! Sådécé Sén sév ßéni ! Sådécé Sénin qözLéяin ışıK tutSun qözLéяimé.. {ti}
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 05-02-2009, 12:49 #1

{*yaRınsız-adaM*}

Acemi Üye

! Sådécé Sén sév ßéni ! Sådécé Sénin qözLéяin ışıK tutSun qözLéяimé.. {ti}



Sevgi nakış sevgi desen, Yücelirsin “sevgi” desen. Yeri göğü bir edersin, Eriyince sevgide sen. Sevgi inci sevgi mercan, Sevgi en güzel heyecan. Sevgi sunar sevenlere Her nefeste yeni bir can. Sevgi gözde açan çiçek, Sevgi kutlu bir gelecek. Kara taşta gül fidanı, Sevgilerle yeşerecek. Sevgi cevher sevgi özdür, Sevgi kalbe giden sözdür. Sevgi aşkın yüreğinde Sevgiliyi gören gözdür. Başlayınca can telaşı, Sevgiliye verir başı. Sevgi aşka koşanların İki cihanda yoldaşı. Sevgi nakış sevgi desen, Yücelirsin “sevgi” desen. Yeri göğü bir edersin, Eriyince sevgide sen.



Benzer Konular

Görüntüleme:2597, Cevaplar:30

İlginizi Çekebilir >
Alt 05-02-2009, 12:51 #2

Pandişko

-.-


Ağladığımı Görme Sakın! Bakma nemli gözlerime! Bir iç çekiş görürsün o zaman... Pişmanlık değil o süzülen yaşlar. Belki de bir hüzün Ya da sensizliğin denizinde Sevgisizliğinin diplerindeki benim işte onlar... Çağlıyor sensizliğin en acımasız şelalesi. Düşüyorum o vakit Parçalanmış hislerimle en derine... Sonra Boğuluyorum gözyaşlarımın akıntısında, Tutunamadan bir dala Alıp atıyor beni sonsuzluğa... Sonsuzluk da sen oluyorsun, Sonra Dolduramıyor o an göz yaşlarım boşluğu, Büyüyor giderek yalnızlığım... Sensizlik yanı başımda kapılmış oluyor akıntıya, Sürüklüyor o zaman beni Çaresizliğe çaresizce... Gözlerim yaşla dolu Ama boş bakıyor aynı senin gibi. Hüzünlerim boş bir noktaya dalmış Seni göremez oluyor aniden... Ne bir çaresizlik bu ağlama Ne de bir güçsüzlük bu! Sensizliğe de ağlamıyorum aslında! Belki de sadece karşılıksız sevgime. Bakma o yüzden gözlerime Ve sakın ağladığımı görme!....





Alt 05-02-2009, 16:06 #3

» KrizaĿit «

IslaKelebek


! Sådécé Sén sév ßéni ! Sådécé Sénin qözLéяin ışıK tutSun qözLéяimé.. {ti}

yine herzamankinden farksız birgün,
dışarıda güneş we hareket
içerde bir genç we yorgunluk bir de
YALNIZLIK.

we televizyonda reklamlar
yukarı katta tıkırtılar
aşağı katta sessizlik

uzaklarda ölüm,yakınlarda yine ölüm
bir yerlerde unutulanlar,bir yerlerde ise unutanlar
bilinmeyenlerde bir genç kız we bir genç kız daha...

uçurumun kenarında düşmek için hazırlananlar
uçurumun sonunda ölüm çığlığı!

arkada sonsuz gözyaşları,
uzun bir sessizlik,
anılarıyla başbaşa bir genç kız
Ve BİTMEYEN YALNIZLIK!!!!!......





Alt 05-02-2009, 16:07 #4

» KrizaĿit «

IslaKelebek


! Sådécé Sén sév ßéni ! Sådécé Sénin qözLéяin ışıK tutSun qözLéяimé.. {ti}

Sivri sineğin vızıltısıyım ben,
Saatlerdir seni uyutmayan.
Üzerine su sıçratan arabayım,
Sabah işe giderken her tarafta olan berbat koku.
Televizyonla uyuşmuş milyonlarca beyinden biriyim sadece,
Ayağının burkulmasına neden olan basamağım ben,
İnlemene neden olan karın ağrınım,
Seni konuşturmayacak kadar çok acıyan çürük dişin,
Bu sene atlattığın üçüncü gribal enfeksiyonum,
Tependen bağıran patronun sesiyim ben.
Zamansız bir elektrik kesintiyim,
yada yavaş bir internet.
Yoldaki kazayım ben, gecikmene neden olan.
Tuz atmayı unuttuğun pilavım yada
içinden hamam böceği çıkan bir salata.
Yanından hızla korna çalarak geçen arabayım ben.
Seni korkutan yıldırım,
benim o.
İşlediğin bütün hatalarınım ben,
bile bile tekrar yaptıkların.
En güzel yaşında çıkan sivilceyim ben,
yada ayakkabına yapışan sakız.
Ben, senin duymak istemediğin herşeyim.
Bilip de olmasını istemediğin her kesinlik benim.
Ben, senin 70 yaşındaki halinim.
Ucu biten kalemin, benzini biten arabanım.
Kalabalıkta seni iterek geçen aceleciyim.
Birden bastıran yağmurum,
Soğuk hava dalgasıyım ben, balkanlardan gelen.
Devrilmiş, dolu ve pis kokan bir çöp tenekesiyim ben,
yada daha berbat kokan bir dilenci.
Can çekişen ve yardım etmediğin kazazedeyim,
Hastanedeki o bildik kokuyum ben,
Depremden sonraki ceset kokusuyum.
Üzerinde isminin yazılı olduğu bir mezar taşıyım,
Önünden geçerken müzik dinlediğin.
Hep üzerimde olmandan sıkıldığım toprağım ben.
Son kemoterapinim senin.
Lösemi olduğunu öğrenmiş bir hastayım ben.
Senin içinde çoğalmakta olan bir kanserli hücreyim.
Şehirlerarası yoldaki ezilmiş köpeğin cesediyim ben,
Karşındaki hatalı sollama yapan aşırı yüklü kamyonum,
Hergün yapmak zorunda olduğun bir sürü gereksiz şeyim ben,
nedenini bile bilmediğin.
Hep arkadaşlarının dalga geçtiği isminim ben senin.
Bir ortaokul kavgasında çenene yediğin yumruğum ben,
Hep almak isteyip de, alamadığın araba modeliyim,
Şu anda bulunduğun odanın iğrenç rengiyim ben,
yada cinsel organları görünen bir heykelim.
Yasakgrafik bir sanat anlayışıyım,
Her filmine sek* sahnesi koyan bir yönetmenim.
Açık bir ahlaksızlığım ben,
Utanmanın olmadığı bir çıplaklar kampıyım,
Eşcinsel evliliğim ben,
Her türlü anlayışa tersim.
Tam bir haddi aşanım.
Kendini bilmezim,
Ormanları kesen bir elektrikli testereyim,
yada tek bir kıvılcım…
Denizde ayağına batan rakı şişesiyim ben,
yada sen kumsalda otururken arkandan gelen akrep.
Dikkatsizliğim ben, hep can alan aşırı hızım.
Pencereleri açık, gürültülü müzikle geceleri hız yapan,
ehliyetsiz sürücüyüm.
Korku filmlerindeki zombilerden biriyim,
Kafası olmayan bir hayaletim,
Işıkların açılıp-kapandığı, pencerelerin çarptığı üç saniyeyim,
Hemen yanındayım.
Hep yeni bir kabusa uyandığın,
çıldırmaya yaklaştığın noktayım.
Senin yüzüne karşı söylenememiş bir küfürüm ben.
Senin arkandan iş çeviren arkadaşınım,
Bir an önce ölmeni isteyen ve
miras hesapları yapan oğlunum ben.
Bir ateistin Allah’la dalga geçmesiyim,
yada geçen gün yakalandığın AIDS.
Doğru olduğuna inandığın ama
yapmaktan korktuğun herşeyim ben.
Tasmasız gezdirilen bir ölüm makinesiyim ben,
Siyah T-shirt giyip, metal dinleyen biriyim ben.
Durduramadığın kapkaçcıyım.
Rüşvet verdiğin bir polis kontrolüyüm ben.
Kafanı çatlatırcasına ağrıtan gürültüyüm,
Dökülen saçınım senin.
Hep sıkan ayakkabınım yada
selpak almadığın için küçük çocuğun sana ettiği küfür.
Sıcak bir kolayım, soğuk bir kahve,
Sağlığa zararlı ama yemesi eğlenceli birşeyim,
Kolesterolum ben, yedikçe mutlu olduğun.
İçtiğin sigarayım,
sağlığını havaya üflediğin.
Sana verilmiş hediyelerim ben,
hiç verene teşekkür etmediğin.
Hidrojen bombasıyım ben,
Post-modern darvinizmim.
Mutasyona uğramış, garip ve işe yaramaz bir yaratığım.
Sonsuzda bir ihtimalim,
İnsanlık tarihini daktiloda yazan bir maymunum.
Sakat insanları öldürelim (öjenazi) kampanyasıyım.
Sonsuz bir uğultuyum önce,
7.4 şiddetindeki depremim ben,
Önünde kriz geçiren Sara’lı hastayım.
Hep şikayet eden bir taksi şoförüyüm.
Gittikçe yükselen hava sıcaklığıyım,
Şeytanın yılanlarından biriyim ben,
İnançsızın tekiyim.
Dünyaya çarpacak meteorum ben,
Bir tsunami dalgasıyım karşından gelen.
Sadece bir çığlığım ben,
Seni cezalandırmayı bekleyen zebaniyim,
Körüm, sağırım, dilsizim.
Merhamet çığlıklarını duymayan bir işkenceyim ben,
Senin için ayrılmış bir kaynar su kazanıyım.
Tahmin edemeyeceğin kadar korkuncum ben,
Ben, hesabını vereceğin her pişmanlığınım senin.
Saçma sapan harcadığın boş vaktinim ben,
CV ni doldurmak için uğraştığın aptalca hobilerinim,
Hayal edemeyeceğin kadar sıcağım,
Bir o kadar da siyah.
Seni korkutan her detayım ben,
Sana acı veren uzun ve sonsuz bir saniyeyim.
Dilencilere vermeyip,
hiç kullanmayacağın ev sinema sistemine harcadığın paranım ben senin.
Derine sürtülen zımparayım ben,
Senin sınırsız aptallığının cezasıyım.
En görünene kör olan gözüne saplanan çiviyim.
Ben, entel takılan bir üniversite öğrencisinin ukala tavrıyım,
Sadece bir kerelik bir günahım ben.
Affedilme dilemeyen şımarık bir kulum.
Hem köleyim, hem de efendiyim.
Reenkarnasyon turknikesiyim ben yada buda efsanesi.
Kanlı bir haçlı seferiyim,
Belki de canlı bir bomba.
Yol kenarına koyulmuş bir şüpheli paketim ben.
Malzemeden çalan bir müteahhidim ben,
Eroinmanın tekiyim.
Madde bağımlısıyım,
Hayat dolu, neşeli bir uyurgezerim.
Anlamsız kelimeler bütünüyüm,
Saatlerce süren boş bir geyik…
Domuz yağı ve katkılarını içeren bir gofretim ben.
Ben bir umutsuzum,
Şeytan ve kabilesinin acı çektiği yerim.
Hiç düşünmediğin ama canını en çok yakacak dostunum,
İnkarcıyım, yalancıyım,
Suçun seni çepe çevre kuşattığı an’ ım
İçinde keşke olan bütün cümlelerinim ben,
Boşa giden hayatınım senin.
Aydınlıktan karanlığa çıktığını anladığın yol ayrımıyım.
Mezarından kalktıktan sonra istemeyerek yürüyeceğin yolum ben.
Paranın ve dostlarının hiçbir işe yaramayacağı yerim ben.
Saf kibirim ben,
Sen kaybedensin, bense kazanan.
Şiddetle ve kuvvetle çözemeyeceğin bir sorunum ben.
Psikolojik hastayım, dengesizim,
Yaptıkların için ruhunu sıkıştıran korkuyum,
Panik atağım, sonu olmayan bir kalp kriziyim.
Aldatıcı bir menfaatin sonucuyum.
Yetimlerin gözyaşıyım ben,
Derine düşünce asit gibi hücrelerini buharlaştıran.
Çılgınım, bütün fantezilerinin berisindeyim,
Mükemmel ateşim,
Kaçacak yeri olmayan bir çukurum,
Gerçeği anlayamadığın kalbinim,
göremediğin gözün,
işitemediğin kulağınım.
Bir hapishaneyim,
Tam bir cezayım,
Seni çepeçevre kuşatacak bir alev duvarıyım,
Susayanlar için erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir suyum,
Dizlerinin titremekten ağırlığını taşıyamayacağı kadar heybetliyim,
Azgınım,
Büyüklük taslayanım,
Yalan uyduranım,
Son durağım.
Oyun değil, gerçeğim.
Hatta beynini kaynatacak kadar gerçek.
Bir avuç dolusu hapım ben,
Belki de şanssız bir rus ruleti.
Sosyal fobinim,
Sürü psikolojinim senin.
Hep kendini düşün diyen egonum,
Devamlı fısıldayan içindeki sesim.
Lanet olası bir pisliğim ben,
Maymundan türemiş bir hayvanım.
Kuduz bir köpeğin ağzından akan salyayım,
Karanlık gece parçalarına bölünmüş yüzünüm senin,
Boynuna vurulmayı bekleyen zincirim,
7 büyük kapı önünde bekleyen korkunç bekçilerden biriyim.
İblis’in bütün ordularıyım,
Kainatın dibinden bitip çıkan bir ağacım,
Defalarca tekrarlanan bir saygısızlığım ben.
Affedilmesi mümkün olmayan bir terbiyesizliğim.
Onarılması mümkün olmayan bir hatayım ben.
Bir bilinmezim ama çok aşikarım.
Başarısızlığa uğradığın son ve tek sınavım,
Senin beni unuttuğun gibi,
benim de seni unutacağım yerim.
Ben, cehennemin gittikçe yaklaşan ayak sesleriyim…






ben b!r öLüyüm...





Alt 05-02-2009, 17:28 #5

» KrizaĿit «

IslaKelebek


! Sådécé Sén sév ßéni ! Sådécé Sénin qözLéяin ışıK tutSun qözLéяimé.. {ti}





Alt 05-02-2009, 18:58 #6

кirîѕтаи

ÖZEL ÜYE

Merhaba anne
Yine ben geldim.
Merak etme okuldan çıktım da geldim.

Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama
Ali “Okula gitmezsem annem çok kızar merak eder.”
demişti de onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen sağ elimde sarımsak sol elimde
soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne sağım neresi solum neresi
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu.
Şimdi iyi biliyorum anne.
Hani geçen geldiğimde:
Şuram acıyor işte şuram demiştim de
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne
Bak şimdi söylüyorum. Şuram işte
Sol yanım çok acıyor anne.
Hem de her gün acıyor anne her gün.
Dün sabah annesi Ayşe’nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi.
Zil çalınca öptü hadi yavrum sınıfa dedi.
Ben de ağladım
Ağladım hiç de utanmadım.
Öğretmen ne oldu dedi?
Düştüm dizim çok acıyor dedim.
Yalan söyledim anne.
Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne.
Bugün ben de saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim.
Babam; “Ben bilmem ki kızım.” dedi.
Bari okula sen götür dedim.
“Kızım iş…” dedi.
Ben de bana ne dedim ağladım.
“Kızım ekmek” dedi babam.
Sustum ama okula giderken yine ağladım anne.
Ha bi de sol yanım yine çok acıdı anne.
Herkesin çorapları bembeyaz
benimkiler gri gibi.
Zeynep “Annem beyazlara renkli çamaşır
katmadan yıkıyormuş” dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor.
Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Uffff babam her gün domates
peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama
Arkadaşlarım her gün kurabiye
börek pasta getiriyor.
Biliyorum babam pasta yapmasını
bilmez anne.
Hava kararıyor ben gideyim anne.
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi.
Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını
Çiçeklerini kim koparıyor?
İzin verme anne
Ne olur toprağına el sürdürme!
Eve gidince aklıma geliyor bi de
bunun için ağlıyorum anne.
Bak kavanoz yanımda
toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne?
Her gelişimde aldığım topraklarını
Şu kavanozda biriktirdim.
Üzerine de resmini yapıştırıp
başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne
Bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum
anne.
Ha unutmadan
Öğretmen yarın anneyi anlatan
bir yazı yazacaksınız dedi.
Ben babama yazdıracağım.
Öğretmen anlarsa çok kızar ama
bana ne kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki neyi
nasıl anlatacağım anne.
Senin adın geçince sol yanım
acıyor anne.
Hiç bir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne
Toprağını öpeyim sen de rüyama gel beni öp.
Mutlaka gel anne
Sen rüyama gelmeyince
Sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne.
Sol yanım acıyor anne.
İşte tam şurası
Sol yanım çok acıyor anne.
Seni çok özledim anne çooook…





Alt 06-02-2009, 13:53 #7

{*yaRınsız-adaM*}

Acemi Üye

Yazıktır Sana Cilvesiz olmaz dersen yanılırsın,Kalbindeki çarpıntılar artmadan anlayamazsın,Ağzından çıkan iki cümle dile dolanmadanSen aşık olamazsın.Kalbindeki kırmızı üstüne yazılmazsa adın,Sevgin göklerde uçmazsa,Bu duygunun adı aşk konmazsa,Yazıktır sana,sevilmemektir hakkın.Her yağmurla kokmadıkça aşkın,Yazıktır sana,taşlara vur kafanıKimseye yaraşmaz bundan sonra senin aşkın.





Alt 06-02-2009, 13:53 #8

{*yaRınsız-adaM*}

Acemi Üye

Yıldızlar Bile Gülüyor Bana Yıldızlar bile gülüyor bana,O saçma ismi unutamadım hala?Acı çekmeyi seviyorum anlaşılan,Onu hatırlatan her şarkıda!O şimdi yok hayatımda.Uçsuz bucaksız yollarda,Kaldım tek başıma!Bakışlarıyla güldü bana...Bu şiir ondan ibaret,Anlamsızda olsa!Anlamını bulursam,Düşerim yarıda kalan yoluma...





Alt 06-02-2009, 13:54 #9

{*yaRınsız-adaM*}

Acemi Üye

Ben Bende DeĞİlİm HÜzÜn Var İÇİmde,Haykiriyor Dİlİm Sİtem Var SÖzlerİmde;Bİr ÖlÜ Gİbİyİm Hasretİn DenİzİndeArtik Aynalara Bakamiyorum.On Yedİ YaŞinda Otuzlu Gİbİyİm,Bedenİm YipranmiŞ Bİr Derİ Bİr KemİĞİm;Bİr Şeyler GÖrmÜyor GÖren O GÖzlerİm,Artik Aynalara Bakamiyorum.Ben Ne Halde İdİm Ne Hale GeldİmAŞkindan BİrgÜn DeĞİl ÖmrÜmÜ Verdİm,Kendİmİ Yol Gİbİ Yerlere Serdİm;Artik Aynalara Bakamiyorum.KÖr Olacak Bİr GÜn Bana Bakan GÖzlerİnİÇİnde Kalacak Benİm Sana Olan Özle





Alt 07-02-2009, 11:28 #10

Pandişko

-.-


Şehrin yakamozları
Fakir bir yansımayla
Denizin dalgaları arasında
Saklambaç oynamaya başladı
Kıyıda gölgeli bir adam
Dalgaları tutmaya,
Yakamozları bulmaya çalışıyor
Ve ağlıyor
Balıkçı motorları geçiyor açıktan
O,gözyaşlarını saklıyor
Ve belli etmiyor
Yenilmişliğini son lodosa
Ve hırpalanmışlığını gece yağmurlarında

Kıyıda gölgeli bir adam
Öylece duruyor...
Bir sigara yakıyor gölgesinden gizli
Ve nemden tutuşmayan kibriti
Yüzünü aydınlatıyor
Kimsenin göremediği
Dönüp de bakılmayan
Ve balıkçı ağlarına takılmayan
Kıyıda gölgeli bir adam
Öylece duruyor
Ve gözleri seni soruyor





Alt 07-02-2009, 11:33 #11

Pandişko

-.-


! Sådécé Sén sév ßéni ! Sådécé Sénin qözLéяin ışıK tutSun qözLéяimé.. {ti}

O sabah benim değildin,
o sabah sen kimdin?
Bak yıllar geçmiş santim santim,
yüreğini ötekine böldüğün günün ardından..
O'nun gölgesinde ışıksız kaldı bu sevda..
Bu gecikmişliğin bedelini sevmiyorum,
yüreğinde bir mezar yap ölmeye geldim,
inadına..


Yokluk ki insanın içine işleyen bişeydir,
göz göre göre..
Saklanayım dersin yemez işte,
bu kirli sıradanlık ve sen,
sevdanın sırttan vurulan bıçağı,
bir de pişmanlıklar öylesine..
Canım isterse gökyüzünde sevicem seni,
canım isterse yatakta ama
nasıl da kirli bir saltanattır bu,
hiç bir su temizlemeyecek seni..


Ah'ların gökkuşağı siyah biliyor musun,
okyanusu ise derin..
Karalar kuşanıp en dipteyim bağışla.
Ayrılıkla Hasretin kısaltılışı bi yandan,
bu yüzdendir işte,
ne zaman derinlerden bir ah etsem,
binlerce sen çıkması içimden..

Bu sabahsa boşa harcanmış yıllarım geçti penceremden,
gözyaşım es geçti yoluna hep ağladığım şarkıyı,
712 gün sonra ilk defa..

Gülümsedim..

Bıktım sanıyordum,
meğer yorulmuşum serseri..





Alt 07-02-2009, 12:42 #12

Pandişko

-.-


Aşk
Sağımız aşk, solumuz aşk
Eğri büğrü yolumuz aşk
İçimiz aşk, dışımız aşk
Boşumuz hem dolumuz aşk

Çok severiz deli gibi
Eser bahar yeli gibi
Ne fırtına nede tipi
Olmaz bizim kulumuz aşk

Göz yaşları döner sele
Takılmaz hiçbir engele
Gün-gün, ay-ay, hatta sene
Billur gibi durumuz aşk

Gönüllere yuva yapar,
Yolu bazen biraz sapar
Güzellere kalır naçar
Çirkinlerde sözümüz aşk…

Korlar yakar sinemizde,
Ateş yanar tepemizde,
Gündüzde ve gecemizde,
Düşündüren yüzümüz aşk…

Evvelleri ve öncesi
İnsanların bilmecesi
Sevmeyenlerin gecesi
Seven kalpte nurumuz aşk





Alt 07-02-2009, 12:44 #13

Pandişko

-.-


Eğer o yoksa güneş doğmasın artık
gelen onu getirmeyecekse bana
hiç gelmesin! Ne fayda!
Onun gözlerini göremeyeceksem eğer bir daha
sesini duyamayacaksam ya da
saatlerce onu izleyemeyeceksem uzaktan
bir gün daha doğmasın artık
karşısına geçip seni seviyorum diyemeyeceksem eğer
son bir kez yağmur altında yürüyemeyeceksem onla
sıcak ellerini bir kez daha hissedemeyeceksem eğer
bir gün daha doğmasın artık
sırtüstü yatıp onu bütün güzelliğiyle düşleyemeyeceksem eğer
baktığım yıldızlarda onun ışıltısını bulamayacaksam
rüyalarımda onu göremeyeceksem
kadere boyun eğip susacaksam eğer
bir gün daha doğmasın artık
eğer onun olmadığını bile bile gözlerimi yumacak
ve sabahları onsuzlukta uyanacaksam
gözyaşları içinde onsuzluğu dindirmeye çalışıp
her gözyaşımda daha da özleyeceksem onu
bir gün daha doğmasın artık
eğer onu aradığım sonsuzlukta elim boş kalacak
her labirentten ayrı bir yorgunlukla
kaybolarak çıkacaksam eğer
sorular ve sorunlar arasında
onu unutmaya başlayacaksam eğer
bir gün daha doğmasın artık
ve gün yavaş yavaş karanlığa büründüğünde
sen de kaybolacaksan
benim için de bu son gece
olmasın artık sensiz bir gün yalancı bir gece.!
YeŞilim...





Alt 07-02-2009, 12:45 #14

Pandişko

-.-


Ağlarsam sensizliğe ağlarım

Bir nehir kenarında imlalarımı düşürdüm cebimden,
Baktı yüzüme mavi gecenin yıldızları,
Sırtımda taşıdığım,
Yüreğimde yaşadığım bir sendin sevdiğim,
Bir çocuk neşesi kopardı beni dalımdan,
Ben bahar oldum sana,
Ürkek,çekingen ve bir o kadar utangaç,
Vurgun yedim sevdanın kollarında,

Öyle hızlı okuma sana yazdıklarımı,
Yüreğimden başla hayata direnişe,
Ve bak gökyüzüme,
Aşk beni anlatıyor uykularına,
Anlattıkça unutturuyor yalnızlıklarımı,
Durmak bana göre değil sevdiğim,
Ben sen olurum,
Gözlerin,ellerin,
Yüreğin kalırım yaşadığın zamana,

İmlalar beni aşar cümlelerde,
Kör bir cellada bırakılırım şiirlerde,
Uzat ellerini özlediğim,gitmeden sen,
Ağlarsam ben,
Yalnız sensizliğe ağlarım…





Alt 07-02-2009, 12:47 #15

Pandişko

-.-




YeŞiLim..

Bir asi rüzgardım boş sokaklarda
Kim olduğumu bile bilmeden
Oradan oraya savrulan bir kağıt parçası
Neydi beni bu hale düşüren şimdi
Bir ah mı aldı yüreğim
Yoksa bir beddua mı
Oysaki kendim’dim kabulleneme’diğim
İçime sindiremediğim bir yürekti bendeki
Bir şimşek olsaydım’da
Herşey’den herkes’ten biran’da uzaklaşıveren
Ama ben bir insan’dım en baştan
Ayaklarımın üzerine bastığım andan itibaren
Bir değerdim içime sinmesede
İnsanlar beni her zanman
Bir hüzün sokağı gördüler ne garip
Her yüreğe bir su serptim bendeki yangınları unutup
Yitik duygularımda vardı benim
Bir türlü yeşertemediğim kurumuş dallarımda
Her gün altına umutlarımı ektiğim yüreklere sığınıyorum şimdi
Sarhoş adamlara da hiç gülmüyorum artık
Gördümki en kötü sarhoşluk bendeymiş
Şimdi kalemimin kölesi oldum
O her dem beni kalbimden vursada





Alt 07-02-2009, 12:47 #16

Sэяzэηi$

.


! Sådécé Sén sév ßéni ! Sådécé Sénin qözLéяin ışıK tutSun qözLéяimé.. {ti}





Alt 07-02-2009, 12:48 #17

Pandişko

-.-


Seni çok özledim be kahve gözlüm
Sen gittin gideli kan aglar iki gözüm
Sensiz ben burda her şeye her kese küsüm
Gel gör ki hala seni özlüyorum melek yüzlüm

Bitmiyor sitemlerim
Tükenmiyor sana dair sevgim
Her gecen saniye seni düşünmeden edemedim
Tek bir şey ben sensiz bir hicim

Nerdesin be kahve gözlü sevgilim
Seni sandıgından cok özledim
Artık bu hale dayanacak tahakatım kalmadı bitkinim
Seni beklemekten tükendim aşkım benim

Artık hiçbir şey istemiyorum
Sadece bir tek ellerini istiyorum
Sen uyurken ben sensizlige yas tutuyordum
Ama bir türlü sensiz gecen zamana alışamıyorum

Dön artık sensizlige katlanamıyorum
Hasretinle bir türlü baş edemiyorum
Sonum ne olacak bilemiyorum
Gel artık sensizlige dayanamıyorum

Hasretin içimde sönmek bilmeye bir ateşdi
Her aklıma geldiginde içimi eritti
Kan dökülen dudaklarımla sayıkladı ismini
Zıpkın yemiş bir balık gibiydi
Hala hasretine gebe bu kalbim

Sensizlik kanıma karıştı kabullenmek zor geliyor
Sensizlik içimde ırmak oldu hayallerim batıyor
Bu kalbim hala aglıyor
Dön artık sensizlik beni bitiriyor

Kalbime bir agrı saplanır
Oturuverir içime hasretin
Dön artık nerdesin
Belki bir gün sende beni özlersin

Hasretindir beni böyle acımasız yapan
Sensizliktir beni böyle aglatan
Ne olur dön artık bana
Yoksa boyun egicem bu allahsız gözyaşlarıma
sensizlik gözümde bir damla yaştı
oda dün gece farkına varmadan aktı
yüregim ipsiz kuyulara atıldı
gözlerim bin yaşında artık
hadi kalk yalnızlıgım bittik artık





Alt 07-02-2009, 12:49 #18

Pandişko

-.-


>>> >>BU KADAR SEVEBİLİRMİSİNİZ!!!!
> >>>>>
> >>>>>>Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez…. Biri
> >>>>>
> >>>>>>tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan
> >>>>>
> >>>>>>sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha
> >>>>>
> >>>>>>karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan,
> >>>>>
> >>>>>>aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç…
> >>>>>
> >>>>>>Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz
> >>>>>
> >>>>>>zaman aldı ama sonunda başrdılar. İkisi de her sabah
> >>>>>
> >>>>>>otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında.
> >>>>>
> >>>>>>Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti
> >>>>>
> >>>>>>otobüse, kız ise ablasında….
> >>>>>
> >>>>>>Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden
> >>>>>
> >>>>>>evlerinden çıkıp,Sehrin öbür ucundaki o durağa,
> >>>>>
> >>>>>>onların durağına geldiklerini, gülerek
> >>>>>
> >>>>>>İtiraf ettiler bir süre sonra…
> >>>>>
> >>>>>>Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem
> >>>>>
> >>>>>>de çok mutlu… Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar
> >>>>>
> >>>>>>ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri
> >>>>>
> >>>>>>hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zoR
> >>>>>
> >>>>>>getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir
> >>>>>
> >>>>>>mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına
> >>>>>
> >>>>>>uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen,bankahesabında
> >>>>>
> >>>>>>para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da
> >>>>>
> >>>>>>kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren
> >>>>>
> >>>>>>sevgilerden değildi onlarınki…
> >>>>>
> >>>>>>Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri
> >>>>>
> >>>>>>de büyüdü, büyüdü… Tek eksikleri çocuklarının
> >>>>>
> >>>>>>olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağman çocuk
> >>>>>
> >>>>>>sahibi olmayınca, “bütün mutlulukların bizim olmasını
> >>>>>
> >>>>>>beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler
> >>>>>
> >>>>>>hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler…
> >>>>>
> >>>>>>”Senin için ölürüm” derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama
> >>>>>
> >>>>>>ve adma”Hayır, ben senin için ölürüm” diye yanıt
> >>>>>
> >>>>>>verirdi hep…
> >>>>>
> >>>>>>Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not
> >>>>>
> >>>>>>görürdü kadın, “Bir tanem,kütüphanenin ikinci rafına
> >>>>>
> >>>>>>bak….” Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not
> >>>>>
> >>>>>>olurdu, “Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok
> >>>>>
> >>>>>>sevdiğimi sakın unutma” Mutfaktaki masadan, salondaki
> >>>>>
> >>>>>>dolaba sevgi dolu notları okuya
> >>>>>
> >>>>>>Okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet
> >>>>>
> >>>>>>çiçek, kimi zaman en
> >>>>>
> >>>>>>Sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla
> >>>>>
> >>>>>>karşılaşırdı…
> >>>>>
> >>>>>>Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi
> >>>>>
> >>>>>>zaten….Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne
> >>>>>
> >>>>>>kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak
> >>>>>
> >>>>>>zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların
> >>>>>
> >>>>>>ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar
> >>>>>
> >>>>>>verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde
> >>>>>
> >>>>>>hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu
> >>>>>
> >>>>>>kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık
> >>>>>
> >>>>>>daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde
> >>>>>
> >>>>>>dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde
> >>>>>
> >>>>>>”satılık” levhası asılı olan.
> >>>>>
> >>>>>>”Ne dersin, bu evi alalım mı?” dedi adama. “Bu
> >>>>>
> >>>>>>viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi
> >>>>>
> >>>>>>kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları
> >>>>>
> >>>>>>kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım
> >>>>>
> >>>>>>burayı…”
> >>>>>
> >>>>>>”Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?\” diye
> >>>>>
> >>>>>>yanıt verdi adam. “Amerika’daki tıp kongresinden döner
> >>>>>
> >>>>>>dönmez ararım emlakçıyı… Kaç para olursa olsun
> >>>>>
> >>>>>>burası bizimdir artık….”
> >>>>>
> >>>>>>Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde,
> >>>>>
> >>>>>>ayrılmaları zor oldu adam Amerika’ya giderken. Her
> >>>>>
> >>>>>>gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde
> >>>>>
> >>>>>>kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün
> >>>>>
> >>>>>>sonra,kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın.
> >>>>>
> >>>>>>Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan
> >>>>>
> >>>>>>kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki
> >>>>>
> >>>>>>Evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç
> >>>>>
> >>>>>>beklemediği bir cevap aldı: “Canım, o ev bizim
> >>>>>
> >>>>>>bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut…
> >>>>>
> >>>>>>”Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha
> >>>>>
> >>>>>>da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu
> >>>>>
> >>>>>>beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı
> >>>>>
> >>>>>>adama, “Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat”
> >>>>>
> >>>>>>diye dil döktü boş yere… Yıllardır sevdiği adam,
> >>>>>
> >>>>>>duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki.
> >>>>>
> >>>>>>Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu
> >>>>>
> >>>>>>kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği…
> >>>>>
> >>>>>>Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının
> >>>>>
> >>>>>>birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, “Artık
> >>>>>
> >>>>>>dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım” diye sözünü
> >>>>>
> >>>>>>kesti arkadaşı. “O, seni aldatıyor. İş yerimin tam
> >>>>>
> >>>>>>karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor
> >>>>>
> >>>>>>her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya….”
> >>>>>
> >>>>>>”Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları” diye
> >>>>>
> >>>>>>bağırdı kadın.
> >>>>>
> >>>>>>Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla
> >>>>>
> >>>>>>suçladı….
> >>>>>
> >>>>>>Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında
> >>>>>
> >>>>>>bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece
> >>>>>
> >>>>>>masal olduğunu anladı… Kocasının eskiden aynı
> >>>>>
> >>>>>>hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen.
> >>>>>
> >>>>>>Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını
> >>>>>
> >>>>>>gördü adamın…
> >>>>>
> >>>>>>Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen
> >>>>>
> >>>>>>ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de
> >>>>>
> >>>>>>yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi
> >>>>>
> >>>>>>adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların
> >>>>>
> >>>>>>orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir
> >>>>>
> >>>>>>şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden.
> >>>>>
> >>>>>>Kapıdan çıkarken, “son bir kez kucaklamak isterim
> >>>>>
> >>>>>>seni” diyecek oldu ama kadın, “defol” dedi nefretle…
> >>>>>
> >>>>>>İlk celsede boşandılar… Modern bir aşk hikayesinin
> >>>>>
> >>>>>>böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının
> >>>>>
> >>>>>>desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. Adamın,
> >>>>>
> >>>>>>sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi.
> >>>>>
> >>>>>>Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini
> >>>>>
> >>>>>>hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini,
> >>>>>
> >>>>>>en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması
> >>>>>
> >>>>>>için dua ediyordu.
> >>>>>
> >>>>>>Aradan bir yıl geçti… Her şeyin ilacı olduğu
> >>>>>
> >>>>>>söylenen zaman bile,kadının
> >>>>>
> >>>>>>derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan
> >>>>>
> >>>>>>zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o
> >>>>>
> >>>>>>kadını gördü. “Sen, buraya ne yüzle geliyorsun” diye
> >>>>>
> >>>>>>bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. “Lütfen, içeri
> >>>>>
> >>>>>>girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.” dedi
> >>>>>
> >>>>>>genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle
> >>>>>
> >>>>>>konuşmaya başladı:
> >>>>>
> >>>>>>”Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm
> >>>>>
> >>>>>>ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’daki
> >>>>>
> >>>>>>kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir
> >>>>>
> >>>>>>senelik ömrü kaldığını.Buna dayanamayacağını, hep
> >>>>>
> >>>>>>söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini
> >>>>>
> >>>>>>biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden
> >>>>>
> >>>>>>sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber
> >>>>>
> >>>>>>vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını
> >>>>>
> >>>>>>yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının
> >>>>>
> >>>>>>karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve
> >>>>>
> >>>>>>kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış,
> >>>>>
> >>>>>>bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim.
> >>>>>
> >>>>>>Sana bu kutuyu vermemi istedi…” Gözlerinden akan
> >>>>>
> >>>>>>yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen
> >>>>>
> >>>>>>oracıkta ölmek istiyordu.
> >>>>>
> >>>>>>Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl
> >>>>>
> >>>>>>edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu
> >>>>>
> >>>>>>kutuda. İlk kağıtta, “Lütfen bütün notları sırayla oku
> >>>>>
> >>>>>>bir tanem”diyordu…
> >>>>>
> >>>>>>Sırayla okudu; “Seni çok sevdim”, “Seni sevmekten hiç
> >>>>>
> >>>>>>vazgeçmedim”,
> >>>>>
> >>>>>>”Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini
> >>>>>
> >>>>>>bilirdim.” “Fakat benim için ölmeni istemedim” “Şimdi
> >>>>>
> >>>>>>bana söz vermeni istiyorum.” “Benim için
> >>>>>
> >>>>>>yaşayacaksın, anlaştık mı?” son kağıdı eline alırken,
> >>>>>
> >>>>>>kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın… Ve son
> >>>>>
> >>>>>>kağıtta şunlar yazılıydı:
> >>>>>
> >>>>>>”Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre
> >>>>>
> >>>>>>yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı
> >>>>>
> >>>>>>ederken, ben hep seni izliyor olacağım….”






Alt 07-02-2009, 12:57 #19

Pandişko

-.-


! Sådécé Sén sév ßéni ! Sådécé Sénin qözLéяin ışıK tutSun qözLéяimé.. {ti}


SENi O KADAR SEVIYORUM Ki


Hasretini, yoklugunu, sensizligi
bir ates yanigi gibi öyle aciyla duydum ki
yüregimin etinde,
gitgide çogalarak
gitgide derinden isleyerek
öyle dayanilmaz oldu ki bu
seni bogabilirdim senden
kurtulmak için
çünkü seni o kadar seviyorum.





Alt 07-02-2009, 12:57 #20

Pandişko

-.-


! Sådécé Sén sév ßéni ! Sådécé Sénin qözLéяin ışıK tutSun qözLéяimé.. {ti}



ÖZLEDiM SENi

özledim seni...
ayrilik yüregimi uyusturuyor karincalandiriyor nicedir.
beynimi uyusturuyor özlemin...
çok sik birlikte olmasak bile
benimle oldugunu bilmenin
bunca zamandir içimi isittigini
yeni yeni anliyorum
Yoklugun,
Hatirladikça yüregime saplanan bir sizi olmaktan çikip
mütemadiyen bir bosluga
Sabahlari seni oksayarak baslamalari
aksamlari her isi bir kenara koyup
seninle basbasa konusmalari özlüyorum;
oynasmalarimizi,
yürüyüslerimizi,
sevimli hasariligini,
çocuksu küskünlügünü...
Nasilda serttin baskalarina karsi
beni savunurken;
ve ne kadar yumusak
bir çift kisik gözle kendini
ellerimin oksayisina birakirken
Gitmeni asla istemedigim halde
buna mecbur oldugunu görmek
ve sana bunlari söylemeden
''git artik'' demek
''beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavusacaksin mutluluga''
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yillar sonra
karsilastigimizda
bana bir yabanci gibi bakmani istemek senden...
yeni bir sevdayi yasakladigim kalbime söz geçirmek....





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:06 .