"Geçer Gider Hayat"
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 06-10-2011, 11:23 #1

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK

"Geçer Gider Hayat"



BOŞLUKTAKİ KAOS




BÖLÜM II


ıÜüdümen kırarak eflatun ufka yönelirken
dalgalar savurdu yokluğumuzun
esintilerini...
sızladı yüreğim
uzun yollardan gelen kokunu duyarak
iç çekişlerle... coştu..
damlaların hükmüne sığınarak..



bulamadığımız cevaplarda saklanan kelimelerin
anlamına gizlenen, bir damla gözyaşım
bitimsiz denize karıştı
son umudum eriyip gitti sonsuzluğa...
sorgusuz...

nereye gittiğimi bilmeden başlayan yolculuğumuzu,
duraksız, zamana yansıyan gölgelerin içine
bırakarak...

gidiyorum...




BOŞLUKTAKİ KAOS




BÖLÜM II


YOLCULUK


Kırmızı Ford Kamyonet bir marketin önünde saatin yedi buçuk olmasını bekliyor. Ağustos ayının son günleri uzakta bir yerde bir hazırlıklar var. Karadeniz insanları bu ayları hem çay hem de ot biçerek geçirir aynı anda yayla zamanı olduğundan evin yaşlıları yaylalarda olurlar. Her sabah Ford kamyon yedi buçuk da köyden yaylaya hareket eder, aksam tekrar köye döner. Onaltı yaslarında henüz bıyıkları terlememiş Sinan kahvaltısını yapıyor yüzünde müthiş bir heyecan ve coşku var masanın üzerindeki zarfa bakıyor unutmaması gerekenin o olduğunu hatırlıyor.
Başka bir yerde ot biçmek için geceden, gün henüz doğmadan kalkmış ot biçen Murat, tırpanı her sallayışında yaylada gördüğü o güzel gözleri bir daha ne zaman görebileceğini düşünüyor. Alnındaki teri siliyor, güneş doğmadan bitirmesi gerektiğini düşünüyor. Bir daha elini alnına götürüyor elindeki yarayı tırpan kesiği görüp yavaşlıyor. Tekrar dalıyor hayallerine tırpanın hafif sesi ile güneşin doğuşuna dalıp gidiyor Mehmet amcası arkadan sesleniyor, dikkat et murat.
Ford kamyonet yolcuları alıp yolculuğa çıkıyor. Sinan kamyonun arkasında Ağustos ayının son günlerinde tatlı bir sabah olduğunu havanın, insanların, güneşin ve doğanın güzelliğini bir kere daha ne kadar güzel göründüğünü düşünüyor elinde zarfa bakınca içini heyecan sarıyor gülümsüyor.
Yokuşu heyecanla koşarak çıkıyor, murat abi diye bağırıyor murat abi... murat abi...
Eylül ilk haftası evde bir telaş var çantalar hazırlanıyor yayla evinde anne Fatma Hanım yoğurt koysam oğlum diyor buradan bişeyler götürebilsen, hiç olmazsa İstanbul da ağabeyin de bırakırdın götürdüklerini. Murat elindeki zarfa bakıyor, Sinanın Heyecanla gelişini sanki kendi üniversiteyi kazanmış gibi sevinçli olarak teslim ettiğini hatırlıyor, mahalledekilerin gurur kaynağı oldu ama içindeki ayrılış burukluğu var kulağından bir tulum, yol kaidesi çalıyor.


..........................


İstanbul da şehzadebaşı surlarının altında dört kafadar delikanlı ballı çekiyor sıcak bir eylül ayı yazın sıcaklığını bırakıyor yeryüzüne. Kafadarlar yaz aylarında keyifli geceleri serin serin yatıyor,


Not : Devamı beğeniye bağlı ve telif hakkım saklıdır, 5 bölümlük bu roman roman tarafıma aittir, birinci bölüm pazartesi yayınlanacak,



Benzer Konular


Görüntüleme:20833, Cevaplar:303

İlginizi Çekebilir >
Alt 06-10-2011, 11:29 #2

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK

O Mavi Gözlü Bir Devdi (nazım Hikmet)


O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

Nazım Hikmet




Dilara* Bunu beğendi.

Alt 06-10-2011, 11:35 #3

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK

Deli Sanır - M.Fetullah Gülen


Deli SANIR -M.Fetullah Gülen

Dost ile dost olmak gâyem,
Başka şey istemez gönlüm!
Aşk u şevk olsun sermâyem,
Tambur-ney istemez gönlüm.
Tek O’nunla dost olayım,
Kadehler gibi dolayım,
Gül bahçesinde kalayım,
Nam almak istemez gönlüm,
Şöhret ü şandan geçeyim,
Nurlu yolunu seçeyim,
Kulu olup hep sekeyim,
Şah olmak istemez gönlüm.
Hem yazımı hem kışımı,
Bırakayım meâşımı *
Koyam yoluna başımı,
Can u ten istemez gönlüm.
Sezmesin dostlar hâlimi,
O'na bağlı âmâlimi,
Duymasınlar melâlimi,
"Sen" ve "Ben" istemez gönlüm.
Zaten bir bahtı karayım
İçi-dışı hep yarayım,
Derdim dildâra varayım,
"Kîl"u "kâl" istemez gönlüm.
Kimi beni deli sanar;
Dertli kalbim O’nu anar ..
Şeker-şerbetlere banar,
Başka bal istemez gönlüm.

* Dünyâca yaşamak









[OKTAY] Bunu beğendi.

Alt 14-10-2011, 16:14 #4

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK

AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ


AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

CEZMİ ERSÖZ





Alt 14-10-2011, 16:16 #5

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


DOSTHANE AŞIK


Dostuma;
Dosttan öte duygular besledim
Sevgiyle,sadakatle bağlandım ona
Erişilmezimdi,gönül yaramdı o benim
Gizli gizli kıskançlıklar yaşadım
Sahte sahte Aşk tesellisinde bulundum
İnsan sevdiğini nasıl teselli ederki
Defalarca kez haykırmak istedim
Sözcükler boğazımda düğümlendi
Söylemek, sonucuna katlanmak
Fakat öyle zorki....
Sevdiğim ama dostum dediğim insanı
Dost olarakta kaybetmek
En büyük riskti benim için
Dayan yüreğim dedim hep
Geceler boyu yalvardım allahıma
Dostumun kalbine sevgimin tohumlarını ek diye
Hergün ettiğim duanın
Sabırla gerçekleşmesini bekledim
Ve son perde açılıyordu artık
Hava o kadar sıcakken
Soğuk fırtınalar kopuyordu yüreğimde
Bütün cesaretimi topladım,derin bir nefes aldım
Bir daha çevirmemek üzere son kez aradım onu
Canım; dinle dedim sadece dinle beni
Ben seni deliler gibi sevdim..
Candan,yürekten,her şeyimle
Dostu sever gibi değil
Sevgiliyi sever gibi sevdim seni







alıntıdır.







Alt 14-10-2011, 16:19 #6

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK

AĞLAYAMADIM. TUTAMADIM, UNUTAMADIM,KALKAMADIM,BIRAKAMADIM


AĞLAYAMADIM. TUTAMADIM, UNUTAMADIM,KALKAMADIM,BIRAKAMADIM

GİTTİN . ben arkandan sadece baktım.oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki ."gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini, gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi o karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana KONUŞAMADIM .

GİTTİN gidişini görmemek için gözlerimi kapattım öylesine acıdı ki içim tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım.acım yaş olup akmalıydı gözlerimden AĞLAYAMADIM .

GİTTİN .seni delicesine bir tutkuyla seviyordum tutkum seninle olmaktı.tutkum teninde erimek tutkum hayatı seninle paylaşmaktı ANLATAMADIM .

GİTTİN . gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden ellerim değilmiydi her dokunuşumda seni ürperten ürperirdin yine biliyorum bir kez dokunsam bir kez tutsam ellerini gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu TUTAMADIM .
yıkım gibiydi gidişin sen adım adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yere nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kez yenilmişti bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım KALKAMADIM .

GİTTİN . oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum hazırdım gidişine kaçamak zamanları yaşıyorduk zaman bitecek ve sen gidecektin bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim EDEMEDİM .

GİTİN . bir şey söyledin mi giderken "kal" dememi bekledin mi? son bir kez "SENİ SEVİYORUM" dedin mi? bekle beni döneceğim d iye umut verdin mi? beynim öyle uğulduyordu ki DUYAMADIM .

GİTTİN .nereye gittiğin önemli değildi binlerce kilometre uzakta olsan da iki kilometre ötemde olsan da farketmiyordu.artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu kurtulmalıydım senden bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım KURTULAMADIM .

GİTTİN .unutulanların arasına katılmalıydın anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım bu aşk burada noktalanmalıydı bu sevda dan vazgeçmeliydim YAPAMAMDIM .

GİTTİN .bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.bilki sevmekten vazgeçmedim seni bil ki seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde BİLKİ SENİ UNUTAMAMDIM.

GİTTİN; evet bende AĞLAYAMADIM. TUTAMADIM, UNUTAMADIM,KALKAMADIM,BIRAKAMADIM


alıntıdır.




Dilara* Bunu beğendi.

Alt 14-10-2011, 16:22 #7

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK

Sen, yalnızlığa inat bütün bir geceyi, sevgilinin düşüyle geçirebilir misin?


Sen, yalnızlığa inat bütün bir geceyi, sevgilinin düşüyle geçirebilir misin?
Gelmeyeceğini bile bile, sanki her an kapıdan girecekmiş gibi gözünü
kırpmadan sabaha kadar bekleyebilir misin?
Bugüne kadar ne yaşadıysan
yaşadın Bunların hepsinden sıyrılıp, özünü asla yitirmeden yeni bir
kimlikle başka dünyalar kurup yeni hayatını mutlu kılmak için uğraşabilir
misin?
Yağmurun altında aklında sevgilin, dudağında onu anlatan bir şarkıyla
mırıldanarak saatlerce yürüyebilir misin?
Oysa herkes kaçmaktadır yağmurdan
Seni ıslatanın aslında yağmur değil aşk olduğunu anlayabilir misin?
Yüreğini cesurca açıp, bazen ağlamayı, bazen ümitsizce beklemeyi, bazen öfkelenmeyi ve herkesin huzurlu olarak nitelediği sakin, beklentisiz, sürprizlere kapalı hayatını terk etmeyi göze alabilir misin?
Nefes almanı zorlaştıran,
yüreğinin yerinden fırlayacak gibi çarpmasına neden olan, hoş ama zaman
zaman da sıkıntı verici o heyecanı, saklamaya ya da azaltmaya çalışmadan her zaman taşıyabilir misin?
Özlemin, küçücük bir kordan, kentleri yakacak kocaman bir yangına dönüşmesine izin verebilir misin?
Elde ettiğin her şey senin olsun Sen yarın için hayal kurabilir misin?
Arzuladığın sevgiliye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edebilir misin?
Bunu yaparken bazılarının sana "aptal" deme riskini göze alabilir misin?
Hiçbir şey düşünmeden, sadece o anı yaşayıp yüreğini, beynini, bedenini coşkunun ve hazzın kucağına teslim edebilir misin?
Nerede olduğunu, kim olduğunu, kimlerle olduğunu unutup, sıyrılıp kaygılardan dans edebilir misin saatlerce, Hem kendini hem sevgilini hatalarıyla, değiştirmeden kabul edebilir misin?
Her güne yeni bir isim verip başka başka anlamlar katabilir misin?
Hiç kimsenin görmediği güzellikleri fark edebilir misin?
Ruhuna ihanet etmeden, sadece yüreğinin sesini dinleyerek ve yüreğin sana "o" dedikçe onun izinden gidebilir misin?
Söyle, sen gerçekten bana aşık olabilir misin ?

alıntıdır.





Alt 14-10-2011, 16:24 #8

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK

Her kahve aynı tadı taşımaz !!! ....


Her kahve aynı tadı taşımaz !!! ....




Her kahve aynı tadı taşımaz... Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir...

Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir.. . Kahve telvesine yüreginin acısı karışır.

Bir pazar öğle sonrası annenin "hadi bir kahve yap da içelim" dediği kahve huzurludur.. . Köpükler annenin göz bebeklerine yansır... Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir.. .

Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma cabasıdır... Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın ... çıktığın an uyuyakalırsın. .. ferahlıktır!!!

Dostlarla içilen kahve neşedir... Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer...

Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır... Acıdır tadı... Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır...

Baban için yaptığın kahve sevgi doludur... çay bardağında, az şekerli...Kahve gibi görünmez sana... Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür...

Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve baskadır... Isıtır insanın içini...

Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni... Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını...

Kahve aynı kahvedir belki... köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama icilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir...
Her kahve aynı değildir bu yüzden...


alıntıdır.




Dilara* Bunu beğendi.

Alt 14-10-2011, 16:26 #9

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK

Aşkı Sırtından Vurdum


Acısını içtim aşkın,
Hüznüne dokundum
Gökkuşağı gibi değildi renkleri
Siyahında boğuldum
Yoruldum hep yoruldum
Kime tutunduysam yaralı kanadımla
Yalanlarında kayboldum
Masum bir çocuk bakışıyla geçtim
Aşkın kör gözlerinden
Yüreğimi büyüttüm,
Düşler yetiştirdim minik avuçlarımda
Ağlamayı öğrendim,
Gülmeyi unuttum.
Hırçın denizlerde,
Boşa kürek çektim hep
Yalnızlığın kıyısında,
Unutulan bir liman gibi
Bekledim, durdum
Nereye gittiğini bilmeyen bir yolcunun
Sessizliğinde geçti hayatım
Aşkı bulayım derken,
Yolumdan oldum.
Korkularım büyüdü aşkın kollarında
Sessizlik parladı içimde,
Bir yakamoz gibi
Üç kuruşa yalnızlığa sattı
Gülen suretimi
Ne bana gösterdi kendi yüzünü,
Ne güldürdü benim yüzümü
Yar olmadı bana hiç
Seslendim ses vermedi
Sonunda sustum
Ve bir akşam üstü
Aşkı sırtından vurdum!.......
Ya da sırtımdan vuruldum!...

alıntıdır.





Alt 24-10-2011, 15:27 #10

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Beni ara, beni an her dem.
Gözlerimin içine bak sevgiyle,
Ağlatma sen bari beni,
Yaşartma gözlerimi.


Ölüm ki bu meçhul;
Yakalayıverirse bedenimi,
Sen göm beni,
Sen ser üzerime kara toprağı…

Ağlama sakın ardımdan,
Üzmek istemiyorsan beni,
Gelme yanıma sen bari,
Ben yalnızlığa alışığım korkma!

Bedenim çürürken toprakta;
Yaşlar kurusun gözlerinde,
Isdıraplar dinsin,
Benim içinde olduğum yüreğinde…



alıntıdır.





Alt 02-11-2011, 16:26 #11

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK



Ben Ufkun Çocuğuyum

Ufuk uçsuz bucaksız gerilmiş bir kanattır.
Nazar dokunuverir onun güzelliğine,
Bilmem hiç rastlanır mı yeryüzünde dengine?
Bakarsın belki bugün kararıverir ufuk,
Bakarsın belki yarın ağarıverir ufuk
Ufuk derin bir aşkla yanıp tutuşur bazan,
Bazan bir bıçak olur yürekleri zedeler,
Bazan bir hasret olur neler bekletir neler! ...
.......................................................................
Demin çatkın bir kaştı, şimdi gülen bir yüzdür.
Bakarsın bir yetimdir, bakarsın bir öksüzdür.
Birgün beni öp diye yalvaran bir dudaktır,
Birgün zehir kaynağı kurulmuş bir tuzaktır.
Bahtımla kara bahtı ayıran çizgidir o!
Dertleri günahları silen bir silgidir o!
Kalemlere, dillere gelmeyen bir eserdir,
Bakarsın bir batıştır, bakarsın bir zaferdir.
Ufuk benim her şeyim can yoldaşımdır ufuk,
Sevgimdir, sevgilimdir, öz kardeşimdir ufuk.
................................................................
Ben de zaman elinde hem batı hem doğuyum,
Beni ufuk doğurdu ben ufkun çocuğuyum.

İstanbul, Çamlıca,5-Eylül-1937

Osman Yüksel Serdengeçti




dαмɴedѕoυl Bunu beğendi.

Alt 03-11-2011, 09:29 #12

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK



Eğer

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde `onca ayrılığın birinci dereceden failidir` denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...


Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer! !
Can Yücel





Alt 10-11-2011, 14:45 #13

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK

Aralık Günleri İçin Bir Aşk Denemesi


Aralık Günleri İçin Bir Aşk Denemesi

Aşk bu
Kanatları yıldırımlanmış katı boğalar
Ateşin saydam gövdesini kırarak
Yatarak hayat dolu sarnıçların karnına
Sıkı sıkıya kapalı sivri ve kıvrak gaga

Delip geçecek dalıp yeryüzünü
Bak istersen avuçlarıma
Küçük parmağın hizasında o derin havzada
Göğüs göğüse iken ikimize
İki ayrı kadeh gibi doldurulmuş yudum kat`i
Sesin
Sırrım
Gözüm palaspandıras çehremde

Aşk bu
Çölün sarı sofrasında atlılar
Hepsinde
Gererken parçalanan elimde
Çelik yay parçaları
Ağızlarımız kum rüzgarlarıyla yanık
Yiyip içmezik acıkmazık

:Başkanları
Uyutmasın vahalar diye
Koynuna doldurmuş yılanları:

/çocuk
Bir tane.Dayanmış yanağını cama
Karşı evin balkonuna bakıyor
Orada bir çocuk
Tutunmuş demirlere../

İki kadeh arasında ufak kara nehrim
Beni senden bölen.Suyu yakut de ki kafur
Çölün arı çehrenin gamsız ölümün uzakça olduğu bir demde

Diz çökeyim söyle
Tahtın nerede
Bende kaynayan sende kaynak
Tıpatıp iki kristal küre

Aramızda ceylanımsı bir sıçrama
Çalkalanır sonsuzca.Şöyle irice
Bir kelime bul ok atsın döş kemiğime

Öfkemi iyi belesin öfken

Aşk duraksar ve yara alır
Uçak çelik rengi göğü sesiyle sokunca
Alçalarak yemyeşil ekinlerin arasına
Kuru ekmek yiyen üzgün köylüleri bombalamaya

İlkin küçük nir göl kan dolu ağzı
/hava nasıl da yeşil/
Su mu yoksa o katı ışık mı yanakların taşıdığı
Nilüferler isteklerkoca bir dev

Aşk bu çiğnenmiş kırbaçlanmış alta laınmış
Tanıyıp tutunacak bir insan arayan
Gördülçe çelik kazanlarının iç kaynamasını
Kaliforniyadaki silah fabrikalarını

/Doların egemenliğ halkın refahı:
Depolar boşalmalı/

Aşk aşk bir şehir harabesi daha kazandın
Kurşun kanatları gergin
Fosforlu mermiler yine taze
Yıldırımlanmış boğalar
Havanın katı gövdesini kırarak
Yararak hayat dolu sevdanın karnını
Pilot ağzı zehirli bir dil
Kentelenmiş çeneler arasından
Gözler ovaya başını çıkaran insanları

Haydi aşk aşk
De ki dağları delerim senin için
Yıldızlar yakarışlar açık kartlar
Ve haydi hoşçakal

Kilimin üstünde
Bir ampül
Bir kırbaç bir ayakkabı

Cahit Zarifoğlu





Alt 10-11-2011, 16:32 #14

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Bart Simpson
Bart Simpson, Simpson ailesinin üç çocuğundan biridir. Diğerlerinin adı Lisa ve Maggie'dir.
Söz veremem ama denerim, denemeyi denerim.
Eğer kötü bir şey yaptığımda etrafta beni yakalayacak kimse yoksa bu beni iyi yapar mı?
Noel'in gerçek anlamını unutmuyor muyuz? Noel Baba'nın doğumu.
Ay caramba!
Ama kim bana zarar vermek ister ki? Ben bu yüzyılın Afacan Dennis'iyim.
Noel insanların İsa Mesih'e tapınmak için bir araya geldikleri zamandır.
Sevgili Tanrım, bütün bunların parasını biz ödedik, hiçbir şey için teşekkürler!
Üzülme, bütün katiller öldü. Eminim hayaletleri cehennemdedir.
Şortumu ye!
Pablo Neruda yaptığı işlerle yakından ilgiliyim.
Seni üzgün görmeye dayanamıorum Lisa, tabii eğer bu, giysinden sallanan lastik örümcek yüzünden değilse. Hmm, bu bana bir fikir verdi. Daha sonrası için not: Lisa'nın elbisesine lastik örümcek tak.
Bunu ben yapmadım, beni yaparken kimse görmedi. Hiçbir şeyi kanıtlayamazsın.
Neden yaptığımı, bundan neden zevk aldığımı bilmiyorum, bunu ne zaman tekrar yapacağımı da.
Babamın kıçının bir kere toksik gaz çıkışına engel olması bence ironik.
Ben Bart Simpson'ın, sen de kim oluyorsun?
Bunu ben yapmadım.
Bunu daha önceden söyledim. Şimdi de söyleyeceğim. Ay caramba!
Lütfen beni kucaklamayın, bu beni hasta ediyor.
Sen, latince dendiği gibi, Lorkus Malorkussun.
Ruh diye bir şey yoktur. Bu küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş bir şey, öcü gibi, Michael Jackson gibi.
Unutma, sürekli Güneşe bakarak doğuyu bulabilirsin.
Aman tanrım, ölüler dirildi ve cumhuriyetçilere oy veriyorlar.
Kanıt yoksa suç da yoktur.
Şok oldum ve dehşete düştüm
Ben yapmadım, kimse görmedi, ispatlayamazsınız.





Alt 14-11-2011, 17:00 #15

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Mechule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol

Rıhtımda kalanlar bu seyahetten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli
Bicare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir cok seneler geçti; dönen yok seferinden

Yahya Kemal Beyatlı





Alt 15-11-2011, 10:45 #16

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Seccaden kumlardı...
....................................
Devirlerden, diyarlardan
Gelip göklerde buluşan
Ezanların vardı!

Mescit mü'min, minber mü'min...
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere "amin!"

Ve mübarek geceler, dualarımız,
Geri gelmeyen dualardı...
Geceler ki pırıl pırıl,
Kandillerin yanardı!

Kapına gelenler, ya muhammed,
Uzaktan, yakından-
Mü'min döndüler kapından!

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
İki dünyada aziz ümmet,
Muhammed ümmetiydi.

Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu" lara karışsın
Aminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatiha'lar, yasin'ler!

Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi...
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi...
Nerde kaldın ey resul,
Nerde kaldın ey nebi?

Günler, ne günlerdi, ya muhammed;
Çağlar ne çağlardı;
Daha dünyaya gelmeden
Müminlerin vardı...
Ve birgün, ki gaflet
Çöller kadardı,
Halime'nin kucağında
Abdullah'ın yetimi,
Amine'nin emaneti ağlardı!

Hatice'nin koncası,
Aişe'nin gülüydün.
Ümmetinin gözbebeği,
Göklerin resulüydün...
Elçi geldin, elçiler gönderdin...
Ruhunu allah'a,
Elini ümmetine verdin.
Beşiğin, yurdun, yuvan
Mekke'de bunalırsan
Medine'ye göçerdin.

Biz dünyadan nereye
Göçelim ya muhammed?
Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
Altın devrini yaşıyor...
Diller, sayfalar, satırlar
(ebu leheb öldü) diyorlar:
Ebu leheb ölmedi, ya muhammed;
Ebu cehil, kıtalar dolaşıyor!

Neler duydu şu dünyada
Mevlid'ine hayran kulaklarımız:
Ne adlar ezberledi, ey nebi,
Adına alışkın dudaklarımız!
Artık, yolunu bilmiyor;
Artık, yolunu unuttu
Ayaklarımız!
Kabe'ne siyahlar
Yakışmamıştır, ya muhammed,
Bugünkü kadar!

Haset, gururla savaşta;
Gurur, kafdağır17;nda derebeyi...
Onu da yaralarlar kanadından,
Gelse bir şefkat meleği...
İyiliğin türbesine
Türbedar oldu iyi!

Vicdanlar sakat
Çıkmadan yarına.
İyilikler getir, güzellikler getir
Adem oğullarına!

Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi taif'tir, kimi hayber'dir...
Fethedemedik, ya muhammed,
Senelerdir!

Ne doğruluk, ne doğru;
Ne iyilik, ne iyi...
Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi...
Günahın kursağında
Haramların peteği!

Bayram yaptı yabanlar:
Semave'yi boşaltıp
Save'yi dolduranlar...
Atını hendeklerden -bir atlayışta-
Aşırdı aşıranlar...
Ağlasın yesrib,
Ağlasın selman'lar!

Gözleri perdeliyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı...
Yere dökülmeyecekti, ey nebi
Yabanların gözünde kalacaktı!

Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu"lara karışsın
Aminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatiha'lar, yasin'ler!

Ne oldu, ey bulut,
Gölgelediğin başlar?
Hatırında mı, ey yol,
Bir aziz yolcuyla
Aşarak dağlar taşlar,
Kafile kafile, kervan kervan
Şimale giden yoldaşlar?

Uçsuz bucaksız çöllerde,
Yine, izler gelenlerin,
Yollar gideceklerindir.

Şu tekbir getiren mağara,
Örümceklerin değil;
Peygamberlerindir, meleklerindir...
Örümcek ne havada,
Ne suda, ne yerdeydi...
Hakkı göremiyen
Gözlerdeydi!

Şu kutu, cinlerin mi;
Perilerin yurdu mu?
Şu yuva-ki bilinmez,
Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu?-
Kuşlarını, bir sabah,
Medine'ye uçurdu mu?

Ey abva'da yatan ölü
Bahçende açtı dünyanın
En güzel gülü;
Hatıran, uyusun çöllerin
Ilık kumlarıyla örtülü!

Dinleyene hala,
Çöller ses verir:
"yaleyl!" susar,
Uğultular gelir.
Mersiye okur uhud,
Kaside söyler bedir.
Sen de, bir hac günü,
Başta muhammed, yanında ebubekir;
Gidenlerin yüzbin olup dönüşünü
Destan yap, ey şehir!

Ebubekir'de nur, osman'da nurlar...
Kureyş uluları karşılarında
Meydan okuyan bir ömer bulurlar;
Ali'nin önünde kapılar açılır,
Ali'nin önünde eğilir surlar.
Bedir'de, uhud'da, hayber'de
Hak'kın yiğitleri, şehid olurlar...
Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı;
Yerde kalmazdı ruh... kanadlıydı.

Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu"lara karışsın
Aminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatiha'lar, yasin'ler!

Vicdanlar, sakat çıkmadan,
Ya muhammed, yarına;
İyiliklerle gel, güzelliklerle gel
Adem oğullarına!

Yüreklerden taşsın
Yine imanlar!
Itri, bestelesin tekbir'ini;
Evliya, okusun kur'an'lar!
Ve kur'an'ı göznuruyla çoğaltsın
Kayışzade osmanlar!

Na'tini gaalip yazsın,mevlid'ini süleyman'lar!
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin sinan'lar!
Çarpılsın, hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!

Gel, ey muhammed, bahardır...
Dudaklar ardında saklı
Aminlerimiz vardır!..
Hacdan döner gibi gel;
Mi'raç'tan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!

Bulutlar kanad, rüzgar kanad;
Hızır kanad, cibril kanad;
Nisan kanad, bahar kanad;
Ayetlerini ezber bilen
Yapraklar kanad...
Açılsın göklerin kapıları,
Açılsın perdeler, kat kat!
Çöllere dökülsün yıldızlar;
Dizilsin yollarına
Yetimler, günahsızlar!
Çöl gecelerinden, yanık
Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilal-i habeşi sustuysa
Ezanlarını davud okusun!

Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu"lara karışsın
Aminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatiha'lar, yasin'ler!
Arif nihat ASYA





Alt 19-11-2011, 02:38 #17

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Kalp mi insana sev diyen yoksa yalnızlık mı körükleyen? Sahi nedir sevmek; Bi muma ateş olmak mı, Yoksa yanan ateşe dokunmak mı?

Şems





Alt 21-11-2011, 14:50 #18

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK


Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde,
Allah`tan nasıl korkmaz, insan Onu sever de...

Necip Fazıl Kısakürek





Alt 21-11-2011, 16:39 #19

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK

Vuslat




Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar,
Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamani,
Görmezler ufuklarda, şafak söktügü anı...
Gördükleri ru`ya ezeli bahçedir aska;
Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka.
Bülbülden o eglencede feryad işitilmez;
Gül solmayı; mehtab, azalıp gitmeyi bilmez...
Gök kubbesi her lahza, bütün gözlere mavi...
Zenginler o cennette fakirlerle musavi;
Sevdaları hülyalı havuzlarda serinler,
Sonsuz gibi, bir fıskiye ahengini dinler.


Bir ruh, o derin bahçede bir defa yasarsa
Boynunda O`nun kollari, koynunda O varsa,
Dalmışsa O`nun saçlarının rayihasiyle,
Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle.
Yıldızları, boydan boya dogmuş gibi, varlık
Bir mucize halinde o gözlerdendir artık.


Kanmaz, en uzun buseye, öptükçe susuzdur
Zira, susatan zevk, o dudaklardaki tuzdur.
İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan...
Bir sır gibidir azçok ilah oldugumuzdan.
Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler.
Bir gün nereden hangi tesadufle gelirler?
Aşk, onları sevkettigi günlerde, kaderden
Rüzgar gibi bir şevk alır, oldukları yerden.
Geldikleri yol, ömrün ışıktan yoludur o!
Alemde bir akşam ne semavi koşudur o!
Dört atlı o gerdüne, gelirken dolu dizgin,
Sevmiş iki ruh ufku görürler daha engin,
Simalari her lahza parıldar bu zeferle;
Gök, her tarafından, donanır meş`alerle!


Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar,
Varlikta butun zevki o cennette duyanlar
Dunyayi unutmus bulunurken o sularda,
-Zalim saat ihmal edilen vakti calar da-
Bir an uyanirlarsa leziz uykulardan,
Bastanbasa, heryer kesilir kapkara, zindan...
Bir faciadir boyle bir alemde uyanmak...
Gunden gune, hicranla bunalmis gibi, yanmak...

Ey tali! Olumden ne beterdir bu karanlik!
Ey ask! O gonuller sana maloldular artik!
Ey vuslat! O asiklari efsuna ramet!
Ey tatli ve ulvi gece! Yillarca devam et!


Yahya Kemal Beyatlı





Alt 22-11-2011, 09:07 #20

üⓣⓞⓟⓘⓚ

ÜtopiK

Küçük İskender Sözleri





“bir gün bana ihanete kalkışacak olursan beni sana emanet ettiğim silahla değil kendi silahınla vur.. “


"onlar love derler bizim sevdamıza olsun!
lav’dır her iki dilde de aşk!
onlar yapabilmeyi ‘can’ arkasına saklar
bizler
ruh doldururuz canla maharetlerimize!ustaca!
elbette iskender de sevebilir/eğer can varsa lavında!"


"..bazı aşklar bitmesi için yaşanır.
Bazı
doğum günleri kötü geçer.
Bazı romeolar julietleri iplemez...
Boşver
... Kim aşktan Ölmüş ki !"


"Bu aralar çok meraklı zarif bir yağmurumBana
halk arasında kısaca ''fırtına'' diyorlar."

"Biliyorum kavgada bile söylenmez bu söz ama söyleyeceğim:
Seni seviyorum !"


"''Seni sevmeler cumhuriyeti'' kalbe yapılan ağır
bir darbeyle yıkılmıştır."

"-Oof dedi.
-Ne oldu? dedim .
-Hiiç dedi.
-Herseyi bırak gel benimle dedim.
-Olurmu ? dedi.
-Topu topu bi tabak fazla koyarız soframıza dedim.
-Olmaz dedi.
-Neden? dedim.
-Aynı tabaktan yeriz dedi.
Bir daha Sevdim.."


"..çünkü ben sevdim mi herşeyi ağlatmak isterim
en başta da anlamlı nesneleri.."

''Yanlış adrese gönderilmiş bir mektup gibi ne
olur iade et kendime beni.''


"ben burdaki ateşi ordaki buz için yaktım!"

" Ben zilzurna sarhoş olsam da yaşadıklarımdan çıkarken hesabı odeyecek kadar ayığım.."

" Ben neden senin avuçlarına bakarken kendi hayat çizgimi aradım !? Ben neden hava durumu sunucularının bölgelerdeki gözyaşı miktarlarını da belirtmesini bekledim,yağmurlarla birlikte !? Ben neden bütün süpermarket raflarında senin konserveni aradım ?! Ben neden senin telefon numaralarını kutsal kitaplarda bir şifreye de...nk düşürmeye çabaladım ?! Ben neden soğuk suyla yıkanırken hep sen üşüyorsun sandım ! "


"Bana 'benden iyisini bulamazsın' diyen sevgilim: Ne gemiler yaktım ben, kıçı kırık bir sandalın lafı mı olur.."


"sen bir defa olsun “seni seviyorum” yalanını at ;
melekler günahını bana yazsın olur mu ? "


”attığın tüm zarlar kaybettirdi bana.. hani sen benim düş-eşimdin…”


”ah be çoçuk ah! seninki, masalda ki pamuk prensese aşık olmak değil..
uyutulduğun ninnideki bostana giren danaya yüreğini vermek…”

”bırak şimdi yumurtayı tavuğu. al sana yüzyılın sorusu ;
kalp mi aşktan çıktı / aşk mı kalpten sevgili ?..”


”nasıl bittiyse bundan öncekiler.. bu da biter..bite bite bende biterim..olur biter”

”bu aralar yine çok abur cubur konuşuyorsun,
pişmanlayacaksın iyice. biraz dediklerine dikkat etmelisin…”


”senin hep ”seni seviyorum ama…” ların vardı. benimse ” ama seni seviyorum”larım …”

”siz bir kelebeğe tutunuyorsunuz telaşla,
onu incitmeden,
kelebek telaşla geldiği tırtıla tutunuyor
insan bu,
azat etmek de gerek korkmayın,
…unutuluyor!”


”sana, senli masalımı anlatmamı ister misin?
bir vardın, bir yoktun.
-en çok yoktun!
-evvel zamanların, şimdiki zamanlarımın kalburundan aktı gitti..
ve sen zamanla ‘hiç’ oldun.”

”senden sonra kaç lekeli aşk yaşadım bilmiyorum.
lekeli diyorum çünkü senin anılarınla kirlettim hepsini…”


”yanlış ışıkta geçmiş bir aracın ardında kalıp can çekişirken,”kırmızı” “kırmızı”diye sayıklamak gibi bir şeydi sen giderken konuşamamak..”

”öğrendik ki gidenin nerede olduğunu düşünmek saçmalıktır.öğrendik ki hayallerin yıkılması,hayallerin kurulmasından daha ucuza mal oluyor.”

”git gidebildiğin yere kadar.. bu limanda kaybettiğim ilk gemi sen değilsin! ama şunu unutma! rıhtımda kalanı değil, çekip gideni vurur fırtına…”

”ben sana uyandım,sen başkaları ile uyurken…!”

”aramızdaki yaş farkını sorun etme. sevgide bunun önemi yok; insan ile tanrı arasındaki yaş farkını düşünsene.”

”civarda bana benzer bir hayvan görürseniz hemen vurun!
yoksa sevip evcilleştirmek zorunda kalırsınız…!”


”tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim ,
sen beni hep bıraktın bense hep arkandan ağladım..”

”kızının adını ’sarmaşık’ koy anne. hayata ve hayale sarılarak büyüsün.
oğlunun adını ’veda’ koy anne. hayatı ve hayali terk ederek yürüsün..
kendi adını ’cefa’ koy anne.. hayatı ve hayali önüne katıp da sürüsün.
benim adımı koymayı bir zahmet unut anne.
hayattan ve hayalden utanıp da çürüsün”


”seni ilk gördüğüm gün
bir martı oydu iki gözümü de”

”olur bırakma sigarayı, ****** et sağlığa zararlı sloganını.. sen
bilmiyorsun, gittiğinden beri izmaritlerde dudak izini aradığımı..”


”kendini bir bok sananlarla aynı kanalizasyonda olmak zor.”

“en basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım. inandığımı sandılar; bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım.”

”sessizce fısıldadı “hep mutlu ol” içimden cevapladım “sen hiç mutlu olma” ” … şimdi kim kimi daha çok seviyor acaba…
mutlu ol diyen mi olma diyen mi ???”

”karpuz seçerken gösterdiğimiz özenin yarısını sevgili seçerken de gösterseydik,
bu kadar kelek aşklar yaşamazdık.”


”oksijensiz bir ortamda nefes almaya çalışmak gibi bir şeydi
sen kokan sokaklarda sensiz dolaşmak…
şimdi o sokaklarda dolaşmıyorum ama
kokunu her hissedişimde sen kokan herkese basıyorum küfrü…”

”önceleri hatayı hep kendimde bulurdum… “az geçtim” kalbinden…! derdim hep… söyleyemedim sevdiğimi diye ağlardım geceleri…
ama senin bir başkası için yandığını gördüm ya…
“az geçtim” demiyorum artık… bir harf daha ekledim acım diner belki diye…
artık ” vazgeçtim…”


”neden her zaman zeytinyağı gibi üste çıkıyorsun”diyordu.
onu su gibi aziz kıldığımı bilmiyordu..”

”affedilen vazgeçilendir…
o, affedildi…
çünkü ondan vazgeçildi !…”


”sen çok güzel hayvan taklidi yapardın.
beni de taklit etsene ! biraz daha cesaret sevgilim …”

”seni tanıyamıyorum artık derken ne kadar da haklıydın… ben de
seni sevdikten sonra kendime hiç rastlamadım…”


”boşuna beklemişsin. gelemezdim. ayaklarımı kuş çaldı.
boşuna sevdalanmışsın. sevemezdim.
kalbim rulet çarkı. boşuna dövünmüşsün. kabullenemezdim. mezarım çift kişilik değil sevgilim!”


”kapat ağzını sevgilim.! yalanların cereyan yapıyor.!”

”olur ya gökten üç elma düşerse, üçü de sana girsin!”

”bizim gibiler yüksek gerilim hattında flört ederler..”

”şimdi sen gittin ya, şairin dediği gibi herkesi sana benzetiyorum..
bu da mı o.çocuğu acaba diyorum..!”

”kim tutar ki elini bir daha.. içini kanatan bir rüya olur bu yara… bir masalın sonunda ölüme… aşkını anlatan bir kadın olur bu defa”

”ipodunda hiç dinlemediğin, sırası gelince geçtiğin parçayım..
ne dinliyorsun ne de siliyorsun!…”

”diyemediklerim yoktu benim..içimdeki sessizlik değil ‘sensizlikti’..
içimdekilerini haykırdım.! bana sadece yankıları kaldı..
ben yine aşkta sınıfta kaldım..”


”doğaçlama yaşıyorum, artık hiçbir şeye şaşırmıyorum.
.”umrum”a yaklaşmasın kimse..
ne halim varsa görmekle meşgulüm şimdilerde…”

”allah belanızı versin
doktor kontrolünde terkediyorum seni!…”
”hafızamı kaybetttim, dedim doktora..
“bir tek, onu sevdiğimi hatırlıyorum…”


”misafirliğe gittiğim evlerde yırtık çorabımı saklar gibi saklıyordum seni deli gibi sevdiğimi…”

”söyleyecek sözüm yok. yeni bir sevdaya tutulana kadar yerçekimsiz
ortamda şizofreni dersleri alacağım.”


”sev-gil-i hangi gillerdensin sen?!
muhtemelen bütün duygulardan yoksun; züğürtgillerden…”

”kapat(a)madım kapılarımı sana, sıkışacak diye parmakların…
‘ gitme ‘ dedimse nefsi müdafaaydı bu sadece…”


”önce aldırmadım seninle güzelleşen her şeye..sonra tüm parfümeri dükkanlarını aşındırıp kokunu ararken anladım seni deliler gibi özlediğimi…”

”elimi telefona uzattım; ‘aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor!’
aradığımız kişilere ne zaman ulaşabildik ki!
biz zaten onları hep ulaşılamadıkları için aradık…”


”ben taşındım artık “sol” yanından, kiraya verebilirsin o boşluğu… ”

”baş aşağı bir gelecek tasarlıyorsun bana !
seni seviyorum.
hiç yokmuşsun gibi seviyorum seni.
art niyetsiz, hak etmediğim, hak etmediğin kadar temiz”
”sana hediyem olsun, al , kanlı ağzımdan tükürdüğüm fatiha ….!! ”


”aaaaa hadi ama bakkk arkandan ağlar sonraa….
hadi son lokma,aç bakimm ağzını…. ye yalanını…!! ye ihanetini…!!
çiğnemeden yut…!! sindiremeden…!!hadi!! son lokma…!! büyümen lazım”

”nuh’un gemisine eşi olmadan binebilen tek hayvanım ben…”
”yüzüne tükür laciverdin, maviyi siyahla aldatıyor diye !”

”erkek şöyle düşünür: “isterse başkasını sevsin,
yeter ki sevişmesin.” kadında cümle tersine döner: “isterse başkasıyla
sevişsin, yeter ki sevmesin.” çünkü kadına göre vücudun merkezi yürek,
erkeğe göre etek. erkek eteği paylaşamaz, kadın yüreği.”


”bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi
gibi, aynı bedene sıkılan iki el kurşun gibi,katille kurban
arasında o birkaç saniyelik telaşla sevmiştim seni…”

”öyle aydınlık bir sonbahar ki senin yaklaştığın anda yüreğimdeki kör yangın bu
yangından herkes kahkahalarla çıkacak bir sen kurtulamayacaksın”


”telaffuzu zor bir kelime gibi unutacağım seni.
çünkü telafisi yok insanın! ve insan bir insanla yenileyemez kendini!”

”çok güzel diri taklidi yaptığımı bir sır olarak sakla anne !!

”hayatın en hüzünlü anı;
mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çicek olmadığını anladığın andır”

”beni neyle emzirdin anne? hala başım dönüyor…”

”10suzum ama… 100süz değilim !”

”insan inandığı şeyler uğruna, muhteşem hatalar da yapabilir. kızmamalısın…”

”sela’m okunuyor bakışlarında… ”

”b grubu kan bankasıydım sana.. seninse sıfır’dı kan grubun..
tek farkımız buydu işte..’sadece’ sen herkese veriyordun…”

”eros bile çare değil bu aşka/okları bir türlü batmıyor kıçına…”

”ben kin tutmayı aşktan daha yüce bilirim..
aşk acısı silinir , kin mezara kadar !”

”biliyorsun değil mi ?
seni benden sormayacaklar, nikah düşmeyecek ikimize.
zina sayılacak, aklıma her düşüşün.tenlerimiz helalleşmişti oysa…”


”adını duyduğum zaman degil . yanında bir ad duyunca kalbim acıyor ”

”kaybedecek bir seyi olmayandan korkmalısın …
cunku onlar kazanmak icin her seyi yaparlar”


”zamanın aklî dengesini bozan trajik sevgililer olacağımıza
aynı hastalığın iki farklı belirtisi gibi yaşarız başkalarının vücudunda..”

”her rengin bi kişiliği vardır.her kişiliğin de bir rengi.
ben senin rengini buldum.kahperengi !!”


”kalp imaninin, kaçinci sarti ayirdi bizi..
ben 5vakit ‘sen’ kilarken, sen bu ask’a abdestsiz mi basladin sevgili…”


”ekmeğime hoşçakal sürdün ya sen, ben şimdi “aşk” karınla sana, ne şiirler yazarım”

”insanların birbirini tanıması için en iyi zaman,
ayrılmalarına en yakın zamandır”



”unut beni..
ve unuttuğunu hatırla yalnızca!!!”

”sen git, aşk bana kalsın ” diye bir şey yok!
seni istemeyen benliğim, aşkını ne yapsın ?”

”kapı gıcırtısı ayrılığımızın fon müziği iken..
sen bana seni seviyorum derken playback mi yaptın ?”

”öldüğüm varsayılsın. otopsiyle uğraşmak
lüzumsuz bence. sebebime direkt gözlerin yazılsın. keza senin yoksa
bile, yokluğunun mutlaka parmağı vardır bu cinayette !”


”şimdi aynı bardaktan su içemiyoruz. ben bunu biliyorum.
su biliyor. bardak biliyor.. bir sen bilmiyorsun..”

”git… öyle bir git ki gidişin yıkmasın beni… öyle
bir git ki; gidişin akıtmasın gözümde ki seli… öyle bir git ki
çığlıklarımla uyandırmayayım içimde ki depremi… ve öyle bir git ki
beklemeyeyim bir daha seni…”


”o kadar hoşsunuz ki, sizinle uygunsuz bir pozisyonda yakalanmak isterdim..”


”söyle; doğrularım yanlışlarının ırzına mı geçti !”

”çünkü hayat, ölümün insana oynadığı en
trajik, en mükemmel, en acımasız oyunuydu. senin için ölüyordum.
durum buydu!…”















Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:11 .