Sponsorlu Bağlantılar:
  Kalpten Dile Dökülen Nağmeler.
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Like Tree524Beğeniler
Cevapla
Seçenekler
Alt 06-05-2009, 12:36 #1

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu

Kalpten Dile Dökülen Nağmeler.

Her gece olduğundan biraz daha muhtacım sana,Kırgınım aslında, kızgınım…
Hayır sana değil; Seni kırıp üzen şu aptallığıma…
Ne olursa olsun
Zamanım da mekanım da değişmiyor Hep her zaman aynı yere çıkıyor bütün yollar;
Sana!..

Uzun zaman oldu içimdeki maviler donalı. Kendim seçtim sevdayı tek başıma
yaşamayı. Yalnızlığımın sorumluluğunu taşıyacak kadar da yürekli olduğumu
düşünür ve söylerdim herkese gururla. Geceler sancı olur işlerdi içime ama
yüreğimde yaşattığım sevdamı düşündükçe, içime yayılan sıcaklık alıp götürürdü
tüm sancılarımı...

Ne kadar zamandır böyleyim, ne kadar zamandır en yakın dostum özlem,
hatırlamıyorum. Sanki zaman durdu. Evet özlüyorum ve özlemeyi de seviyorum.
Çünkü özlemin içinde aşkım, mutluluğum, umutlarım var. Gidenlerin ardından ağıt
yakmamayı öğreneli çok uzun zaman oldu ama sen bambaşkaydın. Kimseyi senin kadar
sevmemiştim ki. Seni birine anlatmaya kalksam sözcükler yetmiyor, kelimeler
acizleşiyor. Neye benzetsem, hep bir yanın eksik kalıyor...

Gülemiyorum artık? En iyi yapabildiğim şeyi kaybettim? Aslında önce seni ve
senle birlikte herşeyimi kaybettim. Yanımda yoksun. Olsan sarılırdım sana sıkı
sıkı. Bırakmazdım, sıkılır, bağırır çağırırdın ama ben biraz daha fazla
sarılırdım sana. Biliyorum benden bağımsızdın, hiç sahip olamadım sana. Olmakta
istemedim aslında, çünkü hep yanımda olacaktın... Ya da ben öyle sandım...

Dinlediğim her şarkıda, her yağmurda ıslanışımda, dalgaların kayalara
çarpışında, her nisanda ve her eylülde, sen yeniden gidiyorsun benden. Ben bu
ayrılışların acısını yaşarken, birgün gidebileceklerini düşünerek, kimsenin
gelmesine izin vermiyorum…

Sana ilk satırlarımı yazdığımda, yine mum ışığı vardı odamda. Soğuk, beyaz bir
defterin her şeyi hayale dönüştüren sayfalarında, ilk kez seni yaşamıştım. Şimdi
uzun yağmurların ardından yine mum ışığıyla dolu odamda, yine ve hala sana
yazıyorum. Çünkü ben her hayal kırıklığım, her duvara çarpışımdan sonra hala
sana dönüyorum.

Ortasından kopartıldığı için hiçbir zaman sonu gelmeyecek günlerimize dönüp,
hala seni arıyorum... Çünkü hala seni .........



Benzer Konular

Görüntüleme:168192, Cevaplar:3731

Alt 06-05-2009, 12:38 #2

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu
Yemin olsun! Yıllar sonra da gözlerinin rengini unutmamış olacağım ..

Ayrılığımızın tüm zamanlarını biriktirdiğim bu gecenin, son kahvesini içiyorum sevgilim. Düşündüm... Neleri seçip, nelerden vazgeçtiğimi! Seni seçip, senden vazgeçmelerimle geçmiş dolduramadığım gündüzlerim, gecelerim, kışım, baharım....

Hafızamın bizimle ilgili kayıtları sağanak halinde bu gece..Elimi sıkıca tutan elin, beraber söylediğimiz ama senin makâmını bir türlü tutturamadığın Sezen şarkıları, dolu dolu kahkahaların, çocuk gibi göz kırpışların, güz renkleri, kar manzaraları, veda buseleri, dalga sesleri, ışıl ışıl akşamlar..Dedim ya, bugün tüm kayıtlar yağıyor göz yaşlarıma..Hiçbir çağrışımınla ödeşemedim ki yokluğunda, bugün ödeşeyim..Sensizlik zor!

Sevdim seni deli adam!

Kahvaltı yapmadan içmeme izin vermediğin ve beni krize sokan sigarasızlıklarımı bile özledim.

Hayatımın, seninle geçen deli mi deli ama en hesapsız günlerini özledim.
Sevdim seni..

Sevda iştahı kaçmış aşıklar için, iştahsız yıkıntılar içinde, sözde sevda denilen, saçmalıklara tercih etmedim içimdeki yangını. Sensizken de seninleydim bir başıma.Yalnızlıktan bıkıp yelken açamadım olmayacak olan ve kaderimde yazmayan denizlere..Bütün bunların hayal gücünü aşacağını biliyorum oys¤¤¤¤endinle konuşurken bile, dudak payın var artık tüm kelimelerinde değil mi?.Olsun yine de seviyorum seni..

Bana gel dediğin an mesafeler anlamını hiç yitirmeyecek bilesin..Yol sevdadır..Böyle ihtişamlı bir aşk karşısında ne yapılabilir ki, seni ölesiye sevmekten başka? Bu sahne eşsiz bir an; geçerken onu selamlamak gerek ve ben sessizce selamlıyorum, bir kahve daha içmeliyim..Heyhat! Zamanı yine savuramadım.

Seni seviyorum..




Alt 06-05-2009, 12:39 #3

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu
Hiç görmedin,
Senin için akan gözyaşlarımı...
Hiç bilmedin,
Seni düşünürken
Nasıl dalıp gittiğimi...
Hiç hissetmedin,
Çöl ortasında, vadiyi özler gibi
Seni özlediğimi...
Unutmaya çalıştım...
Unutamadım...
SEN, unutamadığımsın...
Hiç sormadım,
Unutulmuşluk kervanının bir yolcusu
Bir handa sabahlayan, bir yabancı
Bir günlüğüne açan çiçek..
Bir gecede bitirilen sohbet mi olmak istedin???
Göremedin çabamı...
Unutmaya çalıştığımı bilmedin...
Çektiğim ızdırabı hissetmedin...
Ne gelir elden??
Unutamadım...
SEN unutamadığımsın..




Alt 06-05-2009, 12:40 #4

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu
SONSUZ AŞK

Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga,
Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya.
Dalga, seven - kıyı, sevilendir.
Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
Ve döner hep geriye
Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca
İşte, ben de seni böyle severim yar.

Yar, bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini?
Bilirler görünmeyeceklerini...
Sevilmeyeceklerini...
Koklanmayacaklarını...
Okşanmayacaklarını...
Ama inatla açarlar aşkla, sevgiyle, özlemle.
Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını
İşte, ben de seni böyle beklerim yar.

Yar, ipek böceğini bilir misin?
Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını
Bilir o, ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını
Ama aşkına feda eder kendini.
Öyle verir kendini yarenine korkusuzca
İşte, ben de kendimi böyle veririm sana yar.

Yar, ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin ?
Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için
Öyle zorludur ki ayrılmaları
Verir meyvesini ağaç
meyve tohum olur, tohum kök olur
Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden

İşte bende böyle yar;
Yok olmayı göze aldım, tekrar sende doğmak icin.






Alt 06-05-2009, 12:50 #5

<<NeyzeN>>

αуαи_ı ѕαв̔


Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini
Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu
Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim
Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim boz bulanık gençliğimde
Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi? Sevdim....
Ümit Yaşar Oğuzcan




Alt 06-05-2009, 13:03 #6

<<NeyzeN>>

αуαи_ı ѕαв̔


Kalpten Dile Dökülen Nağmeler.
Hiç okuyamıyacagın bir mektup yazıp hayali murekkeple
yorgun ayaklı bir postacıya veriyorum;
hiç ulaşmasın sana diye.
Kalpten Dile Dökülen Nağmeler.
Çifte yedili atarsan
İpini koparmış bir ucurtma kadar özgür olacağım ; söz.
ama şimdi nane,limon kaynatmam gerek kalemime
Hapşırıyor tükenmezi
Titriyor kelimelerimin akibeti belirsiz hiçliği
nefessiz bırakılmış öznelerim
fiillerimde açkarnına tokluk hissi.
Üşüyorum nedeni belli
Kalpten Dile Dökülen Nağmeler.
Vaktini çalacağım belki ama;
hadi bana ateşe verilmiş bir cumle sonu bul



GUAPO! ve Marilyɳ Monroє Bunu beğendi.

Alt 06-05-2009, 13:16 #7

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu
Güzel şiirlerini sayfamda paylaştığın için teşekkürler esin.



Marilyɳ Monroє Bunu beğendi.

Alt 06-05-2009, 13:18 #8

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu
Tek bir kalemde silip atabildiysen yaşananları, hiç için acımadıysa, korkmadıysan anıların altında ezileceğinden ve gün gelip vicdanınla yalnız kalacağını düşünmediysen, ne diyebilirim? Benim için şimdi susma vaktidir.
Şimdi Susma Vaktidir!
Kalpten Dile Dökülen Nağmeler.

İnsan yaşamında ne fırtınalardan geçiyor. Kaç denizde boğuşup azgın sularla, derede boğulmak olur mu? Oluyormuş! Bu kadar komik sebeplerden mi kavga ettik yani? Hiç mi hatırı yoktu sevdanın? Sen zaten gitmek istiyormuşsun, an yakalamamışsın meğer ayrılacağa davetiye olacak.
Yıllar geçti, içinde sevgi olmayan bir tek gün vermedim aşkımıza. İlk günden daha fazla sevmeyi öğrettim kalbime. Zamanla azalır aşkın diyenlere inat sevdim. Bir çocuğu büyütür gibi eğittim, korudum, sakındım sevgimizi.
Sıkıldın herhalde, öyle mi? Yoksa mantıklı bir cevabı yok bu anlamsız tartışmaların. Daha dürüst olmalıydı, daha yürekli bir gidiş yakışırdı bu ilişkiye. O zaman değerlenirdin gözümde. Başka birini sevip mesela, dimdik durabilseydin karşımda, hiç olmazsa başka birine olan sevgine sahip çıkabilseydin, bir kahraman edasında gidebilseydin yanımdan, bak o zaman daha kıymetli ve daha aşık kalacaktın gözümde!
Aklıma geliyor, üzülüyorum. Yok canım, gitmen değil ki derdim; gitme şekline üzülüyorum. O zaman senden daha adammışım gibi geliyor, kadın duruşuma, erkek yüreği ekliyorum. Bundan sonra gelecek olana, bonus olarak bu yüreği vermeyi düşünüyorum. Kim hak edecekse?
“İnsan birine tutkun olmalıdır” der Goethe! Bence insan en az bir şey olmalıdır. İyi bir dost, iyi bir eş, iyi bir baba, iyi evlat, mesleğinde iyi, iyi bir ağabey; bunlardan hiç olmazsa birinde başarılı olmalıdır. Hangi sıfatı kendine yakın buldun, söylesene? Gerçi sana kalsa, hepsinde bir numarasındır ama kazın ayağı öyle değil!
Ben yanıldım! Yanılmak yanlış oldu galiba, düzeltiyorum, kandırıldım! Ne güzel bir resim çizmişsin. Mükemmele yakın bir adam! Olmayacağını bile bile inandım. İnanmak istemiş olabilirim, peki sende hiç vicdan yok muydu?
Yalnız bir kere için, soruma dürüst cevap verir misin? Dost olarak gelsem, sana senin gibi bir adamı anlatsam, bana ne derdin? O adam için neler söylerdin? Sakın bırakma, sevginin peşinden mi git derdin? Çok merak ediyorum, aynada gözlerine bakabiliyor musun? Değer verdiğin, sahip çıktığın hiçbir şey yok mu bu dünyada? En azından evlatların, onlar için bile biraz çabalamaya değmez miydi?
Aslında tebrik etmek lazım, ciddi söylüyorum, hem de madalya vererek ödüllendirmek gerek. Nasıl becerebilir bir insan evladı bu kadar düzenbazlığı? Bunca emek, zaman ve çabayı sevgine harcasaydın, seni başımda taşırdım. Taht yapar, üstünde oturturdum. Zekana söylenecek laf yok, çevrendeki herkesi bu kadar başarılı bir şekilde kandırabilmen takdire şayan. Peki, hiç mi üşümez yüreğin? Korkmaz mısın gün olurda hesabı sorulur diye?
Kime, neyi anlatıyorum ki? Bunlar senin bir kulağından girip ötekinden ışık hızıyla çıkar. En iyisi her şeyi yukarıya bırakmak. Ne yaşayacaksan bu hayat yolculuğunda, seni ona teslim ediyorum. Beddua etmiyorum, arkandan küfür de etmeyeceğim. Kızgınlığım zaten yok. Bu yazdıklarım sadece şaşkınlık. Gözlerime bakacak kadar yürekli olsaydın, hepsini yüzüne söylerdim. Seni yaşamın ellerine teslim ediyorum. Sevmek için seni seçmek benim tercihimdi, bedelini ödeyeceğim. Bundan sonra bana sadece susmak yakışır, susuyorum…..



Marilyɳ Monroє ve A?K CELLADI Bunu beğendi.

Alt 06-05-2009, 13:18 #9

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu
Gittiğin gün yumruğumu vurduğum
duvarla yüz yüzeyim şimdi
bu şehir
ayrılıkların en kötüsünü yükledi gençliğime


Kalpten Dile Dökülen Nağmeler.

ve sen bana
dayanılmaz bir bekleyiş bıraktın
bitmiyor

yine eylüle denk gelmişti firarın
sararmış bir mevsimde unuttun beni
ben gözlerini sakladım odamda
gülüşünü hapsettim ömrüme
gülüşün ki şimdilerde uykumu yokluyor






Kalpten Dile Dökülen Nağmeler.



gittiğin günden beri durdu zaman
geçmiyor




Marilyɳ Monroє ve A?K CELLADI Bunu beğendi.

Alt 06-05-2009, 13:19 #10

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu
Kalpten Dile Dökülen Nağmeler.

Şimdi bir şarkı yaz bana, adı dört harf olsun. Sözlerinin içinde bir bakışının dilencisi olduğum en çok özlenilen gözlerin olsun. O gözlerki anlamsızlıklara bin anlam katan. Ağlamanı gördüm, gülmeni gördüm, en acimaz bakışlarını gördüm. O gözlerde en çok uçsuz, buçaksız huzur vadisini gördüm.

Şimdi bir şarkı yaz bana adı dört harf olsun. Bu şarkının müziği ılık yağan nisan yağmurları gibi ruhuma işleyen gülüşlerin olsun. O gülüş ile kurumuş bir ağaca baksan dayanamaz yeşerir. Bir zamanlar kurumuş bir ağaçtım, sende yeşeren. Ne zamanki bakışların üstümden çekildi ben kurudum.

Şimdi bir şarkı yaz bana adı dört harf olsun. Bu şarkıda sen gül, ben bülbül olayım. Labirent yollardan kapına geleyim, sevgimi hürmetle sana sunayım. Sen gül'ün rolüne burun, isteme beni kapında, kov acizane sevgimi. Bu hep böyle olsun! Varılmaz olan sana, varmak değildi amaç! Senin yolunda ölmekti amaç. Boş ver bu sözleri, sen gül'sün bunuda anlamazsın, bülbül'ü asırlardır anlamadığın gibi. Sen gül'sün, ben gülünü kaybeden bülbül.

Şimdi bir şarkı yaz bana adı dört harf olsun. Bu şarkıda sen güneş ol. Her yeniden doğmak için battığında, seni izlerken ben kendi içimde bir daha doğmamak üzere tek bir defa batayım. Şimdi doğuyorsun her sabah sevdiğinin gönlünde. Bense o akşam battım içimde bir daha doğmamak üzere.

Sensiz yaşayamam, sensizliğin içinde ölürüm demiştim. Sen alaycı gözlerinle bana bakarak kimse, kimse için ölmez dedin. Evet kimse, kimse için ölmedi. Kimse olmayan sen için ölündü! Şimdi bir şarkı yaz bana, adı dört harf olan "ölüm" olsun.



Marilyɳ Monroє ve A?K CELLADI Bunu beğendi.

Alt 06-05-2009, 13:20 #11

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu
Bitti Diyorsun...
(aşk'ları suskunluklar vurur)
bitti diyorsun
kocaman bir hava boşluğu oluşuyor yüreğimde
birden üşüyorum
çok üşüyorum
garip bir dengesizlik../..yön devinimi
otomatik bir yüreğim yok ki,
o girsin devreye ve kurtarsın beni

ne garip değil mi.
şimdiki zamanı yaşayıp,
gelecek zamanı düşünürken,
birdenbire geçmiş zaman kipinde takılı kalmak
ve dalıp gitmek garip bir bilinmezliğe
hemde çok garip
türk dili edebiyatı şeklinde yaşanıyor aşklar
türk dil kurumuna kendini beğendirmek ister gibi

bitti diyorsun
kırılıyor düşler birer birer
ortalık düş kırıklığı sitesi
ortalık yangın yeri
nasıl toplarsın diye sorsam..
hayır../..cevaplama
konuşmama hakkına sahipsin
söylediklerini aleyhine delil olarak kullanabilirim
istersen bir avukat tut diyeceğim ama
bir avukat bile temizleyemez,
çıkardığın yangının küllerini

susuyorum
susmak ağır gelsede
bu kadar kolay işte
kocaman bir yaşanmışlığı,
sokaktan geçen eskiciye verir gibi,
arkanı dönüp de gitmek
üstüne kaç para aldın,
yetti mi bir akşamlık otuzbeşliğine.

bitti diyorsun
vuruyor bütün dalgalar yüreğime
vuruyor umarsızlığın bütün bedenime
şarkılar söylüyorum hiç durmadan
şarkılar söylüyorum bir kalemde silebilenlere

bitti diyorsun
bu kadar kolay söylüyorsun
cinsiyetsiz bir sevda bırakıyorsun şehir çöplüğüne


bitti diyorsun


tek bir kelimeyle kan döküyorsun..




Alt 06-05-2009, 14:02 #12

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu
Öldürecektim seni bende ;kendimde o gücü bulabilseydim eğer...
Sindiremeyecektim senden kalanları benden uzak mezarlara koymaya!!Diyar diyar dolaşıp yine içime gömecektim seni en sonunda...
''Ben demiştim'' diyenlere, üzüntümü belli etmemek için kuşandığım, mekanik tebessümlerimin ardındaki yaşlarla sulayacaktım taze mezar toprağına ektiğim çiçekleri...
Ama ben seni içimde öldürmeye kıyamadım....
Başarabilseydim incitecektim seni,incinmişliğimin verdiği cahil cesaretle..
Ne var ne yok sayıp dökecektim karşına geçip..
Kendimi hayrete düşürürcesine birer tokat gibi vuracaktım hiç kullanmadığım o ağır lafları..
Kıracaktım seni bin bir parçaya ayırana kadar..
Duvardan duvara fırlatacaktım sevgi diye önüme sunduğun hastalıklı duygularını.....
Ama ben seni incitmeye de kıyamadım....
Elimden gelseydi unutacaktım seni..
Gözlerimden silecektim hayalini ve dilimden adını.
Duman duman atacaktım seni bu şehirdeki tüm bacalardan;ama soluduğum havaya karışıp yine dolacaktın ciğerlerime.
Onlarca damla döküp göz pınarlarımdan akıtacaktım seni sevgimin atığı diye;ama ıslaklığın kalacaktı elmacık kemiklerimde..
Bu kez de tenimin tuzuna karışacaktın..“Sözümü tutacağım ,adını anmayacağım”nağmelerini dinleyip neyi unutacağımı unutacaktım seni unutayım derken..
Zaten ben seni unutmaya da kıyamadım......
Ne kadar çabuk geldi ayrılık...Oysa daha yeni başlamıştık birbirimize ayak uydurmaya,daha doğrusu ayak uyduramamaya..Nedensizliklerin iç çekişlerini dinlerken vedalar bozdu suskunluğumuzu..Bana mıydı kızgınlığın yoksa kendine mi anlamadım...Kaçar gibi veda ettin...
Oysa ben seni sevmelere doyamadım!!!

Öldürecektim seni..
incitecektim seni..
unutacaktım seni... ama lanet olsun!!! kı-ya-ma-dım.
Oysa ben seni sevmelere doyamadım!!!




Alt 06-05-2009, 14:02 #13

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu
“Her şeyi tül perdenin arkasından izleyen
yabancı bir memlekete bakar gibi bana bakan
yabancı gözleri yazıyorum………..”

Yağmura bakan gözleri vardı bu şehrin
O yüzden midir bilmem
İnceden bir ney taksimi gibi
Gökyüzüne yükselirdi çocukları
Gece dilencilerin parmak uçlarında
Gün hırsızların elindeydi
Buradaydı yorgun yorumsuz sessiz kilitlenmeler
Hayret ettirici şey ise sokaklar şiir kokardı…….
Radyoda Cem Karaca
Sen de duyuyor musun
Hep kahır hep kahır
Anlat diyordu
Nasıldı …….
Yaralar ölüme sarılırken
Niyeti kandilsiz bir gurbet yerleşirdi ellerime
Puslu gözleriyle
Yetim kalmış şehirlerin
Terkedilmiş sokaklarını yazardım sana
Sana yazardım
Yıkılıp giden bir kentin sarılığına aldırmadan…….
Sayfalara kilometreler sığmayacak
Ya da o kilometreler inatla o sayfalara taşınmayacak
Biliyorum gözlerden uzak bir iklimin yoksunluğundasın
Sana yazıyorum
Sayfalar yoruluyor
Gün düşüyor ellerimden
Ben de yoruluyorum
Küle sensizlik çöküyor geceye nem
Ve mavi gözlerime dokunuyor artık
Yetmezmiş gibi
“ Aylara ve günlere bölüyorum kendimi
hüznün yağıyor takvim sayfalarından
soluğuma yerleşiyor yosun kokusu
Sana yazıyorum
Susmalara ses
Sese sessizlik
Sessizliğe gözlerin düşüyor
Aniden bir yaşamak geçiyor kapımdan
Sen sanıyorum kanayan yaramı
İçimde sakladığım serseri bir yanılmaymış
Yalnızlığımın önce gözlerinden
Sonra da ellerinden düşüyorsun
Kendimi gizliyorum
Bu ağır yara seni sildiğinde
Yokluğum arasında
Şehir içi otobüslerde gidip geleceksin
Biliyor musun bir yaşamak adına taşınacak bu yara…..
Bütün kuşları ben öldürdüm
Sesimi inkar etmiyorum
Arkasındayım
Bir adımdın
Ve kaybettim
Bir damla gözyaşında…




Alt 06-05-2009, 14:03 #14

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu
Bir başka anlamı vardır
Bu hayatın bende..
Aynı anda yaşarım ben
korkuyu da sevmeyide..
çünkü ben ne zaman çok sevsem
ne zaman biriyle çok mutlu olsam
bir ayrılık gerçek olur bende..

sanki mutluluklar haram olmuştur bana
bilmem bu kader neden
çok görür,
bir yudum mutluluğu bana..

öylece yaşayıp giderken
kendi dünyamda,
bırakmaşken kendimi ben,
öylece hayatın akışına;
yine bir bildik son,
çıkar gelir karşıma..

Hep unutmak istedim ben,
Bu ayrılıkları..
Hep çıkarmak istedim
Hayatımdan..
Ve hiç olmadı benim,
doyunca
yaşadığım bir mutluluk..
Hep istedim ki yaşarken
bir mutluluğu,
olmasın aklımda
ayrılıklar..

sevemedim bir türlü ben,
gerçekten sevmeyi..
çünkü aklımda hep
bir ayrılık korkusu
olur..
ve ben ne zaman birini çok sevsem
onunla mutlu olsam;
içimde bir hüzün,
bir korku olur..
çünkü ben ne zaman çok sevsem,
ne zaman biriyle mutlu olsam,
bir ayrılık gerçek
olur bende be güzelim..




Alt 06-05-2009, 14:04 #15

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu
Acıyı görmek mi istiyorsun?
Gözlerime bak!
Dudaklarımda söyleyemediğim sana ait duyguları,
Bana her fırsatta bıraktığın yokluğunun acısını fark edeceksin.
O zaman anlayacaksın acının sende ne kadar masum durduğunu.

Ayrı yetişmiş güllerin birbirine hasreti gibi,
Umutla kurudum sensiz.
Ve sen hiç gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyemedin.
Oysa sırf bu kelime için kurduğum hayallerdi beni hayatta tutan
Bir boşluktan içeri girdim her gece,
Senli düşlerden sensiz karanlıklara süzülür gibi.

Ellerin nasıldı? Küçük müydüler? ve parmakların ince uzun mu?
Parmaklarını parmaklarımın arasında hissedip,
Seninle sahil boyu denizi hiç fark etmeden bir birimize bakıp yürüyemedik.
Gözlerinin yeşilinde geleceğe dair hayaller kuramadan,
sadece umut ettim gözlerini görebilmeyi.
Ve o gözlerinde ki ışıltıyla karanlık gecelerime yol göstermeni istedim.

Acıyı görmek mi istiyorsun.
Gözlerime bak!
Ve yaşanmamış boşa geçen anların hüzünlü şiir'ini oku,
Kirpiklerinden sıyrılıp yanaklarına düşen dizelerimde.

Bensiz yattığın o yataklarda benli hayaller kurma artık.
Sabahlara merhaba derken beni seven bir şair var deyip gurur duy sadece.
Ve hiç bilme o şairin senin için her gün defalarca öldüğünü.
Ve bil ki insan sevdiğiyle beraber olacak mahşerde.
Tek avuntum bu şimdilik.

Dünyada olamadığım anları mahşere bıraktım ben,
Ben seni bu dünyalık mı sevdim sandın?
Ölüm'müş,terk edilişmiş umurumda değil,gelme istersen.
Nasılsa bir gün hayat biletimi kestiğinde,
Kavuşma vakti olacak benim için ölüm.
Dudaklarımda ki acı tat?
Yoksa acı bir tebessüm mü olacak sana ulaşmayı beklemek?
Ne yazık hiç bilemeyeceğim.

Acıyı görmek mi istiyorsun?
Gözlerime bak!
Sen uzakta çok uzakta
Bensiz bir yaşamın anlamsız günlerini yaşamaktasın,
Benim gibi.

Seni seviyorum,
Gerçeğin ta kendisi bu iki kelime,
Sırf dudaklardan çıkması istenen değil de
İçimde taa içimde senin için atan bir kalbin feryadı,
Haykırışı bu sevdiğim.
Sana ulaşamasam da,
Biliyorum ki zavallı kalbim
Sana ait her şeyi saklıyor en gizli yerlerinde
Kanlı ve uykusuz gözyaşlarımın
Her gece aynalardan süzülmesi gibi acı veriyor uzaklarda oluşun.

Biliyorum beni sevdiğini
Acıyı tattığını da benden uzaklarda
Ama hiç bana sana ait bir şeyi vermedin?
Acı tek taraflı olsaydı,
Ne yürek dayanırdı ne yaşamın bir anlamı olurdu.
Ama yokluk kötü sevdiğim.
Bir beden olmak isteyen yüreklerde ayrı ayrı yaşamak kötü.

Sana her fırsatta koşmak isterken beni durdurmaların,
Yüzüne hasret kaldığım günlerde
Beni ısrarla kırışlarını hiç anlamış değilim.
Eminim yine okuyunca bu şiirimi büzeceksin dudaklarını
Ve eminim ağlayacaksın.
Ağlamak seni ben yapar sevdiğim
Ve beni sen yapanda içimde senin için yanan bir kalple yaşamak.
Her gün Üsküdar’da oturup kendimi dinlerim
Oysa konuşan sendin hep benimle,
Ne martıların vapurlara takılışı,
Ne işportacıların bağırışıydı fark ettiğim.
Ben denizi seyrederken gözlerinde boğulmayı sevdim.
Yosun tuttu gözyaşlarım sensizliğin dalgalarında.
Gözlerim ve ben her Üsküdar’a inişimizde
Bir gün seninle bir bankta oturup
Sadece ve sadece hiç konuşmadan gözlerine bakmak istedik.

Kaç zamandır bir hüzün dolaşıyor odamda.
Duvarlar bir şeyler söylüyor sanki
Adım adım yok oluşumu izliyorum
Her batan güneşin karanlığı getirmesiyle.
Sabahlara kadar uykusuz gözlerimle uzaklara,
karanlıklara bakıyorum mütemediyen
Kayan her yıldızda tek bir şey diliyorum?
Ve Senin için yalvardığım namazlarda secdeye kapanıp
Rabbime ettiğim dualarım,
Tuttuğum dilekle aynı olması ve sonra umudumu yitirmeden
Rabbimin bir bildiği var deyip
Kabul olmadığında dualarımın
Tekrar tekrar yalvarmalarım.

Seni okyanusların diplerinde
Bir midyenin içinde ki
İnciyi görme ihtimalimin olmadığı gibi kabul ettim aşkım
Ve seni hiç ulaşılamayacak dağların zirvesinde
Koklayamayacağım bir çiçek olduğunu fark ettiğimde
Tek bir şey düşündüm?

Dokunamadan tenine,
Öpemeden öpülesi dudaklarını mahşere erteledim vuslatı.
Ben o kargaşada ne yaparım bilmem ama
İnsan mahşerde sevdiğiyle beraberdir derler
Seni seviyorum meleğim.

Acımasız olan ne sensin ne de ben,
Bize gümüş tepsiyle sunulan hüzünlü bir hayat sadece
Ve kabul etmesi zor olan bu ayrılıklara katlanmak sanırım.
İnsan yaşamın değerini
Yüzü ve kalbi güldüğünde anlıyor
Anlıyor ki ölüm sadece toprağa girmek değil
Ve nefesi kesilene kadar yaşadığı her şeyin
Gözlerinin önünden geçmesi değil.
Ölüm sensizliğin sadece yaşarken verilen cezası sevdiğim.

Seni bulduğumda sevgi anlam kazandı
Her anımsadığımda yaşamamım oldu gülüşlerin
Hiç tükenmedi içimde senin için yanan ateş
Ve ben o ateşle yanmayı,
Sırf seni sevmek olduğu için
İnan bana çok sevdim.

01,08,2006
Oysa
Doğum günüme sadece 10 gün kalmıştı
Eğer yanımda olsaydın
Yaşama daha bir sıkı sarılacaktım..
Şimdi ölüm ne anlam taşıyor?
Yaşamak ne anlam?
Hiç anlayamayacağım
Sensiz bedenim toprağa girmedikçe




Alt 06-05-2009, 14:39 #16

tuğsecan

ÇiMeN GöZLü DeLi KıS

Kalpten Dile Dökülen Nağmeler.



Her gecedeKalpten Dile Dökülen Nağmeler. seni düşündüğümde
İçerim ağlıyor bakıp maziye
Unutup geçmişi her güldüğümde
Yüreğim yanıyor bakıp maziye.

Allah’tan dileğim sende hiç gülme
Uzun yıllar yaşa sürün be ölme
Çağırmam ki artık istersen gelme
Ölmek istiyorum bakıp maziye.

Anımsadın mı aşk dolu günleri
Koklayıp bana attığın gülleri
Terk ettim artık o acı yılları
Mevsimler ağladı bakıp maziye.

Kışın sıcağındaKalpten Dile Dökülen Nağmeler. yazın gölgende
Anla artık çeyrek kaldı ölmeme
Gerek yok son nefesimde gelmene
Karaları giydim bakıp maziye.





Alt 06-05-2009, 14:47 #17

tuğsecan

ÇiMeN GöZLü DeLi KıS

Kalpten Dile Dökülen Nağmeler.

Sımsıcak el eden bal gülüş

Kıvılcımlandırdı benliğimi

Dağlardaki çoban ateşlerine döndüm

Işıl ışıl bir özlemle

Çiçeklere büründüm.

Güller yağdıran bir el

Nakış nakış işledi içime sevgiyi

Giydirdi mutluluk adlı gökkuşağı giysiyi

Sevincim duramadı yerinde

Kuşlara parmak ısırtan bir uçuşla

Ulaştı gökyüzünün en yüksek katına

DağlarKalpten Dile Dökülen Nağmeler. denizler selam durdu sevdama

Taht kurdum yaşamanın doruğuna

Aktım özveri pınarına

Gülüşünün verdiği aşkla coştum

Mest oldum güzelliğinin şarabıyla

Türküleştirdi benliğimi

Gözlerinin şiiri





Alt 06-05-2009, 16:15 #18

Leyl-i Serâir

DâussıLa.


~


Akşamı oluyor umut ufuklarında
yalnızlığımın.
Anıların acısıyla pişman
kıyılarıma vuruyor dalgalar.
Nar çiçeği yasında
göz limanlarımda bulutlar.
Şimdi boş bir umutla
güneşi uğurluyorlar.
Yeşerirken gözbebeklerimde
aldanmışcasına yaşlar.
Suskun şimdi
unutulmadık bir yerinde anılar.
Anıların acısıyla pişman
kıyılarıma vuruyor dalgalar.




Alt 06-05-2009, 16:48 #19

αѕι яυн_вנк

''αşкα ιηαηм

Tahtadan yapılmış bir uzun kutu:
Baş tarafı geniş ayak ucu dar.
Çakanlar bilir ki ,bu boş tabutu ,
Yarın kendileri dolduracaklar.

Her yandan küçülen bir oda gibi,
Duvarlar yanaşmış , tavan alçalmış.
Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
Hyalim içinde uzanmış kalmış.

Cılız vücuduma tam görünse de,
İçim bu dar yere sığmaz diyor.
Geride kalanlar hep dövünse de,
İnsan birer birer yine giriyor.

Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
Tabut değildir bu bir tahta kundak.
Bu ağır hediye kime gidecek.
Çakılır çakılmaz üstüne kapak ?




Alt 06-05-2009, 17:35 #20

◊◊Gûñ~Іşıĝı◊◊

mavioje

Son Söz!
Biliyorum;
Bir gün unutulacaksın
Silinecek şiirlerimden “Sen” dizeleri
Hafızamın hiçbir karesinde kalmayacak /siluetin
Anılar yabancı olacak, sana dair ne varsa
Maviler anımsatmayacak seni /kesin
Şarap kızılı özletmeyecek dudaklarını
Çizilecek cümle öznelerin üzeri /kuralsız
Körelecek en haşmetlisi bile yıldızların
Parlamayacak ne/densiz
Boyut boyut yalnızlıklar çökecek üzerine
Öbeklenecek kara gecelerine
Hiçliği anlayacaksın
Ağlayacaksın!

Diyorum ya işte o gün
Güneş daha turuncu olacak
Şafak daha kızıl
Aşk ölümsüz olacak, yokluğunda
Kirlenmeyecek masumluğu
Umut taze kalacak sevdalarda

Ve
Son bir söz daha sevgili!

“İstemiyorum oyuncaklarımı sende kalsın
Sen nasılsa kıracaksın!
Beni kırdığın gibi!"




Cevapla

Etiket
unutulmuyor


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:57 .