Sponsorlu Bağlantılar:
  Yüreğinle dinle
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Lahana Çorbası Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 23-01-2009, 13:57 #1

cimcime_19

Yeni Üye

Yüreğinle dinle

YÜREĞİNLE DİNLE

Sevabı senindir, uzat elini,
Günahını dünden üslenen benim.
Yüreğinle dinle titrek sesimi,
Yalansız riyasız seslenen benim.

Gönüldür hududu çizilmez umman,
Bu ummanda senmişsin aşkıma liman,
Hasretin çığ gibi düştüğü zaman.
Sımsıcak sevgine yaslanan benim.


Gel gayrı yoluna gül döktüğüm yar,
Gözlerim hep seni hep seni arar,
Bu tükenmiş halim senden yadigâr,
Ağlayıp yanağı ıslanan benim

Coşkun ARSLAN




Yüreğinle dinle

Görüntüleme:1165, Cevaplar:11

Alt 23-01-2009, 13:58 #2

Başκeитiи Mełeği

//

TskLer


Alt 23-01-2009, 13:58 #3

. Gözüмüп Nυяυ .

~ G&S ~

tşkler


Alt 23-01-2009, 14:04 #4

cimcime_19

Yeni Üye

Türkiye’m Yüz Yaşında

Türkiye’m Yüz Yaşında


Yüreğinle dinle
Yüreğinle dinleYüreğinle dinle

Bir ulu çınar düşün, sapasağlam kökleri,
Ay yıldızlı bayrakla selamlamış gökleri,
Devlet millet el ele her gün daha ileri,

İşte vatan, işte halk, işte devlet, işte güç,
Türkiye’m yüz yaşında yıl ikibinyirmiüç,

Minareler yükselir, vatanımın bağrında,
Damıtılmış ruhumuz ezanların nurunda,
Nice koç yiğitler can vermişler uğrunda,

İşte iman, işte can, işte millet, işte güç,
Türkiye’m yüz yaşında yıl ikibinyirmiüç,

Yalnız hakka eğilmiş, yalnız hakka el açmış,
Muharebede cephe, barışda gül açmış,
Sevgiye köprü olmuş, kardeşliğe yol açmış

İşte vatan, işte halk, işte devlet, işte güç,
Türkiye’m yüz yaşında yıl ikibinyirmiüç,

En zayıf anda bile düşmanından yılmamış,
Direnmiş şer güçlere, asla teslim olmamış,
Hep yeşermiş bu çınar yıkılmamış solmamış,

İşte iman, işte can, işte millet, işte güç,
Türkiye’m yüz yaşında yıl ikibinyirmiüç

Coşkun Arslan

Yüreğinle dinle


Alt 23-01-2009, 14:10 #5

cimcime_19

Yeni Üye

Candan Ötesin

Candan Ötesin

Yüreğinle dinleYüreğinle dinle


Lügat lar manayı yitirir sende.
Umudum, ışığım, cennetim benim.
Nasıl ki denize yürür ırmaklar,
Hep sana olacak hicretim benim.

Bir sana ram oldum, bir sana vurgun,
Yüreğim yaralı, bedenim yorgun,
Umudum tükenip biterse bir gün.
Silinir aynada suretim benim.

Gul tutan ellerim kaniyor sanki
Icim alev alev yaniyor sanki,
Yaradan sabrimi siniyor sanki
Kalmadi takatim kuvvetim benim.

İdrak et ARSLAN ın bitkin halinden,
Candan ötesin yar vazgeçmem senden.
Emrine amade olmuşum dünden,
Başkası olamaz kısmetim benim.

Coşkun ARSLAN
2008-12-07


Alt 23-01-2009, 14:12 #6

cimcime_19

Yeni Üye

Aşka küskün yüz

AŞKA KÜSKÜN YÜZ
Yüreğinle dinleYüreğinle dinleYüreğinle dinleYüreğinle dinle

Çektin gittin veda bile etmeden,

Perişan bir öz bıraktın geride.
Sormayacağım sana nasıl, neden,
Tutulmamış söz bıraktın geride.


Dolaşmışsın ruhuma ilmek ilmek,
Mümkünü geçmişi bir anda silmek,
Umutlarımı yakıp erittin tek tek,
Ateşinden köz bıraktın geride.


Zavallıyım boynum büküktür benim,
Hissiyatım kırık döküktür benim,
Gözlerimden yaşlar dökülür benim,
Aşka küskün yüz Bıraktın geride.



Talihim yok imiş sevdadan yana,
Kader böyle imiş ne diyim sana,
Ne renk kaldı ne ses kaldı ne mana,
Teli kırık saz bıraktın geride.


Coşkun Arslan


Alt 23-01-2009, 14:37 #7

cimcime_19

Yeni Üye

Okunası Şiirler 1

Yüreğinle dinle



Cesaretim Yoktur İlan-ı Aşka
________________________________________
Gülüşün başka güzel endamın başka
Cesaretim yoktur ilan-ı aşka
Halimden azıcık anlasan keşke
Sevdamı yürekte saklar dururum

Vurulmuşum sevmişim her halini
Haz verir kurmak senin hayalini
Resmetmişim o güzel cemalini
İkibir zihnimi yoklar dururum

Uykular rüyalar yarım yamalık
Mecalim kalmadı yoruldum artık
Geceler olsada zifiri karanlık
Gördüğüm düşleri aklar dururum

Aklımda sen varsın hep ruhumda sen
Sevincimde sen oldun korkumda sen
Anlatabil semde anlayabilsen
Lal olur bu dilim tekler dururum

Kırgınım dargınım sensiz hayata
Nasibmidir bilmem ermek vuslata
Zamanı iple çekerim adeta
Kavuşma gününü bekler dururum.

Coşkun Arslan


Alt 23-01-2009, 14:41 #8

xXxEsMeRCaDiLaRxXx

ѕαяι ρємвєℓι

Bu bölümde her üyenin tek baslik acma hakki vardir
Siirler bölümünün kurallarini okuyunuz...
https://www.tatliaskim.com/siirler/58...yenilendi.html
Basliklar birlestirildi


Alt 23-01-2009, 16:15 #9

кirîѕтаи

ÖZEL ÜYE
Sensizlikmiş Yalnızlık..!

Bu sevdaya düşmeden önce, bilmezdim nasıl da bir başına kalınır o koskoca kalabalıklarda. Onca insanın ortasında olup da, onca yürekte yer bulup da, nasıl kimsesiz kalınır bilmezdim, gülerdim kahkahayla. Kulak arkası ettiğim sevgiler, ilgiler ve çiçeklerinden önce yapraklarını, dallarını göremediğim ağaçlar, ya da güneş, hep gün batımı denk geldiğim, bu derttendir belki de.....

Yalnızlıkmış sensizlik, bilemedim...

Bilmezdim nasıl da kördüğüm olursun kimsesizliğinle, bu sevdaya düşmeden önce. Koşup koşup da koparmış gibi ipini, bilmezdim nasıl da varamazsın kendine, düşe kalka, yara bere dizlerin dirseklerin. Kan çanağı gözlerin, ağlayamazsın. Her yeni günle beraber sızmak için pencerenden odana, bekliyorum geceyle gündüzün sessiz buluşmasını, gözkapaklarım hasret birbirine, bu derttendir belki de.....

Yalnızlıkmış sensizlik, anlıyorum...

Bu sevdaya düşmeden önce, nasıl da yetmezmiş güç kırmaya zincirlerini bilmezdim, bundanmış kaçamayışım kendime. Ellerime, kollarıma yapışan bir şeyler var, ayak bileklerime kenetlenen eller, bir silkinişle geride bıraktığım kimseler var, bir de yüreğimde yer edenler. Bilmezdim sorumlu dünlerin sorunsuz bir yarın hediye edeceğini bana. Benim yarınlarım onların dünlerine benzemesin diye bekliyorum henüz, ışıyacağım elbet, alacakaranlık vaktidir şimdilik, bu derttendir belki de.....

Sensizlik yalnızlıkmış, biliyorum...

Nasıl da sabahlar gözbebeklerimde biri bilmezdim, bu sevdaya düşmeden önce. Bilmezdim bir adımlık bakış kadar yakınken bana, nasıl da uzak kalırsın. Ah bu mesafe geçer sevdamı da. Ufacık kareler var hayatımdan alınma; kiminde bir kaçamak bakışın, gülümseyen yüzün ya da, şöyle uzaktan yürüyüp gidişin kimindeyse. Öyle büyütürüm ki gözümde, hep gözümde, bu derttendir belki de.....

Sensizlikmiş yalnızlık, bilmezdim...

Gözlerimi bir kırpışımla yanaklarımı ıslatan sanma ki yağmurdur. Onda da bir parça sen var, bir parça düş ve gelecek bir parça. Anlayacağın, üç nokta (...). saçlarımdan tel tel süzülendir yağmur. Nasıl da ıslakmış yaşamak bilmezdim, bu sevdaya düşmeden önce.....

Bu sevdaya düşmeden önce, bilmezdim...

Sensizlikmiş yalnızlık...




Yüreğinle dinle


Alt 23-01-2009, 16:23 #10

кirîѕтаи

ÖZEL ÜYE
Yüreğimin devrik hükümdarlığı isyanın eşiğindedir..
Ve artık her şeyin boşluğunda salınırken,her şeyden tanım çıkarmaya ve anlam bulmaya zorlanırken yabancılar kolonisidir her bildik yüz…
Bir amaçsızlık yatağına varmaktadır her eylemimle içimde yükselen nehir…
Şimdi;
Her yaşadığım bir fotoğraftır… İncelen ve giderek soluklaşan her bakışta,
kalbimde bir telaş hazırlanır yeni bir yaşama…………
Yaşama ve aşka dair gizlerim ayaklandığında bir özlem parçalar sızlayan yüreğimin kapakçıklarını…

Nabız zorlar, çözerim gözlerimi,
kendimle oynadığınım oyunu bitiririm..
Gelmeye çalışırım gittiğim yerlerden zordur kendime dönüş, artık bilirim……….
Şimdi, gecenin bir vakti, erken ve hesapsız devinimlerimde inceldiği yerlerden kopmasına izin verdiğim bir şeyleri bağlamaya çalışıyorum…
Onarılması zor yanlarımı anestezik yazılarla uyuşturuyorum…
Herkese bir şeylerin açıklamasını yapmaya çalışan ben, herkesin sorunlarının cevap anahtarlarını çoğaltmaya uğraşan ben, anahtarını kaybetmiş bir çilingir gibi dışarıdayım şimdi…
Üşüyorum, sabah güneşinin aydınlığı ortaya çıkarıyor karanlığımı ve ben karanlıkta görebiliyorum ama üşütüyor beni görebildiğim her şey…
Üflediğim zaman geçmişin tozlarını, geleceğin pasları ortaya çıkıyor sanki…
Hiç tanımadığım insanlar hakkında bildiklerimi, kendime ait bilgisizliğe dönüştüren ne???
O bir türlü dindiremediğim en derinlere inebilme isteği mi???
Yoksa başkalarının yaşamlarını, aşklarını, acılarını paylaşırken, bir türlü kendi iç dökümünü kimseye yapamayan kalbim mi???

Nedir, içimi en acıyan yerlerinden mühürleyen?
Nedir insanı en yükseklerden kuytulara sürükleyen?
Ve konuşur içim, dudağımı ısırırken düşlerim:
"Aşk; ihanetine bile ihtiyacım var…
Artık biliyorum… Yokluğunda çoğalıyor yokluklar…"

Şimdi ben, vaktin ağır aksak ivmesinde, bir sigara paketinin arkasına yazmış olduğum imlası alkollü şu satırları okuyorum:
"Gözlerimle kurşuna dizebilmek için seni, son bir hoşçakal ıssızlığını
yaşayabilmek için geldim kapılarına korkma ; içeri girecek değilim sadece kapına asılı kalsın istedim dualarım, gözlerim ve tüm düşlerim…"
Bir "Hoşçakal" ıssızlığıyla kalmak nedir bilir misin?……
Bilir misin ardından kapanan kapılara asılı kalan göz bebeklerinin inanılmaz harabeliğini?
Tüm anlamlarını kaybetmiş bir alfabeyle, "Lütfen" kelimesini kekeleyebilir misin? Defalarca yutkunarak ve direnmeye çabalayarak gözlerini sürüklemeye hazır sele, nasıl "Kendine iyi bak" denir bilir misin?
"Sen de" dendiğinde çoktan dağılmış yanlarını saklayabilir misin?….
Aşkın ihanetini bile özleyecek kadar, Aşkı sevebilir misin?……

Aynaya baktığımda bu sabah, canlanmak için sabırsızlanan bir heykel duruyordu karşımda…
Nedense bu sabah erken başladım içmeye, nedense erken uyandı, içimdeki kozasını kalın ören duygu sinsilesi. Kozasından çıkabilmek için tek kanadını feda etmeye hazır bir kelebek gördüm içimde bu sabah. Ve hatırladım ne kaldıysa dün geceden…
Suskunluğum yeni cinayetler tasarlıyordu,
Eski tanıdıklar geçiyordu içimden…

Üçüncü tekil şahıs olarak, nesnesiz ve kimsesiz kurabildiğim tüm cümleler, tek tek yıkılıyor işte bu sabah…
Kendimi düelloya davet ettim bu sabah. Senin için düello eden iki erkek, ikisi de benim…
İkisi de ölecek ve sen gideceksin, ben kalacağım cesedimle, yine gömüleceğim içime, kendimi bulamayacak kadar derinlere…
Oysa ne kadar huzurdun, ne kadar bendin, biliyorum belki uzaktın ama o gece uyuduğumda suydun, başucumdaydın..
Uyandığımda yoktun devrilmişti bardak akmıştı su…
İçimde; bir düşün yükseklerden düşme korkusu…
Okuduğun bu darmadağın yazı, darmadağın bir Pazar sabahında kendime özgü bir sen anlatımıdır sadece. Satır aralarında saklı hiçbir anlam kendimden sakladığım,yüzleşmeye korktuğum anlamları açıklayabilecek kadar cüretkar değil…

Seni özledim sevgilim…
Sana sevgilim dememi yadırgıyor musun sevgilim?
Çocuk yanlarımın kimliğini sana gösterebilmek isterdim sevgilim…
Aşkın ihanetine bile ihtiyacım olduğunu bilebilmeni isterdim,
Sevgilim…
Çok eski bir zamanda ailesiz, oyunsuz, şaşkınlığını ve açlığını örtbas etmeye çalışan gözleriyle, kimseyle konuşmayan, baktığı her şeyi anlamaya ve küçük aklına sığdırmaya çalışan bir çocuk varmış. Üşümesini ve açlığını sıcacık düşleriyle örtermiş küçük çocuk…
Susarmış susmasına, düşleri büyürmüş, bedeni açlıktan küçülürken yine de direnmeye çalışırmış küçük busesinden taşan yaşlarına…
Bir gün düş tacirleri gelmiş küçük çocuğun büyük şehrine…
Büyük paralar veriyorlarmış büyük düşlere…
Açlığından, üşümesinden bitkin düşen küçük çocuk daha fazla dayanamamış. Satmış düşlerini…
Sahip olduğu tek varlığını da takas etmiş düş tacirleriyle..
Aldığı paralarla karnını doyurmuş, üstünü örtmüş küçük çocuk. Ama şimdi daha çok üşüyormuş..
Şimdi midesi aç değilse bile içinde bir yerlerde bilemediği bir yanları acıyormuş tokluk açlığından…

Şimdi senden bana kalan ne bir resim ne de yüzünü anımsatacak bir hayal bıraktın zaman denilen ve senden olan şerefsizin işbirliğiyle…
Ama sen unuttun mu yoksa şizofren oyununda sürükleyici bir sahne yaratma düşüncesi miydi bilmiyorum…
Seninleyken yap-bozundaki yanlış adlandırmalarına kurban giden soğuk benliğime ters kaynayan kalbimin alt katındaki eksik çocukluk geçiren mide ağrılarım seni hatırlamaya ve yaşamaya yetiyor.Onun için ülser krizim
başladıkça sen daha bir sen oluyorsun ruhum tırmıklanırken midem ağrıyor ve kalbim aldanıyor yine aldatan sana…

Satılık düşün var mı sevgilim?
Bu yazının ilk harfinden bu yana üç saat geçti. Bu yazıyı yazan parmaklardan kaç ömür geçti, kaç ütopya kendi okyanuslarında kayboldu sen bilemezsin…
Kaç Eylül’ de dirildim daha Mayıs’taki cesedimi toprağa vermeden.
Kaç kere bu mevsimde kıyılara vurdum, karasularımın genişliğinden…
Yılın en güzel ayı Eylül değil mi sevgilim?
En güzel anın sen olduğun bir mevsimde…

Hikayelerim bittiği zaman, sana çocukluğumu anlatırım… Sıkılmayasın ve hüzünlenmeyesin diye başka çocukluklardan mutlu alıntılar bile yaparım. Aşkın, onurun ve iyi bildiğim her şeyin, çocukluk kütüphanemdeki kitaplarımda yazılı kaldığı zamanlarımı anlatırım sana. O kitapları okuyarak nasıl büyüdüğümü, büyüdükçe küçülmenin ne olduğunu anlatırım…
"Çocukluğun bittiği zaman ne anlatacaksın?" diye sorma sevgilim…
Çocukluğum bittiği zaman kendimi terk ederim…

Bu yazı bir pul istemez sevgilim…
Bu Pazar sabahı hissettiğim her şeyin, bir ana fikir istemediği gibi…
Keşif atlaslarında ikimizi işaretlemeye kalkıştığım bu Pazar sabahında, bildiğim tüm gemicileri konuk ettim sana yazdığım bu yazıya…
İstedim ki bağlayabilsinler inceldiği yerden kopmasına izin verdiğim onca şeyi…
Amacım; en çözülmez düğümde buluşmaktı seninle…
Sonbaharın en inatçı yaprağıyla dalı gibi…

Şimdi uzaktasın
Yaşıyorsun kendi şehrini
Surlarında boşuna bekleme geceni
Bir Pazar sabahı şehrine geleceğim sevgilim
Gözlerimle kurşuna dizebilmek için seni….

Artık Pazar değil, sabah da değil…
Kendinden bir şeyler çıkarmaya çalışmanın, en karanlık labirente girme cüreti istediği, birimi umursanmaz, bir dingin zaman şimdi…
Seninle ve kendimle konuşmaya başladığım, giderek, tanımadığım insanlara şahitlik yaptığım zamanların, tutanakları bu harfsel coşku. Tahribatı yüksek, zaman ayarsız duygular sana yapmaya çalıştığım tarifler. Akan suyun, yatağını bulduğunu sanıp durgunlaşması, yatağından kovulup tekrar çağlaması bu sezinlediğin gel-gitler…
Aslında; gidilecek yerin aynı olması bu gelmeler…

Barındıracak anlamı bile olmayan yerlere sığınmayacak kadar cesur, sığındığı yerlerde fazla kalamayacak bir göçebe kadar korkak olmanın gel - gitleri siniyor kelimelere…
Yine de bu yazıya başladığımda biliyordum keşif atlaslarında ikimizi işaretlemenin zorluğunu…
Yırtılan onca yelkenime rağmen hazırdım fırtınalarının hırçınlığına….
Kayıp adaları geçecektim,
En derin okyanusları içecektim,
Yeni kıtalarda oyalanmayıp bulacaktım şehrini,
Gelecektim…
Gözlerimle kurşuna dizebilmek için seni…
Adressiz sorgulara bulaşmayan, hiçbir nedene ihtiyaç duymamasına rağmen, çok sebebini kendi içinde gizleyebilen, zamanı bazen birimsiz, bazen çekilmez bırakan, dibine kadar yaşanmasını kendiliğinden zorunlu kılan, duygusal bir coşkuydu yaşadığımız…

Göz ucuyla aşka bakarken gizliden gizliye,
Adlandırmaya çalıştığımız….
Yokluğun, ismi bile henüz konmamış bir çocuğun ağlamasıdır şimdi. Yine de o çocuk ödedi ne varsa aşkın vasiyetinde yazanı. Ve ben bir vasiyet gibi saklıyorum ne kaldıysa bana senle yaşanan özlemi…
Bir Pazar sabahı ansızın ve hiçbir şeyin hesabında olmaksızın çıkıp geleceğim geleceğim şehrine gözlerimi bırakacağım gözlerine ve birkaç kurşunu…

Yığılıp kalabilmek için ellerine…


Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler



Yüreğinle dinle Konusuna Benzer Konular

Bass Test Dinle | Süper Bass Dinle | Bass Vuran Şarkılar Dinle


Bass Test Şarkılar Dinlemek İçin Buraya Tıklayınız. :day:

Yüreğinle Oku


Şimdi bir merdiven boşluğuna sığdırılmaya çalışılır acılarım... Kimse bilmez ki küf kokan bir haziranda ölüydüm. Aşktı berat eden benden... Koştum...

dinle birtanem dinle(tavsiye edilir çok acıklı)


dinle birtanem dinle bu son sözlerim son yalvarışım belki de son isyanım son isyan edişim sana olan sevgimi tekrar tekrar anlatacağım ne...

Yüreğinle Oku


Şimdi bir merdiven boşluğuna sığdırılmaya çalışılır acılarım... Kimse bilmez ki küf kokan bir haziranda ölüydüm. Aşktı berat eden benden... Koştum...

YüreğinLe GeL . . .


Eski fotoğraflardan çıkma bir düşsün gözümün önünde Git desem,kaybol sonsuza dek desem...öleceğim ben Sana dair korkularım hep bu yüzden... ...




Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:23 .