`Gevαh-ı Mαi.`
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 29-08-2008, 14:54 #21

Sэяzэηi$

.



Sebepsiz yalnızlıklarımın
Adres boşluklarında ne geziyorsun
Beni burada bulabileceğini mi sanıyorsun
Göz gözü görmez`Gevαh-ı Mαi.`
Toz duman içerisinde
Yalnızlığımı mı arıyorsun

Sensizliği bulanık deniz sularında aradım
Yönümü bilmeden
Soluksuz
Derinlerde en derinde
İçerde`Gevαh-ı Mαi.` yaranın tam iyleşmezinde

Yemsiz oltalara takıldım
Çırpındım
Başı boş sevdaların mavilerine koştum
Tek küreği kırık yüreğimle
Ve sen geldin
Ama ben çoktan gitmiştim...





Alt 29-08-2008, 15:14 #22

Ŀusηikα.~

.-.


Bir serinlik var zamanın dansında
Bak ...rüzgar da çıktı üstelik
Halbuki mevsim de yaz ama
Senden yana tüm olasılıklar
Yorgun göçmen kuşların bile yanında
Bensiz ne varsa sende tesadüf değil elbet
Neyse .... boşver aldırma sen bana .

Bak herşeyini hazırladım
Terliklerin , pijaman , resimlerin
Bu ise , hep bulutlarla sardığın kalbin
Al bak ...bu da bir türlü uzatmadığın elin
Hadi elinden vazgeçmiştim de
Ben nasılsa tek başıma taşırdım dünyayı
Ama niyeyse hep kilitliydi ya kapıları yüreğinin
Ne zaman bulurdun anahtarını sence
Çünkü bana , kaybettim demiştin .

Neyse ...boşver aldırma sen bana
Çimleri biçtim bu sabah
Elmalar kızarmaya başladılar
Armutlar düşmelerde artık
Gülleri budadım ellerimi kanata kanata
Sonra baktım da
Taflanların ilk boy atışı sen gideli
Köşegenleştiremedim niyeyse bu defa
Ürpermeleri giyindim ilk kez oluyor
Sanki kış rüzgarıydı dolaşan saçımda
Hala yaz bitmediydi oysa .

Boşveeer sen bana bakma
Bak herşeyini hazırladım
Duyguların bu pakette
Yarım yamalak sevgilerinle ...
Soğuk bakışların da bu büyük olanda
Bunlar anlayışsızlıkların ... kıskançlıkların
Ve hoşgörüsüzlüğün de işte bunda
Tembelliğin sığmadı çantalara
Onları cebine al
Belki daha iyi duracaklar orda .

Boşver sen aldırma bana
Yarın mı gelirsin eşyaların için
Haa unutmuşum bak
Öfkelerinle sitemlerin de kapının tam arkasında
Sakın unutma onları , bozulmasınlar
Soran olursa mı ... ne mi derim
Benden gitmeye karar vermiş derim olmaz mı
Benden gitmeye karar vermedin mi yoksa
Tanrım ...yanlış mı anlamışım ben
Hay Allah ...hava diyorum hava
Neeee kar mı yağıyor oralardaaaa ?.....





Alt 29-08-2008, 15:14 #23

Sэяzэηi$

.


----BU SEVDANIN ATEŞİ-----

Hep ertelenen bir an hiç yaşanmamaya mahkumdur. Düşlerin bekleyişini yalnızca bir hüsran karşılayacakdır. Mevsimleri sayarsak ömür baharsız tükenir gider. Sevdiklerimizi bulmak yada bulduğumuzu sevmek tercihi en zor olan iki seçenektir bu sınavda...
Boşuna akan ırmaklar mı var yüreğimizde`Gevαh-ı Mαi.` sebepsiz mi çoşkun bir denizde maviye hasretliğimiz? Ufuk ta görünen o ki mutluluk tek kişiliktir aslında. Karşımızdakinin çabasına ihtiyacı yoktur mutluluğun`Gevαh-ı Mαi.` Aşkında sevdiğin kadar büyüktür. Sevdiğin sürece meydan okur dünyaya.

Hasretle beklenen gelmez hiç bir zaman o hasreti yalnız tüketirsin. Karşılık bulmuyorsa sevda umut değil kendini hükümdar sanan köleler üretir`Gevαh-ı Mαi.` dönemezsin. Ama boşuna geçmemiştir dolan vakit. Heba olan şiirleirn değildir. Türkülerin diliyle yas tutan geceler`Gevαh-ı Mαi.` sırdaşlığını hiç farketmez. Kıymetini bilmediğin kır çiçekleri yeniden açar o gül solarken.

Ayrılanlar yıllar geçsede üstünden hep aynı acıyı çeker. Ama yollar hiç bitmez. Sonuna geldiğini zannetiğin yerler birer duraktır aslında. Ve sen yolculuğunu gönüllü bitirmişsindir o durakta. Güneş hep geç kalırmış gibi gelir`Gevαh-ı Mαi.` sen bir baharda mevsimler başka havada... Gerçeklerle düşler yerini kaybeder. Bir tek o kalır yüreğinden hiç gitmeyen. Aynı bakışlı resmine saatlerce dalışın kalır`Gevαh-ı Mαi.` sevdanın tutsaklığında acılarını dindiremeyen...

Şöyle dimdik durup rüzgara karşı ''Ey hayat sen şavklı sularda bir dolunaysın`Gevαh-ı Mαi.` aslında yokum ben bu oyunda`Gevαh-ı Mαi.` ömrüm beni yok saysın'' diyerek çekip gitmek gelir aklına`Gevαh-ı Mαi.` Bedeninizin parçalanması hiç umrunda değildir`Gevαh-ı Mαi.` ama sevdiği uğruna ölenlerden olmak istemezsin. Çünkü yalnız yaşarken bir ihtimal daha vardır. Belki ölüme değil ama onun hayatına geç kalmışsındır. Uzaktır öyle kalacaktır belki. Hep bir umutla beklenirken sevda habercisi`Gevαh-ı Mαi.` yüreğini teselli etmekde sana düşer.

Her şeye rağmen korkutmasın seni bu sevdanın ateşi. Her yangın önce başladığı yeri yakar. Sana küçük kendime büyük gelen yüreğimde yıllar geçsede senin adını yazar. Ve bil ki sevdiğim`Gevαh-ı Mαi.` uslanmaz ruhum yaşadıkça seni sever`Gevαh-ı Mαi.` seni sevdikçe yaşar..





Alt 29-08-2008, 19:11 #24

DAMLA22

NevsehirLi


Sence Senin İsmin Benim Gözyaşıma Değer Mi???

`Gevαh-ı Mαi.`


Hani saf düşlerin bulunduğu bir yer vardır...
Kalp mi derler, bilmem...
Söküp attılar...
Yokluk hissediyorum...
Büyük bir derinlik...
Kayıp mı oralar,bilmem...
Hani hiç hissetmedim değil,
Hissettirmediler değil,
Oynadılar mı desem,ne desem...
Kendim bilmiyorum ki başıma gelenleri...
Gözlerim boyalıymış demekki toz pembe renklerle...
İçim içime sığmıyordu...
Bir gülüşün için ben neler vermedim..
Neler feda etmedim...
Meğer neler kaybetmişim...
Bir çiçek takmışım aklıma,
Onun yoluna giderken,neler ezmişim aslında...
Bunlara değmez olan çiçek kaybolmuş...
Dönüşte ezilenleri gördüm yine filizlenirken...
Ama boyunları büküktü bana karşı...
Bakmıyorlardı bana...
Kod:yarabbim neler yaptım ben hayatımda?
Adam olmaya çalıştım ama;
Ne kazandım_?
Avucum boş,kafam ağır..
Kalbim ise kayıp...
Benden nolsun bu saatten sonra_?
Benden ne olacak ki senden sonra_?
Birdaha yüzüne bakamam ki!
Gözlerim baksa bile,sakınan gururumu görmezsin sen tabi...
Gözlerimin boşluğunu hissedersen ses çıkarma...
Sadece şunu bil ki,
Ölümlü DÜNYA!
SEN HERŞEYİMİ ÖLDÜRDÜNNN!!!
Gün gelecek ki seni de öldüren çıkacak karşına...
Hani demiştim ya,başka bir sen hiçbir zaman olmadı..
Doğru,hiç bir zaman ,beni böylesi yıkan
Beni böylesi mahveden olmadı...
Bazen gecenin sessizliği sindimi üzerime,
Ağlamıyorum ama,
Yap-boz gibi döküldüğümü hissediyorum...

O aynı gecelerde sana kurduğum,düşlediğim hayalleri,

Teker teker gömüyorum..
Unutamam! Unutmayı bilmediğim için...
Sevmeyi de bilmiyordum,sen öğretmiştin...
Nedenini bilemiyorum ama,
Herhalde beni ilk defa yerde görmek için...
Aferin başardın!
Bundan önce baska bir sen yoktu beni bu duruma sokan,
Benimle böylesine dalga geçen...
Benim de korkum vardı ama,
Sen gerçek bişey değilmişsin ki...
Kod:Var olmayandan neden korkmuşum ki?
Sence senin adın bir gözyaşıma değer mi_?
Sen içimde bir ok olmuşsun...
Tüğünde adın yazılı...
Nereye çeksem kan kaybı..
Bu ok içimde kalsa rahat durmaz!
Tüğünden aşağı damlar cansız kanım..
Cansız gözyaşlarım yalnız akıyorlar,yapayalnız...
SENCE SENİN İSMİN GÖZYAŞIMIN BİRTANESİNE DEĞER Mİ_?


Alıntı





Alt 31-08-2008, 16:01 #25

Ŀusηikα.~

.-.

SeSsiz qemi !


Sessiz Gemi
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.





Alt 31-08-2008, 16:12 #26

Sэяzэηi$

.


ölmek mi zor yaşamak mı?
umutsuzca içten içe ağlamak mı
çekil yüreğinin kenarına ey çocuk
kimsecikler duymasın sesini
bırak kanına karışsın gözyaşın
ve bilmesinler kanının yaş olduğunu
sahte gülücükler dağıt olabildiğine cömert
kahkahalarının ardına sakla saklanması gereken ne varsa
bir sigara dumanı olsun tüm dertlerin
ciğerlerinde boğup kimseye göstermediğin
bırak seni zehirlesin sadece
sonra kaybolup gitsin göğün derinliğine
ecel bizi de bulur
tüm dertleri savurur
çürütür zaman çürütür toprak
bizi de çürütür dertleri de çürütür





Alt 01-09-2008, 16:08 #27

Ŀusηikα.~

.-.

ay tutuLursa ßeni çağırma !


Her dolunay vakti küçük derenin göle döküldüğü yeri mekan tutardım kendime. Ay doğmadan suyun vuslat şarkısını dinler, belleğimi temizlerdim. Günlük hayatın bütün atıkları orada toplanırdı çünkü. Bunlar, ya geçmişten bir hesabın içine sürüklerdi beni ya da gelecekle ilgili çıkmaz sokaklarda yapayalnız bırakırdı. Bu yüzden kimse bilmezdi şu an burada olduğumu. Gün boyu hayatta kalmak için çırpındığım akıntının kıyıya fırlattığı bir söğüt dalı gibi hissederdim kendimi. Ta ki ay doğunca can bulacak ve kök salacaktım fezâya uzanan şarkılarla...

Karşı dağın yamacından geçen yolcular, çamların gümrah dalları arasından ansızın gölü görünce gözlerini alamazlardı. Bu çarpıcı güzellik asla çıkmazdı hafızalarından. Bir daha görme isteği hep saklı kalırdı içlerinde.
Bitimsiz bir bahar şarkısı söyleyen ormanın masmavi gözüydü sanki o. Gökyüzünün gönlüne düşen toprak sevdasıydı… Üstüne bir de dolunay doğunca akşam vakti, büyülenirdi yeryüzü. Ve bir şarkıyı çağırırdı rüzgârı sinesine çekerek. Kıyıda, çamların sükut içinde bekleyişleri sabrını tüketirdi suyun.

Serenatların en güzeline alışmıştı ay. Bu yüzden biraz da nazlanırdı. Nerde bir bulut görse, peçe yapardı yüzüne. Ne zaman ki şarkı başlar, işte o an yavaş yavaş sıyrılırdı peçesinden. Çamların uvertürünü seyrederdi önce. Daha bir parlardı gülümseyen yüzü. Gölün sessiz sedasız teslimini gördükçe, sevinçten tüm evrene taşardı ışığı ayın. Piyanoyu çok severdi. İsterdi ki her doğuşunda Ayışığı Sonatı çalınsın kendisine. “ Elimden gelse Beethoven’in mezarının üstünde hep bu halimle kalırdım. -İçimde Ayışığı Sonatı, Üstümde Mehtap- diye yazmak isterdim mezar taşına. ” derdi sanki...
Göl, ay tutulacak diye korkuya kapılırken ağırlaşan dağlar esnerdi. İçinde nergis saklı şiirleri vardı dağların. Yolcuları yoldan çıkaran dağ çiçekleri vardı. Sessiz ama gururlu bir yalnızlıkta aya açarlardı sırlarını. Yeni bir hayata “merhaba” diyeceğim sadece bu an’dı işte. Dağların sırrının çözüldüğü an…

Kaç dolunay sığarsa ömrüme, o kadar hayat yaşadığımı itiraf etsem, bana ne diyeceklerini çok iyi biliyorum!.. Varsın beklenmedik davranışlara gebe olsun gönlüm! Geçmişle gelecek arasında bir mengenede sıkışıp kalmaktansa, nerede, ne zaman, ne yapacağım bilinmesin. Korksun benden şehir plancıları! Balıkçılar erken dönsün evlerine! Amansız bir tufandır gözlerimde saklanan. Yarın geç olabilir rıhtımlara tutunmak için… Bakın yeni bir ay doğuyor gölün gecesine… Öyleyse susmalı küçük dere. Kalemini kırmalı yargıç.

Göle bakıyorum sadece. Ağaçlar da benim yaptığımı yapıyor.
Kuş tüyünden hafif olduğuma göre, şarkıların vakti gelmiş olmalı. Fakat sessizlik uzuyor. Sıra bende mi acaba? Hem öylesine yenilendi ki hafızam, bir şarkıyı bitiremeyecek kadar acemiyim. Üstelik kostümlerimi de unutmuştum bu akşam. Beyaz pantolon ve keten gömleğim bir mazeret olabilir sahneye çıkmama... Böylece kıyafetimin arkasına gizlenip bu sihirli güzelliği resmedebilirim yenilenen belleğime. Ve bu manzarayla dolaşırım meçhul şehirlerde. Kayıp ilanlarına karışır gözlerimdeki yağmur. Sırrını verecek bir gül arar, sesi kısılmış yaz akşamlarında.

Uzaklarda, çok uzaklarda Ayışığı Sonatı çalınıyor. Notalarla birlikte bir sandal turuna çıkıyor gölde ay. Ardınca yeryüzü de... Ne güzel çalıyor piyanoyu… Ah o parmaklar! Tümü hüzünle dolu olmalı… Merak ediyorum onları, hayat verişini notalara. Geceyi böylesine büyülediğine göre…. Şu an’ımı ölümsüzleştirecek tek iksir bekli de onlardır.
Bir dolunay kaç ömür eder ey sevgili? -Artık sen de sus şairim.- İndirsin peçesini ay! Aydınlansın beton yansımalarda paslanan yüzümüz!
Bırakıyorum öyleyse kendimi yakamozlara… İşte şimdi bir söğüt dalından farkım yok, kopmuşum zamanın gövdesinden.
Baştan aşağı ay ışığı giymişim. Beni görmelerine imkan yok!





Alt 01-09-2008, 16:10 #28

Ŀusηikα.~

.-.

Seni SensizLikte yaŞatamıyorum !


Gece bütün ruhumu saran özlemin uyutmuyor beni, gözlerim yorgun, ağlamaklı.



Sağıma dönüyorum sen varsın, soluma dönüyorum sen varsın. Gözlerimin uyku ile buluşmasını isterken, her defasında senin gözlerine değiyor gözlerim. Bir anda sen oluyorsun gözlerimin en parlak yerlerinde.


Düşlerime gelesin diye dualar ediyorum, bir kerecikte olsa gülümseyerek gözlerime bakmanı…


Gece seni düşündürüyor çaresiz, gecenin karanlığında uyuyamıyorum bu kaskatı kesilmiş yokluğunun girdabında.


Bazen uyuduğum uykularda uyanmak istemiyorum, doğan güneşi görmek bile her gün ızdırapların en acısını yaşatıyor bana.


Yüreğime akıtıyorum gözyaşlarımı gizlice. Yanında olmak, omzunda ağlamak, her seferinde gecenin şahit olduğu gözyaşlarıma senin şahit olmanı isterdim.


Yüreğime yaşattığın bu acıyı, bu yalnızlığı yanaklarımdan süzülen gözyaşlarını yüreğinde hissetmeni isterdim.


Sevmek ve sevilmek umudu ile seninle yola çıktım ben.


Sana gelirken çantama “aşkımı, sevdamı, sevgimi, hayallerimi” aldım. Geride bıraktıklarım senin ve benim dünyama ait olmayan duygulardı…


”Hüzün, keder, gözyaşı, acı…” yanıldım ey sevgili çok yanıldım bana bu aşktan kalanlardı bu duygular.


Sen benim yüreğime “hüzünü, gözyaşını, kederi, yalnızlığı” ektin. Bu kadar acı yaşatırken sen bana; neden halen yanındayım? Neden delice seviyorum? Neden özlemin bu kadar ağır? Neden?


Gecenin ilerleyen saatleri ağlamaktan yorgun düşmüş gözlerimle yine sana sesleniyorum sevgilim, söylediklerimi bir ben duyuyorum, sarf ettiğim kelimeler gecenin soğuğunda duvarlarıma çarpıp yine bana dönüyor çaresizce…


İlerleyen saatlere özlemini ekliyorum ardı ardına. Her geçen saniye yüreğimde açmış olduğun derin yaraya bir kez daha bıçağını batırıyor.


Kalbimde ki yara yokluğunda daha da kanıyor, daha da çok canım yanıyor. Yüreğim çığlıklar atıyor her defasında bu yaşanılmaz olan yokluğunda.


Sensizlikten nasır tutmuş yüreğimi varlığınla dolduramıyorum.


“Varlığın beni çok mutlu ediyor” diyorum ama yüreğim kabullenemiyor bu varlığında yokluğuna mahkûm olmayı. Yüreğim artık seni hissetmek istiyor. Ellerini, gözlerini, gülüşlerini, öpüşlerini arıyor yüreğim, oyuncağını kaybetmiş küçük bir kız çocuğu gibi…


Seni sensizlikte yaşatan yüreğim suya hasret kalmış çorak topraklar gibi. Sevgine susayan yüreğim senin yokluğunda bir gülüşünü arıyor çaresizce.


Her yokluğunu düşündüğümde binlerce iğne yüreğime saplanıyor daha bir canım yanıyor. Bazen ölümü düşünüyorum sana saplantılı olan, senin yüreğine demir atan yüreğimle.


Sensizlikten boğulup ölmektense, bir kere ölmeye razıyım sevgili. Yokluğunu yüreğime sarıp, seni yüreğimde saklayıp yaşamaktan vazgeçmeye hazırım. Sensizlikten nasır bağlamış yüreğimi kara toprakta ölümsüzlüğe taşımaya hazırım ben…





Alt 01-09-2008, 16:20 #29

Ŀusηikα.~

.-.

ßiz nerde yanLış yapmıŞtık ?


Aşk gelince yüreğe ;

İnsan kör

İnsan LaL

İnsan Sağır

İnsan Mecnun !
"Sevdiğinizi söylemezseniz,sevmek derdi sizi boğacaktır"

Ne güzel söylemiş Süleyman Çlebi,sevmek bir derttir.Üstelik devası da yoktur.

Bir çok kişi bana sevmenin eşsiz güzelliğinden bahsetti.Şimdi düşünüyorum da sevmek mutluluktan çok acı veriyormuş insana.Uykusuz geçen geceleriağlamalar,sızlayışlar,yalvarışlar ve elvedalar...Hepsi sevginin,sevdanın içinde.Peki söylesenize mutluluk bu acıların neresinde? Eğer aşıksanız ve mutluysanız "önemli olan doğru pencereden bakmak" dediğinizi duyar gibiyim.Peki benim ve sevip de acı çekenlerin hangi pencereden bakması gerek veya bizim için hala öyle bir pencere var mı ?

Ve söyler misiniz bana siz aşk/mutluluk sarhoşu iken biz neden ağlama krizleri geçiriyoruz.Hani sevmek güzeldi/İnsana mutlulk verirdi ? Aşk dediniz,sevda dediniz sevdiğinizle el ele tutuşup bize sevgi nasihatları çektiniz.Allah aşkına söyleyin biz nerde hata yaptık ?

Durun durun ben söyleyeyim biz şanssızdık demi?Peki neden ?Ne olmuştu da işler rayından çıkıp bu hale gelmişti.Bizler yanlış mı yapmıştık?Yanlış mı sevmiştik? Zamanı mı yerimi ne yanlıştı ?

Bİz sevmeyi mi bilmiyorduk yoksa.Sevdiğimizin adına şiirler yazmamız,onu gözümüzden sakınmamız mı yanlıştı.Her gece acaba nefes alıyor mu diye karnına başımızı/kulağımızı yaslamamız cahilliğimizden miydi? Bizim sevgimiz cahil miydi ?
Neyse sevenler aldırmayın siz bize
Efkarımız dilimize vurur böyle
biz annelerimizden şanssız/sevgisiz
DOĞDUK
Şanssız/sevgisiz
ÖLECEĞİZ...





Alt 01-09-2008, 16:20 #30

***TaTLı_cAdI***

Forum Heveslisi

hayal treni istasyonu


Sisler arasında bir istasyon ;
Uzunluğu kilometrelerce ..
İstasyon kapısında: “ Hayal treni istasyonu “ yazıyor .
Trene binmek için , bekleyen yolcular ……
Ellerindeki bilet tek gidişlik .
Karşıda ; istasyon içinde bir tabela görüyorum .

Tabelada “ Gitmek var dönmek yok! ! “ yazıyor .

Allah, Allah hayret; ilginç durum .
Yolcular biletlerini gösterip geçiyorlar .
Soru soruyorum sıradaki yolculara cevap yok .
Bende geçiyorum sıraya ;
Sıra bana geliyor ..
“ Biletin yok diyor “ soğuk ve kısık bir ses tonuyla kontrol memuru ..
“ Alırım “ diyorum “ Biletimi buradan “ ..
“ Buradan bilet verilmez “ karşılığını alıyorum .
Ve uzaklaşmam isteniyor ….
Çitlerinden atlayıp görünmeden ;
İstasyona kaçak giriyorum gizlice..
Hayal treni istasyonunda ;
Hayal treninin vagonlarına ….
Yavaş, yavaş tren hareket ediyor sessizce …
Hiç ses yok! ! kimsede kimseyle konuşmuyor ?
Her istasyonda yeni yeni yolcular biniyor ;
Hayal treni vagonlarına ..
Aniden; soğuk mu soğuk buz gibi bir el kavrayıveriyor, yakamı …
“ Gel bakayım buraya “ diyor kısık ve soluk ses, bakıyorum: kondüktör..
Vagondan yaka paça indiriyorlar beni aşağıya ;
Vardığımız bir sonraki hayal treni istasyonunda ….
Tüm vagonların pencerelerinden ; el sallıyor yolcular ..
Kimisi gülerek, kimisi ağlayarak ; ses çıkarmadan bana ….
Sisler arasından kaybolup giderken hayal treni ;
Bir odaya götürülüyorum kayıtlarıma bakılıyor: istasyonda..
“ Hayal treninde gidiş kaydın yok “
“ Zaten bu trenin bu istasyona bir daha dönüşü de yok! ! “ deniliyor ..
Sisler arasından uzaklarda bir ışık görüyorum …
Işık gitgide yaklaşmaya devam ediyor ..
Kuyudan gelir gibi ; sesler duymaya başlıyorum derinden …
Bu sesler arasından bir ses ;
Baba ! !
Babaaaa ! ! ! ! ! diyor …
Ve çıkarılıyorum ; bu sesi duyma anımda : hayal treni istasyonundan …
Işık büyüyor, büyüyor.. Işık büyüdükçe ;
Hayal treni istasyonu da gözden kaybolup gidiyor…
Işıktan gözlerimi iyice açamaz oluyorum.
Göz kapaklarımı kaldırmaya çalışarak ,
Kirpiklerimin arasından görmeye çalışıyorum ……..
Dünya denen istasyona ;
Giydirilip indirilen : hayal treni yolcularıyız biz …
Her birimiz bir yerde ;
Dönüş istasyonları ; görünmezler ki nerede …
Bir sebep, bir neden ;
Dönüşümüzün takdiri ; bizi istasyona İndirenin elinde …
Beden kalır ruh yolcudur ; hayal treni vagonlarında: EBEDİYETE ….
“ Senden sonra geride: yalan dünyada kalan;
Bıraktığın izdir; konuşulacak olan..





Alt 01-09-2008, 16:21 #31

Ŀusηikα.~

.-.

öyLe iÇimdeSin ki !


Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.

Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.


Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu, diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?



Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.



Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.



Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.



Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başında içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.



Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.



"Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?" dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum.



Neler yazmışım diye merakımdan.



Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum. Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.



Can Dündar





Alt 01-09-2008, 16:25 #32

Ŀusηikα.~

.-.

Sen konuŞtukça öLdüm . . . Sus aŞk


İçim acıyor... Geçer elbet, geçer de, anlamsız bir yer de, unuttuğumu
sandığım bir yer de , yeniden sızlar.
Ama varsın sızlasın, sızlamadı mı;
kocaman sevilmiyor ki… ”

Ne yapacağını bilememek ne kadar kötü bir durum. Beyaz bir ışık arıyorsun
bazen, görüyorsun...
Siyahın yoğunlu eritiyor ışığı yine kör oluyorsun...

Nerdesin sen şimdi kim bilir? Neler yapıyorsun? Özlüyor musun beni?
Biliyormusun ben geceleri hep seninle konuşuyorum uzun uzun.. Seni Seviyorum diye
haykırıyorum. Dünya umurumda değil. Takmıyorum, düşünmüyorum hiçbir şeyi...

Sadece seni, sadece seni düşünüyorum ve ağlıyorum!!! Sırf senin yanında
olamadığım için ağlıyorum...

Bırakıp gittiğin, tüm kapıları yüzüme kapadığın günden beri aylar geçti...
Aylar geçti ama içimdeki sevgin hiç bitmedi… Beni sevmediğini, önemsemediğini bilmeme rağmen büyüttüm sevgimi.
Ama bu gece Vazgeçiyorum Senden...
Ben seninle olmak, seni yaşamak istiyordum...
Ama izin vermedin...
Bilmiyorsun ki geç zamanlar vardır... Ne yapsan affedilmeyecek, ne yapsan boş...

İşte şuan, o an...


Korkma, seni artık sevmiyorum….





Alt 01-09-2008, 16:26 #33

Ŀusηikα.~

.-.

dokunSam tenine Su topLar eLLerim !


Her harf, yakıp kâğıdı, tek tek dökülür yere;
Eğer adını yazsam!..

Gözüne baksam; ateş akar içime...
Sokulsam; tenim kavrulur nefesinden, kururum susamış fidan gibi!..
.....

Aaah, dokunsam yârime; su toplar parmaklarım!..
Saçının her bir teli ateşlenmiş fitildir, bilirim;
Değdiğinde yüreğime yer(i)yerinden oynatır!..

Eriyen bir kırmızı mumla mühürledin ağzımı;
Hapsoldu dilim!..

.....

Mahpus oldum, içinde...
Sordular; kim o?..
Düşündüm;
Ben kimim!..

Kimim ben?..
.....

Kibrit yanar, tükenir;
Yaktı, diye suçlarsın parmağının ucunu!..

Suçlu kim?..
Ve suç ne?..
Saçının bir teline dokunamam..
ve bakamam yüzüne..
ve sokulamam nefesinin yayıldığı havaya...
Ateşin kararttığı bir kibrit çöpü gibi; yandıkça eğilirim, kıvrılırım, bükülürüm elinde...
..de, diyemem;

Mühürledin ağzımı!..
Hapsoldu dilim, açılmaz artık dudağım!..

Dokunsam tenine; su toplar parmaklarım!..
Sokulsam; kavrulurum!..
Baksam;
Ateş akar içime...
.....

Eğer adını yazsam...
Her harf, yakıp kağıdı, dökülür tek tek yere!..





Alt 01-09-2008, 16:27 #34

Ŀusηikα.~

.-.

ağLıyordum . .Çünkü hak ettimm. .


Dün değildi ki…
Önceki gün,
Önceki ay,
Önceki yıl da değildi.
Kaç bahar,
Kaç hazan eskidi.
Kim bulabilir ki yüzlerce gecenin,
Sabah olamayış sancılarının,
Ruhumda bıraktığı viran parsellerini.
Kah yağmura,
Kah kar fırtınalarına,
Kah toza toprağa karıştım.
Kaç hançer yedim,
Kaç vurgunla,
Derinlik şoklarına girmişim.
Kim anlayacak yıldırımların
Sadece bana düştüğünü…
Belki yüzlerce kez,
Ümitsizlik girdaplarında kaybolmuş,
Belki binlerce defa,
Dönmüşümdür yolların sonundan.
Bunlar;
Bir göz göze gelişin
Kesilmiş karşılıksız çekleri gibi
Hep gölgemdiler.
O göz göze gelişle,
Darmadağın olan benliğim
Sevdası uğruna paramparça olsa da
Asla vazgeçmedi,
Vazgeçemedi.
Ve gün bugün…
Uğruna çıkmazlara girdiğim,
Yoluna bir ömrü hiçe saydığım,
O sevdalı gözlerinde kaybolduğum,
Aşkımla bu sabah
Eleleyiz...
Dalgalar sahili dövüyor,
Bense ölçemediğim,
Dalga boyları kadar ağlıyordum.
Ağlıyordum, çünkü hak ettim…





Alt 01-09-2008, 16:27 #35

Ŀusηikα.~

.-.

kokun haSrete çaLıyor !


gel yamacıma,
fısıltılarım ulaşmıyor
söyleyeceğim bilindik
bir tarafı hayat, diğeri ölüm
önemli olan gidebilmek dimdik

varsın saçlarım koklasın toprağı
sinsin kokusu vicdanına
öyle ki, korkarsın kalmaktan
ve kaybetmektir,
daldaki son yaprağı

ellerini yıkarsın
ruhundan silinmez
ihtiyaç ağlamaya, ana kucağına
yazdığın vakit umudu
gömülür derine,
özlemdir sonuçta, çoğalır yırta yırta
ve tek sever insan
aşk kimseye bölünmez

çelimsiz düşler gördüğün an
hatırla beni, uyanmaya yakın saatte
sayıkla en güçlü duanı
seni de beni de affetsin zaman

eridi sesim
gerisini günlüğümden oku
köşesini kıvırmışım mutluluğun
örnek gösterecek kadar degil
terleyene kadar yazdığım kalemin hatrına
katlandığım bu koku
umuda hoşçakal deyişimdi





Alt 01-09-2008, 16:28 #36

Ŀusηikα.~

.-.

yarım kaLan ,, yarım kaLıyor . .


Yüreğim zindan, gece zifiri karanlık..
Bu gece yine uykusuz yine karanlıklardayım..
Deği$en bir $ey yok açıkcası.. Sadece sen geldin aklıma birden..
Nerden çıktın böyle bilmiyorum.. Aldım i$te kağıdı kalemi yine elime..
Oysa içimde cümlelerim bitmi$ken..
Ne yazacağımı bilmiyorum ama aklıma her geli$inde yazmak geliyor içimden..
Oysa seni anlatacak hiçbir kelime kalmamı$ken.. Nedendir bilinmez...

$u ana kadar öyle çok anlattım ki seni.. Artık boğazım düğümleniyor..
Ellerim titriyor.. Kalemim bile en olmadık yerde tükeniyor..
Yazdığım yazıların sonunu getiremiyorum hiçbir zaman..
Benim yarım kaldığım gibi onlarda yarım kalıyor.. Ve asla tamamlayamıyorum..
Gidi$in öyle çok $ey götürmü$ ki benden.. Sen yoksun diye her$ey eksik..

Tam seni unuttum derken, gene bir yerlerden çıkıveriyorsun..Bazen sabah yüzüme gülen güne$im..
Bazen aynaya bakan yüzüm, bazende gece odam da gölgem oluveriyorsun.. Tam elimi uzatıyorum, tam tutucam yokoluveriyosun..
Ve ben gene yarım kalıyorum..
Yarım kalan yeminlerimiz gibi yarım kalıyor kalbim..
Yarım kalan $arkılarımız gibi yarım kalıyor sesim..
Yarım kalan canım gibi yarım kalıyor ya$am..

Demek ki hala unutmamışım seni..
Seni öyle unutmalıyım ki, sesini hiç duymamı$ gibi..
Seni öyle unutmalıyım ki, ya$anmamı$ bir hikaye gibi..
Seni öyle unutmalıyım ki, sanki seni hiç tanımamı$ gibi..
Seni öyle unutmalıyım ki, her bir zerreni hatırlamayacak kadar..
Seni öyle unutmalıyım ki, unuttum kelimesini bile söylemeyecek kadar..
Seni öyle unutmalıyım ki, adını duyduğumda irkilip gözlerimin dolmasından kurtulmalıyım..





Alt 01-09-2008, 16:29 #37

Sэяzэηi$

.


Ne vakit seni hayal etsem.
Bir güneş doğar kalbimin en güzel köşesine.
Işıl ışıl olur sevdan yüzüme ışıltısı vurur sevdanın.
Bir melek olurum.
Senle bir hayat düşlesem.
Ne vakit gözlerin gelse aklıma.
En güzel şarkıların en güzel nakaratlarını senin için söylerim.
En güzel aşk şiirlerinin en can alıcı mısralarında seni görürüm.
Sana söylerim daha önce gün yüzü görmemiş kelimelerimi.
Aşk bu.
Beni alıp da sana götürmez ama .
Seni alıp da hayallerimin en güzel köşesine götürür.
Ne vakit sen gülümsesen.
Şehrime mutluluk tozları bulaşır.
Tüm şehir bereket saçar hatta çocuklar bile gülümser deliler bile bana dönüp sen bizden de delisin der.
Olsun .
Varsın desinler .
Ne güzel.
Deliler değilim sorgusuz sualsiz cennetin kapısından geçen.
Ne vakit ellerin elime değse.
Tüm ağaçlar çiçeğe durur mis gibi kiraz kokar ortalık taze ekmeklerin kokusu burnumuza gelir.
Ne vakit ellerin avuç içlerimi terletse aşka ibadet edesim gelir..Aşk bu .
En güzel kokusunu hazırlayıp da bizi baştan çıkarır.
Ne vakit resimde senin o güzel gözlerinle gözlerime baksan.
Benim aklıma mıh gibi çakılır kalırsın.
Seni kazırım alnıma kaderim diye.
Sen yazılırsın alnıma ben yaşarım seni aşk tadında.
Sen gözlerime bakınca şehrime yedi renk gökkuşağı doğar.
Bizde geçeriz gökkuşağının altından.
Belki kabul olur vuslat dileklerimiz.
Aşk bu her süprizi teninde taşır.
Ne vakit kulağıma o sözleri fısıldasan utanır bakışlarım. Baktığımda utanmayan sevgiliden yâr mı olur.
Gözün gözüme değdiğinde bakışların kaçar korkarsın günahtan.
Alna yazılmış yazıda korkarız günahından.
El değmemiş kalmalı aşk bu şehirde.
Kirlenmemeli .
İbadetimiz duamız Allaha bu aşkta.
Biliriz o kavuşturur bizi günü vakti geldiğinde.
Aşk bu.
Kavuşursak bitirir bizi.
Ne vakit ayrılık gelse bu aşka gönlün kıyameti kopar.
Alın yazımızı bozamayız sadece geciktiririz.
Alın yazısına müdahale etmek Günah değilmi yar.
Gidersinde iki ten iki beden ayrı ayrı yerlerde günahkar kalır.
Madem ki ayrıldık mademki alın yazımızı geciktirdik Mademki sen ve Ben günahkarız.
O zaman Cehennemi hak edeniz.
O zaman bırak boylayalım cehennemin dibini.
Ne vakit bir çocuk gülümsese aşk herkese mutluluğunu bulaştırır.
Ne vakit seni düşünsem aşk sebepsiz yere Prangasını kollarıma takar.
Beni sana hapseder.





Alt 01-09-2008, 16:30 #38

Ŀusηikα.~

.-.

adını Son koydum. Sonunu hüSran . .


En güzel rüyamdın sen benim
Bak şimdi kabusum oldun
Vazgeçilmezdim benim
Bak şimdi ellerin oldun
Unutamadım ki ben seni
Sen benim sonum oldun
Yüreğimi aldın yerden yere vurdun
Unutamadım ki ben seni
Sen benim son umudumdun
Gözlerine baktım öylece durdum
Elin olduğunu düşündükçe
İçten içe kudurdum
Ne oldu söylemedin bana
Hani sende seviyordun
Adını koydum sonunda
Zaten en başından biliyorum
Adını SON
Sonunu HÜSRAN koydum





Alt 01-09-2008, 16:34 #39

Ŀusηikα.~

.-.

ne verdikki ne aLacağız ?


Seslerin çığlık olduğu
Sevgilerin kısa sürdüğü
Hayatın saçma kuraları olduğu
Gündüzlerin geceden karanlık
Şarkıların ağıt olduğu
Matemlerde gülünüp
Düğünlerde ağlandığı
Paranın dostluk olduğu
En yakın dostun gün gelip düşman olduğu
Kardeş kardeşi vurduğu
Bir dünyamı bırakacağız cocuklarımıza

Ele ele tutuşmasını bilmeyenlerin
Sevgiye saygısı kalmayanların
Yoksulu görmeyip karnını tıka basa doyuranların
Hayatı kumar masasında kaybedenlerin
Elinde oyuncak olmuş ,
Bir dünyamı bırakacağız çoçuklara


Oynasınlar diye yeşil alanları suni parklara çevirdik
Ormanları kesip taş duvarlar eyledik
Denizleri karaya, göğü griye boyadık
Simite pis deyip hamburgerle doyurduk
Bir anneye bir demet papatya vermek varken
Pırlantaları akılaraına soktuk
Onları yarış attı gibi koşdurup durduk
Söyleyin..
Mutluluğun ne olduğunu bilmedikleri
Bir dünyamı bırakacağız onlara


Onlar tarlada uçan kuşu
Havada süzülen uçurtmayı
Piknikte yenilen yumurtayı
Saklambacı ,.kovalamacayı
Yani çoçuk olduklarını hiç bilmediler
Biz şimdi onlara bilgisayar başında yönetilecek
Bir dünyamı bırakacağız..





Alt 01-09-2008, 16:35 #40

Ŀusηikα.~

.-.

ayrıLığa Sözüm var unutmayacağım Seni !


gözlerinin tuzu yakmaya başlar önce yüzünü
yüzün yanar sanırsın oysa yanan yüreğindir
ızdırabını çektiğin nedir yaşadığın mı yaşayıpta hayatından
atamadığınmı
gene yalnızlığa oynuyorsun zarlarını...
bu kumarı kaybetmek için oynuyorsun
içim acıyor sanki binlerçe bıcak yarası var vucudumda
binlerce acı gücümün yetmediği bir acı
ne çığlık atacak nede ağlayacak gücüm var .......
susmak ........
bütün acıların çığlık çığlığa haykırırken susmak ...........
ellerin soğukmu ......
sesin duyulmaz olur hayatmı hırsız ..
kadermi hırsız ..
senden çaldığı sadece bir sevgimi
gelmişinmi geçmişinmi geleceğinmi ..
rüyalarındaki sıcaklıkmı senden çalınan
seni bu soğukluktan kurtaracak kibrirtlerin yokmu
yokmu herkibrite sakladığın hayallerin
soğukluğa teslim ediyorsun herşeyini
yaraların uyuşuyor acılar hisedilmiyor
dönüp kendine baksan kan revansın
şuursuz bir acısızlık
hisedebilmek .......
senden çaldığı budur hayatın
hisedebilmek......
keşke sengibi unutabilsem herşeyi





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:42 .