#61
Aşk acı cekmenin zevkli tarafıdır
yüzüme gülmeyen zalim kadere,
kölesi olduğum gama,kedere,
gönlüme taht kurmuş,cümle dertlere,
isyan edesim var,küfr edesim var.

uzayıp giden meçhul yollara,
baharı yaşatmayan nankör yıllara,
geleceği olmayan kör yarınlara,
isyan edesim var,küfr edesim var.

beni viran eyleyen,yıkan aşklara,
can bildiğim,canımı yakan dostlara,
lanet edip bütün yaşananlara,
isyan edesim var,küfr edesim var.

Doğukan



#62
Tutkulu


Tutsak olacağını bilerek
yine bu sabah
demirparmaklıktan içeri
usulca sızdı
güneş

Yasaklanınca görüş gününde
çiçek getirilmesi
arka duvarın dibinde
sarmaşık tohumu
dikmiş annem

Oysa el bile
sallayamamıştım ona
kuyrukta saatlerce bekleyip
doldurduğu içme suyunu
dökerken ardıma


#63
Aşkların En Güzeli

Uzaklarda arama,
Sana uzak değilimki,
Aşk,sevgi istiyorsan,
Sana yeter benimki,
Sabah,akşam,
Gündüz gece,
Yaşıyorum seninle,
Sana olan tutkum,
Öylede büyükki.

Şimdilik senin yerin,
Kalbimin en güzel köşesi,
Baş tacım ederim,
Iste sen yeterki.
Gündüz hayalim,
Gece rüyam,
Hep senınle birlikte.
İçimdeki heyecan bile,
Aşkların en güzeli.


#64
LANET OLSUN SANA


Lanet olsun
Beni aldattigin gun
Gozlerin yasla dolsun
Bensiz gecen gunlerin
Sana zindan olsun
Demistin bana birgun
Seni cok seviyorum
Yalansa eger
Bu askta sana
LANET OLSUN


#65







Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız,
sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken
bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı.
Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini
yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler
takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez.
İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren
birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik,
doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız,
arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.
Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi
verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir
şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında,
yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin
acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük
yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven
gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar
erkekliklerinden.
Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...
Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti.
Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin
elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin
ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş
kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı
gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık
sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi
dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla
kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik
kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızı
öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından
keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak
fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında
bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük.
Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Dogu’daki
topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki,
Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da,
paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin
için öldük.
Vurulduk, asildik, öldürüldük ey halkim, unutma
bizi...
Bagimsizlik, Mustafa Kemal’den armağandı bize.
Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen
ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli
emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek
istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak
ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım,
unutma bizi...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi
savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil
dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş
Savaşı’nda emperyalizme karşi dalgalandirdigimiz
bayragimizi daha da dik tutabilmekti bütün çabamiz.
Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak
istemediler.
Vurulduk ey halkim, unutma bizi...
Henüz çocuklugumuzu bile yaşamamiştik. Bir kadin eline
degmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile
almamiştik daha. Bir gece sabaha karşi, pranga
vurulmuş ellerimiz ve ayaklarimizla çikarildik idam
sehpalarina. Herkes taniktir ki korkmadik. Içimiz
titremedi hiç. Mezar topragi gibi taptaze, mezar taşi
gibi dimdik boynumuzu uzattik yagli kementlere.
Asildik ey halkim, unutma bizi...
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasinda
vuranlar, agabeyimiz, babamiz yaşlarindaydilar. Ya bu
düzenin kirli çarklarina ortak olmuşlardi ya da
susmuşlardi bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün
bile, karşisindakilere bagirmamiş insanlarin gözleri
önünde, öldürüldük. Hukuk adina, özgürlük adina,
demokrasi adina, Bati uygarligi adina, bizleri, bir
şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkim, unutma bizi...
Bir gün mezarlarimizda güller açacak ey halkim, unutma
bizi...
Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarinda yankilanacak ey
halkim, unutma bizi.
Özgürlüge adanmiş bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep
birlikteyiz ey halkim, unutma bizi, unutma bizi,
unutma bizi...








#66
köpük gibi


Yüzümü ufka kaldırıp baktığımda,
Seni görüyorum engin denizlere vurmuş aksin,
Koşuyorum dalgalara,tam kavuştuğumu sanırken
Köpük olup kayıp gidiyor yüreğin ellerimden.

Geçmişte neden yaşıyorum bilmiyorum,
Yüreğimin en derin köşesine saklanmışsın.
Çıkıyorsun rüyalarımda karşıma
Lakin ne zaman elimi uzatsam sana
Kayıp gidiyor köpük gibi ellerin ellerimden

Çocukluğumda yaşadığım anılarımsın
Kayboluyor ruhum senin özleminde.
Nereye baksam seni görüp seni yaşıyorum,
Kayıp gidiyor hayalin köpük gibi düşlerimden.

Hala sıcaklığı avuçlarımda saçlarının
Nefesin yüreğimde sımsıcak
Gözlerinin maviliklerinde kaybolmuşum
Kayıp gidiyor sevdan köpük gibi yüreğimden


#67
Hayat Bize Mutlu Olma Sansi Vermedi



Hayat bize mutlu olma sansi
vermedi
Biz kendimizden baska
Herkesin üzüntüsünü
Üzüntümüz,
Acisini acimiz yaptik.
Çünkü Dünya'nin öbür ucunda,
Hiç tanimadigimiz bir insanin
Gözyasi bile içimizi parçaladi...
Kedilere agladik
Kuslarin yasini tuttuk.
Yüregimizin yufkaligi
Kimi zaman hayat karsisinda
Bizi zayif yapti.
Aslinda ne güzel seydir
Insanin insana yanmasi
Sevgili...
Ne güzeldir bilmedigin birinin
derdine üzülmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatimda hep
Üzüldüm, hep yandim..
Yasamak ne güzeldir be sevgili
Sevinerek, severek, sevilerek,
Düsünerek...
ve o vazgeçilmez sancilarini
Duyarak hayatin


#68
Nasıl Ayrılacağım

Nasıl ayrılacağız biz seninle?

Öyle çok sevdim ki seni,

Öyle alıştım, öyle bağlandım ki sana,

Sevdiğim senden nasıl ayrılacağım?



Nasıl doldun içime bilemezsin…

Acı tatlı seninle dolu yüreğim,

Her nefeste aklımdasın bebeğim,

Sevdiğim senden nasıl ayrılacağım?



Sensizliği düşünürsem çıldıracağım,

Bilmem nasıl sensiz yaşayacağım?

Ben hasretine nasıl alışacağım?

Sevdiğim senden nasıl ayrılacağım?



Ayrılmamız gerek biliyorum,

Deli gönlüme söz dinletemiyorum,

Sensiz doğan günü istemiyorum,

Sevdiğim senden nasıl ayrılacağım?


#69
Korku

Sevip sevilirken sevişmek,
sırat köprüsü
geç, geçebilirsen.
Ben geçemem, korkarım.
Sana yanarım.
Seni, bilmem...


#70
Aşk acı cekmenin zevkli tarafıdır
Boş Yere Ağlama

Bir gün ben öleceğim
Eminim sen mezarımın, başına gelip de
Ağlayacaksın boş yere ağlama
Gidenler geri gelmez
Ağlasan da fayda etmez
Sen, seni seveni görmedin
Gözlerin o kadar kör olmuş ki
Sevdam için senin için akıttığım
Gözyaşlarımı göremedin
Şimdi boş yere ağlama
Sen bari o güzel gözlere kıyma
Benim için sen ağlama
Ben ağladım hep ikimiz için
Seni düşündüğüm için


#71
Aşk acı cekmenin zevkli tarafıdır
Bir Damla Kan

Gül dalında güzel
Sevgi gönülde
Gül dikensiz kalmaz
Sevgi acıyı bırakmaz
Acıyı tadarsın sevdikçe
Ağlarsın sen sevmeyi bildikçe
Gül koparınca dalından
Dikeni batarsa eline
Bilesin bu bir acıdır
Sevdiğin için sevgin için
Bir damla kanı gözden çıkarmışsın
Bunun adı sevgiye akıtılan bir damla kandır


#72

Aşk acı cekmenin zevkli tarafıdır
BİR DAHA YOLUMA ÇIKMA

Ne kadar olmuştu ayrılalı
Unutmaya başlamıştım vefasızlıklarını
Kabullenmeyi ögrenmiştim
Bana hiçbir zaman sevdalanmayışını
Sonra aniden çıktın karşıma
Sevmeyi öğrendm,değerini anladım dedin
Bir insana sonradan değer verilmezmiş bilemedim
Çok teşekkürler sen bana bunu öğrettin!
Gene aptal kalbim inandı sana
Son bir şans verdim sevgim uğruna
Ama sen ne yaptın benimle oynadın
Üstelik bir açıklama yapmaya tenezzül de etmedin
Kabuk tutmaya başlamış yaramı kanattın
Bu da yetmezmiş gibi birde üstüne tuz bastın
Ben bu kadar insafsızlıgı hakedecek ne yaptım?
Belki biraz gururun varsa sana bir oyun hazırladım
'Senden çoktan vazgeçmiştim,
artık seni görmek istemiyorum'dedim
Eğer seviyorum gitme deseydin
Dayanamayıp sevgimi hiç yitirmediğimi itiraf ederdim
Ama sen hiç ısrar etmedin
Peki o zaman
Ben seni çok sevdim diye niye son bir yalan söyledin?
Beni küçük düşürdün
Bari sevgiyi küçük düşürmeseydin...



#73

Aşk acı cekmenin zevkli tarafıdır
SEVMEK KOLAY OLSA DA

En kolayıydı sevmek
En zoruydu sevilebilmek
Ben deliler gibi sevdim de
Önemli olan sevilebilmek

İnsan birine vurulurmuş
Sonra ona aşık olurmuş
Gün hayaller gerçek olurmuş
Ama sevilebilmek en zoruymuş



#74
Gel...çünküler bitti.

--------------------------------------------------------------------------------

Bosluguna sariliyorum her gece...
üsüyorum.yoklugun buz gibi vurmus evime ve yürek odalarimin duvarlarina.
duvarda asili resmin bile bakmiyor gözlerime...
her gece sensizligime içiyorum buz kesen evde.

Kalbim hala beklemeli aslinda.
geleceginin ihtimaliyle beklemek esas duruslarda...
yorgunluk veren bir sey bu."çik gel istersen."diyorum sensizligimde,bana bakmayan resmine...

Acilarla vurusuyorum ve yalanci acilarla avuturcasina geçistirmeye çalisiyorum kalbimi.
her seyi sadece senin için yapmaya çalisiyorum sevgili...

Bu sana kirk birinci mektupsal bir sey sevgili...
her birinde ayri bir sensizlik ve ayri bir sensizlik acisi var aslinda.
artik tükeniyorum her bosluguna sarilmalarda.ve ölüyorum her an üsümelerde...

Hiç bir sey olmayisin kadar yikici olamaz sevgili...
kapilarim hala aralik ve yolu hala aydinlik.
sen geleceksin ümidi ve ihtimaliyle yirmi dört saat beklemeliyim sevgili...

Bir sey hala kopmadi içimde...
en basta sen canim,en basta sen bas tacim...
anlamsizliga susmalar var içimde.sadece sana konusuyorum sevgili...
sana yaziyorum tüm güzel kelimeleri...

Vakti dolmadan ömrüm,gel sevgili...bilki ben çok acilar yasadim sevgili...
ama bu baska,sensizlik bir baska.


Gel yürek odalarima canim...
Gel...çünkü beklemeliyim.
Gel...çünkü bosluguna sariliyorum.
Gel...çünküler bitti.
Üsüyorum..


#75
aci çektim

seninle karsilastik o zamansiz mekanda
vurulmustum o ukala tavrina,
çok ugrastim mahkumun olmaya
aci çektim
ne güzeldi askimiz her dakikada
kaybolurdüm o fettan gözlerde
sevismeler bir sanat
ama yitikdim yillarca
aci çektim
kiskanirdim,üzülürdüm,kizardim
yap boz oldum elinde
oyuncakmiydim acaba kaderimde
aci çektim
ayrildik
hep ayni duygu yüregimde
özlem,keder,beynimde sanci
varkende ayni yokkende
aci çektim
sevgi aci çekmekmi
yoksa aci çekmekmi sevgi


#76
harıkaaa


#77
Hiçbir şey daha kötü olamaz
Kötü biten bir aşk sonrasından
Ahrazlaşırsın, gölgelenir nesneler
Her telaş ıssızlık taşır biraz
Kabahatli bir çocuk gibi çıkarsın
Sokağa, ki sokak puslu, alıngan
Kalbinden daha tenhadır dünya

Tenhadır sığındığın bütün kıyılar

Odan dağınıktır, tütün kokuyordur
Okusan da dilsizdir kitaplar
Bir fotoğraf düşer ansızın
Cam kesiği gülüşlerdir kanayan
Pencerende solgun bir ayışığı
Mahçup bir duruşla bakarsın
Susarsın. Sükût iyi gelir belki.


Ben Sana Benİ Sevmenİn İmkansizliĞini...

#78
BEN SANA BENİ SEVMENİN İMKANSIZLIĞINI...

ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
kendi yarasını kendi öpen bir çocuğum ben
kendi acısını kendi örten bir çocuk
yaz çiçeğidir tutunduğum dallar
çabucak çürür ömrüme
güz gelir, ağlarım
kış bastırır ürkerim
yüreğimin gurbetine giderim bir başıma
günümü sevda ederim
sevdamı hasret

ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
kendi düşünü kendi kuran bir çocuğum ben
kendi yaşını kendi kurutan bir çocuk
ölüme yakınım nicedir
gel gör ki büyülü şey bu hayat
toprağın üzerine uzanmışken
nasıl derim kimim kimsem yok diye
kandırılmışlığın denize çalınırken nasıl sitem ederim
bir sızı kalır işte ustaca işlenmiş
ne satılır ne de sergilenir

ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
kendi ninnisini kendi söyleyen bir çocuğum ben
kendi şiirini kendi ezberleyen bir çocuk
anne kokulu mendiller saklarım
baba gülüşlü resimler yaparım boyuna
her günüm bayram olur
her bayramım şekersiz, çikolatasız
olur olmaz heveslerim inatlaşmaktandır
adanmışlıktandır küçücük sevinçlerim
sevindirmelerim evrene karşı

ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
kendi elini kendi tutan bir çocuğum ben
kendi yüreğini kendi bilen bir çocuk


#79
TEL İSYAN EDER

Derdimi duyursam dertli sazıma
Ah çeker perdeler tel isyan eder
Gözyaşım göl olur kara yazıma
Taşar dalga vurur sel isyan eder

Yazın derdim kâğıt kalem yeterse
Gösterin bir dertli benden beterse
Bülbül suskun kalır karga öterse
Elbet hicap duyar gül isyan eder

Nice yol bekledim yağmurla kardan
Hayli zaman haber gelmez o yardan
Bir yaprak koparsan koca çınardan
Irgalanır gövde dal isyan eder

Açıldı sinemde onulmaz yara
Bülbül gibi düştüm figana zara
Sitemli bir name göndersem yare
Zarfın üzerinde pul isyan eder

Çağırdım Mevlâ'yı muradım verse
Elimden ne gelir sağırsa körse
Leylâ'yı arayan Mecnun değilse
Gark olur kumlara çöl isyan eder

Başım dumanlıdır doldur ver saki
Şu fani dünyada kim kalmış baki
Mahmut Erdal dosta varmadan ta ki
Mevtanın konduğu sal isyan eder


#80
Söylemek istesem Gönlümdekini
Dilime dolanan Izdırap Olur
Yazsaydım Ben derdimin Bir Tekini
Ciltlere Sığmayan Bir Kitap Olur
********************************
Ah Ne Yaman Çileli Bir İnsanmışım
Sunulan Her Zehri Şifa Sanmışım
Ah Ne aldanmışım
Aldanan Gönülde Aşk Serap Olur...




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:52 .