Tatlı Aşkım

Tatlı Aşkım (https://www.tatliaskim.com/)
-   Şiirler (https://www.tatliaskim.com/siirler/)
-   -   Kürkçü Dükkanı (https://www.tatliaskim.com/siirler/225110-kurkcu-dukkani.html)

Melodi. 02-02-2009 09:46

Kürkçü Dükkanı
 
Şiirlerin Hepsi Alıntıdır

Melodi. 02-02-2009 09:47

Düştüm cümlelerimden..Susuyorum..Susuzluğuma can ver nefesinle...

Katransı bir geceden sonra " gül " doğumlarına şahit yüreğimle akıyorum
satırlara. Ağustos ayazlarına maruz kalmış kalemimi kıyılarında umut
dalgalarına vuruyorum..Susuzum biliyorsun. Ve bir o kadar
uykusuzum.Giydir gözlerini Harami karanlığı gözlerime.Dudaklarım
çölleşmiş. Vur bulutların nemini senli cümlelerimin benli boylarına..
Durma öyle..Kaldır başını (son) baharlardan. Topla gülüşlerini vadesi
dolmamış zamandan. Sancıları bağladım yüreğimin yamalarına.
Karanlıklarda kaldım. Susuzluktan çatlıyor yüreğim.. Çölleşmiş topraklarıma
" susmalarınla " düş...Yağ üzerime bulut bulut..Sal üzerine ıslak kirpiklerini.
Savur gölgelerini delice bağrı yanık göğsüme. Eğ başını göğsümün kanayan
yanına..Sesini aç yüreğimin..Duy yüreğimin kuruyan çığlıklarını..Hadi
sevgili..Susuzluğuma yürek susuşlarınla can ver ..Geleceğime bin kurşun
sıkan kuraklığa inat sözlerim ol nadasa bırakılmış dudaklarımda...
Dua dua savrul yalnızlıktan kavrulmuş denizlerime.
Varlığınla düş susuzluğuma.


Mülteciyim zamansızlığın "Adressizim" Kıyılarında yaşamama izin ver

Sınır dışı hallerimi bilirsin sen. Kovulmalarımı, imla bozukluklarımı..
Mülteciyim zamansızlığın. Adımlarımı çektim adreslerimden..Bir bavulu
bile doldurmayan ömür sahifemi düştüm satırlardan..Adressizim. Hayat
yekun yetersiz. Bakiyelerim hep karanlığa bölünüyor. Menzilim hiçlik iken
sen tut beni.. Ve öyle bir sev ki beni; ölüm bile hayran kalsın sevdana.
Züleyha nın Yusuf u sevdiği gibi sev gibi.Gözünü karat..Kapat
perdelerini.Benden başka göz bilme ..Adımdan başka hiçbir cümleyi
alma dudaklarına.Avuçlarına yasla uykusuz gözlerimi.Öyle bir sev ki;
Leyla gibi savur dudaklarından beni mim``siz çöllerine..Susuz bırak
beni...Kurusun geçmişim..Yeter ki senin yanında olsun son
nefesim..Sırtlan beni geleceğimi / kız düşlerimi..Kimliğimden soyunmuş
bu adamı hüviyetine al..Sahiplen adressiz ellerimi..Yalnızlık etiketini,
fişlenmiş geçmişimi, Filistin askısı gören kimliksizliğimi savur tozlu raflara.
İçimdeki kekeme çocuğu sev. Şefkatine al öznesiz cümlelerimi..
İki dudağından gayri bir yer bilmeyeyim.. Devrildim bir kez karanlığın
ayak dibine..Yaralarım Eyyub gibi kanar. Sancılarım İsa gibi sabrımı
yoklar.Hadi ölümle yamamadan hüviyetsizliğimi al beni cümlelerine.Ben
susayım. Kapat üzerimi sesli kelimelerinle..Dizlerim kan revan. Köklerim
ise ağıt figan..Kapındayım..Kıyılarındayım...Dağınıklığımı , yarımlığımı
sen TAMAMLA..
Ve sonra her şeye göğsünü gerip benim sende YAŞAMAMA izin ver..



Sürgüle Kapılarını..Ört üzerine Umutlarını..Sen ve Ben..Biz iz artık...

Beni ve seni biz yaptığın için diline kepenk vurmak isteyecek
rüzgarlar.Beni hayatına aldığın için karanlıklar üşüşen saçlarına..
Ayazlar kıyılarına dolacak..Küfür kokan yangınlar zorlayacak
kapılarını..Sana kast edecek zaman. Beni yüreğine aldın diye bıçağın
keskin yüzü beklese de seni, sakın boynunu bükme kekeme
gecelere.Rest çekecek ölüm..Sen beni yaşat sonu ölüm ile müjdelense de
susma sen..Eteğine uzanırsa militan yüzlü karanlıkların eli sakın çekinme
elini tetiğini götürmeye.Vur alnı ortasından bize uzanan ayrılıkları.

Korkma sakın. Tek bir adım atma geriye..Bu doğum sancılı olsa da vakit
tamam. Gün; güle, karanlık, fecre gebedir.Dilin vurgun yese de toprağa
susmak yakışmaz sevgili...Tek toprağa vurulmaz kelepçe. Hadi durma
öyle..Bağır bağırabildiğin kadar.. Yaşa beni gücün yettiği kadar..


" Yüreğinin sesini biraz daha aç ;
Çünkü hiçbir " gül " topraksız....
Hiçbir hayat " umutsuz " yeşermemiştir...

Melodi. 02-02-2009 09:47

Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asılolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.

Sen yeter ki koru

yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
Elbet bitecek günese hasret günler


Yüregin ve sevgin her zeman seninle olacak
eger hayat aci kaderini sana yansitsa güzel ve mutlu olan günlerini hatirla


icindeki sevgiyi düsün
Neden deme asla sorunlari cözmekle basla ise

icine düstügün durumlari hatirla kendine gel
Ne oliyor deme mucadeleyi ögren seni seven zaten seni unutmaz
EGER HATIRLIYAN YOKSA BURADA BIR DOSTUN VAR UNUTMA...
Seni her zeman dost bildim ve üzüntüleri paylastik senle




icindeki üzüntüleri döktün ama mutlulugu kayip etme icinde
Ne olurdu dedigin zeman neler olacagini düsün önce
Dogrulari söylemek güzeldir
insanlar cift yaratilmis olanlari cift tarafli düsün
Niye deme cünkü herkes kendi tarafinda hakli
Lazim olan tek sey dürüst olmak her zeman
Elbet sonunda mutlulugu bulursun sen üzülme



İyilikle kötülük kardeştir
AMA SENIN YÜREGIN HER ZEMAN IYILIKTEN YANA CARPTI
Biri geceden gece, biri güneşten güneştir
AMA SEN HER ZEMAN GÜNESTEN YANA OL
Hangisi galibe çalarsa o hükmeder deme sakin
Sen sen ol sabırla yüreğinin sesini dinle...





Melodi. 02-02-2009 09:48

“Sevgililer sevgiye aç değil, muhtaç…
Sevgiye aç olanlara,
en iyi kullanabildikleri silah olduğu için. biline!!!”


Yetinmeli.....
Aza kanaat etmeli insan; ekmeğin, aşın, havanın, suyun, sevginin de azına… Tamah etmemeli çoğuna hiçbir şeyin. Az ve öz kullanmalı kelimeleri, söylediğin dinlensin diye. Az olmalı dostu insanın, bir elin parmağı ile sayabilmeli ya da tek haneli rakamları aşmamalı. Az vermeli sırlarından, nasıl olsa birbirine ulanıp çoğalacağını hesap edebilmeli. Kıymetini bilmeli gözyaşlarının, az dökmeli gidenlerin ardından… Gidenin zaten vefasız olacağını ve boşa akıttığını düşünebilmeli.

Boş ve kuru kalabalıklarda yalnız olmaktansa, az zamanların dar vakitlerine sığdırmalı yalnızlığını… Adam gibi adam ve kadim olmalı yalnızlığına ortak ettiklerin. İki kişilik yalnızlıklardan kaçınmalı, paylaşacakların sayısını artıramıyorsan, azaltmalı paylaşılan zamanları. Tükettiysen de bitirmeli, paylaşımsız boş zamanları, Giden sensen eğer dönüp bakmamalı ardına. Çünkü “Kopan bir ipe sımsıkı bir düğüm atarsanız, ipin en sağlam yeri artık bu düğümdür. Ama ipe her dokunuşunuzda canınızı acıtan tek nokta yine o düğümdür...”


“Atların insanlara göre 18 tane daha fazla kemiği vardır.” Hiçbir zaman gerekli olmayacak bilgileri öğrenmektense, az ve kalıcı öğrenmeli, öğrendiğin ders vermeli hayat adına. Yarına bırakmamalı yaşanacak ne varsa, şimdi, hemen yaşanmalı, acı olsa da yüzleşmeli bir an önce, beklemenin kazanç olmadığını bilmeli.

Azar azar vermeli sevgiyi, hor kullanıp tüketmemek için… Bir de hep içinde olmamalı hayatın insan, biraz da dışına çıkıp, usta bir yönetmenin filmini seyreder gibi seyredebilmeli…

Melodi. 02-02-2009 09:49

Sevincedir....

Özlemi kimsesizin
Şefkate sevincedir.

İnsanın insanlığı,
İnsanı sevincedir.

Sev garibi, yetimi
Kırmadan sev incedir....

Melodi. 02-02-2009 09:49

Hayallerim Sana Emanet

Gidip de gelmeyenler arasına yaz beni…

Şimdi gidiyorum ya senden; bir daha hiç dönmemecesine alış artık terk edişlere bana yapılanı yapıyorum sana darılma sakın...

Varlığımda yokluğumu hissedeceksin artık buralarda… Başıboş dolaşırken sokakta gözlerin, başka gözlerde beni arayacaksın… Hadi durma sevgili, yüreğine sor beni, hasretine sar, yokluğuna kaz ismimi… Kılıçlarını kuşan, kavgalar edelim güzel barışmaların şerefine...

Ey gözü yaşlı, gönlü yaslı adam… Yakıştırma yaşları gözlerine… Son kırıntısına kadar süpür benden kalan ne varsa haykır atma içine her şeyi söndür o sigarayı artık... Sevinçleri giydiremesem de üzerine, soyun hüzünlerini… Anlayamadığın küskün endişeleri at içinden…

Yine de sevdiğim de bana… Ağlat beni yüreğinle… Öldür gözlerinde her neysem… Zindanlara at… Bırak hastalıklı sevdaları rüzgarıma, hummalı gecelerin kabuslarında adımı unut… Çılgınca bir öfkeye tutul… Yıldırım hızı ile koşarken senden uzak yollara, hasreti öğren… Bitkinliğini unut… Gecenin karanlığında yüzümü geçir her yıldızdan… Acılarımı içtikçe sarhoş ol… Bambaşka biri ol o vakit… Kendinden geç… Emin olunca gittiğimden, hayatından vazgeç gözlerim için… Bu senden istediğim son şey olacak, unutma!

Hayır… Hayır… Her şeye inat, hiç aralıksız sev beni asırlarca…

Kıyamam sana iki gözüm… Yüzünü çevir bana, güneşin ben olayım… Yüreğinin sesini dinle… Hayallerim sana emanet… İnkar et yokluğumu… Çare yok, kaçış yolu yok gönlünün deli eşkıyasıyım ben… Kirpiklerini arala firarıma, kahve gözlerinin sislerinde hayallerimi yaşat… Yok oluş zehrime, panzehir olsun büyülü sözlerin… Yoktan var et beni, kendine bağışla günahlarımı, sevaplarımı, yarınlarımı… Hiçliğin sancısında gecelerine doğmalıyım… Ertelenmiş düşlerini yaz özlemlerime…

Sevmek suçuyla tutuklu kalayım cümlelerinde… Tükenişlerim damarlarında dolaşma sebebim olsun… Kör olası kalbim dursa da zamansız, gözlerinin değdiği her yerde yaşat beni… Her gece üzerine yıkılsa da yıldızlar, karanlıkların beşiğinde uyut yokluğumun sancılarını, akıt yıldızları hüzün gözlerinden… Dökülen düş yapraklarına varlığımı ekle inadına…

Karanlıkları delen bir ıslık olsun şarkımız dudaklarında… Uzayan yaralı gecelerin sabahında güneşsiz kalsan da kapatma gözlerini, umutla ufka bak… Adressiz mektuplar yaz, yüreğinle mühürle, savur zamana… Kimsesiz kız çocuklarının ilk gülümseyişi olsun dudaklarında, kucakla onları, yüreğine sar ben gibi… Uçuşan saçlarını parmaklarınla tara…O masum kız çocuğu gülüşlerine değdir dudaklarını… Değdir de gönlümü sevindir…

Şimdi susmak yok bitimsiz özlemlere… Karanlıklara boyun eğmek yok kesinlikle… Yokluğumla vurulup yere düşsen de, yaşam sürüyor sevgili… Hayallerim emanetindir, çıplak ayaklarımla yüreğinin sahillerinde yaşat beni… şiirlerinle hayat bulayım yeniden ey sevgili sana sesleniyorum!
Nerdesin?
Sana bir şiir yazmak isterim, dinler misin beni, sesime kulak verir misin?
Tamam o zaman dinle...
Seni yazmak istiyorum bu şiire ey sevgili
Kahve rengi gözlerini,sevgini,
Seni anlatmak istiyorum beceremiyorum
Bu sefer aşkımdan bahsedeyim sana ey sevgili
Olmuyor olmuyor anlatamıyorum
Cümleler bile yanaşmıyor seni anlatmaya
Bir ses ver yardım et seninle başlayan
Bu şiiri seninle bitireyim ey sevgili…

Melodi. 02-02-2009 09:50

HAYALLERİNİ YAK EVİ ISIT

Sevgim seni yurduna getirdi:
tuzak ev,dilsiz baba,yenik anne...
İşte hepsi bu...
Hayallerini yak,evi ısıt.
Gideceğin en büyük oda arka odan.
İçerden sesleri geliyor annenle babanın,
yanlış ilişkiler ayaklarını yerden kesiyor.
Artık biliyorsun çarpınca duvara ne kadar
acıyacağını kalbinin.
Sevgim seni yurduna getirdi...

Arkadaşların çok uzaklara gitti.
Sevmeden seviştiler özgürlük adına
Kaptırmadan kendilerini hiçbir şeye,
bütün hazları tattılar.
Sense evinde kaldın,
acıları gömme töreninde.
Katı kuralların vardı,
tutucuydun onlara göre.

Döndüler sonra birer birer
sana sordular yine de kaderlerini.
neydi yaşamak, neydi hayatın anlamı...

Bütün yanlış ilişkiler seni yurduna getirdi.
Artık biliyorsun yere düşünce ne kadar
acıyacağını kalbinin.
Sevgim seni yurduna getirdi

Melodi. 02-02-2009 09:51

Hayat yasandıgı kadardır....
Ötesi ya hatıralarda bir iz ,
ya da hayallerde bir umuttur....

Bizim gibi küçücüktü mutluluklarımız da.. Sobanın üstünde patlatılmış mısırlar bile gözlerimizin parlamasına sebepti o zamanlar.. Kızarmış ekmeğin kokusuydu bizi uyandıran, çalar saatin sevimsiz sesi değil.. Hala bu mutluluğu yaşabilsem keşke.. Sobada kızarmış ekmeğin ve patlamış mısırın mutluluk veren o kokusunu özlüyorum..

Küçücüktük ama o zamanlar da havanın soğukluğu bile bi başka güzeldi.. pencereden yağan karı izlerdik hep.. Sizin var mıydı bilmem ama bizim bozacı amcamız vardı.. Bizim sokaktan geçerken hep pencereden el sallardım amcaya, o da beni görünce daha bi güzel bağırırdı sanki, sokak ışığından tatlı gülümseyişini görürdüm amcanın.. Babam da inip boza alırdı hemen bize.. Annem boza yapmasını biliyor olmasına rağmen hep o gülümseyen amcadan aldırırdım.. Hala alabilseydim keşke.. Bozacı amcamı özlüyorum..

Karı bile bi başka güzeldi o zamanların.. Çocukluk arkadaşım Çağatay gelirdi bize beni çağırmaya.. Mahallede kız çocuğu yoktu ki, tüm arkadaşlarım erkekti.. çıkardık onla dışarı, babamın askeri üs te bize tahtadan yaptığı 2 küçük kızakla.. Belki çok güzel ve biçimli değillerdi ama kayıyordukya eğleniyordukya dünyalar bizimdi sanki.. Hiç taşınmasaydık keşke.. Arkadaşımı özlüyorum..

Küçücüktüm dertlerim de benim gibi küçücüktü.. Bugün varsa yarın unuturdum, çocuktum yaa.. Ben büyüdükçe dertlerim de acılarımda büyüdü, aynı ben gibi.. Sığmaz oldular bir geceme.. Ertesi gün de hep hatırlar oldum.. Günlerimi, ardından haftalarımı, yetmedi ardından yıllarımı aldılar.. En büyük acım düşünce kanayan dizimdi.. Şimdiyse, büyüklerin dünyasında gördüm ki en büyük acı kalp acısıymış.. Dizim gibi kabuk bağlamıyormuş yarası ertesi güne.. Dinmiyormuş kanaması bir peçeteyle.. Geçmiyor acısı senin narin narin dokunup üflemenle anne.. Hatırlar mısın geceleri uyumaya korktuğum tek şey öcüydü bir zamanlar.. Rüyamda öcü de görsem, sonu pembe rüyalarla biterdi hep.. Ama şimdi kabuslarla tanıştım ben anne.. Eskisi gibi çığlık çığlığa kalkıp da sarılamıyorum sana en masumundan.. "geçti bitanem"le geçmiyor kabuslarım, gitmiyor rüyalarımı kabusa çevirmeden.. Şimdiyse küçüklüğümün o küçücük masumane dertlerini özlüyorum..

Ne olurdu ki büyümeseydim?!.. Bebeklerimle arabalarımla yarattığım küçücük bi dünyam vardı.. Toz pembeydi her yeri, pembe pembe pamuk şekerler gibi sadece pembe mutlulukla kaplı duvarları vardı.. Şimdiyse o duvarların arkasına saklanamayacak kadar büyüdüm ben anne.. ve ben artık büyükleri dünyasında koca koca duvarların arkasında o cılız ağlamalarımla kayboluyorum.. O küçükcük halimle kucağına oturup ağladığım gibi ağlayamıyorum en avazından.. Kucağına sığacak kadar ufak değilim artık anne.. Pembe dünyamın o küçük mutluluklarını özlüyorum..

Yoruldum anne.. yoruldum.. Ve anladım ki!!..

Çocuklukta saklı kalmış mutluluk.. En son ne zaman öylesine içten güldü gözlerim hatırla[ya]mıyorum.. Ne zaman büyüdük, ne zaman gözlerim mutluluk parıltısını yaşlara tercih etti bil[e]miyorum.. Hiç büyümeseydik keşke.. Çocukluğumu özlüyorum..

Melodi. 02-02-2009 09:51

Birgün sende anlayacaksın..
Kalabalıklardan kaçıp,
Dizlerini karnına kadar çekip ağlayacaksın!
İşte o an özleyeceksin..
Eski sevgilini değil,
Pili bitmiş oyuncak ayını..

Yanından ayırmadığın saflığını..
Sen de birgün anlayacaksın
Dizlerini karnına kadar çekip,
Çocukluğuna ağlayacaksın..
O küçük kız çocuğu değilsin artık..
Tel sarar kızıma tel sarar diyen babana

Benzemeyecek bazı erkeklerin gözleri
Ve özleyeceksin kendini
O küçük kız çocuğu değilsin artık..
Ama birgün sende anlayacaksın

Kenarları dantelli elbisesiyle
Saçlarını özene bezene
Yanlara ördüğün bez bebeğini
Nereye koyduğunu
Hatırlaman gerektiğini...

Melodi. 02-02-2009 09:52

Sular da sızlar mı?
Öyleyse, suyun sızısını dindirecek su var mıdır?

Islanmayı özlediği zamanlar yok mudur yağmurun?

Yağmuru sevindiren bir yağmur var mı?

Taşlar da kalpleşir mi?

Kalplerin taşlaşması gibi, taşların da taş olmaktan bıkıp yumuşamaya meylettiği zamanlar yok mudur?

Yollar da özler mi? Yolun da alıp başını gidesi gelmez mi?

Ateş de yanmayı arzulamaz mı? Ateşi de yakıp kavuran bir ateş olamaz mı?

Güneş de bekler mi gündoğumunu? Bir akşam üstü güneş de seyretmeyi dilemez mi günbatımını?

Ayrılık bıkmadı mı onca sevgili arasında durup beklemekten?

Ayrılık da ayırmaktan usanmaz mı; yok mudur kavuşmak dilediği?

Aşk da aşık olamaz mı? Bunca zamandır örselenmekten, anlaşılmamaktan şikayetçi değil midir?

Herkesin dilinde olup da, kimseye yâr olmamak aşka da ah ettirmiyor mudur?

Şarkıların da sevdiği bir şarkı yok mudur?

Onlar da ara sıra durup dinlemek istemez mi acıların ve neşelerin nağmelerini?

Toprak da bir gün toprağa uzanmayı arzulamaz mı? Ona da topraktan bir mezar bulunamaz mı?

Gündelik hayatta her şey pürüzsüzce akıyor gibi gelir bize.
Taş katıdır. Ateş yakar. Sular serindir. Yol yolcuyu bekler.

Böyle bildik, çünkü, böyle bulduk. Şaşırmaya gerek yok. Mecnun olmaya mahal yok. Her şey olduğu yerde kalsın. Yeni sorularla yeni kaygılar doğurmanın lüzumu yok. Aklına de ki, "Otur oturduğun yerde!" Kalbine tembihle ki, "Dur durduğun yerde!"

İnsan olduğundan fazlasıdır her zaman. İnsan, her an olabileceğinden daha azıyla vardır.

İnsan böyle iken, sular böyle değildir meselâ.

Sular sızılara deva olurken, kendi sızılarından habersiz olabilir.

Suların da sızlayıp sızlamadığını dert edinmek insana düşer.

Yağmur her şeyi nezaketle ıslatırken, bir yağmurda ıslanmanın hasretine körkalmış olabilir?

Yağmurun da ıslanmaya aç olabileceği bir tek insanın hatırına gelir.

Taşlar hep katı dururken, kalplerin katılaşmasından habersiz kalabilir.

Taşların da katılıktan usanabileceği ancak insanın aklına düşebilir.

Aşk nicelerini ah ettirirken, ah etmemiş olabilir.

Aşkın ah edebileceği ihtimali sadece insanın kalbinde yer bulabilir.

Öyleyse, bir kez daha bakmalı değil miyiz kendimize?

Şu andaki varlığımız bizi biz etmeye yetiyor mu sence?

Olduğumuzdan fazlası olmaya niyetli değil miyiz?

Yetiyor muyuz kendimizi kendimiz eylemeye?

Ayaklarımız varıyor mu fıtratımızın zirvelerine?

Elimiz yetişebilir mi kalbimizin derinliklerine?

Ne kadar âşinayız varlığımızın gizli köşelerine?

Uzanabiliyor muyuz ruhumuzun labirentlerine?

Dokunabiliyor muyuz hatıralarımızın kuytu köşelerine?

Koparabiliyor muyuz duygularımızın acı tatlı meyvelerini?

Ne kadar sarkabiliyoruz lâtifelerimizin derin kuyularına?

Kimiz biz? Neyiz? Neredeyiz?

Kim bilir; belki de kendimizi kendimizden ayıran bir dağız. Ferhad olup Şirin olan yanımızı arıyoruz. Dağın öbür tarafında bırakıyoruz kendimizi; hep bu yamaçta kalıp kazıyoruz kazıyoruz

Kim bilir, belki de kendi kendimizi kesen bir bıçağız. İsmail olup kendimizi kurban ediyoruz; hep eksiltiyoruz kendimizi, hep kesiyoruz kendimizden.

Kim bilir kendimizi kendimize haram eyleyen bir günahız. Züleyha olup Yusuf olan yanımızı kandırıyoruz, Yusuf olan kalbimizi zindana sürüyoruz.

Kim.bilir; kendimizi kendimizden ayıran bir çölüz. Mecnun olup Leylâ olan yanımızı yalnız yapayalnız bırakıyoruz. Kim bilir kendi kendimizi ağlatan kocaman bir yarayız. Kerem olup aslımızı arıyoruz; bulamıyoruz.

Suların sızısından habersiz yaşıyoruz. Suların sızılarını bile fark edebilecekken, kendi sızılarımıza körleşiyoruz. Kendimizi de fark etmez hale geliyoruz. Kendimizi kendimizde yitiriyoruz. Kendi ellerimizi kendi ellerimizden çekiyoruz.

Göz göze gelemiyoruz kendimizle. Yüzleşemiyoruz.
Kendi kendimizi sokağa atıyoruz.
Kendimizi kendimizden sürgün ediyoruz.
Kendimize kendimizi çok görüyoruz.
Oysa insan olduğundan fazlasıdır her zaman.
Ama bilmiyoruz. Ama bilmediğimizi de bilmiyoruz.
Sızısız yaşıyoruz. Issız yaşıyoruz

Melodi. 02-02-2009 09:52

kelimelere haber saldım....
heceleri yağmur ile rüzgarlar getirdi....
şimşekleri gizledim sabrımda...
Ve şimdi
gözlerimden oku sessizliğimi....

Melodi. 02-02-2009 09:53

Gülün dikeni battı dün parmağıma, ve hala gülümseyerek bakıyorum parmağımdaki küçük sıyrığa...


kızamadım... çünkü gülün dikeni batmadan önce şükretmiştim; " Ya Rabbi, ne kadar güzel yaratmışşın " demiştim. Kızamadım, çünkü bir dakika önce güzel kokusunu sineme çekmiştim , bakmaya kıyamamış dokusuna hayran kalmıştım, çünkü batmadan önce yüreğime koymuş onu sevmiştim... dikenini unutmuşmuydum? unutmuştum dikenini... unutmuştum işte....


acıtmayayım diye dokunmaya çekindiğim gül, ince ve derin bir yara açmıştı parmağıma... gülümsedim yarayada... süzülen iki damla kanada... çünkü o yarayı açan bakmaya kıyamadığım o güldü...


sevdiklerimizin yüreğimizde açtıkları yaralarda aslında o gülün açtığı yara gibi değilmiydi... ince ve derin bir yara... aslında çok önemsiz gibi görünsede her kımıldadığınızda yüreğinizi inceden sızlatan bir yara... ama dostlarınız o yarayı açmadan önce siz muhabbet dolu kokularını sineye çekmiştiniz, zamanı, mekanı ve kalbinizi paylaşmıştınız... yarayı açmadan önce siz onları kalbinize koymuştunuz... kızabilirmiydiniz... kızamazdınız elbet...


sevdiklerimizin açtıkları yaralarda o gülün açtığı yara gibi ince ve derin... ama yarımız o yarayı açmadan önce biz şükretmiştik, kokusunu sinemize çekmiş, bakmaya kıyamamıştık...dikenini unutmuşmuyduk... unutmuştuk tabi... ama biz gülümsemeliyiz yaraya... belki süzülen iki damla kanada... gülümsemeliyiz işte.... çünkü o yarayı açmadan önce biz onu kalbimize koymuştuk ve sevmiştik...

Melodi. 02-02-2009 09:57

Hayat, kimi zaman aşılması zor, sarp bir kayalık,
Kimi zamansa insanları yutmaya hazır derin bir bataklık,

Mutluluklar gecenin rengini çalmış, karanlık
Çoğul düşünmek çıkarılmış kalplerden yok olup gitmiş insanlık,
Savaşmak çözüm olarak gösterilmiş bütün anlaşmazlıklara,
Sevgi, yenik düşmüş paranın vaad ettiği sahte mutluluklara,
Her seferinde kandırıldığımızı bilsekte, yine de umut diye sarılmışız yalanlara,
Doğruları hapsetmişiz bitmek tükenmek bilmeyen sonsuz yalnızlıklara

Melodi. 02-02-2009 09:58

eksik zamanlarin sensiz zamanlarim dizilir önümde
sucluymusum gibi sensizligi sanki sevmisim gibi
beni yerden yere beni yildan yila vuran yalnizlik
gelip götür benden

mor yillar
dolu dizgin gecer üezrimden
yüzümde cizik cizik sevda yazili
seninki en derini süzülür gider
sol yanimdan

ah yillanmis asklar gecer gider gözmden
sonuna gitmek gitmek yada kalmak yazili
yanimda kalsan bozulur döner kader
son duraginda

Melodi. 02-02-2009 09:58

Az mıyım çok muyum?
Var mıyım yok muyum?

Ben neyim?
Masal mıyım gerçek miyim?
Kaç mıyım göç müyüm?
Hiç miyim suç muyum?
Ben kimim?
İbret miyim cinnet miyim?

Hiçlikler içinde kanayan yürek
Yokluklar içinde savaşan beden
Boşluklar içinde karışan zihin
Güçlükler içinde değil miyim?

Yoksa… Yoksa...

Her ihanete akıl erdiren
Her cehalete kılıf uyduran,
Her esarete fiyat biçtiren
Sen değil de ben miyim?

Geçimsizim bu günlerde
Kimsesizim bu yerlerde
Değersizim bu ellerde
Çaresizim, doğduğum yerde

Geçimsizim bu günlerde
Kimsesizim bu yerlerde
Gölgesizim hergün heryerde

Ses miyim? Sus muyum?
Sis miyim? Pus muyum?
ben neyim?
Ak mıyım? Pak mıyım?
Al mıyım? Sat mıyım?

Yarar mıyım? ziyan mıyım?

Yalanlar içinde doğruyu bulan
Cayanlar içinde sözünde duran
Satanlar içinde ayak direyen
Yananlar içinde değil miyim?

Her adalate duvar ördüren
Her cesarete kilit vurduran
Her asalete boyun eğdiren
Sen değilde Ben miyim?

Geçimsizim bu günlerde
Kimsesizim bu yerlerde
Değersizim bu ellerde
Çaresizim, doğduğum yerde
Geçimsizim bu günlerde
Kimsesizim bu yerlerde
Gölgesizim hergün heryerde


Melodi. 02-02-2009 10:08

“ Varlığın acı veriyor olsaydı bana;
Seni ölüme sevmez,


Gelmeyeceğini bile seni beklemezdim hala.

Ben sensizlikte bile "seni yaşıyorum" sevgili... ”


Mevsim, sonbahara akarken ben de sana geliyorum. Elimde yokluğun yüreğimde suskunluğunla sana geliyorum sevgili. Ilık bir Eylül gecesi kentin yorgun kaldırımlarında tanıdık kelimeler arıyorum sevdana dair. Sana dair tek bir kelime yeterdi bana. Tek bir nefes bile gülümsemem için yeterdi bana.. Sensizlikte kanarken sol yanım, ben hep seni düşledim zembereği kırılmış zamanın avuçlarında. Seni aradım güneşin sıcak alnında, senin ellerini aradım yağmurun ıslak dualarında.


Sana gelirken toprak yağmur kokuyordu sokaklar ise yalnızlık... Sana çıkan tüm yollar arsız dikenlerle süslenmişti sanki. Ayaklarım kan revan..Bir yanım uçurum bir yanım sensizlik ama her şeye inat sana geliyorum. Hava puslu, etraf ise sensizlik .. Dikenlere aldırmadan yalınayak yürüdüm gecenin dar sokaklarında. Yüreğimle ezdim tüm engelleri, ayaklarımla öptüm yollarındaki ikiyüzlü dikenleri. Her şeye inat sana geliyorum bir elimde mevsimlerin koynundan çaldığım ılık bahar bir elimde bulutların saçlarından arakladığım rüzgar ile .. Bir ömür uzaktan sana geliyorum bir elimde bir avuç gülüş karakışlarda güneş bil diye bir elimde bir yudum umut zifiri karanlıklarda aydınlığa sımsıkı tutun diye. Sana geliyorum sevgili....


Unutmadan sevgili; gittin diye meteliksiz bir intiharın ayakuçlarına boynunu büken bir kukla olmadım hiçbir zaman. Gittiğin gün kansız ve acımasız bir ihtilalin demir kelepçeli zamanlarından kaçıp sen diye ipsiz uçurumlara sığındım. Yokluğunda kimi zaman bir çocuk gibi koynunda ağladım kimi zaman kirpiklerinden ıslak yağmurlara kaçtım. Sensizlikte her gece arsız fırtınalarına göğüs gerdim ve esrarkeş yangınları sen diye koynuma alıp yüreğimde közledim yalnızlığının ıslak çığlıklarını. Evet gittiğin gün sen kokan kelimelerim çıplak kaldı dudaklarımda. Yüreğim gözyaşına asılı kaldı gözkapaklarımda. Ama hiçbir zaman boynumu bükmedim yokluğuna. Pes etmedim sensizlikte kıyılarıma vuran hasret dalgalarına. Direndim, savaştım yalnızlığınla. Kan revan içinde kalsam da, bilmediğim fırtınalarda sensiz savaşsam da ben hiçbir zaman “ yalnızlığına “ yenilmedim sevgili....


Gittiğin günden beri tek bir kelime konuşmadık seninle. Giderken seninle gitti taze baharlarım. Yetim kaldım mevsimlerin koynunda. Gözlerindeki sıcaklığı aradım güneşin sınırsız coğrafyasında. Seni sordum memleketimden göçen turnalara. Ama bulamadım seni. Yüreğimin derinliklerinde. kaybetmiştim seni. Aldığım nefeste, hayata bıraktığım her gülüşte seni aradım. Bulamadım işte. Ucube binaların nemli duvarlarına dayanıp sana ağladım. Dudaklarımı kapatıp kelimelerimle yalnızlığına ağladım. Ama hiçbir zaman ne kadere ne de sana isyan ettim. Gittin diye hiçbir zaman suçlamadım seni. Varlığına küfürler edip arkandan beddualar savurmadım hiçbir zaman. Gitmiştin beni “ sensiz “ bırakarak. Gitmiştin aramızda yaşananları bir kibritle zamansız yakarak. Ama gittin diye hiçbir zaman unutmadım seni. Yokluğuna inat yaşattım seni. Gittin diye bir ikindi vakti kefensiz satırlara gömmedim seni. Varlığın bana hiçbir zaman acı vermedi ki ben seni gidişinle suskunluğuna gömeyim sevgili…Seni “ sen “ diye sevdim ben. Varlığına inat yokluğunda bile sevdim seni. Sana duyduğum sevgim bir günlük olsaydı eğer; seni “ sensizlikte “ bile yaşatmazdım sevgili. Seni hiçbir zaman “ acılarımın metresi ” diye sevmedim ki ben. Ben yüreğindeki sıcaklığı, tenindeki saklı baharları ve gözlerindeki ıslak gözyaşları sevdim. Seni hep " aldığım nefes " bildim. Yüreğime dokunduğun için, yarım bir adamı sevginle tamamladığın için sevdim seni...


Satırlarıma sonvermeden bilmen gereken bazı şeyler var sevdiğim. İyi dinle beni sevgili. Cümlelere değil kelimelere örülmüş anlamları iyi algıla sevgili.. Yokluğunda seni aradım yorgun gecenin gri sabahlarında. Yalnızlığında kanattım fakir kelimelerimi. Dilimde birikmiş ve bir kaç cümleyi geçmeyen itirafım var sana canım. İyi dinle beni şimdi. Sensizlikte “ seni aldattım sevgili “. Yanlış duymadın sevgili. Açık açık utanmadan sıkılmadan seni aldattığımı söylüyorum sevgili. Sensizliğin soğuk gecelerinde seni aldattım. Hem de defalarca… Başucumda bu imkansız sevdanın sevapları dururken ben seni “ günahlarınla “ aldattım sevgili. Yokluğunda kanarken tövbesi yarım kalmış günahlarınla seviştim yalnızlığının buz tutmuş yatağında. Her gece bedenimi ateşlere serip günahlarınla seviştim kan ter içinde. Közlenmiş bedenimle, terkedilmiş yüreğimle tövbesi oldum en masum günahlarının. Seni sensizlikte “ senin günahlarınla “ aldattım sevgili…Sen benden uzaklarda iken bensiz zamanlarda işleyeceğin her günaha bedenimle kefil oldum. Körpe ve filizlenmemiş acılarını satın aldım ömür defterinden. Evet, tüm günahlarını ve bensiz yaşayacağın tüm acılarını satın aldım karşılığını “ yüreğimle “ ödeyerek.


Sen bu satırları benden uzaklarda okurken ben bir kelebek edasıyla baharın ince dallarından binlerce çiçeği yüreğimin eteklerine topluyor olacağım. Bir gün Cennetin taze baharlarında buluştuğumuzda giyineceğin “ beyaz duvağı “ süslemek için en parlak yıldızları çalacağım gecenin kirpiklerinden. Sen benden “ bir ömür “ uzaklıkta yaşarken sensizlikte bile sen varmışçasına sevdana nefes alıyor olacağım. Her gece günahlarınla sevişip güneşle beraber perdelerine gelip yüzüne ilk gülümseyen ben olacağım sevgili... Sen beni unutsan da ben seni yüreğimde yaşatacağım. Uzaklarda bir yerde yaşıyor ve nefes alıyor olmanı en büyük mutluluğum bilip acılarına delicesine yanacağım. Közlenmiş yüreğimle bir sonbahar gecesi ıslak saçlarına yağacağım avuçlarımda güller ile. Gözbebeklerinden yuvarlanıp ayakuçlarına serileceğim. Gülüşlerini nefesim bilip “ sensizlikte “ bile sana yaşıyor olacağım sevgili. Adını yüreğime vurulmuş bir mühür bilip dudaklarında anılan dua olarak hep seninle nefes alacağım sevgili..


“ Sen bana “ bir ömür “ uzakken ben sana bir nefes kadar yakınım sevgili.


Gelmeyeceğini bile bile ben hala seviyorum seni. “


Gün gelecek,
Adımı unutmak zorunda kalacaksın
Puslu gecenin yorgun sabahında.
Bir kibrit çakıp yaşananlara,
Tek tek yakacasın benli hatıraları
Ömür defterinin en masum günahında.


Duvarlarında asılı takvimlerden düşen
Bir gün gibi,
Ağladığında yüreğine gömülen
Bir hüzün gibi
Yavaş yavaş eriyeceğim dudaklarında.
Ama ben sana inat,
Yokluğuna inat,
Bedenimle közleneceğim günahlarında.


Seni benden alan kadere,
Tek bir kelime etmeden
Seni içimde yaşatacağım.
Çünkü ben senin;
“ Bedelini yüreğimle ödediğim
En masum günahındım….”


Melodi. 02-02-2009 10:09

Suskunuz... Hem de çiglik çigliga bir suskunluk bizimkisi...



Bu konusacak bir seyimiz olmadigindan degil. Konusmaya çalistigimiz seylerin, alistigimiz yalnizligimizdan uzaklastirmasi aslinda bizim korkumuz...


Ikimiz de cesaret edemiyoruz. Öylesine alismisiz ki içimizde büyüttügümüz
yalnizligimiza. Seviyoruz onu. Bekli de yasandiginda yok olacagi korkusu bizi
tereddütte düsüren. Kaybetmekten korkacagimiz bize ait bir sey olusturma
kaygisi...


Sen yapamadigin hamlenin, hayatin boyu inanmak istedigin degerlere sahip gibi gördügün düzeni yok etme girisiminden Baska bir sey olmayacagini düsündün hep...


Bense yillarin verdigi bir aliskanlikla içinde var ettigim bana daha fazla aci vermemek için susmayi tercih ettim...


Içimden çiglik atarak susuyorum... Susuyorum... Içimde o kadar güzelsin ki...
Sana susuyorum...


Demistim ya "yüregim susmayi ögreniyor". Asli yok. Sevdigini anladiginda içinde duydugun çigligin yankisi hiç bitmiyor. O hiç susmayacak... Her gün, her saat
bana haykiracak, bagiracak, parçalayacak içimi. Benimse yüzümde o gülümsemem yer
edinecek tekrar...


Her soguk üsütemedigi gibi, her ates de yakamazmis insani... Üsüyorum; alev alev üsüyorum... Hani saatlerce sessiz, tek kelime etmeden sana bakislarim var ya;
gözlerinde beni isitacak olan anlamlari yakalamaya çalisma çabamdan baska bir
sey degil...

Ve her yakaladigimda kaybettigimi hissetmemden öteye gitmeyen bekleyisler... Ve her kaybettigimde yeniden yakalama çabam...

Melodi. 02-02-2009 10:10

Hayat bize mutlu olma şansı vermedi "SEVGİLİ"
Biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz, acısını
acımız yaptık çünkü;
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın gözyaşı bile
içimizi parçaladı..
Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk..
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı..
Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması
"SEVGİLİ"
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak..
Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be
"SEVGİLİ"
Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek..
Ve o vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın..


Yılmaz Güney/Mutlu Olma Şansı

Melodi. 02-02-2009 10:11

İçimin Bahçesindeki Şımarık Çocuk


İçimin bahçesindeki şımarık çocuk
Bir pencerenin ardından seyrediyorum şimdi
Seni
Koş koşabildiğin kadar
Yorulmayı öğren
Düşmeyi
Ve kalkabilmeyi
Sana bir el uzanmadan...
İçimin bahçesindeki şımarık çocuk
Yeni dünyalar keşfet kendine
Kötülüklerden yılma
İyilikleri kuyruk yap uçurtmana
Buz gibi derelerden yıka yüzünü
Bırak saçlarını okşasın rüzgar
Ama zamansız koparma çiçeklerimi...
İçimin bahçesindeki şımarık çocuk
Göz yaşlarım büyütüyor işte ağaçlardaki meyveleri
Baharın geldiğini düşün görünce onları
Ama aklından da çıkarma
Gelecek sert kışları...
Dokun onlara
Dokunur gibi göz yaşlarıma
Damlaların sıcaklığı içini ısıtsın
Ama
Zamansız soldurma çiçekleri...
İçimin bahçesindeki şımarık çocuk
Her şeyi öğrendiğinde,dünyayı öğrendiğinde
Kapımı çal,
Sana
Yeni dünyalar sunacağım...


Melodi. 02-02-2009 10:12

Hayat ne tatlıymışsın meğer
bilinmiyor yaşanırken
ölüm acı gerceksin tamam
bana neden bu kadar erken
doymadım sevdalar
doymadım yasamaya
doymadım askıma
doymadım off sacının teli kaldı
gözünün izi kaldı
mutluluk sozu kaldı icerimde
soylemeyi bilmesin askıma
dayanamaz böylesi acıya

uzakta deyin dönecek deyin öldüğümü söylemeyin
uzakta deyin dönecek deyin yuregini titretmeyin

dün gece seni gördüm rüyamda
kayboldun karanlıklarda
yanginla uyandın koynunda
seni ardımda bırakmak varya
doymadım sevdalara
doymadım yasamaya
doymadım askıma
doymadım of sacin teli kaldı
gözünün izi kaldı mutluk sozu kaldı icerimde
söylemeyin bilmesin aşkıma dayanamaz
böylesi acıya

uzakta deyin döncek deyin öldüğümü söylemeyin
uzakta deyin donecek deyin yuregini titretmeyin...


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:00 .

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.

-

2005-2018 Tatliaskim.com