#81
#


Yüküm ağır!
Yüküm çürük bir diş kadar ağrılı
Günü gelmiş bir hamilenin kıvranışı kadar da sancılı…
Damarıma damarıma vururken sen parçalarıyla büyüttüklerim
Sevgiye aç kalacağına kucak aç
...Aşk kemiğe dayandı artık sevgilim!...

Ezgin KILIÇ




#82
#


Bir yalnızlık ki bende gizlidir.
Öyle bir şeydir ki ne anlatılır ne anlaşılır.
İçtedir içerdedir.




#83
Nehirlere karışan zehirli atıklar gibi
ağır ağır akarak kanıma karışmakta, yokluğun!

Küçük İskender



#84
Binmediğim hiç bir otobüs Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde.
Gittikçe azalıyor hayat Neyi erken yaşadıysam Hep ona geç kalıyorum.
Sana göçüyorum her sonbahar Yolların çıkmıyor aşkıma.
Unuttuğun yağmurların adı saklımda Seni içimden terk ediyorum.
Susmaktan yoruldum!
Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri Efkar demliyorum gözlerimde yaşlarımı,
yanağıma varmadan öldürüyorum.
Tam sancağım...dan yaralıyorum kendimi Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp Seni içimden terkediyorum.
Ne unutacak kadar nefret ettin Ne hatırlayacak kadar sevdin Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum.
Beni hep bulmamak için aradın Yanılgımdın Yandığımdın Yangındın.
Sensizliğe yenilmek Sana yenilmekten zor olsada Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak Seni içimden terk ediyorum ..
Şimdi İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan İki yarım kaldık Tamamlayamadık bizi.
Elinden tutamadık yanlızlığımın Saçlarımıda uzaklarına gömdün İçimin mavisi senin okyanusundandı Al! geri veriyorum.
Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim Sana bensizliği terkediyorum
"Yârime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?
Ne tuaf değil mi? İçimi acıtanda sendin Acımı dindirecek olanda ..
"Ya öldür beni"dedim Ya da git benden İçi bulanık bir sevdanın ucunda Seni kaybettim ..
Aldırmadın aldırmalarıma Bir gecede yakıp yârini Şafaklara sattın ihanetini.
Küllerime basanlar bile utandı yaptığından İşte soluk bir ömrün son nefesi Benden İçimden Terkediyorum!
Kahraman Tazeoğlu.


#85
Kadın ;
"Beni sevdiğini ikna et kendine" diyordu #
Adam belli ki kırılmıştı #

...Susuyordu...

Bir önemi kalmıyordu belki konuşmanın
#
Ve kadın ;
Galibiyetini kutluyordu...

Adam son kez gözlerine bakarak ;
"Aşk'olsun sana be kadın
#
aşk'olsun...
Varlığının değerini
#
yokluğunda biçtim ben..." diyordu...

Ve masal
#
Pembe incili kaftanı giyerken üstüne #
Kadına da yalnızlığı biçiyordu...

Ne kadın
#
Adamın kendisini sevdiğine ikna oluyordu
Ne de adam
#
Kadının birgün kendisini severse mutlu olacağına...

Ayrılık bu ya ;
"Masal" işte tamda burada bitiyordu...

#


#86
#

Kolay değildir;Uğruna herşeyinizi verdiğiniz insana yabancı gibi bakmak.


#87
Ayrılık ruzgarının etrafta sinsice kol gezdıgı sonbahar..
Kah guneslı sevdaları kah fırtınalı pişmanlıkları tarif edilemez bir acıyla içinde saklayan

sonbaharın o en yalnız eylül'ü
Mehmet Rauf-eylül
#



#88
Ve ben gözleri çok güzel olan bir oğlana aşık oldum.
Ardından yıldızlı geceler bile anlamını kaybetti.
“Gökyüzüne baktığında takımyıldızları bulmaya çalışmaktansa O’nunla aynı gökyüzünü paylaştığını düşün! O’ndan kaçmayı bırak artık!” Beceremiyorsun işte…

#


#89
#
Kaç kere bütün gecemi ağlayarak geçirdim, hatırlamıyorum.
Beni kaç kere kırdın, onuda hatırlamıyorum. Acı çekmek isteğe bağlı olmalıydı..


#90
Başlangıçta doğruydu belki.
Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp,günden güne hayatıma yayılan, varlığımı ele geçiren,büyüyüp kök salan bir aşka bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim,ben sende bütün aşklarımı temize çektim.
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana,bütün kazananlar gibi,terk ettin.
#


#91
#
(:


#92
Manni: Lola, ben ölsem ne yapardın?
Lola: Ölmene izin vermezdim.
Manni: Pekala ya ölümcül bir hastalığa yakalansaydım?
Lola: Bir yolunu bulurdum.
Manni: Ya komada olsaydım ve doktor ”sadece bir günü kaldı” deseydi?
Lola: Seni denize atardım. Şok terapi.
Manni: Tamam ama yine de ölseydim?
Lola: Ne duymak istiyorsun?
Manni: Söyle hadi.
Lola: Rügen’e giderdim ve küllerini rüzgara doğru atardım.
Manni: Ya sonra?
Lola: Ne bileyim ben sorun çok saçma.
Manni: Ben cevabı biliyorum. Beni unuturdun.
Lola: Hayır!
Manni: Kesinlikle unuturdun yoksa hayatına devam edemezdin. Tamam ilk haftalar yas tutardın. Fena fikir de değil. Gerçekten üzülecek, ağlayacak, yas tutacaksın. Her şey bitti gibi gözükürken, herkes senin için üzülürken, ne kadar güçlü bir kadın olduğunu kanıtlardın. Herkes senin için ” Ne güçlü bir kadın ağlayacağı yerde nasıl da dimdik duruyor.” derdi. Ve bir gün yeşil gözlü bir yakışıklı çıkardı karşına. Çok anlayışlı, şefkatli, bütün gün seni dinleyen bir tip. Ona ne kadar acı çektiğini anlatırsın. Yaşadıklarının senin için ne kadar zor olduğunu hayatın devam ettiğini ve zamanın ne göstereceğini bilmediğini söylerdin. Ve sonra beni silip onunla birlikte olurdun. Bu işler böyle yürür.
Lola: Manni.
Manni: Ne?
Lola: Sen daha ölmedin.

#



#93
Hepsi harika teşekkürler


#94
#

Ne kadar yorgunsun. Kaç yaşındasın ki sen? On dokuz mu gerçekten? Bilmiyorum.
Aslında bıktın sen. Yordu seni bir şeyler. Dayanamıyorsun. Ama hayatta seni hala sevenler, düşünenler var. Aklındalar hep. Onlara kıyamıyorsun. Anlıyorum. Ama yorgunsun. Yüzüne baktığımda gördüğüm sen değilsin artık. Gözlerine çökmüş kendi karanlığın. Nerde o eski yaşam sevincin? Eski mi oldu gerçekten? Pek gülmüyorsun değil mi artık? Yoksa pamuk şekeri de mi sevmiyorsun? Üzüldüm.
Aslında sadece bir kişi var biliyorum. Seni ayakta tutuyor. Kendi karanlık düşüncelerin boğmuyor seni onun yanında. İyi ki var. Anlıyorum seni. Yoksa hep boşverecektin. Sen sadece boşverecektin.
Peki gözlerinin altı niye mosmor? Uykusuz musun sahi? Uyuyamıyor musun nicedir? Düşüncelerin uyutmuyor. Ben söylediğimde kızıyorsun ama kuruntuların uyutmuyor işte. Belki de sen haklısın. Sade bir kahve yapıp uykuya meydan okuyorsun sadece. Düşüncelerinden değil hani. Aslında uyumamalısın. Doğru. Kabusların da bırakmıyor peşini. Anlayabiliyorum. Asıl sebebi bu değil mi?
Özledim seni biliyor musun? O çılgın, rengarenk insanı özledim. Niye yapamıyorsun ha? Anlasana. Sen bu değildin. Bak itiraf zor değil. Sadece onun için yap. Onun için güçlü olsana. Seviyorsun madem neleri ortaya koyduğunu göstersene. Böyle yapamazsın. Bu halde yapamazsın. Biliyorsun işte sen de.
Ah, ne çok dert dinledin sen. Ne kadar zorladın kendini. Nasıl da benimsedin acı olanları. Yapmamalıydın. Sana söylemiştim ben. Dinlemiyorsun değil mi? Dinlemeyeceksin de hiç bir zaman. Başına buyruk olmaya alıştın.
Bak kendini ne hale getirdin. Gör artık. Hadi kalk sadece. Denemeyi seversin sen. Yaparsın da biliyorum. Hadi kalk. Sonra koş. Beyninin gidebildiği yeşilliklere kadar. Özlediğin haline kadar. Koş sadece. Ama arkana bakma. Beni görmen işe yaramayacak. Ben senin en kötü halinim. Ben bir katilim. Senin renkli dünyanın katili. Uçsuz bucaksız düşüncelerinin önündeki engel. Sana git diyorum ben. Ne duruyorsun? Hadi git. Kendine gel. Karşımda seni görmek istiyorum ben, bu ölümü özlemiş, ona susamış suratı değil. Seni, yaşamı görmek istiyorum ben. Git hadi. Hoşça kal.




#95
#


Ya aşkta ya kumarda kazanırım diye bir garanti yok .
Ya kazanmaya çalıştıgım aşk en büyük kumarsa ?


#96
#
Hep aynı başlıyor / bitiyor ..
Ve; iki kişiden biri vazgeçiyor..
Ve; biri hep daha çok / çok seviyor .



#97
Bazen çok fazla özlüyorum,
Sonra geçiyor demeyi çok isterdim aslında / ama geçmiyor.
Yaşanan ne varsa giderken herşeyi yanına al isterdim, yokluğunun yanında, anılarının ağırlığı sensiz taşınmayacak kadar büyük çünkü.
Gel istiyorum ama gelmeyeceksin biliyorum, ve ben seni artık özlemekten de gelmeyeceğini bile bile beklemekten de yoruldum..
#


#98
Bir türkümüz vardı şöyle başlıyor veya devam ediyor: “Ben ahlâkın beğendim / Cemalinde gözüm yok.”
İşte bu anlayıştan, doksan altmış-doksan’a nasıl gelindi? Bunu gerçekten tartışmamız gerekiyor.”


(İbrahim Tenekeci)

#




#99
Bir idam mahkumu ölümünden bir dakika önce şöyle düşünmüş:
Eğer yüksek bir yerde,... bir kayanın üzerinde, iki ayağımın sığacağı kadar bir yer verseler ve deseler ki,
"Çevrende okyanunslar, altında uçurumlar, korkunç bir yalnızlık içinde böylece dikilmeye razı mısın?"
Bütün samimiyetimle şu cevabı verirdim: "Evet razıyım! Yeter ki yaşayayım, binlerce yıl bile olsa böyle yaşamaya razıyım."
Aman Allah'ım, ne yaman bir gerçek! Yaşamak, her şeye rağmen yaşamak...

-Suç ve Ceza-/Dostoyevski


#100
#
Sana karanlıktan bahsetmeliyim, koyu renkli karanlıktan, ölüme çalan karanlıktan,
yapayalnız bir karanlıktan, bir de kendi siyahlığından korkan karanlıktan.
Hiç güneşi öpmeye çalıştın mı dudağından?
Tam da bu işte gözlerimi en sencil bakan yerinden dağlayan...//




Dedde. - Morfinsiz Çekilen Düş Sancıları











Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:05 .