yolcu
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 19-07-2011, 11:06 #1

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi

yolcu



Kimse beni sevmiyor; Çünkü ben farklıyım. Ben de kimseyi sevmiyorum; Çünkü hepsi aynılar.

[Y.Erdoğan]



AY TUTULMASI

Bir varmış bir yokmuş
Adı kendisi gibi sıcak
Bir oğlan varmış
Adıda Güneşmiş
Güneşin sevdiği bir kız varmış
Onun adına Aymış
Güneş çok sıcak olduğu için
Ay ona hep soğuk davranırmış
Güneş sevmek ve sevmemek arasında
Hep kararsız kalmış
Ve Güneş bir gün
Ay’a ona aşık olduğunu söylemiş
Ay, Güneş’e işte o an tutulmuş
Ve insanlar belirli senelerde gökyüzüne baktığında
Ay ve Güneş’in o aşklarını tekrar yaşarmış.
(Ay Tutulması gerçekleşirmiş)




Benzer Konular
  • Ey Yolcu...
    Ey Yolcu... Ey bu dünya kapısından içeri a...

  • 5 Yolcu...
    “Ocak ayında aramızdan ayrılanlar olacak” diyen Denizli'nin sildiği oyuncular ortaya çıktı: Bobo, ...

  • yolcu.....
    yoLcu..! öylebır yer varmıs ki! gunesın hıc batmadıgı martıların sessızlıgı bozdugu gunluk guneslık bır ...

  • Yolcu...
    Yaşamın anlamını kavramak için dünyayı dolaşmaya çıkan bir genç, gezdiği ülkelerden birinde ünlü bir bilgeyi z...

  • Dur Yolcu!!...


Görüntüleme:9245, Cevaplar:527

İlginizi Çekebilir >
Alt 19-07-2011, 11:10 #2

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


gecenin en cok karardgı bir saatte,sen yine yalnız başınasın...bu enteresan şehirde ve yine elinde bir sek viski kadehi..agzinda adamın ciğerlerini parçalayan bir jitan sigarası...yalnızlık türküsü dinliyorsun içinde efkâr dolu bu hayatın....gecenin en serseri bir saatinde sen dolaşıyorsun sokak sokak..güneş ne zaman doğacak benim dünyama...elinde bir kalem,dilinde annem türküsü,masanın üzerinde bir kağıt parçası,hasretlikten yana bir şiir yazmışsın....





Alt 19-07-2011, 11:10 #3

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


...BAZI ANLAR VARDIR...



Bazı anlar vardır nefes alamadığın
Yaşarır gözlerin bidaha dururmu bilinmez
Bazı anlar vardır yerinde duramadığın
Onunla yaşadığın hiçbişey silinmez...

Bazı anlar vardır dönüpte bakamadığın
Bitmesini istersin ama bir türlü sona ermez
Bazı anlar vardır geceleri uyuyamadığın
Yokluğunda erirsin ama ölüme onsuz gidilmez...

Bazı anlar vardır umutsuzca yaşadığın
Gönlün sadece onu ister başka bişeyi istemez
Bazı anlar vardır kazanlarda kaynadığın
Herşey anlamsız gelir bunu o bir türlü görmez...

Bazı anlar vardır ömrünce yaşamadığın
Mucizen olur hayatın boyunca yitirilmez
Bazı anlar vardır hiç bi zaman unutamadığın
İçinde o varsa eğer kolay kolay bitirilmez...

Bazı anlar vardır uğraşsanda yaptıramadığın
Gülmesini istersin sen ama o bir türlü gülmez...
Bazı anlar vardır arayıpta bulamadığın
Çok ararsın çok yanarsın ama bidaha gelmez...

Bazı anlar vardır hatırlayıpta uzaklara daldığın
Son bi defa dersin ama kader helal etmez
Bazı anlar vardır hiç mutlu olamadığın
Yâr mutlu olmayınca sana mutlulukta yetmez...




яєαℓ ℓovє Bunu beğendi.

Alt 19-07-2011, 12:56 #4

٭»Ѕύpύrqєѕіz CάĐı«

Forum Heveslisi


güzel




OrJinaLAdam Bunu beğendi.

Alt 11-09-2011, 21:48 #5

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Duru bir yeşildi ortalık
Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu
Ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık,
Ağlarda sanki dargın bir kılınç balığı
Pullarını döküyor üstüme
Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir
Belki de anmak için
bi damlacık bir sessizliği





Alt 11-09-2011, 21:49 #6

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Tıka basa sevmişim seni.
Ağzımı her açtığımda;
Dudaklarımdan kelime kelime dökülüyorsun.
Eksilmenden korkuyorum;
Ne mi yapıyorum?
Konuşmuyorum, yazıyorum...





Alt 14-09-2011, 23:31 #7

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Uluorta

-seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin-
-nazlanırsın ama bir gün gelirsin-

düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı asker miyim neyim ben
ekleyip duruyorum sabahları akşama
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe, benim için dua et:
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr. şükrü öncüoğlu'ndan
üç ayda bir reçete.

acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
yolundaydı herşey, ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda
kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçücük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

sorma,
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.





Alt 14-09-2011, 23:32 #8

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Fosforlu Dünya

Gündüzlerin kız gibi
Tüm kadınların sıcaklığı
Gecelerinde
Sofranda aşk en eski şarap
Fosforlu dünya
Güzelim aman
Bir soluk aldım havandan
Halim yaman

Sokuldun
Gözlerimin içine baktın
Yıldızlı göklerin denizlerinle
Soyunuverdin önümde çırçıplak
Hey balam balam balam
Aklımı başımdan aldın

Kim doyabilmiş ki ben de doyayım
Okşamalarına öpüşlerine
Çıkar mı akıldan cilvelerin
Güzel günlerin başı için de
Bileyim bari
Hey gidi kahpe dünya
Fosforlu dünya
Sen kimin yârisin yâri





Alt 14-09-2011, 23:33 #9

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Kentin Gözyaşları

Martın ilk damlaları düştü
Güneşin vedasında bir bayram günü
Yağmur altında mendil satıyordu bir çocuk dilenmemek için
Ve kendini kaybetmişti bir genç kız bilmediği sokaklarda

"son sefer, kalkıyor" diye bağırıyordu kahya avaz avaz,
Bir kadın kocasının kolunda engin hayellerle adımını atıyordu vapura
Vapur köprü, vapur nefes,
Vapur bir ekmek lokması oluyordu dingin sularda
Ve kendini kaybetmişti bir genç kız bilmediği sokaklarda

Simidin yanında peynir satıyordu seyyar denilen satıcı
Seyyar olmayanlar kadar çok kazanmasada
Yağmura eşdeğer ter akıtıyordu helal lokma için
Oltasına takılırsa karnı doyacaktı balıkçının
Bakla falına inanırsa insanlar gülecekti çingenenin yüzü
Ve kendini kaybetmişti bir genç kız bilmediği sokaklarda

Gün kaybolup gece başlayınca
Çirkeflikler kare oluyordu sayıların üstünde
Sarhoş bir sürücüden rüşvet alıyordu yol kenarındaki şişman adam
Altında araba, başında dam, koynunda karı oluyordu çalıp çıpanın

Ötelediğimiz duygular vardı yosma kokan kaldırımlarda
Bir tineci çocuk "abi yüz bin liran var mı" derken
Ülke manzarasındaki yerini o da alıyordu hasbel kader
Bedava olan havayı soluyamaz olmuştu bilmediği sokaklarda kaybolan genç kız

Eskilerden kim kaldı ki,
Kalan bir kasap hamdi
Onun da dükkanının önünde
Her geçen gün daha da aç yalanıyordu bizim tekir kedi

Yağmur en ağlamaklı haliyle düşüyordu kucaklaşırcasına toprağa
Bir şair metelik girmeyen cebini
Sevindirmek istercesine şiirlerini satıyordu
Caddenin kuru kalabalığında

Yağmur dinmek üzeyken, güneş parıldayarak gözyaşlarını siliyordu
Kendini kaybeden kız
Aradığı sokağı meteliksiz şairin dizelerinde buluyordu

"Sen ki;
Kendinden kaçarken
Kendine toslayarak bulursun ancak kendini"





Alt 14-09-2011, 23:34 #10

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Yasaklıyım Büyümeye

gelmelerin
avcumda sarı bir yirmibeşlik
çocukluk ağzımda kınalı şeker
yabanıl dudaklar kalır hediye

yanar su içmem üstüne

gitmelerin
oyunlarda yitirmem ki paramı
çocukluğumun gönlünde cehennem
samanıl yangınlar kalır geriye

yanar su serpmem üstüne

dün çocuktum
bugün ozan

yasaklıyım büyümeye





Alt 14-09-2011, 23:34 #11

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Ölüm Dirim Günleri

Sözcükler yine
Işıltılı, şişman, ince, gülünç, acıklı
Kimi eski dost
Kimi kadın
Kimi yabancı.

Bunu ben yazmışım
Bunu da
İnanılır şey değil bunu da ben yazmışım.
Kantinde çay içerken konuşuyorum
Gilindre'de dam üstünde sesim dolaşıyor
Söylev yerindeki:
O da benim

Peki hangisi gerçek
Gür ve binlerce
Binlerce akarsuya ulanacak olan.
İten güç hani?
Bu sözcükler gördüğüm taş yığınlarından
Okuduklarımdan, insan yüzlerinden
Boş ve anlamsız imgeler mi?

Çok az gördüm satırlarımın
Birini etkileyip sarstığını
Gördüklerimin de çoğu esrimiş
Boşalacak yer arıyorlardı.
Türkülerim, doğrusu en çok beni değiştirdi
Beni koşturdu peşlerinden
Elimden tutup bir yukarı çıkardı.

Arıyorum titreşimin kaynaklarını
"Güzel" demeden
"Kavga" demeden önce
Hangi demirin hangi candamarı kestiğini
Sesler değişik
Anlam bağıl ve değişkenmiş
Olsun
Pıt pıt atan yüreğine inmek bir sürecin
Bütün bu çabalara değmez mi?

Ölüm-dirim günleri yaklaşıyor
Gövdemde gerginlik
En küçük halk birimlerinde kıpırdanmalar
Yönetenlerin beceriksizliği...

Türkülerim
Ağır çamurlu çizmeler geçecek üzerlerinizden
Yarın, pasaklı mürekkep lekeleri diyecekleri size.
Bunlar beni elden ayaktan düşürmüyor.
Duyuyorum dağlardan, köşebaşlarından, koğuşlardan
Duyuyorum odalardan, ciplerden, ırmaktan
Duyuyorum dışımda insan yüreklerinden, dudaklarından
Zorlu ve engin bir çığlık yürüyor dudaklarıma.





Alt 14-09-2011, 23:35 #12

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Bir Ölünün Ağzından

Kabrime çiçek getirenlere gülerim;
Gafil kişilermiş şu insanlar vesselam;
Bilmezler ki bu kabirle yoktur alakam;
Ben o çiçeklerdeyim, ben o çiçeklerim.





Alt 14-09-2011, 23:35 #13

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Ellerimde Bir Göztaşı

Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum
Ne bileyim, bir damlanın böyle deniz olduğunu
Şaştım, mavi bir fal gibi açılınca önümde
Giritli bir ölümüm varmış, bir balıkçı fitil gibi
Patlayacakmış avucunda otuz çubuklu gençliğim
Üç günde mi desem, üç gökte, üç kulaçta mı
Ben ki, o camgöbeği çiçekler açan ağaç
Kırılmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmış
Ne zaman boğulsam böyle yosun kokuyordu ışık
Sabahcı kahvelerde bir çiroz ötüyordu
Ve dalgalarımı geçen o deniz şoförleri
Böyle uyur düşlere bindirmiş gemiler
Uyuklar gibi üstünde mermer masaların
Bir tahta parçasıydım, osmanlı bir kazadan kalmış
Yüzüyordum, islam kaptanın ahşap ayağında
Öbür tahtalara öbür insanlara doğru
Cumhurdu mürekkep balığı, simsiyah yüzüyordum
Ne bileyim, bir korkunun böyle destan olduğunu
Ağardım, nisanlayınca gece, ve yavrulayan yalnızlık
Ya da ilk insanın doğduğu, öldüğü dağdı Moby Dick
Nefes aldıkça filbahriler köpürüyordu sulardan
Çanlar çalıyor kulaklarımda, yunuslar yarışıyordu
Alyuvarlar, dolkuşları ve rüzgar midyeleri
Dedim, dünya gibi bulut yok dünya üstünde
Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum
Ne bileyim, bir türkünün böyle Veysel olduğunu
Açıldım, çıkmaz bir sokak gibi, kapanınca denizde.





Alt 14-09-2011, 23:36 #14

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Meriç

Altındaki kıvrımlar yastan mı sevinçten mi?
İçini okumak güç, köpük köpüksün Meriç.
Çile çile dolanan mor suların mı, ben mi?
Anlamak kolay değil, kabarık göğsün Meriç.

Bakıp da avunurum şu gölgeli rengine
Alın yazılarımız sanki dengi dengine
Sen denize akarsın, ben sonsuza, engine
Bir ucun uçsuzdayken neye çöküksün Meriç.

Boğuk gürültülerin beni sarıyor derde
Benim cedlerim yatar dolaştığın yerlerde
Toprak olan gaziler, o koçyiğitler nerde?
Şahlan, ayaklan! Neye boynu büküksün Meriç.

Hani koskoca Balkan, Purut, Tuna, Vardar
Ne gövdeler, eritti o sular o topraklar
Bunlar baştan aşağı Türk kokar
Beni yaktı bu acı sende bükülsün Meriç.

Şerha şerha aç da gel, altını üste çevir
Her zerresinde bir Türk ve bir şehit yükselir
O topraklar altında ırkımın sesi gelir
Tarih boyunca Türktün, yine de Türksün Meriç.





Alt 14-09-2011, 23:36 #15

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Baştan Ayağa Yâreyim

Baştan ayağa yâreyim
Kangı derde ağlayayım
Dertli olmuş biçareyim
Kangı derde ağlayayım

Ne haberimden alır var
Ne hâle haldaş olur var
Ne bir dilimden bilir var
Kangı derde ağlayayım

Bir yana firkat gayreti
Bir yana hasret firkati
Bir yana dostun hayreti
Kangı derde ağlayayım

Ne belli gerçek kuluyum
Ne onun derd-i diliyim
Ne belli ölü diriyim
Kangı derde ağlayayım

Kaygusuz eder del'oldum
Ne belli Hakk'a kul oldum
Ne belli yandım kül oldum
Kangı derdim ağlayayım





Alt 14-09-2011, 23:36 #16

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Han-ı Yağma

Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var.
Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

* Han-ı Yağma: yağma sofrası





Alt 14-09-2011, 23:37 #17

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Kıyıdaki Elmaya Bir Ses

ey canımın güftesi, eylülün ikinci haftasıydı o sıra
bana gülümseyerek getirdiğin bir bardak suydu o sıra

hatırla denize hiç bakmadık çünkü kıyısındaydık
bir elma kendi kendine büyür dururdu o sıra

bir kıyı ikindisiyle bir elma öyle kendiliğinden
büyürler bir öfkenin ya da bir dağın yanısıra

bir kıyının beslerliği bir elmadan ayrılmaz gibi ama
elma soğuk bir kış akşamında bile yenir ısıra ısıra

bir öfkeyi diriler durmadan elma, ovadan gelir
elbet küfelerle sandıklarla hüzünlerle ardısıra

ey geçmişten gelen konuk, sonsuz düğmelerimi tut
yerlerini yadırgayan sonsuz iliklerin adına

ey canımın güftesi, denize hiç bakmadık, hatırla
tek pencereli bir odada elma yedik ısıra ısıra

elmanın topraktan süzdüğü gemilerin denizlerde gezdiği
bir tatildi, bir geçiştirmeydi, yalnızlıktı bir kusura

neydi, ne doğruydu, nerden vardık yakışmıyor konuşmak bize
öyle barışlar okuyup yalnızlığı yaşamak kara kara

ey canımın güftesi, ey penceresi bütün sıkıntılarımızın
bizim babalarımız neden ölürlerdi hatırla sıra sıra

bu söylediğim iyi bir şarkıdır elle bile hatırlanır
yani şu, ateş ve deniz buluşurlar bir limanda arasıra

yani şu, elma yenir ve balık durmaz kaçar
ama yenilmezler artık buluştukları sıra





Alt 14-09-2011, 23:37 #18

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Tecrübe herkesin kendi hatalarina verdigi isimdir..





Alt 15-09-2011, 08:31 #19

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Bir sabah sen uyurken, bir çığlık kopacak
Bu çığlık seni ve herkesi uyandıracak:
Kalkıp nereden geliyor diye bakacaksın
Baktığında bizim evden geldiğini anlayacaksın
Sen daha şaşkınlığını atamadığın bir anda
Bir sela sesi çınlayacak bu şehrin sokaklarında
Tüm insanlar toplanacak birden oraya
Benim öldüğümü söyleyecekler sana
İnanmak istemeyeceksin onlara
Sonra koşup geleceksin bizim eve
Sarmışlar beni beyaz bir çarşafa Bir hoca,
dua edecek baş ucumda Derken tabuta koymak isteyecekler beni Vermemek için tutacaksın beyaz kefenimi
Yalvaran gözle bakacaksın onlara Dokunmayın diyeceksin ne olur dokunmayın ona: Ben koyarım onu tabutuna
Ellerin varmayacak beni tabuta koymaya Mecbur olduğunu anlayacaksın bir anda Koyacaksın beni o uzun sandığa
Ve dönüp onlara beni sevdiğini söyleyeceksin Sonra dönüp bana İnan bu sözüm yalan değil diyeceksin Sarılıp tabutuma bir off... çekeceksin İşte o an benim aylarca çektiğimi Sen bir anda çekeceksin Geçte olsa hatanı anlayacaksın Bir an yaşlı gözlerle bana bakacaksın Bak sana döndüm diye yalvaracaksın...
Mecburen seni seveni.. Beyaz kefeninde bırakacaksın
Ve o günden sonra insanların dilinde
Geç dönen sevgili olarak anılacaksın !!





Alt 15-09-2011, 08:32 #20

OrJinaLAdam

Forumun Tiryakisi


Bir Eşi Olmalı İnsanın!!!

Bakarken yüreğinin kabardığı,
Gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı...
Aşık olduğu bir eşi olmalı!
Sabah gözlerini açtığında,
yanında olduğunu görüp,
Şükürler etmeli Yaradana.
Koklamalı saçlarını Uyuyan eşine şefkatle bakıp,
Usulca dokunmalı yüzüne,

Bir eşi olmalı insanın!!!

Varlığını hissedebilmek için.
Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla.
Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü...
Kramplar girmeli midesine,
Onsuzluk aklına geldikçe!





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:33 .