'DÜŞ'KIRAN-
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 04-11-2010, 20:15 #1

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye

'DÜŞ'KIRAN-



bu tenha bakışlar tutuşturur geceyi
gözlerin rehin avuçların boş kalır
şimdi vur kendini
unutulmuş bir şiirin son dizelerinde
sonra
yarım kalan bir şarkı ısmarla kendine
bu kentte böyle ölünür

yoksuldun zaten
neyin vardı ki bir avuç hüznünden başka
şimdi saatin hiçe durmuş
her mevsim destanın yaşansa ne çıkar
sesine kilit vurulmuş

aslında biz
her iklimde
her satırbaşında vardık
çoklardaydık
bak tükettin içimi düşkıran
sana azaldım
bir kuş gibi ölüyorum her gece
senli ve kırık düşlerimi sattım beş para etmedi
şimdi her dönemeç
avuntusuz çıkmazlara
çıkıyor

yalnızlık üstüme yıkılıyor
ben koluma takıyorum
çünkü şairim... bilirsin
yanımdayken de gurbetimdin


Kahraman Tazeoğlu




Görüntüleme:4552, Cevaplar:68

İlginizi Çekebilir >
Alt 15-02-2011, 15:34 #2

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


Bir Bana’mı Yoktun Sevgili ?
Bütün dallarım aşk içinde kırılırken, tutmadın!
Can kayıplarımda, gözlerime dolan yağmurlarda ıslanmadın.
Hatırlıyacak kadar bile sevmedin.
Görmedin! avuçlarımdaki nasırlaşmış vedanı.
Seni her güne ayrı sığdırıp sevişlerimdeki sesi
Duymadın işte.. Kapattın yüreğinin kulaklarını..
Bir bana’mı yoktun sevgili?
Canın yandığında,
Kafan bozulduğunda öfkeni kusarken!
Koca bir sensizlik daha kusardın kulaklarıma.
Yokluğuna inandırmak ister gibi GİT’ benden ey bensiz yabancı dediğin günler!
Yok yok ne günüydü.
Daha dün gibiydi kulaklarımdaki acı’sı.
İçerime kadar çöreklenmiş bir sarıydı hüzün.
Sonbahar’dı ilkbaharı aradığım gözlerin.
Yan ve Öl der gibiydi bakışların.
Duvarlara çarpa çarpa intihar eder gibiydi yüzsüz sevmelerim.
Severdim yine!
Çığlık ata ata yüzerdim boğulacağımı bildiğim gözlerinde.
Teninin teninden bir yarayı kavlatıp atar gibi!
Yokluğunu gecelerden atardım.
Yinede varmışsın gibi severdim..
Seviyordum işte.
Gerçek olandan yansıtıp simetrik bir hayal gibi.
Yağmur gibi!
Kar’dan adamlara özenip yokluğunu üşütüp!
Bir sensizlik halini bürünüp,
Bir deli gibi,
İki dalga gibi, İki dalganın aynı kıyıda saçlarına dokunuşu gibi Seviyordum seni.
Hala aynı’yım.
İçimden çıkaramayacağımı bile bile!
Gidişlerini izleye izleye!
Aynı tutkuyla, aynı dar ağacında defalarca salınarak,
Ateşler içinde yokluğuna kan ter içinde uyanarak Seviyordum seni.
Geçmiş zamanlı değil..
Hala!
Seviyorum İşte Yokluğunu, bile bile..
Kendime aynada defalarca durulup!
Gözlerime öylece suskun suskun bakarak,
Bütün harflerin görkeminden kendime kin kusarak!
Az’mı sevdim, Ne verdim!
Acı’mı kusmaktan başka derdim ve sus pus çıt kırılırdım her defasında.
Biliyormusun Şehir Gözlü!
Seni varken, yokken, uyanırken , ikide bir saate bakıp geleceğine ihtimal verirken,
İlk defa karşılaşıp gözlerini öpecek gibi,
En sevdiğim yerden bakıp,
Avuçlarındaki mavi kanatlı kelebekler gibi,
Göz kapaklarına oturmuş çoçuk gibi Seni beklerdim işte..
Hüznüm şarabı nedir bilirmisin yağmur bakışlı hüzün!
Kaç kez içebilirsin bir ayrılığı,
Kaç kez kendine geri getirebilirsin gidişlerine ölmüş benliği!
Kaç defa ve kaç defa !
Yeniden sevebilirsin aynı yüzü,
Aynı gözü! aynı dudağı, aynı Yüreği!
Ve sen her defasında gitmeye hazır bavullarınla karşılardın el açışlarımı!
Söylesene Şehir Gözlü!
Yokluğunun üzerine yazabilirmisin beni harf harf, rengarenk..
Yaşadıkca,
Benim yazacaklarım ağır gelebilirdi yüreğine!
Bir başka dilde susardın!
Başka gözlerde çizerdin gidişleri,
Bir vapurun ardından el sallardı saçların, alabora olmuş yüreğin,
Martılara yoldaş olmuş ömrün..
Son anına denk gelirdi.
Ve Gidecekmiş gibi dururdu adımların.
Yine ben Kendime kanardım ,kalırdım..
Özenle dinlerdim ağır ağır..
Ağır ağır kapatırdım gözlerimi ve,
Adımlarının çığlığı dipilenirdi kulaklarımda.
Ya geri dönersen umudu ile başımı göğe kaldırıp,
Gök parçalı gri efkarımdan dilenirdim git-me..
Kal deyişlerimi!, Ardı arkası kesilmezdi..
Ama yine sen giderdin..
Ve ben yine ardından adımlardım gelecekmişsin umudunu..
Kaldırımları sorguya çekiyordum!
Geçtimi burdan O !
Fatih KABA





Alt 15-02-2011, 15:36 #3

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


Baba Bana Bağırma
‘yol ıslanmasın diye
şemsiye açanlara..’
baba bana bağırma
bülbülleri kaçırdın ormanlarımdan
kulaklarımın kapılarını havalara uçurdun
kapılar baba kapılar pencereleri alıp gittiler
tenorlar kaçtı ses tellerinden
çevreye saçıldı yavru diktatörler
seni ne sopranolar istedi de vermedik baba
baba bana bağırma
bayrak direklerine konan kartalları anlat
uzun uzadıya
nasıl da göremediler avcıları
o keskin gözleriyle vah hah ha
şans yıldızlara özgü bir yalan baba
yıldızlara tükürüp tükürüp onları gezegen yaptınız
savaşan halklar taktınız dünyanın boynuna

yalanları yazdım defterime hiç unutmadım
radyasyonu radyo istasyonu sanan bakanları
çiğleri, meclis tavanını çiğ köftelerle çiğneyen
doğum sonrası acılarını cüce ülkeler doğuran kadınların

hiç unutmadım
sakallarını yüzlerinde
yüzlerini sakallarında unutan adamları
ve ısırgan tarlalarındaki parçalarını
uğur mumcu’yu biz yapan bombanın

hiç unutmadım
uzak yakın tüm tuzakları baba
yolun ezdiği oyuncak bir kamyonsun sen
bir gam ağacısın
kar yüküne dayanamayıp kırılan
ilkbaharı gerzeklere ödünç verdin
geri getirmediler
güneşin başına gelenleri
biz ilkbaharsız nasıl anlarız baba

baba bana bağırma
bir kulağımdan giriyor sözlerin
öbür kulağımı tıkıyor
buenos aires’te olsaydım diyorum içimden
eva’nın peronunda
karanlıktan kuşlar çalan bir tren
bir bıçak kaçağı
tangonun bacaklarını havaya kaldırdığı kentte
ama iyi ki buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
burada
bilginin bilgisizlikten daha çok acı verdiği yerde
burada, tam karşında
hapisanelerde hintyağı gibi bir şeydi zaman
hastanelerde pıhtılaşmış kan gemisi gibi
yol alırdı saatler
karılarının namuslarını dillerinde saklayan
adamlar vardı bir taraflarda
televizyon kanallarında yitirilen çocuklar
gökyüzüne düşmemek için denize yapışan balıklar
ve depolara indirilen lenin heykelleri vardı
sovyet rusya’da
kafandaki duvarları
niye cebine koymuyorsun sen baba

baba bana bağırma
farkında değilsin
arkasını ezilenlerin yaladığı
bir posta puludur dünya
bir karadelik yutana kadar uzayda bizi
asansör boşluğuna itilen bir kedisin sen
söylemenin tam sırası
ülkeyi bu duruma senin oy verdiğin
partiler getirdi baba
ama ben buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
bir yaşamlık kaygı duruşundayım
yakın tarihimiz için

baba bana bağırma
bacağından vurulursa bir şiir
nereye kadar gidebilir
bana bağırma baba
kendine bağır
yoksa her şey bitebilir..

Akgün AKOVA





Alt 15-02-2011, 15:41 #4

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


Adın Şiir Olsun Ben Ceset
Gitme’lerin olmadıgı bir şiire gömün beni,
Yalnızlıktan bahsedilmesin!
Buram buram sin’sin kokun,şiire,
Ama, gitme’ler olmasın,
Gözlerin değil yüreğin okusun bu cesedi,

Gel’eceğine dair kaç intihar denedım bil’sen?
Uzamış sakalım da kalmış ‘dudak payın var’Kesemiyorum kendimi,
Yakamıyorum gözlerimi,üstümde ‘göz hakkın var’
Sevemem başkasını ‘kalbim de kul hakkın var’..

O halde seni de bu şiire gömmeliyim,
Nasıl olsa cesedim de,’
‘Ölüm hakkın var !!’…
‘Ruhum da aşk hakkın var’….

Harun Tolga PEKER





Alt 15-02-2011, 15:43 #5

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


Şeb-i Yelda
Eylül’de başladı bu acı, nam-ı diğer sirkat!
Ömrüme mahkum bir sancı, her demi şeb-i firkat!
Gönlüme inşirah, gözüme nur, derin hakikat!
Hüzün sana mübahtır, göresin ey şeb-i yelda!

Bir kara gözlü dilber, dili bu hüzne müptela
Sevdası gözünde girye, gönlünde acı nara!
Nur-ı aynım ağlama, sen sar bu derin bir yara!
Suçlusun, durma çabuk gidesin ey şeb-i yelda!

Ötelerden lal sesler, ay geceler dilimde yad!
Kıyametim olacak, bu gece aklımda tek ad!
Leyli leyli benide eder misin bugün azad?
Şair yabancı sana, bilesin ey şeb-i yelda

Hüzün sana teslim kalbe inen bir ince yara!
Gidiyor musun ey hazan dilinde yok elveda?
Gitme desem kalacak mısın acep şeb-i yelda?
Ne olur gitme deme bana ey Sessiz Vaveyla!

Tuba KÜÇÜK ~ Sessiz Vaveylâ





Alt 15-02-2011, 15:45 #6

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


Mutluluklarını Sat Bana Ey Çocuk
Mutluluklarını sat bana ey çocuk,
Bu gece..
Evet bu gece.
Bana aldığın o rengarenk eteği giyip
Soyundum dudak payı verilmiş acılarımdan.
Filistin’liğimden
Kudüs’lüğümden feragat edip
Çiceklendim senin hep söz ettiğin kır düğünü düşüne.
Rengarenk balonlarınla
Bozkır teninde bir umuda filiz verdim..

Ey tahta arabalı çocuk’luğum,
Mutluluklarını sat bana ey çocuk.
Ne kadar şeker istersen veririm sana.
Yeter ki uzaklığımı unut.
Zamanlığımı reddet.
Uzattığım ellerimi geri çevirme ey çocuk.
Hile ile üttüğün bilyelerin ardından beni de koştur.
Rüzgarı diz çöktür saçlarıma.
Seni / beni doğuran Ağustos sıcağına inat
Nefesinden bir nefesi bana yar et.
Ve ben sussam da sen susma..
Avazın çıktığı kadar,
Dilin döndüğü kadar anlat beni bana..
Çünkü kimse bana masal anlatmadı senden başka.

Ey ölümümü hayatla evlendiren hayat’ım,
Umutlarından bir umut ver ey yar.
Can’ından bir canı canıma paye eyle.
Gözlerinin kahvesinden bir Cenneti bağışla.
Ve yüzüğünde yazılı adımı,
Kavuşmamızın duasına sıvazla.
Ve gögüsle tüm acılarımızı.
Bilirsin sen bana şiirleri yazarken
Ben kütük gibi uzanmışım geçmişin ayak izine.
Kaldır başımı,
Ve eğdirme boynumu.
Ve bir zafere yor bu apansız savaşımı..

Şimdi kapat gözlerini ey çocuk.
Omuzlarının genişliği kadar mutluluklarım.
Bana masallar anlat ey çocuk.
Sonra da şekerler dağıt rastgele.
Ve ben gelene kadar açma yüreğini.
Beni gözlerinde sakla ey çocuk.
Ve ben gelmeden ölme sakın..
Ölme..
Ve gülümseme sakın ölüme.
Sakın ölme işte..

Söz mü ey çocuk..
Mutluluklarını sat bana ey çocuk.
Sat ki;
Sana bir kır düğününü hediye eyleyeyim..
Bir sonbahar günü..
Siyah elbisem ile
Yok yok çocuk..

Ne sonbahar günü olacak kavuşmamız..
Ne de üzerimde sevmediğin siyah…

Bir Ağustos günü;
Hani beni de seni de doğuran ayda
Bir Ağustos günü,
Rengarenk elbisemle koşacağım sana..
Hem de elimde mavi bilyelerinle..
Deniz kabuklarımla..

Söz mü diye sorma çocuk..
Söz verdim..
Söz…

İsmail SARIGENE





Alt 15-02-2011, 15:46 #7

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


Seni Terk Etmek Kolaydı Aslında


Seni terk etmek kolaydı aslında
Olmasaydı aşkın sayılır hatırı

“Bence aşk” diye başlayan hiçbir söze itibar etmemekti seni sevmek
Hangi aşkın tarifi mayalanmaya çalışsa kalbimde “sen” gibi şekil almıyordu
Cümle şablonları bertaraf etmekti seni sevmek
Kimi zaman bir sendromdu varlığının kalbime yaşattığı
Rehin alınmışlığıma hak verir hale gelmekti gözlerinin tutsaklığında

Seni terk etmek kolaydı aslında
Olmasaydı aşkın sayılır hatırı

Biri dünyamı diğeri ahretimi simgeler gibiydi gözlerin
Görünen o ki dünyam da ahretimde siyaha kurban gitmişti bakışlarının karasında
Gözlerinin bana bakışının karşılığında
Ne hükmü olabilirdi ki hem dünyamın hem de ahretimin
Seni sevmek vazgeçmek demekti dünyamdan
Seni sevmek, umudumu ateşlere salmaktı ahretimden yana
Alnım ve seccadem arasında aklıma düştüğün her vakit
Tapındığım aşktı senin aracılığınla
Seninle Allah’a mı koşuyordum?
Yoksa Allah’tan koptuğum doğum anından beri
Yanımda bir tek seni mi taşıyordum?

Seni terk etmek kolaydı aslında
Olmasaydı aşkın sayılır hatırı

“Ne bakıyorsun” diye başlayan bir kavgaydın
Bir bakışınla aklım, kalbim ve ruhum birbirine girdi
Hangisine baktın aslında bunu bilmiyorum
Her gece aynı bedende uyutmak ne zor aklımı, kalbimi ve ruhumu bilsen
Ya aklım kaçıyor sana gece yarıları
Ya kalbim uyumadan adım adım sana atıyor
Ve korkuyorum ki ruhum bir gece yarısı beni sana terk edecek

Ve seni terk etmek kolaydı aslında
Olmasaydı aşkın sayılır hatırı

Tek sermayesi aşk olarak sürgün edildim dünya sahnesine
Bakışlarına sattım tüm sermayemi
Görülmüş değil ortaklığın böylesi
Sen sevdiğin iddiasındaydın beni
Bense sen varken benden bahsetmeye utanacak kadar sen oldum
Utanmadım kendimden geçecek kadar kendimi sen bilmekten
İkimizin kullandığı ortak mekân kıldık kalbimi
Sen başköşesine kuruldun
Ve ben büyütme telaşındaydım adını sen koyduğum aşkımızı
Sana kızmak haram gibi aşkımın şer-i hükmünde
Sana darılmak yasak gibi hatta el koymak gibi bir yetimin tebessümüne
Ve senden kaçmak imkânsız
Bir gözüne sığdırmışken dünyamı senden kaçış nereye

Seni terk etmek kolaydı aslında
Olmasaydı aşkın sayılır hatırı

Seni görmemek için yeterliyken göz kapaklarımı birleştirmek
Senden uzaklaşmak için yürümek fiilini bir adımıma yüklemek yetecekken
Aşk sanmışım diye aklımı haksız çıkarmak gibi bir adaletsizlik varken seçeneklerde
Güzel olmadığına dair koca bir yalana inandırmak varken kendimi
Başının da sonunun da, kaşının da boyunun da aşk olduğu gerçeği uyutmaz beni geceleri
Sen dâhil herkesi inandırmak kolayken aslında seni hiç sevmediğime
Kendimden nasıl kaçsın sende sen olmuş biçare ben
Ve seni terk etmek kolaydı aslında
Olmasaydı aşkın sayılır hatırı

Yaklaşınca can emanetimi sahibime geri verme telaşım
Yüceliğine sığındığım rahmetten yana zerre kaygı taşımazken
Mahşerin ilk günü neresine düşerim senin bulunduğun meydanın
Aynı kokuyu mu taşır saçların
Acaba aydınlık mıdır mahşer yeri yoksa zifiri gibi midir gözlerinin
Aynı adı mı taşırsın ki seslensem adını feryat figan
Ola ki hesabı uzun sürerse sana yaşadığım dünyanın
Sana cennet kılınan yerde adımı an n’olursun
Yanında olmalıyım ebediyen
Ki bu umutla senden yoksun kalmaya razı gelmedim mi dünyada
Yanında olmalıyım ebediyen
Unutma adımı an n’olursun

Ve inan seni terk etmek kolaydı aslında
Olmasaydı aşkın sayılır hatırı…

Mehmet ERCAN





Alt 15-02-2011, 15:48 #8

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


'DÜŞ'KIRAN-
Suskunluk
Her yıldız parsellenmişken bir çift aşık tarafından
Ben, kayan her yıldızı sana biriktiren avare
Ve her güle bir anlam yüklenmiş seni anlatamayan
Hüzün her ayrılığa ayrı ayrı hizmet eder
Seni ve beni taşıyan tek duygudur suskunluk…

İkimizin halini hesaba katmamış hiçbir alfabe
Bizde sadece göz teması kelimelere yüklenemeyen
Sızını yüklediğim her manzara harabe
Sana niyetlenip gezindiğin her viran şehir, saray
Seni ve beni anlatan tek ihtişam suskunluk…

Her seher benden önce uyanıyor sana aklım
Göz açtığım her sabah bıkmadan sana uyanmak
Sana benziyor diye kaç kişiyi vurabilirim
Sen olmadığın halde herkeste senin tebessümün
Seni ve beni haykıran tek feryattır suskunluk…

Dilinden dökülen her kelimede yer edinme telaşım var
Cümlelerinin arasında adımı duymak ne devlet
Gözlerinde gezinme hakkım hep on saniye kadar
Hayat, her şeye rağmen sadece gözlerin kadar
Seni ve beni yaşatan tek çaredir suskunluk…

Kavuşma ihtimalinin olmadığı tek ayrılıksın
Sana uzanamama gerçeğine sağır ve kör bir kalbim var
Birimiz diğerinde ölmeliyiz ki aşk doğsun
Sende bitmeyen yola düşüren hayata da aşk olsun
Seni ve beni barındıran tek barınak suskunluk…

Yitirmediğim tek inanç kader, yaşama zorunluluğumuz
Bilmeden ezberlediğimiz tek yazgı alnımızdadır
Her kul kaderine doğru kaçarken hazin hazin
Bana seni yaşatmayan hangimizin kaderi
Seni ve beni kavuşturmayan kaderimiz suskunluk…

Tebessümünü dahi anlatmaktan aciz şarkılar
Boşuna arayışım, seni çerçevelemeye yaratılmış duygu yok
Sana benzetebilmem için yine sana ihtiyaç var
Gözlerime değdiğin günden beri, ruh halimde huysuzluk
Seni ve beni kabullenmenin tek yoludur suskunluk…

Her adımın sonunda ecel ihtimali çok yüksek
Sana iç çektiğim hangi nefeste durur soluğum
Sensizliği yaşamanın sonu varmış nihayet
Her gecem sensizliğe gebe, her şafak seni doğurur
Seni ve beni var kılan tek duygudur suskunluk
Seni ve beni doğuracak tek yol var, suskunluk…

Mehmet ERCAN





Alt 15-02-2011, 15:49 #9

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


'DÜŞ'KIRAN-
Ben Sen O
“SEVMEK” dedim.
“YOLUNDA ÖLMEK” dedi.

“YOL” dedim.
“ALIP BAŞINI GİTMEK” dedi.

“GİTMEK” dedim.
Durdu. bana baktı. “DOST” diye mırıldandı.
“YÜREĞİME NASIL KOYSAM BİLEMEDİĞİM” dedi.

“YÜREK” dedim.
“DÜNYALARI İÇİNE SIĞDIRAMADIĞIM” dedi.

“DÜNYA” dedim.
“HAYATIN BİR YÜZÜ” dedi.

“YÜZ” dedim.
“ARDINDA NE GİZLİ BİLEMEDİĞİM” dedi.

“GİZ” dedim.
“HEP ÇÖZMEYE ÇALIŞTIĞIM” dedi.

“ÇALIŞMAK” dedim.
“BİTMEYECEK ÖYKÜ” dedi.

“ÖYKÜ” dedim.
“BİNLERCESİNİ İÇİMDE GİZLİYORUM” dedi.

“GİZLEMEK” dedim.
“İŞTE HERŞEYİN BİTİMİ” dedi.

“ŞEY” dedim.
“SEVDA” dedi.

“SEVDA” dedim.
“PEŞİNDEN KOŞTUĞUM” dedi.

“KOŞMAK” dedim.
“HAYAT BİR MARATON” dedi.

“HAYAT” dedim.
“ÖYLE KISA Kİ” dedi.

“NİÇİN KISA” diye sordum.
“YAŞANACAK ÇOK ŞEY VAR, ZAMAN YOK” dedi.

“YAŞANMASI GEREKEN NE VAR? ” diye sordum.
“AŞK” dedi.

“KAÇ KERE” diye sordum.
“BİN KERE” dedi, “MİLYON KERE”

“NEDEN BİR KERE DEĞİL” diye sordum.
“BÜTÜN AŞKLARIN TOPLAMI EN YÜCE VE TEK AŞK” dedi.

“ÖNCE ONA VARSAN OLMAZ MI? ” dedim.
“KEŞKE OLSA “ dedi. ”AMA ÖNCE YOĞRULMAK GEREK

ACI ÇEKMEK Mİ? ” diye sordum.
“EVET, AŞK ACISINDA YOK OLMAK” dedi.

“YOK OLUNCA” dedim.
“ İŞTE GERÇEK AŞKI O ZAMAN YAŞAMAYA BAŞLARSIN” dedi.

“GERÇEK AŞKI” dedim.
“BÜYÜK O” dedi.

DURDUM, DURDUM VE SUSTUM!
“NEDEN SUSTUN? ” diye sordu.
“YÜREĞİM TİTREDİ SANKİ” dedim.

“NEDEN” diye sordu.
“BİLMİYORUM” dedim. “BÜYÜK O”

“EVET” dedi, “BÜYÜK O! ”
“NERDE” diye sordum.

“HER YERDE” dedi.
“NASIL” diye sordum.
“YÜREĞİNİ AÇ” dedi.

“YÜREĞİMİ AÇMAK” dedim.
“BİR TEBESSÜMLE BAK HER ŞEYE! ”

“TEBESSÜM” dedim.
“HER KAPININ ANAHTARI” dedi.
KAPI” dedim.
“GİRMEDEN BİLEMEZSİN” dedi.

“YA KORKU! ” dedim.
“BİLİNMEYENDEN KORKAR İNSAN” dedi.

“BEN BİLİYORUM” dedim.
“NEYİ? ” diye sordu.

“BENİ” dedim.
“SEN KİMSİN? ” diye sordu.

“BEN KİMİM? ” diye sordum
“SEVGİYLE BESLENENSİN” dedi.

“KİMİN SEVGİSİYLE” diye sordum.
“BÜYÜK O’nun” dedi.

DURDUM, DURDUM VE SUSTUM!
“KİMSİN? ” Diye sordum.
“SEN’im” dedi.





Alt 15-02-2011, 15:50 #10

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


'DÜŞ'KIRAN-
Adı Hüzün Olsun
Öteki renklerini aldığın,
Tek mevsimlik dünyamın,
Ve senden bana kalanların,
Rotasız başlayan yolculuğumun,
Her limanda yüzleştiğim sensizliğin,
Adı hüzün olsun!

Bir türlü gelmeyen geleceklerin,
Bir yarısı sende kalan geçmişin,
Ve her gün biraz daha kaybolan iyimserliğimin,
Adı hüzün olsun!

Gittikçe tuhaflaşan tavırlarımın,
Azalan ideallerimin,
Alışkanlık haline gelen sıradanlıkların
Birbirine benzeyen her günün
Adı hüzün olsun!

Aklımda kalan şarkı sözlerinin,
Anılarını sakladığım kirli odamın,
Yağan yağmurun,
Cama dayanmış soluk yüzümün,
İçimde ağlayan çocuğun,
Adı hüzün olsun!

Artık gelmeyeceğine olan inancımın,
Eksik yüreğimin, göremediğim renklerin,
Sensizliğin, yarım kalmışlığın,
Adı hüzün olsun!

Değişmeyen şeylerin,
Aynı filmin tekrarına benzeyen rüyaların,
Sadakatini elden bırakmayan gönlümün,
İçimdeki yalnız şairin, bu yaşantının,
Ve bu şiirin adı hüzün olsun!

Şemsettin KAYA





Alt 15-02-2011, 15:51 #11

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


Kelebekler İki Gün Yaşar
kelebekler iki gün yaşarmış
bir günü sevdiklerine, birini kendine ayırırmış.
kelebek olsaydım eğer ikisini de sana ayırırdım ey can.
ikisini de can hamlesiyle bırakırdım kapına.
narin bir kelebek kanadında bohça yapardım iki günü.
canımı içine koyar, canana olsun diye sana verirdim.
iki günüm olsaydı eğer….
şimdi bir dünya dolusu kelebeğin ömrü kadar ömür yaşadım, ve ikiye ayırdım ömrümü.
sensiz geçen günümü ölü saydım, diğeri ise sana adadım.
sen kelebek olsaydın, bütün ömrümü sana verirdim sen yaşayasın diye..
ve ömürlerden ömür dilenirdim, narin bedenin düşmesin diye ecelin parmağına…
iki günüm olsaydı ikisini de sana verirdim…





Alt 15-02-2011, 15:52 #12

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


'DÜŞ'KIRAN-
Aradın da Bulamadın mı ?
Köşe bucak buram buram tüterken
Her şey anlatırken gerçek masalları
Rüzgar fısıldar, fırtınalar uyurken
Aradın da bulamadın mı ?

Tek tek zamana hisler çakılıyorken
Sen kendine beni soruyorken
Anılar gülümser, gözler ağlarken
Aradın da bulamadın mı ?

Dilden kaçanlar yüze çarparken
Ruhtan düşenler, kalbe uçarken
Dudaklar yalanlar, eller elele verirken
Aradın da bulamadın mı ?

Yaş son merdivene dayanırken
Nefes dışarıya çıkmayı unuturken
Çığlıklar susmayı seçerken
Aradın da bulamadın mı ?

Mevsim mevsime veda ederken
Yaprak toprağa son kez bakarken
Kardelenler kışa meydan okurken
Aradın da bulamadın mı ?

Elam E. DOĞAN





Alt 15-02-2011, 15:53 #13

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


'DÜŞ'KIRAN-



Bismihu…

susacaklarım b/aşkaydı…
içimin kalabalığında hüküm giymişken ve s/aklamak isterken sancımı
ve sus/amışken bir düş/e…

düş/tüm…
en kanayan y/anıma sığınırken..
düş/tüm..
matem havasına bürünmüş susuşlarımı sunacakken yar(sız)lığıma…

ellerimi saracak hüznümü s/aklayacak
y/ansız bir düşe muhtacım şimdi………!

satır aralarına gizliyorum birikmiş pişmanlığımı…
en içli ağıtlara yaslanıyorum
bakışlarım nem kokuyor rutubetli…
siyaha boyanmış…
Araf simsiyah…!
günceme siyah düşler bulanıyor
karanlık hırpalıyor ruhumu…

sözlerim d/üşüyor…
Meryem iffetle susuyor
gözlerim susuyor…

Ey yar..!
‘susacaklarım var sana’
duy/ma beni….!





Alt 15-02-2011, 15:56 #14

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


'DÜŞ'KIRAN-
Elveda
buruk bir elvedanın
gözlerinde kanarken şirlerim
dönüş yok !!!
tüketiğimiz herşey artık çok geride
oysa elveda derken bile
son durağa yerleştiriyorum seni
sana gelir gibi yürüyorum
ölür gibi yürüyorum
elveda…
sahipsiz kalan hatıralar
toprakla buluşuyor bedenimden önce
kalbim ayaklarıma küsüyor
haykırıyor son sesiyle gitme gitme!!!
kör bir kadın gibi yürüyorum
bütün yollar yusufun kuyusu
yeniden düşmeyi dileyerek yürüyorum
dudaklarımda ince hatlı bir ihanet elveda
sol yanımda bir dağ yıkılıyor
içimde siyah beyaz bir çocuk ağlıyor gitme
gözlerimin ufkunda bedenimi parçalayan hüzünler
sancılı kanamalar başlatıyor
yağmuru tükenmiş şehirlerde
bir gözlerini götürüyorum gittiğim yere
yangın yeri gözlerin kıyamet günü gözlerin
çölün susadığı andır serap
dudakları hasretle kanayan farazi bir cennet
elveda serabım….
yağmuru tükenmiş şehirlere gidiyorum
sana gelir gibi yürüyorum
ölür gibi yürüyorum
elveda….
isanın rotasında göğe çekiliyor kelebekler ,
ellerimde kırık dökük şiirler solmuş kelimeler
alev alıyor adı olmayan caddelerde.
vaz geçmelerin baldıran tadı dudaklarımda
aşk yorgunu yollar yürüdükce canıma yürüyor
göz diplerimde üşüyor hasretimin alevinde bozkır geceleri
elvadalar gül kokulu tırnaklarıyla
kıyametimi kazıyor yollara
ölüm gibi alırken beni kanatlarına
bir gözlerini götürüyorum gittiğim yere
yangın yeri gözlerin kıyamet günü gözlerin
kuş sürüleri süzülerken özgürce gökyüzünde
artık bir senin serçen yoktur içlerinde
ağlayınca öldüğünü bilmezdim serçelerin
içimde birer birer tükenmeden önce
ölüp ölüp dirilen vakitte okunan zamanz sela
leylanın ölümünü izleyen mecnunun gözleri benimkisi
serçe kıyımında
adak ağaçlarına bağladığım çabutlar gibi
savruluyor sararıyorken yüzün
bir seda bekliyorum bir fısıltı ve susuşun
katlime fermendır gitme de gitme….
öyle bir terkediş ki bu,
ne seni tanır aynalar ne beni
yok oluşun nefesinde erirken bedenimiz
bir gözlerini götürüyorum gittiğim yere
yangın yeri gözlerin kıyamet günü gözlerin
aşkın meydan savaşını kaybettik ikimizde
kaybedilen herşeyin yerine ateşe mahkumuz işte
sensizliğin ateşi alev alev yakarken içimi
ruhum cesetimi sürür yağmuru tükenmiş şehirlerde
sana gelir gibi yürüyorum
ölür gibi yürüyorum
elveda….

Buket Cihan TEMÜR





Alt 15-02-2011, 15:57 #15

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


Ben böyle Olmamalıydım
Ben böyle olmamalıydım.!
İsmini duyunca, boynum düşmeliydi omzuma,
İçime bir ateş düşmeliydi,
Ayaklarımın feri kesilmeliydi,
Kendimden geçmeliydim sonra,
Adını sayıklamalıydım adımı unuttuğumda,
Ama bunu kimse duymamalıydı,
Seni mahşere kadar saklamalıydım…

Ben böyle olmamalıydım.!
Nisan akşamlarını ıslatırken yağmur,
Bahar, şarkılarını söylerken karanlığa,
Çalan her kapıya, “sensin” diye koşmalıydım…
Gece yıldızlarını serpince göğe, seni görmek için uyumalıydım.
Ayak sesleri gelmeliydi uzaktan, ben hep sana yormalıydım.
Şarkılar kime söylenirse söylensin, sana diye dinlemeliydim.
Türküler dolmalıydı odama.
“Ben bir selvi boylu yardan ayrıldım” deyince bir ses, “selvi boylu yar” sen olmalıydın.
“Kömür gözlüm, ateşine düşeli” senin için söylenmiş söz olmalıydı
Ama bunu kimse bilmemeliydi.
Seni mahşere kadar saklamalıydım..

Böyle olmamalıydım.!
Kelimeler Taif’i taşıyınca kulaklarıma, daha yüzüme çarpmadan Taif rüzgarı,
Taşların izi çıkmalıydı yüzümde.
Uhud anılırken, dişlerime sızı düşmeliydi.
Haremde bir ikindi vakti, kem gözler çevrilince sana,
Ve vefasız eller uzanınca yakana,
İçim daralmalı, nefesim kesilmeliydi.
Sen ötelere hazırlanırken, öteler senin için süslenirken,
Son kez baktığın pencerede hayal edip seni,
Perdenin son kez kapanması gibi kapanmalıydı gözlerim.
Sonra içime doğru gerilip, seni bize lutfedenin ismini haykırıp,
“Allah ”(cc) deyip, düşmeliydim yere.
Ama bunu kimse bilmemeliydi.
Seni mahşere kadar saklamalıydım.

Ve mahşer günü, uzaktan seni seyretsem, sana yakın olmak için can atsam,
Beni engelleseler, “sen kim, yakınlık kim” deseler,
Ben ağlamaktan konuşamasam, gözlerini çevirsen bana,
Benim cennetim bana bakan gözlerindir ve tebessüm etsen
Ama bunu kimse görmese, seni ebede kadar saklasam……

Dursun Ali ERZİNCANLI





Alt 15-02-2011, 17:26 #16

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


'DÜŞ'KIRAN-
7 Harf / İki Kelime / Seni Özlüyorum
Seni özledikçe,
Sana gelen bir nehre özeniyorum..
Kırıyorum belimi,
Akıyorum 29 harf, iki cümle…
Dur gitme mavi bilyelerin peşinden…
Ölüm ölmeden beni bekle…

Kirpiklerimde bir kız çocuğu üşüyor..
Uzuyor bir türlü biçemediğim hasret sancıları..
Sana gelen her yola bir yaşımı bırakıyorum,
büyüyorum sen miktarı…
Sana geç kaldığım her zamana bir damarımı miras bırakıyorum,
sana düşüyorum ben miktarı..
Özlüyorum seni..
Özledikçe katili oluyorum cümlelerin, kirleniyorum..
Sen yüreğinde temize çek beni..
Sorgusuz, sualsiz kabul et beni..
Düşüyorum..
Düşmeden yüreğine düşür beni..
Bakışlarında avut, sonra da dinginliğinde büyüt çocukluğumu…

Seni düşündükçe,
Sana giden her yola büküyorum kendimi..
Bir heybeye sığdırıyorum yüreğimi..
Dolduruyorum kendimi..
Küçük bir bedene sığrıdırılmış koca bir yürek…
Dur vazgeçme rengarenk balonlu bekleyişlerden..
Özlemin ölmeden beni bekle…

Ben ki, kendime aciz bir cümleydim senden önce..
Yorgun, kırgın adamdım ben..
Mavi bilyelerini kaybetmiş bir unutulmuş..
Kuyularda bir karanlık, tarih sayfalarında susturulmuş…
Ama sen geldin ölümden önce..
Suratıma kapatılmış kapıların aydınlığına bıraktın yüzünü..
Solmaya ramak kalmış damarlarıma ” can “,
kurumaya yüz tutmuş yapraklarıma ” hayat ” oldun..
Esmâ ilinde keskin bıçağın dilinde ölüme koşmaya hazırlanan İsmail’e ” elif ” oldun..
Sonra da sustum..
Sana sustukça bir sevda gebe kaldım..
Seni özledikçe 29 harf doğurdum, sonunda iki cümleyi kucağıma aldım…

” Seni özlüyorum….”
Şimdi bir yaşını doldurmaya az kalmış sevdanın koynunda,
Uzun bir yol oluyor cümlelerim..
Eskimiş şarkıları demliyorum yüreğimde..
Kucağımda Elif’in büyüme heyecanı,
Sana büyüyorum….

Küçük bir köyün kaldırımı oluyorum sonra..
Hani kutu kutu çikolata dağıtacağımız çocukların koşuşturduğu…
Sonra da küçük bir koy…
Ellerimiz bellerimize kavuşup,
Rengini kaybetmiş gökkuşağına renklerini iade edeceğimiz
Balonların delice bırakılacağı..

Sonra da 29 harf ve bir cümle…
Sen sustukça ben sana susuyorum..
Dudaklarım kurumadan,
Kirpiklerinin hayat dalından sağılmış,
Bir damla ” umut ” ikram et..

……
Unutmadım sana gelen yolların yarı uykulu seslerini..
Unutmadım cam kenarları özlemlerimi…

Seni özlemin tuza dönen hallerini saklarken iç cebimde..
29 harf ve iki cümleyi kurban ediyorum..
Ve adına ithaf edilen her harf düştükçe göğsüme,
Babamın öldüğü ekin tarlasında,
Sana büyüyorum…
Dudaklarımda kuruyan ölüm ölmedikçe,
İçimdeki sana yürüyorum…
Susadıkça toprağın terli dudağında,
Senin gözlerinden geçiyorum denizlere..
Kana kana içerken maviyi…

” 7 harf ve iki kelimelik ” bir hayata bağışlıyorum kendimi..
” Seni özlüyorum….”
İsmail SARIGENE





Alt 15-02-2011, 17:28 #17

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


İçindeki Yalnızlığı Kim İfşa Etti
” Ne bir cümle kadar kısa,
Ne bir sevda kadar uzun olmasa ömrün / gitme
Ölüm içindeki yalnızlığı ifşa etse de,
Sakın ben ölmeden ölme..

Kim bilir sen bu saatlerde içindeki yalnızlığın gırtlağında ölümü solurken,
ben sana büyüyorum dua dua.
Gözlerimde irinleşen Yusuf’un kuyularını kaparken ne olur gitme.
Vazgeçme sakın cümlelerime nasır olmaktan.
Gitme benden ben sana gitmeden..
Sakın ölme düşlerime Elifi doğurmadan…
Hadi yüreğimi bas yarana, berene.
Sevdadan bütünlemeye kalmış bu yüreği serum yemiş kollarına ört ..
Ve bana sus harf harf.
Sakın ben ölmeden ölme…
ölme

Ne çabuk unuttun ?
Senden önceki kadavra hükmündeki gözlerimi ?
Ne çabuk unuttun ?
Saçlarımdan örüp bedenimin gölgesine kendimi hunharca astığım gecelerimi ?
Kendi ellerimle gömdüğün bu yüreği seninle yeniden yeşerttim ben..
Göğsü bozkır dikenlerine alışık bu beden senin gözyaşlarının tuzunda açtı tüm güllerini.
Bir cümleye bile sığdırılamayan kanlı gömleğim senin gökyüzünde yıkandı sonra da senin gözlerinin renginde hayata gözlerini açtı…

Ne çabuk kuruttun ?
Sana sicim sicim akan gözyaşlarımı ?
İmkansız olsa da tek seninle ellerimle aldığım Elifimin çığlıklarını ?
Sus ve ağla…
Ayak dibine düşsün gözyaşların..
Kızarsın gözbebeklerin…
Gitme diyorum sana…
Gitme…
Ölüm göz kırpsa da sana, sakın verme ellerini an’lık depremlere..

Unutma ey hayat / unutma ey gül-ü râna,
Döşeğine kadar uzasan da elleri ölümün,
Sakın verme ellerini…

Unutma yar,
Seni yaşamak, ekmeği iki bölüp bereketini kokmak gibi bir şey..
Seni özlemek, suyu avuçlarında bekletmek gibi tarifsiz..
Ve seni sevmek, hayatı şah damarlarında ” sen diye ” hissedibilmek…

Utan-mı- yorum..
Yırtıyorum dudağımdaki tüm alfabeyi..
Haykırıyorum cümle cümle…
Ben ölmeden ölme.
Ölme….

Ölme diyorum çünki…
Sadece sen nefes aldığı için bildiğim,
Sadece sen varsın diye merak ettiğim bir zamanın en özleminde özlenmektesin.
Kaç gün, kaç asır oldu gözlerinin kirpiğinde ıslanmayalı ?
Kaç saat oldu sesinin yokluğunda uyanmayalı ?
Sus ve tek bir kelime etme..
Kirpiğimin en ince yerinde özlenmektesin..
Hadi durma, eteklerindeki güneşi toprağa gelin edip çök yüreğimin gökkuşağına.
Saçlarını çöz ve bırak kollarını omuzlarımın rüzgarlı tepelerine..
Yaslan mutluluk sıradağlarıma..
Ve giyin üzerine beni..
Hiç çıkarma..
Çünki ben hep seninim…

Kısıyorum radyomun sesini..
Yüreğime kaydettiğim senli nağmelerini dinliyorum.
Dinledikçe sen oluyorum..
Sen oldukça büyüyorum…
Ve ben büyürken sende,
Sakın gitme benden…
Gitme…

Gitme diyorum çünki;
Sadece sen söylediğin için ezberlediğim,
Sadece senin varlığın var diye içine girdiğim bir şarkının içinde beklenmektesin.
Ne çabuk unuttun bendeki seni ?
Yüreğimde kapladığın yerin ne kadar büyük olduğunu ?
Sus demeyeceğim bu sefer.
Ben’le başlayıp sen’le biten bir cümle kur dudağının sevda kokan pınarlarından..
Biz ki; hiddetlenerek tutulduğumuz,
hissederek soluduğumuz ve özleyerek umut bulduğumuz yolun son iki yolcusuyuz.
Aldırma gelecek trende bize yerin olmayışına..
Biz ki; omurgalarımızın gölgesine birbirlerimin yüreğine sığdıracak kadar büyük cümleyiz sevda lugatinde..
Bırak hiçbir masal kabul etmesin Elif’imizin beyaz duvağından düşen rengarenk balonları..
Bırak hiçbir dağ yol vermesin söz verdiğimiz yarınlara.
Tek bir cümleye sığdırılamasa da adlarımız, biz tek bir sevdayız dudak paylarımızda..
Ey özlemini özlediğim en büyük özlemim;

Hafızanı yokla ve dinle..
Biz ki, bu yola ” çatısı olmayan düşten ” koyulduk..
Senin cebinde bir miktar umut,
Benim cebimde bir avuç nefes…
Bir dirhem sevgiydi aradığımız..
Şimdi aynı yürekte nefes almakta isek,
Aynı yolda umuda büyümekte isek,
Ve aynı kıyıda Elif’e yürümekte isek…
Hadi durma öl,
Beni ölmemelere bırakarak…
Hadi durma git..
Beni bensizliğe satarak…

Ne olur ölme sevdam…Ölme…
Öleceksen az bekle…
Bende geliyorum…
Satırlar bize sırtını dönse de,
Bari ölüm tek şahidimiz olsun.

- Sana en büyük duam; aldığım nefestir -
İsmail SARIGENE





Alt 15-02-2011, 17:28 #18

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


Dokun Bana / Gözlerinde Ölsün Ölümüm
“Şimdi söyleyeceklerimi yuttum ,
Yüreğim konuşsun harf harf…”
Ey dudaklarına sirayet etmiş son(ları)baharı silemediğim,

Sen beni yüreğimin cümlelerini sıvamış dudaklarımı ” suskunluğa” teyemmüm etmekle suçlamaktasın ?
Yoksa gözlerindeki hayat rengini yüreğimdeki ölümle süslenmekle mi itham etmektesin ?
Belki de beni çoktan gitti bilmektesin belki de başka yüreğin terini silmekte görmektesin.
Beni nerde kimin huzurunda el pençe divan durmuş düşünsen de ben anı yerdeyim.
Suskunum ya, içindekileri okur gibiyim..

- ” Bir gün bitecekti…Bitti..Aç gelmiştin, sevgime doydun ve gittin…”
Gitmedim..Bitmedim..Ölmedim ey sevgili…
Ey avuçlarıma düşen tek dua,
Ne çabuk unuttun gözlerinden izlediğim denizi ?
Ne çabuk bitirdin sana olan sevgimin büyüklüğünü..
Ben sana dua genişliğindeki kadınım demişim…
Bırakır mıyım seni, ölmedim daha..
Öl(e)medim.
Daha da ölmeyeceğim..
Gözlerine bulutların özgürlüğünü bırakmadan koşmak yok babama..
Daha da bitmeyeceğim..
Ellerine Cennet çiceklerinin kokusunu hediye eylemeden varmak yok Elif/imize….

Ey gökyüzünü gözlerinden kanatlandığım,
Daha kaç nehir kuruyacak yüreğimin sensizliğinde..
Her sustuğumda daha kaç kez kıyameti yaşayacaksın yüreğinin debisinde..
Şimdi kelimelerin ucunda üşümekteyim..
Dokun bana / gözlerinde ölsün ölüm…
Sar beni / yüreğinde büyüsün gülüm…

Seni tanıdığımdan beri hiçbir zaman yolumu / yüzümü senden başka bir adrese çevirmedim. Adından başka hiçbir cümleye yataklık etmedim ben.
Evet kabul ediyorum suskunluğa meyil etmiş yollarım oldu ama asla senden vazgeçmedim.
Bir miktar umut, bir dirhem mutluluktu istediğim..
Ve mavi bilyelerimi gözlerinden Cennete yuvarlamak , bezden bir bebeği senin kollarında görme arzusu…
Sonra ıslak saçlarını ellerimi bir tarak misali kabul edip delice taramak…
Sonra gözlerinden savrulmuş en sıcak gözyaşlarını gırtlağında yakalayabilmek..
Seni ” sona ” hazırlamak değil, yeni bir umuda koşturmak…
Cebinde sakladığın kaybedilişleri reddetmek seni bende yaşatarak..
Siyah’a olan sevişlerini sana unutturup sana adın genişliğine denk gelen yedi rengi ispat etmek gözlerimde…

Hatırlıyorum da ” sana inat gitmeyeceğim ” dediğin günleri…
Ben de suskunluğumun yamalı haliyle haykırıyorum ki ” seni çok seviyorum “…
Nerde bilirsen bil beni..
Kimin yanında, kimin yamasına yüreğimi yama yaptığımı düşünsen de …

Ben bir sana verdiğim bir dua’nın kavgasındayım….
Bilsen de bilmesen de….
————-
Kapattım tüm kilitleri üzerime…
Tek sen varsın tutunduğum..
Tek sen mevcutsun bu yürekte…

İster beni suskunluğun safında son görevimi yapmakta bil..
İster dua’ya durmuş yüreğimi,
Elif/imize kavuşmaya gittiğimi düşün…

Bilsen de bilmesen de…
Ben seninim dudaklarımdaki en büyük duam….

İsmail SARIGENE





Alt 15-02-2011, 17:29 #19

L.rom@n*

Foruma Isınan Üye


Kime Fazlasın / Kime Eksik
Görüyorum, sokağını kaybetmiş küçük bir kız duruyor ıslak gözbebeklerinde.
Tüm suçları kabul etmişcesine suskun.
Tüm hüzünleri kendi dudaklarıyla emecek kadar durgun.
Kelime boylarında bir deliveren yetişmekte.
Gölgesinde ise sancılar belirmekte.
Sınır boylarında adressizliğin.
Söyle bana hangi adressizlik senin?
Gözlerindeki korku kime ait,
bedenindeki recm izleri kimden kalma,
dudaklarının arasındaki boşluk kimden sana miras kalmakta ?
Biliyorum susacaksın adın gibi..
Göm cümleleri dudak kenarlarına.
Susmaya devam et boylu boyunca.
Susabildiğin kadar büyüdüğünü unutma.
Tattığın acı kadar büyürsün.
Yediğin ayrılık acısı kadar olgunlaşırsın.
Yoksa büyümek istemiyor musun ?
Hep mi küçük kalmak, hep mi suskun kalmak istersin ?

Herkes yol alırken hayatın derin suskularında,
sen susuyorsun aynanın karşısında.
Ayak izlerinden belli eğikliğin.
İstifledim eteklerinden dökülen cümleleri.
Sen susarsan ben dile gelirim;

Ey Azrail;
Cesedime vurulmuş etiketin duvağını kaldırdım / öp beni artık.
Hem de alnımdan..
Sızmasın içimdeki birikmişler,irinleşmesin bir türlü kapamayadığım gediklerim.
Kollarımı sıvadım, kendi cenazemin arifesindeyim.
Yüreğimin morluklarını ancak ölüm paklar.
Sicillerim, eksildiğim yüreklerden ancak beni kara toprak kurtarır.
Açın yolları ey karanlık.
ben geliyorum.
Elif ‘in saçlarındadır zincirlerim.
Körpe bir dal iken sevgi agacında, budayın beni gövdemin en kalın yerinden.
Susuşlarımdan asın beni.
Gölgelerimin soğukluğu yetmezmiş gibi bir de yüreğimin sıcaklığına akıtın ayrılığı.

” Hangi Çığlık Denk Gelir Ki Dudak Payı Boşluklara”
Hangi ayrılık senin ?
Hangi yüz senin ?
Yüreğinden dökülmeyen mürekkebin hatrına konuş.
Sen ki; acıya kanat geren’din.
Sen ki; Yusuf’u kuyulardan düzlüğe çeken’din.
Sen ki, acıya gözyaşını verip umudu filizlendiren’din. Ş
imdi hangi yüze çevirdin kıblegâhını ?
Hangi saf’a durdu gözlerin.
Bilmediğin yerdeyim deme bana.
Aynanın karşısında yüzünün bilinmezliğinde, yüreğinin ötesinde kendine gülümsemektesin.
Göremiyorsan, kır o aynayı..
Kırıklarından topla dağınık saçlarını…

Sürükleme cesedini sen / sonbahar kaldıracak ya adressizliğini..
Hangi cümlenin sonunda kırıldı düşlerin..
Hangi mahrem ellerin zorlamasıyla alındı içindeki kanamalı çocuk ?
Susma diyorum sana susma.
Becerebildiğin tek şey, boynunu büküp suskunluğun secdesine başını koymak mıdır ?
Unutmak dururken masada, yüreğine recm emrini vermek neyin nesi ?
Tükür kil tutmaz toprağın yüzüne.
Kaldır cesedini ortalık yerden.
Sesinin kısıldığı yerden konuş, duyulmasa da haykır eksikliğini.
Susturulsa da sen fazlalığını bırak tabutuna.
Söylesene ” sen kime fazlasın / kime eksik..”

Üryanlığını örtmeye kalkıştıkça öbür yamaların sökülüyor dikişlerinden.
Uğraşma kendi ayaklarına çorap örmeye.
Gözünü yumup yeltenme artık kendine çelmeler takmaya.
Olduğun yerde dönme öylece, çevir yüzünü gökyüzüne.
Korkma adım atmaktan.
Sen ki ;yeni bir bebek değilsin…
Koca bir kız oldun, gözlerini büyüt ve sık bileklerini kelepçelerinden.
Kanın donduğu yerde ölürsün o kadar.
Susma diyorum sana susma..
Elif sustu derlerse benim ahvalim ne olur acep ?
Bu zan seni kaç gün yaşatır ?
Bu itham seni kaç gün daha götürür. ?
Hayır kaldıramazsın bu zânnı / bir suçun altından bir daha kalkamaz gönlün.
En iyisi vur kendini en ince yerinden / öylece kalsın us’un.

Kime fazlasın / kime eksik.
Sorma bu soruyu kendine.
Çünki en iyi cevabı suskunluğun verecektir.
Bil ki kalbin acırsa bu sorunun cevabını ararken eksikliğin dikilecek karşına.
Yok kalbin sevdiğine acırsa işte o zaman fazlalığın zuhur edecek.
Şimdi bedbin ve hodgam bir nefsin zulmüne inat sen besmele’nin safına gir. Z
üleyha’lığına zelâl getirtme..
Suskunluğuna bir de helallik istetme.

Unutma ” bu dünyada sana ancak unuttuğun kadar yaşama hakkı verildi “
Unut, unutulduğun yerden..
Kırılsa da içindekiler,
Unutulduğun kadar yaşarsın.
Kime fazla isen orada unutulursun..
Kime eksik isen orada kendini bulursun…

İsmail SARIGENE





Alt 15-02-2011, 17:30 #20

h!Rc!n

Foruma Isınan Üye


yuregine saglik...
paylasim icin Türk Silahlı Kuvvetleri...





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:21 .