#7181
Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?
Bir aşk çizgisi var her şeyden öte
O çizgiden başka bütün çizgiler
Aşkı tüketmede

Kimi dik çizgilerin kimi paralel
Eğri büğrüsü, düzgünü, kalını, incesi
Ve bir gün sarıyor bütün çizgileri
Ölüm çizgisi

Bense hep seni çiziyorum kağıtlara, duvarlara
Yeşillerle, morlarla, mavilerle
Resmini yapıp adını yazıyorum
Renk renk çizgilerle

Tut ki iki noktayız birbirinden uzak
Bir çizgiyle aramızı birleştiriyorum
Sonra bir ev yaparak çizgilerden
İçine seni yerleştiriyorum

Başlıyoruz geometrik yaşamlara
Nokta nokta, şekil şekil
Ve bir tek çizgi oluyoruz seninle, mutlu
Öbür çizgiler umurumuzda değil

Her düşünce aşka teğet geçiyor
Tanığı çizgiler var olduğumuzun
Bir aşk çizgisi var her şeyden önce
Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?



#7182
ÖYLE SEVIYORUM KI...
Karsimdasin. Elimi uzatip dokunabiliyorum sana.... Ne büyük mutluluk bu. Gördügüm en güzel seysin. Senden öte tanimladigim baska hiçbirsey yok. Her sey senin adinla aniliyor benim dünyamda. Bütün çiçekler sen, bütün yildizlar sen. Tanrinin bana armaganisin ve artiyor her geçen gün sana hayranligim. Gözlerinde ask, yüzünde hayatin ta kendisi var. Öyle gerçeksin ki... Gözümü açiyorum sen, kapiyorum sen.. Hiç bitmeyen bir serüven. Günümün en keyifli ani, uyukumun en tatli rüyasi... Seni soluyorum, havadasin. Seni kokluyorum, dogadasin. Hele simdi sonbaharsin. Ya da sonsuz bahar. Seni yasiyorum, canimdasin. Canimsin... Sarilsam sana, bin yil geçse, bir an bile ayrilmasak... Ten tene, yürek yürege sonsuz baharin en ask dolu iki yapragi olsak. Agaç agaç gezip, yesersek, açsak. Yere düssek, sonra yine kalksak. Seni bilsem, bir tek seni. Seni görsem, bir tek seni. Sesin sarhos etse beni... Öyle içimdesin ki... Bir saniye iste benden sensiz geçirdigim, veremem. Sensiz geçecekse geçmesin zaman, istemem. Seninle yeniden dogdum, yeniden dogusun kanitiyim ben. Senden önce geçen zamani, sana ulasmak için yürüyerek geçirmisim, kimmisim bilememisim. simdi basimi çevirip geriye bakmiyorum bile. O yol yüründü ve bitti, artik seninle yürünecek bambaska bir yol var önümde. Yorgunluk nedir bilmeyecegim, hiç sikayet etmeyecegim ve bir tek adimda bile tökezlemeyecegim uzun, ask dolu bir yol.... Öyle aklimdasin ki... Ah, sensiz kalmiyor muyum, bazen yikasim geliyor gördügüm bütün duvarlari. Ardinda seni bulurum saniyorum. Ne ayri koyduysa bizi, zaman ya da yollar, bir kalemde silesim geliyor. Sana dokunmami engelleyen ne varsa, bir kadehi yere çarpip tuzla buz eder gibi parçalamak istiyorum. isyanim tasiyor, kendi öfkemden korkuyorum. Ve kavusmak... Bunu düsünmek içimde kirilan tüm aynalari tamir ediyor. Mavi bir yagmur basliyor, islaniyorum. Maviye boyaniyorum. Beyaz güller geliyor aklima, gülümsüyorum. Öyle özlüyorum ki... Sen ol, hep ol, benimle ol, bende ol... Sendeyim ben, yüregimi koydum yüreginin üzerine. Ask bu, baska isim arama. Hem de en koyu, en deli, en tutkulu... Ögrenecegim çok sey var sana dair. Bilmedigim çok sey var. Ama bir seyi çok iyi biliyorum... Seni öyle çok seviyorum ki Askim...


#7183
Bir Hasret Mektubu



Bilirim ki
aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş.

Biliyor musun, iki gözüm; bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz? Bahar mı, kış mı, sonbahar mı, yaz mı; inan farkında değilim. Sıla ne yana düşer, gurbet ne yanda? Nerdeyim, nasılım? Bilmiyorum.

Derdim, kederim ne ? Biliyor musun yanıtını?... Neşemi, sevimcimi, yaşama gücümü yitirdim. O coşkulu, mutlu, umutlu günlerimi ne de çok özlüyorum. Öylesine bir özlem ki bu; ne sen sor, ne ben söyleyeyim. Sevdiklerim, özlediklerim ve bana dost olanların her biri b
aşka bir yerde; hiç birine kavuşamıyorum.

Dalları fırtınada kopmuş bir ağaç gibiyiz iki gözüm. Her dalımız bir sınır boyunda, her yaprağımız bir ülkeye savrulmuş. Bir yanımız vizeli, bir yanımız kaçak. Çocukluğumu, ilk gençliğimi, geçmişimi, memleketimi velhasıl eskiye ait herşeyimi nasıl özlüyorum biliyor musun? Özümü özlüyorum, özümü.....Kendim olabilmeyi, sözümde durmak için verdiğim çabayı, kendime dürüst olmak için kendimle olan mücadelemi, özümle barışık yaşamayı özlüyorum. En iyi sen bilirsin, bir huyumu terk etmek için sarf ettiğim gayreti. Doğaya, insanlara, hayvanlara, çocuklara olan sevgimi, tutkumu ve yüreğimdeki ateşi, dimağımdaki tadı da en iyi sen bilirsin.

Zaman geçiyor, hayat geçiyor, ömrümde akşam çanları çalmaya başladı bile. İnsanın mutlulukları, heyecanları, hayatı, yaşadıkları geride kalıyor iki gözüm. Bizim gibileri yıllar geçtikçe daha bir duygusallaşıyor. Toplumların gittikçe bencilleştiği, duyarsızlaştığı dünyamızda olup bitenler beni hüzünlendiriyor. Acaba bu durumun bilekşinde ve farkında olan çevremizde kaç insan var ? Binbir düşünce üşüşüyor beynime. Anılarla, özlemlerle boğuşmak beni yıpratıyor. İç acısıyla dolu, yaralı, bin yerinden vurgun yemiş bir gönülle acılara karşı umarsız olmaya çalışıyorum ama olmuyor. Belki bir gün son bulacak ufuklarda solar hüznümüz. Hala bir şeyler bekleyerek bulutsu bir sise gömülüyor her şey.

Şimdi ise, gülmek-ağlamak arası monoton bir hayatın girdabında kaldım. Üzerime ölü toprağı serpilmiş gibi. Silkinip çıkamıyorum. Gün ışığına, suya hasret bitkiler gibi tatsız ve tuzsuzum. İşte şimdi böyle bir insan oldum iki gözüm. Gayesiz ve huysuz . Evden sokağa her çıkışımda, penceremden dışarı her bakışımda, karabasan gibi çöken sis ve karanlık dokunuyor bana. Oysa ışık umut, umutsa hayat demektir. Ben mi o ışığı yitirdim, yoksa o ışık mı beni; bilmiyorum.

Nedense hep geçmişe bir özlem duygusu büyüyor içimde... İşte böyle iki gözüm. Hangi gündeyiz? Bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz ? Bilmiyorum. Bilsem de, benim için artık hiç bir önemi yok..........

Uzun yıllar önce sevdamı yüreğime yükleyip geldiğim bu yabancı ülkede, koynunda volkanları taşıyan bir dağ gibi sustum. Suskunluğumu delicesine haykırmak isterken, içime ağuları akıttım ve öylece sustum. Kara bir diken gibi yuttum ve içime yığılıp öğlece kalakaldım. İçimdeki yangını, yüreğimdeki yarayı, gözlerimdeki damlayı sorma. Hasretlere dayayıp başımı, hüzünle geçip giden günlere, gecelere döndüm sırtımı iki gözüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Gönlümün duvarına kocaman bir sevda resmi çizdim, bir de ateş yaktım ocağıma dağ gibi.Ki, okyanuslar söndüremez.

İnsanlar, var olalı beri kabullenmiş sevdayı. Herkes kendi sevdasının Mecnunu; kendi hasretinin delisi olmuş. Kendi hikayesini, kendi sevdasını en büyük sanmış ve saymış; büyütmüş yüreğinde dağ dağ. Sabır sabır beyninin gergefine işlemiş. Benim sevdam da benim için dünyanın en büyük, en kutsal sevdası....

Ben ki, sevdanın çöllerinde ayrılıkların en büyük hasretini çektim Leyla ‘mın. Ferhat oldum dağları deldim. Kerem oldum yaktım kendimi. Pir Sultan oldum asıldım, Nesimi oldum yüzüldüm. Kavuşmak için gönlümü yollara düşürdüm. Horlandım, ezildim, hakaretlere, işkencelere maruz kaldım.

Yüreğimdeki yangını, gözlerimdeki hicranı sorma iki gözüm. Acılarımı kimsesizliğime yükleyip, uzayıp giden yollara düştüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Aşık oldum, yaktım kendimi. İçimde bin yangınla çıktım yola. Sevgilime
şiirler yazmak, şarkı sözlerilar bestelemek, türküler yakmak en büyük ibadetimdi. Kavuşmak ise en inanılmaz hayalim.

Bilirim ki
aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş.

Aşk olmasa iki gözüm, içimde biriktirdiğim bu yangın olmasa, dolmasa iliklerime
aşkın hasreti, bu yangın yüreğimi sarmasa, avuçlarımı yakmasa bu ateş, akar mı damarlarımdaki kan! Bir gün kavuşmak hayali olmasa, nasıl dayanılır bu yaşama, bu kimsesizliğe, bu gurbete, bu hasrete iki gözüm, nasıl?


#7184
SENi COK SEViYORUM

anilar karsimda dans eder,
gozlerin duser yuregime,
geceler sensiz gelir gecer,
sen simdi uzak sehirlerde.

nasil sevdim seni,nasil dustum yanginlara,
nasil sevdim seni,nasil kandim yalanlara.

askin basin almis durmaz,yillar geciyor,
hasret dile gelmez yavrum, dunya biliyor,
anlamadin ki onca zamana ragmen,
sarkilarin hepsi sana duy bak ne diyor.


ne olur don gel bana
seni cok seviyorum..


#7185
GönüLLerden DamLayanLar




DON DESEM


Bu aralar icimde bir yangin var
Hem yorgunum birazda kirgin
Sabah olmaz gonulde yar sancin var
Hem darginim birazda kirgin

Zaman olur gozumde yaslar caglar
Kah akarlar kah dururlar
Bir an olur dilimde sozler aglar
Ben ask derim huzun olurlar

Neler oldu ruhun duymaz
Gozun gorse gonlun bilmez
Her ayrilik bir baslangic
Bu gidisle sonum olmaz yar

Ama don desem
Seviyorum seni gel desem
Seni nasil ozledim bir bilsen


#7186
GönüLLerden DamLayanLar

SEVIYORUM SENI

GönüLLerden DamLayanLar

Seni seviyorum cunku sensizligin dusuncesi beni kahrediyor ... Seni yitirdigim gun bir omru kadinsiz gecirmeyi kabullendigim icin ; Seninle bir omur gecirmek istedigim icin ; Seninle gecen zaman icin seviyorum seni ... Seni seviyorum cunku guzelligi oylesine guzel tasvir ediyorsunki ... Seninle bogaza bakmaktan zevk aldigim icin ; Agaclarin renginden seninle hoslandigim icin ; Ben daha once bunlari gormeme ragmen zevk alamadigim icin seviyorum seni ... Seni seviyorum cunku gokyuzune seninle sarilip bakmak guzel ... Ellerini tuttugumda icim sizladigi icin ; Gulucugun yuregime su serptigi icin ; Seni optugumde en tatli yiyecek oldugun icin seviyorum seni Seni seviyorum cunku sabahleyin okula senle gitmek guzel ... Hoscakal derken uzuldugum icin ; Sana kavustugumda cocuklar gibi sen oldugum icin ; Emirgan korusu seninle bir cennet bahcesi oldugu icin seviyorum seni ... Seni seviyorum cunku telefondaki sesin bana huzur veriyor ... Seninle gecen her gunun ardindan bir gun daha seninle oldugum icin ; Mutlu sona giderek yaklastigimiz icin ; Hayatimin kadini oldugun icin seviyorum seni ...


#7187
hiç olmayanlara,
hiç gelmeyenlere,
hiç sevmeyenlere.
................
unutana yazma adımı, unutulana yaz....
ki ben seni.... hani Nazım der ya 'yere saplı bıçakların ışıltısında' ben seni yüreğime saplı bıçakların ışıltısında.
bıçaklar ki bursa işi, bıçaklar ki söğüt yaprağı. ha bire dem vurur kanamalardan.
ben seni en amansız....


GönüLLerden DamLayanLar

hani adresimizi yitirmiştik zaman içinde, hani iklimimizi, coğrafyamızı.
yıllar sonra bulup bir birimizi
ben seni en utangaç
ben seni en masum ........................
bir çocuk bulmuştum uzak zaman içinden, yanaklarında güneş çatlağı ve sarıya çalan saçları. bir zeytin ağacının dibinde acı ninniler çalınan mayasına.
gözleri dalgın, hiç gelmeyecekleri bekleyen.
bir çocuk ekşir sütlerinde hasretini yineleyen.
bir çocuk bulmuştun, tüm hayattan vazgeçti sini kuşanmış, ellerinde bir tutam ayaz,ellerinde kar karası, yüreğinde barikat, gözleri intihar bakan.
bir çocuk kaybolmuş, bir göç telaşesinde unutmuş kendisini.
bir çocuk bulmuştuk ikimiz.
bir ceylan,
bir serçe,
bir ürkek....
sevgi koymuştuk adını.


GönüLLerden DamLayanLar

bir çınar yaprağıydık ikimiz. sen bir yarısı, ben bir. bir çınar yaprağı rengimiz ilkbahara çalmıştı hani.
kışları erken açtı ve yana yana sarıya bir çınar yaprağı.
döne döne unutulana yaz beni.
rüzgarlarda, rüzgarlarında çekip gittiğinin.
Unutulana.... bir bıçağın ucuyla.

kalın çizgili notlar düşemediysen benden yana satır aralarına hayatının,ne desem ki?
ne desem çare değil bilirim.
ne etsem çare ....
hayasızlıklarımı unuttum,
bağırıp çağıran yanımı,
çocuk yanımı,
şımarık yanımı sende bıraktım.
büyüdüm, adam oldum.
'zaten büyüktün, zaten adamdın' dersin sen şimdi. olsun, yinede daha bir büyük, daha bir adam.


GönüLLerden DamLayanLar

artık bilirim yola çıktıların sona gittiğini.
artık bilirim döngellerin ayaküstü merhabalar gibi soğuk ve kısa olduğunu.
artık bilirim kopunca tutmadığını.... büyüdüm dedim ya.
artık göz yaşlarımı ar bilirim, utanırım kendimden.
artık bir İsa gibi.... sağ yanıma tokat atarsın, sol yanımı dönerim.
olmadı çarmıhına ger beni!!
ve unutulana çak yüreğimden.
Küsmem.
ben artık bir yunus, bir emre, bir evliya, bir derviş.
artık rahat değilsen,
artık 'aman' lar la anıyorsa dilin beni,
ve ekşitiyorsam yüzünü......

UNUTULANA YAZ ADIMI, UNUTANA DEĞİL
BELKİ BİR GÜN YİNE BİR ÇOCUK KALABALIĞIYLA DÖNER GELİRİZ ....


#7188
Sahile vuran köpük köpük dalgalar içinde
Hayatımın bir bölümü karaya ulaşırken
Diğer yarım denizde kalır

Uçsuz bucaksız mavilikler
Deli dolu renk cümbüşüne döner…
aynı ritimle dans eder deniz kızları
ve hiç bitmeyen suyun melodisine eşlik ederler

ben katılamam bu devrana…
köşeye atılmış deniz kabuğu gibi kalır
birinin beni duyması için kulağını dayamasını beklerim, umutsuzca….

Nihayet gece olur
Ve karanlığıyla örter kimliğimi… saklanırım…
Kimsenin bulamayacağı
Bulsa da tanıyamayacağı şekle bürünürüm…

Yaşamak istemem…

Bu ayrılık öldürmez beni anlıyor musun?

Kim bilir kaçıncı vedan?
Kaçıncı ayrılığa imza attı yüreğin?
Ve kim bilir kaç sevdanın failiydin?
Alıp alıp yüzüme sürdüğüm ıslak avuç içlerini
Kim bilir kimler özlemekte…

Ellerini tutan parmaklarımı sıkıyorum
Kırmak, kanatmak istercesine…
Ve sessiz bir sitem gönderiyorum
Seni tanıdığım güne…

Gün ağarıyor, her şey daha belirgin artık
küçük dokunuşlarıyla rüzgar tenimi okşarken
benden neler aldığını, bana neleri bıraktığını düşünüyorum
giden sen miydin? Yoksa yarım mı?

kalkmam gerek, yola düşmem gerek…

Bu ayrılık öldürmez beni anlıyor musun?


#7189
GönüLLerden DamLayanLar

Bugün Yağmur Yağdı Şehre..

Bana bir kez olsun söylemedin beni sevdiğini... En huzurlu sarılışlarda, en duygulu bakışlar da bile... Düşünmek akıl işiydi sevmek benim işim... Sen akıllıydın, ben sevgili...

Bugün yağmur yağdı şehre... Uzun bekleyişlerin sessiz sonu gibi... Bekledim uzun bir yazı, ne kadar çabuk geçti değil mi, upuzun, kocaman bir yaz...Sonbahar sendin benim için ve sevindim sen geldin diye. Sen geldin tekrar düşlerime dökülen yağmur taneleriyle... Ama çıkmadım sokağa,ıslanmadım düşen sen taneleriyle... Özlememiş miyim yağmuru ya da seni yani sonbaharı? Belki de o kadar alışmışım ki yokluğuna geldiğini kabullenmek zor geldi...

Bugün yağmur yağdı şehre... Hiç düşündün mü ıslandım mı diye... Ya da hiç düşündün mü kimler yağmura apansız yakalandı bugün ve kimler penceresinden gördü yağmuru ve atıldılar birkaç ıslak ama umutlu tanenin altına... Kimler apansız yakalandı bugün aşka ya da kimler pencerelerini kırıp atladılar aşkın üşüten ıslak damlalarının altına...

Bugün yağmur yağdı şehre... İlk kez hem de... Ne yapmalıyım diye düşündüm bir an... Çıkmalı mıydım sokağa ve izin vermeli miydim sen tanelerinin altında ıslanmayı özlemiş benliğime... Yoksa evde kalmalı ve yaşatmamalı mıydım sen tanelerine seni hala sevdiğimi bilmenin kendini beğenmiş mutluluğunu...

Bugün yağmur yağdı şehre... Ne yapmalıyım diye düşündüm bir an... Eskiden düşünmezdim hatırlıyor musun? Seni sevdiğimi söylemek için bir kez olsun düşünmedim ben... Ama sen... Ama sen bir kez bile kurtulamadın sonu asla yüreğinin sesiyle bitmeyen düşüncelerden... Bana bir kez olsun söylemedin beni sevdiğini... En huzurlu sarılışlarda, en duygulu bakışlar da bile... Düşünmek akıl işiydi sevmek benim işim... Sen akıllıydın, ben sevgili...

Bugün yağmur yağdı şehre... Hiçbir şey hissetmedim sana dair... Düşünmeyi öğrendim belki de... Büyük savaşları kaybetmektense küçük olanları kazanmayı seçer oldum senin gibi... Ama kazandığın şey sendin kaybettiğin ben, bunu hiç bilemedin.. Sen susmayı bilmeden konuşmaya çalışanlardandın, başaramadın... Bense ikisini de bilirken seçim yapma zorunluluğu taşımadığıma inandım sadece... Bense seni bu kadar çok severken bu yükü içimde taşıma zorunluluğu taşımadığıma inandım sadece...

Bugün yağmur yağdı şehre... Ve ben durdum, pencereden sana baktım... O an beni değil kendini ıslatıyordun... Ben seni neden ve ne kadar sevdiğimi bilirken, sen neden yanımda olduğuna bile karar veremedin... Islattın ve kazandın önceleri... Islanıyor ve kaybediyorsun şimdi... Üstelik neyi kaybettiğini bile anlayamadan...

Bugün yağmur yağdı şehre... Uzun bekleyişlerin sessiz sonu gibi...
Bugün yağmur yağdı şehre... Uzun bekleyişlerin sensiz sonu gibi...
Bugün yağmur yağdı şehre... Herkes ıslandı ben uslandım...
Bugün yağmur yağdı şehre... Ve döküldü sen taneleri son kez içime...


#7190
GönüLLerden DamLayanLar


Titrek dudaklarımdaki keder, ağlamaklı bir çocuğun yüzünde belirirken inceden; yelkenleri paramparça olmuş benliğim, bilinmez bir girdabın içine sürüklenmeye başlıyor gecenin kan kokulu sessizliğinde…

Korkudan sislenmiş gözlerimdeki hüzünle birlikte giyiyorum yağmurları üzerime.
Rüzgârın fısıltıları ürpertiyor içimi sessizliğin derinliğinde...

Ay kanıyor bu gece, oluk oluk akıtıyor kanını geceye ve akan kanın yol aldığı ırmak sessiz sedasız ulaşıyor denizin enginliğine.

Hırçın kayalara çarptıkça her dalga, martılar bağırmaya başlıyorlar çığlık çığlığa. Her çığlıkta karanlığa daha bir gömülüyor gölgem ve her çığlıkta biraz daha senden uzak, seni aramalara başlıyorum inadına…

Gölgeden, sudan ve sessizlikten gelme bir hüzün sarıyor dört bir yanımı; ben mühürlediğim geçmişimi katlediyorum, benliğimi tamamlayan kederin eşliğinde…

Seni idam ediyorum önce giyotinle,
Sonra kendimi.. .
Ve
Ve en sonunda bizi yok ediyorum acımasızca geceye.

Seni her katledişimde, yeniden doğmanı sağlıyorum ve yeniden idam edileceğin günü bekliyorum acıyla.
Seni her buluşumda sevgili, yumuşak bir keder ufalanıyor bakışlarıma, yorgun öksürükler tutuyor bedenimi…
Her defasında hüznün yok olacağını düşünürken umutla; sarıyor dört bir yanımı keder umarsızca.
Ve ben her hızlandırdığında acımın ateşini, seni atıyorum onun içine.

Titreşmekte olan ürkünç gecede yakıyorum seni tekrar tekrar, yüreğimin çığlıkları arasında yok ediyorum benliğini ve yine, yeniden mühürlüyorum senli geçmişimi…
Ardından tekrar ve yeniden atıyorum kendimi yüksek binaların üzerinden, kan kokuyor gece, ay kanın rengini giyiyor üzerine…

Sonsuz martı çığlıkları arasında bırakırken kendimi boşluğa, kan kırmızı bir yağmur boşanıyor kente, bilinmez bir tünelin girişinde karanlığa doğru ilerliyor ruhum.

Dokunmasın istiyorum kimse, kimse dokunmasın soğuğun titremelerinden başka bedenime.

Zaman geçiyor, ben yeniden aramaya başlıyorum seni, o sırada katlettiğim anlardan kalma kan pıhtıları takılıyor gözüme…

Dokunuyorum…

Kan hala sıcak, daha yeni katletmişim sanki seni…
Daha yeni yok etmiş gibiyim benliğimi…

Ellerime bulaşıyor kan kokusu; gözümde bir buğu, seni özlediğimi anlıyorum sildiğim geçmişime inat.
Sonra seni aramaya başlıyorum tekrarlardan ibaret hayatımda, yine bir tekrara başlayarak…

İhanetini her unutuşumda, karşıma dikileceği ana kadar seviyorum seni defalarca…

Seni çiçek vermeyen bitkiler gibi seviyorum oysa, kendini kendinden taşıyan gizli saklı; nasıl olduğunu bilmeden seviyorum seni, başka türlü sevmesini bilmiyorum belki..
Ama seviyorum , tekrar tekrar acıyacağını bildiğim halde seni sevmeye devam ediyorum sebepsizce…

Ve sen her karşıma dikilişimde, acımı arttırıyorsun…
Sen her acımı arttırışında ben yelkenleri paramparça bir gemiye binip önce seni yok ediyorum geceni sessizliğinde…
Sonra kendimi…
Ve en son bizi…

Gölgeden , sudan ve sessizlikten gelme bir hüzün sararken içimi, ben mühürlediğim geçmişimi katlediyorum benliği kaplayan kederin eşliğinde…

Kan kırmızı bir yağmur boşanıyor işte tam o sırada kentte


#7191
GönüLLerden DamLayanLar

Şu anda cok uzaktasın, beni düşünüyor musun, bilmiyorum?
Ama ben hep seni düşündüm bugün, hiç aklımdan çıkmadın, attığım her adımda, yaktığım her sigaramdaydın....
Seni öyle cok özlüyorum ki, zaten cok uzaklardaydın, bugün klevyeme dokunan parmaklarım bile sana kavuşamadı...
Bugün bir başka hüzün çöktü yüreğime,
ne yapsam ,ne etsem silinip atılamadı.

Seni şimdiden öyle çok özledim ki...İçim acıyor, sanki anlamsız bir keder çöreklendi yüreğime, gitmek bilmiyor...

Seni öyle çok seviyorum ki, istersen sor bugün benimle olan yüreğime akan gözyaşlarıma sor istersen, yüreğime sor, giderken yanına aldığın yüreğime sor, anlatsın seni ne çok sevdiğimi....ne cok özlediğimi...

Seni öyle çok özledim ki, sanki bugün yine bursa benimle ağladı...Gözyaşlarım yağmurun kilere karıştı....hava kasvetli, ben bir büyük acı.. senden başka kim bilebilir, çektiğim bu sancıyı?

Yürüdüm yağmur da, ellerim üşüdü yine....

Gözyaşlarım, yağmura karıştı....Yüreğim ise sıcaktı, Giderken yanında götürdüğün için o hep ılık bir sevda sıcaklığındaydı.....

Biliyor musun? ne zaman biri bana canım dese, senin seslenişin kulaklarımda çınlıyor, irkiliyorum, mutsuz musun gene? Gene yüreğin mi acıyor diye düşünüyorum...Ne zaman yalnız birini görsem, senin suliyetin sanıyorum, ne zaman bir ayak izine takılsa gözlerim, yüreğime geldiğin günler de bıraktığın ayak izleri aklıma geliyor, ürperiyorum.....

Yokluğunda neleri yitirdim... sen yoksan, gül güzel kokmuyor eskisi gibi, ne de güneş içimi isitiyor, ne de yağmurdan sonra toprak kokusu geliyor burnuma, buram buram...
Yokluğunda neleri yitirdim, sen yoksan artık gülüşüm bile içten değil, şen kahkahalar atanlara imreniyorum hanidir...sen yoksan, ipekler bile dalıyor bedenimi, sakin yanlış anlama.. sitemin sana değil bebeğim, sitemim aşka...

Sana aşık olmasam, sensiz günlerde böyle mutsuz olmazdım, sen, sen diye yakarıp, sabahlara kadar yıldızları saymazdım...Görüyor musun yokluğunda neleri yitirdim..ama sitemim sana degil...sitemim AŞKA!!!

SANA NASIL SİTEM EDEBİLİRİM? BEN SADECE SENİ SEVMESİNİ BİLİRİM...


#7192
Şu an parmaklarım sadece seni yazmak istiyor… Kalbimin seni istediği gibi..
Seni yazmak ne kadar güzelse..bir o kadar da zor…Bir bilsen bu aralar ne kadar uzaksın bana..

Sana daha yakın olmak için ..Durmadan seni hayal ediyorum.. Seni..!!

Hayaller kuruyorum seninle ilgili..Hani olsaya diyorum;..
Her sabah senin kokunla açsam gözlerimi güne.. ve her sabah sana dokunsam gözlerim kapalıyken henüz… Tüm gece sıcaklığında dalsam uykuya, ve bütün gün seni görmenin heyecanıyla beklesem akşamı...
Gecelerden korkuyorum şimdi sensiz geçtikleri için..
O gün gelse…her geceyi öyle basarim ki bağrıma sen gibi!..…Ama.. ama sen yoksun …

Şu an çok güzel bir aşk şarkı sözlerisı çalıyor.. Aynı şarkı sözleriyı defalarda baştan baştan dinliyorum, öyle bir an geliyorki huzuru hissediyorum ve duruyorum onu sadece hissediyorum… bir an içindeyim sanıyorum ama aslında baktığım bir resim bu… Şarkı hala çalmaya devam ediyor kim bilir belki onuncu kere dinliyorum ve hala hissetmeye devam ediyorum. …İçine girmek istiyorum bu güzel şarkı sözlerinın bir notası olmak istiyorum... Gücümün yetmediği şeyleri istiyorum bir notanın içinde erimek, duyulmak, sevilmek, dinlenmek sonrada tekrar çalınıncaya dek susmak kaybolmak istiyorum...

Şarkı hala çalıyor ve ben orda olamıyorum içine giremiyorum ruhum notalarında eriyip yok olmuyor. Sadece dünyadan kopuyorum bir kaç saniyeliğine..Sonra gerçeğe dönüyorum..

Senin için varolduğunu bildiğin, senin için nefes aldığının farkında olduğun bir yürekten zorunlu olarak ayrı kalmak ne zor…
Çok uzakta bir sen görürüm hayalimde, koşarım kavuşmak, koklamak, sarılmak için sana; Sonra uyanırım..her tarafım uçurum..Sanki bir adım atsam sensizlikte yok olup gidecekmişim gibi.. İşte o an ölürüm..Gözlerimden bir damla sen düşer, ağlamaklı olurum. Gecenin karanlığı korkutur, göz yaşlarım boğar beni.

İnan ki bir fısıltı gibisin karanlıkta kulaklarımda çınlayan, ruhumu, duygularımı okşayan ve kanımda damla damla akan.
Seni bekliyorum her güneş ışığında ve her gün doğuşunda.
Her kızıllığında akşamın, içime bir ok giriyor tüm bedenimi tarıyor sanki... İçim kanlanıyor, akışı yavaşlıyor…
Her akşam ümidimi kendime gömüp tutuyorum evin yolunu... O yalnız yatak, sensiz sesler ve boş içim. Sen olmadığından mı bu yabanilik diyorum bazen... Öyle evet... Senin olduğunu anımsıyorum..
Gülümserdim ben... Gülerdi yüzüm, gözlerim. Sana bakmak, bakmasam da seni hissetmek yeterdi bana… Yine hissediyorum ben seni ama ellerim havada... Boşluğu tutuyorum… Boslukta geziyor gozlerim…Ey adına ömrümü adadığım nerdesin?. Gelsen…Çok şey de istemiyorum aslında sadece son bir kez gelsen..Yumaşacık teninle sarsan beni..derin derin çeksem kokunu son bir kez içime..Çekeyim ki; bir daha gitsen de kokun kalsın üzerimde…
Bilirsin ben en çok geceleri paylaşırım sevgimi seninle... Gözyüzündeki bir yıldıza bakacağım bu gece ve bu bizim yıldızımız deyip gülümseyeceğim gecenin karanlığında.. Yüreğimi yüreğine katmış koşuyorum yine sana...Savunmasız, sakınmasız, sınırsız sevgimi haykırıyorum sana... Evet..Seni hala..ama hala Çok Seviyorum.


#7193
GönüLLerden DamLayanLar


Günün birinde birisi, karşınıza geçip 'Mesafeler aşkı öldürür' derse buna şiddetle karşı çıkın.



Çünkü aşk, dil, din, ırk ve kilometre tanımaz...
Ayrı şehirlerde, hatta başka ülkelerde de olsanız bile, 'seviyorsanız' bunun bir engel olmadığını anlarsınız.

Bazen aynı anda telefonlara sarılırsınız, bazen de eş zamanlı mesajlar çekersiniz sevdiğinize.

Bu özel anlara şaşırırsınız ama inanırsınız.

Bunun tek açıklaması seviyorsunuzdur, seviyordur...
Her zamankinden daha fazla hasret anlamı yüklenmiş şarkı sözleriları

Dinlemeye başlarsınız, özlem dolu şiirler okumaya iter sevginiz sizi.

Hiç umulmadık anlarda gözleriniz dolabilir, ağlamak istersiniz...

Yaşamdaki her güzelliği uzaktaki sevgilinize adamaya başlarsınız.

Artık yağan yağmur daha farklı hislere götürür sizi.

Gördüğünüz gökkuşağının doğu ile batıyı renkleriyle birbirine
bağlaması da uzaklardaki sevdanızı hatırlatır usul usul...

Bazı zamanlar içinize bir ateş düşer...

Sevdiğinizle özlem denizinde yüzerken, ona dokunmak, yüzüne doya doya bakmak istersiniz.
İlk uçakla ya da ilk otobüsle karşısına çıkarsınız.

Elinizdeki çiçekleri ona verdiğiniz an, onun gözündeki mutluluğu görüp aşkın en kutsal ödülünü alırsınız.

Her görüşme yürekleri daha da büyütür ve kocaman harflerle 'aşk'ı gönül defterinize yazarsınız.

Ancak akrep ile yelkovanın yarışı devam eder ve saatlerin her zamankinden daha çabuk tükendiğine şahit olursunuz sevdiğinizin yanında.

Dönüş yolculuğunda bir sonraki buluşmanın hayalleri sizi sararken yolların ve dağların sevginize şahit olmasından memnuniyet duyarsınız.

İşte uzaklarda aşkı böyle benzer tekrarlarla yaşarsınız, ayrı şehirlerin inadına...

Ve biri günün birinde karşınıza geçip size 'Mesafeler aşkı öldürür' derse buna şiddetle karşı çıkarsınız!

Çünkü aşkın dil, din, ırk ve kilometre tanımadığını herkese en iyi siz anlatırsınız...





#7194
GönüLLerden DamLayanLar

Kolaydi Sevmeler Ben İmkansizi Seçtim...
Ne Kadar Yakinsan O Kadar Uzaktin Bana...
Elimi Uzatsam Tutabilirdim Ama Bir O Kadar Da Ulaşilmazdin...

Kaçanlardan Değildim Ben...
Kaçamadim...

Ne Zaman Vazgeçmeye Kalksam...
Yüreğim O Kocaman Haliyle Dikildi Karşima...
Ben Yüreğimin Sesini Dinledim... Ve Yüreğim Aslinda Sendin...

Her Sözcüğe Denedim Seni Anlatmak İçin...
Her Sözcüğün Üzerinde Durup Bin Kere Düşündüm...
Ya Onlar Anlatamadi Seni Ya Sen Onlara Yetmedin...

Ben Ki Konuşmayi Bu Kadar Seven... Böylesine Laf Cambazi ...
Bir Tek Seni Tarif Edemedim...

Sözcükler Yetmedi Ya...
Renklere Sarildim Bende...
Bir Tek Mavi Anlatti Seni...
Maviye Yakişan Yalniz Sendin...

Ne Kendimi Sakladim Nede Sözlerimi... Duygularim İçtendi...
Seni Kendimi Sever Gibi Sevdim...

Tutkuyla Bağliydim Sana Ama Sevdam Senin Tutsağin Değildi...
Ben Özgürlüğüme Düşkündüm...
Ve Özgürlüğüm Sendin...

Dinle Ey Yar.........
Sana Bağimli Olmadan Büyüttüm
Ben Bu Sevdayi İçimde...
Sen Olsanda Büyümeye Devam Edecek Olmasanda...

Sevmişim Bir Kere Seni Kurtuluşun Yok...Seni Özlemeyi En Çok Ben Bilirim...
Hiç Yakinmadim Seni Özlemekten...

Üstelik... Kavuşmama İhtimali...
İşlenmemiş Bir Taş Gibi Önümde Dikilip Dururken...

Sana Dokunamamak Yüreğimi Böylesine Acitirken...Yinede Bil Ey Yar........


Bil Ki Yüreğimi Kanatan Bu Aciya İnat Dokunmadan Tenine Saatlerce Sevişebilirim Seninle.........

Seni Göremeyen Gözlere İnat,Seni Hissedemeyen Ellere İnat,Seni Bir Türlü Bana Getirmeyen Zamana İnat,Seni Sevmekten Vazgeçmeyeceğim...


Ahh Yar
Ahh Hasretim
Sustum Çığlıklarımı Geceye Asıp
Sustum Avaz Avaz Yokluğuna.........

Ahh Yar
Ahh Güneşim
Koştum Adını Dilime Dolayıp
Koştum Düşe Kalka Varlığına .........

Yüreğimin Kalemiyle Yazıyorum Bu Paragrafı; Gözlerini Yumarak Oku.. Biz Hep Yumduğumuz Gözlerle Görmedik mi Birbirimizi..

Bir Hep Gözlerimiz Kapalı Dokunmadık mı Birbirimize..

Bir Hep Gözlerimiz Kapalı Sevmedik mi Sevişmedik mi..


Seni Umutsuzca, Beklentisizce, Hayallerce Sevdim Uzağından...

...Beklentisiz Beklentilerim Yine Kocaman...

...Engel Tanımayan Nüksetmelerin......Karşılıksız Sevdigim Gibi...

...Olmuyor Keçim ...Olmuyor... Sen Den Gidilmiyor...

...Zaman Yine Aldı Başını Geçip Gidiyor...Tutmak Ne Mümkün...

...Son Bir İstek Dürtüp Duruyor Tüm Bastırmışlıklarımı...

...Sadece Benim Olacak Bir 24 Saat...

...İçinde Senin Olacağın...Ve Her Saliyesine Kadar...

...Parçalanarak Tüketeceğim Bir 24 Saat...

...Hiç Konuşmadan...

...Gözlerimi Kapatıp...

...Sadece Varlığını Hissetmek İstediğim...

...Nefesini Duymak...

...Kokunu Almak İstediğim...

...Parmaklarımla Saçlarından Ayak Parmaklarına Kadar...

...Sana Sadece Dokunabileceğim...

...Şu Başı Belli Sonu Belirsiz Yaşamdan Çalınmış Bir 24 Saat...

...Son Dileğim...

...Yine "Ne Çok" Ve "İmkansızı" İstemekteyim...


#7195
Beni bana bırakma

İlk defa göz göze geldiğimiz anı hatırlıyor musun? Kaçamak bir buluşmasıydı bu gözlerimizin. Bakışların duygulu, anlayışlıydı, özlemliydi zaman zaman. Bakışların bir
şarkı sözleri söylüyordu hiç bilmediğim. Seni dinliyordum, bakışlarını dinliyordum. Dağ başında apansız karşıma çıkan bir pınardı sanki gözlerin. Eğilip su içmek istiyordum kirpiklerinin arasından. İçimde yaktığın ateşi söndürmek istiyordum. Ama o ateş gitgide büyüdü işte! Şimdi biraz da sen yan artık, benim yanacak yerim kalmadı. İnanamıyorum, sen var mısın? İnanamıyorum bir türlü. Tuttuğum ellerin mi? Kim bilir? Belki de yoksun, ben bir rüyâ görüyorum, biraz sonra uyanacağım. Her şey ansızın silinecek. Ne saçların kalacak ortalıkta, ne gözlerin. Yine kahredici yalnızlığıma döneceğim. Biraz daha yıkılmış, biraz daha sensiz. O gün ilk defa seni gördüm. Düşün, sen dünyaya geleli beri kaç yıl geçmiş aradan. Düşün, ne kadar çok özlemiştim seni. Öyleyse hiç gitme, ne olur? Vereceğin her kedere razıyım. Acıların en büyüğünü sen tattır bana, zehirlerin en şiddetlisini senin elinden içeyim. Ama gitme ne olur? Yağmur olup yağdın üstüme, yeşerdim, filizlendim. Sonra güneş oldun, hayat verdin bana, koku verdin, renk verdin. Şimdi bırakıp gidersen bir daha ve son defa yine kuruyacağım, dağılıp toz olacağım anlıyor musun? Çünkü senden sonra kimse gelmeyecek, biliyorum. Kimseler çalmayacak kapımı. Gidersen beni bana mahkûm edeceksin! Şimdi sendeyim, seninleyim, seni yaşıyorum. Beni bana bırakma! Senden bir parçayım artık, belki de baştanbaşa sen oldum farkında değilsin. Beni bana bırakma! Sen olduğun için mutluyum. Sen olduğum için de. İstersen ben olma. Hiç benim olma. Ama bırakma beni ne olur? Beni, bana bırakma!


#7196
Her nefes alışımda
Ciğerlerime özlemini çekiyorum
Her sigara yakışımda
Hasretinin kor ateşinde bende yanıyorum
Anla artık;
Sensiz gecen her bir anda
Gözlerindeki ışıktan yoksun her karanlıkta
Yüreğim sızlıyor içten içe
Ve canım acıyor...


Duvarlar pembe düşlerime el koymuşsa
Yalnızlık son restini çekip kalbimi rehin almışsa
Sana koşan ayaklarıma kör zekşirler vurulmuşsa
Anla işte;
Düşündükçe yokluğunu, andıkça ismini
Hasretine sarılıp hatırladıkça o masum gözlerini
Yüreğim ağlıyor içten içe
Ve canım acıyor...


Gece yarısı yokluğunun kâbuslarından korkuyla uyanıyorsam
Yetim kalmışçasına
Düşlerimin ortasında sadece sana ağlıyorsam
Anla işte;
Ağladıkça hasretine, gözyaşlarım süzüldükçe toprağa
Bir gün sensiz bitip bir sayfa daha ekliyorsam yalnızlığıma
Yüreğim sızlıyor içten içe
Ve canım acıyor...


Bastığım her kaldırımda senden bir şeyler ararken
Şehrin tam ortasında dizlerim artık yorgun düşüyorsa
Sensizliğin içinde ruhum yavaş yavaş kayboluyorsa
Anla artık;
Şehrin her ışığında hatırladıkça gözbebeklerini



Anımsadıkça son gidişini
Yüreğim sızlıyor içten içe
Ve canım acıyor...


#7197
Sessiz bir geceydi ...
Ağlıyordum...
Korkuyordum ...
Gece kötüydü , yaşattığı da, anlatmaya çalıştığı da.
Bitmesimiydi doğru olan ?
Sen ile ben biz değil miydik ?
Sana bizi anlatabilmişmiydim ?
...
Hayır , anlatamadım.
İnanmadım
Tuttum gözyaşlarımı yanında hep.
Utandım.
Hep güçlü bil istedim beni.
...
Seni sevmek kolay mıydı ?
Yoksa , beni sevmek mi zor ?
Gittin ...
Yarım bıraktın
Yarsız bıraktın beni
Yalnız değill ıssız bıraktın benii ...
Hep susmak oldu en iyi yaptığım.
Yine susuyorum.
Bu defa, benim söylediklerime ağlıyorum.
Belki hak etmediklerine ...
Belki , belki seviyor olma ihtimaline ...
...
Hep ..
Hem içimde hem bana en uzak olmak zorunda mısın ?
Her defasında bırakmak zorundamısın ısıttığın ellerimi ?
Her ayrılıkta , beni hep geri dönüşüne inandırmak zorunda mısın ?
Oysa ben ... hep içimde sakladım senii !!!
...
Görüyormusun ?
Yine düşlüyorum, yine geri dönmeni umud ediyorum.
Hep bekliyorum, hep geliyorsunn ...
Sonra hayatımı alt üst edip çekip gidiyorsun ...
Sen ,
Yine
Yarım bıraktın
Yarsız bıraktın beni
Yalnız değill ıssız bıraktın benii ...
Her defasında doyamadım sana ...
Bakamadım dilediğimce ...
Şöyle içimdenn sımsıkıı sarılamadımm ...
Koklayamadımm , kokunu alamadım yanıma ...
Mesafeler değildi seni ve beni engelleyen .
Sen ve ben , biz olamamıştık bir türlü gerçekten.
Anlatamamıştık bizi
...
Yine döneceksin, biliyorum .
Hissedebiliyorum .
Son hoşçakalın diğerine çok benziyordu sevdiğim kız.
Beni seviyorsun ...
Seni seviyorum ...
Ne olur ,
Beni,
Yarım bırakma
Yarsız bırakma
Issız bırakma.....


#7198
Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam,
Seni tarif edemeyeceğimi biliyorum.
Ulaşılmaz oldun hep
Dokunmak,hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni
Kocaman bir yalnızlıktı payımıza düşen
Payıma düşen herşeyi erteledim
Ama erteleyemediğim birşey vardı sana benziyordum


Su olsan dokunduğumda bozulurdun
Bozulmayan birşeydin.
Gidilecek bir yer olsan sonu olurdu,
Sonu olmayan birşeydin.
Uykuda görülecek bir rüya olsan uyanırdım,
Beni rüyamdan uyandırmayan birşeydin.
Simsiyah saçlarım olsun istiyordum
Ama baktım değil...


Ogün seni gözlerinden,anafatmadan,üç ırmağın
Birleştiği yerinden öpeyim desem
Aklıma ırmaklar gelir...


Düşünki yılan dağından aşağı iniyoruz,
Ve dünyada sadece iki kişilik türkü kalmış
Onu söylüyoruz.
Öyle birşeysin sen
Seni düşündükçe yoruluyorum desem
Dünyanın en büyük yalanı olur
Yalanım yok....


Bugünden yarına ne kalır bilmem
Ama sen kalırsın,
Tıpkı yatağı değişmeyen bir ırmak gibi
Yaşadıklarımız azdı
Zamana sığmadık yaşamak isterken herşeyi..
Bugün şarkı sözleri söylüyorsam
Yarın şarkı sözleri değil,
Şarkı gibi seni yaşamak isterim..


Halkıma benziyordun
Bir yanın göç ,bir yanın toprak kokuyordu hep
Gezmediğm yerin kalmadı
Bazen yasaklandın bana bazen
Bir suç gibi boynunda taşıdım seni
Yedi telli sazınla bile anlatamadım
Sen bir uçurum gülüydün
Ellerimi her uzattığımda bin kırıkla geri döndüm
Yasaların bile tanımlayamadığı birşeydin.
Haritalara sığmazdın
Her ülkede bir başka gülüyordun
Uzundun,inceydin,dokunduğumda,
Nereli olduğumu seninle hatırlardım
Bana hep kendimi hatırlatan birşeysin sen


Uzaksın,yakınsın,özlenensin ama bugün değil
Yarın gibi birşeysin sen
Bugün herşeyi değiştirmek için çabalarken
Sen değişmeyen olarak duruyorsun karşımda
Kabül ediyorum
Dünyaya bu kalsın ama sen bilme
Dünyada kaç iklim,kaç zulüm,kaç ölüm var
Bir seni bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin
Bilme....


Bugün her ölümle biraz ölürken,
Seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden
Gecenin eb karanlık yerindeyim
Bir sigara ateşinin aydınlattığı kadar ışık bile olsan
Yinede istiyorum seni
Sadece benim seni anladığım
Kimsenin unutmamak için defterde not düşmediği
Ama hayatımda hep bir dipnot olarak kalan
Kendi yasaklarım gibi unutmuyorum seni.
Dağları delmiyorum
İnmek istiyorum oralardan
Hepiniz gibi aynada saçlarımı taramak
Günaydın der gibi sokağa fırlamak
Ve şarkı sözleri söylemek istiyorum.


Adına aşk diyorlar,gelecek diyorlar
Bana yetmiyor.
Her şarkı sözlerimda sana bir adım daha
Yaklaşmak istiyorum.
Bir başka dilden seviyorum seni
Kırmızıdan daha uzundur
Gelekşikler gibi bir mevsim değil
Dört iklim köşe buçak.
Kim ne derse desin
Geri dönecek yerim yok
Bir kentin ortasında
Çığlık çığlığa bağırarak tek başıma kalsamda
Yinede seviyorum seni
Bu bir suç duygusudur
Kendimi ihbar ediyorum.....


#7199
GönüLLerden DamLayanLar

Mezarımı yol üstüne kazsınlar,
Yâr geçer de belki bana can gelir...

KaracaoğLaN


#7200
Hayır! Bu sana son şiirim olmayacak
Ne de son
şarkı sözlerim... Asla!

Yazacağım hergün yeniden
Hergün bir öncekinden fazla...

Bir gün seni anlatacağım
Bir gün aşkını...
Belki sonuncu şiirimde bulacağım
En sıcak bakışını! ...

Sonra kendimden bahsedeceğim
Mısralarda titreyeceğim ılık ılık.
"Bu şarkı sözleri var ya!" diyeceğim
Anlayacaksın ve güleceksin ışık ışık...


Z' ye gelmeyeceğim hiç
Hep A' larda demirleyeceğim
Sen özlemler açacaksın sabırsızlığında
Bense fırtınalarda serinleyeceğim!

Ve böyle sürüp gidecek aşkımız usanmadan
Usanmadan seveceğiz birbirimizi
Sen bana, ben sana doymadan
Ancak ölüm yenebilecek ikimizi.

AHMET SELÇUK İLKAN




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:44 .