alem-i gönül
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 30-01-2012, 00:32 #6981

» MedCezir

mutluluğuntemsili



Ne özlediğimi söyleyebildim, ne de içimde özlemimi tutabildim.!
Ne hayalinle yaşayabilmek için gözlerimi kapatabildim,
Ne de yokluğunu görebilmek için açabildim!
Ne sana niye yoksun diyebilidim,
ne de bu haksızlık diyebildim .
Sadece SENİ içimde taşıdığımı bilmeni istedim.




.. ebrulikelebek.. Bunu beğendi.

Alt 30-01-2012, 22:06 #6982

.. ebrulikelebek..

isot


Yalnızlığımı anlattığım bir dostum var
Adı çay...
Uzun uzun dertleşiyoruz dert değil soğuklar.
Lisânı hal diliyle ah bir bilsek bize cansız zannettiğim şeyler neler anlatırlar.

| Ersin Boztepe





Alt 30-01-2012, 22:21 #6983

.. ebrulikelebek..

isot


Ezanla Namaz Arası

Torunu, bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla sorar:
"Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?"
Dede tatlı bir gülücükle:
"Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum." deyince torun:
"Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?"
"Evet yavrum. Ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır." diye dede biraz daha açar ilk sözünü. Torun yeniden sorar:
"Namazsız ezan ve ezansız namaz" ne demek dedeciğim?
Dede torununa şefkatle açıklar:
"Bak yavrum, geçen hafta komşumuzun çocuğu doğdu. O çocugun kulağına ben ezan okudum, hatırladın mı?"

- Evet, dedeciğim.
- İşte o ezanın namazı yoktur, sen de gördün ki namaz kılmadık.
- Haklısın dedeciğim, şimdi fark ettim.
- Pekiyi geçen ay dayın vefat ettiğinde onun cenazesini bizim camiye getirdiğimizde sen de vardın. Hatırlarsan dayın için cenaze namazı kıldık hep beraber.
- Evet dedeciğim, yengem cok ağlamıştı.
- Dikkat ettiysen o namaz için ezan okunmadı, çünkü cenaze namazının ezanı olmaz.

Aslında cenaze namazının ezanı merhum dayın doğduktan sonra minik bir bebekken kulağına okunmuştu diye düşünebilirsin. İşte yavrum hayatımız bu namazsız ezanla başlar ve bu ezansız namazla sona erer, ama bu sona eriş bir başka baslangıca işaret eder.

"Hayat, EZANLA NAMAZ ARASI KADAR SÜRER"

Sakin sana verilen ömür sermayesini ziyan etme yavrucuğum.
Ömrünü hayırlı işlerle dolu dolu geçir, bir nefes bile boşluk bırakma!





Alt 30-01-2012, 22:23 #6984

.. ebrulikelebek..

isot


IZDIRABIN ACILIGI
Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli herşeyden şikayet etmesinden bıkmıştı.
Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi.
Hayatındaki herşeyden mutsuz olan çırak döndügünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.
Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.
"Tadi nasil?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "acı" diye cevap verdi.
Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı.
Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi.
Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken ayni soruyu
sordu:
"Tadı nasıl?"
"Ferahlatıcı" diye cevap verdi genç çırak.
"Tuzun tadını aldın mi?" diye sordu yaşlı adam, "hayır" diye cevapladı çırağı.
Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:
"Yaşamdaki izdıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok.
Izdırabın miktari hep aynidir.
Ancak bu izdırabın acılıği, neyin içine konulduğuna bağlıdır.
Izdırabın olduğunda yapman gereken tek şey, ızdırap veren şeyle ilgili hislerini
genişletmektir.
Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış...."





Alt 30-01-2012, 22:33 #6985

.. ebrulikelebek..

isot


Yol Tarifi ve Çocuk
Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:
- Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.
Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:
- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde.
Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.
Çocuk:
-Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.
- İyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malûm?
- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk. Üstelik manolyalar da atılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.
Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kâğıt para çıkartıp teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu. Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış, adamın kendisini fark ettiğini.
Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken:
- Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledim ki.
Sizinkiler sağlam öyle değil mi?
Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:
- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür.





Alt 30-01-2012, 22:36 #6986

.. ebrulikelebek..

isot


Büyüklere Saygı, Küçüklere Sevgi:
Bir gün ashab-ı kiram, Peygamberimizin yanında oturuyorlardı. O sırada yaşlı bir kişinin yaklaştığı görüldü, anlaşılan Hz. Peygamber'le görüşmek istiyordu. Sahabiler yaşlı kişiye yer açmakta biraz yavaş davranınca sevgili Peygamberimiz şöyle buyurdular: "Küçüklerimizi sevmeyen, büyüklerimizi saymayan bizden değildir." Medeniyetin ve huzurun temelini karşılıklı sevgi ve saygı meydana getirir.
Bu özellikten yoksun olan bir toplumda sıkıntılar başgösterir, kin ve düşmanlıklar görülür. O halde gençler yaşlılara, cahiller bilginlere, memurlar amirlere, çocuklar anne-babalarına, öğrenciler öğretmenlerine, cemaat hocaya saygı göstermelidir. Saygı gönülden gönüle uzanan bir köprüdür. Büyüklerin gönlüne girmek isteyenlerin bu köprüyü mutlaka kurmaları gerekir. Peygamberimiz çocukları sevip öper ve şefkatle okşar, bağrına basardı. Böyle yapmayan bir babaya "insanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez" buyurrrıuştu.
Hz. Ömer ise bir adamı vali tayin etmişti. O sırada Hz. Ömer babası şehit düşmüş olan bir çocuğu şefkatle bağrına basmıştı. Vali, Hz. Ömer'in bir başkasının çocuğuna karşı gösterdiği bu şefkati yadırgamıştı. Kendisinin, üç çocuğu olduğu halde hiç birisini böyle kucağına alıp öpmediğini söyleyince, Hz. Ömer şöyle buyurmuştu:
-"Öyle ise evladına şefkati olmayanın Allah'ın kullarına da şefkati olmaz. Bu sebeple sen vali olamıyacaksın!" Şunu unutmamak lazımdır ki küçüklere sevgi, büyüklere saygı dini ve ahlaki görevlerimizin en başta gelenlerindendir.





Alt 30-01-2012, 22:37 #6987

.. ebrulikelebek..

isot


Muhtaca yardım etmek
Çölde devesiyle seyahat eden bir bedevi, yolu üzerinde susuzluktan dudakları kurumuş, bitap halde bir adama rastgelir. “Su! Su….! diye inleyen bu adama devesinden inip su verir. Suyu içip kendine gelen adam, bedeviyi itip, onun devesine atlayarak kaçmaya başlar. Bedevi düştüğü yerden adama seslenir.
“ Deveyi al git ama, lütfen bu hadiseyi kimseye anlatma!”
Nankör adam sebebini merak edip sorunca bedevi cevap verir.
“ Eğer sen bu yaptıklarını anlatırsan, bu kulaktan kulağa her yere yayılır ve insanlar artık çölde rastladıkları muhtaç kimselere yardım etmezler.





Alt 30-01-2012, 22:41 #6988

.. ebrulikelebek..

isot


Nasreddin Hocanın, "Allah’ım bu sıkıntıyı benden alma" diye dua ettiğini duyanlar,
Hocaya sorarlar:
- Niçin böyle dua ediyorsun, sıkıntının kalması için hiç dua edilir mi?
Hoca cevap verir:
- Allahü teâlâ her sıkıntıdan sonra ferahlık, her ferahlıktan sonra sıkıntı vaad ediyor. Ben bu sıkıntıya alıştım, yeni gelecek sıkıntının ne olacağını bilmiyorum, ya sabredemeyeceğim bir sıkıntı olursa. Onun için bu sıkıntının kalması için dua ediyorum...





Alt 30-01-2012, 22:47 #6989

.. ebrulikelebek..

isot


Neden sonra farkına varıyorsun
Etrafındaki korkunç ıssızlığın.
Yar olsun, dost olsun, ne arıyorsun;
Adresi belli mi vefasızlığın?
'.. Cahit Sıtkı TARANCI





Alt 31-01-2012, 16:19 #6990

.. ebrulikelebek..

isot





alem-i gönül





Alt 01-02-2012, 09:43 #6991

Kulûbu'd-Dâria

Forumun Tiryakisi

Koştun, koştun, koştun kendini bırakıverdin uçuruma. Düşerken baktığında çevrende kimse olmadığını fark ettin. Kafanı yukarı kaldırdın. Atladığın yerde diğerleri el sallıyorlardı sana. Gözleri parlıyordu.

Bu sefer kandırılan sendin, gözlerine rağmen göremediğin için…
Üzerine hala yağmur yağıyordu inceden…




.. ebrulikelebek.. Bunu beğendi.

Alt 01-02-2012, 10:55 #6992

.. ebrulikelebek..

isot


Ben bir küçük kum tanesi.
Salınırken okyanusun derinliklerinde , gördüm seni istiridye.
Maksadım kalbinin tam ortasına saplanmak aslında.
Kabuk yapmışsın kalbine.
Yoksa çok mu incittiler seni.
Kalbinin yumuşaklığını , saflığını gizlemişsin şimdilerde.
Kırılmışlıklarının sebebi değil ki , bu kum tanesi.
Zanneder misin ki kum taneleri hiç kırılmaz.
Sedeflerini esirgeme benden.
Yavaş yavaş ört üzerimi.
Bir inci olurum kalbinde.
Sıkılmaksızın beklerim.
İnci avcıları da çok etrafta.
İşte şimdi sımsıkı kapat kabuklarını.
Kimseler alamasın , kimseler çalamasın.
Senin kalbindeyim ve yeni adım ışıl ışıl inci tanesi.
Çok değerliyim sayende.
İnci yapmakta senin elinde , kum tanesi bırakmakta…





Alt 02-02-2012, 00:26 #6993

.. ebrulikelebek..

isot


alem-i gönül





Alt 02-02-2012, 00:58 #6994

Nuг-uL HüĐα

Fî Sebîlillâh




alem-i gönül




O kadar kızgınım ki sana
Büyümeseydik çok isterdim küsmeyi
Dudaklarımı büzüp ,
Kaşlarımı çatarak bakmak isterdim şimdi sana
Ama maalesef artık büyükçe kırıLıyoruz .
Ve pembe renkli pamuk helva şekerler ..Mutlu etmiyo artık bizi .

C.YıLmaz







.. ebrulikelebek.. Bunu beğendi.

Alt 02-02-2012, 00:59 #6995

Nuг-uL HüĐα

Fî Sebîlillâh





" Yanında uyumalıyım her gece kalbinin.
Ki kalbim, susmayı öğrensin artık. "








Alt 02-02-2012, 10:41 #6996

.. ebrulikelebek..

isot


ağlamak huyum değildir lakim misafir gelince geri çevrilmez





Alt 02-02-2012, 15:58 #6997

.. ebrulikelebek..

isot


alem-i gönül





Alt 02-02-2012, 15:58 #6998

.. ebrulikelebek..

isot


alem-i gönül


...
Kapılarını kapatmadan önce yüreğimin,
Son defa baktım aralık kalan kıyısından,ömrümün.
Hissediyorum, son demindeyim sensizliğimin,
Ya bir nefes'de sendeyim
Ya bir nefes'de düş/ündeyim

Sen duanla bekle beni,

S/aklımdasın an ve an
Gözlerini uyuyorum her gece,
Düş'lerimde düş'üyorum gözbebeklerinin uçurumlarından,
Düş'tüğüm yer içimin bahçesi,
Bahçemin kuraklığına darılma n'olur,
Dört mevsimim'de kuraklığını yaşıyor,yokluğunun...

Sen yoksan zaman/sız kalıyor her saniyem,
Varlığını hissettiğim her an gözlerimde bir bayram havası,
Yüzümde; Bayram harçlığını almış masum bir çocuk mutluluğu...

Sen geleceksin diye ayıklıyorum hayatımdan bütün sessiz harflerimi;
sensizliğimde cebimde biriktirdiğim sessiz cümlelerimi
sensiz düşlerimden gizli sayıklamalarımı,
hatta geleceksin diye adakta bulunduğum gece uykularımı...
Her seferinde vurulası yüreğimi kandırıyorum...
Ne zaman sessiz çığlıklarımla başlayan bir kelime yazsam,
her cümlemin sonunda seni buluyorum...

Neden konuşmuyorsun diyorlar bana,
sessizliğimin gevezeliğinden zaman kalmıyor ki konuşmaya.
Kalbimle anlaşma yapmış sanki bütün susmalar,
sussam,kalbim kanıyor,
konuşsam, kelimelerim yakıyor...

Şimdi yüreğim , mevsimlerden Gözyaşı iklimini yaşıyor,
Son zamanlarda sağanak var yüreğimde,
geziyorum altında her damlasını içime işleyerek,
Lâl oldu dilim dünyaya.
konuşsam , yağmur yağıyor,
sussam , harf harf göl oluyor yüreğim.
Anladım ki Sana su/suyor ömrüm...

Yaşadığımız birkaç günlük mutluluğu,
yaşayamadığımız sonsuz hayallere susuyorum
ve bekliyorum dönmeni...

Sen duanla bekle beni...


Gökhan Yalçın





Alt 02-02-2012, 18:59 #6999

.. ebrulikelebek..

isot


"Üşüyorum Sevgili!
Mevzu senin yokluğun falan degil,
Hava harbiden soğuk..."





Alt 02-02-2012, 18:59 #7000

.. ebrulikelebek..

isot


"Üşüyorum Sevgili!
Mevzu senin yokluğun falan degil,
Hava harbiden soğuk..."





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:01 .