єĿsα ´
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 12-07-2011, 00:21 #1

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye

єĿsα ´



Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
Orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde

Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde

Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
Camın kırılan yerindeki maviliğini de
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar

Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım
Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde
Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke
Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan'ım

Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri
Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nın
Gözleri Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri.




Benzer Konular

Görüntüleme:686, Cevaplar:16

İlginizi Çekebilir >
Alt 12-07-2011, 00:23 #2

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


İnsan boş yere galip sayar kendini
Burası Elsa'nın kenti
Ve o kırık köprünün altından
Rhône Nehri ile yüreğim geçer
Römorkörlerin iniltisi bir de
Geçer Rhône Nehri ve yüreğim
Ve sarhoş olduğu sevda
Ve çıt diye kırılan uzun şarkisı
Onun çok kıskandığı
Gemiciler durdurun yüreğimi.







Alt 12-07-2011, 00:24 #3

İndra

almost lover


Bu başlığa yakışır diye düşündüm ;
Ayrıntılardan arındırsam hayatımı
Desem ki; ben Elsa'yı çok sevdim.
O kadar. Bir kapı aralandı kısaca;
Bir başka dünyada, başka bir çağda
mümkün olabileceğini gördük aşkın.
Usulca kapandı tekrar kapı sonra.

Uzun uzun durmasam üzerinde;
Desem ki; ben Elsa'yı çok sevdim.
O kadar. Aşkın başkalarını dışladığı,
sevdanın ille de bire bir yaşandığı yerde,
biri bir başkasını ne kadar sevebilirse,
o kadar sevebildim ben de işte.

Desem ki, böylesi bir dünyada,
böyleyken insan ilişkileri
başka türlü sevemezdik zaten.
Elsa duymuyorsa artık sözlerimi,
ne anlamı olabilir ki dediklerimin!
Sonuç olarak yenildik işte.

Desem ki, yumuşak bir sesle,
baştan yeniktir çağımızda her aşk.
Herkes gibi yenildik işte biz de.
İsyan etmesem, doğal karşılasam
ve ağlamayabilsem.
Ağlamasam.

Desem ki, değişecek birgün herşey,
çıkacak aşk bireylerin tekelinden.
Ne değişir ki bizim için? Ne değişir ki?
Baştan yeniktir çağımızda her aşk
ve çağımızın çocukları, Elsa'yla ben,
yenildik işte herkes gibi.








Alt 12-07-2011, 00:26 #4

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


Geldim sana doğru bir ırmağın denize inişi gibi
Bir çırpıda kıydım akan suyumu ve dağlarımı
Terk ettim her şeyi senin uğruna dostlarımı çocukluğumu
Hayatımın her damla suyu senin sonsuzluğundan aldı tadını tuzunu
Senin güneşin dağıttı şarkimı şiirimi
Hüküm sürüyorsun kanımda düşümde deliliklerimde
Sana sundum hafızamı bir saç lülesi gibi
Senin karlarının içinde uyuyorum artık
Yatağımı çarşaflarımı bozdum kovdum üvey perilerimi
Terk etmiştim zaten destanlarımı uzun zamandır
Ne Rimbaud var artık ne Cros ne de Ducasse
Gece yarısı ağlayan Valmore da yok
Nerval yaylısı sustu teli koptu
Lermontov’a gelince göğsünden giren kurşun yüreğimi deldi
Adımlarınla bölünmüş
Ve jestlerinle dağılmış yüreğimi.






Alt 12-07-2011, 00:28 #5

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


Sana büyük bir sır söyleyeceğim zaman sensin
Zaman kadındır ister ki
Hep okşansın diz çökülsün hep
Çözülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına
Bir taranmış
Bir upuzun saç gibi zaman
Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi
Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi

Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
Bu mavi çanaklarda kan gibi durdurulmuş zamanın işkencesi
Buysa daha beterdir giderilmemiş istekten bitmez tükenmezcesine

Göz susuzluğundan sen yürürken odada
Ve bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
Daha beter seni kaçak
Seni yabancı bilmekten
Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
Tanrım ne ağırdır sözcükler asıl demek istediğim bu
Hazzın ötesinde sevgilim dokunurluğun erimi dışında bugün sevgim

Sen ki benim saat şakağımda vurursun
Boğulurum solup alıp vermesen
Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın

Sana büyük bir sır söyleyeceğim her söz
Dudağımda bir dilenen zavallı
Acınacak bir şey ellerin için kararan bir şey bakışının altında

İşte bunun için diyorum ikide bir seni seviyorum diye
Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakça kalp kristali
Kaba konuşmamdan gücenme benim bu konuşma
Ateşte şu tatsız gürültüyü çıkaran sudur o kadar

Sana büyük bir sır söyleyeceğim bilmem ben
Sana benzeyen zamandan söz açmayı
Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
Tıpkı uzun bir süre garda
El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
Ve bilek söner yeni ağırlığından gözyaşlarının

Sana büyük bir sır söyleyeceğim korkuyorum senden
Korkuyorum yanınsıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden

Sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Sevgilim.






Alt 12-07-2011, 00:30 #6

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


İnanmıyorlar bana inanmak istemiyorlar
Boşuna yazıyorum dilim dişim tırnağımla kanımla kemanlarımla
Boşuna yazıyorum uyaklarımla
Gecede dalların eski dilini bilmeyen biri gibiyim
Asılmış suların üstünde
Konuşmak kara dilin erkeğin ve kadının
Birbirine tutuşmuş iki ele yabancı biri gibi konuşmak
Konuşmak mutluluğun çılgını gibi
Öpücüklere benzemeyen sözcükler var ya
İşte o sözcükleri yitirmiş bir ağzın dili ile konuşmak
Tüm bunlardan yakınan bir edayla konuşmak

Dolup taşıp ta sanki susmak istiyor gibi
Ey sözlerin ötesinde yetkin ses
Şarkının yüceliği çığlığın çığlığı
Bir an geliyor nota ulaşılmaz seslerin şarkisını söylüyor
Kulak duymuyor artık yükseklerdeki müziği
İnanmıyorlar bana inanmak istemiyorlar
Boşuna konuşuyorum ilkyaz'la ve orglarla
Boşuna konuşuyorum gökyüzünün tüm heceleriyle
Bilinen şeylerin özel orkestrasıyla
Ve sağır onikiliklerin bayağılığıyla
Boşuna konuşuyorum barbar çalgılarla
Boşuna söylüyorum onu duvarlara vuran yumruğumla
Boşuna söylüyorum derebeyinin ormanlarını ateşe verir gibi
boşuna söylüyorum onu savaş ilan eder gibi
Alev yutan cambazın ağzındaki alev gibi
İnanmak istemiyorlar bana Kendilerine benzer birini
yaratmışlar benden belki de
Belki döküntülerini giydiriyorlar bana
Alıp gezdiriyorlar beni kendileriyle
Dizelerimi söylüyorlar benzetip kendilerine
Dizelerim onlara tatlı şarkilar oluyor
Biraz da onların satlık malıyım ben
Beklerken bir yol olmayı
Sözcüklerindeyim ben
Okul kitaplarındayım
Rezillik yapamam bu bana yasak

Boşuna haykırıyorum ben
Sana aşık birinden başkası değilim diye.






Alt 12-07-2011, 00:32 #7

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


Şöyle yazılmıştı aşk üzerine
Yangın halinde yasak çıkış kapısı
Gökyüzüne de şunlar yazılmıstı
Yanılıyorsunuz buradan gidilmez
Ve geceye de şunlar yazılmıştı
Gecenin üzerine hicbir şey yazılmamıştı.






Alt 12-07-2011, 00:34 #8

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


İstediğiniz ne zaferdi ne gözyaşı
Ne hüzünlü org ne papazın son duası
On bir yıl nedir ki on bir yıl
Yaptığınız kullanmaktı silahlarınızı
Ölüm gözünü kamaştırmaz partizanın
Asıldı yüzleriniz tüm duvarlara
Gece ve sabah karasıydınız, korkutucu, süzgün
Bir afiştiniz, kızıl bir kan lekesi gibi
Adlarınızı bile söylemek öylesine güçtü ki
Gelip geçende dehşet etkisi yaratın istediler
Sizi kimse Fransız olarak görmez gibiydi
Gün boyu bakmadan geçti gitti insanlar
Kimi parmaklar durmadı ama karartmada
'Fransa için öldüler' yazdı afişe.






Alt 12-07-2011, 00:35 #9

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


Pazar da olsa pazartesi de
Akşamda ya da sabah gece yarısı öğle
İster cennette ister cehennemde
Aşk benziyor birbirine
Dün'dü bunu sana söylediğimde
Bir yastıkta olacağız seninle..

Evet bu dün'dü bu ise yarın
Yolum olarak bir tek sen varsın
Kalbimi verdim avuçlarında kalsın
Ne güzel yol alıyor seninkisiyle
Ama hepsi ömrü kadar insanın
Bir yastıkta olacağız seninle..

Sevgilim varolan olacak yeni
Gökyüzü bir çarşaf üzerimizde
Seni kollarımla kuşattım işte
Ve içim sevdanla pır pır etse de
Dilediğin istediğin sürece
Bir yastıkta olacağız seninle..






Alt 12-07-2011, 00:36 #10

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


Ne kadar ufuk değişsekte
Yürekte ahenksizlik kalan
Kişiler kişiler kişiler
Bütün bu saçmalıklar içinde
Sadece dekoru bize kalan

O alıp hep eve getirirdi
Aptal ve yobaz olanları
Okurdum tembelce uzaklaşmayı
Mevsimden kaçan bir gün gibi
Sadece dekoru bize kalan

Ne kadar balık değişsekte
Bütün sulardır tatlı olan
Bütün gözyaşları buharlaşan
Aylar geçip skor yazan
Sadece dekoru bize kalan

Ne kadar hapishane değişsekte
Ruhumuz ve bedenimiz taşınan
Aylar geçip skor yazan
Bu kadar iğrenç ihanetteler
Ateşler ve esinlikler
Sadece dekoru bize kalan

Kalp bu ekmek gibi kırdığımız
Sığırcık kuşları onu gagalayan
Gitmeliydim kalmak oldu hatamız
Meşalenin son ışığından
Sadece dekoru bize kalan.






Alt 12-07-2011, 00:37 #11

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


Yalnız insan merdivendir
Hiçbiryere ulaşmayan
Sürülür yabancı diye
Dayandığı kapılardan

Yalnız insan deli rüzgar
Ne zevk alır ne haz verir
Dokunduğu küldür uçar
Sunduğu tozdur silinir

Yalnız insan yokki yüzü
Yağmur çarpan bir camekan
Ve gözünden sızan yaşlar
Bir parçadır manzaradan

Yalnız insan kayıp mektup
Adresimi yanlış nedir
Sevgiler der fırlatılır
Kimbilir kim tarafından.






Alt 12-07-2011, 00:39 #12

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


Büyük kayalar bana dedi ki aramıza geliyorsun ama
Seni saran bu yürek yok mu hiç yeryüzünde
Başımı salladım ve öldü diye yanıtladım
Dilsiz koca kayalar diz çöktüler önümde.






Alt 12-07-2011, 00:40 #13

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


Mayıs'ta ölmüş dostlar için
Sadece ama sadece onlar için

İncelik olmalı kafiyelerimde
Gözyaşlarım gibi silahların üstünde

Ve tüm yaşayanlara
Değişse de rüzgarla

Ölüler adına orda bilensin dursun
O beyaz silahı pişmanlık duygusunun

Evli sözcükler yara almış sözcükler
Suçun basbas bağırdığı kafiyeler

Dibinde çıkararak acı bir hikayenin
Çifte su sesini küreklerin

Hem yağmur kadar adi
Parlayan bir cam gibi

Sanki geçitte ayna
Ölen çiçek bluzda

Çocuğun çemberle oynaması
Ayın ırmakta yansıması

Dolaptaki güve otu
Bellekteki bir koku

Kafiyeler kafiyeler orda duyarım
Kırmızı ısısını kanın

Bize hatırlatın bunu
İnsanlar kadar zalim olduğumuzu

Ve yüreğimiz gücünü yitirdi mi
Unutkanlık uykusundan uyandırın bizi

Sönmüş lambayı yakın yeniden
Yine ses gelsin boşalan kadehlerden

Ben hep şarki söylemekteyim orda
Mayıs'ta ölen dostlarım arasında.






Alt 12-07-2011, 00:41 #14

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


Bir şeye gerçekten sahip olamaz adam
Ne yüreğine, ne güçsüzlüğe, ne güce
Açtığında kollarını gölgesi dönüşür haç’a
Mutluluk, parçalanır sarmaya çalışınca
Garip ve sancılı bir ayrılıktır yaşam

Mutlu aşk yoktur.

Hayatı silahsız insanlara benzer aynı
Hazır edilmişler değişik bir kadere
Sabah niçin erken kalkarlar boş yere
Kalacaklarsa akşam kararsız ve avare
Söyle bunları aşkım ve tut gözyaşlarını

Mutlu aşk yoktur.

Güzel aşkım, tatlı aşkım, incinmiş can
İçimde taşırım seni yaralı kuş gibi adeta
O bizi anlamaksızın izleyenler var ya
O söyleyenler sözcüklerimi ardım sıra
Öldü senin parlak gözlerinde daha o an

Mutlu aşk yoktur.

Vakit yok artık hayatı öğrenmeye
Gece, ağlasın yüreklerimiz beraber
En sıradan şarki nice felaket ister
Nice pişmanlıktır bir ürperiş için değer
Nice hıçkırık gerekir gitarla bir nağmeye

Mutlu aşk yoktur.

Acıtmayan aşk yoktur
Aşk yoktur ki yaralamasın canı
Aşk yoktur ki soldurmasın insanı
Ve hiçbiri büyük değildir sevmenden vatanı
Gözyaşı akıtmayan aşk yoktur

Aşk yoktur mutlu
Bizim aşkımız fakat bu.






Alt 12-07-2011, 00:44 #15

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


Sen ey o çiçekler ey o değişmeler ayı
Bulutsuz geçen mayıs bıçaklanmış haziran
Bir daha artık ne o gülleri ne o leylakları
Bir daha o ilk yazı unutamam hiçbir zaman

O korkunç kuruntuyu unutamam bir daha
Alayı çığlığı kalabalığı güneşi
Aşk arabalarını Belçika hediyelerini
Havayı o arı uğultulu yolu sonra da
O sakınmasız utkuyu kavgaları aşan
Öpüşmenin kızıla döndürdüğü o kanı
Çılgın halkın leylaklarla donattığı
O ölüme gidenleri unutamam artık dünyada

Kutsal o eski zaman betiklerine çalan
Fransa bahçelerini unutamam bir daha
O akşamları büyüsünü o sessizliğin
Gülleri yol boyunca ki gülleri sonra da
O bozgun yeline karşı duran çiçekleri
Alaycı topları o bisikletleri şaşkın
Korkunun kanadı üstünden geçen erleri
O perişan kılıklarını konaklıyanların

Ama neden bilmem bu benzetme kasırgası
Durmadan hep aynı noktaya getirir beni
Saint Marth bir general kara bir dal yığını
Orman yanında bir köşk Normandiya biçimi
İşte tıs yok düşman karanlıkta dinleniyor
Birden bize Paris düştü diyorlar bu akşam
Dünya da ne o yitirdiğimiz aşkı bir daha
Ne o gülleri ne de o leylakları unutamam

Flandres leylaklarını demetlerini ilk günün
O tatlı izini yanakları söndüren ölümün
Sonra sizi kaçışın gülleri taze güller sizi
Yangın rengine çalan Anjou gülleri sizi.






Alt 12-07-2011, 00:47 #16

єĿsα ´

Foruma Isınan Üye


Şarkı söylüyorum zaman geçsin diye
Ömrümün şu son günlerinde
Don üstünde bir resim gibi
Memnun edişimiz Yüreğimizi
Taşlar atarken gölcük üstünde
Şarkı söylüyorum zaman geçsin diye

Harikalar gününü yaşadım
Siz ve ben hatırlayalım
Ve yılların duvarlarını aştım
Mucize yüklü kulaklarım
Değil ki devran eskisi gibi
Harikalar gününü yaşadım

Gidelim ki bu parmaklar çözülsün
Anlımız gibi şerefiyle
İlk sen gözlerinle görürsün
Bizden alçak bulutları
Ve dizlerimizde çayır kuşları
Gidelim ki bu parmaklar çözülsün

Ay ışığı yaptık biz
Saraylarımız ve heykellerimiz için
Öldürüyorsalar bizi önemli midir
Geceler düşecektir bir bir
Komüncü oldu artık Çin
Ay ışığı yaptık biz

Söyleyeceğim ve Söyleyeceğimde
Bu hayat nice manzaralara sahne oldu
İnsan ulaşıp doğal büyüklüğünü buldu
Sesi ormanlar dağlar
Sırlar ve denizler üstünde
Söyleyeceğim ve Söyleyeceğimde

Evet zaman geçsin diye şarki söylüyorum
Kemana karşı yıpranır kemane
Taş ta kaydırmaca oyununda
Ve dokunaklı aşkım
Eğik gölgeme astığım

Şarkı söyleyerek geçiriyorum zamanı
Zaman geçsin diye şarki söylüyorum.






Alt 31-07-2011, 18:49 #17

İndra

almost lover






Basit şeyler oldu istediklerim hep;
Çok çeşitli içkiler içmek,
Serserilik etmek uzak limanlarda,
Bumbayla seren arasındaki farkı bilmek,
Çok yelkenli bir kalyonu tek başıma götürmek,
Muazzam paralar kazanıp bir anda,
Bir gecede tümünü yitirmek;
Herkesin bir görüşte sevdiği kadınları
En çok ve başkaca sevmek.

En başta ama ve onulmazca
Elsa'yı sevmek, her sabah ona dönmek.

Olamadı elbet.
Tümü çelişti bunların Elsa'yla.
Seçmem gerekti. Seçtim.
Bu seçimi sorgularım belki yaşlandıkça,
Kuşkum yok şimdilik ama.
Ve ilginç yönü şu ki üstelik bu öykünün;
Ne bir mizanaya tırmandım ömrümde,
Ne de tırmanacak olsam bir gün
Elsa'ya dönebileceğim artık indiğimde.







Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:51 .