#21
ölümü de çok görmezsen...


Sana ayrılık ne tatlıne hoş desem
Sensizliğe hasret bir sessizlik hakim burada şimdi
Seni sevmenin verdiği acı bile yetiyor seni bir daha sevmeye
Sensiz gecen her anımı hasretine ekledikçe
İnan ayrılık o kadar tatlıo kadar hoş ki
Sen olsaydınbelki bu kadar guzel olmazdı hayat.
Yanımda olsan sevemezdim seni bu kadar
Ama sen yoksun...
Ve hayat o kadar tatlı ki sensiz
Hayat sensiz cok sessiz...


Ama...
Seni sensiz sevmek bile yetiyor bana.
Hiç gelmeseni görmeyeyim.
Hıh...İnanmayacaksın belkide ama
Ben zaten seni görmeden sevdim.
Belkide bu yuzden seni görmek istemeyişim.
Bu yuzden belkide sana olan hasretim.
Bırak gelme sakıngörmeyeyim seni hiç.
Görmeden sevdi desinlerdeli desinler bana.
Ama bilemezanlayamaz seni seviyorum demeyen dudaklar.
Kavrayamaz hiç görmeden sevmeyenler ben gibi
Güler geçer deli der bana aşkına deli olmayanlar

Sakın aldanma sen söylenenlere
Ayrılayım deme bir yere sakın
Hele bana hiç gelme görmeyeyim seni ben
Sana olan ayrılığım öyle tatlıöyle hoş ki
Çünkü seni görmeden sevdim ben
Ve görmeyecegim hiç belki de
Bir gün gelecek evleneceksin
Kıskandıgım ama ayrılığını sevdiğim bir hayatın olacak
Ve çocukların...
Her görüşümde onları bir hançer saplanacak belkide
Ve seni her göremeyişimde bir sızı kaplayacak içimi ama
Yine de istemem.
Görmeyeyim seni ben
Ben seni görmeden sevdim
Ve sensizlik inan o kadar tatlıo kadar hoş ki
Görmek mi ?
Belki ölümden sonra
Belki...
Eger ölümü de cok görmessen bana.
Belki...



#22
~öZLeNeNe~

bazen dokunamazsin sevdiqine
uzaklardadir cok uzaklarda
hayaliyle avunursun
qöremesende öpemesende yine vurulursun

seni sevdimde ye$erdim
acimi derdimi her$eyi yendim
sana her bakisimda titredi qözlerim
masum qülü$üne tutuldu yüreqim

A$kim deyince durdu dunya
aradaki uzaklik eridi bi anda
yüregim sevindi cocuk qibi
icimi serinletti yaqmur qibi

Esen rüzqara tutunda qel
hasret özlem yok olsun
sevqim askim bin kat olsun
icimdeki yanqin sönsun kül olsun
Sen qelemesende kokunu qönder
icim disim sen koksun
sensiz uyuduqum her qece
rüyalarima qel umutlarima qel
yine süsle!!!


#23
Elveda Yaşam Sebebim







Kendimi bilmediğim bir sona hazırlıyorum. Tüm uğraşlar çabalar bunun için. Korkuyorum neyden korktuğumu bilemeden ürküyorum. Hasret çekiyorum neye hasretim bilemeden özlüyorum. Ve yaşıyorum ne için yaşadığımı bilemeden!! Öylesine bir hayat işte benimki.. tek başına tüm umutlardan mutluluklardan uzak. Sürekli bir şeylerden kaçıyor hissetmediğim duygular adına çaba veriyorum. Herkesi her şeyi geride bırakarak arkamı dönüp uzaklaşmak istiyorum yalnız çaresiz… yıldım artık kendime mücadelemden. Pes ettim!!


Sensiz geçen yıllarım vardı ya hani hiçbir şey acıtamamıştı beni bu denli. Yine yalnız yine umutsuz ve yine çaresizdim ben. Eksiktin ama kimdin ki sen. Umursamıyordum bile. Kim olduğunu bilmediğim halde kaçıyordum senden. Yasamadan anlamak öyle zormuş ki meğer.. ve sen karşıma çıktın yeniden. İlk günlerde mutluydum bende. Mutluyum diyordum her önüme gelene onca yıldan sonra bende mutluyum. Herkese her şeye tüm yaşanmışlara rağmen mutluydum. Yavaş yavaş anladım senin için hiçbir şey ifade etmediğimi..


ve başlamalıydı artık mücadelem. Ne kadar zor olsa da senden vazgeçmeliydim. Gecelerce günlerce ağladım ama başaramadım senden bir adım dahi uzaklaşamadım. Ve hep bir gün senin baskasına aşık olacağından korkarak yaşadım. Hep bu sondan kaçındım. Ve gördüm işte. Sen başkasına aşıktın. Ben sana sen ona.. hayat değil mi işte? bu aşamadan sonra bitmeliydin benim için uzaklaşmalıydım senden çıkmalıydın hayatımdan. Gözlerine baktıkça daha çok acıyordu içim. Senden nefret ediyorum diye haykırmak istiyordum gözlerine bakarak.. sonra da saatlerce omzunda hıçkıra hıçkıra ağlamak. Sürekli düşündüm beni sana çeken ne diye. Hiç bir şey bulamadım belki de bu yüzden bu kadar çok seviyordum seni. Ve gözyaşlarımla süslediğim bu yazım senin içindi.


Artık başardım sen bittin benim için. BİTTİN!!

ELVEDA yaşam sebebim…


#24
Aşk ve Ön Söz







Karşılıklı sevginin Leyla’larda Mecnun’larda kaldığını anlamak için karşılıksız sevgi yaşamak gerekiyormuş. Birini sevmenin delice bir aşkla bağlanmanın güzelliğini yaşamak için hazan mevsimine gelmek olduğunu bilmiyordum. Meğer hayatta ne çok şey kaçırmışım...


Aşkın insanı büyüttüğünü olgunlaştırdığını da öğrendim artık. Bu yaşıma kadar kimse öğretmedi bana aşkın karşılıksız olduğunu sadece gönülden sevenin bu acıyla kavrulacağını sevilenin ise sevildiğini bilmeyeceğini... Yine teşekkür ederim sana karşılıksız aşkım!!! Bana hayatta öğretilmeyenleri öğrettin. Hiç kimseye hissetmediklerimi hissetdirdin. Hiç kimse için yapamayacaklarımı yaptım. Pişman mıyım? Hayır hiç pişman olmadım ve aşkını sonsuzluğuma saklarken bile mutluydum. Hayatımın son basamaklarında bana böyle bir aşkı yaşattın. Seni sevmeme izin verdiğin için teşekkür ederim Aşkım…


Sevgiliye bu kadar serzeniş çok görülmez umarım. Evet yaşadım gördüm öğrendim. Sevgi ve aşk sadece tek kişi tarafından yaşanabiliniyor. Aşkın karşılığı yok. Bazı insanlar sadece sevmeyi bilirkarşısındaki sever mi sevmez mi hiç düşünmeden sever. Hep bekler sevecek diye ve sonunda görür ki sizi kırmamak adına hatır için kendini zorlayarak karşılık verme çabasındadır. Oysa ki herkes duygularında özgürdür ve kimse kimseyi zorla sevemez. Kırgınlık olmaz aşkta. Seviyorsan gerçekten aşkını yüreğinde hissediyorsan bırakacaksın sevgiliyi özgürce kanat çırpsın ve nerede kiminle mutluysa
Tadına vararak yaşasın... O’nun mutluluğunu uzaktan seyrederek yaralarını sarmayı da öğrenmek gerekir...


Aşk yalnızlığı kabullenmektir...


Aşkın denklemi çözümsüz. Alışmak gerek sadece sevmeye. Sevilmeyi tatmadan da yaşamayı öğrenebilir insan. Ama birini sevmeyi birine sımsıkı bağlanmayı mutlaka yaşamalı. İşte o zaman hayatta bir yanlışlık olur...


Ve ön söz...

Seni sevdiğimi bil. Nerede olursan ol. Her zaman çok sevildiğini bil...


#25
Eylül





Zifiri karanlığın kör noktasından sesleniyorum sana
Yalnızlığım ve sensizliğim bir tokat gibi çarpıp duvarlara geri dönüyor
Sessizliği yaşarken sarhoşçasına isyan ediyorum ayrılıklara
Ve sensizliğe koşuyorum kader oyununun son perdesinde
Ölüme koşar gibi kor ateşlerde yanar gibi
Eylül;kaybetmeden seni anlayamamışım ismindeki esrarı
Meğer bütün ayrılıkları toplayarak hayattan
Acıdan bir duvar örmüşüm kendime
Sensiz sessiz ve çaresiz eylül
Sana olan duygularımı anlatmak o kadar zor ki
Buna ne karmaşık duygularım izin verir
Nede boğazımda düğümlenen hıçkırıklar
Eylül;öylesine sevmiştim ki seni
Sen yollarımın biricik ödülü
Belki ilk armağanıydın
Gecelerin sessiz ve ürkütücü karanlığında
Varlığına sığındım kaç kez
Doğan her güneşin pırıltısında
Sevgini süzdüm yüreğime
Esen yelin serinliği götürdü beni
Senli mutlu umutlu yarınlara
Şimdiyse eylül
Hep ayrılık motifleriyle süsledik ılık duygularımızı
Zaman en be an sensizliğe koşarken
Ben yenikyılgın ve çaresizdim bu oyunda
Zamansız doğan güneşim
Benliğimi alıkoyan sebebimdin…


#26
Bir Kadın Ruhunda Dolaşmak







Bir kadın ruhunun çırılçıplak ürpertici karanlık ama bir o kadarda göz alıcı dehlizlerinde tutkuyla dolaşmanın zevkine varan bir erkek bugüne kadar heves duyduğuarzuladığı bedenlerde şehvetin kollarına atıldığı sevişmelerin ne kadar yavan olduğunu fark eder.


Düşünsel yeteneğiduygusallığı ne kadar gelişmiş olursa olsun erkek… bu kadın ruhunun dehlizlerindeki cennette; yağmurların kokusunu bulutların güzelliğini güneşin parlaklığını çimenlerin ışıltısını gökkuşağının o eşsiz renklerini…cehennemde ; ateşin yakıcılığını fırtınaların şiddetinigecelerin zifir karanlığını gördüğünde kadın doğasının nasılda bu kadar değişken ve anlaşılmaz olduğuna şaşkınlıkla tanıklık eder. Az önce sizi şefkat dolu kollarında teselli eden sımsıcak saran bir kadının az sonra nasılda ulaşılmaz ve buz gibi olabileceğini bununsa o kadının doğası olduğunu gören bir erkek bütün kendini erkek sayma öğretilerine ve kendilerine tanrı vergisi olarak verildiğine inanılan “erkeklik gururuna” rağmen dehşete düşerek korkar…


“Erkekler kadın ruhundan anlamaz.” Denilmesinin sebebierkeklerin bütün kendilerini güçlü korkusuz saymalarına bütün gururlarına karşın bir kadın ruhunun dehlizlerinde kaybolduklarında ıssız ve karanlık bir sokakta fırtınaya tutulmuş bir kedi yavrusu gibi çaresiz ve yapayalnız kalmış hissetmelerindendir aslında.


Her erkeğin en az bir kez bir kadın ruhuna dokunmuşluğu annesi de olsa o ruhun dehlizlerinde kaybolmuşluğu vardır. Ama en güzeli size aşık bir kadının kendi ruhunun dehlizlerinde dolaşmanıza izin vermesi siz keyifle karışık bir korku yaşarken onun kendinden emin ve bir o kadarda keşfedilmeyi hevesle bekleyen bir arzuyla sizi izlemesidir.


Her kaybolduğunuzu sandığınızda size küçük ipuçları bırakması siz o ipuçlarını bulup daha derinlere ilerlerken büyük bir keşif yaptığınızı sanarak sevinirken birden ne kadar büyük bir dehlizde olduğunuzu ve giderek kaybolduğunuzu fark etmenizle yarıda kalan sevincinizin hüznünü kahkahalarla izlemesidir.Hiçbir erkek bir kadının ruhunda ondan izinsiz dolaşamaz veya onun bulunmasını istemediği bir dehlize girip orada kaybolamaz.


Eğer size aşık bir kadın ruhunu dehlizlerinde dolaşmanıza izin veriyorsa bunun size sunulmuş bir şans olduğunu bir dünya seyahatinden bile daha keyifli daha heyecanlı ve uzun sürecek bir seyahate çıktığınızı bilmeniz gerekir.Yanınıza bolca yolluk almalısınız. İlgi sevgi özen tatlı dil samimiyet dostluk bu seyahatte yanınızda bulunması gereken ve çokta yer kaplamayacak yolluklardır.


Kadınlar ruhlarının dehlizlerinde kaybolmaktan korkmayan onlardan izin almaksızın girmeye ve dolaşmaya kalkmayacak kadar saygılı ama yinede meraklarına yenik düşüp buna cüret edebilecek kadar cesur erkeklerden garip bir haz duyarlar.Aslında doğalarında ki bu belirsizlikten kendileri de her zaman tam olarak mutlu değildirler.


Keşfedilmeye ve erkeğin gösterdiği tüm çabaya layık görülmüş olmanın heyecanını yaşarkenbir yandan da keşfedilen dehlizleri arttıkça deşifre olup kadınlık büyüsünün kaybolacağından endişe etmeleri de size bırakılan ipuçlarının azalmasına ve o dehlizlerde ilerlemenizi yavaşlatabilir ve sizi yorabilir…Hatta ruhunun dehlizlerinde çok ilerlediğinizi fark eden bir kadın size ne kadar aşık olursa olsun büyüsünün kaybolacağı endişesiyle sizi hiç beklemediğiniz bir anda terk edebilir.Bu bir terk ediş midir yoksa yeni dehlizler oluşana kadar mı gitmiştir asla bilemezsiniz…


Bir kadın ruhunun çırılçıplak ürpertici karanlık ama bir o kadarda göz alıcı dehlizlerinde tutkuyla dolaşmanın zevkine varan bir erkek bugüne kadar heves duyduğuarzuladığı bedenlerde şehvetin kollarına atıldığı sevişmelerin ne kadar yavan olduğunu fark eder…

Ve yorulmayı göze alabilenler bir ömür boyu gerçek mutluluğa ulaşabilir ancak…


#27
Öyle Çok Korkuyorum Ki





Neden bilmiyorum...gözlerim gözlerine yalan söyleyemiyor...

Benim için çok önemlisin...

Tahmin ettiğinden de çok...

Öyle çok ki korkuyorum...

Bir daha yaşam amacım olmayacağına...

Bir köşeye atılıp fırlatılacağıma...

Karşılık bile değil...saygı bulamayacağıma...

Herşey birkaç kelimede gizli...

Ve onlar senin...

Sadece...

Senin...

Benim olansa ...

Senle geçirdiğim zamanlar..

Seni dinlediğim ...anlar...

Hayata inanışımın...insan olduğumuzu....

Anladığım anlar...

Sen çok şey kanıtladın bana....

Mesela yaşadığımı...

Saçların gözlerin ellerin aslında...

Ne kadarda güzel olduklarını...

Doğru insandayken...

Çok şey öğrettin bana...

Mesela yaşamayı...

Amaçları gösterdin...

Zordu ama sendin...onlar...

Sadece...

Sendin...

Bana korku nedir...öğrettin...

Kaybetmenin acısının ne büyük olacağını...

Çaresizliği...

Hiçbir şey yapamamayı...

Ağlamayı...çaresizce...

Bağlı olmayı...bağlanmayı...

Yitirince güvensiz kalmayı...

Her insanın sevgiye layık olmadığını...

Acıya karşı en korunmasız olduğum zamanın...

Sevdiğim zaman olduğunu...

En çaresiz olduğum zamanın ise...

Seni yitirdiğim zamanın olacağını...


#28
Bedelini Yüreğimle Ödediğim En Masum Günahındım






“ Varlığın acı veriyor olsaydı bana;
Seni ölüme sevmez

Gelmeyeceğini bile seni beklemezdim hala.

Ben sensizlikte bile "seni yaşıyorum" sevgili... ”


Mevsim sonbahara akarken ben de sana geliyorum. Elimde yokluğun yüreğimde suskunluğunla sana geliyorum sevgili. Ilık bir Eylül gecesi kentin yorgun kaldırımlarında tanıdık kelimeler arıyorum sevdana dair. Sana dair tek bir kelime yeterdi bana. Tek bir nefes bile gülümsemem için yeterdi bana.. Sensizlikte kanarken sol yanım ben hep seni düşledim zembereği kırılmış zamanın avuçlarında. Seni aradım güneşin sıcak alnında senin ellerini aradım yağmurun ıslak dualarında.


Sana gelirken toprak yağmur kokuyordu sokaklar ise yalnızlık... Sana çıkan tüm yollar arsız dikenlerle süslenmişti sanki. Ayaklarım kan revan..Bir yanım uçurum bir yanım sensizlik ama her şeye inat sana geliyorum. Hava puslu etraf ise sensizlik .. Dikenlere aldırmadan yalınayak yürüdüm gecenin dar sokaklarında. Yüreğimle ezdim tüm engelleri ayaklarımla öptüm yollarındaki ikiyüzlü dikenleri. Her şeye inat sana geliyorum bir elimde mevsimlerin koynundan çaldığım ılık bahar bir elimde bulutların saçlarından arakladığım rüzgar ile .. Bir ömür uzaktan sana geliyorum bir elimde bir avuç gülüş karakışlarda güneş bil diye bir elimde bir yudum umut zifiri karanlıklarda aydınlığa sımsıkı tutun diye. Sana geliyorum sevgili....


Unutmadan sevgili; gittin diye meteliksiz bir intiharın ayakuçlarına boynunu büken bir kukla olmadım hiçbir zaman. Gittiğin gün kansız ve acımasız bir ihtilalin demir kelepçeli zamanlarından kaçıp sen diye ipsiz uçurumlara sığındım. Yokluğunda kimi zaman bir çocuk gibi koynunda ağladım kimi zaman kirpiklerinden ıslak yağmurlara kaçtım. Sensizlikte her gece arsız fırtınalarına göğüs gerdim ve esrarkeş yangınları sen diye koynuma alıp yüreğimde közledim yalnızlığının ıslak çığlıklarını. Evet gittiğin gün sen kokan kelimelerim çıplak kaldı dudaklarımda. Yüreğim gözyaşına asılı kaldı gözkapaklarımda. Ama hiçbir zaman boynumu bükmedim yokluğuna. Pes etmedim sensizlikte kıyılarıma vuran hasret dalgalarına. Direndim savaştım yalnızlığınla. Kan revan içinde kalsam da bilmediğim fırtınalarda sensiz savaşsam da ben hiçbir zaman “ yalnızlığına “ yenilmedim sevgili....


Gittiğin günden beri tek bir kelime konuşmadık seninle. Giderken seninle gitti taze baharlarım. Yetim kaldım mevsimlerin koynunda. Gözlerindeki sıcaklığı aradım güneşin sınırsız coğrafyasında. Seni sordum memleketimden göçen turnalara. Ama bulamadım seni. Yüreğimin derinliklerinde. kaybetmiştim seni. Aldığım nefeste hayata bıraktığım her gülüşte seni aradım. Bulamadım işte. Ucube binaların nemli duvarlarına dayanıp sana ağladım. Dudaklarımı kapatıp kelimelerimle yalnızlığına ağladım. Ama hiçbir zaman ne kadere ne de sana isyan ettim. Gittin diye hiçbir zaman suçlamadım seni. Varlığına küfürler edip arkandan beddualar savurmadım hiçbir zaman. Gitmiştin beni “ sensiz “ bırakarak. Gitmiştin aramızda yaşananları bir kibritle zamansız yakarak. Ama gittin diye hiçbir zaman unutmadım seni. Yokluğuna inat yaşattım seni. Gittin diye bir ikindi vakti kefensiz satırlara gömmedim seni. Varlığın bana hiçbir zaman acı vermedi ki ben seni gidişinle suskunluğuna gömeyim sevgili…Seni “ sen “ diye sevdim ben. Varlığına inat yokluğunda bile sevdim seni. Sana duyduğum sevgim bir günlük olsaydı eğer; seni “ sensizlikte “ bile yaşatmazdım sevgili. Seni hiçbir zaman “ acılarımın metresi ” diye sevmedim ki ben. Ben yüreğindeki sıcaklığı tenindeki saklı baharları ve gözlerindeki ıslak gözyaşları sevdim. Seni hep " aldığım nefes " bildim. Yüreğime dokunduğun için yarım bir adamı sevginle tamamladığın için sevdim seni...


Satırlarıma sonvermeden bilmen gereken bazı şeyler var sevdiğim. İyi dinle beni sevgili. Cümlelere değil kelimelere örülmüş anlamları iyi algıla sevgili.. Yokluğunda seni aradım yorgun gecenin gri sabahlarında. Yalnızlığında kanattım fakir kelimelerimi. Dilimde birikmiş ve bir kaç cümleyi geçmeyen itirafım var sana canım. İyi dinle beni şimdi. Sensizlikte “ seni aldattım sevgili “. Yanlış duymadın sevgili. Açık açık utanmadan sıkılmadan seni aldattığımı söylüyorum sevgili. Sensizliğin soğuk gecelerinde seni aldattım. Hem de defalarca… Başucumda bu imkansız sevdanın sevapları dururken ben seni “ günahlarınla “ aldattım sevgili. Yokluğunda kanarken tövbesi yarım kalmış günahlarınla seviştim yalnızlığının buz tutmuş yatağında. Her gece bedenimi ateşlere serip günahlarınla seviştim kan ter içinde. Közlenmiş bedenimle terkedilmiş yüreğimle tövbesi oldum en masum günahlarının. Seni sensizlikte “ senin günahlarınla “ aldattım sevgili…Sen benden uzaklarda iken bensiz zamanlarda işleyeceğin her günaha bedenimle kefil oldum. Körpe ve filizlenmemiş acılarını satın aldım ömür defterinden. Evet tüm günahlarını ve bensiz yaşayacağın tüm acılarını satın aldım karşılığını “ yüreğimle “ ödeyerek.


Sen bu satırları benden uzaklarda okurken ben bir kelebek edasıyla baharın ince dallarından binlerce çiçeği yüreğimin eteklerine topluyor olacağım. Bir gün Cennetin taze baharlarında buluştuğumuzda giyineceğin “ beyaz duvağı “ süslemek için en parlak yıldızları çalacağım gecenin kirpiklerinden. Sen benden “ bir ömür “ uzaklıkta yaşarken sensizlikte bile sen varmışçasına sevdana nefes alıyor olacağım. Her gece günahlarınla sevişip güneşle beraber perdelerine gelip yüzüne ilk gülümseyen ben olacağım sevgili... Sen beni unutsan da ben seni yüreğimde yaşatacağım. Uzaklarda bir yerde yaşıyor ve nefes alıyor olmanı en büyük mutluluğum bilip acılarına delicesine yanacağım. Közlenmiş yüreğimle bir sonbahar gecesi ıslak saçlarına yağacağım avuçlarımda güller ile. Gözbebeklerinden yuvarlanıp ayakuçlarına serileceğim. Gülüşlerini nefesim bilip “ sensizlikte “ bile sana yaşıyor olacağım sevgili. Adını yüreğime vurulmuş bir mühür bilip dudaklarında anılan dua olarak hep seninle nefes alacağım sevgili..


“ Sen bana “ bir ömür “ uzakken ben sana bir nefes kadar yakınım sevgili.


Gelmeyeceğini bile bile ben hala seviyorum seni. “


Gün gelecek
Adımı unutmak zorunda kalacaksın
Puslu gecenin yorgun sabahında.
Bir kibrit çakıp yaşananlara
Tek tek yakacasın benli hatıraları
Ömür defterinin en masum günahında.


Duvarlarında asılı takvimlerden düşen
Bir gün gibi
Ağladığında yüreğine gömülen
Bir hüzün gibi
Yavaş yavaş eriyeceğim dudaklarında.
Ama ben sana inat
Yokluğuna inat
Bedenimle közleneceğim günahlarında.


Seni benden alan kadere
Tek bir kelime etmeden
Seni içimde yaşatacağım.
Çünkü ben senin;
“ Bedelini yüreğimle ödediğim
En masum günahındım….”


#29
Belki ve Keşke






Ne kadar uzun zaman gecmişti senin yokluğunun üzerinden ne ben sayabildim ne takvim yapraklari arda kaldi gecen günlerden…Hayata küskün başlamıştım yokluğunla şimdi sen yoksun yine küskünüm sensiz yıllara; gecen bu ömre küskünüm işte seni benden alan beni sende hiçe çeviren zamana bu kırgınlıgım.. Haberini alıyorum mutluymuşsun yeni sevgiliLERinle adımı bile unutmuşsun diyorlar inandım sanma! Biliyorum sen benden başkasını sevemessin bensiz yapamazsın biliyorum.. Evet evet herkes yalancı olmuş seni bana düşman etmeye çalışıyor ama bilsinler artık asla vazgeçmcem senden asla..Özleye özleye içim kanaya kanaya yokluğunu yaşıyacağım.


Çünkü biliyorum sende bensiz yapamazsın senin bana yeminlerin var birbirmize verdiğimiz daha ne sözlermiz var onları yerine getirmeden gitmezsin sen benden biliyorum işte hala beni seviyorsun her anlamsız bakışından mana çıkardığımı söyleselerde ben biliyorum sen beni seviyorsun…


Zaman sensiz geçmek bilmiyor…Geceleride gündüzlerime kattım çünkü yetmiyordu yokluğunun acısını dindirmek için zaman..Hiçbir şey seni koparmaya yetmiyordu..Ammaaannn kimler geldii kimler geçti diyip silip atamıyordum işte seni. Anlamını yitirmişti seninle birlikte her kelimem her cümlem ve senin oldğun herşey anlamını yitirmişti benden gidişinle. Aslında yaşamamda anlamsızdı ya sensiz yinede yaşıyordum çünkü beni seven birinin varlığına inanıyordum onun için yaşıyordum beni sevdiğine inanıyordum ..Korkmuyordum gecelerin karanlığından biliyordum ve inanıyordum biyerlerden sen çıkıp gelecektin ve beni gündüzler bekleyecekti seninle birlikte.. yarınlarım umut dolu olacaktı biliyordum birgün gecelerimi aydınlatan yıldızım ayım sen olacaktın..


Gitmeyi seçmiştin; seçmiştin seçmesine ama biliyordum beni düşünerek yapmıştın herşeyi ben üzülmeyeyim ben mutlu olayım diye yapmıştın bunları söylemiştin vedalaşırken ve ben sana inanıyorum sen beni düşünerek gitmiştin ve söz verdiğin gibi birgün dönecektin gelecektin yine yanıma ve bidaha hiç bırakmayacaktın böyle söz vermişitn ve ben biliyorum sözünü tutacak ve dönecektin yanıma..Seni bekliyorum herzamanki yerde herzamanki saatlerde ben hep ordayım birgün döneceksin…


Ayrılıkla birlikte hayatımın zorlaştığınıda görüyorum..Anlamadığım bir şey var geceleri aklıma takılan ve gün ışıgı denen o acı aydınlık yüzüme vurana kadar düşündüğüm..Anlamadğım şey neyden bukadar korkmaya başladığım..Ölüm mü? Sensizlik mi? Yok yok yanlızlık olmalı..Yada bilmiyorum işte ayrılığın getirdiği kuruntular.. Ama korkuyorum işte ya dönmezsen diye düşünür gibi oluyorum ve hemen kendime kızıyorum nasıl böyle bir şey düşünebilirim diye.. Sen döneceksin biliyorum..Yokluğunda biriktirdiğim hayallerimle ve kocaman yarınlarımla seni bekliyorum.. Döneceksin…


Aradan yine uzun zamanlar geçti sensiz gecelerin birbirini kovaladığı..Çok baharlar geçirdim ama yok işte yok gelen.. Çiçekler sensiz merhaba dedi hayatıma ve her damla yagmur sensiz yağdı sokaklarıma.. Her yaprak senin gelmediğin günler aylar yıllar için attı kendini bir bir dalından kopararak.. İsyan etmiyorum.. Üzgünüm ama; sabırlada bekleyemiyorum artık gelmeni.. Biliyor musun artık gelmeyeceğini düşündüğümdede kızmıyorum kendime.. Sanırım gerçekleri görmeye başladımm..Hep masal yaşamışım kendi kendime aslında biliyordum dönmeyeceğini o vedanında son veda olduğunu.. Ama ne mümkündü o acıyı bile bile yaşamak..Kendimi kandırmak kolaya kaçmakmıydı yoksa ölümden kaçışmıydı bilmiyorum ama dönmeyeceğini biliyorum işte beni sevmediğini hatta çoktandır unuttuğunu bile..Dostlarım haklıydılar ben senin için her gece gözyaşı akıtırken sen adımı unutmuşsun haklıydırlar gerçekleri görmüşlerdi onlar biliyordu dönmeyeceğini ama ben inanmıyordum işte dönecektin ve o bir veda değildi yine benim yanımda olacaktın.. Ne kadar kör olduğumu şimdi anlıyorum ve biliyorum sen hiç bendeki sen olmamışsın. Hayallerime ortak ettiğim sen meger bir hiçmişsin sadece gelip geçiyormuşsun öylece hayatımdan. Aslında hiç düşündüğüm gibide beni sevmemişsin hiç döneceğini de söylememişsin aslında sen sadece benim uzaktan sevdigim biricik umutlarımın hayallerimin ortağıymışsın. Bilmiyorum sen kimsin neysin neden bana bunları yaşattın bilmiyorum ama ben seni çok sevmişitm hemde senin haketmeyeceğinden bile çok safca sevmişim. Şimdi alıştığım sensiz günlerime dönüyorum öğrendiğim gerçeklerimle. Ha bu arada seni herzaman beklediğim yer vardıya mezarlık yapmışlar diye duydum. Ben seni yine bekliyorum sevgilim ama bir fark varki gördüğüm gerçekler engel yaşamama ama ben yine oradayım.. Her an her saniye yoklugunla gömülüyüm.. Gel bul beni yalvarıyorum bildiklerimin yalan olduğunu söyle bağır çağır hatta nefret ettiğini söyle bana ama dön..Ben yine seni bekliyorum. Ey yar seni hiç unutmayacağım ve hiç bendeki saf seni kaybetmeyeceğim sen benliğini kaybetsende sende ama hep aynı kalacaksın bende ..Yine aynı yerde “belki”lerle ve “keşke”lerimle seni bekliyorum..

Biliyorum geleceksin ve mezarımda seninde bir gülün olacak biliyorum “işte döndüm” diyeceksin


#30
Dört Yapraklı Yonca






Milimetrik seviyorum seni. “Hesap hatası var” diyenlere ne yaptığımı bilmek istemezsin. Abuk sabuk geliyor bütün söylenenler söylenmeyenlerse; kursaklarda kalmanın ağırlığıyla eriyip gitmekte.


Bütün şaklabanlıklarım ağır ağabeyliğimi çürütmüşken sen bari duymazlıktan gel…Olanlar bir yana olamayanları sorgula benim çıkmazlarım çoktan tutulmuş köşe başlarını kapmış geridekiler.


Deliyim delirttiler…


İçli köfte istiyor canım. Kahve falları için ayırdığın zamanın yanında bu ne ki! Hamburgerle kolanın uyumu gibiyiz çayın şekere ihtiyacı gibi tuzun yemeğe kattığı tat gibi… Halılarına gösterdiğin özeni bana da gösterirsen naftalinin olmaktan gocunmayacağım.

Bolca dök. İtirazım olursa şahidin yine benim. Tavan arası unutulmuşluk…
Kapanındaki yemim ben. Kendime yenik düşmekten usandım. Biraz vicdan hepsi bu.


Tüyü bitmemiş bütün duygularımı sana adadım. Gözlerimi tembihledim dilimi düğümledim… Daha ne istiyorsun bilemedim.


Serçe parmağımla yüzük parmağım arasındaki farkta saklısın. Kâh gülümsetiyorsun kâh ağlama nöbetleri bekliyor kapımda. Almamazlık edemiyorum çaresizliklerime bir yenisi daha eklendi; sen!


Düşlerim eskisi kadar düşlemeye değmiyor. Uyanmak istiyorum yarım uykularımdan bütün yabaniliğinle beni kendine benzettiğini bilmiyorsun senden başka kim varsa çıkarıp attım hayatımdan.



Gözlerimde fer yok. Aynadaki aksim tümden gerçek dışı baktığımda gölgeme o bile bana benzemiyor sensin dünyaya yansıyan. Hokkabazlarla aram iyi olsaydı şapkadan tavşan çıkarmalarını istemezdim elbet üç dileğimden en az ikisi sen olurdun üçüncüsü; diğer ikisinin kabul edilmesi.


Sağırsın dikenlerine hükmedemiyorsun hükmetmek istemiyorsun… En az dört yapraklı yoncalarım kadar sevgilimsin sevildikçe bozuyorsun yüreğinin masumiyetini. Ne yana baksan yine sensin ya gördüğüm senden başka kimse yok sanıyorsun.
Zulmetmek sana göre değil bacadan düşen Noel baba ol çocukluğuma gençliğime; aşk olarak gel yaş 35’ken sevda olup düşüver kollarıma. İvme kazanman çok sürmesin yükseldikçe fezadaymışçasına dünyaya göz kırp atmosfere girince hızını kesme olsa olsa hafif bir esrime var üzerimde belli ki benim kadar yanmayacaksın.


#31
Sadece Seviyorum






Bekledim…gidip gelip baktım o telefonun anlamsız ekranına… Bekledim aramanı her dakika belkiler geçti aklımdan her saniye keşke dedim kimse duymadan…korktum anlatmaya hala seni sevdiğimi hala sana deliler gibi aşık olduğumu anlamalarından korktum… insanların o lanet olasıca yüzlerinden sakladım gözlerimi…
Evet artık korkarak seviyorum seni ve bekliyorum… beklediğim günleri biriktiriyorum… her sabah uyandığım yeni güne senin adını veriyorum… gidişine yüklüyorum bütün mutsuzluklarımı… her gün karşılaşıyorum pişmanlığımla… Allah kahretsin neyi sevdim ben sende diyorum. her seferinde bir cevap bulmaktan nefret ediyorum…


Sana bakarken gözlerinde kendimi bulmayı sevdim…

Sana sarılmayıteninin sıcaklığını dudaklarımda hissetmeyi sevdim.

Sana sarılıp uyumayıbaşımı göğsüne yaslamayı sevdim…

Seni sevdiğimi defalarca haykırabilmeyi sevdim yüzüne…

Yokluğundan sonra fark ettim bağıra çağıra kavga etmeyi sevdim ben aslında…

Vurdum duymazlığındı belki de beni sana bağlayan…-kaçan kovalanır aptal kaçan kovalanır”-bunu bir türlü kabul ettiremedim beynime de kalbime de ve bu yüzden hep kovaladım….sende kaçtın…hızlı ve büyük adımlarla….kimi zaman koşarcasına kimi zaman yürüyerek…tam yakaladığımı sandığımda her defasında yerde buldum kendimielimde sen değil çakıl taşlarının bıraktığı yaralar oldu…derim parçalanıyordu seni severkenyavaş yavaş tükenmek buydu işte…

Seni severken bittim ben…yokluğunla tamamlanacakyok olmaktan kurtulacaktım oysaki…nerden bilebilirdim ki gidişinin bitmek olduğununerden bilebilirdim ki yokluğunun aslında öldürdüğünü beni…
İnsan bazen dönüşü olmayan kararlar veriyormuş onu anladım…saçma sapan bir inattı belki de yokluğunun sebebi….önemsizce bir olay sonunda tüketilen tek bir cümle hayatımın rotasını değiştirdi….artık fırtınada sürükleniyorum…yokluğunungidişinin fırtınası….

Ne olurdu sevsen beni?ne olurdu son bir şans verseydin bana?

Anlamıyorumaklım almıyor bu kadar çabuk mu parçalanır sevgiler…bahsettiğim senin sevgin de değil belki bilmiyorum bilemiyorum…en azından benim sevgime saygı gösterseydin…ölür müydün sanki sevseydin beni?

Bu kadar zor olmamalıydı…ben fazlasını yapıyorum çünkü…zorlanmadan korkmadan bıkmadan herkese-her şeye inat seviyorum….

Yazık benim kadar olamadı yüreğin…..ben senin sevgisizliğinden korkarken sen sevmekten korktun…işte en büyük fark buydu ve sen bunu hiç kabul etmedin…

Önceleri hatayı kendimde aradımsuçladım kendimiaklımdaki her cümle seni haklı çıkartıyorduartık kavgalarım kendimleydi…senden sonra bende kırdım kalbimi…bütün suçu onun üstüne attımçaresizliğimden mi bilmiyorum tek sorumlu oydu kanımca…

Artık sadece seni suçlamıyorum yüreğimi parçalarken bende yardım ettim…şimdi dokunmayı bırak bakamıyorum bile ona…defalarca aldığı darbeler bile rahat bıraktı onu.

Yüreğim artık yerdeyüzüne bile bakılmayacak bir leşten farkı yok….

Yüreğim paramparça….ve ona artık sadece sen değil bende bakmıyorum…
Yüreğim…benim umutsuzçaresiztükenmiş yüreğim….


Şimdilerde fark ediyorum sevmek sevdiğini haklı çıkartmakmış…bana yaptığın onca şeyi yeni yeni hissediyorum.kimi zaman güçleniyor kalbim ayaklanacak oluyoro zaman değişiyor benimde duruşumsana karşı daha güçlü daha dik oluyor bedenim…tek bir bakışın omuzlarıma yüklenip yıkabiliyor beni olduğum yere…seni çok sevdim de sen anlayamadın bunu…yada anlamak istemedin. kimse seni böyle sevmediği için bir garipti bakışların. anlamadığınanlam veremediğin bir şeye baktın sen sadece. haklıydın artık bende anlam veremiyorum seni sevmeme…neden diyorum neden bu kadar çok?çünkü artık sevmek mutluluk değil acı veriyor bana…sevmek kolay değil…sevmek derken bile zorlanmalı dilin çünkü o kadar değerli ve zor.sen bunu hiç anlamadın.seni sevdiğimi anlamayı beklemiyorum artık insan mutsuz olmakacı çekmek neden ister ki....

Artık seni sevmek sadece mazoşist eğilimlerden ibaret geliyor bana.çünkü ben seviyorum ve anladım ki bu sevgi bana sadece acı getiriyor. seni sevdikçe canım acıyor…derime batıyor sevgim.kanım fışkırıyor kesik yaradan içimdeki nefreti akıtıyor…

Seviyorum ve yeniliyorum artık….

Düşündüm ve vazgeçtim Beklemekten seni.

Sadece seviyorum…
Paramparça yüreğimle…


#32
Kim Bilir







İçimde derin yarıklar bırakıyorsun git dediğim cümlelerde.Yanık kağıt uçları kokuyor hava.Ben ki sana git demedim hiçbir zaman gittiğinden dolayı gitmeleri ezberlemiş gözlerime ağır geliyor gözyaşları biliyorsun.

Of bu ne ağır bir akşam bu nasıl derin iç soluklanması ölüm desem bu kadar kara değil.

Ezberi bozulmuş kederler taşıyorum satırlarımda. Soluklandığın dünyanın insanıyım hala. Soluklandığın kıyıların ıslaklığında gözyaşlarım. Bu kaçıncı sarhoşluk ne önemi var. Bütün sarhoşluklarım sana çıkıyor ezberli.

Sarı evet akşamlar senin dışında ve sarı. Üç adımda atabilirim sonsuzluğu heybeme sarı.

Ve hayır ama. Dillenmeli bir kez gördüğüm akşamın yapışkan sevdası dillerde. Ardında kocaman yalnızlıklar saklı sevdanın ayakları terlemeli rıhtımımda. Suskunluğu altın bilmiş kalabalıklara inat sözler akmalı geceme.

Bilesin istiyorum yakışmıyor o dudaklara bu hüzün. Hani çocukluğumuzun masallarındaki gibi bitmeli kötü başlangıçlar. Bir yerde iyi bir şeyler olmalı. Duymalı bunu herkes. Birilerinin sevinç şaşkınlığını yüzüne yapışmalı çıkmalı karşıma. Diğeri patlayıncaya kadar oh be demeli. Demeli işte.

Koşup gelmeli mutluluk ayaklarımın dibine kapıyı açtığımda çıkmalı karşıma piyango gibi çalmalı telefonumun zili içimi serinletmeli telefondaki ses dilimi uyuşturmalı kalakalmalıyım oracıkta sevinçten. İçimde bahar çiçeklerinin kokusu şaşkın çocuksu çırılçıplak sapsalak ama.

Göğsümü yaran bu şarkılara kapamalıyım kulaklarımı biliyorum. Her sözcüğü özenle seçip saklıyorum heybemde. Bütün harfleri parlatıp büyütüyorum. Yanık kağıt uçları kokuyor hava. Kim bilir belki bu sabah belki akşam belki…

Belki isimsiz telefonların birinde senin nefesin…
Kim bilir?


#33
Sevemezdim







Güneş çoktan gösterdi yüzünü tam tepede. Şimdi nerdesin napıyosun bilmiyorum ama çoktan uyanmış olmalısın.Yüzünü yıkarken şöyle bir bakıp aynaya ismimi hecelediğini hissettim sol yanım sızladı çünkü…Biz ayrılmadık bu durumda sadece beklemekteyiz gelecek gün neyi gösterir diye zamana bırakılmış bir sevdayı yaşıyoruz hasretini çekiyoruz birbirimizin…


Acı çekmekten zevk alır oldum…Hüzünler yüzümü sarartmış olsa da kendimi iyi hissediyorum çünkü ben seni özlüyorum…


Seni bu denli özlememiş olsaydım bu kadar sevemezdim…


Hayatta her şey bekleyiş değilmidir doğumdan ölüme kadar…Beklemekte bazen iyi geliyor bana yitirdiğimi sandığım umutlarımın aslında kırıntılarını taşıdığımı anlıyorum…Umutla bekliyorum döneceğin günü…Tek korkum ya geç kalırsan…


Sonra birlikte çektirdiğimiz fotoğraflara bakıyorumkelepçelenmiş ellerimiz biz ayrılmayız dercesine…Zaten biz ayrılmadık ki sadece bu bizim yalanımız…


Seni bu kadar özlememiş olsaydım bakamazdım o fotoğraflara ve bu kadar sevemezdim…


Bazen çok zor geliyor sensizlik… Sonra diyorum ki yaşamasaydım öğrenemezdim bilemezdim anlayamazdım…

Seni bu kadar özlememiş olsaydım bu kadar sevemezdim…


#34
Onun Adı Başka Şey Olacak







Mechullesmis bir soguk sehrin günesinde gördüm seni...ısıldıyorsun ve parliyorsun ay ısıgı gibi sanki...ve ruyalarimin en akla sigmaz hayallerime inat senden ayrilip yine o sehre gidiyorum. Bana kendini tanittirdigin icin tesekkur etmiyorum. Bir bukle demet cicek gibi sana gülüyor ve seni yad ediyorum...Sen hayallerime süslenmemis sokaklarin en lirik son duraklarinda bekliyorsun belki de...Yuregim sana geliyor ama ayaklarim baska sehirlere gidiyor. Belki de sen bu yaziyi okurken ben bir yolun kenarinda beni bekleyen hayallere dogru istemeyerek ama gıpta ederek gidiyorum. Gecenin sonu oldu artık. Kaniyorum ve kanatiyorum yuregimi. Beni bekleyen yarinlar var mi bilemiyorum ama o yarinlarda ben senle günese bakmak istiyorum. Sınırsız ruhların besiginde sallanmıs düslerim vardi belki de .Bir bar kosesinde son kadehimde saklanan sensizligin bir bedeli ya da... Gitme diyorum sana gitme... Gittigini bilerek gitme iste o diyarlara ve ucma o kanatsiz kuslarin kanatlarinda... Dinecek acilarimin düsüncesinde iciyorum sigarami. Belki bugün bir mazi olacak birgün. Yad eder misin beni bu tarihlerde? O yesil gozlerine inat bakar misin seni biraktigim o meskun sehirlerde.İzler misin beni o semadaki varlikla yoklugun belli edilmemis en son kanıtı olan ay gülümseyisinde. Bana icten güldün mü bilmiyorum. Yuregine dokundun mu onu hic ama hic bilmiyorum. Yarim kaldim artik ben bu sehirlerde. Yokluguna yazılmıs satırlarım cümlelerim hayallerim ve kavusma askım var. Sen gaibin günesi iste gidiyorsun...

Söz verdiklerimin anısına hayallerimin arkasinda ve aniden gelen kalp atislarimda seviyorum seni. Birakip da gitmeyen bir düsüncenin arkasina sıgınıyorum senin icin. Bir beyhude kosuda miyim bilmiyorum. Bu sefer sevgimde inatlastim. Sonuna kadar bu kalbin sana bagli bir yarim adada sakli kalan bir mercan tanesi gibi sakli kalacagini unutma sakın. Tamam mı diye sorularına karsılık tamam demiyorum bu kez. Benim tamamlanmamıs düsüncelerimin kadınısın sen. Olmak ya da olmamak adlı düsüncelerimin ardında sana bakıyorum artık. Bu hayat seni bana izlettirmek zorunda. Yoksa yasanması mümkün olmayan düsüncelerin dalgalarında bogulurum . Bu seferlik sana elveda demiyorum iste. Elveda dedigim kavrama inat sana el sallamiyorum. Tokalastıgımız günün inadına gözlerine bakmıyorum. Bir inat ugruna seviyorum demiyorum inadina. Sevmek icin sevmek anlamini da cikartmiyorum.Sadece ama sadece bu sehirlerin beni ve seni essiz kıldıgı diyarlara inat türkü söylemeye calısıyorum. İste duyuldu bir ses! O ses ne acaba? Duyup da söyleyemediğim ses iste. Seni sevmek icin degil benimsedigim icin seviyorum sesi...


#35
O Gün







Uzuun ve zor zahmet bir yoldan gelmiştim o gün.


Hatta taşlı dikenli güneşten kavurlan bu yokuş henüz bitmemişti bile.
Elbette daha çook yokuşlar çook inişler görecektim hayatımda nefes alıp verdikçe.
Ama bazı yokuşlar belki ömür boyu sürerdi bazı şanssız insanlar için bazıları da hep yokuş inerken kendilerine nasıl becerirlerdi bilmem ama çelme takar yuvarlanırlardı.


Kendi adıma hep umut yüküyle yürüdüm inandım. Işığı göremediğim duvara yaslanıp yolun sonunun geldiğini hissettiğim anlarım da oldu. Bir kapı açıldı her nasılsa aslında biliyorum ki yukarıdaki ne olursa olsun bir kapı açıyordu tam "işte buraya kadar" deme noktasına geldiğim anlarda. Kapı açılıyordu açılmasına zira yaşamaya devam etme zahmetine katlanmak düşüncesinden hayatın yaşamaya değer olduğunu hatırlamak şarttı ama.. Bu kapıların pek azı ışıklı bir yola açılıyordu. Işıklı yol gerçekten kendini insanın gözlerini ve ruhunu kör edercesine aydınlatığından kolay anlaşılıyordu.


O gün hayatımın bana göre geç zamanında hiç beklemdiğim halde ışıklı yola girdim ansızın. Mutluluk denizinde yüzmeyeli o kadar çook zaman olmuştu ki her anı yılların susuzluğuyla kana kana içtim. Rüya bile bu kadar güzel olamazdı belki sadece hayaller resmedebiliyordu bir nebze bu ruh halini. Ne zaman başladı bilmiyordum bile zaten umrumda da değildiki..


Kararmış ruhum yeniden bahar dalı gibi yeşerip gençleşti sanki. Çatık kaşlı bezgin bakışlarımın kıvılcım saçmaya başladığını yakınımda kim varsa onun gönül aynasına baktığımda görebildim. Herşeyim baştan sona değişti hikayem sanki baştan yazılıyordu. Çoktandır tek dayanağım sabrımdı ama o da daha bir güleryüzlü daha bir diri eşlik etmeye başladı ışıklı yola girince. Ne akadar kötü his varsa güzelliğe sevgiye dönüştü birer birer. Kelimelerle anlatılmazdı yaşadıklarım. Gerçek olamayacak kadar güzeldi sarhoştum hiçbir iksirin sarhoş edemeyeceği kadar. Kalbimde çarpıntı değil çocuksu çırpınışlar vardı artık. Bedenim "yaşlı değilim gencecik bir delikanlıyım" diye haykırmaya başladı. Can bedende yeniden can oldu o gün. Gözler kördü tüm olumsuzluklara şüphelere tatsız renksiz herşeye. Benden olanın bendenliğini bile hücrelerimde hissetmeye başlamıştım o gün. O gün çok güzel.. hayır benzersiz bir gündü ömür boyu sürmesini istediğim gün. Çok da uzun yaşadı nerdeyse ölümsüzlüğüne inanmıştım ama biryandan da ölüm de olduğu kemirdi inceden içimi. Sonra birşeyler oldu hastalandı o gün başında bekledim hala bekliyorum iyileşsin yeniden beni yüceltsin ki yücelteyim yüceltebileyim ki yücelsin diye. O gün hasta ve bir zamandır gözünün içine bakıyorum. O gün hiçbirşey olmamış gibi ayağa da fırlayabilir "şaka yaptım" diye birdaha yerinden kalkmayabilir de hepsi rüyaydı diye..

Seni çok özlüyorum o gün dön artık geriye ve birdaha da sakın gitme...


#36
Geceyi İzliyorum






Geceyi izliyorum...
Elimde dumanı katran sigarambir elimde beni benden alan son dem şişem...
susuyorum ben yine...
gözyaşlarım konuşuyor yerime...hayalin yanımda bakıyorum sadecedokunsam kaybolacak biliyorumdokunamıyorum...
Sesler fısıldıyorsun kulağımaduyamıyorumsağırım sanki duvar gibi.
Yıldızlara bakıyorumbenim en parlak yıldızım sen!kayıpgidiyorsun artık gökyüzümden...
Tutamıyorum zamanı her geçen dakikalar düşmanım benimsensizliğe attığım ürkek adımlarım onlar. Gözyaşlarımınesiri olmuşum durduramıyorumyağmur misali yüreğime akıyorlar. Dilimde bir şarkı adını bilemediğim bana seni hatırlatan... ve her seferinde ayrılığımıza lanet okuduğum sözlerim...

Bu ayrılık akşamın da biziayrılığımızı izliyorum...


Nasıl sensiz kaldığımı her sabah uyandığım da seni yanımda bulamadığım da içimin acıdığınıkalabalıklar içinde nasıl yapa yalnız dolaştığımı ve dünyanın öbür ucun da olsam bile nasıl yüreğim de götürdüğümü telefonun tuşların da numaranı çevirememe cesaretsizliğimi izliyorumkalbim'in 'ara' ama beynimin asla 'arama' dediği ve en sonun da kalbimin galip geldiği ürkek ürkek arayıp sadece sesini bir kez duyduğum da dilimin ucuna gelipte söyleyemediğim seninse bekleyipsadece 'alo' demekle yetindiğin ve benimse asla konuşacak gücü bulamadığımbulsam da konuşamayacağım duygular içindeyim sevgilim...


Seni düşünüyorum...

Daha nereye kadar susacaksın?ne çektireceksin bana ne kaldı ki söylesene?Bu ödediğim bedel niye?ben sana ne yaptımtek suçum tek hatam sana değer vermek mi?uğruna gözyaşı akıtmak mı? seni sadece bir kez görebilmek içinher gece allah'a yalvarmam mı? Söylesene sevdiğim cevap versene böyle suskun durma ne olur sen sustukça ben haykırıyorumsevdamıza. Konuş sevdiğim.


Söyleyeceklerin ne olursa olsun hazırım ama yeter ki susma! Sevgimizi sessizliklere gözyaşarına boğma.


Bilmeliyim bana dair ne varsa....


Ve ben yine susuyorumtaki sen konuşana deksusuyorum....


#37
Küçük Bir aşk







Merhaba


İçimden geldi yine yazmak.ve senin bende başladığın gibi başlıyorum yazmaya..Küçük bir kum tanesiydin önceleri içimde hoşlantıdır diyip geçmiştim.Nerden bilebilirdim ki seni bu kadar sevebileceğimi. Nesin sen içimde ? bas bas bağıran imkansızlaştıkça imkansızlaşan aşk mı? Ne yaptın bana anlamıyorum. nasıl oldu da bukadar büyebildin içimde ? Nekadar farklısın içimde bunu gözlerinin içine bakarak anlatabilirim sadece sana..k eşke o an gelse de söyleyebilsem bunları sana. senin herşeyini nasıl oluyor da bukadar saf doğal ve temiz algılayabiliyorum hayret ediyorum inan v kendimi tanıyamıyorum bu çoğu zaman..seni bu yüzden büyük bir mutlulukla suçluyorum.


Çok güzel seni sevmek acısını tatmak ve çok kötü seni yokluğunda bile özleyip yaşayamamak...


ahhhh ahh be mektuplardan habersiz sevgili ilkimsin sen benim ilk kalbimi çoşturansın.belki duygularımı bilsen karşılık verirsin bu küçük masum aşka ve beni bu sayfaya yazmaktan alıkoyabilirsin.ama nerdesin ki şimdi gözüm seni görüyo ama kalbini kalbim ne zaman görcek bilmiyorum.


Dkundum geçenlerde sana farkettinmi bilmiyorumama içimi yaktı bu dokunuş.Kalbim alev aldı birden bende ilk ilk başladığın gibi.içime akan gözyaşlarım dindirmişti halbuki az olda o ateşi kor olmaya başlamışlardı ki o dokunuş yeniden alev verdi o kor olmaya yakın olan ateşe.Yine alev alev oldun be içimde nasıl geçer bu acı bilmiyorum.tek bildiğim sevgili acın bile bal gibi kalbimde.....SENİ SEVİYORUM...!!!


bir kez daha bakın etrafınıza belki(ebatı önemli diil) bir aşk vardır etrafınızda

küçük bir aşk


#38
Elveda







Zaman akıyor gidiyor. Mevsimler değişiyor gökyüzüne lacivert uzanmış aklımda yine her gün her an her dakika olduğu gibi sen varsın. Islak hecelere dökülmüş hayallerim… demek istediklerim çok diyecek halim dayanacak gücüm yok… yokluğuna yazdığım yazılarla avunuyor ruhum. Bir tek sen kalmıştın benimle. Seninle tutunmuştum ben hayata. En çok seni sevmiştim senin için baş etmiştim her şeyle. Ne zaman boğulacak gibi olsam sen gelmiştin aklıma; daha çok gayret etmiştim ve sırf “sen varsın” diye daha çok tutunmuştum kahrolası hayata... sonra anladım ki hayatımda bir çok “sen” demişim.. gömdüm artık seni nefrete sonsuz karanlığa..


Biraz yokluğunu sereceğim zamanın önüne… gidişine film yapıpbir seni bir beni oynatacağım. Her karede gözlerin gelecek gözümün önüne… her karede donup kalacak bir yere odaklanacak düşlerim. Sensizliği kabullenemeyeceğim uzunca bir süre… belki avutmaya çalışacağım kendimi oyalayacağım sahte gülüşlerle… ama biliyorum ki seni getirmeyecek hiç bir şey… bitti demeye halim kalmayacak ağlamaktan… içime atacağım göz yaşlarımı belki de yüreğime akıtacağım bir bir… peki beynime anlatsam da kalbime nasıl söz geçireceğim? bir yıkım sanki bu… uzun süre inşa edilemeyecek bir yıkım…


Harabeye dönmüş ruhum…Belki kelimeler hep dillerde saklı kalacak. Karanlıklar büyüyecek avuç içlerimizde. Ellerimiz hep yabancı kalacak birbirine. Artık adımızı sayıklayamayacağız ve günlerimiz “seni seviyorum” diyemeden bitecek… yerini dolduramayacak hiç bir şey… kelimelerim de sen olmayacaksın artık… sana seni seviyorum diyemeyeceğim her gün bitişinde…

Elveda…


#39
Sen Yani Ben






Bir hiç uğruna yaşattığın acıların bir hiç uğruna ruhunu kemirdiğini anladığın anlardır vazgeçişlerinin yaşandığı zamanlar…
Ruhunu bedeninden ayıran vakitlerdir ruhunu saflaştırdığın anlar…
Bedenine çakılı kalmış acılarının işkenceyle çıkarmak istersin yüreğinden ve beyninden ne kadar iyi işkence yaparsan o kadar iyi yontarsın acılarını…
Gözlerinin derinlere daldığı anlarda tekrar anlarsın;
“Hangi işkence yüreğini silebilir ki…”
Ve hangi yolda yürürsen tekrar karşılaşmazsın aynılarıyla…
Sığınmaz acıların tek kişilik bedenine tek kişilik değildir çünkü onlar…
Tek kişilik olmaya müsait değildir senin diken devesi kaplı yüreğin…
Yürek savaşır yürek yarışır kendiyle en çok… Tek kişilik bir savaştır ve galip gelen yenilenin kardeşidir aslında. Kim yenerse yensin iç acır kanar…
Kanayan yaranın zordur kapanması…
Uçurumdan atmaya çalıştığın ve her seferinde ya beraber yuvarlandığın ya da eline zamkla yapıştırılmış gibi çıkmayan acıların izin vermez onları yok etmene sen ne kadar didinsen de…
Hangisinin doğru olduğuna karar veremezsin kararsız senaristler gibi öldürsen mi yaşatsan mı başkarakteri…
Bir meyve ağacının meyvelerini saymaya başlarsın saymayı yeni öğrenmiş çocuklar gibi oyunlar bulursun kendine unutmak için her şeyi…
Kolay değildir hiç bir şey Kolay da kolay değildir…
Kolay demek yolun yarısını tamamlamak değildir hep denildiği gibi…
Kolay olmaz sileceklerin tüm camı silmesi…
O yüzden bir hiç uğruna yaşattığın acıların bir hiç uğruna ruhunu kemirdiği anlardır vazgeçişlerinin yaşandığı zamanlar
Ve sen her vazgeçişte aslında yeniden sarılırsın vazgeçmeye çalıştığın her şeye…
Ve bağlarsın onları bedeninin en saklı bölgelerine
Ve sen hep o yüzden her sabah bir iç çekersin onları yerine yerleştirmek istercesine…
Sen diye bahsedersin şimdi olduğu gibi ikinci tekil şahıstan yani kendine hep”sen” dersin yani ben’e…
Ben işte hep bu yüzden “ben” diye konuşmam
Yabancı olduğumdan en çokta kendime beklide…
Hükmetmez hiçbir komutan kendisine…
O yüzden” ben” hep “sen” olur hayatımın en kangren dönemlerinde…
İşte ben hep o yüzden bedenime çakılı kalmış acılarımı işkenceyle çıkartmaya çalışırken hep “ sen “ derim kendime…
İnsan kendi kendine işkence yapamaz diye…


Sen yani Ben…

Boğuldukça öğreniyorsun girdaplı vakitlerde yüzmeyi…


#40
Yalnızca Biraz Üşüyorum







Caddelerde sisli puslu bir kış ikindisi. Ağaçlarda salkım salkım eski zamanlardan kalma anılar... Yapraklarda yere düşmeye hazırlanan yağmur damlaları...Bir yaprak kıpırdıyor iştegümüşi bir damla usulca yere düşüyor.Sen sankiyaprakların arasından bana müzipçe gülüyorsun.Beni her zaman şaşırtırsın zaten.Beni her zaman güldürmeyi bilirsin. Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan ''Caddelerde rüzgarAklımda aşk var''.


Rüzgar keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor. İstasyon caddesi'nin tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem evimde şiirler okuyarak telefonunu beklesem telefonunun gelmediği zaman seni başka yerde arasam. Sonra sen gelsen yanıma yine ''Seviyorum'' desen ben yine senin gözlerinde sonsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem.Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez.''Caddelerde RüzgarAklımda Aşk Var''..


Yalnızım üşüyorum özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor hepsi de tanıdık. Senden doğan gözlerinde hayat bulan bizi koruyan kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler... son kez yine seninle gezmiştik oraları. Sen kim bilir belki de uzakta bir kıtanın uzak bir şehrindesin şimdi..


Benimse her şeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş bugünlerde bir tek bunu öğrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki itmek bilmiyor. Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni bir şeyler yok. Dedim ya her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın.

Sen benim her şeyimdin. Arkadaşım dostum öğretmenintalebem sevdiğim...


Koşulsuz bir sevgiyle sevdim senibağlandım. Sen kim bilir belki de uzakta bir kıtanın uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse içimde kocaman bir boşluk var. Hayır üzülmüyorum içimdeki boşlukta bir tek özlemin yankılanıyor. Hayır sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimdeçok istesen hikayeler uydururum. Ama hikayelerimden önce itiraflarım olucak. Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları. Sana aşık olmaktan delice korktuğumu sana bakarken içimin titrediğini. Daha pek çok sırrımı anlatacağım sana.


Gerçi anlatmama gerek yok sen zaten hepsinin çoktan farkındasın... Sen kim bilir belki de uzak bir kıtanınuzak bir şehrindesin şimdi.

Bense odamda senden uzak.Hayır beni merak etmeüzülmüyorum.Biliyorum ikimizde yoktuk bu aşk başladığında ve çok iyi biliyorum sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız. Dedim ya beni merak etme. Üzülmüyorum. Yalnızca biraz biraz üşüyorum...




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:36 .