Mavi bir düşüm ben düşmemek için uğraşan…

#1
Bir düş ki masmavi olan,masmavi olan ki umudunu ulu orta herkese ilan etmek isteyen. Öyle bir düş ki gökyüzü misali,olmadı denizler gibi yetmedi mi okyanuslar kadar. Ama masmavi işte…

Mavi bir düşüm ben düşmemek için uğraşan…

Gökyüzünü yorgan yapar yüreğime sererim tüm maviliğiyle.kimi zaman güneşi misafir eder yüreğime ısıtır,sıcacık olurum ta içimde.Işıkları aydınlatır gülüşlerimi.Bir vakit gelir karanlığa bürünür o mavilik ama mavidir yine başka bir zamanda başka bir tonda ama yine mavidendir. Sessizlik çöker sonra bir durgunluk ki alır başını gider bilinmeyen diyarlara,”mavinin tonu değişmiş bu ton bana yakışmaz “derken göz kırpar bana önümü aydınlatan yıldızlar. Her biri dosttur yüreğime…
Ve bir de ay dede tabiî ki. Masallar anlatır bana o en kasvetli anlarımda o umudu en çok taşıyan mavili günlere dair.Her bir masal sonunda gökyüzünden yolculuk başlar denizlere,okyanuslara. Yakamoz olur düşerim o maviliklere.
Karanlıktır oysa yüreğim korkar bu kasvetten ama ay dede demiştir mavili günler gelecek diye.Gelecektir elbet vakti gelince,şimdi göstermese de mavisini bana.
Vakit ne zaman gelir bilinmez.Yüreğin bir misafiri ağırlamasından sonra mı ? Ya da uğurlamasından sonra mı ? Ama sanırım en doğru zaman mutlu olmak istediğin zamandır. Mutlu olmak istemedikten sonra umutlar gebe kalamaz ki güzelliklere.Ne yaparsan yap ne güldürebilir ki o zaman sana, gözün neyi görür ki görmek istemedikten sonra ?
Mavi bir işe yaramaz ki umudu sonsuz olsa da…

Mavi bir düşüm ben düşmemek için uğraşan…

Öyle bir düş ki zamanı geldiğinde düş olmaktan düşmeden kurtulup maviliğine, mutlulukta katacak olan…

Yakamoz oldum ve düştüm henüz maviliği belli olmayan zamana.

Biliyorum mavili günler var yarınlarda öyle günler ki, yıldızlar gözlerine ışıltı saçtıran ,güneş gülüşlerinde parlayan,sıcacık bir yürekte okyanus boyu sonsuzluğa yüzen…

Ne zaman gelecek o günler bilmiyorum ama geleceğine dair umutlarım var mavi bir düş olmamdan kalan…

Mavi bir düşüm ben düşmemek için uğraşan…

Ve gerçek olmadan düşmeye niyeti hiç ama hiç olmayan…

Alıntı

İlginizi Çekebilir


#2
Vazgeçmek olmazdı; maviye vurulmuştu...

Bazen bu mavi sevdası sığmaz olurdu yüreğine, mavi sözler dökmek isterdi kağıda. O zaman kalbini alırdı eline, kalbini yakan aşkı alırdı; beyazın üstüne maviden izler bırakırdı. Beyaza siyah dokunmamıştı; beyaz kirlenmemişti, beyaz maviyi beklemedeydi...

Maviye vurulmuştu... Bir kere ileriye bakmıştı... içinde maviyi farketmişti bir kere... vazgeçmek olmazdı; vazgeçmiyordu...

Bazen yoruluyordu bu sevdadan, bir parça maviyi yüreğinde taşımak hep zordu. Kaçıp gitmek vardı bu sevdadan. Kaçmak.. bütün renkleri siyaha bırakmak demekti.

Vazgeçmiyordu; trenler birbiri ardına kalkıyor... maviye hasret; mavi sevdasında büyüyen kalpler, her tren düdüğünde yanıyordu gidenler için. Renkler her geçen gün siyaha dönmedeydi, sanki korkuyordu.

Maviye vurulmuştu; maviye sevda umut istiyordu, elinde bir parça kar istiyordu...

Ve bu sevda, koru sımsıkı tutmak demekti; mavi uğruna bütün renklerden bir damlacık olsun kurtulmak için yanmak demekti.

Maviye sevda; yanmak demekti....


#3
Diyorum ki, bir gün sevdamı yüreğime yüklesem, alıp gölgemi yanıma dağ deniz çekip gitsem insanın olmadığı uzak kıyılara. Ormanlar dolaşsam, dağlar, denizler … Ağaçlar diksem bulutsuz adalara, çiçekler sulasam keyfimce, yıldızlar arkadaşım, kuşlar yoldaşım olsa… Şiirler toplasam gün boyu mavi göğün altında…

Bir sevda rüzgarı esse uzaklardan, bir ılık meltem, alıp götürse hayallerimi bilmediğim, tanımadığım uzak yerlere…

Gözlerimi kapatıp dalıyorum mavi düşlere, Bir demet süsen kokusu yağıyor üzerime , bir demet sümbül kokusu.Yağmurdan sonraki mis gibi kokan toprağın kokusu...

Çocukluğum, ilk gençliğim düşüyor aklıma; sanki bir dağbaşındaymışım, bir göl kıyısında suya daldırmışım ayaklarımı rüzgarla konuşuyorum. Suların nazlı nazlı akışını duyuyorum, serin serin esişini rüzgarların, bir kelebeğin kanat vuruşunu duyuyorum, bir ceylanın ürkekliğini, bir kumrunun yakarışını...

Mavinin masumluğunu, kırmızının sıcaklığını, yeşilin cıvıltılarını hissediyorum. Sesimi alıp götürüyor sular uzak denizlere ... Mavi ve dalgalı bir denizlerde küçük bir tekne oluyor kalbim; ki, rengi düş mavisi. Duygusal bir limana sığınma çabalaması içinde.

Mavi yolculuklarını düşlediğim uzaklar, cennetin sonsuz güzelliğini andırıyor. Günahsız bir yaşamın yeri olan cenneti. Dans eden güvercinler, bembeyaz kanatlarındaki her bir tüyü kalbimin içine topluyorum. Bembeyaz papatya tarlalarından papatyalar savuruyorum gökyüzüne. Beyaz güvercinlerin pencereme bıraktığı sevgileri yolluyorum gökyüzüne... Sonra mavi düşleri koynuma alıp uyuyorum.

Bir yağmur sonrası güneşin sıcaklığıyla beraber gökkuşağının renkleri doluyor içime. Kalbim ve ruhum huzura ulaşıyor. Mutluluğa kavuşuyor bedenim. Hiç bitmesin istiyorum bu huzur dolu dakikaların, sonu gelmesin istiyorum.

Uyanınca mavi düşlerden gerçeklerin katılığına takılıyor gözlerim, bakıyorum bahar uzakta daha, leylakların açmasına çok var, sancılı her mevsim sonrasında yeşerecek dalları vardır ağaçların. Bu bahar hangi dalım kurumuş, hangisi yeşil anlayacağım. Hiç yeşermezsem bilki kurumuşum artık gölgemde olmayacak...

Yine de uzaklar hep bir sevda ritmi taşıyor yüreğime, bir aşk masalı, bir rüya iklimi taşıyor. Bir leylak mevsimi, bir huzur kokusu, bir gönül iklimi taşıyor…

Göklerin yanağından süzülen bir damla gözyaşıyım ben, gözleri buğulu bir sevda yolcusu, oysa hiç bir liman almıyor beni, hiç bir gemi tanımıyor,

Uzaklar, içimde tanımadığım iklimlere akıp giden derin bir ırmaktır artık. Her akşam hüznünü kuşanır gözlerim, sığınır uzaklara… Ben ki, hep uzak yolculuklara yüklerim sevda düşlerimi, hep yarınlara ertelerim. Yarınların ne getireceğini bilmeden...

Yokum artık yokum sayın, boşuna aramayın beni, dalgalı bir denizde kırık bir tekneyim şimdi. Bir sevdam kaldı ardımdan, bir de ayak izlerim sokaklarda… Ben, ben ki, varılmayan uzak mavi yolculukların yolcusu…


#4
Mavi bir sevdanın etek uçlarına kıvrıldım...



Azad edin beni...


geceye yaslandım
..seni düşledim
iki dirhem bir çekirdek sensizlikler peşimde
koyuverip gitmek geçiyor aklımdan nicedir
saçlarına ak düşmüş bir sonhabar ellerimde
oysa...
gözlerinin buğusunda demlemiştim ince belli acıları...
hep hüzün
..hep hazan
ve hep kanayan
mavi bir yalnızlığım şimdilerde
Sensizlik ve sessizlik bir it gibi paçalarıma yapışsa da... Avaz avaz sus/larımdan ve çığlıklarımdan tut beni...



#5
Duvarları maviye boyadım maviyi çok severdi.

Böyle başlıyordu onunla sevdiğimiz şarkının sözleri..

şimdi bütün duvarlar mavi ama o yok işte..


Ağzımdan çıkan cümle miydi bizi ayıran??

'Mavi mi ben mi?' dedim birgün..

Nerden bilirdim mavinin bizi ayıracağını..

Nerden bilirdim maviyi benden daha çok seveceğini..



Şimdi ağlıyorum senin için..

Sanma ki gözyaşım mavi..

Mavi, sadece sana olan sevdamın rengi..


Yüreğin nerelerde..Artık maviler bulandı grilere
Sevinçler yerini hüzne bıraktı..


Sana olan sevdamın rengi MAVİ..



#6
Çocukken geceleri yıldızlara bakardım… Başımı gökyüzüne kaldırır heyecanla yıldızları sayardım; kaçında aşk vardı, hangisinde böyle görünürdü gökyüzü, kaçında denizler bu kadar güzel ve kaçında aşk maviydi...?
Yıllar sonra senin gözlerinde gördüm yıldızları… Gözlerinde o çocukluk heyecanımı yaşadım yeniden. Mavi denizleri, mavi gökyüzünü, mavi aşkı gördüm. Belki de onun için sen gözlerini kapattığında sönüyor yıldızlarım…
Gözlerinden bir yol çizdim kendime, yıldızlara tutunarak ulaştım aşka. Aşk maviydi; gözlerinde aşka bulandım… Şimdi belki de bu yüzden gözlerini kapadığında yolumu kaybedişim.
Şiirler okurdum gökyüzüne bakarak, nefesimden camlar buğulanırdı. Adımı yazardım o şiirli buğuya, yanında bir boşluk bırakarak… Sonra yanına eklenecek mavi aşkımı hayal ederdim saatlerce; şöyle olmalı, böyle konuşmalı…
Şimdilerde gözlerine bakarak şiirler okuyorum içimden, sen duymuyorsun… Gözlerinin buğusuna adımı yazıyorum, yanına da mavi aşkımı, yani seni. Kapasan gözlerini buğusu silinecek, adım silinecek gözlerinden, aşk silinecek…

Bir şiir okuyorum soğuk cama yaslanıp:
“Yokluğun cehennemin öbür adıdır,
Üşüyorum kapama gözlerini” diye biten…


Şimdi gözlerini kaparsan, gözlerindeki yıldızlar sönecek,
Şimdi gözlerini kaparsan, maviler çok üşüyecek…


#7
Sus...
mavi ve sükut



I

sükut
herkese yakışır
mavi
düşleri olanlara
bilirsin
martılar
hüznü çağrıştırır
ve mahsundur hep
güneyli çocuklar…


II

düş yakamdan
eyy bulut
ver bana yalnizliğimi
ne seni bilirim
ne gezdiğin bahçeleri
ben değilim o muştuladiğin kisi
yürü
Asya'ya doğru
oradadir yağmur toplayan kizlar
gir şehirlerden içeri
ve çal kokunu
seni taşisin delikanlilar
seni dağitsin turnalar


III


gül
hasretini gözlerine işlemistir
ve aşki dervişin
sessizliğinde gizlidir
bilirsin
sükut
herkese yakişir
ama mavi
düşleri olanlara.....



#8
Mavi...
Giymeyi en sediğim elbise gibi.
Bir ürpertiyle uyanmak gibi ya da..
Okyanus derinliği, gökyüzü sonsuzluğu..
Elimden düşürmediğim balonlarım belki,uçuvermesinde korktuğum.
Oysa mavi bana en çok yakışan,
Mavidir beni en çok ısıtan..
En büyük umutlar mavinin derinliklerinde gizli..
Maviye boyadım bugün düşlerimi..
Mavi kuşlarla uçtum..
Bulandım maviliklere sessizce.
Kayboldum, bulamayın beni...


#9

Bir mavi gecede başlamıştı sevdamız
Ve maviye çalmıştı bütün umutlarım o gece
Unutturmuştun bana karanlığın siyah olduğunu
Ve gözlerinde farkettim ilk kez
Bütün gecelerin mavi olduğunu

Bir mavi geceydi o
Bütün gecelerden güzel
Bir mavi geceydi o
Benim için ömre bedel



Ve sonra...
Bir gidişin vardı ki
Mutluluğuma inat
Bir gidişin vardı ki
Kırıldı içimde kol kanat




Umutlarımın mavisini alıp gittin
Denizlerimin mavisini çalıp gittin
Masmavi dünyama
Simsiyah bir çivi çakıp gittin...




Gittin
Ve sen de her yalan gibi bittin...

Ahmet Selçuk İlkan


#10
"Pembe bir düzene serili olsa da;
Tozpembe değildi rengim..."



Solmasın bana canlılık versin diye maviydi.Karanlıkların içinde bile maviyi görüp gülümsüyordum.Geçtiğim her yeri maviye boyadım.Umut ektim bütün geçitlere.Huzur serptim üstlerineMavi Sayfa çatlaklıkların arasından parıldasın ışıl ışıl olsun her yer diye…Işıltıyla kırıntılarMavi Sayfa siyahlıklar kapanıyordu sanki küçük bir ışıltıda olsa yeterdi siyahtan vazgeçmeme.Güneşin parlaklığıyla mavi öyle bir göz kamaştırıyordu kiMavi Sayfa insanın hiçbir şey düşünmeden seyre dalası geliyordu…



"İnsan baktığı gibi mi görürdü ;
Yoksa düşündüğü gibi mi???..."



İkisiyle de görebilirdikikisiyle de istediğimiz şekle koyabilirdik yaşamımızı…Ben bütün bakış açılarımı maviye boyadımMavi Sayfa kötüde bile iyiyi güzeli gördüm/görmeye çalıştım hep… Maviye siyahla karşılık alsam da hiç pes etmedim… Biliyorum bir gün herkes maviyle bakacak. Herkes benim gibi düşünecek ve ne kırılacak ne de kırmaya yüreği el verecek…
Düşlerimi uzun engebeli yollara dizdim… Engelleri aştıkça mutlu oluyordumMavi Sayfa kolayca elde ettiğim hiçbir şey bana haz vermiyordu… Siyahın içindeki ışıltıyı çıkarana kadar uğraşmalıydım ki gerçekten huzurlu olayım…
Gecenin karanlığını değil yıldızların parlaklıklarını gördüm ve hissettim… yeni doğan güne yepyeni bir benle uyandım. Zamanla daha da güzel olacak her şey inanıyorum…

"Düşlerim her zaman mavi tonlarında ve hep mavi kalacaklar…"

Er ya da geç bu hüzün geçecek
Üzgün yüzüm gülecek
Er ya da geç bu acım dinecek
Umut yenilmeyecek



#11

yedi iklim geçer,
ağarıp solan güz ışıklarından
yalan pencerelere doğru...

uykularda olur ne olursa
yangınlar,
takvim ziyanları,
gömülü sevdalar...

iksir gibi yayılır
hücrelerimin rehavetine ıslaklığın
düş tüccarları ağır mesaidedir...

uykularda olur ne olursa,
talanlar
ve beton serinliği
inşaat halindeki aşkların...

uykularda ölür ne ölürse,
kıpırdayan su
gülümseyen yel...

yedi iklimin oralarda
kavalını kırmış bir çobandır
gökyüzü,
aklında new orleans
heybesinde caz!

yedi iklimin
bar olduğu yerdedir uykunun
alkol imparatorluğu
kalabalık avındadır bakışlar...

uykularda olur ne olursa,
bitmez efkar kırları
bazı saçlarda
ve ölüm gibi suskunluklar açar
derin kuyularda...

ve şaka gibi
ve sarsak sarsak
ve kımıl kımıl
bir yaşamaktır
MAVİLERE UYANMAK
en kesif karanlıklara kafa tutan
gözlerinin mavisine kuşanmak...

senin kanatların var,
benim köylü yüreğim...
operada tezek kokusu
bu şehirdeki varlığım! ..
beni taşıyacak vesaitim yok
bu caddeüstü sevdada
ellerinden gayrı..
'gayrı dayanamam ben bu hasrete'
ya beni de yitir
ya sen de git
beni götürdüğün yere...
türküleri sev
yalan kahkahalardan uzak dur
canımın suyuyla yıka ellerini..
aklımın maharetiyle giydir
en mavi yerlerini...

senin adın
buzul mavisi!
çünkü mavilerde uyur,
benden sana geçen
sende beni kalkındıran ne varsa!
sevdiğim, açlığımın uzak ufku,
her sabah;
güneşten ne zaman işaret alırsan
ne zaman dar gelirse soluğun
böyle uzun sarılmaklara,
fikrini kurcalarsa eğer
açık korkular,
işte o zaman
mavilere,
mavilere
uyandır beni...



(Yılmaz erdoğan)



#12
Bir akşam üstüdür tüm keder ve efkarım üstümde
Atarım kendimi mavi bir deniz kenarına
Bakarım maviye sessiz sessiz
Mavinin sesini dinlerim konusmasada
Alır tüm sıkıntımı yada ben öyle hissederim
Paylaşmak istiyorumdur mavinin tüm güzelliğiyle bir şeyleri
Belkide bu bir istektir arzudur
Belkide huzuru mavide arıyorumdur
Sahile vuran her dalgada başk bir duydu
Dalgaların sesine kulak vererek
Ömrünün en temiz, düşüncemin tüm aydınlığıyla
Boğulmak isterim deniz mavisi gözlerinde
Ölüm bile bir başkadır mavide
Sessiz ve usulca mavi bir nehir gibi


Sezer Adsay


#13
Umudun rengidir mavi
Sonsuzluğun, yağmurun
Okyanusların, denizlerin ve suyun...
Yarının rengidir mavi....
Geleceğin, hayallerin
Çocuk gözlerdeki mutluluğun....
Huzurun rengidir mavi ...
Beklentilerin,
Gökyüzünün ıssızlığındaki martının
Düşlerdeki özgürlüğün rengidir...
Oysa siyah...Ya siyah.....
Gecenin rengidir siyah
Karanlıkların, gizemin ...
Ve kabusların....
Yitirilmiş doğruların....
Tüketilmiş umutların rengidir.
Yalnızlıkların rengidir siyah
'Keşke'lerin, 'belki'lerin...
Çaresizliklerin, pişmanlıkların rengidir
Iskalanmış bir ömrün rengidir siyah
Tutsaklıkların, umursamazlıkların.....
Mavi gençlikse, siyah olgunluktur
Mavi saflıksa, siyah tecrübedir
Mavi özgürlükse, siyah güçtür
Mavi yaşamsa, siyah ölümdür.
Ve... ben mavideki özgürlüğü
Ve siyahtaki yalnızlığı seviyorum...




#14
Sürgün yedi yine, bu deli gönül...

Sürgün yedi yine, bu deli gönül,
Yinede vazgeçmedi ,
Belliydi istediği...

Bitmeliydi artık özlemleri,
Gelmeliydi
" O "



senin bana yaptığını ..
düşmanlarım bile bana yapamamıştı
onlar bile senin gibi
can evimden vuramamıştı
varlığınla ayrı vurdun
yokluğunla ayrı
gözlerinle ayrı vurdun
sözlerinle ayrı
sana bu canımdan gayrı
vereceğim ne kaldı
onu da al
çünkü kalmadı bana hayrı
tek vasiyetim
beni gözlerine göm
çünkü sevdamın sırrı
onlarda saklı
en azından bu kadarı
sevdamın hakkı ..



#15
Işık, ince mavi tülün ardından yansıdı aydınlık ve çocuksu yüzüne. Yanaklarında mavi gölgeler oynaştı. Gözlerinin nehir rengiyle buluştu ışık. İnce, mavi tül perdeyi kenara topladı, günün bütün güneşini gözlerine hapsetti. Uzun uzun güneşin parıltılarını ve odasının içindeki ışık oyunlarını izledi.



Uzandı, pencereyi açtı. Gün ışığı böylesine odasındayken günün serinliğini de yüzünde duyumsamak istedi. Uzun, kumral saçları omuzlarına dökülüyordu şelaleler gibi. Bir tutam saç aldı eline, parmaklarına doladı, oynadı… Oynadı; farkında olmaksızın.



Çocuklar, hemen pencerenin önündeki kaldırımda ip atlıyorlar, şarkılar söylüyor, minik kahkahalar atıyorlardı. Perdeyi iyice çekip açtı. Ellerini çenesine dayadı ve çocukları izlemeye koyuldu. Yüzündeki mavi gölgeler çocukların yüzüne de düştü.



Gülümsemelerine oturdu mavilikler. Hatırına bir şarkı düştü birden.



Bir gün sen geçmiş zamandın,
Bense, yanında anlamların…
Gezinirken uzaklarda akşamlarım,
“Her şey geçer.” demiştin.
Geçmeyen şeyler var şarkılarımda,
Silinmiyor yaşananlar.



Bir durak var yüreğimde.
Beklerken hep geciktiğim…
Sürüklerken beni sana mevsimler,
Her kaçış kendini yakalar.
Kaçamadığın şeyler var şarkılarımda…
Her aşk bir mavi masal,
Anlatılmayan!



Tül perdeyi örttü. Çocuklar oyunlarına geri döndüler. Günlüğünü eline alıp masanın başına geçti. Kurşun kalemleri severdi. Mavi bir sayfa çekti dikkatini.



Mavi kuru boya ile tamamen boyanmış ve üzerine yine kurşun kalemle bir kaç satır düşülmüş; ''Ben o mavide kaldım, o kayada ve o güneşte kaldım. Tam orada.''. Gözleri satırlara takılı kaldı. Saatlerce, öylece masanın başında, hep aynı mavi sayfada, uçsuz bucaksız mavilerde kaldı.



-“Mavi bir masal anlat bana.''.
-''Gözlerime bak, göreceksin o masalı.''.


#16
Gemiler duraklarıma aşinadır,
Bu zamanlar saçlarımı savuran,
O yelkenlilerin rüzgârıdır.

Yosundur! Yemyeşil hem de…
Yekpare eski saçlarım.
Tenim tuz kokar,
Isınmış deniz suyu tuzu!

Ben kumsalım,
Ben iskele,
Ben yüzyıllarca yaşamalıyım,
O diyardan, bu diyara…

Maviyim ben.
Mavi kadın…
Yüzümde hüzün olmalı,
Ama griye dönmemeliyim...

Maviyim ben mavi…
Sevmekten vazgeçmemeliyim,
Her limanda
Mavi bir rüzgâr estirmeliyim...


#17

hoş geldin mavim
cehenneminde gelincikler açmış
açıktır kapım
kokunu aldım
bin yıllardır susuzum
büyüyen çığlar gibisin
ömrüme ömür
bedenime can
damarıma kandır öpüşlerin
sevmelerime yasla başını
çöller yağmura muhtaçmış
bin yıllardır beklediğim çiy damlası gibi düş yüreğime
kirlenmiş varlık’ların var’larını süpür
tarihin yüzünü aşk ile yıka
istemem senden gayrı hazine
bir ateş yak dağlarında yüreğinin
Demirci Kawa yeniden doğsun
dehle Dehak’ları, sür yurdundan
gürül gürül gökyüzü sevda yağsın

hoş geldin mavim
yazmamın al oyası
kalemimden adın düşüyor
sayfalar gökkuşağının yedi rengi
adı konmamış şiirler adadım sana
ömrümün iklimleri maviye çalar
güneşin dağlarıma şavkımış
karlar eritmiş
bahar getirmişsin
yitirilmişlerimiz
yarım kalmışlarımız adına
ne var ne yoksa senden öte
senden yana
sevdaya dairleri heybende getirmişsin
namus borcum
yazgımdır iki kaşının arasından öpmek
hükmü verilmiş
eğ başını dudaklarıma
karayağız bakışın Anadolu’m
gülüşün biçilmemiş başak
sevdanın dili anadilim
türküler seni söylesin
teller seni inlesin
dört bir yandan sarayım yüreğini
hasreti kalmasın umudun

hoş geldin mavim
bana beni getirdin
bütün yaralarını kanat gözlerime
kanat ki
alnın yaylasında çiğdemler açsın
iklimsiz mavi
karlı boranlı başım şimdi
içimde bir haylaz çocuk çıldırıyor
büyümelerdeyim
duman içir doruklarından
sarhoş et beni
Neyzen ile Nesimi’ye eyle selamı
gülüşüne yaslandığım
delirip delirip uslanmadığım
us’umu sustur
yüreğim döksün kelamı

hoş geldin mavim
yüzün memleketim ekinleri
tapınaklarına sığınmak isterim
yurtsuz koma beni
sana ömrümü sundum
baş koydum gelişine
çingene gülüşlerimle koynunda
ölümüne yaşamanın adı ol
böyle sevdalar görmemiş bu eller
bu dağlar soğuk bu mevsim
sığmıyor iklimlere
birikmiş üşümelerim
bedenime çal kibriti
tutuşsun bozkırların külümsü renkleri
yak bütün geceleri
yak ki
kıvılcımlar yalımlansın
büyüsün, büyüsün, büyüsün...

hoş geldin mavim
asi bir kız doğurmuş yeditepeli şehir
büyümemiş kökleri saksıda
yaylalarına götür
turna sürüleriyle havalansın
gezdir bütün iklimlerini hayatın
iki damla yaş dök
dört mevsim yaz-bahar
nasıl yeşerir çiçeklenirim gör

hoş geldin mavim
selam et yarınlara
alınacak öcümüz var zamandan
okyanus gibisin bencileyin
öyle derin, öyle dolu
dudakların volkan
parçala kraterleri
lav lav savrul
savruldukça çoğal
çoğaldıkça dağıl
dağıldıkça çözül
çözüldükçe birik
biriktikçe büyü bana...

hoş geldin mavim
karşılığım sensin
sana yaşamaya geldim
öpsem tutuşursun
tepeden tırnağa alev alır yanarsın
kirpiklerin hasret bulutu
dök bana içinde bin yıllardır biriken yağmuru
her damlada deniz olsun gözlerim
günahkar dünyanın kiri yıkansın
çağın yüzü sevda ile aklansın

hoş geldin mavim
nefesin soluğuma rüzgarları
gülüşün dağ nergizleri getirdi
doruklarım çırılçıplak bahar şimdi
hoş geldin mavim
düşürdüğün çığlar kadar seviyorum seni...

MERAL VURGUN


#18

O’ ve .. ben ...





Canımda dolaşan kandır
gamzelerimde yediverenler açtıran canan



O ve ben
dünyaya bırakılmış iki çocuk gibiyiz
en sevilenim ben , o en sevilen



Durgun , derin ,
beyaz ve serin bir nefestir huzur
göğsünde maviyi besleyen



En güzel entarisini giyindi aşk
iki beden ve tek yürek ten





A.İlayda Beydemir


#19

Geldin de yanık yıkık gönlümü yine gülşen eyledin.
Karanlık düşlerime
O siyah inciler gibi gözlerinden
Yine yıldız yıldız umut ışıkları yansıttın...


Yeniden can verdin ölüşlerde olan duygularıma..
Titreyen adımlarıma buğulanan sitemli gözlerime güç verdin...
Yağmur duasına çıkmış yüreğimin göynük sevda kıraçlarına
Sağnak sağnak rahmet gibi yağdın yeniden...


Sen konuştun ben seni seyre daldım...
Uçsuz bucaksız bir okyanusu seyreden sevdalı yürekler gibi...
Sözcüklerin
Düşlerimi efsunlayan meltemler gibi esti içimin derinliklerinde...
Dalgalar vurdu kıyılarıma okşayan coşkularıyla...


Konuşamadım! ..
Daldım gittim yüzünün güzelliğine ve bakışlarının derinliklerine...
Konuşamadım! ..
Dilim yüreğime kement olmuştu...
Diyeceklerim içimde gömülü kaldı...
Oysa sana sitemler yağdıracaktım...


Ah mavi derinliğim
İçimin acısı gözlerime vurdu da yutkundum karşında..
Diyeceklerimi yine diyemedim...


Kaç ay oldu?
Bahar çoktan gitti...
Yaz da bitti...
Ve bağbozumu mevsimindeyiz şimdi...
Kırlangıçların göçe durduğu sonbaharın kapısındayız...
Kavurucu yalımınla dallarını kuruttun gönlümdeki güllerin...


Bilirim ilkbahar sonbaharın yanılgısıdır...
Ne olur mevsiminin çiçeklerini taşı bana..
Ara vermeden taşı gönlünün çiçeklerini
Baharınla baharlanayım...


Ah mavi derinliğim
Mavi düşüm benim
Koma beni karanlık gecelerin ıssızlığında..
Bırak gözlerin gözlerimde kalsın sessizce ve ışık ışık..
Gözlerini alıp götürme...
Ama sesine de muhtacım...
Sesini gülüşüne kat da öyle gönder meleğim...
Sesin gülüşün ve gözlerin...
Bu tarifsiz güzelliğin içinde yitmeliyim...


Ben bende değilim şu an...
Her şey her yer sen oluyorsun...
Sen çoğalıyorsun...
Seni böyle sevdikçe büyüyorsun içimde
Ve aşkça artıyorsun yüreğimde...
Aşkça artıyorsun Mavi düşüm benim

"Alıntı..."


#20
Mavi bir düşüm ben düşmemek için uğraşan…

Her giden ardında bir bekleyen bırakır.
Bazen ister "bekle beni" der..
Bazen de "bekleme hayatına devam et" der...
Bu bekleme demenın ardında bır
beklenme isteği vardır hep...
Nedense herkes bırı tarafından beklenmeyı özler.
Özlenmeyi özler ya da birinin hayatında hep var olmayı bilmektir güzel olan.

Mavi bir düşüm ben düşmemek için uğraşan…

Ve her kalan yüreğindeki acısıyla "bekleyeceğim" der.
Dönmeyeceğini bile bile...
Gelmeyeceğini bile bile...
Sevmeyeceğini bile bile...
Ve bekler...
Ta ki bir gün artık ümitler kesilip
yolların tamamen ayrı olduğu fark edilene kadar...

Mavi bir düşüm ben düşmemek için uğraşan…

Ve başlar keşkeler pişmanlıklar...
Yanı başımızdayken fark etmediğimiz bir çok ayrıntı takılır hafızalara. Oysa "ne güzelmiş yaşanılanlar" dersiniz... Meger ne çok sevmişim" dersiniz...
Ve belki de hiç sevilmediğinizi fark edersiniz.
En acısı da budur ya! zaten. Sevilmeden sevdiğinizi fark ettiğinizde
beyninizi yer binlerce soru... Başlarsınız cevabı besbelli olan sorulara kendinizce cevap aramaya...

Mavi bir düşüm ben düşmemek için uğraşan…

Oysa unutursunuz bir şeyi
Aşk Sorgulanmadan Yasanmalıdır...'
Ama unutursunuz bu kuralı 'nedenler ve niçinler' kemirir beyninizi...
Ağlamak sizin için kacınılmaz bir seçimdir. Ağlarsınız herşeye ve her olaya...

Mavi bir düşüm ben düşmemek için uğraşan…

Baktıgınız her yer "onda" biter...
Gördüğünüz her şeyde "onu" ararsınız...
Aynadaki görüntünüzde bir yansıma sokaktaki köşe başında bir kucaklasmadır...
Yağan yağmurdur denizdeki yakamozdur "o" gecelerin ayı gündüzlerin güneşidir "o"

Ve son cümleler dökülür artık dilinizden...
Başkaca diyebileceğiniz bir şey kalmamıstır çünkü...
Tıpkı yüreğinizi sizden aldığı gibi giderken cümlelerinizi de götürmüştür yanında...

Sessizlik kalır geriye biten bir sevgiden...
Ve Ayrılık Urganı kalır boynunuzda "yağlı bir ilmek gibi..."Sanki biri ha çekti ha çekecek...
Durdu sanırsınız dünyayı ha battı ha batacak...
Ama ne dünya durur ne de o ilmek çekilir...
Hayat devam ediyordur ve bu çarkın içinde sizi de bilmediğiniz başka diyarlara sürüklüyordur...

Bitecek sanırsınız acınızı ama bitmez... Sadece bir yerlere saklanır yüreğinizde...

Bir şarkıda bir şiirin içli mısralarında ve belki de bir sözde kanamaya hazır bir yaradır o artık...

Mavi bir düşüm ben düşmemek için uğraşan…

Sessizliğin İçinde Bir Çığlık Karanlığın İçinde Bir Işık Yürekte Kapanmaz Bir Yaradır Artık O




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:44 .