Gurbet
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 14-01-2009, 02:06 #1

yaηgιηyεRi

Yasaklı Üye

Gurbet



Dağda dolaşırken yakma kandili,
Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!
Ne söylemez, akan suların dili,
Sessizlik içinde çağlama gurbet!

Titrek parmağınla tutup tığını.
Alnıma işleme kırışığını
Duvarda, emerek mum ışığını,
Bir veremli rengi bağlama gurbet

Gül büyütenlere mahsus hevesle,
Renk renk dertlerimi gözümde besle!
Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,
İçimde dövünüp ağlama gurbet!..

(N. Fazil Kisakürek)



Benzer Konular
  • Gurbet...
    gurbet - kemalettin kamu - flash şiir sunusu, sunumu, sesli şiiri...

  • GurBeT KuŞu.....

  • Gurbet...
    ..aci bir gülümseme... Gurbet, alışılamayan yer, içindeyken; hep başka yerleri, başka şeyleri özlediğimiz me...

  • MT gurbet...
    Aksamlara saliyorum gonlumude,seni unutmak zor geliyor be ana…. Senin gittigin yerlermi? Ben mi? Anlama...

  • gurbet...
    Gurbet acısını çeken bilir, gurbet elde sabah olmaz hasretiyle yatan bilir, anasız ve yarsız olmaz neden ...


Görüntüleme:1196, Cevaplar:25

İlginizi Çekebilir >
Alt 14-01-2009, 02:08 #2

yaηgιηyεRi

Yasaklı Üye

Gurbet



Ben bir yana düştüm sılam bir yana
ayrılıklar, ayrılıklar hep bana
bir gönlüm var acılara aşina...
Yol oldum gurbetlere eklendim
garipliği yalnızlığı yüklendim...

herşeyden çok ezanları özledim
türküleri, ozanları özledim
can dostum bir mektubunu gözledim...
Ey kardeşim anam, babam, sevgilim
hayaliniz hatıranız tesellim...

Ufuklarda güneş doğup batanda
yüreğimi gece sancı tutanda
malum olur havaliniz vatanda...
Gün geçirdim binbir melal içinde
hor görüldüm hor, bu muhal içinde..

Anlatması çok zor bu yaban hoyrattır
kader yolu uzun ince sırattır
gözlerimde yaşlar dicle fırattır..
çektiğimi çekmemiştir kimseler
bu yokuşu çıkmamıştır kimseler...

Yeşil yeşil gülümseyen ovalar
bulutlarda katar katar turnalar
bacaları dumanlı şen yuvalar..
Çocukluğum toprağında taşında
çiçek çiçek baharında kışında...

rüyalarım renk renk, an an İstanbul
şiir şiir , destan destan İstanbul
nerden baksan bütün cihan İstanbul..
arada ne bir perde, ne duvar
yakınlığım uzaklığım ne kadar?

Gökkubbenin al kartalı bayragım
sevdaların en kutsalı bayrağım
Türk oğlunun istiklali bayrağım
rüzgarlara bırakıver kendini
her zerremle seyredeyim ben seni...

Selam olsun gönüllere dillere
selam olsun bülbüllere güllere
selam olsun bizden bizim illere...

Bir ateş ki yanar döner içimde
bir hasretki kanar kanar içimde...


(Servet Yüksel)





Alt 14-01-2009, 02:11 #3

yaηgιηyεRi

Yasaklı Üye

Sürgün ülkeden başkentler başkentine


Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir toz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Şuna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yıllar geçti sapan olumsuz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca'da Emirgan'da
Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
En sevgili


(Sezai Karakoc)





Alt 14-01-2009, 02:22 #4

yaηgιηyεRi

Yasaklı Üye

Gurbet


Gurbet o kadar acı
Ki, ne varsa içimde
Hepsi bana yabancı
Hepsi başka biçimde
Eriyorum gitgide
Elveda her ümide!
Gurbet benliğimi de
Bitirdi bir biçimde
Ne arzum ne emelim
Yaralanmış bir elim
Ben gurbette değilim
Gurbet benim içimde





Alt 14-01-2009, 02:24 #5

yaηgιηyεRi

Yasaklı Üye

Gurbet


Ürkek ve korkulu çıktık sıladan.
Baktım adımıza gurbet yazılmış.
Gönlüme sorarsan burun sızısı.
Gurbetten sılaya sabret yazılmış

Çocuk neşesiyle gezdiğim yerler
İnce bir yangıyla yanıp tüterler
Hasreti ben gibi benden beterler
Ders-i ıslah için ibret yazılmış

Ne geceler biter ne uyku gelir.
Sorular, çözümler aklım gerilir
Bizi görüp duyan halimi bilir
Şu dünya sırtıma külfet yazılmış.

Yollara bak da kendini alıştır
Gurbet sevdiğinden ayrı kalıştır
Sessizce bir dua bir yakarıştır.
Yerlere gökler affet yazılmış

Rabbim lütfederse boynumda tasma
Ölçüler Hıra’dan dengeni sarsma
Her varlık bir kitap okunan esma
Seyredip görene hayret yazılmış

Dün, bugün içinde bitiş adına
Guruba meylediş batış adına
Nebi’nin, veli’nin ders kitabına
Dünyayı gönlüne kabir et yazılmış

Arslan Mayda





Alt 14-01-2009, 10:30 #6

кirîѕтаи

ÖZEL ÜYE

Enginlerinde bir güneş battı önce yüreğimin.
Fırtına öncesi sessizlik ya!
Dingindi sular, durgun,
yüreğim solgundu.
Sonra ılık bir lodos esti yelkenlere,
ve güller tomurcuğa durdu,
zemheri bahara gebe..

Bülbüller güle hasretti,
bakır rengi bir akşamın oyunu sahnede.
Rüya dengi hayatların romanı okunurdu,
türkü söyleyen gözlerde..

Sazlara rastlardım ozansız / sessiz sularda.
Agora Meyhanesine çok gittim bu aralar,
kadehlerin dibine baktım.
Ve..
Seni aradım arnavut kaldırımlarında.
Salkım söğütlere dostluk ettim.
Küstüm, sustum, umutsuzdum.
Ama bekledim / yağmurlarda / rüzgarlarda
Aradım..
Çöldeki mecnunu aratmadan / yıllarca
vaha vaha seni aradım.
Bulduğum bir damla suda,
oltama takılan her balığa seni sordum.
Umut yükledim lodosa / saldım / sulara
şişelere sevda yazdım..

Türbedar gibi bekledim eski feneri,
sahile yanaşan her kayığa seni sordum..

Bir boran esti sonra,
deli fırtınalar koptu yüreğimde,
Ve..
mavilerinde oldum alabora...





Alt 14-01-2009, 14:50 #7

кirîѕтаи

ÖZEL ÜYE

Suların karardığı bir çağda birtakım günah yüklü
gemiler harekete hazırdı / iyice biliyorum
gölgeler vardı / kalın tasmaları vardı gölgelerin /
ürkek sesler suları yarıyordu / bakıyorsunuz
kuşlar bayağı gülüyordu / karanlık gölgeleri
ürkütüyordu / onlar bağlı olmayı hoş
görüyorlardı / korkarken ölümü düşünüyorlardı
muhakkak.

Kafaları kalındı belliydi
Gözleri kalındı belliydi
Kulakları kalındı belliydi

Aslında kafalarının kalın olması / gözlerinin kalın olması
önemliydi onlar için / incelik dedin mi kötülük
geliyordu akıllarına.

Onlar bir gemiye bindiler
-- ben ona günah yüklü gemi dedim
Onlar oturup tasmalarından ötürü gönendiler
-- ben onlara gölge dedim
Halbuki bana bakıp yadsıyorlardı / benim onları
tasmalarından ötürü küçük gördüğüm belliydi /
benim onları başında ve sonunda sevdiğim
belliydi / ama anlaşamadığımız muhakkaktı.

İşte ben bu noktada durdum
Denize baktım iyi dedim
Korkulu dağlara baktım iyi dedim
Doğrusu hep doğaya bakıp iyi diyordum.

Ama gölgeler giysilerle ilgileniyorlardı / utanıyordum
Hep araçlardan söz ediyorlardı / ben utanıyordum

Sonra bir çağ geldi / baktım kafamda karıncalar vardı /
sonra yapılardan yollardan bıkmıştım / ıssız
sokaklar beni ürkütüyordu / kötü meydanlarda
boğuluyordum / suları borulara almalarına
kızıyordum / hele hele hep düğmelere basıp
yaşamalarına çok çok içerlemiştim / sonra
kalkıp afrikaya gittim / ohh afrikaya.





Alt 14-01-2009, 16:38 #8

yaηgιηyεRi

Yasaklı Üye

Gurbet Aksamlari



Hiç istemem yine gelir,
Çatar gurbet akşamları
Yüreğime hançer olur,
Batar gurbet akşamları.

Öldürecek beni dertler,
Bende geçti bini dertler,
Dertlerime yeni dertler
Katar gurbet akşamları.

Bilmiyorum dertten gamdan,
Zevk mi alır intikamdan?
Kanlım gibi şu yakamdan,
Tutar gurbet akşamları

Şimdi akşam bak şu anda,
Zindandayım ben zindanda,
Zindan ne ki zindandan da
Beter gurbet akşamları

Acılara beler beni,
Kesip doğrar diler beni,
Parça parça böler beni,
Yutar gurbet akşamları.

Memleketim ilim obam,
Kavim, gardaş, dost, akrabam,
Gözlerimde anam, babam,
Tüter gurbet akşamları.

Kadir Mevla’m yardım etsin
Ozan Arif yurda gitsin
Bitsin artık bitsin bitsin...
Yeter gurbet akşamları.





Alt 14-01-2009, 17:34 #9

кirîѕтаи

ÖZEL ÜYE

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.

" O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.

Demeyeceksin işte.

Yaşarsın çünkü.

Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.

Çok sevmeyeceksin mesela.

O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle O daha az sever seni, Senin O'nu sevdiğinden.

Çok sevmezsen, çok acımazsın.

Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.

Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...

Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın.

Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.

Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde.

Paldır küldür yürüyebileceksin.

İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.

Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.

"O benim." diyeceksin.

Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak.

İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.

Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.

İlişik yaşayacaksın.

Ucundan tutarak...





Alt 15-01-2009, 02:47 #10

yaηgιηyεRi

Yasaklı Üye

Binbirinci Gece (Hancı)


Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı!
Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş...
Aman karanlığı görmesin gözüm!
Beyaz perdeleri, ger yavaş yavaş.

Sıla burcu burcu... ille ocağım!..
Çoluk çocuk hasretinde kucağım...
Sana her şeyimi anlatacağım,
Otur baş ucuma, sor yavaş yavaş.

Güç bela bir bilet aldım gişeden;
Yolculuk başladı Haydarpaşa'dan!
Hancı n'olur, elindeki sişeden,
Birkaç yudum daha ver yavaş yavaş!

Ben o gece, hem ağladım, hem içtim,
İki gün, diyardan diyara uçtum...
Kayseri yolundan, Niğde'yi geçtim;
Uzaktan göründü, Bor yavaş yavaş...

Garibim; her taraf bana yabancı,
Dertliyim; çekinme, doldur be hancı!
İlk önce kımıldar hafif bir sancı;
Ayrılık sonradan kor yavaş yavaş...

Bende bir resmi var, yarısı yırtık,
On yıldır evimin kapısı örtük!
Garip, bir de sarhoş oldu mu artık;
Bütün sırlarını der yavaş yavaş...

İşte hancı! ben, her zaman böyleyim,
Öteyi ne sen sor, ne ben söyleyim...
Kaldır artık, boş kadehi neyleyim,
Şu bizim hesabı, gör yavaş yavaş…


(B. SITKI ERDOGAN)





Alt 15-01-2009, 02:48 #11

yaηgιηyεRi

Yasaklı Üye

Bin ikinci gece (yolcu)


Ben sarhoş değilim, yol sokak sarhoş!
Hancıyı kaybettim, hanı kaybettim.
Hayatı sayfa sayfa okuduğum boş,
Sonundaki, imtihanı kaybettim!

Anladım, her gerçek, bir yalan gizler!
Beni aldatıyor dağlar, denizler...
Meçhul bir zamana karıştı izler,
Saati, dakkayı, anı kaybettim...

Beni benden, kendi benliğim çaldı!
Gölgem uzadıkça, boyum kısaldı...
Ellerim bomboş bir roman kaldı,
İçimdeki kahramanı kaybettim!

Bu başımda esen, bir kavak yeli...
Ben ondan deliyim, o benden deli!
Onu aynalarda gördüm göreli;
Bekir Sıtkı Erdoğan'ı kaybettim!


(B: SITKI ERDOGAN)





Alt 15-01-2009, 11:58 #12

Sэяzэηi$

.


SeninLe başLadım, bitsin seninLe...

ve gün be gün, ben seni düşünüRüm.
sen benim heRşeyimsin ey sevgiLi.
RüzgaRLaRa ezbeRLettim tüRküLeRimi,
ben hep uzakLaRa tüRkü yazaRım

sıLamsın, sevdamsın, sabıR taşımsın
kaLemim adından başka ad yazmaz
bu kütükte başka biR ad okunmaz
naRına nuRuna kuRban oLduğum
seven sevdiğinden asLa yakınmaz

ben sevda böLüğünde kıdemLi biR askeRim
teRhis oLsam gidecek biR yeRim yok
YüReğimden başka siLah taşımam
bütün adResLeRi iptaL ettim
benim senden özge geRçek yaRim yok.
Sen benim heRşeyimsin ey sevgiLi

ben RoL geReği aşık değiLim
Deme bu gaRibin benimLe işi ne...
aşkım beni teşhiR edeR, Sesim içime sakLanıR
akLanıRsa adım, seninLe akLanıR.

isteRsen duRmadan adRes değiştiR,
gözLeRimi bağLasaLaR da buLuRum seni.
ben, tüRküLeRde tanıdım Fizan'ı, Yemen'i
anLasam ki sesim sesine değmiştiR,
bütün gemiLeRi yakaR geLiRim.


bu biR taahhüttüR; sına beni..
En deLi RüzgaRLaRın önüne süR, buLut-buLut,
biR yeRde yanLış yapaRsam adımı unut.
Son kuRşunu kendime sıkaR geLiRim.

biR et kemik toRbası değiLim ben
biR hasaR RapoRu değiL yazdığım
biR aşk mektubuduR ey sevgiLi,
KızıL-kıyametten önce...

Ve göRmek için bakmaya geRek yok
HeR diLde güzeLdiR senin adın
MeydanLaR saRsıLıR sen oRtaya çıkınca
YeteR ki göRecek göz, göz oLsun.

VeLhasıL uzun sözLeRe hiç geRek yok
DiL hicâbından LâL oLmaLı seni anaRken
Ey benim tabibim, tacidaRım
gündönümüdüR ben seni bekLiyoRum





Alt 16-01-2009, 03:58 #13

E.DENIZ

Deneyimli


Gurbet





Ben senin yüreğini gördüm
Sen istediğin kadar sus şimdi
Yüreğini gördüm diyorum sana..
Yürek ki ;
Uğruna savaş verdiğim her şeyi
bir gecede ateşe vermeme sebep olan bir yürek
sahip olduğum her şeyi yıkıp geçmeme
bir gülüşün için herkesi ağlatmama sebep olan
bir yürek
Alevlerin arasında gözyaşlarımın beni
bu denli üşütebileceğini ise kestiremedim
hayatımın hatasıydı belki,
biliyorum
dokunmaya kalkmamalıydım
ve sen
bu denli susup kaçmamalıydın

Gülüşünü özledim
Üşüyorum





Alt 16-01-2009, 04:00 #14

E.DENIZ

Deneyimli


Gurbet

Gidişin ölümüydü umutlarımın
güllerin yüreğimde can verişiydi
ufkumda her akşam hüzünlü ve dalgın
seninle batan ömrümün güneşiydi

ardında bir istanbul bıraktın öksüz
içimde yokluğun ateşini yaktın
karanlıklar ortasında güpe gündüz
yıkılmış, dağılmış bir adam bıraktın

gün gün yaklaşan bir şey var, ölüm mü ne
değilse; içimde bu ürperti niye
dolaşan kim benimle deli divane

güzel olan her şeydi seninle giden
şimdi bütün hayallerim yoksul kaldı
gittin... bana bu rezil istanbul kaldı.





Alt 16-01-2009, 04:02 #15

E.DENIZ

Deneyimli


Gurbet




Sevgimi eğitmeyi öğrendim gidişinle.

Sevgim; sana karşı hırçın bir çocuk gibiydi ya hani,
Eğittim onu uslandı şimdi.
Sevgi nasıl eğitilir?
Nasıl uslanır bu hırçın yürek?
Zaman denen ilaçmı yoksa hasretmi?
Hangisi öğretmen olur bu dilsiz yüreğe...

Gittiğin günden sonra değişmeye başladım.
Senin dayanılmaz özlemin ve birde buna eklenen sevgin,
İyice dinginleştirdi, olgunlaştırdı beni.
Hatta inanırmısın, seni anlamaya başladım.
Ve anlıyorum.
Yaşananlara birde senin tarafından bakarsam haklısın.
İnsanı, acıları, olgunlaştırırmış.
Gidişinle ne sevginden birşey eksildi
Nede beni aynı şekilde bulabilirsin döndüğünde.
Umudum kaldımı?
Dönecekmisin birgün?
Bunları soruyorum kendime...
Cevabını alamadığım sorularla,

Hergün yürüyorum karanlık gecelere.
Yine de dua ediyorum ellerim havada,
Ne olur birgün dön diye...

Radyoyu açıp şarkılar tutuyorum ikimize.
Senli benli şarkılar dinlerken,
Ben hayal kuruyorum, belki gelirsin diye...
Çalan şarkı Özdemir Erdoğan'ın.
''Sevdim seni bir kere başkasını sevemem.'' derken,
Bende senden başkasını sevemeyeceğimi mırıldanıyorum kendime
Sadece kendime söylemek,
İçimdeki senle paylaşmak acıtıyor içimi.
Sanada diyebilsem.
Ben...ben eski ben değilim diye.
Uzatsam elimi,
Yalnızken tuttuğum bu şarkıları beraber tutsak senle.
Beraber söylesek yine...





Alt 16-01-2009, 12:52 #16

кirîѕтаи

ÖZEL ÜYE

Hapsolmuş duygularım vardı sana dair.
Yok olmak üzereyken

sıkıştırıp köşeye yakaladığım ve senden habersiz benliğime sakladığım…

Senden ve herkesten sakındığım…

Gurbet

Hapsolmuş sevmelerim vardı sana dair, yüreğimin en ücra köşesine bilinçsizce attığım.
Her gece bir boşluk bulup açığa çıkan ve bir şekilde yine yakalanıp esir olan düşlerim vardı beni yalnız bırakmayan…

Beni yalnız bırakamayan…


Senli sensiz düşler kurardım; gözümden akan
bir damla yaşa tutsak olan ve yanağımda bütün gece yol alıp
tenime esir düşerek kaybolan usulca..
Usulca gömülen karanlığa, düşlerim vardı çaresiz kalışlar arasında sıkışıp yok olan…

Gurbet

Tutsaklıkları ömür boyu biçilmiş yokluklarım vardı…
Yokluklarının arasına sıkıştırdığım
sevdanın hapsettiği hüzün işlerdi her gece bir bir seni.
Sensizlik esir olurdu bana,ben yıldızlara atardım sebepsiz sensizliği…

Suçlu duygularım vardı benim…
En büyük suçları seninle dolu olmalarıydı…
Cezaları…
Cezaları,ömür boyu hatırlatmalarıydı,
Cezaları senli sensizlik yaşatmalarıydı bana…


Tutsaklıklarım vardı…
Tutsaklığım sanaydı…
Cezam..
Unutamamaktı…

Gurbet

Hapsolmuş duygularım bekçi kesilmişti başıma,
Senli sensizlikteki çırpınışlarımda balta kürek oyarlardı içimi…
Cezaları hüznü işlemekti benliğime…
Cezaları seni bende esir tutmaktı bir ömür…

Tutsaklığım sanaydı..
En büyük cezam…
Hapsolmuş duygularımdı…


Hapsolmuş duygularım vardı sana dair.
Yok olmak üzereyken

sıkıştırıp köşeye yakaladığım ve senden habersiz benliğime sakladığım…

Senden ve herkesten sakındığım…





Alt 16-01-2009, 12:52 #17

кirîѕтаи

ÖZEL ÜYE

Gurbet

Biz O'na hiç arkamızı dönmedik, ama Aşk ısrarla yüzümüze bakmıyordu...

Satırlarca gözyaşı biriktirmeyi aşktan sanıyorduk.
Kader aciz oyunlar kuruyor, yine de her oyunda kazanan oluyordu.
Kaç iklim gömdük bir yağmura?
Sağanaklar bizi bir türlü bulmuyordu.
Yitip gitmek üzereydik, Aşk inatla yüzümüze bakmıyordu.
Ve senin gözbebeklerinden ışığını çalmıştı eylül,
belki de küskünlüğü bundandı haziranın. Bilmiyorduk...

Gurbet

Dizlerimizin yaralarından, düşlerimizin yaralarını sarmaya vaktimiz olmadı bizim.
Hep aşka kalkıp, yüzsüzlüğüne düşüyorduk.
Usanmayı hatırlamıyorduk. Hep 1olmak için aldık nefesi,
oysa ikimizin gökyüzü farklıydı.
Senin gecen, benim sabahımı sevmezdi,
bende senin gecene yüzgörümlüğü yıldızlar çizmekten yorulmuştum.

Gel zaman-Git zamanlar hiç bitmezdi,
fakat biz ne gelebiliyor ne de gidebiliyorduk.
Yerimizde saymayı aşktan sanıyorduk,
Aşk yüzümüze bakmıyordu..
Şakası yoktu, hiçbir zamanda olmadı.
Ne zaman zorlasak, intiharları diziyordu sıra sıra aramıza,
birinden kurtulsak diğerinde ölüyorduk.
Gazetelerin 3. sayfa haberlerine bile yazılmıyordu adımız,
oysa biz ölmeyi de Aşktan sayıyorduk...
Gurbet

Aklı beş karış havada şehirlerimiz vardı bizim,
Seni alsa beni hep dışarıda unutuyordu sokakları.
Ve inan yalnızlık ikimize de hiç yakışmıyordu.
Ne zaman en masum gülüşün belirse yüzünde,
Aklın kız kulesine bakan o bankta oturuyordu.
Ve ben ne zaman yanına gelsem, o bank hep boş oluyordu.

İstanbul bizi aldatıyordu,
biz sayısız denklem kurup yine de bu aldanışa doğru cevabı veriyorduk.
Ama yanlışımız çoktu ve tabi ki yanlışların çokluğunda doğrunun bir hükmü kalmıyordu. İstanbul bizi aldatıyordu...
Biz Kız Kulesi'ne hiç gitmiyorduk..
Belki de sen hiç gülmüyordun, ben farketmiyordum.
Fena aldanıyorduk...

Gurbet




Ezeliydi düşmanlığımız. Ateşle barut misali.
Sen yandıkça ben kül olabiliyorken,
ben yanarken sen ateş olmayı seçiyordun ve düşmanlığımız bitmiyordu bir türlü.
Kendimizi yakmayı Aşktan sayıyorduk biz,
fakat o yüzümüze hiç bakmıyordu..
Ne zaman gözlerini ayırsan gözlerimden,
silahlarını kuşanıp dilinin ucundaki sözcüklerde pusuya yatıyordu..
ben vuruluyordum, masal kanıyordu, sen bilmiyordun....
Gurbet

Gurbet


Hiç unutmuyorum... Yağmurlu bir gecede, siyah elbisesiyle gelmişti bu masal.

Ayak bileğini burkmuştu
ve hafifçe topallıyordu.
Ağır aksak yaşamlarımıza topal bir çizgi çizmişti farketmeden.
******ydi ruhu.
Bana giyinir sana soyunurdu..
Sen şefkatinle sahip olurdun ona, o şehvetiyle senin olurdu.
Hiçbir zaman "bizim" olmazdı.
Bunun hırsıyla her seferinde kendinden geçer, başka başka isimler fısıldardı kulağına. Sevişmekten yorgun düşünce benim yüzüme saklardı,
aklamaya çalıştığı bedenini.
Ve senin cebinde biriktirmişti ihanetleri.
Sen gözlerime bakamazdın, ben de kırıklarım batmasın diye gözlerimi hiç kapatmazdım.

Gurbet


Yavaş yavaş elini eteğini çekti hayat, kavak yelleri yerini poyrazlara bıraktı. Uykularımız huzursuzdu, kırılıp dökülmelerimizin mecazi anlamı kalmamıştı ve tabiri caizimiz hala kayıptı. Sen susmuştun, ben avaz avaz koynundaydım kelimelerin. Tarifsizliği Aşktan sayıyorduk, bölük bölcük tutunuyorduk kıyılarına ama O ısrarla yüzümüze bakmıyordu...

Biz O'na arkamızı hiç dönmedik oysa...
Yüzümüz birbirine haramdı..
...





Alt 21-01-2009, 12:41 #18

yaηgιηyεRi

Yasaklı Üye

Gönül gurbet ele çikma
Ya gelinir ya gelinmez
Her dilbere meyil verme
Ya sevilir ya sevilmez

Yögrüktür bizim atimiz
Yardan atlatti zatimiz
Gurbet ilde kiymatimiz
Ya bilinir ya bilinmez

Bahçemizde nar agaci
Kimi tatli kimi aci
Gönüldeki dert ilaci
Ya bulunur ya bulunmaz

Deryalarda olur bahri
Doldur ver içem zehri
Sunam gurbet elin kahri
Ya çekilir ya çekilmez

Emrah der ki düstüm dile
Bülbül figan eder güle
Güzel sevmek bir sarp kale
Ya alinir ya alinmaz






Alt 21-01-2009, 18:20 #19

yaηgιηyεRi

Yasaklı Üye

Gurbet demisler


Gurbet demişler

Vatandan ayrılıp ele göçmeyi
Vatanın var iken vatan seçmeyi
Anneden babadan yârden geçmeyi
Ölüm diyecekken gurbet demişler


Bütün sevdiklerin ardında kalır
Hasretin baskısı sırtında kalır
Aklın fikrin ruhun yurdunda kalır
Bunların hepsine gurbet demişler


Başka bir ülkenin dili başkadır
Vilayeti başka ili başkadır
Hazanı başkadır yeli başkadır
Çekilmiyor anam gurbet demişler


Anlaşma zor olur işaret ile
Eş anlamdır gurbet esaret ile
Burayı terkedip, cesaret ile
Gelinmiyor anam gurbet demişler


Mikdat’ım gurbeti eyledim mekan
Bırakıp gelirdim bulsaydım imkan
Ne bir sanatkarım ne de bezirgan
Ömrümüz yok olmuş gurbet demişler





Mikdat Bal





Alt 21-01-2009, 18:26 #20

़ Mahra ਂ

-SNVB-


Baharda gelirim demiştin.
Lakin kaç bahar geçti yine gelmedin.
Anladım hiç özlememişşin beni.
Ve hiç te sevmemiş...

Özleseydin gelirdin...
Sevseydin gelirdin...
Gelmedin işte,gelemedin.

Yağmurlar sordu yok dedim.
Çiçekler sordu gelmedi dedim.
Görüyorsun ya bir ben değilim,
Seni özleyen,bekleyen...

Baharda gelirim demiştin.
Ama yine gelmedin işte.
Küskünüm sensiz geçen her bahara
Dargınım dalında yeşeren yaprağa.
Sen de gelirim deyip gelmedin ya
Bizleri böyle boynu bükük
Böyle çaresiz,sensiz bıraktın ya
Alacağın olsun...

Baharda gelirim demiştin.
Çiçekler açmadan ordayım demiştin
Oysa kaç çiçek soldu dalında.
Kaç bahçe tarumar oldu.

Ve sen hala yoksun!
Oysa yıldızlar aynı yerlerinde...
Gözlerinse gözlerimde duruyor...

Bense bıraktığın yer de...

Artık gece-gündüz yollarına bakmaktan
Boynu bükük beklemekten yoruldum
Geleceksen çık gel artık.
Baharı bekleme...

Mevsim ne olursa olsun gel!
Yaprak yaprak düş yüreğime...
Yıldızım ol parla gözlerimde..






Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:33 .