#361
kanayan kelimelerde yazmak seni

Sana dair yazmak istiyorum, ama ne! Sana neyi yazmalıyım?
Kanatıcı bir yaranın izi oluyorsun bende; ama acıyı kansızlaştıran bir şey olmalı.
Acıyı ifade edecek kelimeler arıyorum heybemde, kararsızım….
Soğuk mu dizsem kelimeleri! Yoksa yüreğime dokundurup ısıtmalı mıyım…?
Değse yüreğime kelimeler im kanar mı! Acıtır mı?
Acıtmayan acıyı kanatmayan kelime yazılır mı sevilene
Yoksa her bir kelime yaramı taşır içinde. Her yara bir yad etme midir?
Unutulmayan daimi ölümsüz olan mıdır? Ama ölümsüz olan soyutlaşandır.
Ve soyutlaşan içselleşendir, tıpkı benim şuan sana olan tutsak sevdam gibi…
Yine de sana dair yazmak istiyorum ama neyi yazmalı…?
Yazsam nasır tutan kalemim kanar biliyorum
Belki de tek özgürlüğüm sana olan içselliğimi dökmek kelimeler de.
Kelimeleri kanatmak ve kanattıkça kelimeleri görünmeyi sağlamak.
Hissetmek ey sevdiğim, var oluşu kanıtlamak !Kanattıkça atlatmak seni…
Her kelimem kanatılmış bir umut taşımalı, hissetmeli, acıdan gelmeli…
Her kelimem yüreğime değmeli, anlamını oradan almalı, sonra sonuna ulaşmalı
Yazmalıyım sana dair, Özgür şafakların dudaklarında titreyen binlerce aşık gibi
Dizeleri acıtmadan damıtmak sana kelimelerimi…



#362
#*..Can havli..*#

Sensizlikte, kah geceler üzerime yürüdü, kah ayazlar zorladı kapılarımı…
Ama her zorlukta gözlerine sığındım, her solukta ismini haykırdım.
Yalnızlığınla savaştım durdum. Belki de en gururlu savaştı benimkisi.
Silahım yoktu;
Sadece seni seven yüreğimdi savaşan.
Kazanan hep hasretin olsa da ben seni " sensizlikte " bile yaşatandım…

Rüzgarlarla savruldum karanlıklara, düştüm hasret çukurlarına,
ezildi gözlerimde büyüttüğüm çiçekler.
Pes etmeden, çocuksu düşlerime yenilerini ektim.
Sensizlikte kör kuyulara itildim.
Yaralarımı gözlerindeki ışıkla sardım.
Yüreğimi söktü arsız yalnızlıklar.
Yıkılacak gibi oldum, seni beklediğim sokaklarda.
Ama pes etmeden, her zorluğa senin sevdanla karşı durdum.
Ayrılık tepelerine tırmanırken yüreğim, hep baharımsı nefesini soludum…
Heybeme erimez karları,
Yüreğime" sevda bilmez" ayazları doldursalar da,
Vazgeçmedim senden
…yüreğinden…
Azmettim kazandım sevdamı, davacı olmadım hüzünden, kederden.
Uzaklarda olsan bile, bir nefes alışını bahar bildim ömrümde,
bir gülüşünü mutluluk addettim yüreğimde.
Seni severken hic durmadım, hep sana, sevdana yaşadım.
İlaç bilmez acıların için, siper ettim gögsümü, fakir ömrümü.
Üzülmedim seninleyken, hep mutluluk bildim gülüşünü.
Aldırmadım, karanlık gecelere.
Üşüdüğümde, bir yorgan misali gülen gözlerine sarılıp,
Mutluluklarına uzandım.
Yanında aldığım solukları, hep kâr saydım mutluluk envanterine.
Kalem olup gözyaşlarımı akıttım, ağladım, hasretinle ıslandım ama yüreğimde hep seni yaşattım.
Yalnızlığınla savaşıp,
Seni " sensizlikte " yaşatan
Bir fakir yürek oldum ömrümde.
Bir gözyaşı bile düşmedi hüznümde.
Neden diye sorma,
Gözlerimden düşen her gözyaşı sana idi, ölümsüz sevdana idi…
Şimdilerde,
Sen, bende yokken bile
Seni ölümüne sevmekle meşgulüm.
Olur da acıların sararsa yüreğini,
Karanlıklar boğarsa düşlerini
Bir nefesini ver ne olur,
Yüreğimi siper eder bu can sana..


#363
güle güle damlayan kan
Benim sevdalarım
Al güle damlayan kandı
Çocuksu korkularım
Geceyi siyaha boyardı

Uzaklarda alemlerim
Avucumda yıldızlar vardı
Erguvan umutlarım
Sana sabahı soyardı

Sessiz çığlıklarım
Özgürlükler adardı
Kederli gecelerim
Bir fezayı sarardı

Siyah beyaz düşlerim
Gökkuşağı takardı
Yoksuldu özlemlerim
Sadece sana tapardı

Hazanda gurbetlerim
Sılada hazanlarım vardı
Ayazda hüzünlerim
Hislerimi yakardı

Prangaları yeminlerim
Ayağıma çakardı
Ellerimi yalanlarım
Kelepçelere sokardı

Coşkun denizlerim
Yakamozları yıkardı
Irmaklarında suyum
Yanlız yetim akardı

Kağıttan kayıklarım
Nuhun gemisi kadardı
Yağınca ağıtlarım
Yağmurda toprak kokardı

Kavgasız savaşlarım
Yazgımı kurşunlardı
Şafaksız ufuklarım
Güne hasret yaşardı

Benim hür yarınlarım
Sefiller ve açlarındı
Bildiğim tek dünlerim
Gözlerinle saçlarındı

Baharda rüzgarlarım
İğde kokusu taşırdı
Gururlu kahırlarım
Sanki mezar taşımdı

İçinde yitip gittiğim
Seni gördüğüm andı
Benim sevdalarım
Al güle damlayan kandı


#364
tsklerrr


#365
#*..Can havli..*#

Harammış Yaşamak




Bu günüm de sensiz geçip gidecek.
Belli ki sen yine gelmeyeceksin.
Acılar gönlüm de figan edecek.
Verdiğin acıyı bilmeyeceksin.

Kavuşmak istedim her zaman sana.
Araya seneler girdi sevdiğim.
Sensiz geçen ömrü yaşadım sanma
Sadece nefesti alıp verdiğim.

Yıllardır hep aynı heycan içimde.
Yolunu gözlerken geçti şu ömrüm.
Ufukta güneşin batması ile
Vuslatı beklerken#*..Can havli..*#hicranı gördüm.

Bekletme ne olur#*..Can havli..*#geri dön artık.
Dayanacak gücüm kalmadı inan.
Tüketip bitirdi beni yalnızlık
Harammış yaşamak senle olmadan.


#366
her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belaya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor
* * *

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret


#367
Bir rüzgâr hızıyla geçti ömür,
Yaşandı bitti oldu yalan.
Güzelliğin inceliğin ve asaletin,
Bir çok meziyetin aklımda kalan.

Berrak bir denizdi yeşil gözlerin,
Konuştukça huzur veren sözlerin,
Amacın sırların ve de gizlerin,
Hatıralar seni vazgeçilmez kılan.

Vedalaştığımız yerde her an bekledim
Sekizde gelmem dokuza kalmam demiştin.
Mutlaka dönerim sözü vermiştin
Yıllardır bekliyorum hani nerdesin.


#368
Olmuyor…Sensiz Olmuyor Iste
GeLisin Bahar OLacak DudakLarimda
“Islak Hecelere Birakilmis Düslerim”

Gecenin karanligina yüregimi asip sana yaziyorum. Yüregimi sana kanatlandirip seni düslüyorum kirik dökük hayallerimde..Uzaklari asindiran kelimelerimi satirlara serip seni soluyorum mürekkebimle. Yine yoklugun düsüyor hecelerime, yine yoklugun bir hançer gibi deliyor hücrelerimi..Ne yapsam, ne etsem fayda etmiyor. Sensizlikte kanayan dudaklarimi nehirlerde yikasam da silinir mi yoklugunun acilarini..? Zaman sanki hasretinde durmus..Hersey hasrete prangali…

Sakaklarimdan akiyor hasretinin alazlari. Ayak uçlarima düsen kangren geceyi kaldirip yoklugunu yumrukluyorum sivasiz duvarlarda. Pervasizca yüzüme vuran yalnizligin rüzgarlari siliyor hasretinin kanla karisik terini…
Olmuyor…Sensiz olmuyor iste.
Hasretinde sesi kisilmis bir rüzgar gibiyim .. Yutkunuyorum acinin kanli gözyaslarini…Yapamiyorum, ne yapsam uyutamiyorum sensizligin suskun kelimelerini…Ne zaman saçlarimi oksasa rüzgar, ilik nefesin biliyorum. Ne zaman gecenin koynunu serinleten ilik bir meltem esse yüregime doğru, senin “KOKUN” diye cigerlerimde soluyorum meltemleri.

Bir gelsen, karanligi ezen yildizlari sayacagim birer birer.. Ne zaman seni düsünsem yildizlar düsüyor saçlarina Bir gelsen, yollarima bir kez ugrasan gülümseyecek umutsuzluga boyanmis gelecegim . Yokluk zindani asip bir gelsen vuslati giydirecegim ayazlara. Bir ugrasan sehrime, seninle kir bahçesinde sicak çaylarimizi yudumlarken sevincimden simitlerimizin kirintilariyla yavru kuslari doyuracagim..Ellerim ellerine degdiginde avuç içlerimin terini birakacagim ilik meltemlerin koynuna …Bir gelsen bir dokunsan yüregime, mevsim ne olursa olsun gelisin bahar olacak dudaklarimda..

Biliyorum imkansizligin ötesinde seni yasamak istiyorum.. Kana kana gülüslerini içmek varliginin huzurunda. Hayallerimle gezinsem bir an ; kabullenip ama bir türlü ezemedigimiz gerçekler bir tokat gibi iniyor yüzüme.. Yikiliyorum oldugum yere.Tutunmak için bir dal bir el ariyorum… Düsüyorum..Aciyor yüregim..Kaldirimlari öpen dudaklarimi siliyorum. Boynu celladin kanli ellerinde suskunluga vurulmus bir mahkum gibi arkama bakmadan sehrinin karanliklarina yürüyorum..Ve kayboluyorum gögü çalinmis kuslar gibi köhne sokaklarinda ardinda…Vuslat kelimeleri çalinmis yetim çocuklar gibi agliyorum yagmur bulutlarin avuçlarinda. Kimse gözyaslarimi görmesin diye gecenin karanligini örtüyorum üzerime,.

Zaman akiyor gidiyor. Mevsimler degisiyor, turnalar sehrimi terk ediyor.. Ama bir ben kaliyorum yoklugunda.. vuslata isyan bayraklarini açiyorum. Yüzümü yikadigimda aynalarla yüzlesmekten korkuyorum. Pencereleri bir açsam senin sesin diye firliyorum disariya. Ne zaman telefonum çalsa bugulu sesin diye kosuyorum. Ama her defasinda yikiliyorum oldugum yere..Gün pencerelerime vurdugunda ilk isim, yoklugunda islanan gözbebeklerimi mandalla ipe asip güneste kurumasini bekliyorum.

Biliyorum, agir aksak hayat yokusunda hiçbir zaman seninle yürümeyecegiz. Belki kelimeler hep dillerde sakli kalacak. Karanliklar büyüyecek avuç içlerimizde. Ellerimiz hep yabanci kalacak birbirine. Ve yüreklerimiz hep yalanci baharlarda soluyacak isimlerimizi..Kuytu köselerde sigaraya hasreti sarip küllerinden umuda güller ekecegiz.. Hayat yükünü tasiyan sirtimiz diye nemli duvarlara yaslanip kendimizle dertlesecegiz..Agladigimizda dizlerimi arayip seni seviyorum kelimelerini gözbebeklerimizde islatacagiz.

Ama ne olursa olsun, hasret perdelerinden bir gün sevda türküleriyle uyanacagiz vuslat sabahina.. Melek’lerin agladigi gönül bahçelerinde delicesine gezip gülüslerimizi delicesine soluyacagiz. Sabirla, umutla vuslati bekleyecegiz. Vakit, hasret zamani. Ne olur aglama. Ben senin icin bu satirlari yazarsan hasretimize agladim. Ne olur üzülme sen agladigima..Birak aksin gözyaslarim. Silemesem de ellerimle gözyaslarimi, yüregimde umutlarla kurumustur gözbebeklerim..Ne olur dayan bu hasrete..Bir gün vuslatin bahar kokulu gecelerinde yildizlarda gezinecegiz. Seni seviyorken ne olur gülümse…

"Birazdan yoklugunu serecegim
Hasretinin duvarlarina.
Ve yüregimi atesleyecegim
Katransi yokluguna..
Ve gözbebeklerimi islatip
Seni sayiklayacagim
Gecenin koynunda..
Hasretini dudaklarimda öldürüp
Günesle boynuna sarilacagim
Bahar kokulu sabahlarda.."


#369
Serüvene koşmak içintrenler bekliyorsan
,güneşini yakalayıp gözüne yerleştirmek için
beyaz yelkenlerin gelip seni almalarını bekliyorsan,
yarına inanmak için gün batımına,
iyi kalpli görünmek içinzayıflığa,
ve güçlü görünmek için öfkeye ihtiyacın varsa,
demek ki hiç bi şey anlamadın...

B.Brecht


#370
Sözü süz de söyle.. Mânâyı inci gibi diz de söyle.. Yüze söyle, gıybet olmasın.. Ukdeyi içinden çöz de söyle, yapmasın yara..
Şems-i Tebrizi


#371
Sesinde ne var biliyor musun
Söylemediğin sözcükler var
Küçücük şeyler belki
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar

Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var

Cemal Süreya


#372
gittin
sen bana gitmek için gelmiştin
geride yavaş yavaş eriyen bir kurşun bıraktın
bıraktığın şekilden çok daha başkasına bürünen ve bir daha asla eskisi gbi olamayacak bir kurşun
gerçekten birdaha hiçbirşey eskisi gibi olmadı
kısa bir hüzünden sonra geldim geri döndüm sana seviştin mi,
değiştin mi beni,yeni bir umutla kimbilir kimler aklını çeldi
gördüğüne sevinmedin mi beni kimbilir kimler aklını çeldi
görüdüğüne sevinmedin sen beni
üç günlük ayrılıkta neler neden değişti
unutulmuş muydum
alışıyor muydun
yavaş yavaş yokluğuma
beklenmiyor muydum kalbini mi yordum bunca iş güç arasında
bir gün beni nasıl paslı bir makasla nasıl derinden budayıp gittiğini farkettim
yeni bir filiz veremeyecek kadar derindi kesip attıkların
sensizlikle oluşmuş hastalığıma senin bile çare olamayacağını
benim için artık çok gecikildiğini anladım …
söyle bari son söz olsun kızmam bundan sonra sana
dostuz artık geçmiş olsun anlat saklama ne varsa…
kimbilir kimler aklını çeldi gördüğüne sevinmedin mi beni


#373
Sensin tertip eden bu çilegâhı
Sensin tercih eden aşka nikâhı.
Yanlış mı sevgilim, yalan mı söyle?
İyi mi bir tanem, iyi mi böyle?

Hangimiz gafilmiş, hangimiz şaşkın?
Hangimiz kanına girdi bu aşkın?
Giden mi günâhkar, kalan mı söyle?
İyi mi nur tanem, iyi mi böyle?

Neden bunca hasret, neden bu keder?
Sen benden derbeder, ben senden beter.
Suçlu kim! Kalbim mi, çalan mı söyle?
İyi mi nar tanem, iyi mi böyle?

Zaman aynasında görürsün yarın,
Hangimiz helâlin, hangimiz yârin.
Seni kaybeden mi, bulan mı söyle?
İyi mi kor tanem, iyi mi böyle?

Cemal Safi


#374
Seni seviyorum
Süleymaniyenin karşısında
Tarihin üstünde
Bağdaş kurup oturdum
Tesbih çekiyorum

Seni seviyorum
Seni seviyorum
Seni seviyorum... //İ.Paşalı


#375
O Gün

Yüksek ateş... Peygamber hasta...
Dökünmekte kırba kırba su.
Müminlerin en derin yasta,
Ya giderse, diye korkusu.

Bir an, bir an, çalkalandı Mescit;
O göründü; halsiz, renk kaçık.
"Kapatılsın dedi, her geçit!
Ebubekir kapısı açık..."

"Her kul gibi, benim de elbet,
Hesaplıdır senem ve ayım.
Lahza geçme, erişir nöbet;
Kim kalmış ki, ben de kalayım?"

"Bir kula, ya Rabbin, ya dünya;
Seç dediler, deş de kalbini!
O kul da, hür bırakıldı ya,
Düşmeden seçti Rabbini."

"Arkasından kimi dürttüysem,
İşte arkam, gelsin ve vursun!
Kime borcum varsa tek dirhem,
Orta yerde malım, buyursun!"

"Kızım, kutlu soya ocaksın!
Bitti diye bak, hayatıma!
Bana ilk, sen kavuşacaksın!"
Ağlıyorken güldü Fatıma.

Ayişenin göğsünde başı,
Son sözleri şu:"Yüce Dosta!"...
Ve son nefes, çığlık, gözyaşı...
Güneş varken güneş paydosta.

O gün, o gün, pazarertesi;
Bütün büyük oluşlar o gün.
Bu dünyanın bundan ötesi,
Sade hasret, gurbet ve sürgün.


#376
Anılar birer zorba gibi yükleniyorlar üzerime.
Durmadan hesap soruyorlar benden... Tekrar tekrar aynı
görüntüler belleğimi kanatıyor... Ve hep o yüz...
Yüzdeki o ışık ömrümü ortadan ikiye bölüyor. Ne geriye
dönebiliyorum, ne ileri gidebiliyorum... Öğrendiğim
her yeni bilgi eski inançlarımı koyulaştırmaktan başka
bir şeye yaramıyor... O yüzün sahibine kaderini
anlatmak isterdim... Oysa o yüz ışığının farkında bile
değil. Kendisine rağmen yaşıyor o ışık yüzünde... O
yüz ki sevgiden önce nefret etmeyi öğrenmiş... O da
kayıp bir gemi ve o da bu kanlı sisin içinde yitirdiği
yolunu arıyor...
Cezmi Ersöz


#377
Zaman geçmek bilmez önce sonra yılları sayamazsın
Bir bakmışsın geçip gitmiş hayat
Özgürlüğün zerresinde varsa dünya çizgisinde
Kaç kez ilkbahar kaç kez sonbahar
Kaç kez verir hayat verir hayat
Anlam değer vermezsin ogün için ömür boyu beklersin
Mutlu olmak için
Kimse dinletemez bazen anlatırlarken
Sonra duymak istersin hepsi gitmişler


#378
Siz ne zaman sevdiyseniz çaresizlik vardı
Bir karanlıktı basan içinizi aşkla beraber
Sevince her yeriniz bir humma ateşiyle yanardı
Sonra gözlerinizde yaş, alnınızda ter

Onu severdiniz bilirim ama gidemezdiniz ki
Sizin gibi niceleri sevip gidemediler
İşte ümitsiz aşkınızın şahidi
Dişlediğiniz yastıklar, kırdığınız kadehler

Ve sizi o keder güzelleştirdi o keder
O isyan etmeler Tanrı'ya, o içinizdeki kırıklık
O sabahlara dek ağladığınız geceler

Bütün kadınlığınızla aşkın üstündesiniz artık
O içinizdeki fırtınalar da gelir geçer
Siz de bir gün dersiniz - sevmek yalanmış meğer.

( Ümit Yaşar Oğuzcan )


#379
rüzgârlar savrulur, uğuldar gözlerinde
o rüzgârlar benim rüzgârlarımdır
aşk
ki azar azar benim yerimdir
suskunsam, bozgunsam, bulutsuzsam
gözlerin ey yâr benim evimdir

iyi ki bu düştesin
her sabah ışıyan güneştesin
iyi ki yoksuluz bulutlar gibi
soğuyan dünyada sımsıcak fırınlar gibi

/vurulup düştükçe, düştükçe sana koşmaktan caymayacağım
gece insin, el ayak çekilsin gelip kapında ağlayacağım!/

Yılmaz ODABAŞI


#380
kolay değil elbette karşı koymak
yüzün küçülürken aynalarda yaşama karşı, bir avuç gelen yüreğinle..
kolay değil elbette gece büyürken
ayın çevresinde katlanarak acı da çekeceksin, korku da duyacaksın
ezilecek sesin
herşeye göğüs germesini ögrenip sevgilim
insanları seveceksin!

küçük İskender




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:41 .