#21
Bir aşk nasıl biterse
Öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim
Alaturka bir fasıl gibi

Gökyüzüne bakmayı,
Dostlara mektup yazmayı,
Çiçekleri sulamayı
Unutmuşluğum gibi bitti.

Bir aşk nasıl biterse,
Öyle bitti bu aşk da.

Yürümeyi yeniden öğrenen
Felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi
Ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara
Yeni bir adres bırakmalıyım.
Pencereleri açmalı,
Kitapları düzenlemeliyim

Belki, bir yağmur yağar
Akşama doğru
Yarıda bıraktığım
Şiirleri tamamlarım.
"Aşk da bitti" diyordu ya bir şair...

Aşk bitti işte..
Tam da öyle.



#22
Kuytu bir şehrin karanlık bir köşesinde
Yürüyorum
Lambası yanmayan evlerin
Daracık sokakların arasında
tek başıma
sensizliğimle
Kurtulmak istiyorum artık
Bu boğucu karanlıktan
Sensizlikten
sensiz çekmekten
yürümek istiyorum
bir gemiye yetişmek
sonsuzluğa demir almak
yalnızlığa
birden
birden sen geliyosun aklıma
ve seni özlüyorum
gözlerimi açıyorum
yıldızsız bir gecede
acı çekmeten kahrolmuş
sigara dumanıyla resmini çizen kendimi görüyorum
yıkılmış
virane halimi
ağlamak istiyorum
kaderime
sana
ve
benden çaldığın hayatıma ağlamak...


#23
Kaldırım gülü oldum dün gece
sahil boyunca unutmaya çalıştım
bana bıraktığın kimsesizliği
saatler geride kalmış benden
derdimi anlayan yok.
Dermanım da uzakta
şimdi o kara gözlerin olacaktı karşımda
avucumda aşkın.
Saracaktım ince hayatını kollarımla
zaman bırakacaktı seni bana.
Solmadan geçecekti bu hayal.
Gidip geliyorum seninle kendim arasında
değişen birşey yok.
Aynı boşluktayım
sevsem mi yoksa sevmesem mi seni
acı mı çeksem her gün
prangalarımı eskitsem
şaraba vurup kendimi
ölsem mi yoksa
yoksa hiç bırakmasam mı seni
vazgeçtim diyorum olmuyor
gerçekten içimdesin sökemiyorum
acılar vız gelir şimdiden sonra
sensizlik ölüm.
Onca şeyi sırtladım ben senin için
rakı gibisin.
Soğuk, ağır, beyaz az biraz
can damarda bitiyor aşkın
kapalı kapılar ardına bırakacağım seni bir müddet
aşk yıllandıkça erir
kalp mi kaldı sanki bedende
her şeyim senin.


Ağla Yüreğim

#24



Akşam olur
Bir başıma kalınca
Bu yerde...

Özlemin
Ateş olur..!
Dokunduğun her yerde
Kıvılcımlar saçar
Özlem ateşin
Yangınlara döner...

İçimde
Yıkılmaz sandığım
Dağlar erir
Ormanlar bir bir yanar.

Eğil başım
Sen..
Öne eğil....

Bunca yıldız varken
Gece neden karanlık olur
Sevdiğim.....

Kaybetmeyince
İnsan
Bilmezmiş
Elindeki nimetin kıymetini.

Ağla yüreğim kendi haline
Sen
Şimdi ağla..


#25
Üç kez çalmıyor artık postacı kapıyı
Bir toz duman da yok varoşlardan yükselen
Son çiçekçi terk etti bu kenti
Sen durmadan bir hıçkırığa tutunuyorsun
Gözyaşınla suluyorsun içindeki kaktüsü
İçi patlamış bu kentin
Hançerlenmiş bağırsak gibi kokuyor

Duyuyorum, ağır ağır atıyor adımını
Evet gelen o sevgilim, gelen, gitme zamanı

Ya denize koşuyor damlalar, ya dağlara
Artık yağmur düşmüyor bu kente
Çeviren yok umut sokağında kum saatini
İnanmıyorum mevsimlerin tükendiğine de
Hepsi dönüp dönüp geliyor geri
Tükenen biziz oysa zamanın kollarında

Sarıyor bizi hüzne açılan kucağı
Sarıyor bizi sevgilim, gitme zamanı

Konuşmanın yetmediği yerdeyiz şimdi
Anlatımın çıkmaz sokağında yani
Ha diyorum ki unutmadan, bir de kendine anlat
Ya da dinle tutabilirsen, salkımsöğüdün dallarıyla
Oynaşan rüzgârda, yapraklarda çırpınan sesimi
Ve bir türkü sıkıştır dudak kıvrımlarına

Buklendeki gül gibi, hani o sarı...
Sarardı gülün rengi, sevgilim, gitme zamanı

Gün gelir bu aşk rüzgârla dokunur tenine
Ve sen unutulmaz olursun
Aşkın acı bir gülümseme olur yüzümde
Yüzümdeki gülümseme bir acı..
Bir şey var ki kalbimin kapısına dayandı

Tepeye dikilmiş gün salıyor selamını
Gözü ufukta günün, sevgilim, gitme zamanı

Kar dediğin gün beyazı, kahır yağdı başıma
Sevince veda dedim, kederle uyumsuzum
Dökülsün döküldüğü kadar saçlarım
Savrulsun ömrüm
Dönüp toplarsam namussuzum

Eşiniyor huysuz doru, vuruyor ayaklarını
Yol istiyor sevgilim, bu yol, gitme zamanı

Kalamıyorum, oturamıyorum bir yerde
Kıvranıp duruyorum aşkın ekseninde ve acının
Bitsin diyorum, bitsin sözün düştüğü yerde
Zamanın kalbinden uzanan bu zincirin halkası
Ve başlıyor bitiş dönülmezliğine
Sevişmeyle dolduruyoruz günü
Öpüşme oluyor adı zamanın
Yıldızların ve güneşin yeniden doğması oluyor

Doyuyor, yoruluyoruz; çevriliyor kapının tokmağı
Gitme zamanı sevgilim, gelen, gitme zamanı



#26


Kanıyor Sensizliğim



Okşayarak getirirdin teneke kutularda
dokunun derdin kolonya neymiş
dokunurduk hafiften
kokular yayılırdı, ağır eylül akşamlarına

Beslemesin diye anneler:
çocukların postallarda büyütülüp
kanlarının, zor ağacına vuran
şafak rüzgârlarında kurutulduğu günlerdi

Kururdu kanım
düşünemezdim, fesleğenleri ellerinin
dokunduğu yerden öpmenin değerini

Göndermek istemezdin bilirdim
korkularındı sokak, yitirdiğin güvendi
ne zaman gidecek olsam
kısık ateşlerde, uzun çaylar demlerdin

Bir Mayıs sabahı şimdi
bayramlık simlerini salıyor güneş
humuslaşan kentin sokaklarına

Yürüyoruz... üniversite, fabrika
biraz zamana sildirmiş
yağmura yıkatmış biraz dipçik izini
yakasında rozet gibi panzer gölgesi

Uzatıyorum elimi resmine
acıyor tenim
özlemin törpü tinimde kanıyor sensizliğim





#27
Beklenen


Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,

Gelme, artık neye yarar?


Necip Fazıl Kısakürek




#28
geceler telaşla koşuyordu gölgeme
bir gece kuşu daha uçuyordu avuçlarından
yırtıyordu gecenin karanlığını baykuş sesleri
arz inliyordu yıldızların aksine
en sade suretini koyup çıkınıma /sırtıma atıp
seni sana terk ediyorum...

bozkırın koynunda deli dolu at süren ben
dökülen eylüllere soktum gökyüzünün maviliğini
ayın dolmuş haliydi son durağım
içimdeki trenler çoktan devrildi, vagonlar darmadağın
çatlamış dudağımı şiirlerle ıslatıp
seni sana terk ediyorum...

kanıyor ayak uçlarım dilime inat
kaçırıyorum bakışlarımı alev küresinden
bıçaklar kaygan zeminlerde bilenirken
geceye sızan birkaç damla kan
gözlerimden yüreğime sessizce akan
en şiddetli zehri acılarıma katıp
seni sana terk ediyorum...

kaldırım taşlarında uyuttuğum düşleri
bir atımlık barut kokan sabrımı
gün görmemiş hayâllerime vuruyorum
tütsüye mahkûm petekten oğul almak
zırdeli şafaklara ağlamak
bana mı düştü yar
sabahla gidiyorum, balımı peteklere satıp
seni sana terk ediyorum...

kaç kalibreydi boynumdan vurduğun söz
sahi ceylanlar neden hep boynundan vurulur
gölgem kan kaybından ölmekte
kırılan bir kalemin hesabı mı yapılır
sevdam yüreğimde musallaya yatıp
seni sana terk ediyorum...



#29
Dışarıda uluyan rüzgar
İçimde sana birikmiş özlemler..
Dilimde Şehrayin türküleri,
Elimde vuslatların taze gülleri,
Sana geliyorum hasret dağlarını aşarak.
Arala perdelerini güneşe artık
Vakit, kavuşma zamanı...

Sana geliyorum mürekkebimi yakarak.
İsmini andıkça gönlümde,
Al al gelincikler acıyor yüzümün bozkırlarında
Gülüşlerini içime çektikçe,
Ak güvercinler kanatlanıyor dualarımdan.
Sana geliyorken yanık türkülerle,
Dudaklarıma baharları yapıştırıyorum.
Saçlarından öptüğümde,
Saçların bir ömür boyu umut koksun diye..

Sana geliyorum
Güneşi hasretinle ağlatarak.
Ayrılıkları yüreğinde hançerleyip
Vuslatları yazıyorum gözlerine.
Ve kavuşma anında,
Bulutlardan umut tanelerini avuçlayıp
Alnının üzerine usulca düşüyorum.
Ve dudaklarını inince yüreğim,
Haykırıyorum vuslatın baharlarına.
Seni seviyorum gülüm...


#30
Giderken yağmur vuruyordu camlara
Yağmurun sesine karışmıştı ayak seslerin
Çaresizliği ve umutsuzluğu yaşayan biri kalmıştı geride
Ve ben, ve sen, ve sevgi ya aşkımız?
Bitmişti... Hepsi bitmişti...
Geride ise küllenmeye başlayan bir aşkta
Hala bir rüzgar bekleyen
Bir ateş parçası kalmıştı
Ve bir rüzgar bekliyordu yeniden alevlenmek için
İlk ayrılıktı bu...
İlk aşk ve ilk ayrılık...
Giderken sessizliği öğrettin bana
Giderken hüznü öğrettin
Hiç gelişin olmadı zaten...
Bazen içimdeki umut bir mum oldu
Karanlık gecelerde seni aramak için
Lakin rüzgara karşı yürüdüğümün farkında değildim...
Ve şimdi...
Her yağmur sesinde seni düşlerim
Her yağmur sesinde seni özlerim
Ve hala giden sevgili seni beklerim
Seni beklerim... Yağmur yüreklim...


#31
вυ нαуαтıη вιя 'ѕσηυ' σℓмαℓı.. уσкѕα gєℓ∂ι мι؟

İstanbul'la oturduk karşılıklı.
ben içimdeki seni döktüm,

O, gözyaşlarını
pul pul...

Boğazın düğümlendi;
istersen bir bardak
Deniz iç İstanbul.



#32
Ağla yüreğim ağla,

İster,
Karaları bağla,
İster,
Dereler gibi çağla,
Giden zaten gitti,
Sen,
Kendi haline ağla,

Yan yüreğim yan,

Duygularına taş,
Yaralarına tuz bas,
Boşuna,
Bu matem bu yas,
Giden zaten gitti,
Sen,
Geride bıraktıklarına yan,


Sorma,
Yüreğim sorma,

Bu ayrılık,
Neyin bedeli,
Bu yalnızlık,
Kimin eseri,
Kendini boşa yorma,
Ha bugün,ha yarın,
Gidecekti,
Çünkü o sana,
Zaten gitmek için gelmişti..



#33
Sen bir acı,

Sen bir özlem,

Sen bir tutku,

Sen bir heves,

Sen bir umut,

Sen bir güneştin,

Benim için....

Bir şey söyleyeyim mi sana,

Seni aramıyorum

Seni duymuyorum

Sensiz mutluyum

Biliyor musun ?

Hani anlarsın ya

Öyle halsizim ki hiç sorma

İşte gene yalnızım

Ne yazarsam yazayım

Gene yalnızım

Biliyor musun...


#34
Ben
Bendeki akıl almaz yolculuktan vazgeçtim artık
Kıyılara bakıyorum
Şenlikle çıkacağım
Beklediğim akşamların hesabı sana doğru attığım ilk adımla kendiliğinden sorulacak
Gözlerimizin buluşmasını bekliyorum
Ben asıl tarihimizden vazgeçtim
Unuttum
Sildim
Veya her ne ise
Başa aldım
Artık kendim yazıyorum

Sen
Artık miladımsın

Benim dalıp gitmem uzaklara boşa değil
Boşa değil bu baş dönmeleri
Sen isyan et
Sen baş kaldır
Sen yalanla
Sen inkar et

Sen ne dersen de
Ben vazgeçmedikçe
Uykusuz gecelerin
Geçtiğin sokaklar öksüz
Hastalıklı sevinçlerin ve bir huzursuz
Yürümekte sürekli arkanda
Kaybolmakta ve
Sen arkana baktığında

Benim bunları söylemem boşa değil...


#35
Ve ben gidiyorum yavaş yavaş
Kılıçlarımı kuşandım bu sevdadan
Zordan aramalarının arasından
Sıyırıp omuzumu gidiyorum
Güneşimi toplayıp valizime
Gözyaşlarımın ıslattığı yollardan geçme sözleri ile
Geceleri
Gidiyorum

Ve ben gidiyorum yavaş yavaş
Beni kayıplığın ben gittikçe küçülecek aklında
Aslında
Bir şey kalmayacak benden geriye
Yanılgılarım dışında

Ve ben gidiyorum
Gitmeyi sevdiğim kadar sevdim kalmayı kalbinde
Ama vakit dolmuş ben uzatmışım sözü
Duyamamışım laf kalabalıkları arasında
Bahanelerle beklemişim meğer
Kendimi aldatırken
Başkalarını da kandırmaya başlamışım
Üzülme

Ve ben gidiyorum yavaş yavaş
Gitmeliyim çünkü
Hiçbir sebep sonuç ilişkisine bakmadan
Yalnızca hafif aydınlığın
Gölgelerinde serinleyeceğim zaman
Hatırlayacağım söz
Seni fazla yormadan
Kalbimi fazla yormadan

Acılarıyla geçilecek yollar bunlar
Ayrılığın
Günlerin getireceği karanlıklar çabuk dağılacak
Ve bensiz
Ve gene bensiz de
Şen olur sabahların

Ve ben gidiyorum yavaş yavaş..


#36
Yalnızlığın yükü çok ağır geliyor bazen…
Seni yanımda hissetmek bile yetmiyor bazı zamanlarda…
Ellerinden tutabilmek geçiyor içimden…
Ellerini arıyorum… Bulamıyorum…
Geceler daha bir uzuyor senin yokluğunda…
Her gelişinde bu defa söyleyeceğim diyorum…
Yine yapamıyorum…
Söylemek istediğim o kadar şey var…
Ben derdimi sana anlatamıyorum…
Gece üzerime çöküyor ağırlığını taşıyamıyorum…
Sıkıyorum gözlerimi uyuyup uyansam sanki geçecek herşey…
Yapamıyorum… Sensizlikte zaten hiç bir şeyi başaramıyorum…
Mutsuz olduğumu düşünme… mutsuz değilim…
Nefes aldığını bilmek…
Mutlu olduğunu bilmek…
Ve zaman zamanda olsa aklına düştüğümü bilmek yetiyor bana..
Ufak şeylerden mutluluklar çıkarmakta üstüme yoktur sende bilirsin…
Sevdam yaşam sebebimdir…
Böyle başarıyorum belkide ayakta kalmayı…
Her zaman böyle değilim…
Karamsarlıklarım özlemimden…
Hiç zorlama atamıyorum üzerimden…
Seninde beni bırakıp gitmeyeceğini bilsemde…
Korkuyorum yeniden yalnızlık gelir mi diye…
Ondan zaten böyle hep beklemem…
Offff daralıyorum yineee…
Söyleyemediklerim çöküyor bir taş gibi üzerime…
Uyku girmiyor gözlerime…
Radyoda aynı şarkı
“İsteyipte söyleyemediğim çok şey var…
Sen dönmeden uyumam bu gece…
Düşün ki benden başka gerçeğin mi var…
Sen dönmeden uyumam bu gece…”
Yine aklıma düştün bu gece…
Sen dönmeden uyuyamam ben de…
Sen dönsende uyumam ben bu gece…
Bu hayaller içinde dalıp gidiyorum…
Bir yıldız giriyor rüyalarıma…
Uzanıyorum…
O kadar yakın ki sanki elimin ucunda…
Tutamıyorum…
O kadar uzak ki sanki senin yanında…
Gök yüzünden kayıyor içime doluyor yıldız…
Sen doluyorsun o anda içime…
Biliyorum ki yine ben düştüm aklına…
İçime bir serinlik doldu o anda…
Uyumak istedi gözlerim…
Yapamadım ben…
Diyorum ya…
Sen dönmeden uyumam bu gece…
Sen dönsende ben zaten uyumam bu gece…


#37
”belki de umut etmek için çok geç kalınmıştı..”

Uzaklardan bir rüzgar esintisiyle gelmiştin bana..
En yandığım zamanların birinde yağmur zamanımdın.
Her bir titreyişle çok uzaklardan gelirdin.
Hep olduğu gibi yine uçurumun kenarında yakalamıştın ve pamuk
ipliğiyle bağlı yaşamıma bir düğüm atmıştın.
Fakat ara ara ellerimi uzattığımda dokunamazdım sana,
kaybolurdun..
Ardından uzun geceler boyu düşünürdüm
”Acaba gerçekten geldi mi?” diye.
Sonra ”Evet geldi!” diye emin olurdum.
Çünkü bilirdim Süzülen göz yaşlarım sevdamaydı, sanaydı..
İfade edemediğim her kelimeme mana olurdun..

Yani;

Sen yokken bile severdim seni…


#38
Sustum!
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime
kimse duymuyor...

Sustum!
Bin ah sürüp dudaklarıma
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
sustu benimle deniz,
sustu deli dalgalar, sustu martılar...
umutlarımı sarıp rüzgarlara
uzaklara savuruyorum her gece
yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne
kimse görmüyor...

Sustum!
Tam acılarımı haykıracaktım ki,
sustum
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
bir çığlık kanıyor demedim, en derininde yüreğimin...
içimdeki volkanları boğarak sustum!
açmadım kimselere yüreğimi
hançeri sadece kendime sapladım
sapladım ve sustum!
hüznü yüzümde,
acıları gözlerimde topladım sustum!..

Sustum!
sustu dudağımdaki şarkı,
gözlerimdeki şiir
yaraları yalayan rüzgar
sokaklarında kahrolduğum şehir
gözlerim konuşuyor yalnız!

Saçı ağarmış hayaller
nemli kirpiklerle
bulutlandığında gözlerim
gökte şimşek olup çakıyorum
kimse görmüyor...

Sustum!
tuz basıp yaralarıma!
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi
yaslanıp yalnızlığın duvarına
gül döküp kalabalıklara her gece
kimsesiz geziyorum gönül ülkemi
kimse bilmiyor...

Sustum!
tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum
sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
acılar konuşuyor şimdi yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir
atıyorum uçurumlardan
kimse görmüyor

Ne zaman
dudaklarından öpmeye kalksam hayatı
saçlarını koklasam rüzgarların
içimde incecik bir sevgi ürperiyor
sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme
gelmiyor beklediğim bahar
yaralar merhem tutmuyor
gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara
kimse silmiyor
yağmur dinmiyor
sevdiğim bilmiyor

Sustum!
sustu benimle sarı sabır,
sustu hasret, sustu zaman
yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata
kimse duymuyor

Sustum!
İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi
sustum
sustu dudağımdaki şiir
gözlerimdeki nehir
gönlümdeki yara
bulutlar haykırdı isyanımı
şimşekler haykırdı
sadece ben duydum
sadece ben

Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat
ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi
yaralar merhem tutmuyor
geceler avutmuyor
ben sustum
acılarım konuşuyor yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor

Ben sustum!
susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
pencereme vuran yağmur damlaları
susmuyor dışarda inleyen rüzgar
yıldızlar küs
ay üzgün
yağmur dinmiyor
içimde binlerce şiir kanıyor her gece
kimse bilmiyor
kimse duymuyor

sustum!
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
sustu hayat, sustu zaman
acılar konuşuyor yalnız
acılarım konuşuyor
kimse duymuyor...
duymuyor...
duymu...
duy...



#39
Sen hiç duydun mu baska bir yüregi kendi gögsünde atar gibi...
Üzüldün mü, yanaklarindan süzüldü mü hiç bir baskasinin gözyaslari...
Yabanci hıçkırıklar gelip düğümlendi mi göğsünde...
Düşündün mü geceleri...
senin olmayan rüyalar gördün mü...
senin olmayan birini sevdin mi?
Gökyüzüne baktin mi , yıldızlar düştü mü güneş doğdu mu
her gecenin sonunda ?
Uyandın mi başka birinin sabahına?
Hiç sevdin mi sen,
Duydun mu baska bir yüreği kendi göğsünde atar gibi...
Gülümseyişini hissettin mi belli belirsiz
senin dudaklarındaymışcasına yakın...
Sıcak..
Hiç sevdin mi senin olmayan birini?
Senin olmayan bir şehirde,
bir gecede, bir bedende yaşadın mı hiç?
Sen hiç gerçekten sevdin mi senin olmayan birini?


#40
İki bölümlük roman benim hayatım
Biri senden önce biri senden sonra ki yaşadıklarım
Senden öncesini bitirdim ve açılmamak üzere kapadım
Ben yeni romanıma seninle başladım

İlk romanım bir üzüntü tufanıydı
Sayfaları yürek yaraları ve gözyaşlarıyla kaplıydı
Mutluluktan çok üzüntü vardı
Ve de yalnızlık, acı, ayrılık başkahramanlarıydı

İkinci romanımda yalnız sen varsın
Seni anlatıyorum sen tek kahramansın
Sen istediğim müddetçe tek sen kalacaksın
Artık her şeyim sen olacaksın

Umutluyum benzemeyecek bu roman ilkine
Ne yer bulacak gözyaşı kendine
Ne de ayrılık adı geçecek bir kere olsa bile
Seni, senli sevdamı yazacak romanımın her kelimesinde
Ve son bulacak ben ölünce
Romanımın adına gelince
AŞKI SEVDİM YALNIZ SENİNLE




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:50 .