O ıssız bir aday’dı

#1
Ben değil
O ıssız adaydı benim hayatıma düşen..

Ve üç şeydi yanıma ömürlük aldığım
...

‘S’
‘E’
‘N’

Evet,
O ıssız bir aday’dı
Ben seni seçtim düşünmeden..




EMRE GÖKÇE



İlginizi Çekebilir


#2
Aklımın uçurumundayım yine..
Sıradakilerin içinde,
Sırasıyla gelen acı sancı üst üste,
Sıradaki dedim de,
Hiç sıraya girmedim bile bile..

Sonra;
Gördüm..
Daha önce kördüm diye değil,
Sebep,bakmayı bilemediğim..

Sonra;
Kırıkları dağıttım önüme..
Daha önce bir öce düşmediğimden,
Sebep,intikam almayı beceremediğimden..

Kirpiklerinde hep iki soytarı... damla..
Ağlama,gülerek..
Gün,akşam belasında,darda..

Karınca kararınca..
Kargaşaların kar başlangıcında..
Yani kış anladığınca..

Karınca zararınca..
Ağustos böceğinin sazı,ağzımda..

Karım'ca kararınca..
Yani namus,sus,pus..
Sahiplenmelerde varlığınca..

Yalnız,yalnızken..
Yalnız,yalnızlığın içindeyken..
Yalnız kalma bahanelerinde..
Sebep,


SEN..


Karınca yararınca..
Dişlerim kırıldı yalnızlığın izbe vuruşlarında..
Sonra,düşlerimde kırıldı konuşmaya hazır çatlaklıklarda..

Yani bir bakıma dişlerimi söken düşlerimide söktü..
Döktü..
Bir dörtlük yazılacak kadar dar bir göktü..
Sığdırılmamak üzere daraltılmış,ümüğü soluğu sıkılmış,bıkılmış..

Yani,anlat demekle başlayan ve anlattıkça anlaşılmaz hale gelmelerde..
Her an sonradan sonra olup kalışında bir önceki beriye..

Deliyim,aklına..
Deriyim,etinin üstündeki saklına..
Derim yinede..
Derdiklerini dürmeden ve demeden soka soka gözbebem'e..
Dinlerim..

Yirmilik düşlerim çürüdü..
Yirmilik düşlerimde apse..
Yirmilik düşlerime düşürülmüş bir hapse dayandı,


SEN..


Çok daha uzun gecelerde,
Çok daha uzak hecelerle,
Uzatırsak dahada yazarım..
Uzatmayalım..

Uzatmalardayım..

Sesimin ateşi çıktı..
Ağzımda adın,havale..

Sessizliğim sıtmalarda..
Yani nevalesi sağlam bir taşıma bu benden sana doğru nakli maneviyatlarda..

Önce,ellerimden üşüdüm ve düşürdüm adını..
Kar'ınca soğuğunca..

Sonra..
Sonrasız..
Sonsuz..
Soluksuz,
Boğmacalardaki bulmacalarda..
Yukarından aşağıya,


H
A
R
F
S
İ
Z

..

Daha mı?

Yaşamadan anlatamam ki daha sonramı..


Emre GÖKCE


#3
Aşk'tı Kendini Başkasına Bir Kalple Bağışlama Şekli



Bir sevdalaşma sonrası ayrılıkta,
Ayrılığında sev-da'laşması mümkün,
İnanırım..

''Seni seviyorum ama'' diyen bir sevgili ayrılığa kapora bırakır,
Koparabilir her şeyi daha sonra,
Anladım..

Eski bir sevgilinin aklı başına geldiğinde,
Aşkını başından alması sonucu yeniden sevmelerde başlayabilir,
Yaşadım..

Aşk tek'ti..
Zamanla yer değiştirirdi,
Göçebeydi,
Yatalak kalmayacak kadar başkalaşmayı seven..
Misafir kalışlarında bir yürekte,
Uzatmamak için kalışları,bulunmaları kısa keserek,
Rahatsızlık duyan,rahatça sesini duyuran,benzer başka duygularla durduk yere her gece hecelerle yarenlik eden..
Aşk'tı insanın kendisini başkasının kalbine bağışlama şekli..

Aşk tek'ti..
Aşk sek içimlik bir zehirdi,
Çekmecelerden çok sonra çıkan bir beyaz kağıtla iç acıtan,sebepti..

Aşk hep'ti..
Hep'si geçti..

Aşk hiç'ti..
Dedim ya,
Tek seferle sek içimlikti,
İçende içiren kadar kendinden geçti ve gençti her yeni gelişinde,yaşa-başa bakmadan nabız attıran ispiyonlarıyla iftiralanan..

Kimselere anlatamadım..
Aşk tekti..

Bir yalın anlamdan,
Bir yalan Aşktan,
Bir yılan şahmerandan geçtim,
Sana dengim,denk geldim..

Boşuna buyruk harfleri doldurmak üzere hoşça kalırken vedalar,
Baş harfiyle,
Bir Aşk,
Har edişlerle,
Tenime iz kalırsa,
Hayal edilemez senden sonra bir hayat..

Temennim sadece,
Beni Aşk'la sen anla-t..






EMRE GÖKÇE


#4
Kimin fikriydi aşkı yürekte saklamak?
Ve kalpleri kiralık evlere benzetmek..

Kimin işi zordu ayrılıkta..
Veda edenin mi yoksa bir vedayı evlat edinenin mi?

Kimin yüzüne tükürmeliydi hayat,
Maske takanın mı yoksa o maskeyi indirenin mi?

Bir kadın kiminle sevişmeliydi,
Kime sarılmalıydı kolları ya da kimin koynunda olmalıydı...,
Cebi paralının mı,
Yoksa uğrunda paral*****n mı?

Kimdi dost..
Geçip giden yıllar mı,
Yoksa pastanın üzerinde söndürülen mumlar mı?

Ve neden eşit dilimlenmezdi acılar,
Gelen davetsiz misafir çoktu,ondan mı?

Kimdi Aşk,
Yanında olan mı terk etmemecesine,
Yoksa kalarak acıtan mı gitmemecesine?

Bir adam,
Bir kadını ölüm onları ayırana kadar mı sevmeliydi,
Yoksa kadın tutku bitince ölümü beklememelimiydi?

Adresler başka aldatmalar aynı değilmiydi?
Saatler ihaneti gösterdiyse gecenin geç vakitlerinin günahı neydi?

Severek ayrılma modasını ilk başlatan kimdi,
Kimin fikriydi sonsuza kadar dost kalmak?

Kimdi aşkını ilk kâğıtlara yazan..
Masumiyeti bir otel odasında bırakan kimdi?

Son gece son sigarayı içmek için sevişmek kâfimiydi?
Yoksa kapılar kapanınca ayak seslerini dinleyip ağlamak mı marifetti?

Giden kimdi,
Kalan kimindi?

Bu ayrılığı kim icad etti?

Ve geri dönmemeyi gidenlere,
Kimler öğretti?



#5
Ozlemek; sevmektir ilk once
Cunku sevmezsen ozlemessinki delicesine.

Ozlemek; aglamaktir
Akan her gozyasinda anilari animsamaktir.

Ozlemek; uzaklara dalmaktir
Cok uzaklara...

Ozlemek; umit etmektir
Hayal etmek basarmanin yarisidir misali.

Ozlemek; sıkılmaktir
Bazen yalnizligindan, bazen ise etrafindaki gereksiz kalabaliktan.

Ozlemek; haykirmaktir
Sesin kisilircasina ozledim diye bagirmaktir.

Ozlemek; kizmaktir
Bazen ozlemine neden olanlara, bazen ise kadere çaresizce.

Ozlemek; yanilmaktir
Gece yarisi kalktiginda, herseyin bir ruya oldugunu anladiginda mesela.

Ozlemek; sabretmektir
Usanmadan safagi gozlemektir
Yillari, aylari, haftalari, gunleri, saatleri, dakikalari hatta
saniyeleri kovalamaktir.

Ozlemek; yasamaktir
Yalnizliga inat mucadele etmektir

Ozlemek; kavusmaktir
Bir daha ayrilmamacasina... Hayal bile olsa.


#6
S/andıklarım, kandıklarımmış aslında!
En ufak bir sarsıntıda, yıkılmasıyla anladım.
Geç kalınmışlığın çaresi yok işte.
Ne zamanı geri alabiliyorum,
Ne de yaşananları yaşanmadı sayabiliyorum!
Derin bir sızı kalıyor en içerilerimde,
Birde keşkeler...
Sonra en beklenmedik anda isyanlar sarıyor dört bir yanımı
Kaçmaya çalıştıkca k...ördüğüm oluyorlar bedenimle.
Yavaş yavaş süzülüyorlar ruhuma!
Her hücremde yaşıyorum o acıyı..
Bitmek bilmiyorlar..
Bitirmeden gitmiyorlar! İşte böyle..
Gidişin sancıların gelişi oldu!
Göz kapaklarımdan, tırnak uçlarıma kadar sancıyorum artık!!
B/aşka yolum yok dedi giderken..

Haklıydı da..

Onun aşka yolu yolu yoktu.!!
Yinede;
Gidişi hicran oldu döküldü dudaklarımdan,

En acılı şarkılar eşlik etti gözyaşlarıma...
Ve sonra;

Cevaplanamayan tek bir soru kaldı ardında;
Hangi gün/ahın bedeliydi tüm bunlar..??


#7
Bavulları hep toplu durmalı insanın...

Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...

Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vaz­geçmeli...

İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...

Yalnızlığa alışmalı...



* * *



Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senet­lerinden biri artık...

Bireyin keşif çağı, geride kı­rık dökük yalnızlıklar bıraktı.

Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.



* * *



İşte o yüzden alışmalı yalnız­lığa...

Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşı­lan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...

Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...

"Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...

Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kim­se yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmaya­cak..."

Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...



* * *



Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.

Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.

O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...

Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle he­saplaşmaya çalışmalı...

Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır ol­malı...

Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli...

Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...



* * *



Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...

Yollarla barışmalı...

Yalnızlığa alışmalı...



CAN DÜNDAR


#8
Sen benim sevgimi değil, ben sana sevgimi harcadım sevgilim!
Ben seni öyle sevdim üstüne alınma sebebi sen değildin.

Seni ben sevmek istedim diye sevdim!
Sevmek için seni seçtim, pişman da değilim!
Ben sende, sen dâhil kimsenin göremediklerini sevdim, sakladıklarını, gizlediklerini sevdim.

Ben senin gün aşırı başka birine dönüşmeni izlemeyi sevdim.

Başka bir adama her dönüştüğünde başka bir kadın olmaya soyunup,
seni bambaşka ama yine sınırsızca sevmeyi sevdim.

Ben seni şahitsiz sevdim, seni tutanaksız, belgesiz sevdim.

Kafanı karıştırdı, korkuttu seni bu sevgi oysa çok basitti her şey;
ben seni sevmek istedim diye sevdim!
Beni sevip, sevmemen umurumda bile değildi,

ben seni sevmeyi sevdim, ben seni böyle sevebilmeyi sevdim!
Ben seni hem senin yerine hem benim yerime sevdim!
Ben seni her gün her gece hep başka türlü sevdim.
Benim seni sevdiğim gibi başka birinin seni sevemeyeceğini

ve bunun şimdilik farkında olmadığını bilerek sevdim sevgilim!
Günün birinde belki benim sevdiğim kadar başka bir kadın daha sevecek seni
ama kimse benim sevdiğim gibi sevemeyecek ne yazık ki,
bu da benden sana kalacak kara bir lanet sevgilim!
Sen benim sevgimi değil, ben sana sevgimi harcadım sevgilim!
Ben seni öyle sevdim üstüne alınma sebebi sen değildin.

Seni ben sevmek istedim diye sevdim!
Sevmek için seni seçtim, pişman da değilim!
Seni sevmem için varlığına ihtiyacım yok çünkü ben seni sana rağmen sevdim!
....


#9
İsmini koyamadığımsın günlerdir
Düşündüğüm,
Özlediğim,
Hasretini çektiğimsin...
Ama; ismini koyamadığımsın işte !
Belki de koymak istemediğim.
Zira ismi konulmuş sevgilerin yitikliği korkutur beni.
Yitik bir sevdanın geri dönüşüsün belki,
Belki de kandırıyorum kendimi seninle...
O kadar çok "Belki" var ki...
Belki annesisin içimdeki çocuğun
Belki bedenimin arkadaşısın sadece
Kim bilir koca bir yalandır hepsi belki de...
Bildiğim,
Bildiğim derin sevdiğimsin sadece..
Derin...
Yani "Dost" kadar derin.
Öylesine ki
Gürültün ruhumun en kuytu köşesinde
Ve bu gürültü uyutmuyor gecelerce...
Belki aşktır yaşadığım yıllar sonra
Belki de aşka olan nefret.
Eğer aşksa bu,
Bil ki imkansıza emanet...
Sevdiğimsin!
Sadece sevdiğim,
Niyesiz, sebepsiz çokça sevdiğim...
İstemiyorum!
Ellerini tutmak, tenini hissetmek, saçlarına dokunmak, sarılmak..
İstemiyorum.
Sevmek...
Sevmek...
Sadece sevmek istiyorum seni.
Ben seni hiçbir şey gibi seviyorum,
Yani aslında her şey gibi..
Belki de...
Belki de...
Belki de...


Atalay Demirci


#10
Hep yokluğunu yazmak
Hep seni sensizliğine anlatmak
Gelmeyen gölgeni seyretmek
Duyulmayan sesini dinlemek
Her köşede bir defa çöküp
Belki buradan geçer diye
Seni beklemek...
Ne kadar zor bir bilsen
Yokluğunda
Bir gölgeye sevdâlanmak
Bir gölgeye türküler yakmak
Ne kadar zor bir bilsen
Ne kadar zor yokluğunu anlatmak...
Ne şiirler yeter
Ne yanık kaval sesleri
Ne gözyaşları geceler boyu
Ne gündüzün bekleyişleri
Ne kadar zor bir bilsen
Ne kadar zor bu gönlün her gün
Tanrı'dan seni dileyişleri...
Nerde bir çift el görse
Birbirini tutmuş
Nerde iki çift göz görse
Birbirine vurulmuş
Nerde sevdaya dair söz duysa
Kavuşulmuş
Her güzel söz ızdırap olur
Yaş olur günlerce gönlüme akar
Izdırap olup yüklenir ruhuma
En yüce dağlar kadar...
Gelsen artık
Bekletmesen artık
Yokluğunda seni bu kadar seven
Şu sensizi
Sevsen artık.


#11
(Muhtemelen)

Dün gece sen uyurken
...
Aklım aktı yastığına..


Başının etine dolgun uykularını yerken rüyalar
Başımı bağladı riyalar
Başucumda ağladı periler
Düş biriktirdiğim kavanozun aforoz edilişi bu linç..


İlginçtir ki
Gördüğüm riyayı yine hatırlamıyorum..
Ölme ihtimalin var
Doğma diyorum..


(Ben Aşk'ı öldürmeye tam teşebbüsüm
Sana zararım dokunmaz
Ver kalbini beş dakika,bir daha imkânım olmaz..)


(Ben Aşk'ın suç aletiyim
Sana zararım dokunmaz
Göster kendini bana, bir daha imkânın olmaz..)


(Ben Aşk'ın otopsisiyim
Sana zararım dokunmaz
Deştir içini bana,bir daha imkânın olmaz..)


(Ben Aşk'ın maskesiyim
Sana zararım dokunmaz
Çıkar beni çıkarlarının yüzünden,bir daha imkânın olmaz..)


(Ben Aşk'ın..
Hatırla,
Bunamadın ya be kadın!)


Emre GÖKCE


#12
SUSMAK'ÇA


Bildiklerim,bilmediklerimi sömürmekle meşgulken,
Erken paydosların çığlarını çınlattın bana..
...

Susmak için pek fazla harfe gerek yoktu bunu ikimizde biliyorduk..

Ama neden alfabetik sıralamalarda,
Adın ardımdı hep?

En çok kaç harfle susulabilirdi ki?
Yada SUSMAK'ÇA yeni bir dil,yeni bir lehçe,yeni bir şive miydi?

Artık,aynı lisanın farklı aksanlarıyız seninle..

Sesinle türeyen her şey Sus,
Dilinde üreyenler Sessizlik,
Adına yürüyenler adının anlamı değil,
Adının susulmuşluğuna Süs..

Artık,
Aynılık 'daima'sında 'asla' bir aşkın ayrılığını yaşıyoruz seninle..
Aylarca,
Yıllarca,
Sonrasız bir şimdi'nin konuşulmuşluğuna icab eden ne varsa,
Sen yoksun orda..

Duymadım seni,
Duymadım..

Duymadan geldim,
Seni duymamazlıktan..


Emre GÖKCE


#13
-"Küçükken Nasıldı?" diye sordu Anneme;
-"Küçükken yaramazdı.." dedi Annem,

Tebessüm etti;
-"Doğru mu?" dedi gözlerime bakarak;......


-"Doğru" dedim....
...Ve aynen tekrarladım Annemin sözlerini;

-"Küçükken Yaram Azdı.."


#14
Düşünce özgürlüğü vardır Aşkın..

Bunu da iyi oku Sevgili...

...


Yüreğine düşünce,

Özgürlüğü vardır Aşkın..

• •



#15
Biraz Değiştim ~ Can Yücel

Biraz değiştim,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
Değiştim,
Unutamadığım sözlerinin arasında s...
ıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil!
Sonucu kılıcı kuş*****ndan belli olan bir savaşın
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
Sorun değil!

Elbet alışırım,
Biraz alıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Alıştım,
Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,
Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma,
Kesin değil!

Henüz tanıştım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi hakkımda,
Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi tarafımda…
Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım tanıyamadım daha,
Samimi değil!

Bir hayli kırıldım,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
Aslında ne sana, ne olanlara…
Kendime kırgınım…
Maziye hiç değil, an’a kırgınım.
Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan şarkıcılara,
Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…
Bir hayli kırgınım…
Beni ben kırdım oysa,
İyi değil!

Galiba yoruldum,
Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum


#16
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir!!!....

Unutma! Bugün hayat veren su, yarın seni bile boğabilir....

Girmeye iğrendiğin kovuk,senin tek sığınağın olabilir....

Şu yalan dünyada denemeden bilinmez hiçbir şey.....

Dost diyebildiğin seni her an üzebilir.....

Varlığını bilmediğin biri çıkagelir ve seni senden bile çok sevebilir...


#17
Kimseyi değiştiremezsin hayatta.

Ve kimse için de değişmemelisin..

Kimliğini kaybettiğin an yaşamını çöpe attın demektir.

Bırak hayatına eşlik etmek isteyenler gelsin seninle.

Ne sen kimse için mecburi istikametsin, ne de bir başkası senin için..

Yanındakiler seni mutlu ettiği sürece kalsın hayatında...

istediklerim yanımda...

istemediklerim yolunda..........


#18
Biliyorum; çözüm değil susmak...

ama;konuşmak eğer yoruyorsa beni,ve bir işe de yaramıyorsa,

Çözemiyorsa kör düğümleri,

yıpratıyorsa...

tamam...

sustum...!!...


#19
"Aşk/ım bol geldi sana sevgilim" derken anlamamıştın...

Eskisi
gibi değil artık biliyorum ben de herşeyi.
Hipnoz seanslarında bile
...
dönemediğim çocukluğum
artık senin kadar uzak.
Sadece
hatırlayabilme ihtimalim söz konusu,
yüzümdeki gülümseme
maskelerini...

Belki her an kahrolmuyorum doğru!
Gülümserken
de yakalıyorum kendimi aynalarda.
Sigaradan sararmış dişlerini
saklaması gibi bir adamın,
aynaya yakışmadığını görüyorum "bendeki
seni eksik gülümsemenin"

Ağlarken bile seviştim!
Ayrılırken
bile gülüştüm senle!
Hatırla...

Kısa saatlere bölünmüş,
kiralık
zamanlarda bile
mutluyduk seninle.
Son otobüsü kalkacak gibi
heyecanlı,
koşar adım gitmeye hazırlanırken sen
yine
elimdeydi
elin.

Aşk'ın üstünde yerin varken
ve
ayrılığı biz
istemezken,
ayrılık bize tepeden inme torpilli gibiydi.
Zamansız
bir şaka gibi aramızda patladı.

Oysa biz kendi halinde,
kendimizden
ve bizden beklenenden
bir kaç beden büyük seviyorduk birbirimizi.
Kimse
yakıştıramazken...
İkimizin sığabileceği,
tek kişiye bol gelen
bir Aşk'tı
ve biz o deli gömleği rahatsızlığında,
bir o kadar da
ayaklarımıza takılıp bizi yere düşürecek kadar bol elbiseye
hep
yalnız girmeye çalıştık.
Bana soracak olsaydın sevgilim,
ben düşüp
kalkmaya bile razıydım.

Ben yoktum tamam, ama kokum kalsaydı...
Özlerdin
belki o zaman...

Bu aşktan sen mahrum ettin seni!
Bana göre
sensizlik (bile) hoş.
İçinde sen geçen her cümle gibi...
Senin
içinde olduğun ayrılık cümlelerinde bile
"kötü" sıfatını
yakıştıramıyorum
varlığına, yokluğuna,
bu Masal'ın sonuna,
O'na
bile alışırken ben.

Koşa koşa kaçma artık!
Yorulma eski'meyen
sevgili.
Yaza yaza, gidiyorum fark ettin mi?..



#20
Ayrılığa daha çok vakit ayıracak

Şüphesiz daha fazla zaman geçirecek artık Aşk Bizsiz..


‘Beni seviyor musun’ la biten cümlenin sonuna

...Soru işareti eklenmemeli..

Sorudan çok

Bu bir sorun işaretidir gördüğün gibi..



...






Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:49 .