 .