#2261
ÖLÜM

Hayat sıkmaya başladı artık,
Gidiyorum sensizken sensizliğe,
Bir masal gibiydi sen ve dünya
Bir varmış bir yokmuş diye başlayan,
Ve sona doğru yaklaşılan.

Ölümden korkmuyorum artık,
Korkularımı sende bıraktım,
Ölmekten korkmuyorum artık,
Ben ölümü ilk seninle tattım.
İlk gördüğümde gözlerini,
Dünya sanki cennet oldu bana,
Kalbini tanıdığımda
Düşlerim yoluma çıktı her sokakta
Seninle tanışmam bir anlıktı
Kaybetmem de bir anlık oldu.

Ölümden korkmuyorum artık,
Ölmekten korkmuyorum,
Ben ölümü ilk gözlerinde tattım.
Kaybetmekten korkmuyorum artık,
Ben hayatımı sayende kaybetmeyekalktım.
Ne gurur, ne derman kaldı dizlerimde,
Uğrunda yıllarımı harcadım,
Anlatmaya kalktım aşkımı,
Ya ben anlatmayı başaramadım,
Ya sen anlamamayı başardın.

Ölümden korkmuyorum artık,
Son satırlarını yazıyorum,
Sensiz hayatın.
Ölümden korkmuyorum artık,
Ben uğruna canımı adadım.
Sevdiğim, gözlerin hiç geceleri
Ağlamaktan ağrıdı mı senin?
Hiç elin kolunun,
bağlı olduğu oldu mu?
Sen dünyanın en kalpsiz insanını
Sevdin mi hiç?
Uğrunda ölmeyi düşündün mü,
Bu dünyanın yalan olduğunu,
Geç olsa da anladın mı sen?

Ölümden korkmuyorum artık,
Alıştım ben her gün ölmeye,
Ölümden korkmuyorum işte
Benim ruhum zaten hiç bedenimde değil ki
Senin hep o gözlerini izlemekte.

Ölümden korkmuyorum artık,
Yaklaşıyorum her geçen dakika,
Bu dünyadan göçüp gitmeye.

Ölümden korkmuyorum artık,
Korkuyorum dünyada sana birşey olmasından,
Korkuyorum canının acımasından.

Ölümden korkmuyorum artık,
Son satırları yazıyorum,
Korkmadığım ölüme yaklaşırken,
Sana ve hayata.
Ben hep gülümseyeceğim,
O yaşlarla dolu gözlerimle,
Bulutların arasından,
Sana ve yalan insanlara...



#2262
Bilememişim yokluğunun ne olduğunu varlığında.Sen böyle iken canım neden acımamış ki başında. Böylesine hain terkedişinden neden yarım kaldım.Oysa ben istemiştim yüreğimde acı çekmeyi öyle olmasa kaç sevdaya atardım kendimi.Küsmezdim yürek kapılarına ve herkesi senin gibi beden avcısı bilmezdim.Oysa ben tutulmuştum yüreğine.Ama sen demiştin beni sev diye ve sen dedin son sözü ilki gibi bırak beni diye.Neden ben anlamadım .Belki bedenimi bağışlamadım sana ondan.Oysa beden değilde yürek değilmiydi bağışlanan.Küçük bir erkektim belki ama ağlamadım.Damlalarımı görsende değişmeyecekti bir şey o yüzdendir ki gidişine değil yüreğimde kalışına ağladım .Sessizce yoklarken her gece kendimi, ben ben değildim. Kime mi sığındım yine kalan kırıntılarıma ama acılarıma ,mutluluktan eser bırakmamışsın ,geçte olsa anladım ama bedenimi bağışlamadım tüm suç bende di mi?


#2263


Yokluğunun ilk akşamı bu gece
Saatlerce önce çıktın yola
Ve....
Benide alıp götürdün beraberinde..
Neyim ben kimim ben??
Sevgilin,aşkın ,gönül maceran
Herşeye varım seninle
Ellerine verdim gönlümü sahip cık ve sev diye
Yarını düşünmeden ve korkusuzca
Umarsızca sevdim seni..
Döneceksin bu kısa bir veda
Ama korkuyorum
Bu gidişin belki dönüşü olmaz diye...

Geldiğinde ahtopot misali sar bedenimi
Tutsak et beni kendine
Teninde var olup teninde yok olayım gene...

Yasakta olsa bu aşkı beraber biz yarattık
Seninleyken heyecandan kalbimin ritmine ayak uyduramaz oldum
Asla yüzüstü bırakmıycak
Beni seven biri var dedim


Yorgun gözlerim ama uyku tutmuyo
Soğuk buz gibi cama yaslayıp başımı seni düşledim saatlerce
Saçlarımı okşayışını,kısada olsa sohbetlerimizi,
Ellerini,gözlerini,sıcaklığını
Şimdiden özledim seni
Vaktinde gel sevgilim
Yalnızlığın koynunda köle etme gecelerce


#2264
Sözlerin artık ikna etmediği bu yaşımda, ağlamak da artık zor geliyor, zoruma gidiyor. Benden sana, söylemesi zor, yazması kolay bir kelime; Hoşçakal. Aldatıldığımı bildiğim bu geceden sana son bir yazı, son bir hatıra. Seni her çağırdığımda, artık yüreğime yumruk atamayacaksın. Ben de bir başkasının yasak bahçesine uğramayacağım. Artık ne gelmeni isteyeceğim, ne de kalmanı.... Bu akşam masamdaki tek bir mumu kendim için yaktım. Senin oturduğun iskemle boş, ev boş... İhanetin resmi boşlukta çizili... Şimdi sen bir başka masada başka gözlerlesin. Yüreğindeki pembe yalanlar büyüdükçe büyüyor. Karaya çalan pembeler... Kim, kimi kandırıyor bu alemde? Kumdan kalelerimiz her dalgada yıkılıyor. Kimseyi yolundan döndürecek gücüm yok artık. Dayanıksızım, dayanaksızım... Olduğun yerde kal...
Hoşçakal...


#2265
Yüreğinizesağlıkarkadaşlarşiirleryineharikateşekkürederim


#2266


Aldirma çevrende olan bitene
Kalbine kulak ver hep onu dinle
Yalniz kaldiginda kendi kendine
Kalbine kulak ver hep onu dinle!!!


Kimseye güvenme kendine güven
Aski yüregine katmayi ögren
Sen bir dilenci ol sevgiyi dilen
Kalbine kulak ver hep onu dinle!!!


Bakmayi bilirsen ayna gibidir
Bazenhuzur verir bazen inletir
Her zaman en iyi yolu gösterir
Kalbine kulak ver hep onu dinle!!!



#2267
Yüreğinesağlıkarkadaşımçokgüzelbirpaylaşımdıteşekkürler



Aklımda çekip gitmeler var şu günlerde...
Tüm yolları tıkadığımı zannederken bir film afişinde gördüm gitmelerimi...
Onları da yok edemem ki...
Her şeyi silsem, yok saysam neye yarar?
Çekip gitsem buralardan...
Çekip gitsem her şey geride mi kalacak?
Tüm yükümle gideceğim aslında farkındayım...
Kendimle...
Kişiye kendinden daha büyük yük yoktur sanırım...
Kendimi bırakıp gitsem...
Mümkünse gitsem...
Kendimi cumbadaki masada, kahvemle ve Ahmet Altan'la bırakıp gidebilseydim, yanıma da sadece sigaramı ve özbenliğimi alabilseydim...
İşte o zaman çekip gitmelerim ne güzel olurdu...
Durağan bir otel odasında, hareket halinde bir sigaranın dumanıyla...
İşte ilk nefes... Çok acı çekiyorum ben...
Ardından ikinci nefes... Evetttt, çokkk acıyor içim...
Üçüncü nefes... Ağlamak istiyorum...
Dördüncü nefes... Ağlıyorum işte...
Beşinci nefes...
Gözlerimden acımla birlikte akıyor yaşlar...
Altıncı nefes... Artık susmak istemiyorum...
Yedinci nefes... Konuşmaya başladım bile...
Sekizinci nefes... Git lütfen... Giderken sessiz ol ama...
Dokuzuncu nefes... Yalnız kalmalıyım...
Onuncu nefes... Problemler çözümü içinde taşır, hadi onu bulalım şimdi...
On birinci nefes... Ama önce asıl problemi bulalım...
On ikinci nefes... Hadi bul şu problemi...
On üçüncü nefes... Buldum galiba...
On dördüncü nefes... Hadi beni öldürsene...
On beşinci nefes... Biraz daha yanayım...
On altıncı nefes... Zerrem kalmamalı yanmayan..
Ve son nefes... Aman Allahım bu küller ben miyim?
İşte böyle bitmeli o sigara... Ve ben yanıp küle dönmek istiyorum işte böyle... Hikayedeki gibi olmalı... Küllerimden yeniden doğmalı...

Aklımda çekip gitmeler var şu günlerde...
Tüm yolları tıkadığımı zannederken bir film afişinde gördüm gitmelerimi...
Film gibi gerçek hayatlarda, masalsı küllerden yeniden doğmak isteğimi gördüm...
Gitmelerim... Çekip gitmelerim...
Yanmalarım... Tek zerrem kalmayana dek yanmalarım...
Doğmalarım... Küllerimden masalsı doğmalarım...
Gitmelerim... Ve güllerin içinden, ve küllerin içinden dönüp gelmelerim.......


#2268
Geliyorum İşte




Şükürler olsun bir müjde vereceğim
Gurbetten kalmadı artık çekeceğim
Seher yıldızıyla bekle sevdiceğim

Geliyorum işte yarın sabahleyin.

Şimdiden sendeyim karşındayım sanki
Ezelden böyleyim hiç sabrım yok inan ki
Heyecanıma dur demek öyle zor ki

Geliyorum işte yarın sabahleyin.

Gözlerinde damla yaş görmeyeceğim
Seni gülümseyen yüzle göreceğim.
Anlaştık değil mi mevsimsiz çiçeğim

Geliyorum işte yarın sabahleyin.

Ümitlerin bende,eksiksiz tastamam
Nasıl sevinçliyim bilsen anlatamam
İçim kıpır kıpır kendimi tutamam

Geliyorum işte yarın sabahleyin.

İlk ışık vurmadan uyansın gözlerin
Hasretten ayrılık var sevin yar sevin
Bunca yıldan sonra beni göreceksin

Geliyorum işte yarın sabahleyin.


#2269
Hergelmegitmekiçinyüreğinesağlıkprenses


Nerelerdeydin diye sorarsan
"Hep eskisi gibi", diyeceğim.
Toprağı örten taşlardan söz edeceğim,
sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;
ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim,
gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan
ablamı.
Neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler, neden
günler
yeni günleri izliyor? Neden koyu bir gece
birikiyor ağızda? Neden ölüler?
Nereden geliyorsun diye sorarsan bölük pörçük
kelimelerle konuşmak zorundayım,
ağzı zehir gibi yakan araçlarla,
çoğu çürümeye yüz tutmuş hayvanlarla
ve avutamadığım yüreğimle.

Andaç değil yanımızda götürdüklerimiz
unutuşta uyuklayan sarımsı kumru değil,
yaşlarla kaplı yüzler,
boğazımıza yapışan eller
ve yapraklardan sıyrılan şey:
aşınmış bir günün karanlığı
acıyı kanımızda tatmış bir günün.

İşte menekşeler, işte kırlangıçlar
bize sevinç veren ne varsa,
geçici ve küçük duyarlıkların
yan yana göründüğü süslü kartpostallarda.

Ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,
dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,
ne karşılık vereceğimi bilemem:

öyle çok ki ölüler,
ve öyle çok ki al güneşle yarılmış hendekler,
ve öyle çok ki gemilere vuran miğferler,
ve öyle çok ki öpüşlerle kilitli eller,
ve öyle çok ki unutmak istediklerim.


#2270
Sadece Bir Yer


Hayat diye
Mavi gözlerine tutuldum,
Kayboldum gözlerinin derinliklerinde,
Ben karanlıklarda hiç dolaşmadım,
Hiç yön belirlemedim
Kutup yıldızıyla kendime..

Seni görmeliyim
Saatler her yediyi gösterdiğinde,
Geceleri rüyalar görüp
Sana tabirler ettirmeliyim,
Bir şiir yazmalıyım sana
Arasına bir de ah katmalıyım,
Sana hasretliğimle eririm
Ben hep aydınlıkta yürümeliyim
El ele geçmeliyiz köprülerden,

Göz yaşın kırağı olsun toprağa
Kurşun kadar ağır olmasın sözlerin
Ben karanlıkta hiç yürümemeliyim,
Şebnemler takılmalı güllere
Her gülün bir adı olmalı
Sonra her sabah sen olmalısın,
Ama şimdi sen bir karanlığın ardındasın
Bir yaşmak yüzüne perde,
Ben hep seni beklemeliyim
Ama sadece karanlığın bittiği
Güneşin yüzümüze gülümsediği yerde.


#2271
Varlığın, yokluğuna özdeş şimdi…
Yazıyorum birkaç dakika ağlamışlığın ve gözyaşının üstüne…

Sen bulanıklaşsan da, gözüm hep ufuktaki yalnız haberciyi gördü… Buğulanmış cama çarparken yağmur damlaları, ben çizdim bir kâlp içine iki bedeni…
Zamanın bilmem hangi köşesindeydik hatırlamıyorum. İşime gelmeyen buluşmalardan kaçmadım sen varsın diye… Çam diplerinde petunyaları kuruturken ellerimizde, sen bana SENİ SEVİYORUM derken bile bakamıyordum gözlerine. Utancımdan … alışık olmadığımdan belki … belki de o öpülesi dudaklarından ayıramam dudaklarımı diye, korkumdan.. Farkına varamadım gerçeklerin.. Gözlerine saklanmış hainliği sezseydim eğer; … eğer, denizlerden çaldığın dalganın, bir mühür gibi yüreğime leke yapacağını çözebilseydim, mayasız öperdim seni.. Özüm’süz …

Güzel kelimeler istiyordum senden … Ay ışıklarıyla yıkanmış, okuyunca en çirkin anlarımın anlamlaştığı, okuyunca dokunduğun gözlerimin mızmızlaştığı …

Kulağımın arkasına fısıldanmış güzel kelimeler biriktirmiştim ben sana oysa… terk edip gitmeseydin ansızın; duyacaktın … Ben çırpınırken bir kaşık suyun derinliğinde boğulmamak için, sen görünce beni böyle çaresiz, beni böyle çırılçıplak; tutup çıkarırsın diye uzatmıştım ellerimi..Sen, biraz yukardan ifrit dolu yüreğinle bakıp gülmüştün hâlime.Oysa ben susmanı bekliyordum.. birde ıslak bedenimi sarmanı… bir “NEYİN VAR SENİN” e öyle ihtiyaç duymuştum ki o an; anlatmak istedim, ama sen … yoktun..!

Yıllar geçti aradan.. ve farkında olmadan…
Adımlarım daha büyük, daha hızlı ve daha sağlam…
Yokluğunda büyüttüğüm acılarımı her gün tazelemek zoruma gitmeye başladı. Ve hasretinin bitime uğraması gerekti. Eylüldü.. hüzün mevsimiydi.. nasıl unuturdum seni? Yaprakların salına salına karıştığı toprağı öpüyordum, “Vatanım” diye değil! Sen dön diye…

-Köylü kız- büyüsü bozulduğunda ben öğretmen olmuştum.. Hani rüyalarımın en güzel sahnesinde seyrederken, göz yaşlarımı tutamadığım … hani en mateminde gecenin; üzerimde bir hamal gibi taşıdığım sensizlik yükünü atmak istediğimde, düşünüp de derinlere daldığım….
Hatırladın mı?
Saçlarım; senin bildiğin kadar sıradan değil artık..
Gözlerime durulmayı öğrettim..
Dudaklarıma kilit vurdum konuşmasın diye..
Yüreğimdeki seni her gece zindana attım bensizliğin acısını, sensizliğin acısını çektiğim gibi çek diye! !

Gitme Sevgili!
Sokak aralarında yitirdiğim aklımı geri ver bana.. yüreğim yüreğinde.. Böyle kuru bir beden ne işe yarar sensiz.. Ya dünümü ver, yada hakkımı! çok mu arzu ettiklerim?
Hayatının kısa film akropollerinde hiç mi karem yok? Senaryoda figüran olarak ölmek istemiyorum.. al beni de gözlerine…

Gözünle gördüğün her seksiyonda bir sahtekârlık, her parselinde acı ve göz yaşı… Güzel kelimelerinden duymak istiyordum bir ikindi çayı ertesinde.. Dudaklarından dökülmedikten sonra, adıma yazılan mektupların ne albenisi var ki?

Evlendim…Soğuk duvarlarında, gece lâmbasının aydınlattığı kadar görebildiğim dünyanın eşiğinde, bedenimi saran başka kolları sen zannedip doyasıya, hissedilmeyen kokunu sineye çektiğim günler aklıma geldi..

Evlendin…İkinci sayfa haber bültenlerinden öğrenmek istemezdim… Bilmek isterdim yerime koyduğun biblonu… Kim bilir hangi Can sırada bekliyordu Yanmak için… Farkında olmadan işlediğin günahın bedelini ödeyeceksin demiştim … Yüreğimi yüreğine koymuş olsaydın farkına varırdın süzülmemiş gerçeklerin… Arsız gönül kuşun konmuştu bir başka evin bir başka penceresine…Açar mıydı? …

Yıllar geçti aradan … farkında olmadan.
Cebimde kimsenin göremediği bir öfke saklı sevdiğim… Çıkardığımda dağ dayanmaz ki gönlün dayansın? Ben, kaybolmuşluğun sefasını sürerken, sen, bensizliğin nedametini çekiyorsun… Hissediyorum bunu…Ne ektin ki biçesin?

Beni arıyorsan;
Yokum! !
Sisle çevirdiğin bu evren, artık benim olmadığı kadar, seninde değil! !
Zaman hızla akıp gidiyor..
Yıllar sonra bugün, bakıp da halime gülmeyeceğim… Gözlerime durulmayı öğrettim…
Dudaklarım, dudaklarında güneşe selam çakmayacak artık..
Erkekçe, namusluca çekip gideceğim gözlerinin önünden;
Arkasına bile bakmadan…

Dur! !
Yaklaşma…
Yollarına toz olduğum sevgili! !
Dudak büktüğüm gidişine…
Yüz eskittiğim zamanla..
Ey Yüreğimi yüreğine bir kez olsun konuk edemediğim sevgili! ! !
Dokunma ellerime..
O eller ki, zamanın bir köşesinde, okul kaçışlarının heyecanıyla atan kâlpleri bir bedene dolduran; sonra Tek can ile kenetlenip kaderin vahametini inadıyla kıran eller…

Git..
Varlığın, yokluğuna özdeş şimdi…
Yazıyorum birkaç dakika ağlamışlığın ve gözyaşının üstüne…





#2272
Kaptan güzeldileklerin icin teşekürler,seninde paylaşımların cok güzel ilgiyle takip ediyorum


°¤Sen umudun resmi bense AFFEDİLMEYEN¤°

Yokluğun içimde ateşten bir gömlek. Her gün yenisiyle değiştiriyorum. Her gün bir öncekinden daha çok yanıyor canım. her gün bir öncekinden daha çok ölüyor ruhum. Senin sevginle hayat bulurken diğer yandan yokluğunla biraz daha yok oluyorum.

Yokluğun içimde fırtına önceki bir sessizlik. Her zamankinden daha çok durgunum, her zamankinden daha çok yaralı. Rüzgarda yolunu şaşırmış bir kelebek misali salınıyor cansız bedenim sensizliğin girdabında..

Sana deli gibi aşıkken kollarımın hep boşluğu sarması acı veriyor. Sözler dokunuşların yerini almıyor. Bu yüzden ne söylesem hep yarım ne yazsam hep eksik kalıyor.

Seni sensiz yaşamaya alıştım demiştim ya.. Yalan söyledim sana. Kendimle birlikte kandırdım seni de.. Bir avuntuydu imkansızlığına karşı.. Bir teselliydi çaresizliğimize nispet.. Hani sensiz yaşayamam ben ölürüm demiştim ya sevgili.. Şimdilerde nefessiz kalışım bu yüzden.. Ben sensizim yokluğunda.. ben nefes alamıyorum.. ben ölüyorum sevgili.. ben ölüyorum.. yokluğun ölümün diğer adı..

Bugünlerde garip bir hal var üzerimde.. Alıştım sandığım yokluğun yüreğimi eziyor. Şarkımızı dinleyemiyorum artık.. İmkansızlığın ruhumu yakıyor. Şarkımızdan akan her ezgiyle, gözümden akamayan kristal gözyaşlarım kalbimi acıtıyor.. ben güçlü değilim.
Kalbim kalbine emanet yar..

Hani derler ya, “gitmek mi zor kalmak mı”... ben bu sorunun cevabını veriyorum şimdilerde gece gözlüm. Benim için en zoruydu aşkını sensiz yaşamak, seninle sensizliğinde kalmak.
Herşeyi ardında bırakıp da gitmek.. ruhunu emanet aldığın yere teslim etmek..


#2273
yüreğinesağlıkarkadaşım


İstemem

İstemem bilme
Senin için akan gözyaşlarımı
Çaresizliğimi savrulurken
Ordan oraya
İstemem bilme,
İçimde kopan fırtınaları
Yanışını yüreğimin alev alev
Çektiğim acıları, gözlerine bakarken
İstemem bilme,
İyiyim derken her hücremin acıdığını
Boğazımda düğümlenen hıçkırıkları
Duyma istemem,
Senin için ölmek istediğimi
Bilme istemem,
Tekrarı olmayan bu dünyada
Senin için yaşadığımı
ANLAMA İSTEMEM...


#2274

Bu koca sehir boguyorsa beni,
Bu koskoca sehirde bir hiç gibi görüyorsam
Kendimi ve hiç bir yere sigdiramiyorsam su zavalli bedenimi.

Bilkibuçoközledigimdendirseni!

Hayat bana zevk vermiyorsa,
Sensizlik içime her geçen gün biraz daha oturmussa,
Gözyaslarim gözümde sel sel olmussa,

Bilkiduydugumhasretliktendirsana...

Yasamda bir güzellik bulamiyorsam,
Artik eskisi gibi gülemiyorsam,
Dünyaya karanlik gözlerle bakiyorsam,

Bilkisensizyasamakistemeyisimdendir...

Içimde dügüm dügüm olmussa çaresizlik,
Kalbim parçalar halinde olmussa delik desik,
Beni yavas yavas çökertiyorsa bu sevgisizlik,

Bilkihergeçengünöldürüyordurbenibusensizlik...

Gözlerim her yerde umutsuz bir sekilde ariyorsa seni,
Baktigim her yerde senin hayalini görüyorsam,
Gördügüm her yüzde seni ariyorsam,

Bilkibuözlemleyolunubekledigimdendir....

GECEGÖZLÜM


#2275
Bay_x yüreğine sağlık çok güzel bir paylaşımdı sayfamda olması çok hoşuma gitti teşekkür ederim sevgili prenses sana söz yok harikasın herzamanki gibi teşekkürler




#2276
Kum

Sen kum nedir bilmezsin
Deniz görmedin ki
Yum gözlerini zamanı düşün
Deniz bir gözünde
Kum bir gözündedir.

Sen taş nedir bilmezsin
Dağa çıkmadın ki
Yürü ufuklara doğru
Dağ bir ayağında
Taş bir ayağındadır.

Sen kül nedir bilmezsin
Ateş yakmadın ki
Uzat ellerini gökyüzüne
Ateş bir elinde,
Kül bir elindedir.

Sen kan nedir bilmezsin
Ölmedin, öldürmedin ki
Yat toprağa boylu boyunca
Ölüm bir yanında
Kan bir yanındadır.

Sen aşk nedir bilmezsin
Beni sevmedin ki
Ağla ağlayabildiğin kadar
Bütün güzellikler sende
AŞK bendedir.


#2277
Esmercadılar & prenses harikasınız çok teşekkür ederim o güzel yüreğinize sağlık bu güzel şiirleri sayfamda paylaştığınız için saolun




#2278
gözlerine sağlık arkadaşım


Sevdalım

hasretine dayanamaz oldum sevdalım
dudaklarımda bir özlem türküsü
bilmezdim özleminin bu denli acı olduğunu
bilmezdim yokluğunun bu denli acı olduğunu
yok be sevdalım yaşanmaz
bu dünyada
hasreti özlemi varken
dayanamaz oldum yokluğuna..
dudaklarımı yakan bi sigara
olmaz olmaz be sevdalım ...
sen nerde ben nerde..gündüzler geceleri kovalarken
geceler sabahları makaslarken
yokluğun öylesine işlediki içime ağzımı bıçak açmıyor..
ne oldu bize sevdalım ..
sonbaharda savrulan kuru yaprak gibi
savrulduk uzaklara....


#2279
Bir Dost
Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...
'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı...
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin.
İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi...
Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş..
Gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş...
Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri...
'Parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya;
yenildik sayılmayız' diyebilmeli...
Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı
yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:
'Bunu da aşacağız! İmza: Bir dost!...'


#2280
Diyorum

Bu hayattan bıktım artık,
Birazda ben gülsem diyorum,
Yeter felekle bu kadar savaştık,
Yaşayamıyorum, ölsem diyorum.

Ömrüm bitti çilem bitmiyor,
Hasret yetti kimse gelmiyor,
Sevdim ama seven sevilmiyor,
Artık bu düzeni yıksam diyorum.

Bunca acılar, dertler neden?
Su gibi akan seneler neden?
Yıllardır yaşıyorum gülmeden,
Neden bu haksızlık bilsem diyorum.

Hangi yana baksam sahte yüzler,
Doğru kalmamış hep yalan sözler,
Yılan gibi bakıyor o masum gözler,
Alıp da başımı gitsem diyorum.




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:27 .