#2001
alem-i gönül


--------Sadece siyahım sana----------

Gecenin zifiri karanlığından kara çalındı gözlerime,
oysa ben aydınlık bakardım senden yana,
şimdi ise gecem gündüzüm kalmadı.

Sadece siyahım sana...

Soğuk bir odayı bile ısıtırdı nefesin, ki nefesimle karıştığı an yangın çıkardı içimde.
Ellerimde birikmiş küllerden ibaretsin artık ömrümde...

Üflesem donarsın,
bıraksam uçarsın,
sen yanılgılarımın tam ortasındasın...

Yarım kalmışlık böyle bi`şey demek ki. ve ıssız, ve yârsız...
Doğrultamıyormuşsun bedeni.
Gidene yas tutmak siyah giymek değil, karanlığın ta kendisiymiş...

Yalnızlığa dair kırık dökük mısralarım dışında, dairliğim kalmadı hayata.
Tat yok, koku yok, haz yok. Bu kimsesizlik çok bana!
Yıpratırken bu sensizlik aciz yüreğimi, hâlâ gözlerinde ufak bir ışık görme niyetindeyim.

Açsaydın,
görecektin belki...
Sonsuz bekleyiş,
sonsuz acılar üretmiş
geriye kalan sadece geceymiş...

Yolun başında da geceydi buralar,sonunda da...
Boşa giden onca sabahın ardından payıma düşeni gördükçe ben, sustukça sen...
Neyse dert etme lütfen

Simsiyah bir geceydi.
simsiyah bakışların.
Yüreğimi seni yutan karanlığa bıraktım.

KayboLdum O KaranLıkta...



#2002
Kırgınım
Beni yüreğime kırgın bırakan herkese;
Bir şehre,
Bir dünyaya,
Bu dünyanın, tebessümü unutmuş insanlarına,
Sözlerini, dillerinde yüreklerin katili olarak besleyenlere….

Bir çocuk gibi
Yüreğimin elinden tutup, sadece onunla oynamak istiyorum,
Vefayı sadece o’ndan ummak ve ona vefalı olmak istiyorum…

Kırgınım,
Elimden oyuncağımı alanlara,
Yüreğimle oynadığım oyundan bahsedince benimle alay edenlere,
Dostum bildiğime değer vermeyenlere,
Yüreğimin ayağıyla yürüyüp gittiğim mekanı beğenmeyenlere,
Onun telkiniyle tutunduğum dalı kesenlere,
Onun sözünü dinlediğim vakit, benim sözümü dinlemeyenlere…

Kırgınım,
Bir lahzacık ömürde tul-i emelleri hatrına, içime derin yaralar açanlara,
Bir lahzacık huzur için,
Yürek mabedimi tul-i ömürde dahi onarılamayacak kadar çok talan edenlere,
Yürek mabedime destursuz girenlere; zoru kullananlara..
Biraz da kendime kırgınım,
Biraz da kızgın…
Yüreğimi herkesin bırakmasına rağmen ben de bir vakt-i seherde bırakabildiğim için,
Biraz da kendime kırgınım,
Pişman olacağım adımları atarken yüreğime sormadığım için,
O, adımlarıma yol çizmeye aday iken
Sol tarafındakini ihmal edenlerin sözlerine değer verebildiğim için,
Yüreğimin tutunduğu , ete kemiğe bürünenlerin ardından bakakaldığım için ...


#2003
Gönülde sırlar bulunur
Ölümüne saklanır.
Sırlarıyla gömülenler
Şehitlerin katına uğurlanır...
Her dalda açan çiçek
Gökyüzünde uçan bulut,
Parmaklarımızın ucuyla bile
Dokunmak hayal olur...

Adın kalbimde saklı!
Dalda muhabbet kuşları,
Sessiz sevinçlerle büyüyen
Ayın ondördü bakışları...

Geceyi sabaha bağlayan
Seher vakti yağan kar
Sinemde yangınlar var!
Söylesene; _____ Eyyy yâr! ! !
Ölümüne sevgi göze batar
Bu sevgiyi vururlar
Adın kalbimde saklı...

Rüyalarım olur kabus
Acıyla uyanır yürek
Sabahın şafak vaktinde
Acılar ipe serilmekte

Adın kalbimde saklı
Dalda muhabbet kuşları,
Sesiz sevinçlerde büyüyen
Ayın ondördü bakışları...

Geceyi sabaha bağlayan
Seher vakti yağan kar,
Sinemde yangınlar var
Söylesene; ____ Eyyy yâr! ! !
Ölümüne sevgi göze batar
Bu sevdayı vururlar
Adın kalbimde saklı...


#2004
Bir gün, gökten bir yıldız kaydığında
Esen rüzgar daldan bir yaprağı daha kopardığında
Bir damla yaş gözünden sessiz sessiz,
Çaresiz süzüldüğünde anlayacaksın beni
Neden geceler karanlık, karanlıklarsa kimsesiz,
Neden tüm ayrılıklar uzun ve yalnızlıklar soğuk.
Bir gün arkana bakarken buruk buruk,
Neden kimsesiz kaldığımı anlayacaksın benim.
Her sözünü suskunluğun takip ettiğinde,
Her mecliste sözün geçtiğinde
Her dokunuşun seni uzaklara çektiğinde
Neden yalnız olduğumu anlayacaksın benim.
Güneşin hergün aynı dağların arkasından doğması mı?
Yoksa aynı dağların arkasında kalan sen mi,
Bir değişikliğin hayatında ne kadar güzel duracağını
Düşündüğünde anlayacaksın beni.
Kusursuz hayatını sorgulamadan yaşarken
İnadına umursamaz insalara kıza kıza
Öfkeni kusarken saygısıza, kaygısıza, gamsıza,
Kusurum neymiş anlaycaksın benim.
Kaldırım taşlarını ezberlediğin sokaklardan
Gözü kapalı yürüyebildiğin evine kadar,
Bir çöp bulup monotonluk adına ne varsa
Atmak istedğinde anlaycaksın beni.
”Ben ol da gör” demiş ya adamın biri
Ben ol da gör, halimi tariften de acizim.
Ve sen asla ben olamayacağına göre.
Tam anlayamayacaksın halim nedir benim...


#2005
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine,
ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim.
Sen yoktun...
Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi,
her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış
her kaldırım taşında senin adını aradım.
Sen yoktun...
Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı.
Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken
beni enkazın altından çekip alacak elini aradım.
Sen yoktun...
Özlem
şarkı sözlerilarını ezberledim. Kimini bağıra bağıra,
kimini fısıltıyla söyledim. Karanlığa haykırdım hasretimi.
Sesimi duyacaksın diye bekledim.
Sen yoktun...
Senden gelecek bir tek haberi bekledim. Saatler asırlar gibi geldi,
geçmedi. Çalan her telefonu yüreğimin deli bir çağlayana dönen
atışlarıyla açtım. Senden b
aşka duyduğum her seste hep aynı
hayâl kırıklığını yaşadım. Onlar beni duymak istiyordu, bense seni.
Sen yoktun...
Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına
uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun
beni çekip almasını istedim. Olmadı.
Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, kaç gece
merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye.
Sen yoktun...
Her yağmurla birlikte hüzün de yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar
yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı.
Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim.
Hayat; merhaba dedi bahara çiçek çiçek. Uzun kıştan sonra
gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm.
Sen yoktun...
Her istasyon her otogar adresim oldu. Bir trenden inersin sandım.
Otobüslerdeki her yolcuya sensin diye baktım. Ya da yolculuklara
vurdum kendimi. Kimsenin uğramadığı köylere, adı duyulmamış
kasabalara gittim. Senden bir iz aradım.
Sen yoktun...
Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim
bekleyişlerimi. Hep sensiz gemiler geçti limanlardan.
Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim.
Sen yoktun...
Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti, sana
kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı, bekleyişimin
öyküsünü kimselere anlatamadım.
Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi.
Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım.
İçimi dökecek bir insan aradım.
Sen yoktun...
Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer
birer düştü sokaklara. Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim.
Ayı avucunda bana getirmeni bekledim. Ve bir güneş gibi doğup
aydınlatmanı bekledim bu kapkara dünyamı. Ama.
Sen yoktun...


#2006
Dayanamıyorum yine depreşti
Ölmek istiyorum nerelerdesin.
Yüreğim daraldı bünyem titreşti
Ölmek istiyorum nerelerdesin.
*** *** ***
Dayanılmaz oldu gönül işleri.
Büsbütün kırıldı çarkın dişleri.
Terk ettim seninle olan düşleri
Ölmek istiyorum nerelerdesin.
*** *** ***
İsmini duydukca geriliyorum.
Andıkca ilaca sarılıyorum.
Tutmuyor dizlerim seriliyorum.
Ölmek istiyorum nerelerdesin.
*** *** ***
Yüreğimde ne sen, nede ben kaldım.
Ne seninle güldüm, ne sensiz oldum.
Çareyi sadece ölmekte buldum
Ölmek istiyorum nerelerdesin.
…….
…….
…………


#2007
Gözlerinin büyüsüydü beni vuran ilk "Yagmur" taneleriydi kalbimi saran...bakislarindi kalbimi oksayan...gözlerinin büyüsüydü beni vuran... "Yagmur Yuzun" ve masum gülüsündü... kalbimi calan ve teslim alan...gözlerinin büyüsüydü beni vuran...bir ruzgar gibi gelip..gizlice dönmendi...masumca gülüsemendi... gözlerinin büyüsüydü beni vuran...


Karanlik beni bogup cirpinirken...golgeler etrafimi sararken...geceler uzayip nefes alamazken "Yagmur" yuzundu beni buyuleyen...yasamim izdiraba donusurken iskence sesleri arasinda...biliomusun iskence zamani zaman kendini unutturuyor...


artik karanliklardan cikmak istior yurek sessizce...zaman daralior bedenimdeki Misafir`e...bir an gelior zaman Cigliga donuyor...bir zaman ise Sessizlik Cigliga donuyor...derken "Yagmur" yuzun aklima gelior bir sis perdesi gibi gozlerime cokuyor...tipki kucucuk bir kizin kocaman gozlerinde bulutlarin daglara sesszice cokusunu gormek gibi...hayranlikla izliorum..."Yagmur Yuzlum"...


Yurudugun yollarda hergun ardina bakmak..yada huzunlu bir tepede tek basina kalip.. gozlerini kapayip yuzunu semaya dikip yagmurun tanelerinin yuzune dusmesini beklemek nasildir bilirmisin...


unutma...! dusen her "Yagmur" tanesi sevginin resmidir...


#2008
alem-i gönül


#2009
Son sözümdü, bir alacakaranlık vakti söylenen.
Dinlemedin, dinleyemedin!

Sen de Ben de tükenmiştik... tıkamıştık kulaklarımızı, ne duyabilirdik ki?
Hiç… koca bir hiç!

Umutlar, umutlarımız vardı bizim. Onlar bir pencereden girip öbür pencereden kaçamak yapıyordu, yakalayamadık umutlarımızın cereyanını...

Sen izin vermedin...
Yalvarmıştım Sana, hatırlar mısın?
Hadi hatırla !
Tut, tut onları, hadi sevgilim!
Tutamadın! Bıraktın, üstelik tam da yakalamıştın ensesinden..

Uçtum! Uçurdun!
Kanatlarım benden habersizdi, çırptı, çırpıldı.. Hem de kara kışı bile umursamadı. Öyle güçlüydü, öyle gururluydu ki ve bir o kadar üzgündü.
En uzağa çırpındı durdu.
Uçtum...

Belki korku sinmişti, bilmiştin ama bilmezliğe gelmiştin. Bilinç altına yerleşmiş bir korkun var mıydı senin?
Hani ben gidersem, gidebilirim, gittim işte.


Bilemedim...
Bilemedin...
Bilemedik...

Şaşkın, suskun öylece daldık derin sulara, deniz soğuktu... buz gibi.
Üzerimizden kayıyordu dalgalar.

Titriyordum, titriyorduk!
Bütün duyguları saldık, hatırlar mısın ?

Önce Sen bırakmıştın, sonra da Ben.
Senin bırakmanı bekledim, sabırlıydım....
Belki de hala bir umut mu taşıyordum?

Bırakır mı?
Bıraktın!
Sonra;
Bende bıraktım!
Tek başıma sensiz umudu ne yapabilirdim ki?

Dağıldık koca denizin kollarına. Her bir duygumuzu aldı gizemli efsanelerin balıkları.
Bir Seni yuttu bir Beni…

Öncesi sonrası yoktu aslında bizi yutmalarının... Eşit davrandı bize, hakkını yeme denizin. Sırayla yuttu, bir Seni bir Beni... hem Seni hem Beni...
Bir Senin duygunu bir Benim duygumu…
Hem balıklar hem deniz,
Aldı bizi…

Sonra mı?

Kesildik ölüme...
Sözleştik o beklediğimiz an’a,
bittik, bitirdik.
Ama yine eleleydik
Sonsuzduk, artık o bilinmeyen yerde.
El ele...
...
Umutlar, umutlarımız vardı bizim.


maSaLımız bitmeSin bitanem ..


#2010
Esrik bulutlar kutsamış yılların bükemediği yüreğimizi
Biz içimizdeki kapıları, hoyrat ve asi vedalara kapattık

Geceleri yeniden türeterek hızla akan zamana direndik
Sabrımızla okyanuslar geçtik, sonsuzluk gölüne geldik.

Soluk benizli yorgun gemiler getiriyor rüzgârın. Mavi kirpiklerine unutulmaz sevinçler yüklemiştim yanımdayken. Savrulan saçlarında hüznümü sorgular, kaçamak bakışlarında yüreğine gıpta ederdim. Toprak önümüzde tavlanır, derinliğini hesaplayamadığımız iklimlerde yaşanmamışlıklarımızı sorgulardık. Vakitsiz buluşmaların sararmış yüzlerini birlikte okşar, bizi aldatmayan bütün sözcükleri gecelerimize sererdik.

Her yanlış anlatıdan sonunda yine kendimize dönerdik, yaşamı yeniden kucaklamak için. Öfkemiz köpürdükçe yüreğimizi dinler, dökülen çiçeklerimizin yapraklarından yeni sevinçler yaratırdık. Yüreğimizdeki imbiklere sevgisizliği yükleyerek parmaklarımızdaki çizgilere dalardık. Utangaçtı bakışlarımız, aldatıcı düşlere aldırmaz, kendimizden başka hiçbir yurtta barınmazdık. Göçebe bir zemheriydi tutkunluğumuz, duyarsız yakıştırmalardan sıkılırdık.

Yüreğimizdeki ekşimiş mayalarla ilmek ilmek sevda dokur, ruhumuzdaki alevlere her gece döşek sererdik, biz yalnızlığın atar damarlarına dolandıkça. Kısık alevlerde dilimizin duldasına kemirgen öpüşler yükler, ucuz yalanların söylendiği gecelerin ardına gizlenmezdik. Şafak habersiz doğardı üzerimize, akrep ve yelkovana hiç aldırmaz, kötürüm ayrılıkların şehirlerini hiç konuşmazdık.

Hoyrat vedaların saatleri çalardı yine de, yüreğimizi sonuçsuzluk incittikçe. Örslerde dövdüğümüz demirler soğur, gerçeğin katranıyla yüzümüzü boyardık. Gönül yapılarımızın harcını bahçemizde kurumaya terk eder, defalarca gelip geçtiğimiz aşkın saraylarında kendimizi kaybederdik. Hüzün dolardı odamızdan içeri, sırlarımız sağanaklara tutulur, moraran gözlerimizle hasret şiirleri yazardık.

Kırık bahçe duvarları gibiydik birbirimize bir zaman. Geceleri tütünler ufalardık sararmış avuçlarımızda. Durgun akardı sular, gitmek istediğimiz ülkelere ulaşamayacağını bilirdik. Vız gelirdi yine de, en sevdiğimiz kuş bülbüldü, güle vefasız tünese de. Hasıraltı ettiğimiz tutkularımızın yarına odaklandığı gel/git/lerde ezgiler diktirirdik terzilere. Uzaktan baktığımız, açılmaktan korktuğumuz deniz hırçın dalgalar taşırdı içimizin menzillerine.


#2011
Gideceksen ;
Seni seven kalbimi yerinden sökerek git.
Bavuluna mutlu anılarımızı,
Yüreğine ise; güneşte ısınmış umutlarımızı,
Doldurup son nefesimi çekerek git.
Hadi usulca git,
Karanlıklar güneşini elinden almadan,
Hançerlediğin yüreğimi merdiven bilip
Yıldızlara koş karanlık saçlarınla...


Gideceksen;
Yüreğimdeki taze umutları çiğneyerek git.
Avuçlarına mevsimsiz açan baharlarımızı,
Gözlerine ise; ölümsüz sevdamızı alıp
Gündüzüme karanlıkları sererek git.
Hadi usulca git,
Sahillerine gözyaşlarım ulaşmadan,
Ve gidişinle yüreğimi hançerleyip
Ateşlere koş , çıplak ayaklarınla.

Gideceksen;
Güzelliğine dalmış yüreğimi kaldırmadan,
Kış uykusundaki çicekleri ağlatmadan,
Hadi usulca git.
Gözlerine yanmış bedenimi uyandırmadan
Bedenimi yollarına paspas bilip
Bahara koş, karlara bürünmüş sevdanla.

Gideceksen;
Tüm acılarını gözlerime gömerek git.
Saçlarına çicek kokan nefesimi alıp
Beni soğuk ayazlara emanet ederek git .
Aynalarda uyuyan hüzünlerimi kırmadan,
Hadi usulca git.


[ Alıntı ]


#2012
Tövbekar

Güldüğüm her an ı günah bilen tövbekâr,
Ölümün koynunda soğuttum yüreğimin terini.
Uslanmaz kasırgalarında tükettim dizlerimin ferini.
Sen çekme, günahınla boyanmış aşkımın son ipini.

Züleyha bakışlı gecelerin uslanmaz melikesi,
Dön maziye, dudaklarıma kim sürdü acının zehirini ?
Sırtıma hatıra diye saplayan kimdi kanlı hançerini ?
Yaralarıma derman diye kim sürdü ölüm illetini ?

Ben; karanlıklarına bir mum alevi ararken;
Sen, güneşli sabahlarda sırtıma kör hançer sokandın.
Ben; bir gözyaşına canımdan vazgeçmişken,
Sen, gönlüme sebepsiz mahşer kurdurandın.


Yaralı yüreğimde kör bıçakları biledin, sustum.
Fırtınaları saldığın o ıslak gözlerimi çoktan kuruttum.
Tövbekâr olsan da zaman salıncağında
Artık uyan rüyalarından, ben seni çoktan unuttum.

Hicranını gömüp zulmünü kendi kusurum bildim.
Gönlüme acını revâ görüp, hakkımı helal ettim.
Günahta nasırlanmış yüreğine dayanamayıp
Tövbelerini dudaklarıma sürüp affını Hak tan diledim.


[ Alıntı ]


#2013
Ben Seni Ben Gibi Sevdim

Sevdalarda kural mıdır bilmem?
Aramızda karlı dağlar oldu önce...
Bense güneşi avucuma alıp
Dağlardaki karı erittim...
Yine de yol vermedi dağlar ama;
Seni kendime Şirin yaptım
Dağları delerek sana geldim
Ben seni Ferhat gibi sevdim...

Yol bu....
Bin bir türlü zorluk vardı önümde
Fakat yorulmadım yürümekten
Yılmadım sana gelmekten..
Ellerim çatladı kurudu dudaklarım.
Dudaklarımı değil suları ıslattım
Seni kendime Leyla yaptım
Ben seni Mecnun gibi sevdim...

Uzadıkça uzadı sana gelen yollarım.
Yaşadıkça ömür gittikçe yol bitermiş
Ömrüm bu yolda bitsin diyerek
Yol gittikçe ben gittim
Sanma ki gitmekten bittim.
Seni kendime Aslı ettim
Ben seni Kerem gibi sevdim...

Her şeye küstüm bu sevda yüzünden.
Hatta kendime bile küstüğüm oldu da
Hayata ve sana küsemedim gülüm.
Bu bendeki ne hırstı ne de cesaret.
İçimde deryaları taşıracak bir sevda
Okyanuslara sığmayacak bir arzu vardı.
Belki de sendin bu büyük Arzu
Ben seni Kamber gibi sevdim.

Farz et ki ben anamdan yeni doğmuşum
Üzerimde bir kat elbise bile yok.
Her insan çıplak doğmaz mı gülüm?
Ama ben
Çıplak fakat
Kocaman bir yürekle doğmuşum.
Belki Ferhat belki Mecnun
Belki Kerem belki Kamber kıskanacak ama;
Biliyor musun o kocaman yürekle
Ben seni BEN gibi sevdim.

....

[ Alıntı ]


#2014
Hani o yüreğin sesini çıkaracak da bi argüman ne biliim bi coşku, bi aşk falan lazım gelir, işte asıl mesele de bu zaten, kendine yetememezlik değil belki ama paylaşıp yüreğindekileri akıtabileceğin bi başka eş yürek...

Bir aşk için yapabileceğin herşeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.


Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin.. İki ucu keskin bıçaktır yani. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin de cezanda indirim sağlamaz.

Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?

Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

İNSAN İLİŞKİLERİNDE ÖNEMLİ OLAN ZORLAMADAN VE ZORLANMADAN İSTEDİĞİNİ ELDE ETMEKTİR.

Buda bir ruh hali, ihtiyaç. Melankoli budur işte. Acı çekme isteği. Zaten hiç bir mutluluk sonsuz olmaz. Arada sırada acılarla kesmek lazım mutluluğun önünü. Yoksa heyacan kalmaz. Dimi ama...

Sevdadan kurtulmadan da acısından kurtulmayı öğrendim aslında. Hatta bazen sevdadan kurtulmak, kaybettiğim vakit dolayısıyla daha çok üzüyor beni. Ama işte film başa sarılır, hayatı ıskalama lüksüm yoktur ve ben yürüyüp giderim. O, orda, bana yutturamadığı tüm içten pazarlıklarıyla kalır.

Benden birşeyler çalmıştır evet ama, artık beni de kaybetmiştir. Ben değilim aslında önemli olan da... İnsanın kendine duyulan aşkı tüketmesi... Herşeye rağmen sevilmek çok güzel çünkü ve karşılık veremiyorsan dahi o sevgiyi aşağılamamak; işte insan olmanın kurallarından biri bu bence.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem noolmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bişii değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu?

Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma ; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler degil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...


#2015
Gidişinle Ört Sessizliğimi

Gidiyorsun.
Giderken,
Yıldızlar düşüyor saçlarına.
Sesi kısılmış bir rüzgar gibiyim.
Konuşuyorum, duymuyorsun.
Akıyorsun gözlerimden.
Durduramıyorum akışını.
Bentler kuruyorum hücrelerimden.
Yıkıp geçiyorsun yüreğimi.

Yıkık bedenimi toparlarken
İçimi gidişinle kanatıyorum.
Kan revan içindeki yüreğimi,
Kurak toprağa siliyorum.
Ve yağmura susayan toprak,
Yalnızlığımı içiyor tozlu dudaklarıyla.

Gidiyorsun,
Umutlarım tozlu raflara kaldırılıyor.
Düşleri çalınmış bir yürek gibi ağlıyorum.
Bulutlardan yağmurları sağarken
Islak göz pınarlarımı
Taşların yüreklerinde kuruluyorum.

Kayboluyorum karanlıklarında.
Gitme desem de gideceksin.
Hadi vur yüreğime gözyaşlarınla.
Perdelerini kapat gözlerime.
Yak onca yaşanmışlıkları.
Yüreğimden gitmeden
Hadi vur yalnızlığını..
Ben, her kuşluk vakti
Ayrılığınla yıkarım
Kan çanağı olmuş gözlerimi.
Her gece anılarınla yakarım
Sensizlikte üşüyen yüreğimi.

Hadi, durma ayazlarda.
Gidişinle yüreğimi yakmışken,
Acılarınla inatlaşan
Bedenimi yalnızlığınla yıkmışken
Durma, üşüyorum içten ice.
Gidişinle ört sessizliğimi.

Durma, koş yıldızsız gecelere.
Ölmemi bekleme sensizlikte.
Yıldızlar şahidimdir.
Sen yaşarken, varlığında.
Ben; yokluğunda
Seni nefesim diye soluyacağım
Yalnızlığını emen dudaklarımla...

.....


#2016



Seni Düşünüyorum SevgiLim ..
Seni düşünüyorum, güneşin ışıkları denizden aksedince
Seni düşünüyorum, ayın pırıltıları kaynaklara vurunca.
Seni düşünüyorum, uzak bir yol üstünde tozlar havalanırken,
Karanlık bir gecede, dar bir tahta köprüde bir yolcu ürperirken.
Seni düşünüyorum, boğuk uğultularla orda yükselirken dalgalar.
Kulak kesilmek için koruluktayım, sık sık her şeyin sustuğu anlar.
Uzakta olsan bile ben senin yanındayım, sende yakınımdasın.
Güneş batıyor, biraz sonra, beni ışıtacak yıldızlar ne olurdu burda
Yanımda olsaydın ...



......


#2017
Dün gece rüyamda gördüm seni
Ağlıyordun.
Dudaklarında tebessüm
Acımı
Sevinç mi bilemedim
Derinliğine görmedim gözlerini
Rüyalarda gözler seçilmiyor
Sevgilim.
Hava bulutsuzdu
Köy kırsalında,
Nemliydi oturduğun toprak
Sırılsıklam yanakların
Yağmur mu kederin mi
Islattı seni soramadım
Rüyalar yanıt vermiyor
Sevgilim.
Koşamadım,
Saramadım,
Ağlama diyemedim,
Silemedim gözlerini
Rüyalar teselli etmiyor
Sevgilim.


#2018
.. eLveda ..

Çok düşündüm etmeden bu vedayı,
Bitirmeye karar verdim sevdayı.
Sende sandım dertlerime devayı,
Bu yarama merhem mi var, tuz mu var?
Elveda! Başka diyecek söz mü var?

Yalanım yok, rastlamadım eşine,
Hiçbir zaman karışmadım işine.
Bir avcı misali düşüp peşine,
Adım adım gidilecek iz mi var?
Elveda! Başka diyecek söz mü var?

Ben idim hep senin sevdana kanan,
Yalan sözlerine bile inanan.
Od var yüreğimde, dumansız yanan,
Bu acıya dayanacak öz mü var?
Elveda! Başka diyecek söz mü var?

Alem güldü yüzüme, sen gülmedin,
Ağladım da gözyaşımı silmedin.
Düşman bildi halim, bir sen bilmedin,
Bu yürekte yangın mı var, köz mü var?
Elveda! Başka diyecek söz mü var?

Yalancı mevsime kanıp, duruldum,
Bir saat misali aşka kuruldum.
Farkında olmadan sana vuruldum,
Benim çözemediğim bir giz mi var?
Elveda! Başka diyecek söz mü var?

Elbet bir gün bu sevdayı görürsün,
O gönlünü taştan taşa vurursun.
Bilemem ki neden uzak durursun?
Anlamadım, cilve mi var, naz mı var?
Elveda! Başka diyecek söz mü var?

Günler geçiyor da gönül bilmiyor,
Geçmiş gerilerde kaldı gelmiyor.
Türküler de eski tadı vermiyor,
Gönül telimi titreten saz mı var?
Elveda! Başka diyecek söz mü var?

Her gün, her an gidiyorum ecele,
Giderken de etmiyorum acele.
Yolculuk var bilinmez bir meçhule,
Bilmiyorum, çok mu, yoksa az mı var?
Elveda! Başka diyecek söz mü var?


.....


#2019
alem-i gönül
Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkı sözleriyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri


#2020
Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde,
Bu gece yine için için yanıyorum,

Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum,
Seni, gidişini, sevişini, herşeyini...
Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim,
Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor...
Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde...
Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum,
Onları sana benzetiyorum,
Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali...
Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece,
Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü,
Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu,
Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını
Ve birgün ansızın bırakıp gidişini...
Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını,
Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum,
Bir daha çıkamasın diye...
Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin,
Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin?
Gittin son bir veda ile gözü yaşlı,
Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı,
Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım...
Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım,
Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine,
Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala...
Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz,
Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz...
Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm,
Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm,
Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna,
Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna,
Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin,
Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı,
Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna,
Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin...
Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın,
Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin...
Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün,
Ve ardına bakmadan gittin...
Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım...
Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz,
Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil...
Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç?
Parça parça edilmiş, yıkık ve virane,
Bir o kadarda vefasız...
Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım...
Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm...
Unuttum dedim, unutacağım dedim,
Unutamıyorum dedim, UNUTMAM dedim...
Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden,
Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde,
Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde,
Hatıraların, gözlerin ve sözlerin...
Şiirlerini getirdiler bana,
Beni öldüren şiirlerini...
Vefasız dediğini duydum, yıkıldım,
Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma,
Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi,
Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım...
3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim...
Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde...
Belki birgün sesini duyarım umuduyla
Telefon bekledim günlerce,
Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca
Ağladım ağladım,
Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım...
Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye,
Olurda içinde görürler beni diye...
Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye,
Olurda içinde seni görürler diye...
Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken,
Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye,
Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın,
Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce,
Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle...
Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum,
Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde...
Düşmüyor adın hiç dilimden,
Öleceğim gülüm bir gün ben,
Senin sevginden, senin derdinden...
Bir gün göreceğim yine belki seni,
Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni...
İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım,
Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım...
Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye,
Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi;
Seni unutmam için öldürseler bile,
Karşılık olarak dünyayı verseler bile,
Darağacı kurup idam etseler bile,
Senden başkasını asla sevmeyeceğim




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:29 .