Ne güzel Cahildik'!
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 25-04-2011, 13:47 #41

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye



Hepsi bir zaman hatası.. Birkaç yıl erken doğmalıydın, biraz daha erken gelmeliydin kollarıma.. Zamanı kırdık ilk göz göze gelişimizde.
Ne güzel Cahildik'!
Neleri değiştirdik bilmeden dün gece? Birkaç kaçamak bakışı yakaladık birbirimizde. Senin de kalbin çarptı biliyorum, elim eline yanlışlıkla değdiğinde.

Kalksak mı hiç tanımadan birbirimizi? O ateşli tutkuyu hep hissetsek mi? Bozulacak biliyorum büyüsü bu düşlerin, sen ve ben hep uzak yaşayıp gitsek mi?


Hala vakit varken, ikimiz ayrı kapılara gidip, dönsek mi köşeleri? Biliyorum daha önce de gördüm böyle yanıp sönen hevesleri..


Birkaç yıl geç geldin. Ruhum o kadar yaşlandı ki! Önümden gemiler geçti, üstümden dalgalar; ben hep limandım, onun gibi direndim.


Eski bir kitabın ilk baskısı gibiyim. Sayfalarım sarardı, çizildi satırlarım. Elden ele dolaştım ama değerimi yitirmedim.


Yine de çok yaşlandı gözlerim. Artık parlamıyor gözbebeklerim. Sen çok geç kaldın güz rüzgarı, biraz önce gelsen, bende de eserdin.


Öyle açken gönlüm aşka, bir sokak çocuğunun şekere baktığı gibi bakıyorum sana. Gücüm yetmez ellerini tutmaya, sen gelsen bile ben düşerim.


Yalpalayarak çarpıyorken duygularım duvarlara, seni de belki görmeden geçerim. Hiç kimseye aidim, kalbim istiyor ama aşka bile hiç olmadığım kadar yabaniyim.


Biraz geç kaldın gözleri güzel bakan küçük şehrin erkeği, ben senden önce elendim. Şimdi duvara asılmış o elekte, bir un tanesiyim.


Candan Üna
l





Alt 25-04-2011, 13:49 #42

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye

Yalancıyım...


Ne güzel Cahildik'!


Ben...

İşte ben!..
Daha ne olsun...
Nasıl diyeyim sana?
Nasıl anlatayım kendimi?..
Pasaklıyım mesela...
Dağınık...
Hep dağınık...
Beni dağıtacak sevdaları kolay bulmam bundan belki...
Belki bundan iflah olmaz biriyim...
Aşık oldu mu;
En çok kendisinin aşık olduğunu düşünecek kadar çocuksu aptallıktayım...
Dağınık...
Ruhu...
Beyni...
Mekanı...
Her yeri dağınık...
Öyle biriyim...
Yalancıyım...
Kendimi kandırdıcak kadar yalancı...
Hiç bir hayalim yok...
Olmadı...
Olmayacak da...
Asabiyim...
Sabırsızım...
Ama en çok da dağınığım ben...
Ruhu...
Beyni...
Mekanı...
Her yeri dağınık...
Öyle biriyim...
Öylesine yaşıyorum...
Öylesine...
Öyle...





Alt 25-04-2011, 18:34 #43

Jozy

Aktif Üye


Beğendim. Yüreğine Sağlık.





Alt 26-04-2011, 04:02 #44

♂kyanus

...


Ne güzel Cahildik'!

Yağmur sonrası bir sokak sessizliği
Kapılardan çıkarken ardımda kalmış sesim
Bir adım ötesi yokluk demiş yürümüşüm
Şehir ne kadar tanıdıksa,
Ben o kadar yabancı kalmışım şehre
Yüzümüze kapanan kapılar
Ardımızda bir çuval kaş çatkısı
Bu şehirden taşınmaya verilmiş onca kararı
Taşımaktan yorulmuşuz…

Bilal Tırnakçı




qǿкқừگάqĭ Bunu beğendi.

Alt 26-04-2011, 04:03 #45

♂kyanus

...


Ne güzel Cahildik'!

Hüzün deyince hüzünler kulübesi akla gelmez mi?
Yakup Peygamber gönle düşmez mi?
“Bana düşen sabr-ı cemildir.” diyen ağlamaktan gözlerine gece inen baba…
Demek ağlamanın bu türlüsü sabra mâni değil…
Sabrın bu türlüsüne de «hüzün» diyelim biz…




Vera. ve qǿкқừگάqĭ Bunu beğendi.

Alt 26-04-2011, 04:04 #46

♂kyanus

...


Ne güzel Cahildik'!

Sen benim; Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim,

Bir adım gelene on adım gidişimsin
Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin
Sen benim; bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim,
Azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin
Ve kapanmayan avuç içimsin...

mumsema




qǿкқừگάqĭ Bunu beğendi.

Alt 26-04-2011, 13:04 #47

Vera.

nevbahar

Söylemem.. Sır..
Bilmesin gece yarılarında hayaliyle
Nasıl sarmaş dolaş
Ve özlemiyle ne kanlı savaşlarda olduğumu..


Söylemem.. Sır..
Kimse bilmesin bu hüznü hangi mevsimden çaldığımı
Umutsuzluğu nasıl canımla besleyip
Yokluğuna ne yalanlar kattığımı..



Sus..
Söyleme sen de şiirim
Adının dilimde ne dualarla döndüğünü duymasın. . .
Kanasın içimde bırak
Terli ellerinden alsın nemini gözlerim..

"O" bilmesin!
Bilmesin semtime mesken kurduğunu yalnızlığın
Tortu tortu dökülsün sevinçler
Kitap arasındaki kuru güllerde koksun acı
Çığlık çığlığa sevişmelere salınsın sessizliğim
Kuytularında bir yetim duygu vurulsun gecenin
İçten içe bir yangın sarsın odamı..

"O" bilmesin!


. . .

.

.

.
Sonra zamanlı zamansız
Bir türkü misafir olur zihnime
Savrulur kelimeler, başım döner çırpıntılardan
Kollarını uzatır ölüm meleği
Ve kanlı mızrağını doğrultur yokluğunu giyinmiş iblis
Sırat olur sevdam, korkarım
Geçemem sevdiğimden öteye
Takılır yüreğim, sol yanım cehennem
Kırılır içimde inceden bir dal
Tutunamam kendime zaman zaman
Severim, çok severim..


Söylemem..
Kırgın sevdalı yanım
Sus..
Sen de söyleme şiirim;
"O" bil(me)sin!

Cevapsız değil aslında hiçbir soru. Sustuğum kadar seviyorum, konuştuğum kadar özlüyorum..
Sessizce akar kelimelerim, usulca okşar saçlarını derin uykudaki sevdiğimin..




Ama; "O" bilmesin..

aLıntı..




qǿкқừگάqĭ Bunu beğendi.

Alt 27-04-2011, 09:56 #48

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye


Alıntı:
♂kyanus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ne güzel Cahildik'!

Yağmur sonrası bir sokak sessizliği
Kapılardan çıkarken ardımda kalmış sesim
Bir adım ötesi yokluk demiş yürümüşüm
Şehir ne kadar tanıdıksa,
Ben o kadar yabancı kalmışım şehre
Yüzümüze kapanan kapılar
Ardımızda bir çuval kaş çatkısı
Bu şehirden taşınmaya verilmiş onca kararı
Taşımaktan yorulmuşuz…

Bilal Tırnakçı
Alıntı:
♂kyanus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ne güzel Cahildik'!

Hüzün deyince hüzünler kulübesi akla gelmez mi?
Yakup Peygamber gönle düşmez mi?
“Bana düşen sabr-ı cemildir.” diyen ağlamaktan gözlerine gece inen baba…
Demek ağlamanın bu türlüsü sabra mâni değil…
Sabrın bu türlüsüne de «hüzün» diyelim biz…
Alıntı:
♂kyanus´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ne güzel Cahildik'!

Sen benim; Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim,

Bir adım gelene on adım gidişimsin
Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin
Sen benim; bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim,
Azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin
Ve kapanmayan avuç içimsin...

mumsema
Alıntı:
İsyanlı Sükût´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Söylemem.. Sır..
Bilmesin gece yarılarında hayaliyle
Nasıl sarmaş dolaş
Ve özlemiyle ne kanlı savaşlarda olduğumu..


Söylemem.. Sır..
Kimse bilmesin bu hüznü hangi mevsimden çaldığımı
Umutsuzluğu nasıl canımla besleyip
Yokluğuna ne yalanlar kattığımı..



Sus..
Söyleme sen de şiirim
Adının dilimde ne dualarla döndüğünü duymasın. . .
Kanasın içimde bırak
Terli ellerinden alsın nemini gözlerim..

"O" bilmesin!
Bilmesin semtime mesken kurduğunu yalnızlığın
Tortu tortu dökülsün sevinçler
Kitap arasındaki kuru güllerde koksun acı
Çığlık çığlığa sevişmelere salınsın sessizliğim
Kuytularında bir yetim duygu vurulsun gecenin
İçten içe bir yangın sarsın odamı..

"O" bilmesin!


. . .

.

.

.
Sonra zamanlı zamansız
Bir türkü misafir olur zihnime
Savrulur kelimeler, başım döner çırpıntılardan
Kollarını uzatır ölüm meleği
Ve kanlı mızrağını doğrultur yokluğunu giyinmiş iblis
Sırat olur sevdam, korkarım
Geçemem sevdiğimden öteye
Takılır yüreğim, sol yanım cehennem
Kırılır içimde inceden bir dal
Tutunamam kendime zaman zaman
Severim, çok severim..


Söylemem..
Kırgın sevdalı yanım
Sus..
Sen de söyleme şiirim;
"O" bil(me)sin!

Cevapsız değil aslında hiçbir soru. Sustuğum kadar seviyorum, konuştuğum kadar özlüyorum..
Sessizce akar kelimelerim, usulca okşar saçlarını derin uykudaki sevdiğimin..




Ama; "O" bilmesin..

aLıntı..



teşekkürler (:





Alt 27-04-2011, 09:59 #49

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye


Ne güzel Cahildik'!
Ne güzel Cahildik'!
Ne güzel Cahildik'!



Ne güzel Cahildik'!Ne güzel Cahildik'!Ne güzel Cahildik'!




Sözüm, doğru anlamak isteyen herkes için
Ama ille, ey çocuk, sözlerim senin için.


Zira sen benim talebemsin. Ben de senin… Zira sana bakıyorum, sana kıymet veriyorum.
Hoşuna gitse de gitmese de, ağır gelse de, gelmese de dinle ki, hayırlara sebep olacağına dair dopdolu bir ümit taşıyorum.



Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM DİLİ BALLIM!Ne güzel Cahildik'!



Pek latîf, pek gönül alıcısın.
Sen konuşunca şenlenirim. Bu hâlinle gönlüme girmiş olduğun için, sana bir tavsiyede bulunacağım:


Sakın ardında duramayacağın sözü etme.
“Vur!” demesi kolaydır da, acısına dayanması zordur.
Zira tokat sadece teni değil, nefsi de acıtır.
Eğer sende, “hoştur bana, senden gelen” diyenin gönlü yoksa, dilini de böyle laflardan uzak tut.


Zira hiç geciktirmez, bazen Allah, söylediğin sözle hemen oracıkta sınar da seni, öyle kalakalırsın.



Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM GÜZEL GÖNÜLLÜM!Ne güzel Cahildik'!



Sen sen ol, “Seviyorum!” dediği hâlde sana zarar verene inanma. O nasıl sevgidir ki, sevenini incitir, zarara sokar?!
Yok, yok! Ne aşk o kadar ucuz, ne mâşukluk öyle kolay… Yine de, “Seviyorum!” diyene merhametle yaklaş ve sabır ile hakkı hatırlat ki, bu söz de öyle herkese nasip olmaz.
Öyle veya böyle, sevmeye meyyal bir kalp, kıymetlidir.



Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM NİMETİMNe güzel Cahildik'!



Seni, benim için nîmet yapan, bana duyduğun sevgidir.
Zira sevilmek nîmeti, şükrü mümkün olmayan bir nasiptir. Hangi gönül vardır ki, sevilsin de sevinmesin?
Hangi varlık vardır ki, sevgi karşısında kayıtsız kalabilsin?
Kim ki sevilir, sevenine doğru akar. O hâlde, sevdiğin sürece, “sevilmediğin” duygusuna kapılma. Vallâhi, eğer sevilmediğine inanmışsan, bu, senin kendi sevemeyişindir.



Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM KIYMETLİM!Ne güzel Cahildik'!



Bazen seni yerden yere vuruşuma takılma.
Sağında solunda birikmeye kalkışan tozlar, başka türlü nasıl dökülecek?!
Vuruş var, temizler; vuruş var, görmeyen gözü açar.


Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM SAF GÖNÜLLÜM!Ne güzel Cahildik'!



Bazı kimseyi rahat sıkar.
Bazı kimse de rahata, sıkıntıyla ulaşır. Zahmette rahmet varmış, madem öyle dikkatli bak.


Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM NASİPLİM!Ne güzel Cahildik'!



Senin aşktan yana nasibin varsa, dokunsan da, dokunmasan da yanacaksın. İyi bil ki, bazıları hasrette de, vuslatta da yanar. Zira onlar, aşk ateşinin sürekli temizleyen tesirine muhatap ve bu vesileyle sürekli ve pek hızlı Hakk’a yaklaşan, bahtı güzel kullardır. Allah aşkına, aşkı zâyî etme!
Allah aşkına, aşk gibi aziz bir duyguyu, nefsinin arzularına kurban etme!



Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM KIRILGANIM!Ne güzel Cahildik'!



Her vakit okşanma bekliyorsun, ama sendeki bazı hastalıkların ilacı, canının yanmasıdır.
Şöyle bir bak, ne ki şifâdır, az ya da çok yakıcıdır.
Bir bal vardır, hem tatlı, hem şifalı olan, onu da biraz fazla yesen, için yanar “Su!” diye…


Etme!..
Merhameti sadece tebessümden ibaret zannetme. Kaşlarımı çatışımdaki tebessümü göremezsen, başkalarından ne farkın kalır?



Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM ANLAYIŞLIM!Ne güzel Cahildik'!



Bak işte söylüyorum, anla.
Buz gibi durduğum nice zaman, içimde koca bir volkan kaynar da sezdirmek istemem.
Tebessüm ettiğim nice zaman, içimdeki çocuğun dudakları büzülmüş, çoktan ağlamaya başlamıştır da, belli etmem. Sana batar gibi dururum ya, senden çok canım acır.
Bazen, senden kaçar gibi dururum ya, bilirsen, hayrınadır.


Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM BAŞI SEVDALIM!Ne güzel Cahildik'!



Tutmayı istediğin dalın tutunabileceğin dal olması, gitmeyi istediğin yerin gidebileceğin yer olması, kim bilir ne kadar da güzeldir. Bazen, tam tersi olursa sabret.
Eğer Allah seni, olmayacak bir işin peşine düşürmüşse, şüphesiz bununla da seni olgunlaştırmayı dilemiş olmalıdır.


Burası dünya.


Her istediğine kavuşamayabilirsin.


Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM CANIM!Ne güzel Cahildik'!



Sevgiyi dar kalıpların içine hapsetme.
Kimi dokunarak, kimi bakarak sever.
Bazısı kaçarak, bazısı yakalanarak sever.
Nicesi susarak, nicesi de konuşarak sever.
Seninkine uymadı diye, bir başkasını sevgisiz îlân etme!
Fakat şunu da unutma: Şer’î ölçülerin dışına taşan her türlü yakınlık, maâzallâh ayak kaydırır.
Hâlbuki “sevgi”, ayakları kaydıran değil, Hakk’a yaklaştıran duygunun adıdır.


Ne güzel Cahildik'!



Ne güzel Cahildik'! A BENİM TATLIM!Ne güzel Cahildik'!



Dikkat et.
Kiminin dikeni kaktüs gibi dışında, kiminin dikeni gül gibi dalında, kiminin de dikeni, balık gibi içindedir.
Dokunmadan önce iyi düşün de, olmadık yerde canını acıtma. Bir de, dikeni kınamaya değil, sevmeye bak. Ne yapsın, Yaratan onu da batsın diye yaratmış.
Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM HAŞARIM!Ne güzel Cahildik'!



Ne söylesem bildiğini okursun.
Hâlbuki bazen söz dinlemek gerekir.
Bazen, daha büyük acılardan korunmak için, küçük acılara tahammül etmek gerekir.
Sanırsın ki, alçak sesle söylenen her söz nazdır, cilvedir.
Hayır! Bazen sadece kibarca bir uyarıdır.
Dikkat et, iyi dinle, zira her sesin gürleştiği, her ricânın azar olduğu bir dem vardır. O demi çağırma da, sözü vaktinde anla!


Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM LAF ANLAMAZIM!Ne güzel Cahildik'!



Sen bazen hocanı, eli maşalı bir zâlim sanırsın; ama iyi bil ki, sen ateş olmasan, el de maşa tutmaz.
Eğer maşanın tadını sevmediysen, gel, nâr olma da nûr ol.


Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM AÇIK SÖZLÜM!Ne güzel Cahildik'!



Ayrılıklardan şikâyet ediyorsun. Diyorsun ki, “ayrı kalınca derinleşiyor, daha da büyüyor yaram!”
Ne güzel işte, ayrılığı tat ki, aşkın büyüyüp Arş’a ulaşsın. Ne olacak böyle kenarda, sığda, yüzeyde kalıp… Hadi, ayrılığın bereketine de tâlip ol da, derinlerden inci topla…


Ne güzel Cahildik'!



Ne güzel Cahildik'! A BENİM DERT ORTAĞIM!Ne güzel Cahildik'!



Biz başımıza belâyı, “Belâ!” dediğimiz gün aldık.
Bu dünyada da zaten, aynı dertten muzdarip talihliler olarak, birbirimize tesellî verelim diye karşılaştık.
Farkında mısın, başımızdaki ne tatlı belâdır.
Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM SABIRSIZIM!Ne güzel Cahildik'!



Çiçeğinin açma vakti gelene kadar, kaktüs dikenden ibarettir. Kim ki sabreder, çiçeğin açacağı güne erer.
Ne vakit çiçeği açar, işte kaktüs o vakit, pek kısa bir süreliğine rahmet saçar. Lâkin zahmetteki rahmeti sezip de sabredemeyene haramdır safâ…


Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM ÇOÇUK RUHLUM!Ne güzel Cahildik'!



İçindeki çocuk yanının diri kalması ne de güzel ve yaptığın çocukça yaramazlıklar, ne de sevimli. Fakat takdir edersin ki, bir günahı, “çocukluk yapmak” diye tanımlamak da, çocukluğun saflığına hakaret…



Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM SEVENİM!Ne güzel Cahildik'!



Hani sorarlar: “-Kula kul olmak mı kolay, yoksa Allâh’a kul olmak mı?”


Bu sorunun cevabını kendimce düşünürken bir gün, bir de baktım ki, en yüksek kulluk terbiyesinin ucunu, bir insanın eteğine tutuşturmuş Allah... O eteğe tutundukça kul olmayı öğreniyorsun. Velev ki bu, bir mürşid değil de, bir kardeş olsun… Hattâ velev ki, eteğine tutunduğun ben olayım.



Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM DERTLİM!Ne güzel Cahildik'!



Gönül var deryalar gibi, gönül var bir küçük avuç.
Sevda var isimde kalmış, sevda var cisimde kalmış.
Öyle de sevdalar var ki, öze çıkmış ölmemiş, her dâim diri kalmış.


Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM İŞTAHLIM!Ne güzel Cahildik'!



Her kuşun eti yenmez.
Hele sana helâl olmayan kuşa niyetlenme bile. Yok, niyetime aldım diyorsan, o vakit gerekeni yap da, sahibinin rızâsını iste. Nasibindeyse zaten, kuş sana uça uça gelir.
Bekle…


Ne güzel Cahildik'!


Ne güzel Cahildik'! A BENİM ŞEFKATLİM!Ne güzel Cahildik'!



Bilirim, üşüyene kol kanat gerip ısıtmak dilersin.
Lâkin dikkat et de, ısıtayım derken, kimseyi ateşe verme.



Ne güzel Cahildik'!



Bir de hiç unutma ki, sadrına şifâ, göğsüne kuvvet vermesi için kâh yanında, kâh ardında; kâh yakınında, kâh uzağında duâcınım…


De ki: Âmin.





Alt 27-04-2011, 10:16 #50

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye


Ne güzel Cahildik'!

Renk körüymüş aşk...
ne düşleri pembe
ne umutları mavi
Huzuru yeşil
arzuları da kırmızı
değilmiş ki
Beyazda başlayıp siyahta bitermiş aşk...





Alt 27-04-2011, 10:31 #51

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye


Ne güzel Cahildik'!
(sana doğru geliyorum../..yolların açık mı?..)

saçlarımı uzatıyorum sevgilim
gelince parmaklarını uzunca gezdiresin diye
ısıtasın diye
saçlarımı uzatıyorum
beni öpünce yüzüne dokunabilsinler diye

Ne güzel Cahildik'!

ah bu hasret!
yönünü bilen ama gidemeyen bir yelkenli içimde...

Ne güzel Cahildik'!

bilmediğim topraklara emanetimsin
korkuyorum
korkuyorum../..sesimi sesinden düşürme!

sabun köpüğü gibi yaşanıyor aşklar artık
insanlar ellerini yıkayıp çıkıyor
ama aşk korunmak istiyor
sabır istiyor
anlayış istiyor
aşk../..sevilmedikçe solan bir çiçek sevgilim
şevkat istiyor

..ve ben saçlarımı uzatıyorum
gelince avuçlarına geçirip aşkla öpebilesin diye
saçlarımı senin için uzatıyorum sevgilim
gözlerindeki mavide aşkla dalgalansınlar diye




♂kyanus Bunu beğendi.

Alt 27-04-2011, 10:40 #52

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye


Ne güzel Cahildik'!

Çaresizlik...



Hani ilk bahar akşamı yağan bir "Yağmur.." gibidir...

Yavaçca okşar tenini...
Narin
Kusursuz
Herşeyin bittiğini sanırsın o an...
İlkkez sahiplenildiğini hissedersin...
Zirvenin kokusunu çekersin içine...
Gözlerin dolar...
Elini uzatırsın...
Tutamazsın !..
İşte o an bir kez daha kırıldığını anlarsın...
Terk edilmişsindir bir sokak ortasına herşeyinle...
Sevmemeye töbe etsende...
Tekrar sevip tekrar kırılırsın...
Bir gün herşeyin farklı olduğunu anladığında ise...
Ya "Nefes" alamıyorsundur...
Ya da "Gülümsüyorsundur" geçmişe...




♂kyanus Bunu beğendi.

Alt 28-04-2011, 14:44 #53

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye

Umutsuzluğum Kör Karanlık


Ne güzel Cahildik'!


Bu akşam yalnızımNe güzel Cahildik'! yine hüzün var içimde.

Ruhumda ki coşku bitti neden bilmiyorum işte.
Küle döndü ateşimNe güzel Cahildik'! sevdiğim yok diye.
Bu kalpNe güzel Cahildik'! nasıl yaşar sensiz böyle.
Bu gözler seni görmezse ne olur söyle.
Acıyan bir kalp mi taşıyayım ömrümce.
Arzular bir türlü dinmiyor gönlümde.
Umutsuzluğum kör karanlığa döndü sevgim de.
İç çekmekten bir hal oldum sevdiğim müddetçe.
AşkımıNe güzel Cahildik'! Kerem duysaydı gelirdi sevgime.
Mecnun iseNe güzel Cahildik'! çölleri aşardı benim için.
Ferhat dağları delerdi koşardı yanıma.
SenNe güzel Cahildik'!.. sen nerden girdin kalbime söyle.
Seni sevmekNe güzel Cahildik'! suçmu bu âlemde.
Şarkılardan fal tutar oldum günlerce.
Bir sanaNe güzel Cahildik'! bir bana sonu belli değil mi.
Umut dünyası gerçek olacak mı sonunda.
Ümitsiz de yaşanılmıyor kiNe güzel Cahildik'! bu hayatta.
Günaha mı girdim seni sevdim diye.
AşkımNe güzel Cahildik'! canımı acıtıyorsun artık böyle.
Al götür kaçır beni bulunduğun yere.
Hani ben çok tatlıydım sevdiğinde.
Herkes den çok farklıydım gördüğünde.
Ben iseNe güzel Cahildik'! mıh gibi çiviledim seni kalbime.
Bir ateş kütlesi gibisinNe güzel Cahildik'! herzaman içimde.
Ancak yakıyorsun içimiNe güzel Cahildik'! söndürmüyorsun ki.
Her sabah uyandığımda seni bulmalıyım karşımda.
Kollarınla sarmalısın beniNe güzel Cahildik'! istediğim anda.
SevgineNe güzel Cahildik'! hasret olmamalıyım hayatımda.
Off aşkımNe güzel Cahildik'! yeter naz yapma gel bana.
Bak herşey çok güzel olacak yaşadığımızda.





Alt 28-04-2011, 14:55 #54

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye


Şimdi sen gideceksin…ve ben … arkandan bakakalacağım…

Dur diyemeyeceğim… Sesim çıkmayacak… Sususlarımda saklı kalacak duygularım ne kötü…

Söz geçiremeyeceğim göz yaşlarıma akacak … Saklayacağım görmeyesin diye

beceremeyeceğim.


“Ağlama” diyeceksin bana.. seni dinlemeyeceğim.. İçimde biriken ne varsa gözlerimden taşacak dışarı…


Kızgınım gidişine…Çünkü öfkem bir dağ gibi büyük… Ne varsa hayata dair alıp götürüyorsun benden..


Farkında değilsin.. Yada farkındasın ama değilmiş gibi davranıyorsun..


Sen kendi yolunu çiziyorsun şimdi… ve doğru bildiğini yapıyorsun..


Bense… binlerce yanlışın ortasında tek başınayım..


Oysa beklediğim sevgiliydin sen.. Yorgun dünlerden damıtılmış kimliksiz sevdalardan süzülmüş aşkımın tek sahibi..

Sanki seni aramıştım yıllarca.. Ararken aşk niyetine yabancı kollarda uyumuştum..


Bu yüzden kimse kandırmadı ben..i dindirmedi aşka susamışlığımı..


Hep eksikti…. Hep yarim… Ne yazık ki “Bu kez tamam” dediğimde de yarim kaldığımı görüyorum.

Belki de sevmeyi beceremiyorum ben.

Öyle ya deli sevdalar bana göre değil…


Belki de DümdüzNe güzel Cahildik'! heyecansız içimdeki kuşlar kanat çırpmadan ve tutkuyu kanımda hissetmeden yaşamalıyım aşkı.


Buna aşk denirse tabii..

Bu yarim kalmışlık duygusu yok olur mu..

O zaman Peki… Sen biliyor musun bu acıya katlanmaların ilacını?


Bu yürek sancısını ne dindirecek? Bu geceler nasıl gecicek?


Söyle yarNe güzel Cahildik'! içimi kor gibi yakan bu ateş nasıl sönecek?

Acelen var biliyorum Gideceksin… Yaşanmamış zamanları da beraberinde götüreceksin..


Bunu hiç istemiyorum.. Ne berbat bir duygu bu.. İstemediğim bir şeyi yaşıyorum ve buna engel olamıyorum..

Benden bağımsız gelişiyor her şey…

Çarpmanın etkisiz elemanı gibiyim… Ya da bir savaş filminin daha ilk karesinde atılan ilk kursunla düşüp ölen ve bir daha da hiç görünmeyen figüran…

Haydi git… Bu yol senin yolun… Dilediğince özgür at. Adımlarını..


Kendin için yap .. iyi olanı yapıyorsun ya…. ne önemi var gerisinin..


Yaşadığımız kısa günlerin anısına sığınır Atlatmaya çalışırım bu acıya..


Sensiz olmaktan daha kötü ne olabilir bu hayatta ki?


Bir insanın başına en kötü şey gelmişse… başka hiçbir şeyden korkmuyordur..


Bir tek seni kaybetmekten korkuyordum.. onu da yaşadım zaten…


Haydi git merak etme yaşayacağım..


Sensiz olsam da bu sevdayı yaşatacağım…





Alt 16-05-2011, 09:19 #55

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye


bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

Ahmet Hamdi Tanpınar





Alt 16-05-2011, 09:20 #56

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye


"Yalancıyımdır biraz, ama; bana inan
sarhoşken hep çok sahiciyim.
Yine fazla içmişim bu akşam da...
Coşmuş kalbim, off nal gibiyim.
Sağır, kör, dilsiz görünür kalbim;
ama, bil: Ben aslında iyi biriyim!

Bilirim, çok kirlidir aşk sicilim.

Sadakat hususunda da pek iddialı değilim,
ama; bu kez farklı olsun diye:
SEN DENERSEN, BEN DE DENERİM!"

....(¯`v´¯)

..... ·.¸.·´
...¸.·´
.. (
☻/
/▌♥♥
/ \ ~


" Sensiz bir hayat yok derdim hep:

Senli hayatımın neresindeydin hiç görememişim.
'Sonu yoktu' derdim kendime hep...
başı neresiydi ki bu ilişkinin?
Yitip gidenlere bakıyorum da şimdi hayatımdan:
bir tek senmişsin ve her şeyi mahvetmişsin.
Artık dur! Gidebileceğin kadar gittin zaten...
Yanımda biraz daha kalman için nasıl bir kadın olmalıydım?
Peki ya sen sevgilim?
Sen yeterince adam mıydın ??? "


....(¯`v´¯)

..... ·.¸.·´
...¸.·´
.. (
☻/
/▌♥♥
/ \ ~


Aşk, sana benziyor; sense aşka...

İkiniz de güllerle geliyorsunuz bana
Ve bir sonbaharda sapsarı gidiyorsunuz:
Ben kalakalıyorum ikinizle de.
Aşk, sana benziyor; sense biraz bana...
Ortak bir paydanın apayrı kesirleriymişiz oysa...
Eşitlenemesek de bir çizginin ayrımında:
"Aşk!" demiştim ben sana.

....(¯`v´¯)

..... ·.¸.·´
...¸.·´
.. (
☻/
/▌♥♥
/ \ ~





Alt 16-05-2011, 09:22 #57

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye


Sadece sende saklanmak istedim bu sabah
Uyandığımda yanımda olmayacağını biliyordum
Dokunmaktan öte gözlerimi açınca gözlerinle yaşama başlamak istedim
Gözlerindeki gülücüktüm belki
Gözlerindeki iris değildi hayata açılan ışık!
Aslında o benim gülüşümdeki gamzeydi
Gözlerindeki irisim
Nereye bakarsan benim
İçine saklandım!
Gözlerine
Renk sensin
Işık benim
Bakan sensin
Gören benim
Ben senim

Seni giymek istedim bu sabah
Elbise gibi tenini giymek
En kuytuda çıplak kalan yerlerde seninle bir olmak
Ben seni giydim bu sabah
Yağmur yağıyor şimdi
Yalın ayak balkondayım
İçime sen yağ istedim ince ince
Rüzgar çok hoyrat
Kokundan eser yok onda
Dokunuşundan!
Senden!
Yağmur tokat tokat inmekte bedenime
Seni bekliyorum
Özgür bir dokunuş tek bir nefeste
Ayaklarım yalın!
Ruhum yalın!
Sana geldiğimden beri hayat yalın!
Seni içime çekiyorum tek bir nefeste

Yüreğine kaçtım bu sabah
Uyandı dört odacık
Dedim ki çarp iki hece
Yetmez!
İki kelime
Yetmez!
Döndür dünyayı yüreğine kaçtım bu sabah
Yağmasın yağmur
İki odacık iki karıncık sevişelim
Durdur dünyayı sana geldim
Sende saklanmaya geldi
Ayaklarım yalın
Bir tek sana geldim!



Uzaga Giden..





Alt 16-05-2011, 09:23 #58

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye


1.

kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
kaç kilo çekerdi yalnızlık
kaç kere ezildim altında
yaz yağmurlarının

belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

kim sevmezdi çiçekleri filan
"ben sevmezdim" dedim, "yalan" dedi

bunu palyaço söyledi,
palyaço söyledi ben yazdım
yazdım, yazmasam ağlayacaktım

herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
sırf bu yüzden mi ağladım
alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

biraz birazdım her şeyden
dün biraz sinirlenmiştim mesela
yarın bir kadını seveceğim biraz
biraz biraz kör oldum bügünlerde

ama rakı kadehlerini boşaltmayın
eksilmesin hiçbir şey
hiçbir şeyden dahi olsa
kalsın biraz

2.

umursamıyorum yılgınlığımı filan
çünkü sessizce yaşanmalı her şey
bir devrim sesszce olmalı mesela
ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun

bir palyaço neden yalan söylesin ki
ben palyaço olsaydım söylemezdim
marangoz olsaydım da söylemezdim
ben insan olsaydım yalan söylemezdim!

hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
kaç kilo çeker ki bir palyaço
hem neden yüzüme vuruyorsunuz
bir çirkin ördek yavrusu olduğumu

gocunmam ki ben, ben gocunmam
bir palyaço ne kara gocunmazsa
o kadar, o kadar gocunmam işte

rakı doldurun! eksilmesin

3.

bitmedi, yazacağım daha
yazmazsam ağlayacağım çünkü
alçakça olacak biraz

hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
her sokakta biraz daha eksilirdik
bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
"duyamadım", derdim, "tekrar et!"
sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
sokaklar daha bir puslu
palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
ve ben daha bir alçak olurdum
ağlardım biraz

hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
hatta kuyruğuma basma diyorum
acıyor, tırmalarım,-
diyorum

kahrol, kahrol!
diyorum

4.

geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
korktum birden, kusacak gibi oldum
"olur öyle" dedi palyaço,
"herkes alçaktır biraz"
"otur ulan!" dedim, bağırdım ona
ben bazen bağırırım biraz

"rakı doldur!" dedim, "eksilmesin!"
ben bazen eksilirim biraz
aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
bunu sonradan öğrendim

ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
bunu da sonradan öğrendim

örneğin;

geçen gün bir kadınla seviştim
biraz değil çok seviştim

ya işte öyle palyaço
diyorum ki,
bunu da yeni öğrendim
sevişmek de eksilmekmiş biraz

5.

kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
"ben sevmezdim" dedim, "yalan"
dedi
bunu palyaço söyledi
palyaço söyledi, ben yazdım
yazmasam, alçak olacaktım
hem ben roman da yazdım biraz

bazen diyorum ki, palyaço,
sen olmasan ben ne yaparım
alçakça eksilirim belki biraz
her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

biraz biraz anlıyorum ki,
yüzler eller, o terli vücutlar filan
her şey plastikmiş biraz

6.

haydi sirtaki yapalım palyaço
rakı doldur, yine eksildik biraz

TURGUT UYAR





Alt 16-05-2011, 09:33 #59

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye


Ben
Kimseyi böyle çıldırasıya sevmedim.
Zorla değil ya,
Sevemedim işte..
Kimseler yer etmedi içimde..
Senin,
Her yanımı..
Sarıp sarmaladığın kadar.
Kan yerine
Senin damarlarımda dolaşıp,
İliklerime işlediğin kadar...
Ben
Bir tek seni.
Bugün..
Yarın..
Ve daima
Hep seni seveceğim.
Kalbinde ben kaldıkça
Ve yaşadıkça..
Adının her harfine..
Kirpiğinin,
Saçının her teline..
Binlerce şiir yazacağım.
Yaşadığım her günün sonrası
Zindan karası gözlerin
Zindan karası saçların
Süslerdi gecelerimi.
Sen bilmezdin..
Ellerini ellerimde tuttuğumda
O karanlık gecelerde
Yıldızlar kadar ışıldayan bendim..
Her hangi bir gecede,
Gökyüzüne baksaydın beni görebilirdin .
Belki o zaman,
Ben diye ..
Ellerine, yüzüne
Bir avuç gökyüzü sürebilirdin.
Kır çiçekleri kadar keskin kokun vardı
Soluduğum havada.
İçtiğim her bardak çayda..
Her bardak suda..
İçtiğim her kadehte..
Yudumladığım sendin.
Bilmezdin.
Sen de içerken bir bak bardağına,
Kadehine..
Mutlaka beni göreceksin.
İşte o zaman..
İstersen..
Seni içtiğim gibi,
Sen de beni içeceksin.
Şimdi
Sen varsın ya dünyamda..
Artık sırtım gelmez yerlere...
Sen de kendini bana bırak
Mutluluk işte o zaman gelecek
Önümüzdeki bütün kapıları açılarak...
Artık biliyorum..
Her şey,
Gün gibi açık..
Gün gibi ortada...
Sen, /benim/
Günlerimi binbir renkte
Fener alaylarına döndüren..
üzümü güldüren
İyilik meleğimsin.
Sen, benim içinde yüzdüğüm
Denizimsin, okyanusumsun
Sen benim huzur bulduğum
Sessiz maviliğimsin.




Necdet GÖKNİL


alıntı





Alt 17-05-2011, 11:45 #60

qǿкқừگάqĭ

Foruma Isınan Üye


Kimse kahraman yapmasın seni masalına… Kimse seni ben kadar yazamayacak yar.
Karanlığımdayım… Kimse ışık sunmasın.
Az daha gelmeyin, ölmeyi becereceğim bu kez.
Uzundur yaşamak denilen türkü. Ve bir ses ile düşer bazen notalarından. Söyleyeni susar, söyleteni gider, sözler biter…
Bir son için eline kalemi dolamak… Hadi yeniden / yenilmeden dercesine son diyebilmek…
Hadi son…


Sonsuza dek yazılabilecek masala son düşürmek istemezdim elbet. Isırganlar düştü ellerime / yüreğime… Sonuma susadım. Titrek ellerimle yazdığım şiirleri yırttım bugün. Dün ateşe verdim birikmiş yazıları. Genzimden hala harf kokuları ve ellerimde yıllanmış kelimelerin cinayet bulguları…
Kirpiğimde asılı kalıyor masal. Gözyaşlarıma takılıyor. Hadi dinin gözyaşlarım. Hatırlamıyor musunuz sizi kaç kez uslandırdım?
Benim masalımda ikinci tekil şahısla başlıyordu tüm çekimler. Varlığıma hiçbir satır aralığında rastlanılmıyordu. Kayıptım… Kayıbım…


Üstüme atılabilirdi tüm Mecnunluk masalları. Bitmeyen aşkların çekilmeyen çileleri yıkılabilirdi şahsıma. Ki kayıptım.
Bir masal yazdım. Müebbet hükmü giydirildi parmaklarıma. Şimdi üstüme bırakılan suçlar olsa ne yazar? Kayıbım… Bulunsam, önce kendi masalımdan hesap sorulacağım. Sonum müebbede bakar. Üstüme atılan düşler ancak müebbedimi idam yapar…


Ölmeyi bile beceremeyecek kadar beceriksizken ben, hangi düşün yıkılışının becerilerindesin sen yar?
Bir yanım dürtüyor dilimi. “Anlat!” diyor. “ Masalsılığını düşünün, Anlat!.. Bu kez susma. Madem bu bir sonsa ardında virgül bırakma, soru işareti kalmasın gözünü yumduğun yerde. Haykır! Ve bu sona kattığın tüm işaretleri noktalaştır.”
Hayır diyorum. Susuyorum…
Üşüdüğümde yalnızlığım örtülüyor üstüme. Bu titremeler bitmez yar. Ve zoraki de olsa yumulmalı gözlerim gecesini oynayan semaya. Ki artık uykusuzluğumu uykuya daldıracağım masalım yok.


Bir bahar göster bana Yar, dünsüz olsun. Unutulması gerekenler unutulsun. Bilinsin yine gözümden sızan kan, bileğimden damlayan yaş… Kötü gün niyetine saklanmış tüm hüzünler kullanılmalı şimdi. Gün, kötü gün…
En iyi büyüme şeklidir hüzün yar. Büyümeli ve hatırlamamalı hiçbir şeyi…


Sol omzumdan bir çığlık düşüyor yere. İrkiliyorum… Kuşdili cümleler savuruyorum nedensiz. Belki de en çok kendim anlamıyorum. Elim her zamanki kekemeliğini yapıyor. Ve kalemime pelteklik bulaşıyor, adın yazılacak diye yar.
Boşluğa yazılar döküyorum içimden;
Bir aşkı kaç kez gözlerinizden akıtabilirsiniz?
Ve gözyaşlarınızda kaç kez aynı imzayı görebilirsiniz?
Hadi, içinizi toplayın da cevap verin
Susabilir misiniz?
Emeklerken düşsel kırıklarınızın yolsuzluğunda
Düşebilir misiniz?
Oysa düşmek için yürümek gerek,
Bilmektesiniz…
Korkmaktasınız,
Aşk adına çıkılan her yoldan cayarken varlığınız
Unutmayınız
Siz aşkın en ortasındasınız…
Ve bu savaşta payınıza sadece yenilmek düşer
Farkında mısınız?
Cevapları yok yazımın…
Yankılanıyor sadece uzun koridorlu bir boşlukta.
Duyan yok…
Düşe düşe yara bere oldu masal. Şimdi son düşüşümü bekliyorum. Tutmayın… Düşmeye çabalıyorum.
Tükendim mi yar? Neden bu son?


Yorgunum…
Masala kapattım kalem uçlarımı…
Caymıyorum hâlbuki masaldan. Sadece susuyorum yar. Artık bilinmeyecek sözüm…
Geldiğim yolları tekrar çiğniyorum.
Bu kez denizim yok ayak diplerimde. İçimi yıkayacak, beni hayata yıkacak dalgalar yok. Olsun… Bu harf kalabalığında elbet boğulmak düşer payıma…
Yazmak sen kadar hiçbir şeye yakışmıyor yar. Bu kalem sen kadar kimseyi yazmıyor. Ama vakit susmak artık... Nasıl susacağımı bilemesem de…
Hani derdim ya; yazdıklarımın altındakiler sen anla yar.
Şimdi yazamadıklarımı da sen anla…


Söz tutulacaktır şüphesiz; sonsuza dek yazılacaksın. Harfler resmetmeyecek sadece yazıldığını, içime karalanacaksın…
Yaz bitti… Masaldı ya yazılanlar, masal kadardı bir yaz… Mevsim sonbahar, bilmekteyim… Bilmekteyim; zaman, alışkanlıklar diye başlayan can sıkıcı cümleleri…


Zamanlara devrilmeyeceksin yar. Yüzüme doğan sayısızca gün, avuçlarına sıkıştıramasa da masalını, bitmeyeceksin… Alışılagelmiş olmayacaksın. Hep ince bir sızı kalacaksın. Gözlerimin kenarında hazır bekletilen gözyaşlarımda aranacaksın. Bulunacaksın da üstelik saklanılmayacaksın…
Son sözü defalarca söylenmiş bir yenilişti masal, yar! Büyük yenilmek için masal yazmış gerçeğim.


Neydin yar? Adım kadar bilirken nedendi bu giz? – Sebepsiz…
Kırık bir tebessüm iliştiriliyor zorla yanağıma. Oysa bilseler, gülmek için hiç savaş vermeyeceğim bir dilimdeyim. Ağlamanın elinden tutmuş yarenliğim. Bu sona sunulacak tek şey gözyaşlarım..


Kendime dönük soruyorum, kendimi bana yabancılaştırıp;
Siz gözleriniz kapalı masal yazabilir misiniz? Aşinaysa acılar tanırsınız kalemi. El yordamıyla bulabilirsiniz satırınızı ve yürekten sızan bir hüzün yoluyla dümdüz gidebilirsiniz. Yazdıklarınızı dönüp okumamak ve canınızı daha fazla yakmamak için kapalıdır gözleriniz. Yazabilirsiniz. Bu masalın okuru siz değilsiniz…
Seni yazarken kendimi nerde unuttum yar? Nasıl oldu da



kendime “siz” oldum?
Güneş suya düşüyor, titriyor varlığı. Gece doğuyor şehrime. Maviler kararıyor. Vapurlar denizi parçalarcasına geçiyor karşı kıyıya. Ortaköy’ e uzanıp gidiyor gözlerim. Serseri adımlarımı özlüyorum, sahil boyu düşülmüş.


Ve SoN diyorum içimi yararcasına. Kız Kulesi şaşkın. Ve SoN diyorum. Kule ağıtlar iğneliyor masalımın sonuna.


Her şey bir Kız Kulesi düşüydü yar Ve düşü Kız Kulesi olan masallarda ağlamak çıkardı her adımda karşına.
Her şey rahat bir nefes daha almak içindi yar. Şimdi ise az daha gelinmese ölüme düşülecek bir solukta varlığım.
Yıldızım kaydığı an unutulacak olan her şeyi hatırımdan geçiriyorum sürekli. Unuttum demiyorum. O kadar büyük bir yalan dökmüyorum kalemimden.
… Giden gider ve her şey biter!.. Yalan yar, yalan!!!
Kendi yalanımı ele veriyorum. Doğrular saklanırken masala, yanlışlar doldurmasın istiyorum kalan boşluğu.


Ki artık susuyorum…
Bir sonu avuçluyorum ellerimle…
Son diyorum… Bitti… Paranaaa içlerine bitemedi yazıyorum.
Masal parmaklarımın altında son çırpınışlarını gösterirken, büyük ağaçlar gölgesinde eskiyen gün itirafçısı oluyor içimin;
“Yaraların sarılmaz, karanlığın artık aydınlığa ulaşmaz…”

Kefareti yok bu acının. Yüzüme astığı hazandan başka duruşu yok. Ertelenemiyor müsaitsizliğimde. Sen şurada dur acım, parça parça edip seni dirhem dirhem yaşayacağım cümleleri kabul görmüyor kaçışta. Ne garip, mutluluğum kolayca bırakılıyor yaşanılacağı tarih belli olmayan bir satıra…
Yine yarımım. Nasılsın deme yar. Düşlerimin şah damarını kesiyorum bu sonla.


Bir son kadarım. Ağrılı, acılı, sancılı son çırpınışlarım…
Bir şehrin dar sokaklarında yazıyor adım. Hadi çiğne harflerimi, geriye bıkmadan seni yazan ben kalmasın yar Ne seni yorsun artık tükenmeyen yazılışların; ne de beni benden etsin her defasında…


Ben hiç bitmeyecek bir masalı yazacak kadar cesurluk gösterirken varlığımda, neden hep cesaretsizlik düştü ki payıma? Yalandı… Bilmedin yar!.. Varsın bana kalsın cesaretsizliğin yüzü. Varsın bende kalsın sustuklarım. Ne faydası var ki konuşmanın?


Karanlığımdayım… Kimse ışık sunmasın.
Az daha gelmeyin, ölmeyi becereceğim bu kez…
Yutkunacağım ölümün en koyu halini. Öyle ya her renkten önce karaydım ben. Düştüm, kanadım masal yazınca; kırmızıyı öğrendim. Acıdım, susmadan ağladım; şeffaflığı öğrendim. Düş kurdum; pembeyi bildim. Seneler geçti üstümden; toz rengine kuşandım. Sonbaharda düştüm yere; sarardım. Ama ben hep karaydım.


Gözlerimden damlayan siyahlarda düşümü ağladım. Masalsı sayıklamalarımdayım. Bilmediğin aralıkta, duymayacağın çığlıkta son/baharlaşıyorum. Yeni bir uykusuzluk kuşanıyorum gözlerime. Kırıklarımı toplayıp bütünleştiremiyorum. Adını saklıyorum hafızamın bir yanlarına.


Nerdesin?
Ne önemi var yar.
Düştesin…


Giderayak ne demeli sana yar. Yirmi dokuz harften kurulma en güzel düştün dünyama. Adından anlamlı değil hüznün tanımı bana. Üç heceydin satırlarda can buluşunda. Seni yazmak için kendimi bile silebilirdim yar.


Ben şiirsi bir ağlayışla otururken masalın kıyısında, bilmediğine döktüğüm yaşları toplamalıyım bu sonda…


Yar! Hayat cümlemin bozuk imlası…
Yar! Adımı unuttuğum adını yazmaktan…
Yar! Masalsı düş…


Yitme bu şehrin büyük yalnızlıklarında.
Dağ gibi devrilirken ben harflerin musallasına, bil ki haykırışlarımda kanatlanıp savrulacaksın rüzgârlarda, boğazın bir kıyısından diğer bir kıyısına…


Yollar parçalarken adımı, asılsız bir ihbardan sorgulanıyor asudeliğim.


Bir mermi düşüyor alfabeme, delik deşik oluyor harflerim.
Yokuşlar çıkıyorum, inişleri olmayan. Taşlara takılıp yuvarlanmaktan bıkmıyorum. Adını intihar koyuyorum yaşamanın.


Cam kenarlarında nereyi gördüğümü bilmeden bakıyorum. Yağmur çarpıyor yüzüme ve toprak kokusu bulaşıyor kalemime. Geldiğim yere yüzümü dönüyorum. Toprağın alnından öpüyorum.


Bir şarkısı yok masalın; duyulduğunda hatıra geleceği. Sözleri de bitiyor ya şimdi… Ne desem boş… Ne desem sürükleniyor zifiri karanlıkta. Hiçbir sözün faydası olmasa da bu sona, bunca yazılmışlığın ardında bir son çizmeli dedim masala…
Bir cellâda gülümseyecek kadar özlemek ölümü, ne demek bilir misin yar? Bir son yazarken sonunu çizmek yaşam haritana…
Ah-u zar! Ne dem diner gözümdeki yaşlar?
Diyebilir misin ki geçecek? Diyebilir misin ki masallar unutulur, biter, yok olur…
Desen ki inanır mıyım artık?
Bahar tükendi; sonbahar geldi. Dalından düştü masal…
Yapsam bozulmayacak; bozulsa yapılmayacak kadar darmadağın tüm hayaller.
Bu sonu bırakıyorum ellerine Yar. İster sakla, ister yırt at!
Masal sonlarında üç büyük elma düşer bilirsin. Birincisi sana, ikicisi sana, üçüncüsü de sana olsun PrensiM.. Masaldan kendime pay ayırmadığım gibi bu son da düşmesin payıma…
Bu sona bir kalem feda ettim Yar. Al götür kendini satırlarımdan…

Ve Yarenliğim gider ve masal biter Yar.
Unutma! Hep içime yazılacaksın
İçimde yazılacaksın…





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:07 .