Ah Muhsin Ünlü

#1
Tarzını beğendiğim ender şair-yönetmenlerden biridir.


Resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim.
Resulullah yolda Ebu Bekir’i görse ‘Es Selamu Aleyküm Ya Sıddık’ derdi,
ben yolda Ebu Bekir’i görsem tanımam.
Resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
Ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.

Resulullah Azrail’i yolda görse tanırdı;
ben Azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,
derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.

Resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey Allah’ın Resulü;
fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?

Resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki ‘Kızım ha gayret!’;
ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki ‘Anneciğim ölmesen…’

Ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki ‘Anneciğim seni ben…’;
Annem döndü bana bir baktı o bakışı görmeliydiniz.

Resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.

Ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının

Anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…

Resulullah çok şanslı bir insan
annesi öldüğünde o küçücüktü;
benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.

Annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!

Olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
Verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
Resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
Nasıl olsa Resulullah da ölü annem de ölü.

İlginizi Çekebilir


#2
Ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim
Lazım gelen gülleri göğsüme gömmüştüm
Birleşmemiz radikal olacak
Ben kan vereceğim
Bunu daha çok küçükken
Bir filmde görmüştüm!

Ah laikse aşkımız elbet biter bir kışbaharyaz günü
Gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma
Bir çınar gövdesini bir hamle daha yayar
Üç içbükey komodin silah çeker vurulur
Sen gidersin denklem düşer ben aşk olduğumu ağlarım
Bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.
Ben dünyaya karşı 'durmak' ile meşhurum
Olma! Yokluğun dudağıma laciverd lavlar bırakır
Nasıl çekip gitmiş bir şaman
Çekip gitmiş bir şaman değilse en çok
Benim gibi sonsuz bir at
Hiç koşmuyorken de attır!

Biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
Ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
Annem beni hep çok sevdi kız gördüm mü ağlıyorum
Modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum

Ben sana düzenli olarak telefon ediyorum!

Vincit omnia veritas!
Belki inanmayacaksın ama ben bu şiiri ellerimle yazıyorum sevgilim
Çünkü benim gömdüğüm kızlar ara sıra boğulur
Ve laik aşk çarpık toplumlaştırır, doğurma ne olur.

Sirk deseler tek hırkam var, çatışmada bıraktım
Şimdi gidip Beckett okuyacağım, beni de seyret Tanrım!

Öfkemi devletle bir toprağa gömüyorum
Aklımsa çamura saplandı saplanacak
Şems çeker çıkarır kitabı havuzdan; kuru
Ertan, alsana şu tüfeği duvardan benim ellerim ıslak.


#3
Çok severim... Takip edeceğim bir sayfa olacak sanırım ...

I.
geceye koyuldum.
yıldızları dürüp kaldırmışsın
çözdüm indirdim
aya gayri ihtiyari baktım, yıkanmış ağlıyordun
mintanımı değiştirdim, gürze gül çaldım
şems derlerdi inanmazdım
sen kın dedin, inandım

II.
yol sürüyor.
geceyi felç eden sessizliği yaka cebimden söküyor
ve ayaklarıma ilave ediyorum
sanki akdeniz benim oğlum değil
künye kayıp
fünye çekili
gönyeyi kaptırdığım çingeneyse
çoktan Buhara'yı yakmış olmalı
ki bu, lüzumundan fazla para harcıyoruz demektir.

Senin Bıraktığın Yerden AllahuEkber - Ah Muhsin Ünlü


#4
-Ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
-sen beni öpersen belki de ben fransız olurum.

şiirlerini severek okurum ve başlığı görünce ilk bu cümleleri geçirdim aklımdan.


#5
-Rüya Hakkındadan Fazla-

Annemi üzdüm
Böylece hep bana tirenler çarpsın
Çirkin olduğum için aynaya bakmazsam
Güzelim.

Aklıma yeni fikirler boca olunca
Bazen çok terliyorum, bazen ise kan!
Yahya Kemal Madrid'teyken... -yeni öğrendim-
Maalesef seni çok özlüyorum ben!

Ah ki ayna gammazdır Mevlana Mesnevi
Teli kes! Teli kes! İngilizler burdadır.
Evraklarım tamamlanmış toprak muhteris
Devam ettiğin kiliseyle ilga olayım...


#6
III.

İşi bıraktım.
Artık aynaya da bakmıyorum
çünkü
İlan etmek;
Seccadeyi aynı anda kendi gırtlağına da uygulamaktır.

IV.

Seni seviyorum.


#7
-KUŞLAR ÖLÜRLERSE YERE DÜŞERLER-

Yere düşerler ve onları hep Zehra toplar.
Bir tayın üzerinden çok zaman geçer
Vakit çalar ay yarılır zenciler biter
Beni Zehra bilinciyle bir tiren yoklar
Babam girer laborant kendini toplar.
Zehra babamı toplamaz balonlar Zehra
Kardeşleri kedilerden mordur oteller
Bekler kuşlar, ölürlerse yere düşerler
Yere düşerler ve onları hep Zehra toplar.

Bronş patlar kardeşim bir, dağılır lise
Annem yokken bizim evi zenciler sağlar
Elimden bir elmadır düşer yerlere
Yerlere bir elmadır elimdem düşer
Kuşlar hep ölürlerse elmalar düşer
Elma yerde onları hep Zehra toplar.
Elma yerde onları hep Zehra toplar
Elma yerde onları hep Zehra toplar.


#8

"ah aşk!
bir topluluğun fotoğraf çekildikten sonra dağıldığı an."



Ah Aşk - Ah Muhsin Ünlü


#9
-KABLO-

Gidiyorum bu
Bir kaplanın işlek kısımlarını çok yüksek seviyede
tahlil de eder.
Oksijen körükten ayrı tutulur padişah
Yüzüğündeki zehri hatırlar
Anne çöker iş gücü
Tartışmasız mescid kor.

Ah aşk!
Bir topluluğun fotograf çekildikten sonra
Dağıldığı
An.


#10

sen beni öpersen belki de ben fransız olurum
şehre inerim bir sinema yağmura çalar
otomobil icad olunur, zarifoğlu ölür
dünyadaki tüm zenciler kırk yaşından büyüktür.

-senegalliler dahil değil

sen beni öpersen belki de bulvarlar iltihablanır
çağdaş coğrafyalarda üretir cesetlerini siyaset bilimi
o vakit bir sufiyi darplarla gebertebilirsin
hayat bir yanıyla güzeldir canım, sen de güzelsin

-yoksa seni rahatsız mı ettim?

sen beni öpersen belki de aşkımız pratik karşılık bulur
ne ikna edici bir intihar girişimidir şimdi göz göze gelmek
elbette ata binmek gibidir seni sevmek sevgilim
elbette gayet rasyoneldir attan atlamak

-freud diye bir şey yoktur.

sen beni öpersen belki de ben gangsterleşirim
belki de şair olurum seni de aldırırım yanıma
bilesin; göğsümde hangi yöne açmış tek gülsün
yani ya bu eller öpülür, ya sen öldürülürsün.

-haydi iç de çay koyayım.


#11
Birkaç gün önce,
Belki birkaç ay
Gözlerin düsmüstü aya,
ay yoktu ama, gözlerinse yanimda
Sonra bir rüzgar çikti usulca bi firtina
uzaklardan birseyler getirdi bana
belki göremedim ama duydum defalarca.

Birkaç gün önce,
belki birkaç ay
Bir yagmur yagdi asla islatmayan
hiç üsütmeyen ama beni isitan,
Sonra bir müzik duydum
kulagimda olmayan
içimde hissettigim, vücudumda dolasan

Birkaç Gün - Ah Muhsin Ünlü


#12
KUTUB-U ŞİKESTE

Yağmur başladı sen dedim camlara koşdum
Doğursan zulmünden çıldıracakdı deniz
Biz aynı hırkayı giyecekdik Muhyiddin ağlayacakdı
Muhyiddin ağlayacakdı biz aynı hırkayı sırayla giyecekdik biz.

Meğer gül hemen çözülmezmiş hemen gül meğer
Yürürmüşüm ve parçalanmayabilirmiş avrat
Bana düğün salonlarından beri Rab patlat
Şu aynayı koynuma almazsam eğer.

Anlamadığım çocukları balkonuma gömerim
Şeyh gardolaplarıysa ancak yağmur bildirir.
Bir şemsiye sarıklaştırır at, değil midir
Nizamülmülk Gazali Sabbah; koşsalar?...

Kuş patladı, Allah vardır, bisiklet söylüyorum
Fotografı ve'l asr ile açıkla derdi babam
Kuyulardır, derindir, içinde adam vardır
Yusuf bile düşmüştür Aleyhisselam!


Küçük İskender

#13
O kadar arama yapmama rağmen bulamadım. Aramaya inandım. Evet



***




Anneler Oğullarını Affetmez




Annemin elini öper gibi öptüm seni dudaklarından
Annemin cenazesinde kılmadığım namaz kadar masum
Annemin mezartaşındaki imla hataları kadar sarhoş
Annemin vasiyetindeki,
'Oğlumu benim yanıma gömmeyin sakın' maddesi kadar sevecendin.

Bazı eski romanlar
'Yıl bin dokuz yüz bilmem kaç' diye başlardı,
ben çocukluğuma, çocukluğumun çocuk romanına,
senin oyuncaklarını kırarak başladım.
Ben her sonbahara hep yaz'ı kırarak başladım.
Yazları kırarak sonbaharlara başlamak...
Bunlar benim sevişirken kaybettiğim savaşlardı!

Firari bir aşka saklanacak kalp bulmak
Anneme talip olan yalnızlığın sorumluluğundaydı.
Belki o kadının ölüm nedeniyle ısınan gözlerinin,
uzak şehirleri hatırlatan soğukluğunda
bir kalp bulmak
bir kalbe çevrilmeyeek bir teklif sunmak
okyanusları birleştiren hayali aradenizlerin sonundaydı!

Ah, nasıl unuturum,
Ah ben nasıl unuturum ki
annem lohusayken karnına bir gül koymuştu!
Gül bu
durur mu hiç yerinde
annemin karnına yepyeni bir rahim oymuştu!
Benim çıktığım rahim, cehennem
gülün oyduğu rahim, cennet!
Bütün bu mağaraların demir zemberek kapılarında
babamın spermlerinin yazdığı metinler
kutsal ihanet metinleri, kutsal cehalet yeminleri,
ölü kardeşlerim
doğmamış kardeşlerim
doğmamış melek kardeşlerim, peygamber kardeşlerim, cin kardeşlerim
hepsi,
ama hepsi, karanlığın serseriliğinde pervasızca donmuştu!
Annemin öldüğü gece kazıdım kafamı!
Kazıdım kafamı kafatasıma kadar! ,
Siyah bir tişört giydim, siyah bir pantolon
siyah çoraplar ve siyah botlar
simsiyah bir palto giydim! Simsiyah bir gece giydim yüzüme!
Sana geldim yas tutar gibi
Sana geldim yağmur altında, bütün atları yaralı bir posta arabası gibi
Annemin elini öper gibi öptüm seni dudaklarından
'Beni annemin yanına gömme sakın' dedim sana
'Beni hiç gömme, ben hep burda kalayım'
'Bu evde çürüyeyim seni ıhlamur kokan yatağında'
'bu evde dökülsün etlerim
yaz'ı kırarak sonbahara başlayan bir ağacın döktüğü yapraklar misali'
Annemin elini öper gibi öptüm yine seni dudaklarından
sonra alnıma götürdüm dudaklarını ince ince, kibarca
'Affet beni anne' dedim
'Affet, tüm bunlar bir ölünün hayatta kalma heyecanından! '


#14
Üçüncü İblis

ketum kuyu:
yaratığın içindeki uçurum, ruhuna doğru genişleyen
büyünün, ılınan gizligeçit; morsuz. ümit düşkünü yan-
gın, esriyerek kendi kumandanlarından. rüzgarın yele-
lerinde turuncu atlar, dörtnal geçtiler gri-tül kan-
yonlarını. kopya ölüm, yayıldı, dökülen yağmur gibi
bir mürekkep şişesinde yıllarca saklanan, çıkarsız
aşka.
baştan çıkardı koku, dudaklarını.
baştan çıktı bahar.
mamafih, artık bahtiyardır hayat,


#15
Yara

Kör noktalar vardır her aşkta
İnsan doğar ölmez o suçla
Orada o küçük çoçukla kalan
Ağlar hayatın sonsuzluğuna

Kim tutar ki elini bir daha
İçini kanatan bir rüya olur bu yara
Bir masalın sonunda ölüme
Aşkını anlatan bir kadın olur bu defa

Hiç konuşmaz bazen gül susar
Yaprak titrer acıyla düş yanar
Orada o güzel uykuda hüzün
Büyür büyünün sonsuzluğuna


#16
Çok severim



Alpha

Nehirlere karışan zehirli atıklar gibi
ağır ağır akarak kanıma karışmakta
yokluğun!

Hiç sormadım, neydi başka elbiseler içinde bulduğun
aynı askıyla dolaba kaldırılan iki güzel yelektik biz
güveye benzer bir şey oldu suskunluğun!.. anladım ki:

aşk naftalinlenmiyormuş meğer, eğer kanıtlanmıyorsa suçun!

Küçük İskender


#17
Ölümü De Kusacağım

çınar ağaçları ölüm orucunda
haşarat ayaklarımla geldim geceye
bu şehir şimdilik şurda unutulsun
uzun bir bıçak vardı ya avucumda
kendi kendini kanatırdı sessizce

sevdiğim adamın adi: sokak adları
sokak atları ve sokaksız yalnızlığım
içimde tuzlu bir magma taşırmışçasına
yüzüme geldim yüzümde kuru çam yaprakları
çamlar dediysem inanmanız da gerekmez
pencerelerden sarkıtılan
kaçık erkek çorapları.. aaah! ölüm!
zulmettikçe hicvedeceğim seni
içeceğim anasını satayım
kusacağım da! her yere bakan gözlerimle..
tut elimden istanbul!
tut elimden pis fahi*e
tut ki elim sana bir mektup gibi kanasın
tut ki elim bir an olsun sıcak
bir an olsun bir sübyan ağlayışı gibi
imzasız kalsın!


#18
Bir Martıyı Ağlattın Sen

1..

bir martıyı ağlattın iste
bir çocuk garanti intihar eder artık
kutur küfrediyor gece imanıma
bir yaprak kırılıp suya düşüyor
su yaralanıyor su kanıyor şelale!

ah nasıl titredim tensiz
bir piyanist büküldü sanki
kesişen ayrışık doğrular gibi
çarpışıverdim yüzünle. Yüzün
öyle düzgün suna bir el yazısı
yüzün yüzüme aksedince
yüzün ayna alnımda
yüzün uzun hüzünlü bir alınyazısı!

bitmemiş bir ömrün yalanısın
sen: kabuslarımın tabiri
çocukluğumun arta kalanısın!
öldüreceğim kendimi dudaklarınla
dudakların etle, şehvetle seferber
sen! bana inen son kutsal kitap
son fakir yatır
son aciz peygamber!

bir martıyı ağlattın iste
bir çocuk garanti intihar eder artık

2..

sonra sabaha karşı bir ceren de ölür

benzin istasyonlarına çektiğin
otomobilden akan yeşil yaşlar
neyin nesi bir sabit aşkın tasviri,
suyun uykusu yok! su rüya işitmez artık!
indirin beni senin yüzünden

ucuz peynirler, ah kötü şaraplarla
ucuz hüzünler, ah kötü hatıralarla
geçtigeçtigeçti geç'ti ömrümüz
o zaman keserim ben de kötü kollarımı
ucuz jiletlerle
o zaman inlerim ben de kötü çocuklar
ucuz sevişmelerle
hep bir boka batmış hokkabaz fırlar
yaralaran
yaralardan lav gelir meni gelir
lav meniye bulanır ihanete dökülür
eskimiş sevgililer bulup geceleri
dövüşürüm sokak sokak
tırnaklarımı söke söke dirilir ihtiras

sen bir cam kırığısın kalbime gömülü
ilerliyorsun yavaş yavaş kanatarak
ha varlığın ha bir angın
ha temaslar ha bir kuran
farketmedi yağmur hiçbirimizi!
kaçışacağız içimize
karışacağız seninle hayat zerrelerine
senin avucunda bir tül ipliği kırıntısı
benim saçlarımda bir güz ikindiciği

karının biri arebesk okuyacak adımıza
içip içip sapıtacak birileri bizim için
sonra.. sonra, unutulacağız bir gün
derin bir yorgunluk kalacak yerimizde..

'bir martıyı ağlattın ben bir çocuk
sen bir çocuk intihar eder artık'


#19
-Kadınımın Hayatı-

Kediler raflara düşüyor baba!
Kabr üşüyor, damar paslı, koma lütufkâr
Ki tedbir dahi kemik ve mutlaka kar
Yağıyor, kiltleniyor bana bir terzi

Seviyorum çölde çana gerek yok, mersi.
Zift çözülmüş baba derim sıyrılıyor bu taşra
Çok aşık bir polis geçse, vakit daralsa
Ağlamayın kediler
Zina
Sîna
Si.


#20
ÇARMIHA GERİLİŞ’TEN AYRINTI

Annemi özledim. Özlemi anniyorum. Anlıyorum. Zenit bana ne söylediydi, hatırlanamıyor. Kurumlar ve kuramlar beni anneme üzüyor. Bende şiir yazabilme kaabiliyeti varmış, öyle söylüyorlar. Ne dediğimi bilmemek istiyorum. Hakkımı aramamak istiyorum. Boş başıma dolaşmak istiyorum. Sosyalleşmek istememek gibi bir hak tanınmak istendiriliyorduğum. Sahipsizim. Sonra sokokta dolaşırken her şeyi rasyonalize etmek durumunda kalıyorum. Bazı kediler rasyonalize olmak istemiyorlar. Annem rasyonel ne demek, ağlamıyor. Kendimi bana bırakmak istiyorum. Annemi özlediğim için kızlardan uzak duruyorum. Kızlar bana yaklaşmakda zorluk çekiyorlar. Köfteci de öyle. O da bana yaklaşmakda zorluk çekiyor. Canım akşamları daha çok sıkılıyor. Annem daha çok. Akşamları hava siyah oluyor. Havaya bakıyorum. Hava bana bakıyor. Bana salık verilecek sevgiliyi doğrudan reddetmek durumundayım. Kızlar bana önem vermemek hususunda tutarlılar. Köfteci de öyle. O da bana önem vermemek hususunda tutarlı. Annemi özleyince, annem yok ya hani, böylece Hayati’ye bakıp, Hayati’ye bakıyorum işte. Yani şey oluyor. Hayati benim hayatımda etkili bir yere sahipmiş ben de hani Hayati’ye bakıyorum ya, hah, işte Hayati’nin yani şey.

Sonra dışarı bakanca bir küçük irrasyonel kedi görüyorum. Kedi bana aç aç bakıyor, ben ona artık annemi özlediğim için konuşmakmak istemediğimi ancak rasyonel anne kedisiyle gidip gitmesini işte istedim. Kedi bana bakıp gitti. Ben gece korkunca istemediğim kitaplar okuyup anlamadığım annelere saygı duyuyorum. Ataya saygı hamurumun içinde varmış. Benim hamurum orda. Annem beni sevip özler. Ben de böylece yalnızken annemi düşünüp irrasyonel kedi gibi annemin peşinden gidemem. Sonra annemi de rasyo... Neyse...




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:30 .