[ »| Crab |« ] Yengeç'ten şiirler
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 08-12-2008, 00:01 #1

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli

[ »| Crab |« ] Yengeç'ten şiirler



Dönmedolap yalnız döner
Çınar altı; solgun sonbahar
Döküme hazır; eğilir zaman
Yele sürgün; yorgun bir çınar

Bükülür zaman
Eğilir zaman
Çınar altı; solgun bir bahar

Sararmış resim; pastoral Leyla
Dönmedolap; hazanım Leyla

Aşka döner; dönmedolap
Hoyrat mevsim
Bense kuru çınar
Yasla başını dönme dolap
Yaslı yaşama dönme dolap

Eskiyor düşler
Eksilen yıllar
Pastoral geçit
Pastel halkalar

Sararmış resim; pastoral Leyla
Dönmedolap; hazanım Leyla



Benzer Konular

Görüntüleme:9249, Cevaplar:595

İlginizi Çekebilir >
Alt 08-12-2008, 00:01 #2

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


SON HATIRA
Bu gelen, sonbaharın ayak sesleri
Hüzün var yine bugün, rüzgâr sesinde.
Ayrılık şarkısını, çalarken sazlar
Son buluşmamız senle, kır kahvesinde.

Yüzündeki çizgiler, derin ve hisli
Saklıyor, yaşanmamış hayallerini.
Senden bana kalacak, en son hatıra
Bir tel saç yeter, al artık ellerini.





Alt 08-12-2008, 00:02 #3

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


ÖMÜR MERDİVENİ
Çocukken yaşanır, hayatın canlılığı
Gençlikte, tüllerin gerisine kayar.
Sonra bakılır, buzlu camın ardından
Çizgiler uçup gider, gölgeler başlar.
Siluetler saklanır, sis perdesine.
Birer, birer silinip kaybolur hatıralar.
Bütün renkler, siyahla yer değişirken,
Birden araya çekilir, kapkara duvar.
Kanatlanan ruh ve ebedi devran.
Bir sala, bir cenaze, açık bir mezar,
Sade, Dünya debdebesi, yapmacık olan.
O an, sanki âlem değişmekte can,
Kocaman bir adamın, biten yaşamı
Ve, kısacık ömründen, geriye kalan.
Koskoca bir hiç, koskoca yalan...





Alt 08-12-2008, 00:03 #4

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


NASİP
Yanarsa kimsesize, yüreğin ta derinden,
Sızlarsa duyguların hassas, ince yerinden,
Dökülürse gözyaşın, mazluma kederinden,
İnsanlıktan nasibini biraz almış olursun.

Hasta ile dertleşip, sabahı bekliyorsan,
Gözlerinde uykusuzluk, sitemi saklıyorsan,
Geçmek bilmez zamana, sabrını ekliyorsan,
İnsanlıktan nasibini biraz almış olursun.

Yaşlının dayanağı, hem de fer ol gözüne.
Moral bulsun yaşamı, takat insin dizine.
Başarırsan mutluluğu, değişirsen hüzüne,
İnsanlıktan nasibini biraz almış olursun.

Derman olsan, yokluktan çaresizin derdine,
Dua ile ilmek, ilmek sırat dokur önüne.
Sermayen dolu olsun, lazım mahşer gününe.
İnsanlıktan nasibini biraz almış olursun.

Sadakatsiz gönüller neyler namazı, hacı
Kişinin gönlündedir kabesi hem miracı.
Arz eyleme Rabbinden, ne tahtı, ne de tacı.
İnsanlıktan nasibini biraz almış olursun.

-------------
NASİHAT
Kırma öksüz kalbini, içi dolu sırçayla.
Okşayarak başını, gönül çelenlerden ol.
Görmemiş mutluluğu, hayalleri parçayla.
Masum gözlerindeki yaşı silenlerden ol.

Faydalı ol çevrene, halkın, toprağın senin.
Gitse de cümle alem, yeni gelenlerden ol.
Göklerde dalgalanan nazlı bayrağın senin,
Kadrini, kıymetini fazla bilenlerden ol.

Ömür takvimi bitip, gong saati çalarken
Hazırlığı tamamlanmış, cesur ölenlerden ol.
Herkes maske altında, birbiriyle ağlarken
Hedefe emin adım, yüzü gülenlerden ol.

Tutuşmuşsa el ele, iki yangınlı yürek
Gerekirse okyanusta, dibe dalanlardan ol.
Söz vermişse birbirine, gönüller mahşere dek
Ferhat gibi Şirin için, dağı delenlerden ol.

İnsanlığa ver kendini, şahsını önemseme
Toplum için tutuşacak, çıra olanlardan ol.
Hak kalmasın üzerinde, dünyayı benimseme
Dua ile defnedilen, gerçek yalanlardan ol.

Her canlıya saygı duy, yaratık düzeninde,
Sahibinin hatırına İzzet kılanlardan ol.
İnsan ise tart onu, doğruluk mizanında.
Cesedi toprak olmuş, ismi kalanlardan ol.







Alt 08-12-2008, 00:03 #5

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


MEZAR TARLASI
Musalladan mezara, en üst makam dünyada
Gören selama durur, Padişah da Kral da.

Teneşirde ön mola, bezle bağlı parmaklar
Kefen üniforması, kim bilir neler saklar.

Sonra mezar tarlasında, bulunur ona bir yer.
Üstündeki otları, sular hep kimsesizler.

El açıp okunursa, bir Fatiha bir dua.
Nasiplenir belki de, şurada yatan mevta.

Dün gibi değil miydi, çocukluktaki anlar.
Bizlerden farklımıydı, mezarlıkta yatanlar.

Hesap kitap seninle, sade bilgi ulaşır.
Cenneti, cehennemi herkes sırtında taşır.

Affı yok hak yiyenin, yüzü hep kapkaradır.
Gitmeden helalleş ki, kurtuluşa çaredir.

Namaz, oruç ve de hac, Müslümanlığa yetmez.
Adam gibi değilse, cennet de kabul etmez.







Alt 08-12-2008, 00:04 #6

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


GÜLÜN SEVDASI
Bülbül konmaz dalına,dikenden korkar
Diken kıskanır gülü, yanar gizliden.
Ebedi bir sevdadır, bitmeyi bilmez.
Aşk yarasıyla yürek, kanar gizliden

Gülde bülbülü sever, sessizce ağlar.
Yüreğini rüzgâra, bağlar içinden
Gelmeyince sevgili, boynu bükülür
Çağırır lisan-ı hal, ağlar içinden.

------------
BURASI DİYARBEKİR
Bu kutsal memlekete kim ihanet etmişse,
Edindiği malının, sıfır olsun şeşleri.
Çalarak, hamal gibi kim taşıyıp yemişse,
Halkımın ah ı ile, rast gitmesin işleri.

Sahabe, şair, edip, aydın şehri burası
Kimler gelmiş, kimler geçmiş insanlığın Şura’sı
Bereketli Ortadoğu ve Avrupa arası
Kim hakkını yemişse, kabus olsun düşleri.

Yaşayan ağu içmiş, yaşamayan sanki aç,
Merhabaya hasret kalmış, gülümsemeye muhtaç,
İnsanlığın tarihinde yeri, her zaman sertaç,
Kim sırtından geçinmişse, hayrolmasın peşleri.

İçindeki sevinmemiş, dışındakinde hüzün,
Burcunu, bedenini, görmeye hasret gözün,
Kalmıyor bir manası, dilden dökülen sözün,
Kim basmışsa kaderine, hiç bitmesin kışları.

Madem memleketimiz, madem değerler bizim.
O zaman Diyarbekir, demek ki hepimizin.
Velinimet olmuşsan gurur ve onur sizin,
Kim kazancın yatırmışsa, hep dik dursun başları.





Alt 08-12-2008, 00:05 #7

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Bayram geldi; işimiz iştir bu aralık;
Horoz kanı gibi şarap bollaşır artık.
Gel gelelim eşekler de boş gezer şimdi:
Oruç gemi ağızlarından çıkar,yazık!





Alt 08-12-2008, 00:05 #8

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Rakı Akşama Demişti Leyla
Küçüksu gelini; ahşabında sevdalı sandal
Dümene dokunuyor anason loşunda hava
Sarımlık cigara.
Peşi sıra;
Papatya falından düşer gibi martılar –inci ve pul
Gelişigüzel
Tül mavisi duvağa iğneli, nazlıca kanatlar -pek de cakalı
Sandalım ritme dolaşan Leyla
Denizde duydu –denize konuştu –denizce sustu
Hayat altından akıp gidiyor
Bir temaşa
Nedir bu karmaşa?
Oysa rakı akşama demiştin Leyla
Hadi bağlılık yemini olsun!
Olsun da Leyla; düşe karışa
Sonra güneş çalsın ağaçlar kızıla

Tahta ustası Agop
İki yeni ayak gerek
İki de gıcırından kürek
Belki de biricik yürek
Galiba sandalıma gerek
Oysa rakı akşama demişti Leyla





Alt 08-12-2008, 00:06 #9

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Özgürlük
Soğuk odamın bir kenarında
Başka derdim yokmuşçasına
Gözlerini düşünerek yazdığım
Hayallerimin ilk harfisin
Kusura bakma sevgilim, evet
Unutamadım hâlâ seni
Sen benim toz şekerle
Kıtlama içtiğim çaysın
Ve top oynadığımda çocukken
Bir mahalle maçında
Ayakkabılarımın bağcığının
Çözüldüğü ansın sen
Ya da ilkokul birinci sınıfta
Adımı yazdığım fasulyeler...
Gittin ya bir kış akşamı
Simit attığım güvercinler gibi
Hiç bir zaman ağlayamadığım
Gözyaşlarımın özgürlüğüsün şimdi





Alt 08-12-2008, 00:06 #10

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Sevemiyorum
Yıkadım ellerimi
Yalnızlık kokmuyor artık
Yanımdan gelip geçiyorsun
Üstelik yüzüme bile bakmadan
Çağıramıyorum adını
Saçlarının gözlerimedn geçip
Yüreğime aktığını bilmiyorsun
Söyleyecek cesaretim yok
Olsa da yapamam ki
Tanımıyorum henüz seni
Belki yedi kat yabancısın bana
Belki de bir yerden tanıdığım
Ama soramıyorum
Her yeni saatte
Yenileniyor yüzün gözümde
Bense seni adam akıllı
Sevemiyorum bile





Alt 08-12-2008, 00:07 #11

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Sonbahar Defteri
Defterimin adı sonbahar
Yapraktan yapıldı sayfaları
Boş bir sayfa açmak kolay değil
Yağmurunu temizliyorum önce
Hüzünlü satırları bir araya toplayıp
Çalı süpürgesi yapıyorum kendime
Her kalem süpürmek zorunda zaten
Kendi ayrılığının önünü
Dağ gibi paragraflar açıyorum
Mürekkepler akıyor aralarından
El ele âşıklar mesken tutuyor
Toprak kokan konuşma çizgilerini
Sis çöküyor kelimelerime birden
Bulamıyorum noktalama işaretlerini
Ve tam senden bahsedecekken
Kar kapatıyor cümlelerimi





Alt 08-12-2008, 00:08 #12

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Bırak ıslansın gölgeler
gölgeye su verseler kemikleşir mi,
su verilip çelikleşen demirler gibi?

ama kimdim ben boşluğumda,
yerim, yurdum toprağım da yok
ve de ‘suyum’ da! ...

Dünden arta kalan bir rüyadayım,
zemin-memin yok ama yinede dardayım.
uçsuz bucaksız vicdan nuriyetli aynalarda/ bir gölge gibi
(Su su yor, su su yor su su yorum ! Su sar mıymış gölge? )
Hep çağırılmaktayım her nedense?
Evrile- çevrile ‘çamurlarda’ döndürülerek kutup denen denize.
Demek ki sahipsiz de değilim,
Bu el?..

Su arıyorum su yok, toprak arıyorum toprak!
Bir hava kalıyor mesh edecek/ m e s h!
Ancak; Secde edecek ‘kıblem ’ de yok,
ellerimi bağlayacak gövdemde.
İşin ilginç yanı bu oyunda ben sobeyim de…
gölgemin yere düşen ağırlığını bilene ÂŞK olsun!
ıslanmıyor, kesilmiyor soluksuz
'ruh' gibi.
versem suyunu çelikleşir mi kemikler gibi!!
kel alaka!!
(değil işte) göstersene rüyanı?

Hele ne sağım var ne solum.
Kökünden selam versin derim de,
kötürüm olmuş boynum.

En nadide ‘bir sözüm’ var, o da en saklım ,
fakat halâ ‘avuçların’ diyor aklım!
kesik kesik kaderden!
geçmeliyim mi ben bu kederden?
Ne kedermiş be?!
hallaca düşen pamuğun savrulup aşka gelmesi
pervanenin ateşi alevlendirirken aşka gelmesi
ama kendisini alevlere kaptırmaması gibi bir şey.
Hele o çekicin çiviyi döverken çivi aşka gelir ya
İşte öyle bir hüşudan , sükuttan tregedya..

Fark ettim şimdi bakışlarım bir sona ulaşmıyor.
ne garip, duvarı da yokmuş gözlerimin
yok üstelik alnımı yemin niyetine basacak bir zemin.

Ancak, var aklımda halâ annesizliği Ademin!
İşte tam bu ‘tek nokta’ çoğalmadan, ve bu uykudan uyanmadan,
Getirin melekler gibi sinesini annemin
Ki; tabımdır O beni benliğimden ben yapan
(iman etmeseydik Rabbe, nasıl derdik annemize ‘anne’?!..
ki; zira hiçbir zaman doğ-u-rulduğumuza şahid olmadık bir başka göz hariç)

‘düşün’ dedi düşündüm!.

Artık ihtiyacı yoktur pusulaya kıblemin,
Anladım ki pusula rızasındadır annemin(!)

onunla başladık aramaya elest bezm-i denen emaneti
yoksa serer miydi Haktealâ ayaklarının altına cenneti?..

Dedim ya ; hep aklımda annesizliği ademin
Secdegahımı getirin sinesinden annemin(!)..





Alt 08-12-2008, 00:09 #13

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Mesnevi'nin İlk On Sekiz Beyti
Dinle neyden, neler anlatır sana!
Yakınır hep, ayrılıklardan yana:

“Beni, kamışlıktan kestikleri an,
Kadın erkek, inledi feryadımdan.

Geçmek için, aşk derdinin şerhine,
İsterim; hicranla yanmış bir sîne.

Asıl yurdundan uzak düşen biri,
Kavuşma zamanını bekler, geri.

Her mecliste inleyip durdum; zar zar,
Oldum, iyiye de kötüye de yar!

Zannınca, dostuyum herkesin amma,
Kimse bakmaz, içteki sırlarıma!

Sırrım, feryadımın içinde durur,
Yoktur lakin, göz ve kulakta o nur!

Perdesizdir can tene, ten de cana,
Canı görme izni yok, hiç bir cana.

Ateştir şu ney sesi, hava değil.
Kimde bu ateş yoksa, ölmüş bil.

Aşk ateşidir, içindeki neyin,
Aşk coşkusudur, özündeki meyin.

Neydir, yardan ayrılana, gerçek yar,
Ki, perdeleri, perdemizi yırtar!

Kim görmüş, ney gibi, zehir ve derman?
Kim görmüş, ney gibi, bir dost ve hayran,

Verir, kan dolu bir yoldan haber, ney.
Mecnundan, aşk öyküleri söyler, ney.

Nasıl ki, kulaksa talibi dilin,
Akla sırdaş da deliliktir, bilin!

Aşk derdimizle, durgun aktı günler,
Ateşlere dost olup, yaktı günler.

Geçsin günler, yok endişeye mahal,
Ey, saflıkta benzersiz dost, gitme, kal!

Suya kanar, balıktan gayri her ne var,
Nasipsizin günü, uzar da uzar!

Anlar mı hiç, pişmişin halinden ham?
Sözü, kısa kesmek gerek, vesselam!”



Abdurrahim Karakoç'tan..
OHHAAA!..

-Sığır, davar, geyik ve gergedan
cinsinden özür dileyerek-

"Arı dil", "Öz Türkçe" deyip durursun,
Kabuk Türkçe var mı ulan boynuzlu?
Akıl´ı beğenmez, "us"uydurursun,
Bir değil, beş değil hilen boynuzlu

Lokantanın adı "sosyal otlangaç",
Ana "doguraç" mış, baba "doguraç"...
Zehirin seksen küp, boyun kırk kulaç!
Yoktur senin gibi yılan boynuzlu

Mecburiyet "zorun", mesele "sorun";
Dedenin dilinden anlamaz torun
Bölünsün mü yani dün ile yarın,
Tarihlere karşı gelen boynuzlu!

Boynuzlusun ama, değilsin boğa,
Sence şuur "bilinç", tabiat "doğa"
Ağzından düşmüyor "emekçi, ağa",
Milleti ikiye bölen boynuzlu

Hostes "gökgötürü konuksal avrat",
Bu ne nane, bu ne tursu be gavat?
Hadi "tilcik" taze, kelime bayat...
Var mı anlamını bilen, boynuzlu?

İstiklal marşına neden ötürü,
Bir "ulusal" soktun, bir de "düttürü"
Ve derken "bağımsız" eyledin hürü...
Her gün bir havadan çalan boynuzlu

Eser neden "yapıt", şiir neden "yır"?
Cümle neye "tümce" olsun be hınzır?
Bu ağacta dal koymadın, kır ha kır...
Nazımof´tan arta kalan boynuzlu

Psikolojiye "ruhbilim" diyen,
Sonra "zivindirik bilek" eyliyen,
"İlginc" etiketli binbir b...yiyen,
Hep sen değil misin gülen boynuzlu?

Refakatinde mi "Eşliğinde" mi?
Gidersin azıya almış da gemi
Her nerede görsem tanırım seni,
İçin yalan dışın yalan boynuzlu

Örnekler saymakla bitecek olsa,
Verdiğim ders sana yetecek olsa,
"Koşullar" müsade edecek olsa,
Derdim filan, filan, filan boynuzlu






Alt 08-12-2008, 00:09 #14

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Beddua
Senin için tohumun sarı güle dönmesi,
Sen kokmayan çiçeğe sıcak bahar gelmesin;
Yıldızlara ödüldür saçında nur yanması,
Sana vurgun geceler sabahlara kalmasın;
* * *
Sana varan yolların yosun tutsun taşları,
Sana hasret kalanın dönemesin kuşları,
Ayrı düşsün eşinden, yalnız kalsın başları,
Pas tutsun, kapısını hiç kimseler çalmasın.
* * *
Oğulsuz kalsın, dönmez olsun çiçeği bala,
Ne şanı ne şöhreti geçmesin dilden dile,
Katlana dursun, derdi bitmesin, sürsün çile,
Huzur yüzü görmesin, yatağında ölmesin.
* * *
Gün ışığı konmasın dalına yaprağına,
Canı da cananı da savrulsun ırağına,
Mutluluktan damlalar yağmasın toprağına,
Seni kalpten sevenin gülen yüzü gülmesin.
* * *
Sana uzanan el felç olsun, gözyaşı pınar,
Lâl olsun, sussun dili, bellediyse seni yar,
Sevemesin hiçbir kalp, benim sevdiğim kadar
Sana tutkun gönüller mutluluğu bilmesin.





Alt 08-12-2008, 00:10 #15

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Aşka çağrı
Mutluluk kuş değil, konmaz avuçlarına,
Kaygısız kaldın aşka, haydi biraz sen yaklaş.
Bir tereddüt yapışmış o kirpik uçlarına,
Sevecen gönlümüzle daha tanışmadın ki.
*****
Uçarsın dallarımdan serçeler gibi ürkek,
Ne niyetin bellidir, ne de tuttuğun dilek
Dudakların sır vermez, ama gözlerin selek,
Utangaç aşık gibi, kaçtın, konuşmadın ki.
*****
Kaşın çatıldığında şafaksız bir gecesin,
Hülyalara dalınca çözülmez bilmecesin,
Cevapsız sorusun sen,bilinmezden öncesin,
Sendeki aşk arayan kalbe danışmadın ki.
****
Ne han olduğun belli,ne de yolcusun geçen,
Yalnızlık enginine,meçhule yelken açan,
Sensin yele kapılıp en uzak ufku seçen!
Demir atıp bendeki koya yanaşmadın ki.





Alt 08-12-2008, 00:13 #16

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Sevdamız
Yürekten severiz Türkmen kızını,
Yalın iffetine öze vurgunuz.
Görmüşlüğümüz yok ele bakarken,
Acı kahve renkli göze vurgunuz.

Hüzün var, neşe var insan olanda,
Oynar yiğitlerim meydan bulanda,
Hoplar yüreğimiz davul çalanda,
Curaya, sipsiye, saza vurgunuz,


Çepikli bizimdir, Delilo bizim;
Davulla zurnayla açılmış gözüm;
Hoyratta türküde dizilmiş sözüm,
Aydın zeybeğinde dize vurgunuz.


Serin yaylalarda suya kanarız,
Güneşte kararır, kışta donarız,
Yağmurda ıslanır, günde yanarız,
Güzüne, kışına yaza vurgunuz.


Yayla bir, ova bir, ilimiz aynı;
Ülkü bir, gaye bir, yolumuz aynı;
Şiir bir, şarkı bir, dilimiz aynı;
Atalardan ibret, söze vurgunuz.


Çalıydık, çırpıydık olduk bir orman,
Ata’dan mirastır bu eşsiz vatan,
Hepten gururluyuz böyle olmaktan,
Türk’üz dedikçe biz, bize vurgunuz.





Alt 08-12-2008, 00:14 #17

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Sen Gelince
Ilık bir güneş gibi doğarsın şafağıma,
Gonca gonca açarsın, senle bahar neşelenir.
Gelincikler açarken bayırıma bağıma,
Bulutlarda damlalar, dağda kar neşelenir.

Yel sana doğru eser, sana cıvıldar kuşlar,
Kalpler sana güpülder, sana efkârlı başlar,
Kurulan hayalsin sen, senle süslenir düşler,
Semtime gelince sen, köy, kenar neşelenir.

Sen gelmeyince arı bal yapmaz,çiçek açmaz,
Çayır çimen gövermez, böcek kelebek uçmaz,
Akasya, söğüt küser; iğdeler koku saçmaz,
Konunca gölgesine sevdam,çınar neşelenir.

Sen yürürken peşinden, âlem kökten sökülür;
Başından aşağıya ilkbaharlar dökülür;
Çağıldayan ırmaklar sana doğru bükülür;
Tenine can katacak bin pınar neşelenir.

En güzel ninnilerde annelerin sesisin;
Bir meltemin busesi, gülüşü, nefesisin.
En tatlı imbatların nihavent bestesisin.
Saçlarını dağıtan bu rüzgâr neşelenir.

Ömre ömür katılır, tatlı demler gün olur,
Ayak basışın destan, iltican da şan olur;
Teşrifinle hüzünlü yüreğimiz şen olur,
Gelişinle gam gider,gayrı yar neşelenir.





Alt 08-12-2008, 00:15 #18

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Bu Akşam
Boş verdim malı mülkü, borcun hepsi bir yana,
Kralından bir sofra kuracağım bu akşam.
Bu kalay çekmelerim, dertlerimin soyuna,
Kadehi kadehlere vuracağım bu akşam.

Halime hep gülerdi, şimdi çatlasın felek,
Aydınlık günler için umuda çarpan yürek,
Gamı da kasveti de boşaltıp kürek kürek.
Maziye hesabını soracağım bu akşam.

Neşeler, mutluluklar coşuversin kanımda,
En neşeli sohbetler dillensin her anımda,
Sağ yanımda kemancı, klarnet sol yanımda,
Hüznümün defterini düreceğim bu akşam.

Mutlu renkler ışıldar, pembesi de, beyaz da,
Yaşama sevincimiz raks eder sözle, sazda,
Bir kaç yudum rakıda, bir tek olgun kirazda,
Mutluluğun izini süreceğim bu akşam.

Hüzzam ile hicazlar şöyle kenarda dursun;
Udî sazına, rasttan, uşşak perdeden vursun;
Ruhumuzu neşenin ahenkli ipi sarsın;
Sevinci dantel dantel öreceğim bu akşam.

Bilmem kaç saat sürer bu muhteşem yolculuk,
Öyle bir an olur ki sanki yüreğim kavruk,
Eski bir aşk aklıma gelince buruk buruk,
Efkar bastığı zaman duracağım bu akşam.


Olumsuz Dizeler
Ne inadından geçti, ne tatlı dilden anlar;
Başımdaki büyünün bağını bozamadım.
Ne aklım doğru yolda, ne yüreğim söz dinler,
Uçarı hevesime bir mezar kazamadım.

Kalemim yol bulamaz, kör lamba ışık vermez,
Gözlerim kararmada, elim fırçaya varmaz,
Bir haşarı bir hayta, hayalin bir an durmaz,
Ak kâğıda en uysal resmini çizemedim.

Ağzımda ana dilim, güler naçar halime,
En sadık kafiyeler gelmez oldu dilime,
Mısralar ölçü tutmaz, isyanda her kelime,
Gözlerine ilahi şiiri yazamadım.

En tatlı baharları sermek ayaklarına,
En içten besteleri sürmek dudaklarına,
En güzel ışıkları vurup yanaklarına,
Billur sesli renkleri odana süzemedim.

Sende yaşamak, senle bitmek bütün emelim;
Senin için kar oldum, eridim, coşkun selim,
Peşin sıra apansız sürüklenen bir yelim,
Gezindiğin yollarda esip de tozamadım.

Gönlümün kâsesine mücevher gibi doldun;
Ben kaçtım, sen peşimde; aradım; sen yok oldun,
Ne tadı var özlemin, ayrılıkta ne buldun?
Aşk hüzne kilitlenmiş, hikmeti çözemedim.





Alt 08-12-2008, 00:15 #19

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Akdeniz'e Aşk İlanı
Bir tatlı rüzgâr eser,
Ayın battığı yerden.
Irgalanırım gelin havalarında.
Dalgalara çelme takar baş tarafım.
Şeytanlık gelir aklıma birden:
Şaka yaparım kayalara çarpar gibi,
Kayalar selam durur.
Ateşli dullar gibi,
Beni öpüp dört bir yanımı saran
Ay şavkıyla yıkanmış,
Yakamozlu dalgalara kayık olurum.

Bir gün batımı,
Kalkan Feneri’nde
Bir rakı sofrasında,
Yaşanırken en güzel bir gün bitimi,
Ve limanın en mutena yerinde,
Akdeniz’e bakıp bakıp gâh sarhoş gâh ayık olurum.

Bir melanur, derinlerde bir mercan,
Ala berkeler gibi ürkek,
En nazlısından akya: can mı can,
Sürüsünce ıskarmoz, gök mü gök,
Ve Akdeniz’de balık olurum.

Daha boşaltamadan şarap yükünü,
Ksanthos dilberlerinin dudaklarına.
Kaputaş açıklarında yan gelip yatmış,
Ve hala zeytinyağı kokan, kekik kokan,
Ve hala gökyüzünde uçan martılara bakan,
Bu türkuaz koyda batık olurum.

Ne serseri rüzgârlar esti başımda,
Ne çılgın lodosun gürlemesinden ürktüm;
Lakin şu yalnızlık binlerce yıldır canımı sıkan.
Mahrem yerleri tuz kokan, yosun kokan,
Kılıç Burnu’nda,
Dalgalarla sevişen kayalık olurum.

Okyanuslar kadar geniş gönül yok bende;
Başka sulara türkü söylemez bu ağız,
Bir yürek dokuz denize pay olmaz;
Ve bu yüzden sadece ve yalnız,
Akdeniz’e âşık olurum.





Alt 08-12-2008, 00:32 #20

» Aтα'тüгкiчєпєs «

Deneyimli


Şafak Şarkısı
Ayın ışıkları dökülür tel tel,
Küskün,ses vermez, dağ yamaçlarına.
Durgun bir uçuşma,gök bir sel,bir su,
Düşen ak damlalar,mor ağaçlara.

Yıllarca bekleyen biz değil miyiz?
Hep ağlayaraktan O’na yalvaran.
Özlemimiz hep su,göl,mehtap,deniz,
Karanlık dağlardan yamaçta her an.

Şafakta Tanrı’ya uzanan eller,
Işık bekler kara gökler içinden.
Yağmur duasınca umutlu diller,
Ayrılsın karanlık,ıslakça tenden.

Gözler bu şafakta başka kamaştı,
Başak sarısınca bulanık ışık,
Gözlerle hür oldu,settini aştı.
Gönüller şimdi şen,dünle barışık.





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:31 .