» чєг αĿтı єđєвiчαтı. .
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 15-04-2011, 20:52 #261

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.



Asma köprülerin
halatlarıyla bağlı ellerini çözerek
gökdelenlerin arasından
seni kurtarmak isteyen çocuklar
...örgüt kurmasın diye
arka bahçeli
bütün evlerini yıktılar İstanbul.


Sokaklarında artık anarşisttir onlar,
sigara reklamı bahanesiyle
sarmaşıkların vatanı olan duvarlarda
at koşturan kovboyları
kovmak için savaşırlar
ki vurulduklarında
karışır kanlarına
ceplerinde taşıdıkları
tohumlar.


Şiirler okuyacağız kulelerinden İstanbul
ve yalnızca
körler olacak sokaklarında
eli sopalı
gezen.


Bırakacağız rüzgara şiirlerimizi,
bildiri atılıyor diye
ihbarlar yağacak telefonlardan,
bir kez daha kırılacak
IV. Murat'ın elindeki kafes
ve koltuklarınıza
bağlandığınız ipleri koparın
duyurusunu yapacak
Hezarfen Ahmet Çelebi'nin torunlarından
bir hostes.


Ölmesin diye Deniz,
bir anlık
ayaklarını tutan
idam masasının tahtalarıyla
sana iskeleler yapacağız İstanbul
denize doğru
uzanan.


Meydanlar ki gamzelerindir İstanbul,
bak, göreceksin;
bir mayıs gününde tutuşacağız elele
ve sen bizlere yeniden
gülümseyeceksin!..


Sunay Akın






Alt 16-04-2011, 16:03 #262

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.


Yokluğunda,eş anlamlarını eşeledim tüm kelimelerin.
Aşkın tam anlamını ‘‘sen’’ doldurdu,sensiz de.

...
Adı belli gelişlerin nispetidir,ayrılık.
Ve mecbur gidişlerin sonu:
Acıya acelece,hükmü yıllara ödetilirmiş,sessizce.

‘‘Sen!’’ diye haykırdığınızda,
Yankılanıp geri döner mi sanıyorsunuz ses,sizce?

Öyle bir giderler ki,
‘‘Sen’’in yankısıyla bile dönmezler geriye.

Rüya biter...
Terleten uykulardan uyandırılırsın aniden.
Artık eskisi gibi rahat da yaşayamazsın.

Çünkü biliyorsun
‘‘Yâr’’dan az geçsen,
Vazgeçeceksin kendinden.


Emre GÖKCE / İçimdeki Yankın





♂kyanus Bunu beğendi.

Alt 16-04-2011, 16:08 #263

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.


Her gün inançsızım bir günahın seyrinde.

Ayazım,elden düşme kışla didişmiş.
...
Tövbem şarabın dudağındaki yazıklanma süsü,mezbele görünümlü meze.
Yüreğim muhtemel her sancının en ön safında yine sana sapkın.
Adınla bocalar bir bakıma harfler,acabalarla.

Gidişin gelmeyişin eder,çabalar çıkarken boşa çok geç kalınırsa.

Düşün ki gelmeyişinde bin evlat katiliyim bir kısır kadından.
Ve kardeşini de öldürenler bilir,
Acım o kadar büyük,anla!

Her cinnete maruz kalışım başka ete gözünün düşmesi düşüncesiyle yeltenir aklıma.
Geçmedi zamanla.

İki bileğim de senindir bu hususta.
Birini kes!
Birini tut!

Ama önce sesimi kes,inlememem için.
‘‘Özledim!’’ kelimesini bir daha da benden dinlememen için.

Yeterine artan bir meblâğdır elindeki jilet.
Öde hakkımı!
Öldür artık biraz da!
İntiharımın süsü olsun güzelliğinin sahi yüzü.
Senden iyisini bulamaz hiçbir talih en talihsiz kazalarda.

Öldürürsen ardına bakan,
Ölürsem öldüğü yerden kalkan namert olsun.

Sevdiğim gibi sevmedin,git gönlünü avut!
Gelme!
Ama benden sonra da birini unut!


Emre GÖKCE / Dilsiz İma'sız Bir Yas




♂kyanus Bunu beğendi.

Alt 16-04-2011, 16:11 #264

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.


O aslında,haddinden fazla sevildi diye;
‘‘Yerleşmiş sevdasını,aşkın ana yurdunda inkâra yeltendi.’’

...
Nerede olduğunu ve kim olduğunu bilmeyen biri kadar kimliksiz artık,taşıdığı benlik.

Sevmek hayal gibi kaldı hayatımızda.
Kısacası her şey,
İki silik siluetin siyah beyaz fotoğrafı.

Bekleyişleri hep anlaşmalı,
Acıları da dayanılabilecek kadar ısmarlamaydı.

Kaygı,acı ve telaş birbirine karıştığında soldu mimozalar.
Sonra papatyanın fal bakabilen bir çiçek olduğuna inandım.

Şimdi özetle,
‘‘Uzun zaman oldu görüşmeyeli değil mi?’’ diyecek bahanemiz var artık o'nunla.
Denk gelinirse kullanılmaya hazır,bir kenarında ağzımızın.


Emre GÖKCE / (F.Y) Sonra





♂kyanus Bunu beğendi.

Alt 16-04-2011, 16:12 #265

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.


Ayrılığa daha çok vakit ayıracak.
Şüphesiz,daha fazla zaman geçirecek artık aşk,
Bizsiz...
...

‘‘Beni seviyor musun?’’la biten cümlenin sonuna,
Soru işareti eklenmemeli.

Sorudan çok,
Bu bir sorun işaretidir göründüğü gibi.


Emre GÖKCE / Sevapsız Sorular





♂kyanus Bunu beğendi.

Alt 16-04-2011, 16:20 #266

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.


» чєг αĿтı єđєвiчαтı. .


Yokluğunun anatomisi ; ne kadarda çıplak ve erotik değil mi?

Bu
gecede diğerlerinden farksız...
Üstelik yine koynuma aldığım
...
sensizlik...
Cadde boyu terk edilen insanlar...
Mezbahaneye dönmüş
sevdalar...
Herkes mi kopuk düşlerinden?
Kimler intihar mektubuna
cesaretsizlikten öldürdüm kendimi yazabilir ki?
Ya da bileklerini kesip ,
kendi cinayetinden sorumlu olmaya dayanabilir...
Yok ! Hayır...
Ben olsam
yapamazdım...
"Beni insanlık tutuyor...
"Zaruri ihtiyaçlarini görmek
için,
Yıldızları bahane edip , kayıyorlar dilden dile...
Beni enterese
etmez diyorum,
Ve bir sigara daha çikariyorum yasal uyarisi bulunan
paketimden ...
Üzerine iki ergenin resmini koyup birde iktidarsizlıktan
söz ediyorlar...
Ucuzluktan aldığım ceketimin ceplerinde çakmak aramaya
koyuluyorum,
Ama ne mümkün, sokaklar göz boyamaya çalışan erkeklerle
doluyken...
Yolda sigara içen kadın erkek gözünde bir yosmadır...
İlgi
çekmek istediğimi düsünüyorlar, ama hayır...
Derdim semt sokaklarindaki
varoş gençlik degil...
Ya da zengin gösteren rugan sivri burun ayakkabi
giyen takım elbiseli adamlarda...

Benim amacım;
Ucuz biralarda su kokusunu
almadan fondip yapmak...
Bu keyifli oluyor çoğu zaman...
Telafisi
oluduğunu düslüyorum sensizliğin...
Çünkü öyle olursa yoklugun bu kadar
can yakan ******ye dönüşmez...
Günaha bel kıvırırken , kendimi pislik
içinde değil de senle sevişiyor gibi hissediyorum...
Yokluğunu avutması
için bir çok ten dolaşiyor ellerim...
Belli belirsiz bir zaman
diliminde,
Evin yolunu buluyorum...

Keşke annem olsa da "nerelerdeydin bu
saate kadar ?" dese...
Biraz cesur olsaydim o gitmeden bir kaç
saniye önce öldürürdüm onu...
Kaç gün ağlardim yokluğuna ki?
En azından
yerini bilirdim,
Ve sürüngenlerden başka kimseyi koynuna
almadığını da...

Rutubet tutmuş ciğerlerim, sabah uyandığımda ağzımda pis
koku yaratıyor...
Fazla alkolden dolayı sürekli tuvalete gitmem
gerekiyor...
Oysa ben çocuk gibi donuma kaçırıp , pis pis gülmek
istiyorum...
Ben sokakta çisi gelince çarpık yürüyen pisliğin tekiyim
nitekim...

Her gün yaptığım bir şeyi bugünde yapıyorum,
Bir deniz
kenarindan , düşüncelerimin ayaklarına ip bağlayip denize atıyorum...
Her
gece yokluğundan gebe kalıp, düşler doğuruyorum...
Bu içimdeki isyanın ,
ayaklanmanın sebebi ,
Otuz küsürlü yaşlardan çok daha önce olusan
kırışıklar...
Üstelik hiç bir ütü üstesinden gelemez...
Aslında kendime
daha fazla bakmam lazim.
Bilirsin yalnızlıktan nefret ederim...
Sabahlari
uyandığımda yastığın boş olduğunu görmek ,
Tanrı'nın en büyük cezası olur
naçizhane bedenimde...
Bu yüzden tüm renkli gözlü adamlarla paylaşıyorum
yatağımı...
Ve her gün çarsaf değiştiriyorum , anılarımız kirlemesin
diye...
Sen yokken ben işleri böyle idare ediyorum...
Yüzünle
hüznün tablosunu yapıp,
Hayatımı kendi ellerimle beceriyorum...
Aslinda
benim ne düsündüğümü, düşündüğünü biliyorum...

Ve ben oldukça korkuyorum
!!!
Bir gün sökülmüş hayallerimin içinden çıkıp geleceğinden ,neden tüm
bu yaptığınn pislikler demenden,
Tüm cümlelerimin tadına bakacağından,
Her
şeyden önemlisi gelip;
Benliğimi söküp tekrar harcayip ,
Bir sabah
ayakların kalçalarına çaraparak kaçacağından ...

Evet,Korkuyorum !!!
Geriye
döndüğünde seni düşlerimdeki gibi yargılamaktan...
Sana sarf ettiğim
cümlelerimi, birer jilete çevirip vücudunda iğrenç kesikler
yaratmaktan...
Esaretinden ödün verip sakın adım atma izbe
sevdama,
Hayatı kolaylamışken bu denli,
Gelip hesap sorma...
Beni "her şey
senin yüzünden"demek zorunda bırakma...
Huzur ver üzerimde
boşaltılmış milyonlarca çocuklara,
Ait olduğum pislikte kalmaya devam
edeceğim...

Sende elinde bir sigarayla uzaktan kamera diye ses vereceksin
!
Göreceksin rüya sona erdiğinde,
Kimin daha şansli piç olduğunu...

Yokluğunun anatomisi ; ne kadarda çıplak ve erotik değil mi?

R:E:C




mavisevdam Bunu beğendi.

Alt 16-04-2011, 16:27 #267

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.


Tezgahta domates satan pazarcıyla fiyatta anlaşmak kadar kolay değildir ilişkiler. Sende, Ne pazarcının bitireyim de gideyim telaşı olur...Ne de ucuz olsun diye çürük çarık sevdalar taşırsın içinde. Ama Sevmek zor,güvenmek mümkün değil ! Şimdi akşam pazarı, ucuz birliktelikler kapış kapış bu devirde. Birazdan biter herşey, yerler ezilmiş pişmanlıklar içinde... Sonra mı? Sonra sıra çöpçülerde...!!
(alıntı)






Alt 16-04-2011, 16:32 #268

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.



Eğer bir söz, bir ses bekliyorsan bu adamdan
İçinde hiç gönderme isteği bulunmayan bir git
Lazımsa eğer...
işte orada duruyor...
ağzımın bir yerinde...
...
Almak ister misin dilini sokup aklıma
Sana ait olan herşeyi bir nefeste
Bir göz yumma anında
Bîr soğuk telefon konuşmasında
Geri alabilir misin ?
Seni benden geri alabilir misin?
Kovabilir misin beni senden?
Sevgilim
Yoksa sen
Sevgilim olmayabilir misin?

Y. ERDOĞAN





Alt 17-04-2011, 14:00 #269

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.


Hadi gir içeri. Ama gözlerindeki o kanayan suçluluk bırak kapıda kalsın. Ona ihtiyacımız yok artık. O hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerini, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunu, uzak den...izlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarını, ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunu kapıda bırak. Tutkunu olduğum neyin varsa hepsini bırak kapıda. Yoksa ne kadar istesem de konuşamam seninle. Konuşamam, yalnızca ağlarım. Ne olur gir içeri. Ama girerken tut elinden sevdanın. Yıllar sonra seni yeniden uzağıma düşüren, seni o geri dönüşü olmayan yollara düşüren, yüreğinden aşkımı, dudaklarından adımı, evinden gölgemi silip götüren, o adını kimselere söylemeden ölmek istediğin, o, hiç kimseyi bu kadar sevmedim ki, dediğin sevdanı al yanına ve gir içeri. İlk aşkının yüzünü yanına al. Utanma benden n'olur. Kalbindeki o sızının halinden en çok aşkınla kavrulmuş yüreğim anlar benim... Kapat kapıyı. Kapat, içeri hayat girmesin. İçeri yalanlar girmesin. İhanetler, ihtiraslar, oyunlar, maskeler girmesin içeri. Çünkü burada yalnızca sevdan oturuyor. Hayatın içinde soluk alamayan, kendine kalbinde bir yer bulamayan sevdan oturuyor bu evde. Bak, bu ev benim yüreğim. Ne zaman kalbinden kovulsam, ne zaman hayatın ortasında öyle hazırlıksız, öyle savunmasız, öyle yapayalnız kalakalsam gelip sığındığım bu dört duvar benim yüreğim. Burası aşkımın mabedi. Burası sensizliğimin kalesi. Burası deliliğim... Burası baştan ayağa sensin, sevgilim. Sana sevgilim diyorum hala, bağışla beni. Sen artık bir başkasının sevgilisisin. Yalnızca bu cümleyi kurmamak için bile ölmek isterdim. Seni sonsuza dek kaybettiğim bu günleri hiç yaşamadan ölmek isterdim. Adım dudaklarında yok olmadan, tenim teninde henüz solmadan, daha böylesi yabancın olmadan... Gözlerine baktığımda kendimin değil, bir başka aşkın aksini görmeden önce ölmek isterdim. Ama yapamadım. Nice kaybedişlerden, nice savruluşlardan sonra, artık bu aşkı hayatın pençesinden kurtardık, o dünyevi ihtiraslardan, oyunlardan sıyrıldık ve şimdi artık Tanrı'ya yaklaştık dediğim anda, hayatı, dünyayı ve kaderi yendik dediğim anda, kalbin kalbimin yanında atarken, çocukluğum çocukluğunun ellerinden tutarken, içinde o annemin rahmi kadar huzurlu kokunu soluyarak nefes aldığım yüreğini bırakıp gidemedim. Çünkü zaten hayattan kopmuştum ve cennetteydim. Aşkınla öylesine sarhoştum ki birgün cennetimden kovulacağıma hiç inanmak istemedim. Evimin, şu talan olmuş yüreğimin dağınıklığını bağışla. Sensizliğe benimle beraber ağladı bu duvarlar. Rutubetleri ondan, aldırma. Otur şöyle, bir sigara yak. Konuşalım. Sözcüklerle değil, sevdamızla konuşalım. Anlatalım herşeyi. Sonra söz bitsin. Ölüme kadar yalnızca susalım. Anlatalım ki bu sevda kanatlarından kırgınlıklarla bağlı kalmasın bu çirkef hayata. Kurtulsun yüklerinden, bağışlasın hayatı ve sonsuzluğa uçabilsin huzurla. Biliyorum. Seni böylesi sonsuz bir aşkla severek çok büyük bir günah işledim ben. Hayatın girdaplarında savrulup duran ruhuna o yarım ruhumun ağırlığını yükleyerek çok büyük günah işledim. Ne yaptıysan sevdim seni, ne yaşadıysan sevdim. Aşkın o bulup bulup kaybetme oyunlarından yaptığın zırhın içine sakladığın kalbini ne yaparsan yap yıkılmayarak, vazgeçmeyerek ve hep affederek savunmasız bıraktım. Hiç solmayan bir sevda çiçeği olup bozdum ezberini. Direncini kırdım, kalbine girdim. Seni bir kalbi fethetmenin, ona her an kaybedebilme ihtimaliyle bağlanmanın, bir aşk için çırpınmanın o karanlık hazzından mahrum bıraktım. Affet beni, seni aşkın o dünyevi oyunlarından mahrum bıraktım. Belki de bunun için gözyaşlarıyla kazandığın ve yitirmekten çok korktuğun bir sevgiliyi sever gibi değil, sesini birtürlü susturamadığın vicdanını ya da o kusursuz ve daimi sevgisinden bunaldığın ve bu yüzden incitmekten asla çekinmediğin anneni sever gibi sevdin beni. Ama hiç aşık olmadın. Bu yüzden suçlama kendini. Asıl suçlu, bu hayatta kendine yer bulamayan, nereye gitse ya eksik ya fazla kalan, hayatı bir oyun gibi görmeyi ve kurallarına göre oynamayı hep reddeden benim o isyankar, o yaralı ve yabancı ruhum... Sen değilsin sevgilim. Hayatında önce bir sığıntı gibi yaşamaya, sonra seni kaybetmeye, ardından seni paylaşmaya, sonunda tam da sana kavuştum sanırken aşkın değil vicdanın olmaya, senin için aklına ne gelirse ona dönüşmeye razı oldum hep, katlandım. Hiç pişman olmadım seni sevmekten. Sana hiç kırılmadım. Hep anladım seni. Hayatın içinde soluk alan ve hayat kadar acımasızlaşan o karanlık yanını, buralara ait olmayan, annenin kırgın ömrünün kıyılarında unutulmuş, o yaralı, o sevgiye hasret çocukluğunun, hayatla uzlaşamamış aşk kırgını, yitik ilk gençliğinin ve herşeyin farkında olmanın çaresizliğiyle derinleşen yüzündeki çizgilerin aşkına bağışladım. Sevdim seni sevgili, sevdim... Seni o birtürlü kucaklayamadığım, ama başımı kaldırıp bakmasam bile hep orada, yukarda olduğunu bildiğim gökyüzüne duyduğum hasret gibi... Seni o suyundan hiç içmediğim, toprağına hiç basmadığım, insanlarını hiç tanımadığım, ama herşeyden kaçıp sığınmak istediğim o uzak ülkelerin hayali gibi... Seni aşkın için gözümü hiç kırpmadan arkamda bıraktığım, gözyaşlarını ve o yaralı ömrünü vicdanım gibi hep içimde sakladığım annemin karşılığı bu hayatta mümkün olmayan duaları gibi... Seni o rahmimden kanaya kanaya söküp atmak zorunda kaldığım, ama kalbimde aşkınla besleyerek büyüttüğüm sevdamızın o masum çekirdeğini tarifsiz bir hasretle özler gibi... Seni öylece, seni çırılçıplak, seni kadere isyan eder gibi, seni Tanrı'ya eş koşar gibi... Sevdim seni sevgili, sevdim... Beni bir kez öldürüp sensizliğe gömdüğün o yıllarda, o yabancısı olduğum hayatın ıssızlığında soluk almadan ömrümü yalnızca Tanrı'dan gözyaşlarıyla dilediğim o mucize için bekletirken... Sonra Tanrı sesimi duyup o mucizeyi, yani seni, yani o hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerini, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunu, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarını ve ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunu yeniden bana verdiğinde... Kalbim kalbinde atarken, çocukluğum çocukluğunun ellerinden tutarken... Mutluluğa dokunarak, mutluluğumun farkında olarak, mutluluktan ağlayarak... Ama bir yanım seni her an yeniden kaybedecek gibi hep tetikte... Sensizliğin o dipsiz uçurumunun kıyılarında korkusuzca dans ederek, seni benden çalan hayatın o acımasız pençesini her an arkamda hissederek... Her gece yüzümü masumiyetinin o benzersiz yurdu olan boynuna gömüp uykuya dalmadan önce bu huzuru bana bağışlayan Tanrı'ya minnetle gülümseyerek... Ve işte tam da o anda ölmeye, sonsuzluğa karışmaya hazır olduğumu ona sessizce fısıldayarak... Sevdim seni sevgili, hep sevdim... Otur karşıma hadi, bir sigara yak. Konuşalım. Anlat bana sevdanı... İlk aşkının yüzünü anlat... O, hiçkimseyi bu kadar sevmedim ki, dediğin, o adını kimselere söylemeden ölmek istediğin sevdanı anlat bana. Kalbindeki o sızının dilinden en çok aşkınla kavrulmuş bu yüreğim, sevdanın uğruna solup giden şu çocuk ömrüm anlar. Anlat hadi ne olur. Ama sakın bana hayattan söz etme. Sakın bana, hayat böyle bir yer, herşey bitip tükeniyor, her aşk hayata yenik düşüyor, deme... Hayatın içinde soluk alan ve hayat kadar acımasızlaşan o karanlık yanınla değil, buralara ait olmayan, annenin kırgın ömrünün kıyılarında unutulmuş, o yaralı, o sevgiye hasret çocukluğunla, hayatla birtürlü uzlaşamayan o aşk kırgını, yitik ilkgençliğinle ve herşeyin farkında olmanın çaresizliğiyle gün geçtikçe daha da derinleşen yüzündeki çizgilerle konuş benimle. Hayat dışarda kaldı, bak. Burada yalnızca sevdan oturuyor. Sevdanın dilinden konuş benimle. Ben hayatın dilinden anlayamam. Biz bu sevdayı hayatın içinde yaşamadık. Biz bu sevdayı hayatın diliyle yaşamadık. Biliyorum bu şizofren aşkım hep korkuttu seni. Bu uyumsuz varlığım, gerçekliğin içinde yaşayan ve en az hayat kadar acımasız olan o yanını çok korkuttu. Benimle hayata yabancılaşmaktan korktun. Bu yüzden yalnızca öykülerinde ağladın o uyumsuz varlığıma. Yalnızca öykülerinde eğildin bu sevdanın önünde. Sen beni yalnızca öykülerinde sevdin... Şimdi ilk aşkımın yüzü diye sarıldığın ve uğruna adımı dudaklarından, kalbimi kalbinden, gölgemi evinin duvarlarından söküp attığın o sevdanın, yaralı yüreğine rağmen hayatın ortasında dimdik ayakta duruyor olması bir tesadüf mü sence? Hayatla yaralanmış iki kırgın yürekten, onun içinde varolmayı reddederek yalnızca aşkı kendine vatan bileni ve bu yüzden çırılçıplak, savunmasız ve güçsüz kalarak yıkılmış olanı değil, hayatın tam da ortasında ona meydan okuyarak yaşayanı, sevgiye duyduğu güvensizliği yaralı yüreğine kalkan yaparak ayakta kalmayı başarmış olanı seçmen bir tesadüf mü? Hayattan kopmuş bir roman kahramanından sıkılıp, hayatın içinde mücadele eden bir gerçeklik kahramanını tercih etmen bir tesadüf mü? Anlat bana ne olur... Kaybedecek birşeyimiz yok artık. Birazdan şu kapıdan çıkıp gideceksin. Aramıza hayat girecek... Aramıza başka bir sevdayla anlamlanan sayısız anlar, sayısız mekanlar, geri dönüşü olmayan anılar, sözler ve koca bir yaşam girecek. Gittiğin o sonsuzluk yolculuğundan seni bir daha geri çağırmayacağım. Duvarları gözyaşlarımla rutubetlenen bu dört duvar yüreğimde geçireceğim karanlık gecelerde bana o mucizeyi yeniden göndermesi için Tanrı'ya yeniden yalvarmayacağım. O hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerinin, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunun, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarının ve ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunun özlemiyle çıldırsam bile, merhametin için yalvarıp sana bir kez daha aynı acımasızlığı yapmayacağım. Kimi geceler başka bir sevdaya sarılıp uyuduğun yatağından ansızın uyanıp doğrulduğunda, o koyu sevdasıyla boşlukta kanayan gözlerimin hayali 'nereye gidiyorsun sevgilim' demeyecek sana... Korkma benden artık. Aşkına rakip değilim. Ömrüne rakip değilim. Seni kadere emanet ettim. Seni ilk aşkının yüzüne emanet ettim. Kırgın değilim ne sana, ne de seni elimden alan bu acımasız hayata... Beni onca kaybedişten ve gözyaşından sonra bu dünyadaki cennetine çağıran, sonra annemin rahmi gibi huzur kokan uykularımızı sonsuza kadar yeniden elimden alan Tanrı'ya bile kırgın değilim ben... Şimdi git artık sevgilim. Sana sevgilim diyorum hala, bağışla beni. Sen artık bir başkasının sevgilisisin. Yalnızca bu cümleyi kurmamak için bile ölmek isterdim. Seni sonsuza dek kaybettiğim bu günleri hiç yaşamadan ölmek isterdim. Adım dudaklarında yok olmadan, tenim teninde henüz solmadan, daha böylesi yabancın olmadan... Gözlerindeki o çocuksu suçluluğu giderken denize at. Ona ihtiyacın yok artık. Affet kendini... Beni affet... Affet bu yaralı sevdamı... O hayatın içine birtürlü sığamayan ve telaşından durmadan sigaraya sarılan yorgun ellerini, nereye baksan hep karşında duran o kırgın çocukluğunu, uzak denizlerin sisli buğusuyla her daim ıslak dudaklarını, ruhumun tek sığınağı o tarifsiz kokunu yanına al giderken... Tutkunu olduğum neyin varsa hepsini alıp git... Şizofren aşkının son mektubu bu sana... Şimdi söz bitti artık.

Cezmi Ersöz // Şizofren Aska Mektup. .




Asr. Bunu beğendi.

Alt 17-04-2011, 18:25 #270

.. ebrulikelebek..

isot


insanoğlunun değeri bir kesirle ifade edilecek olursa;
Pay'ı gerçek kişiliğini, payda'sı da kendisini ne zannettiğini gösterir.
Payda büyüdükçe kesir'in değeri küçülür.





Alt 19-04-2011, 02:42 #271

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.


‎'Adalet mülkün temelidir' sevgilim,
Aşkın değil...

Hiçbir hükümet alamaz seni hükmettiğin düşüncelerimden...
Ve hiçbir mahkeme,
...
Tek celsede boşayamaz 'yokluğunu'...

Sen bana olan duygularına bekârsın sevgilim;
Ben;
'Hayâline' dul...

İsmail ÖZMEN





αsк вö¢ü'üü Bunu beğendi.

Alt 19-04-2011, 04:23 #272

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.


Evini bir parti sonrası temizlemek için uğraşıyorsan;
Bir çok arkadaşın var dem...
ektir.
Faturalarını ödeyebiliyorsan;
Bir işin var demektir.
Pantolonun biraz sıkıyorsa;
Aç kalmıyorsun demektir.
Gölgen seni izliyorsa;
Güneş ışığını görüyorsun demektir.
Otobüsten indiğin yerden işyerine yolu uzun buluyorsan;
Yürüyebiliyorsun demektir.
Yanındaki adamin sesinden rahatsız oluyorsan;
Duyuyorsun demektir.
Camları silmen, çatıyı onarman gerekiyorsa;
bir evde yasiyorsun demektir.
Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa;
Isınıyorsun demektir.
Yığınla yıkanacak ve ütülenecek çamaşırların varsa;
Yığınla giyeceğin var demektir.
Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa;
Yaşıyorsun demektir.

"Ve tüm bunların farkına varabiliyorsan, mutlusun demektir".

Mutluluk;
Sorunsuz bir yaşam değil, sorunlarla başa çıkabilme yeteneği demektir".






Alt 19-04-2011, 15:17 #273

♂kyanus

...


» чєг αĿтı єđєвiчαтı. .

Dudaklarım eskimiş..
Kirletmişsin dudaklarınla...
Dilim sana adanmış..
Kirletmişsin laflarınla...




-Josєpнiиє- Bunu beğendi.

Alt 19-04-2011, 15:17 #274

♂kyanus

...


» чєг αĿтı єđєвiчαтı. .


Dilim lal...
Gözlerim ama...
Bütün notalarda..
Sen varsın hala...
Şimdi gidiyorsun..
Ve başladığın gibi bitiyorsun...
Yüreğim melodisini yitirmiş..
Titreşimde şimdi...




-Josєpнiиє- Bunu beğendi.

Alt 19-04-2011, 15:18 #275

♂kyanus

...


» чєг αĿтı єđєвiчαтı. .


Yastığını düzelt uyurken, başın yalnızlığa düşmesin...
Salınsa sesim gecene annen’ce gel/e/mez misin?
Uyuyorum yüreğimin üstü açık. Yine sancım var dilimden yukarı..!





Alt 19-04-2011, 15:19 #276

♂kyanus

...


» чєг αĿтı єđєвiчαтı. .


Birinin kollarında
Dans etmekti
Tek düşüm
Kollarında kaybolmak

Bir fransız klasiği fonda
Ay now odı deszbiyan.....
Ben ve o, yoruluncaya değin
Yalnızca bir kez...


Ne zamanki, bir slow
Belli belirsiz, zihnimde
Dans ederim daima
Yalnızlığım ve ben

Ben ve bir slüet
Gölgelenmiş, gölgesi
birde düşlerim
Düşüşlerim..




-Josєpнiиє- Bunu beğendi.

Alt 20-04-2011, 11:03 #277

ĜΧЄмĿî ρЄяî

Yasaklı Üye

çoq qüseL kalemin daim dolsun klavyenin Crtl + C ve Crtl + V tusu çalısssın





Alt 21-04-2011, 02:45 #278

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.


» чєг αĿтı єđєвiчαтı. .

8.10 VAPURU

Sesinde ne var biliyor musun
Bir bahçenin ortası var
Mavi ipek kış çiçeği
Sigara içmek için
Üst kata çıkıyorsun

Sesinde ne var biliyor musun
Uykusuz Türkçe var
İşinden memnun değilsin
Bu kenti sevmiyorsun
Bir adam gazetesini katlar

Sesinde ne var biliyor musun
Eski öpüşler var
Banyonun buzlu camı
Birkaç gün görünmedin
Okul şarkıları var

Sesinde ne var biliyor musun
Ev dağınıklığı var
İkide bir elini başına götürüp
Rüzgarda dağılan yalnızlığını
Düzeltiyorsun.

Sesinde ne var biliyor musun
Söyleyemediğin sözcükler var
Küçücük şeyler belki
Ama günün bu saatinde
Anıt gibi dururlar

Sesinde ne var biliyor musun
Söylenmemiş sözcükler var

CEMAL SÜREYA





Alt 21-04-2011, 02:47 #279

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.


» чєг αĿтı єđєвiчαтı. .

Şşşş….
Sessiz olmalısın Eleni !
Zira kendini hekim sanan tüm or*spular çocuğunu düşürmeye meyilli…
Aldırdığın kaç cenin kabus olarak döndü ki geri ?
Kaçı zarar vermeden giydi deli gömleğini ?
Hem sen bilmiyor musun; babası belli olmayana " p*ç " denildiğini ?
Bak yüzüme,estetisyenler bile toparlayamazken dağılan suretimi,bir geneleve “sermaye” niyetine satıyordum çürümüş bedenimi !!!
Hatırımdayken; kaç “ p*ç “ daha biriktirdin içinde, düş'meyi bekleyen_?






RaPoRSuZz DeLi Bunu beğendi.

Alt 21-04-2011, 02:51 #280

-Josєpнiиє-

Mavi uçurum.


» чєг αĿтı єđєвiчαтı. .

İyiyim ben, bir şeyim yok
Kimsenin anlamayacağı o yaram dışında
Öyle toplanmayın başıma, sızı bu nasılsa diner
Bi’ gidin aslınız kirden görünmüyor!
Tabii ya doğru, hep beni düşünerek hareket etmişsiniz
Üzerime titremişsiniz asırlardır
Olur mu, aksine hiç incitmek istememişsiniz

Lan bi’ gidin, yalanlarınız boyunuzu aşmış sizin......!
Hak etmiyorsunuz kötü kelamları bile
*****z avrat da olur size, menfaatiniz işlerse
Yeter ki cukka dolsun, neyinize alın teri
Ulan bi’ gidin, ******in gidin
Öyle çok sevmişim ki yeminlerinize aldanmayı
Ne deseniz kanıyorum!
Olduğu gibi kan, önüm ardım…

Özgür Gümüşsoy





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:52 .