#841
Beklemek....."

Bakmayın öyle sekiz harf<< Sen Giderken >> üç hece<< Sen Giderken >> tek kelime olduğuna... ne anlamlar barındırır içinde... ve ne zor bir kelimedir... hem söyleyen... hemde söyleten için... bekleyen bekler<< Sen Giderken >> bekleten bekler...

Beklemek... beklersin elin telefonda... bir ses<< Sen Giderken >> bir nefes... şimdi dersin.. ha şimdi... beklersin... gelmez üzülür... gelir sevinirsin... birde ansızın gelenleri vardır<< Sen Giderken >> pat diye çalar telefonun.. dünyalar nasıl senin olur ki... gelen zaten dünyan değil midir?...

Beklemek... gözün yollarda<< Sen Giderken >> kapılarda... belki dersin<< Sen Giderken >> şu yoldan karşıma çıkar.. bugünde burdan gideyim... beklersin çalan her kapı zilinde onu görmeyi... evini dahi bilmediği halde beklersin... açarsın kalırsın öylece... ve beklemek çokda hüzünlü bir şiirdir...

Beklemek... tüm benliğinle<< Sen Giderken >> tüm hasretinle... geleceğini bildiğin için beklersin... hasretlerin hasrette... hasret çektiren hasret değil mi?... beklersiniz... birgün dersin.. gelecek... gitmeyecek... o an’ ın heyecanı ile beklersin... ve düşününce nasılda sevinç sarar her yanını.... hayali bile böyle iken... kendisi nasıl olur dersin... ve beklemek çokta güzeldir gelecek olan için...

Beklemek<< Sen Giderken >> beklemektir... ve beklemek<< Sen Giderken >> bekleyen ile bekleten arasında bir bağdır aslında...

Kimi zaman hüzün olur... kimi zaman sevinç ve heyecan... karar size kalmıştır... hangisini seçersen o anlamda beklersin... bana sormayın... yazan benim... siz hangi beklemek ile beklersiniz...



#842
Senki bana mutluluk verendin..
Senki bana sabah akşam kaos teorilerini anlatandın.

Senki bana her kadınım dediğinde yüreğimi titretendin
Senki..senki….senkilerin sonu yok ey yar
Senki benim için her şeydin.
Artık mutluluk rolü yapmaktanda usandım,
Bir bakıyorsun Pollyanna oluyorum
Dertleri ve hüzünleri unutabileyim diye.
Bir bakıyorsun Pamuk Prenses oluyorum,
Yedi cücelere sığınıyorum.
İnsanlar bana zarar vermeye devam etmesin diye.
Bir bakıyorsun kül kedisi sindirella oluyorum.
Oturuyorum oçağın başında prensim beni gelip kurtarsın diye.
Bir bakıyorsun Alice oluyorum ve tavşanımın peşinden koşarak
Başka diyarlara başka dünyalara başka hayallere dalıyorum
Gerçeklerden kaçayım diye.
Bir bakıyorsun Rapunzel oluyorum ve her gece hapsedildiğim
Kalenin surlarından aşağıya saçlarımı sarkıtıyorum.
Belkide gelir geçerken görürde tırmanırsın diye.
Bir bakıyorsun kırmızı başlıklı kız oluyorum.
Kaçıyorum o zaman etrafımdaki kurtlardan
Hemen gelip sığınıyorum yalnız odama.
Başlıyorum ağlamaya


#843
İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında, seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam...
Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam...
Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp, bana baktığını hissediyorsam...
Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa...
İçtiğim çayın şekeri, sigaramın dumanı, kahvaltımın her lokması sen oluyorsan...
Sokakta bana bakan her insan, yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa...
Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam...
O şarkının her sözüne seninle ilgili ayrı bir anlam yüklüyorsam...
Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi sadece senin şerefine kaldırıyorsam...
Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam...
Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam...
Ve o enerjiyle hiç uyumadan günlerce çalışabileceğimi duyumsuyorsam...
Gün boyu saatleri, dakikaları sayıp 'Neden geçmiyor bunlar' diye hayıflanıyorsam...
Ve hep seninle buluşacağımız anı bekliyorsam...
Kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam...
Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam...
Seninle ilgili planlar yapıyorsam...
Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntının üzerinde dakikalarca düşünüyorsam...
İzlediğim filmdeki başrol oyuncularının yerine kendimizi koyup 'Biz olsaydık böyle yapardık' diyorsam...
Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğini fark ediyorsam...
Yine de bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam...
Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda senin de bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam...
Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, içkinin en keyiflisini seninle içeceğimi düşünüyorsam...
'Hayatının en anlamlı şeyi ne' diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam...
Sen benim için vazgeçilmez olmuşsun demektir...


#844
Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın.
Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim.
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle.
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin.
Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
Sevdim işte ötesi yok!!

MEHMET COŞKUNDENİZ


#845
Bende olduğundan beri
ne zaman aynaya baksam; kendimi bulamıyorum.
Gözlerimde gözlerini, dudaklarımda gülüşünü görüyorum.
Hep nefesini soluyorum, tenimde bir ürperti beliriyor.
Koca şehir susuyor sadece sesin çınlıyor kulaklarımda.
Bakabildiğim kadar ileride, dokunabildiğimce yakındasın
ama hasret kalıyorum bebek yüzlüm gülüşüne.

ankara gibi bakıyorsun bana, gizemli ve buğulu.
Hem içinde olup, hem yalnız yaşamak bilsen ne kadar zor geliyor.
Hayat kavgasını sürdürüyor sevdam.
Aşk can çekişiyor gecelerimde.
Tenine susuyorum ankara’nın derinliklerinde.
ankara kalesi çalıyor sanki seni benden, yavaş yavaş tüketiyor.

Gökyüzüne yıldızlarla tutunan peçesini çıkarıyorum karanlığın.
Pencereden yatağına süzülen ay ışığı olmak,
yüzünü sürdüğün yastık olup düşlerine avuç açmak için.
Bedeninde serilmeliyim gece gibi.
Meleklerin uyurken bıraktığı gülüşü seyretmeliyim başucunda.

Kalmamı istermisin, yıldızlar bir bir gömülürken sabaha?
dokunmamı istermisin ayaz düşen tenine?
Hani utanmazlığın koynunda
kendinle sevişmelerinde yanında olmamı istermisin ?

Kuruyan teninde terden boncuklar yapabilirim,
güzel bir melodideki piyano tuşları gibi dokunabilirim vücuduna,
kıvrımlarınla ahenkli yaşayabilirim seni.
Rüzgârın dağlarla kucaklaşmasını,
dalgaların kıyılara cilvelerini getir aklına.
Önce, süzülmelerini hisset kumlara köpüklerinin,
sonra kızışan rüzgârla tut ellerimi.
Tüm gücünle sarıl biçare kimliğime.
Açlığımı, susuzluğumu, sırlarımı bitir gecede.
İçimde kıpırdanışların, yüreğimde sıcaklığın, dudaklarımda
titreyişleri sevdanın, tenimin ürpertisinde nefesin olmalı...

Dağıt, hazan düşen yatağımı. Güneşim ol cennet gözlüm.
‘Seni istiyorum’ diye yutkunduğum nefesimi al dudaklarımdan,
sırlarımı çöz öpüşlerinle. Ay gibi yum gözlerini geceye,
yıldız gibi kay geç düşlerimden. Tadını bilmediğim,
tenine düşmediğim hayal olmaktan çık, dökül şehvetinle.

Söyleyemem sana yanan tenimi, kıvılcımı düştü bir kez içime.
Kıvranışlarım kadar sessiz uykusuzluğum.
Her dokunuşumda kendime, haykırışlarım suskunluğum aslında.

Kendime sarılıp yatağın bir ucunda tüm ürkekliğimle gelişini beklerim.
İçimden akan ılıklığı, sıcak sevdayı sana sunmak,
sadece hayalinle bütünleşerek yaşamak çok zor be aşkım...
‘SEN’ bendeysen, benimsen.. Neden gecelere isyanım?

Kirpikten bulutlarını arala artık, güneş gözlerinde kapalı kalmasın,
Uyan! Dünya güneşe, ben sana kavuşayım.
Seni seviyorum cennet bakışlım.

BİRGÜN ELVEDA DEME BANA BİTANEM


#846
Sen üzülme bana sevgilim,

idare ediyorum işte

İttire ittire götürüyorum hayatı

bilinmezliği ile...


Sen üzülme suskunum diye.

Söküklerini dikiyorum gecenin.

Ay ile yıldızları birleştiriyorum,

Gök ile güneşi,

martılar ile denizi, güzel ile çirkini...

Yaşam ile ölüm arasındaki bu maratonun

Son finalini koşuyorum nefes nefese.

Sen üzülme ara sıra ağlıyorum diye

Adına yazdığım tüm şiirleri fırlatıp attım da denize

O canımı yaktı biraz.... Yoksa iyiyim ben.

Kızma bana gecenin karanlığına takılıp kaldım diye

Merak etme; güneş bana da doğacak

Beni de yakacak, içimi yeniden ısıtacak

Denizin tuzu tenimi ısıracak

Huzur; giyilmemiş bir elbise gibi

Ruhumu sımsıkı saracak.

Gelmek istersen yeniden bana

Kapım açık tüm sevdalara

Geleceğin zaman haber ver

Ya da dokun yüreğime

Gün ışığı aydınlığında


#847
Az kaldi yuregim Cok az kaldi
Gideceksin buralardan
Veda edeceksin seni uzen bu sehirden
Cekip gideceksin donmemek uzere
!





Acitiyor canini hersey biliyorum !
Dayanacak gucun kalmadi anliyorum
Cileden baska sey gormedinn goruyorum
Ben sana banada etrafimdakiler
Aci verdi hissediyorum





Az kaldi iste cekip gidecegim bu yerlerden
Valizimi hazirlayip veda edecegim bu sehre
Ne derman kaldi bende ne de ayakda duracak halim
gidiyorum iste sahte sehir
SAna



Gule Gule
[!]




Artik kime cektirirsin aci bilmiyorum / bilemiyorum
Ben birinci giden degilim biliyorum
senin sahte sokak isiklarin
kac kisiyi yakdi
tahmin
edemiyorum


[ ! ]



Gidiyorum iste
Sana


Gule Gule
[!]



Arkamdan kac kisi veda edecek sana bakalim
kac kisiyi daha yakacaksin ,sahte ozlemle , hasretle
birgun olsun guldurmedin
!
su huzun dolu yuzumu


Sonunda gidiyorum iste
sana


Gule Gule
[!]


Gidiyorum iste ayrilik vakdi geldi catti
Haykiriyorum sana ;
birak bu uzmelerini ...
Ben senin verdigin acilarla yandim senelerce
baskalarinin acini yakma acitma onlari



Haydi bana
gule gule
zalim sehir !
sevgimi olduren derdime care bulmayan sehir
yolum acik olsun uzak diyarlara
..






Arkamdan ne gul ne de agla
sadece gidisimi izle
oylesine sessiz oylesine suskun
ne bir engel koy onume
nede telden orgulu gecitler
sadece uzun uzun bak
arkamdan
hicbirsey ama hicbirsey
yapma !


Y-a-p-m-a !



...
..
.





Gittim iste ..



El-ve-da


Hoscakal senli yarinlara


zalim sehir


#848
Masal Bitmişse ve Unutulmuşsan

<< Sen Giderken >>

Gece başlamışsa ve uyumak için acele etmiyorsa yüreğin;
hala düşünecek hala yapılacak bir sürü işin ve bir sürü planın olduğunu
söylüyorsa beynin; buna karşılık günün bütün yorgunluğunu
belki de hiçbir şey yapmamana rağmen
sana hissettiriyorsa bedenin; konuşmak istiyorsa
bir şeylere ulaşmak istiyorsa kalbin ama
sadece yalnızlığın o ağır o derin sesiyse hissettiğin…

<< Sen Giderken >>

Üşüyorsan ama soğuktan değil Susuyorsan ama korkundan değil
Gidiyorsan ama istediğin için değil ve arıyorsan ama bulmak için değil
Her dakika daha ağır geçiyorsa ve geçen her dakika seni daha fazla yoruyorsa
Gelecek seni güldürmüyorsa aksine geçmiş özletiyorsa kendini
En masum anında çökmüşse bedenin ve yanıyorsa ateşler içinde
belki de kutuplarda yürürken
Ve sadece yalnızlığın sesiyse duyabildiğin…

<< Sen Giderken >>

Vazgeçmek istemediklerinin senden kaçarcasına uzaklaştığını görüyorsan
ama koşamıyorsan artık ve her bağırmak istediğinde düğümleniyorsa
sözcükler boğazına ve canını acıtıyorsa içinde kalan her bir harf
En çok yardıma ihtiyacın olduğu anda aslında kimsenin sana yardım edemeyeceğini
biliyorsan buna rağmen medet umuyorsan sana yabancı gözlerden
Yaptıkların hep yapman gerekenlerden farklı oluyorsa ve bunu anlayamıyorsan bir türlü

<< Sen Giderken >>

Her sabah uyandığında uyumak istiyorsan,
geceyi istemiyorsan yalnızlığın sesini ve yine bitmeyecek bir geceyi
Buna rağmen günler hep kısalıyorsa sana inat ve geceler alay edermiş gibi üşütüyorsa seni
Buna rağmen yanıyorsan o soğukta ve anlıyorsan kimsenin bunu bilmediğini
Özlüyorsan her geçen saniye bir önceki geceyi Ve yalnızlıksa tek duyabildiğin

<< Sen Giderken >>

Eski fotoğrafları gördüğün zaman tesadüfen; içini garip bir mutluluk kaplıyorsa
Ve son resim elinden düşerken anlıyorsan ne kadar özlediğini
ve çözemiyorsan bir türlü neden her şeyin değiştiğini
Susuyorsan
Ve yalnızlığın sesiyse tek duyabildiğin…

<< Sen Giderken >>

Eski şarkılar daha çok dokunur olduysa bedenine
ve en çok yardıma ihtiyacın olduğu halde anlamaya başlamışsan
yalnızlığını ve gece hala ilerlemiyorsa bu gürültüde
Ve uyuyamıyorsan bir türlü Her şey bir telefon kadar yakınsa
ama korkudan ayrı bir şeyse seni uzaklaştıran ve anlatamıyorsan bir türlü anlayamadıklarını
Binlerce defa anlatılan bir masalı
Ve yüzü aklından hiç çıkmıyor olsa da çıkaramıyorsan adını O müthiş masal kahramanını

Hiçbir çıkış yoksa ve yapayalnızsa bedenin
Bembeyaz duvarlar içinde
Bir resim Siyah beyaz…
İçin yanıyorsa ve su içmek bile gereksiz geliyorsa
Ama anlamıyorlarsa
Söndürmeye bile çalışmıyorlarsa
Sormuyorlarsa
Yoldan geçen herkesi tanıdığını düşünüyorsan ve belki de
yanında yürüyeni bile bilmiyorken selam veriyorsa herkes
sana sırf sen onları tanıdığını düşünüyorsun diye
Ve oysa tek bir yüz görüyorsan her zaman ama adını hatırlayamıyorsan bir türlü

<< Sen Giderken >>

Sokaklarda insanlar azalıyorsa birer birer
Aklındaki düşünceler gibi
Yürüyorsan yine de yapayalnızsan senin onları tanıdıklarını sananların arasında
Ve dumanın hiç sönmüyorsa

<< Sen Giderken >>

Aynı masalda ne yapacağını bilmeyensen
Isırılmış elma gibi düşüvermişsen yere
Masal devam ediyorsa ve kimse seni düşünmüyorsa artık

<< Sen Giderken >>

Yirmi senedir üzerinde uyuduğun yastıkları bir bir atıyorsan yataktan
ve bulamıyorsan kafanı rahatlatacak hiçbir şey o karanlıkta
Işıkları açmak dağınıklığı görmek kadar dayanılmazsa…

<< Sen Giderken >>

Uyuyamıyorsan ve katlanamıyorsan yalnızlığa
Kendinle beraber yaşayamıyorsan yalnız kalamıyorsan kendi başınayken
Sayfalar sıra sıra bitiyorsa; kitaplar devriliyorsa raflardan
ve sen okurken dakikalar geçmiyorsa hayatından;
yaşadığın bir masalsa artık ve başkalarının uyumaları için yazılmışsa bütün bunlar…

<< Sen Giderken >>

Gökten düşen üç elmadan biriysen başkalarının mutluluğu için
Masal bitmişse ve unutulmuşsan bir köşede;

<< Sen Giderken >>

Bir çığ gibi geliyor demektir "AYRILIK"…

Masal bitti… Kaç… Kurtar kendini…


#849
Ellerinize sağlık


#850
emeğinize sağlık


#851
<< Sen Giderken >>

<< Sen Giderken >>



<< Sen Giderken >>
__________________
Kimine Göre Kralım Kimine Göre Yalanım Herkes Rahatına Baksın Ben Adamına Göre Adamım



#852
Teşekkür ederim


#853
Öyleyse canım canındır.Aynan
Olmalıyım.Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi. Hem de

sakınmadan,yiğitçe,mertçe.Hani bilesin,esirgemem lafımı.Ne şekilde
gelirse öylece. Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya.Ama,senide
Dupduru isterim karşımda Arkadaşsan,gözlerimin içine baka
baka yaka silk benden, arkamdan şikayetlenme! Laf değil icraat
beklerim senden. Öyle bak ki,hislerini görebileyim. Öyle hisset
ki,güvenle bakabilmeliyim.Sevmem ölenin ardından ağıt yakmayı.
Dil dönerken söylenmeli her şey.Kulak duyarken anlatılmalı. Göz
bakarken bakmalıyım sana.Can sağ iken sarılmalı. Keşkelere meydan
vermemeli hayatım,pişmanlıklarla yoğrulmamalı. Hayır! dirime
selam vermeyen, ölüme de fazla yaklaşmasın! Arkadaşsan,ölmemi
bekleme.Haklıysam,yaşarken savun beni,yaşarken yanımda ol.
İnanmışsan bana,kimse çevirmesin seni yolundan! Ve inanmamışsan,
sakın rol yapma! Her söylediğimi onaylaman şart değil,her
yaptığımı da beğenmen gerekmez. Arkadaşsan,rahatça
eleştir,fikrini rahatça söyle,sıkılma! Yadırgayabilirsin beni,ve
ben de seni tuhaf bulursam şaşırma! Kandırmanı asla kabul
edemem.Her dediğini,her yaptığını hoş görürüm ama, Beni,bana
sormadan yargılama. Her yediğimiz aynı olmaz belki,her
dakikamız birlikte geçmez. Her güldüğünde gülmeyi garanti
edemesem de,ağladığında seninle birlikte > oturup ağlarım. Belki
her çağırdığında gelemem fakat,derdine ortak ararsan koşarım.
Bende her kes gibi insanım elbet,ne göklere çıkar beni,ne de yerin
dibine > sok! Senin işin bu değil.Benim zaten bir yerim var,her
kes gibi yer ile gök arasında.
Dostsan,küçümsemeden,küfretmeden,sevgiyle,sayg- - - - ıyla ve
huzurla gel sokağıma. Dinlenmek istediğinde,hiç düşünme,sana
özel bir limanım.Ama, Yorulduğum zamanlarda,dilediğimce
sığınabilmeliyim koylarına.. Seni bir çocuk kadar saf
sevebilirim ve bir deli kadar art niyetsiz. Uğruna seve seve
hesabı şaşırırım.Görmezden gelebilirim yanlışlarını. Başkaları
enayilik sayabilir,başkaları akılsızlığıma yorabilir.Bunları dert
bile etmem.Ama, Sen,aslında aptal olmadığımı,her an tekrar
tekrar hatırla.Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkma!
Seviyorsan cimrilik etme, söyle! Muhabbeti varken,yokmuş gibi
yapanla,hiç sevmediği halde yılışıp durana sinir olurum. Neyse,
o olmalı insan.Kendisi olmaktan korkmamalı,kendisi olmaktan
kaçmamalı. Bil ki sensin diye seni bırakmam ama,ben olduğum için
bırakırsan beni, Yas da tutmam arkandan!> Bedel mi?
ödeyemeyeceksen çıkma yola.İçten pazarlık edersen,ancak kendine
edersin. Kendince küser barışır,kendi kendini yersin.
Dostsan,mevsimince yağ.Kışsan kar ol.Güzsen yağmur.
Soğuğuna,sıcağına,esip savurmana itiraz etmem. Senden ille de
bahar olmanı beklemem ama,Dayanmalısın en şiddetli
fırtınalarıma. Belki de çok geldi bunca talep.Bana karşı hiç bir
mecburiyetin yok, korkma. Sana fazla geldiğim ilk anda,arkana hiç
bakmadan dönüp gidebilirsin. Geçip gidebilirsin,borçluluk
hissetmeden.Mutlaka bir açıklamada beklemem senden.
Arkadaşmısın, Dostmusun, öyleyse Canın Canımdır.Yoluna yüreğimi
koymaya hazırım. Yüreğini de yollarımda isterim.Unutma....


#854
Emeğine saglık
T.ederim


#855
<< Sen Giderken >>





Yine aklımda olduğun zamanlar şimdi...
Vurdu sensizliğin en dip bucak köşesi...
Yokluğuna yine isyan yine haykırış...
Bi nebze iç çekiş...
*
Artık kelimelere sığmayan anlamlı anlamsız ifadelerim var benim...
Olması muhtemel...
Sensiz imkansız olan yokuşlarım...
*
Yük altında ezilmiş ağır kelime butonlarıyla anlatamadığım bu aşkı...
Şimdilerde küçük dil parçalarına bırakıyorum...
*


"Uf "oldu Yüreğim Sayende....


#856
Üzülme, İyiyim Ben...

Susuyorsam , hiç konuşmuyorsam ve soyLedikLerine boş gözLerLe bakıyorsam ;

[ ÜzüLme , iyiyim ben . ..


içime akan öfkeyLe saLdırıyorsam sağa soLa ,
kırıp döküyorsam içimdekileri` geçer . ..

[ SakinLeşirim ben .. .

Gecenin ayazını sen sanıyorsam ve
___ yüzüme çarptıkca derin kesikLer oLuşuyorsa_____ ;

[ Vazgeç (!) _Bir * daha ugraşırsan parçalanırım ben__ (!) .


Sen öyLe tepkisiz , sen öyLe hareketsiz bekLe.
MukemmeL bir egoyLa yaşa (!) ve düşünme ..
ÇabaLar, haLLederim ben .

[ Ben güLümsemeye çaLışırken, kırıLan yanLarımızı onarırken ;
Sen öyLece gec karşıma ..
Ve sus ; Tepkisiz kaL yine ..

[ işte ozaman arkama bakmadan giderim ben (!)


* Kendi vicdanını rahatLatmak için ,___ yaLanLar söyle kendine___
OLgunlukLa karşıLa yasananLarı . ..
GüL & Geç içindeki yangına..


|| B i L i r i m ; ____vurdumduymaz tavırLarının gücüyle____,

[ İyiLeşirsin sen .. .


#857
<< Sen Giderken >>


Ben seni kavuşmak için değil, kavuşmayı özlemek için sevdim
Öyle bir imza attın ki sol yanıma,
Gizli gizli dolaşıyorsun bedenimin her yanında...
Öyle bir yazıldım ki alnına, taşıyorsun gitsen de dünyanın öbür ucuna...
Buydu istediğim, hayatıma anlam katanım
Ben sensiz, sen bensiz hep yarım kalacak bir yanımız...
İçimdeki melankolik kadını besledim yokluğunla...
Bir kırmızı kadehin içinde boğuldum yalnızlığımla..
Adaklar adamadım kavuşmaların uğruna..
Çünkü sen kadar sensizliği de istedim ben
aşkın tadına doyasıya varabilmek adına..
Özlemek istedim seni,
Gecelerce uykusuz kalan bir kadının
Gözünü kapatıp rüyalara teslim olmasını istemesi gibi..
Havai fişekler patlamalıydı gözlerimde seni yeniden gördüğümde...

Kavuşmanın lezzetini sağlayan özlem değil miydi?
Özlenmeyen bir yürekte aşk barınabilir mi?


#858
Yakılmış şiirler var içimde.
Ve daha nice yazılmamış,şiirler
Biliyorum,ne kadar yazarsam yazayım.
Faydası yok ,zararı çok.
Her yazmamda eriyorum.
Ve hep ,tek birşey yazıyorum.
Seni seviyorum.


Yakılmış şiirler var içimde
Ve dahi,yandığım bir çift göz.
Siyah,hemde simsiyah.
Bahtım gibi,sevdam gibi.
Bir bu sevdayı bitiremedim.
Yaktığım şiirlerin içine.
Ben, sevdamı gömemedim.


Yakılmış şiirler var içimde.
Vay bana,vaylar bana.
Bir kere okusa yar.
Bir kere duysa.
İçimde ki yangına bassa.
Yaktığım şiirleri alıp.
Gözlerine assa.

Yakılmış şiirler var benim içimde.
Yar görmedikten sonra,ne çare.


#859
<< Sen Giderken >>

Öyle Bir Tılsımdır Ki Sevgi; Bize<< Sen Giderken >> Her Varlığa Sevgi İle Bakma Şuuru Kazandırır..En Umulmadık Şeylerde Bile Bir Güzellik Yakalama Şansı Verir..
Hadi Ver Elerini Bana..!
"Sevgi"Ye Birlikte Uyanalım..

Hadi Ver Ellerini Bana..!
Umulmazlıklarda Birlikte Kaybolalım..
Gerçek Sevgi; Daima Sıcaklığı Kucaklayan Ve Bu Yolda Yürüyen Bütün İnsanlara Adanan
Evrensel Bir Duygudur..
Hadi Ver Ellerini Bana..!
Sıcacık Sevgiyle Varolalım..
Hadi Ver Ellerini Bana..!
Beraberce Adımladığımız Yollara Sevgimizle Adanalım..
Dayanıklılığın Her Gün Sınandığı<< Sen Giderken >> İmtihanların Zorlaştığı Bu Uzun Yolculukta<< Sen Giderken >> Karşılaştığımız Her Zorlukla Birlikte Ruhumuzda Değişime Uğrar..Kaybedeceğimizi Yada Kazanacağımızı İster Bilelim İster Bilmeyelim Mücadeleye Devam Etmek Zorunda Hissederiz Kendimizi<< Sen Giderken >>Hayatın Hangi Kulvarında Koştuğumuza Aldırmadan..
Hadi Ver Ellerini Bana..!
Her Zorluğa Tek Yürek Dayanalım..
Hadi Ver Ellerini Bana..!
Kazansakta Kaybetsekte Sevgimizle Hep Mutlu Olalım..
Düşlerimin posasında yaşam mücadelesindeyim...
Ölüm-kalım savaşı bu<< Sen Giderken >>takatim yok kalmaya.
Kıskıvrak Sarılmış Dört Bir Yanım<< Sen Giderken >>Duvarlar Arası Boşluktayım...Karanlık Buralar
En Dipte<< Sen Giderken >>Öyle Dingin<< Sen Giderken >>Öyle Bitkin Kalakalmışım
Meğer Ses Geçirmezmiş Duvarlar...Duyulmamışım
Kendime Sarılışlarım Bitmek Bilmiyor Ve Isıtmaya Yetmiyor Kollarım Yüreğimi...
Ya Gözlerin Geçirecek Bu Titreme Nöbetlerimi<< Sen Giderken >>Ya Da Sesini Duyunca Kırılacak Buzları Kalbimin...
Söyle;
Hazır Mı Kulakların Duymaya<< Sen Giderken >>Esir Kalmış Çığlıklarımı?
Vedalaşırken Nefesinle<< Sen Giderken >>Hüzünlerimi Bastırdım İçimde
Çıt Çıkarmadılar...
Ellerin Gitmeye Hevesli Olduğun İçin Mi Soğuktu Bu Kadar?
Ne Zaman Uzaklaşan Bir Tren Görsem Bu Şehirden<< Sen Giderken >>El Sallarım Usulca.Hücrelerim Yalpalar İçimde...
Vagon Tıngırtıları Kesildiği An<< Sen Giderken >>Anlarım!
Kesilir Soluğum...Ölürüm
Isıtamıyorum..
Isınmıyor...
Ellerim Garip<< Sen Giderken >>Bomboş..
Birbirlerine Kenetleniyorlar..
Kalan Acıyı Benden Saklıyorlar..
Hani "Elde Var Acı"..
Hani "Gözde Bir Damla Yaş" ...
Gözlerime Dokunuyorlar..
"İşte Gerçek Yas"..
Gerçek Matem<< Sen Giderken >>Gerçek Acı..
Derinlerden Bir "Ah"..
Bir Yanık Feryat..
Ve Kurşuna Dizilmiş Bir Sevdanın İniltisi..
Ellerim Biliyor..
O Sesler Benden..
Yüreğimden Geliyor..
Ellerim Soğuk...
Çünkü;
Ellerim Yüreğinden Geliyor...
Düştüm Ellerinden Dikenli Teller Arasına..
Düşümün Adı Sendin Oysaki....
Düşün Ki Ne Çok Acıdı Yüreğim...



#860
<< Sen Giderken >>



Durup dinlediğim sessizliğindi önce...
İncinmiş yanlarından tanımıştım seni.
İç’im yanmıştı kapının arkasına çömelip ellerini başının arasına aldığında


Sözcüklerine bağladım tebessümü Yâr...
Yürünesi yollar kapanası olduğunda kanadı yitik turnalar gördüm rüyamda...

Sustu(n).... zayii oldum...

Ellerimi cebime koydum<< Sen Giderken >> hüzün bulaştı parmaklarıma...
Poyrazın zulmune takıldı uçurtmalarım...


Yüreğime takıldı ayaklarım. Düş’tüm; dizleri kanadı kısa pantolonlu çocukluğumun...

Cân’ ımı yaktı masallar...

İltica ettiği ülkeden sınırdışı edilmiş olmanın hüznü ile açtım ellerimi Yıldızların Sahibine...

Bir yaş düştü iç’ime...
Ardından bir kelam dilime....



Düş’tüm kuyuların dibine... ama hiç düşmedim zifiri karanlık ümitsizliğe Yâr ...

Haydarpaşa bile grilere büründü... ben düşmedim ümitsizliğe...
Mavinin yankısı vardı yüreğimde...

Malumun olsun Yâr... bir düş değdi çocuk yüreğime...

Âşkı sobeliyorum iç’imde...

Kafesini açtım bunca zaman korumaya çalıştığımın...

"Git gayri... Ben senden geçtim" dedim.. "Git o Yârin ellerine..."

Titredi küçük kuş...
Çırpındı ... uçtu...

Hicreti ellerine...

Aç pencereni... Sokaklar ayaz...

Güneş ısıtmaz avuçların kadar...

Mülteciyim...

Aç ellerini Yâr...

Aç ellerini...




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:34 .