Savrularak ölmek isterken, damla damla eriyorum...
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 01-06-2009, 13:18 #1

Chinatsu

Acemi Üye

Savrularak ölmek isterken, damla damla eriyorum...



Savrulup gitmek mi zor?
Yoksa eriyip bitmekmi günlerce?
Damla damla yanmak
Her damlada bin acı çekmek
Ve bu acılarla yok olmak mı?

Savrulup gitmek mi zor?
Yoksa dağılmak mı parçalanarak?
Sensizliğin getirdiği mutsuzluğu atamadan üzerimden
Acıların getirdiği sessizliğe kucak açmak mı?
Yada vapurla karşıya geçerken
Simit attığım martıların acı çığlıklarını duymak mı?

Savrulup gitmek mi zor?
Yoksa acılara gülmek mi kahkahalarla?
Bir uçurum kenarına gelip
Seçim yapmak mı hiç beklemeden?
Yada bankta oturup sıcak bir bardak çay içerken
Çaresiz bakışlarla etrafı izlemek mi?

Savrulup gitmek mi zor?
Yoksa çırpınarak ölmek mi bir hasta yatağında?
Herşeyden bıkıp bir köşeye çekilmek isterken
Aniden kendini tarifsiz aşkların içinde bulmak mı?
Yada gecenin tam ortasında
Hiç bilinmeyen bir yerde kafama sıkmak mı?


Alıntıdır.






Benzer Konular

Görüntüleme:2192, Cevaplar:9

İlginizi Çekebilir >
Alt 02-06-2009, 11:38 #2

Chinatsu

Acemi Üye

Yelkovanın ökçesi


Kurup gönül saatini
Yel kovanın ökçe sesi sen
Şen olunca gönül hanesi
Yüreğin Nabzını tutarım ben

Her saat onikiyi vurduğunda
Zaman uçar bir anda ellerimden
Bir rüya başlar, uyanırım ökçe
Sesiyle, şen akar damarım kan

Yelkovanla zamanı kovalarım
Her ökçe sesinde biraz durgunlaşır
Sonra gönül saatimi yeniden kurarım
Her onikide Papuçlarımı ararım





Alt 02-06-2009, 18:36 #3

xXxEsMeRCaDiLaRxXx

ѕαяι ρємвєℓι


Bu bölümde her üyenin tek baslik acma hakki vardir
Siirler bölümünün kurallarini okuyunuz...
https://www.tatliaskim.com/siirler/58...yenilendi.html
Basliklar birlestirildi





Alt 03-06-2009, 01:36 #4

яσ¢кη

« Figen »


...........................

.........

Bir gece...
Eskitilmiş hüzünlerin
yalınayak dolaşmaya korktuğu,
göz ucuyla bile
içeride olanlara bakmaya cesaret edemediği
yerden doldum damarlarına...

Bir ten...
düşekalka tutundu demir bileklerine
kalbi düşten...

Bir şehir...
Girdabında sen,
uzak rüzgarların savruluşunda ben...

Bir kalem...
Yazılmamış kelimelerin bekleyişinde sevdaya yelken açmış, biriktirdiği notlarla...

Bir sandık...
Hasıraltında kalmamış hislerin küçük alevlerle desteklendiği, titrekliği sevdadan olan...

Bir yudum kahve...
Sıcak kavuşmaların tiryakiliğine sarılmış, orta halli...

Bir film...
Sayacın işleyip de görüntülerin tende izlendiği...

Bir öykü...
Yazı karakterinde siyah, düşen yerde beyaz...

...ve özleme kesilmiş göbek bağının düştüğü toprakta, rüyalara sıçrayan minik tebessüm...


sevdamı ilikledim düğme yerine tenime...
kaç düğüm olmuş ne fark eder?





Alt 03-06-2009, 08:31 #5

Leyl-i Serâir

DâussıLa.


Savrularak ölmek isterken, damla damla eriyorum...
Uçsuz bucaksız uçurumlar sarmıştı derinliğimi, hangisinden atlasam yüzün tutuyordu beni.
Keder de yüzünü çok sevmiş olmalıydı...

Dokunmak ne zamandır günahtı ki sevişmelerimizin parmak izi tenimize düşmüyordu!
Avuç içlerimde uyuttuğum bir yalan olabilir miydin?
Fısıltıyla söylediğim ninniler, bilmediğim gözlerden damlarken
Fondaki hüzün seni görmüyor olabilir miydi?

Hazin bir rengi vardı bütün sabahların...
Ve iliklerimden geçiyordu sert rüzgarlar...
Ya da gözlerim hep yorgun olmalıydı..
Belki de ağzımdaki tadın ağırlığından yanıyordu canım...
Ama yanıyordu işte....


Savrularak ölmek isterken, damla damla eriyorum...



Sana gelen yollara çığ düşmüştü
Ve ayaklarımdan geçiyordu cesaretsizliğim
Ya da ben yol yordam bilmez olmuştum
Belki de gözlerindeki iklimlerin kara kışlarında kalıyordum
Ama gelemiyordum işte...

/... Tarifsizdim .../

Senin huzurlu yalnızlıkların vardı ve bana düşmandı!
Ne zaman gelse, beni incitmeden tutar, aklının en uzak odasına götürürdün
Kapanan kapı incinen huzurun olurdu bilmezdin...


Savrularak ölmek isterken, damla damla eriyorum...



Bütün duvarları kana boyardı öfkem ve ben de kırmızıya düşmandım!
Yüzümde en koyu ağıtı yakıp, ses çıkarmadan çıplak ayakla dolaşırdım düşüncelerinde...
Her köşe başında seninle karşılaşır, gözlerinin tam içine bakmaktan alıkoyamazdım kendimi.
Bakışlarımın ayazı bütün yaprakları dökerdi ama üşümene asla izin vermezdim
Yağmurlarım senin toprağına yağmazdı çünkü, bilirdim..

Kırmızıydım .


Altı üstü üç gündü ömrüm,
Seni beklerken tükettiğim kaç ömürde (s)akladım günahımı?
Sığdırabildim mi?
Aşk çok mu mühimdi ki, ölümlerden ölüm beğenemediğimizden bütün suçu biz üstlendik?
Acısını ciğerlerimizde hissedip,
Sigaradan sandık, idam ettik dumanını son arzusunu sormadan...


/... Ya şimdi? .../

Akşam ezanı...
Aklımın bütün kuşları göç etmiş olmalı
Uçsuz bucaksız uçurumlar sarmış derinliğimi, hangisinden atlasam aşka düşüyorum yüzüstü


Savrularak ölmek isterken, damla damla eriyorum...


Sersemim, başı dönüyor duygularımın
Hatta tutmasam kendimi aşkın tam üstüne kusabilirim.....

Kelimelerimde isyan var, dudaklarım açısını şaşırıyor
Adını mırıldansam, harf harf dişlerime çarpıyorsun
Tarifsizliğimi alıp, öfkeme gizliyorum kırmızı nabzımı tutuyor
Belki de, bu ağıt yakışmadı yüzüme ondan yanıyor canım....
Ama yanıyor işte, yanıyor...


Savrularak ölmek isterken, damla damla eriyorum...





Alt 03-06-2009, 09:05 #6

~~Only My Love~~

Sevilesi..


Savrularak ölmek isterken, damla damla eriyorum...



Küçük bir sevgiydi belkide bir umuttu sana beslediğim
Ellerimin tutamayacağı kadar cesaretsizdi sözcüklerim
Rüyalarda, aç kalan hayallerimi ümitsizce besledim
En sonda umut ışığını göremiyerek ,
Misallerde kurdum,hayallerde yaşattım ben seni...


Savrularak ölmek isterken, damla damla eriyorum...



Cevabı bilmediğim için korktum senli sorulardan,
Eller söz etmesin diye bahsetmedim ki ben senden .
Misallerde kurdum , hayallerde yaşattım ben seni.....



Savrularak ölmek isterken, damla damla eriyorum...


Sözcüklere karşı kifayetsiz bir bedenim, hiç olmamışlığının verdiği hüzne ait sözcüklerim.
Susuşlara mahkum, sahipsizliğin verdiği boşluktayım.
Savrularak ölmek isterken, damla damla eriyorum...
..........Tek kişilik bir aşk adına…...





Alt 04-06-2009, 09:19 #7

Chinatsu

Acemi Üye

Aşk romanı


İzin ver dokunayım gözyaşlarına
Tutayım ellerinden sıkıca
Ve tüm ömrüm boyunca
Seni göreyim yanımda

Biliyorum en az senin kadar bende
Yaralar acıtır ve korkuturlar insanı sinsice
Yine yana yine kanar yüreğin diye
Uzaklaşır gidersin sevgiye

Kaybetmek kolay değildir kazandım derken
Yıkılmak istemez bir daha insan sevda yüzünden
Zordur çıkmak onca yıkılan hayalin içinden
Hatta silersin sevmek kelimesini bu yüzden sözlüğünden

Çok iyi bilirim ben bunları
Geçmişimde defalarca okudum yalancı aşıklar romanını
Beni anlatırdı o roman kahramanı
Hani yalancı sevdaların saf aşığı
Aman hiç açmayalım geçmiş sayfaları
Uzun lafı kısası
Bırak ben sileyim gözyaşlarını
Şahit olup anlatayım herkese nasıl gülücükler saçtığını
Tutayım ve hissedeyim ellerindeki sıcaklığı
İşin açıkçası
Seninle yazayım hayatın en güzel ve en gerçek aşk romanını






Alt 04-06-2009, 10:54 #8

» KrizaĿit «

IslaKelebek


Git… git kendini çok sevdirmeden…
Aslında.. Her şey ne kadar kolay gelir insana.. Çoğu zaman gözlerimiz dolar, boğazımızda düğümler oluşur,söyleyemeyiz içimizden geçenleri…
Git.. git demek elimde olsa kolayca derdim herhalde. ama git demek benim elimde değil,kaderimde.. Sevmeyi bilmeden olmuyor,gideceği yere yol yetmiyor. Yağmurlar yağsa da , fırtınalar kopsa da hayatının ortasında, tutunacak dal aradığın anda, bulduğun çıraysa tutunmana yetmez. Umut o çırayı da yakar; kor eder hayatını.. Geriye dönüp baktığında kimse olmayacaksa ; bırak canın yansın, alevler içinde kavrulan ruhun olsun. Bu sefer acı çeken bedenin değil benliğin olsun…
Hadi şimdi git gidebiliyorsan..
Zerre kadar pişmanlık duymuyorum ; eğer ki gidersen…
Git, kendini çok sevdirmeden. Canımı acıtmadan, bir kez daha yaşamıma son vereyim… anlamsız dünyanın anlamsız bakışlarına dur diyeyim gitte…
Git… çek git yaşamımdan… ağlayarak elveda demek istiyorum ve bir kez daha acıtmak istiyorum canımı… hadi çek git şimdi… hiç sevmediysen çek git, daha fazla vermeyeyim hayallerimi, düşlerimi sana. Bana kalan tek şeyi de alma benden. Hayallerimin noktası olmaktan vazgeç. Seninle bitmesin düşlerim, bir sabahta sensiz uyanayım rüyamda…
Git… git kendini çok sevdirmeden…





Alt 04-06-2009, 13:22 #9

cynthia

pierrot the clown



“Ne kadar açılsa da tendeki kapı; bir o kadar uzaklaşıyor coğrafyamdaki suretin...”


Boşluklardan arta kalan, soru işaretlerinin aralığına sızan bir bakıştın önceleri...Hangi kapının altına bıraksam kağıtlarımı, hain bir rüzgara yenik düştü düşlemler...

Pusulamda karargâhı çoktan belirlenmiş bir şehir... Geceler maviye kaçıyor da; isyanımdan söz geçiremiyorum an’a... Avuçlarımda eskiden kalma bir renk... Aşk ki; yalnızca şehirden şehire kaçtığımda tutulurdu... Şimdiyse yalnızca tedavülden kalkmış bozuk bir para gibi, bu yalnızlık ve belki bu aşk. Ne yana vursam içi boş, anlamsız bir gürültü...


Ne kaldı silinmemiş izlerin bıraktığı yerde... Bir yerde aşka düşüyor, bir yerde düşürülüyorum... Hesapsız bir oyun bu, perdesi zamansız... adabı yok.

Dündü...Sinirleri alınmış bir kız çocuğu edasıyla, karalanan cümlelere bakıyordum...Oysa bana ait olan hiçbir şey yoktu...Duyguma çarpan nice duygusuzluk...


“Artık ağlamak bile sahte diyorlar; sus ağlama...”

Tuhaf demek istemediğim, yalnızca bir yerlerden tanıdığımı çok iyi bildiğim kıvranmalar var, katlarını henüz dolduramadığım bahçemde...Tohum atmışlar haberim olmadan...Yabancı bir duygu, yıllardan sonra...Yüzümde bir derin darbe, geceden miras..Okudukça tarihe dönüyor ellerim. Yitik, parçalanmış bir yığın sancı...Bir merhabaya denk düşmüş bütün hoş çakallar...Vazgeçmemiş yürek, azılı sevdaların hırçın vurgunundan...yıkılsa da an; yıkılsa da yüzler kalkıp yeni bir şehir kurmuş kendisine.



Böyle zamanlarda dönüp izliyorum duvarları, donmuş bir bakışla..Baktıkça içime dolan, doldukça izlerini bugüne taşıdığım yığınla karmaşık, çoğu artık neredeyse anlamsız, ruh kavgalarını izliyorum...Solumda saati durmuş, kurmak için yerimden doğrulmamı bekleyen ufak bir kıpırtıyla..


Zaman ne de çabuk gelip kuruluyor her yere...Gelmek istiyorum... "dur" diyor.. Dur ve GİTme...

Ben hiç durduramadım ki olumsuz eklerin boşluğa düşüren ezgisini...


Avuçlarımda ürkek sözler, dokundukça sessizlik diyorsun... Geliyorum, ince bir aralıktan sana (b)akıyorum. Yine aynı çelişkinin fotoğrafında bir kareye yenik düşüyoruz. Bir adım ileri ve bir adım geriye tutsak, soluk alıyoruz geceden. Çizilmemiş hayallerin gölgesinde çığlıklar atıyorum, duyabilene aşk olsun....

(S)olgun (s)özler yanı başımda..kırılmadan kaçıyorum pencereden... Ya da pencere kırılıyor kaçamadan... Usul usul, dolaşıyorum duvarların gerisinde...


bir ses...

oldu iki....


....bir anlam

ettik çok ....



Düşsüzlüğümde düşüncesizce düşüncene daldım, üzgünüm....


(D)üşüyorum sözlerinden…

Düşüyorum gecenden, takılıp kaldığım teninden...


SarMA beni uzaklara...

Kalkmak istemiyorum kollarından...


“Ne kadar kapatılmaya çalışılsa da tendeki kapı; anladım ki bir o kadar yakınlaşıyormuş coğrafyamdaki suretin…”





Alt 04-06-2009, 19:13 #10

xXxEsMeRCaDiLaRxXx

ѕαяι ρємвєℓι


Bu bölümde her üyenin tek baslik acma hakki vardir
Siirler bölümünün kurallarini okuyunuz...
https://www.tatliaskim.com/siirler/58...yenilendi.html
Basliklar birlestirildi





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:44 .