"Geçer Gider Hayat"
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 23-11-2011, 02:39 #21

Zahir

Forum Üstadı



Hisler de eskide kalabiliyordu .Bir zamanlar sürekli yasanilan bir duygu eski bir fotografin bir cekmecede unutulmasi gibi ruhun derinliklerinde unutulabiliyordu .

[Kahraman Tazeoglu]




üⓣⓞⓟⓘⓚ Bunu beğendi.

Alt 23-11-2011, 08:44 #22

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Alıntı:
KaLbinde_SakLI´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Hisler de eskide kalabiliyordu .Bir zamanlar sürekli yasanilan bir duygu eski bir fotografin bir cekmecede unutulmasi gibi ruhun derinliklerinde unutulabiliyordu .

[Kahraman Tazeoglu]
tşkler

Her gündüze uyandığımda
Yeni bir hayat derdim içimden
Gece ölümün soğukluğu
Ve bende acının korkusu
Sözler verdim... Tutamadım.
Bir zaman sonra ben oldum
Gündüze bakıp ağlayan
Gecenin karanlığında
Dünyayı sarmalayan.

Ataol Behramoğlu





Alt 23-11-2011, 08:58 #23

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


































Alt 28-11-2011, 14:59 #24

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Falcı kadın yalan söylüyor yalan
Bizi birbirimiz için yaratmış Tanrımız
Nasıl mümkün değilse
Yıldızları toplamak gökyüzünden
Öylesine imkansız bir şey aşkımız





Alt 28-11-2011, 14:59 #25

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Kurudu gölgesinde oturduğumuz ağaçlar
Bahçelerde sevdiğin çiçekler kalmadı
Sadece hatıralarda ebedi olan
Vazgeçemediğimiz, unutamadığımız
Onlar bile bize yar olmadı





Alt 28-11-2011, 15:00 #26

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Unut benden kalan ne varsa
Unutmak tesellidir yalnızlığın
Güneşi bir kadeh şarap gibi içip
Delicesine sarhoş olmak
En güzel tarafı imkansızlığın





Alt 28-11-2011, 15:00 #27

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Ümitlerimiz fırtınalı denizler ortasında
Bir hurda teknedir şimdi
Dalgalar dünden daha zalim
Rüzgar daha hoyrat
Ne bulut var ufuklarda ne gemi





Alt 28-11-2011, 15:01 #28

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Mevsimler toz pembe değil
Gündüzler gecedir, geceler zindan
Güneşin doğmasını beklemek boşuna
Boşuna artık medet ummak
Taş kalpli zamandan





Alt 28-11-2011, 15:01 #29

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi
Paramparça, kırık dökük aşkımız
Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü
Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü
Büyük aşkımız

Ümit Yaşar Oğuzcan





Alt 06-12-2011, 09:12 #30

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Gelen giden vurmuş hayatım boyu,
Acıyla kesişmiş her yolumun sonu,
Ha bir olmuş ha bin farkı olur mu?
Ne çıkar birde sen vur be kader,
Gülmeyi unuttum seneler önce,
Değer verdiklerim bir bir gidince,
İçimdeki tek sevgide ölünce,
Ne çıkar birde sen vur be kader,
Namertlikmiş yaşamanın tek yolu,
Çevremde kahpelik, yalan diz boyu,
Ben bile unuttum kim olduğumu,
Ne çıkar birde sen vur be kader,
Yaşamak umudu biriktirmiyor,
Sevgi söze dökülmeyle bitmiyor,
Yüreği taşımaya yürek istiyor,
Ne çıkar birde sen vur be kader .,
Günlerdir bir haber almadım senden kader,
Beni unutmaya yemin mi ettin?

Çaresiz,ce dökülür yaşlar gözümden,
Beni ağlatmaya yemin mi ettin kader?
Sen yoksun dilimde şarkılar suskun,
Resimlerim anılarim mahzun,
Yalvarırım artık gel ne olursun
Benden ayrılmaya yemin mi ettin ey kader?
Yakıyor içimi sensiz umutlar,
Çöküyor gönlüme kara bulutlar,
Kalbimde cevapsız binbir soru var,

Beni terk etmeye yeminmi ettin sen kader?


Yemin Mi Ettin? kader Yemin Mi Ettin?

****DoLunaY yüreğine sağlık***
**tskler**








Alt 06-12-2011, 09:24 #31

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Öyle bir hayat yaşıyorum ki,Cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki.Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazılar seyrederken hayatı en önden,Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,Hem kızdım hem güldüm halime,
Sonra dedimki ’söz ver kendine’Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki,Son yolculukları erken tanıdım.
Öyle çok değerliymişki zaman,Hep acele etmem bundan, anladım…




yüreğine sağlık tşkler
DoLuNaY




ßiiSDekti Bunu beğendi.

Alt 06-12-2011, 09:31 #32

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Oynamıyorum Artık Ben Usta,
içimde bir Aci var ki ustam,
gözlerimin gülmeyişi ondandir,

ondan bögle sessiz sessiz aglamam,
içimde bir suskunluk usta,
ne kaleme sözüm geçer ne kagıda,

ne kadarını anladın bilmem ama,
oynamıyorum ben artık usta ;
hayat denen bu umarsız oyunda,
çocuklukta kaldı ne varsa,
çamurdan yaptıgım evler,
karne hediyesi uçurtmada ;
çocuKlukta kaldı usta,
Artik büyüdük hersey kirlendi be ustam,
herseyin rengi degişti
dilimde bir türkü varki ustam,
oynamıyorum ben artık usta ;
hayat denen bu umarsız oyunda,
çocuklukta kaldı ne varsa,


tadı kaçtı
düzeni bozuldu,
hem usta çabalama boşuna,
ben artık oynamıyorum;
oynamiyorum ustam
hayat denen bu umarsız oyunda,
sıkma usta sıkma bosuna,
yakama yapışmış birkere bu bu acilar,
sen nekadar ugrassanda,
gülmez Kader bana gulmezzz,
birakmaz bu acilar beni usta birakmaz ustam,
birakmiyor birakmiyorki,


****DoLunaY yüreğine sağlık***
**tskler**








Alt 06-12-2011, 09:55 #33

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Anılar defterin de gül yaprağı gibi
unutuldum kurudum
Başıma düşmüş sevda ağı
Bir başıma tenhalarda kahroldum
Sen kim bilir
Rüzgarlı eteklerinle
Kimbilir hangi iklimdesin
Ben sensiz bu sessizlikle
deliler gibiyim
sensiz bu sessizlikte
Ayrılıkla başım belada
Gözlerini çevirme gözlerimden
Yoksa sensiz bu sessizlikte
Kahrolacağım
sensiz bu seslikle

Cahit Zarifoğlu





Alt 06-12-2011, 10:11 #34

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar,
Ne şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni,
Yırak vehmim de gölgeni,
Gelme artık neye yarar....

Necip Fazıl Kısakürek





Alt 06-12-2011, 10:23 #35

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Gönlümle oturdum da hüzünlendim o yerde,
Sen nerdesin, ey sevgili, yaz günleri nerde!
Dağlar agarırken konuşmuştuk tepelerde,
Sen nerde o fecrin agaran daglari nerde!
Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi,
Hulya gibi yalniz gezinenler köye indi
Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi,
Gönlümle, hayalet gibi, ben kaldım o yerde.

Yahya Kemal Beyatlı





Alt 06-12-2011, 10:25 #36

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK



Dayan Kalbim

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

(1972)

Necip Fazıl Kısakürek





Alt 06-12-2011, 10:26 #37

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Nehir gibi akıyor yüreğimin sahillerine

Tas merdivenler gibi, asinmiş ayaklardan,
Secde yerine çarpa çarpa alinim aşınsa
Göklerin kaimcisiyle yediğim dayaklardan,
Erisem de, tabutum boşmuş gibi tasınsa

Bir garip insan olsam, benzemez hiç kimseye;
Tek hece bilmez, tek renk görmez, tek ses işitmez.
Karanlığı, yoğursam nura döndüresiye.
Tırmansam o ana ki, yek paredir ve bitmez.

Necip Fazıl Kısakürek





Alt 06-12-2011, 10:28 #38

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Rüzgar mi dedim...
İsterim ki saçların dağılsın.
Gece mi dedim.
Hemen düşüncelere dalmalısın.


Aşk der demez
Kalbin hızlı çarpmalı.
Sabah, dememe kalmadan
Uyanmalısın.

Özdemir Asaf





Alt 06-12-2011, 10:30 #39

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK

Eğer ÜŞürSe


ahmet altana ait bu yazıyı zevkle okuyacağınıza inandığım için paylaşıyorum okuyan gözlerinize sağlık,



Bir kadın `ben üşüyorum` dediğinde, bunun cevabının `üstüne bir şey al,` `istersen bir taksiye binelim,` `eve geldik zaten` türünden bir söz olmadığını, `üşüyorum` dediğinde kadının `bana sarılsana` demek istediğini ve ona sarılmak gerektiğini öğrenmek epey zamanımı aldı. Sanırım binlerce yıl boyunca isteklerini açıkça söylemelerine izin verilmediği için `gizli bir dil` geliştirmek zorunda kalan kadınlar, bu kadar basit bir şeyin erkekler tarafından niye anlaşılamadığını, niye `emeceklerine üflediklerini` hiç anlayamazlar. Erkeklerin, bakkal dükkanının arka tarafındaki salak küçük oğlana benzediğini düşünürler: `Anlayışsız ve beceriksiz salaklar.`


Ben ne zaman bu konuyu düşünsem aklıma hep Amarcord filmindeki o sahne gelir.

Koca memeli bakkal kadın, köyün ufak oğlanlarından birini bakkal dükkanının arka tarafına çeker.

Hayatında hiç çıplak kadın görmemiş oğlanın meraktan ve heyecandan faltaşı gibi açılmış gözleri önünde o inanılmaz büyüklükteki memelerini çıkartır.

Kendisine bakan küçük oğlanın ağzına verir memelerinden birini.

Ve öfkeyle azarlar sonra oğlanı.

- Üflemeyeceksin salak, emeceksin.

Kadınlarla erkeklerin konuşmalarının bir yerinde hep, `üflemeyeceksin salak, emeceksin` tuhaflığının yaşandığını düşünürüm.

Kadınların bir şey söylediklerinde aslında başka bir şey söylemek istemiş olabileceklerini kendim mi farkettim yoksa bunu bana bazen usulca bazen sabırsızca sözleriyle kadınlar mı öğretti şimdi tam çıkartamıyorum.

Ama bir kadın `ben üşüyorum` dediğinde, bunun cevabının, `üstüne bir şey al,` `istersen bir taksiye binelim,` `eve geldik zaten` türünden bir söz olmadığını, `üşüyorum` dediğinde kadının `bana sarılsana` demek istediğini ve ona sarılmak gerektiğini öğrenmek epey zamanımı aldı.

Sanırım binlerce yıl boyunca isteklerini açıkça söylemelerine izin verilmediği için `gizli bir dil` geliştirmek zorunda kalan kadınlar, bu kadar basit bir şeyin erkekler tarafından niye anlaşılamadığını, niye `emeceklerine üflediklerini` hiç anlayamazlar.

Erkeklerin, bakkal dükkanının arka tarafındaki salak küçük oğlana benzediğini düşünürler:

`Anlayışsız ve beceriksiz salaklar.`


Sevgi ve şefkat eksikliğine hiç tahammül edemeyen, bunların `açıkça` söylenerek elde edilmesinin ise elde edilenin değerini düşüreceğine inanan kadınların niye isteklerini düpedüz söylemedikleri ise erkekler için hep bir sırdır.

Duygularını göstermenin kadınlara özgü bir davranış olduğunu sanan erkekler, açıkça sevgilerini ve şefkatlerini göstermekten hep utanırlar.

Farkında olmadan, onlar, bu duyguların gösterileceği tek yerin yatak odası olduğuna inandıklarından, kalabalıkların içinde sevgi ve şefkat gösterdiklerinde, herkesin seyrettiği bir yerde sevişiyorlarmış hissine kapılıp tedirgin olurlar.

Erkekler için duygular, kapalı yerlerde yaşanması gereken `mahrem` şeylerdir, kadınlar ise bunu hayatın her anında yaşanması gereken bir şey olduğunu düşünürler.

Hemen hemen hepsi gizli bir `derebeyi` olan erkekler, kadınların her isteğinde, her talebinde bir isyan, bir başkaldırı hatta bir hakaret görürler.


Erkekler için duygular, kapalı yerlerde yaşanması gereken `mahrem` şeylerdir, kadınlar ise bunu hayatın her anında yaşanması gereken bir şey olduğunu düşünürler.

Hemen hemen hepsi gizli bir `derebeyi` olan erkekler, kadınların her isteğinde, her talebinde bir isyan, bir başkaldırı hatta bir hakaret görürler.

Erkeklerin bekledikleri, kadınların `üşümeleri` ya da `acıkmaları` değil, erkeğin yanında soğuğu ve açlığı hissetmeyecek kadar kendinden geçmiş bir aşka kapılmaları ve bu aşkı taleplerini dile getirmeyerek göstermeleridir.

Galiba o yüzden, erkeğin biraz kadınsılaştığı ve duygularını alabildiğine özgür bıraktığı aşkın ilk günleri geçtikten ve erkek yeniden erkekliğine döndüğünde, kadınlar `üşümeye` başlarlar.

`Benim uykum geldi` dediğinde erkeğin onla beraber yatmamasını, perhize başladığı sırada aniden bir hoşluk yapma isteği duyan erkeğin ona sevdiği yemekleri almasını `düşmanca` bulmaya koyulurlar.

Artık erkeğin her davranışı ince eleklerden geçirilip, onun sözlerinde ve davranışlarında `sevgisizlik` işaretleri tek tek saptanır.

Ve o gizli dil daha sık ortaya çıkar.

Kendilerinden yakınırlar önce, `çok şişmanladım,` `çok yaşlandım,` `çok çirkinleştim,` bunları söyledikten sonra erkeklerin ne söyleyeceklerine, ne yapacaklarına bakarlar.

Kendilerine büyük bir ilgi eksikliği olarak gözüken o anlayışsızlıkların, artık eskisi kadar beğenilmemelerinden ya da sevilmemelerinden mi kaynaklandığını anlamaya uğraşırlar.

Baştan savma verilecek her cevap, bakkal kadının öfkeli tepkisini hakeder.

- Üflemeyeceksin salak, emeceksin.

Ama erkekler bu durumlarda genellikle üflerler.

- Yoo, hiç de şişmanlamadın, iyisin, biraz kilo aldın belki ama önemli değil.

Bu yakınmalar onlara anlamız ve çocukça gelir çünkü.

Kadınlar ise sinirlenmeye başlarlar.

- Sen beni eskisi kadar sevmiyorsun.

Bunun cevabı elbette, `nerden çıkardın bunu, tabii ki seviyorum` değil, sıkı bir sarılış ve iyi bir öpüşmedir.





Bir şeylerin yanlış gitmeye başladığını gören erkek ise, güzel bir hediye almanın ya da daha kestirmesi `biraz para vermenin` zamanı geldiğini düşünür.

Onun için sorunun tedavisi öpüşmede değil paradadır.

Kabul etmeli ki, kendi değerini, gizliden gizliye kendine verilen parayla ölçmeye yatkın kadın için yapılacak `fedakârlığın` miktarı bir zaman işe yarar, kadın, `salağın` duygularını böyle ifade etmeye çalıştığını anlar.

Erkek ise, o düz vahşeti ve insafsızlığı ile `ağlıyorsa biraz para ver,` çözümlemesini benimser.

Ama hediyelere ve paralara çabuk alışılır, sarılışların ve öpüşmelerin özlemi yeniden başlar.

Kadın `üşür.`

Son bir iki deneme daha yapar, bazen güzelliği ve cinselliğiyle, bazen sinirli çıkışmalarıyla, erkeğe `üşüdüğünde ona sarılınması gerektiğini` bir daha öğretmeye uğraşır.

Ama erkek hâlâ, emeceğine üflüyorsa, o tehlikeli sapak yaklaştı demektir.

Ya kadın kadere rıza gösterip teselliyi hediyelerde, parada, çocuklarında, kendisine sağlanan güvende aramaya razı olur ve arada sırada tutan `ben çok yalnızım` yakınmaları ve ağlama nöbetleriyle hayatını sürdürür ya da `üşümeye` fazla dayanamayıp, `sarılmasını bilen` biri var mı diye etrafa bakınmaya koyulur.

`Sarılmasını bilenler` bu sapaktaki kadınları keskinleşmiş radarlarıyla hemen bulurlar.

Bir vakit işler iyi gider.

Ama sarılmasını bilenler de bir süre sonra kaçınılmaz erkekliklerine geri dönüp, üşüyen kadına, üstüne bir hırka almasını söylerler.

Ve, bu, hem acıklı hem eğlenceli süreci başlatan ilk uyarı da, her kadının kendi özel lisanında hemen söylenir.

- Üflemeyeceksin salak, emeceksin.

Ahmet Altan





Alt 06-12-2011, 10:33 #40

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK



Özlemek

Birden özleyiveriyorsunuz...
Çoktan unuttuğunuzu sandığınız
ya da yalnızca bir kere karşılaştığınız
ve özlemek için yeteri kadar tanımadığınız birini
bir sabah çılgınca özleyerek uyanıyorsunuz.

Rüyalarınız, içinizdeki o gizli, esrarını ele vermez büyücü,
siz çarşaflarınızın arasında,
bütün tehlikelerden uzak,
güvenle yattığınızı sandığınız bir anda,
usulca ruhunuza sokulup,
sizden habersiz oralara yığılmış cephanelikleri
birer birer ateşleyiveriyor.
İnfilaklarla sarsılarak uyanıyorsunuz.
Hayatınızda olmayan birini hayatınıza almak,
ona dokunmak,
onun sesini duymak için kıvranırken buluveriyorsunuz kendinizi...


Özlemek, o yakıcı istek,
bilinen herşeyi ve önem sırasını değiştiriveriyor.
Özlediğiniz ise çok uzaklarda...
Yanında olmasını istediğiniz halde
yanınızda olmayan bir tek kişi,
yanınıza bile yaklaşmadan,
hatta onu özlediğinizden
ve onu istediğinizden haberdar bile olmadan,
bütün hayatı,
bütün görüntüleri eritip
başka kılıklara sokuyor...

Ahmet Altan





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:15 .