▪▪▪ Kardan Adam Güneşe Aşık ▪▪▪

#1



Vakitsiz gecelerin birinde,

Yorgun, yoksun, nefessizken nefesinde;
Notalarını unuttuğum bir melodi gibi ansızın geliverirsin aklıma.

‘‘Nerede olduğunu bilmiyorken de sana yakın olmayı öğrettin bana.’’

Uzun geceler geçti.
Kendisinden hiç haber alamıyorum kendimin.



İlginizi Çekebilir


#2
Bıçak yaraları makbuldür burada. Arkadan vurmak, en sükseli terk ediş şeklidir.
‘‘Unutulmaz’’ olmak için seçilmiş ‘‘mıh’’ adındaki tercihtir.
Gizli kınından çekilen gizli bıçaklarla, bıçaklar birileri burada birilerini.
Bir defa ve tam yerine sokarlar.
Tek vuruş hakları vardır bilirler.
Kanırtarak sırtınızı, diplerler teni.
Dönersiniz yüzünüzü ve gözünüze baka baka,
Canınızı yaka yaka, hiç tarak görmemiş yetim renkli saçlarınızı okşayarak tekrarlarlar:

‘‘Kendine iyi bak! Belki bir gün karşılaşırız bir yerde;
Bunun için ve en çokta benim için, kendine iyi bak!’’

Kan, dışa değil içe akarak zehirler tüm bedeninizi ve ömrünüzü.
Aynalara hasım olduğunuz ilk andır o.

‘‘Kendine iyi bak!’’ sözünü duyduktan sonra aramaya başlarsınız kendinizi. Uzun yıllar sonra bir yerde, parmağınızı bile kesseniz,
Bilirsiniz:
Bir zamanlar içe akan siyah kanın devridaimidir bu yere damlayan kırmızı su.

Emre GÖKCE / Ayrılığa Dair






#3
Medeni hal durumuma ‘‘sensiz’’ yazılmalı artık.
O kadar çok sindi ki yokluğun hayatıma.




#4
Öznem, varlığındı ve sende kaldı.

Gidemedikçe sana,
Kalamadıkça yanında,
Hissedemedikçe nefesini soluğumda,
Aramıza takvimlerden yapılmış uçurumlar eklendi.

İnsafsızca, infazsız bırakıldım ben.

Aklıma gelişlerin gibi bir defa gelsen;
İnan bir daha gidemezdin sen!






#5
Bedenimin de solcusuyum şüphesiz bir yürek mevzu,
Senperyalist fikrin aykırılığında.

Ve inanırım ki,
İki kişilik bir devrimdir aşk.

Sokağa çıkma yasağı da ilan edilebilir,
Malüm ayrılıklar ardından, gidene denk gelmemek için yol üstü tesadüflerinde.


Emre GÖKCE / Devrim


#6
‘‘Başkasını koy yüreğine!’’ diyen kadın,
Dudaklarına oje sürdün mü sen hiç?




#7

İyilik yapmaya devam et .. Karşındaki o iyiliğe layık olmasa bile, sen o iyiliğe layıksın .

[Che Guevara]


#8

Olduğum gibi kim görebilir beni,
Ne rengim var benim , ne nişanım .
Benim de bildiğim sırlar var , diyeceksin ama ,
Hem o sırlarım ben ,
Hem o sırları saklayanım...

Mevlâna Celaleddin Rûmi


#9

Mutsuzum,
Çünkü herkes gibi sahte değilim ve kimse gibi rol yapmadım. Mutsuzum,
Çünkü sevmediğim birine ‘a$kım’ deyip sarılmadım.


#10
Bugün sen yalnız hissetme kendini,yüzünü asma sevgisizlikten.Aslında sen seçtin sevgisiz kalmayı ama yinede ağlamasın gözlerin,yüreğin sızlamasın yanında gerçek seven yok diye.Yalnız değilsin ama bilirim,yanındaki yüreğindeki değil.Gerçek sevdiğin yok şimdi,belkide olmayacak yada sevmiş gibi yapacaksın birililerini.Bugün sevgililer günü ve senin sevdiğin yok,belki sevgilin var ama sevdiğin yok biliyorum,tanıyorum senin yüreğini,acılarını biliyorum. Ama bugün üzülme sen,yalnız değilsin bugün sevgisiz değilsin.
Belki bugün çekmecende gül bulamayacaksın,tatlı sürprizlerle mutlu olamayacaksın.Sevgililer günü hediyen belki,kuru bir kısa mesaj olacak yada sevmediğin birinden alacağın,bir iki parça fiyatı belli eşya.İçin buruklaşacak belki ama asma suratını unutsanda,unutulmadın.

Anlamı olmasa da sende,bir iki damla göz yaşımı hediye ediyorum sana. Bir gün ellerinle silmiştim gözyaşlarımı ve avucuna akıtmıştım bir iki damlasını.Hatırladın mı ? Demiştim ki sana, “Bunları iyi sakla bir gün hatırlarsın belki”. İşte bugün hatırla onları,sana hediyem olsun gözyaşlarım.Kabul etme istersen,beni hatırlama önemli değil.Yalnız olmadığını hisset yeter. Eğer sevgi hissetmek istersen,bir parça benim sevdiğim şarkı sözlerinden birini aç,sana yazdığım yazılardan birini oku,sanki çekmecende bir gül bulacakmışsın diye düşün yada sana bıraktığım o defterin,en arka sayfasında bir not.Sevildiğini hissetmek istersen,bir parça sadece beni düşün azda olsa sızlayacaktır kalbin ve azda olsa hissedeceksin bir zamanlar sevildiğini.Yok eğer hatırlamak istemezsen önemli değil. Yalnız olmadığını hisset ve üzülme yeter ya da boşver unut gitsin her zaman yaptığın gibi...


#11
Sen bilmezsin
Başkalarına adınla seslendiğim günlerdi..
Uzaktın bana
Duymazdın o yüzden Yokluğuna derlenmiş türküleri.


Oysa sen varken
Kanayan gecelere merhem olurdu sesin
Gülüşün dağıtırdı gözlerimden bulutu
Ara sıra gelirdin ya?
Ben o zaman anlardım hangi mevsimi soluduğumu...

Seninle başlayan bir gün
Yine seninle biterdi..
Gecenin bir yarısı
Şehrin yollarını adımlarken
Ve bağlarken o geceyi sabaha
Hayat hiç olmadığı kadar güzeldi..

Bakışlarında mahsur kaldığımda
Deli gibi akardı zaman...
Ara sıra hüzünler karışsa da sesine
Gecemizi karartmaya yetmezdi...
Ve ben ne zaman değsem dudaklarına
Yüzüne bambaşka bir iklim gelirdi....

Sonra gittin...
Her gün bir takvim yaprağı
Düştü umutlarımın arasından...
Ve durdu gözlerine daldığımda çıldıran zaman!
Başkalarına
Adınla seslendiğim günlerim oldu.
Gelmedin...
Şimdi bilmiyorum hangi mevsimi soluduğumu...


#12





Sevmek dedim.

Yoluna ölmek dedi.

Yol dedim.

Alıp başını gitmek dedi.




Gitmek dedim.

Bir Ahh çekip dostlardan ayrılmak dedi.

Dost dedim.

Durdu bana baktı dost diye mırıldandı.

Yüreğime nasıl koysam bilemediğim dedi










Yürek dedim.

Dünyaları içine sığdıramadığım dedi.

Dünya dedim.

Hayatın bir yüzü dedi.











Yüz dedim.

Ardında ne gizli bilemediğim dedi.

Giz dedim.

Hep çözmeye çalıştığım dedi.

Çalışmak dedim.

Bitmeyecek öykü dedi.

Öykü dedim.

Binlercesini içimde gizliyorum dedi.

Gizlemek dedim.

İşte her şeyin bitimi dedi.










Sevda dedim.


Ellerimde bir çiçekle


Peşinden koştuğum dedi.

Koşmak dedim.

Hayat bir maraton dedi.

Hayat dedim.

Öyle kısa ki! dedi.


Niçin kısa? diye sordum.

Yaşanacak çok şey var zaman yok dedi.









Yaşanması gereken ne var? diye sordum.

Aşk dedi.

Kaç kere? diye sordum.

Bin kere dedi milyon kere AŞK.











Neden bir kere değil? diye sordum.

en yüce ve tek dedi.

Önce ona varsan olmaz mı? diye sordum.

Keşke olsa dedi ama önce yoğrulmak gerek.

Acı çekmek mi? diye sordum.

Evet acısında yok olmak dedi.

Yok olunca! dedim.

İşte gerçekta o zaman yaşamaya başlarsın dedi.












Gerçek dedim.

Büyük o! dedi.

Durdum. Durdum. Ve sustum!

Neden sustun? diye sordu.

Yüreğim titredi sanki dedim.

Neden? diye sordu.

Bilmiyorum dedim. Büyük O!"

Evet dedi. Büyük O!

Nerede? diye sordum.

Her yerde dedi.

Nasıl? diye sordum.

Yüreğini aç dedi.





Yüreğimi açmak! dedim.

Bir tebessümle bak her şeye dedi.

Tebessüm dedim.

Her kapının anahtarı dedi.

Kapı dedim.

Girmeden bilemezsin dedi.

Ya korku! dedim.

Bilinmeyenden korkar insan dedi.

Ben kimim? diye sordum.

Sevgiyle beslenensin dedi.

Durdum. Durdum. Yine sustum.

Kimsin? diye sordum.

SEN'im dedi.







Seni Seviyorum" Dedim

"Bende Seni" Dedi...


#13
Yine kesildi sesim soluğum
Kelimelerimi çaldı bu gidiş
Ağzımı ayrılık açmıyor!
Tek bir sözüm kalmadı söyleyecek...
Duyduklarım ise
Artık kulağa hoş gelmiyor...

Bana sorduğun hiçbir sorunun
Cevabı yok bundan böyle.
Sıkıldım
Bildiğin soruları cevaplamaktan...
Yoruldum
Çıkışı olmayan labirentinde
Her gece kaybolmaktan...

Ben sorunları severim
Sen soruları...
Cevap ver o zaman bana;
Pencerenin buğusuna yazdığım
O iki kelime
Duruyor mu hala bakışlarında?


#14
Nereye? Daha Sevecektik….

Kalp denilen o organla aklını ve ruhunu birleştirerek birini düşünmek onunla bütünleşmek ve yüreğinde ona dair güzel hisler beslemek demiştim hani hatırlıyor musun? Teoride bilmen yetmez öğrenmek istiyorsan deneyeceksin.


Sevmeye yeni başladın sen daha önce bilmiyordun yeni öğrendin. Sevmek dediğin öğrenilir. Ben seni sevdiğimde sevginin ne olduğunu fark ettin. O yüzden bu acemiliğin.

Olsun her şey gibi pratik yaptıkça gelişeceksin. Bisiklete binmek yabancı dil öğrenmek spor yapmak gibi… Onlar gibi ama hepsinden daha büyük yer kaplar hayatında. Bir dene bak seveceksin!

Önce sürekli onu düşündüğünü gözlemleyeceksin hiç aklından çıkmayacak. Onun sevdiği bir şey yiyorsan boğazından geçmeyecek. Onun sevdiği şarkıyı duyduğunda yüzünde kocaman bir gülümseme belirecek.

Onunla sevişmek onunla birlikte uyumak onunla yemek ona sarılmak gibi anlam veremediğin eylemleri yapmak isteyeceksin. Sanki bugüne kadar yatağın diğer tarafında hep o yatmış gibi yalnız bir yatak sana soğuk gelecek…

Acı mı? Acının dibini göreceksin üstelik! Seviyorsan o yanında yokken azap çekeceksin çünkü aklını ve kalbini ona hediye etmiş olacaksın. Bu yüzden zor gelecek gündelik hayat. Hele bir de ayrılık acısı diye bir şey var ki; her yüreğin terbiyecisi bir hocadır onunla görüşeceksin.

Birini seviyorsan mutlaka bir yerlerde acı çekeceksin ama merak etme acısına bile gönüllü boyun eğeceksin. Ne oldu? Acıdan mı korktun? Çocuk gibisin; iğneden korkup iyileşmekten vazgeçmek seninki! Nereye yahu daha sevecektik?


Candan Ünal


#15
Bir şiir olmak isterdim
Hece hece dudaklarından dökülen
Her sabah yüreğine günaydınım diyen
Arsız şımarıkçocuksu gözlerinde gülen...
Ve Baharları
Renk renk dökülüp kuş seslerinden
Kelebekleri nağme nağme dans ederken.....

Bir şiir olmak isterdim

En iyi dileklerimin sana ulaştığı
Gecede yasemen kokulu
Mutluluktan gözlerinin kamaştığı
Bir Aşk bir Ay ışığı birde Gülücük
Meleklerin sevinçten ağlaştığı...

Bir şiir olmak isterdim

Akdeniz rüzgarlarında saçlarını okşayan
Yokluğunda bile yanımdaymışsın gibi
Sana seni anlatan
Ellerinden tutup gözlerine bakan
Sevgiyle
Bir öpücük gibi alnına konan....


#16
Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim?

Neden?

Neden olacak korkuyorum!
Korkuyor musun?
Evet ya korkuyorum.
Cunku seni seversem hemen huyun suyun degisecek.
Sende sevdigim seyler farklilasacak.
Simaracaksin. Begenmez olacaksin artik beni.
Cunku ben artik muhtac olmus olacagim sana senin gozunde.
Oyle degil mi?

Bilmez misin?
Muhtac olmak acizliktir.
Simdi seni sevdigim icin cezalandiracaksin beni biliyorum!
Hor goreceksin.
Bekleteceksin.
Aramayacaksin.
Menfaatlerin on plana cikacak.
Sayet menfaatlerinide sevmezsem beni sileceksin.
Yalan mi? Sileceksin iste!

Sonra her gun benden azar azar uzaklasacagini seyredip
kahrolacagim. Yahu ben bir seven'im. Yani seni sevgimle onurlandirmis bir insan. Dunyayi ayakta tutacak insan kudretinin adidir Sevgi...
Simdi ben sevdim diye bu kudrete ve cesarete sahip oldum diye sen beni nasil ve ne hakla cezalandirabilirsin?
Aklim almiyor. Zeka seviyem de. insanligim da. Yuregim de.

Yok! "Seni seviyorum" cumlesini cok sarfetme eskir!
Yok! Herkese "seni seviyorum" deme sadece asik olunca kullan!
Yok! "Seni seviyorum" demeden once binbir hokkabazlik yap ve sirin gorun ki sevdigin sevildigi icin kendini dev aynasinda gormesin onu inletsurundur
aklini basina getirt mahvet!
Neden?
Cunku bu makbul..
Kac....sevsen de sevmesen de kac!
Neden?
Cunku kacan kovalanir aptal! Kacan kovalanir...

iyi de neden sevdigim icin kaciyorum ki? Ben kacacak ne yaptim? Kacarak daha mi makbul olacagim? Kacarsam daha mi kiymetim anlasilacak?

Sevmek utanc verici birsey mi ki kacmam gerek?! Anlayamiyorum...
Oysa ben zaten sevdigimi severek devlestirmisimdir.
Onun dev aynasinda kendisini yeniden devlesmesine ne gerek var ki? Bir gorebilse benim gozlerimle kendini eminim kiskanacaktir bendeki
kendisini...
Yok ama yok!
Bilmez sevgililer sevilmenin essizligini bilmez...

Ondandir bol keseden sevgiyi boyle tuketisleri...
Ben hic simarmayan degismeyen yozlasmayan ucup gitmeyen
Tukenmeyen sevgi gormedim.



Artik cenaze torenleri iki turlu yapilmali. Biri bedenler icin
Digeri zorla oldurulen sevgiler icin!...
Ne demis Yilmaz Erdogan
" Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim"
Anlayin artik varliklari degil ihtimalleri sever olduk...

Neden?

Cunku ihtimaller hayallerimizdir.
Sevmekse hayatin bir gercegi.
Hayallerimizde sevgilimiz hic degismez.
hatta "seni seviyorum" dedikce ya gozleriyle ya elleriyle ya da
tatli diliyle " beni sevdigin icin tesekkur ederim askim " der...

Tesekkur etmek?! Beni sevdigin icin...

Evet ya... Bir onurdur bir oduldur bir serefdir sevmek ve
sevilmek. Ozgurlugumuzdur. Cesaretimizdir. insanligimizdir.
Ayricaligimizdir.
Ama ne yazik ki birde butun bunlari farkinda olamayisimizdir
sevmek...

Korkuyorum. Hep sevdigim icin cezalandirildim.
Artik "seni seviyorum" derken bana tuhaf tuhaf bakmayacak
Varliklari daha cok sevmeye niyetliyim... Bir cicek gibi... Bir hayvan gibi...
Bir dag manzarasi gibi...
Bir su damlacigi gibi...
Bir kucuk tomurcuk gibi henuz dogmakta olan...

Cunku hepsinin insanlarda var olan bir buyuk silahtan arindirilmisligi
var.
Yani dilleri yok dilleri! Konusamazlar...
Sadece dinlerler...
Sevginizi anlayarak hissederek dinlerler.

Onlara "Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim? " demeniz gerekmez.
Direkt soylersiniz sevginizi hesapsizca umarsizca... Saymadan...

Ve sevgimi ifade edecek her turlu cilginligi hesapsizca yapmak
istiyorum.
Gurur denilen sozcugu sozluklerden cikartmak sevdigim icin
sevilerek odullendirilmek istiyorum..


#17
Varlığım da seni arıyorum. Yok bi çare biliyorum. Görebilmek için varlığımı çek yorganı üstümden. Evimin kapısın da bekle beni. Duymak istediğin ayak seslerim kayboldu! Ellerim de dikenler var. Sana dikenleri hissettirmek bile mümkün olmadı.

Üzgünüm hem de nasıl…

Karşılaşmamızdan sonra her dem muhabbet üreten gülümseme halimi dolabıma astım. Sen gözlerini çevirmek için yorma kendini. Bedenim de görebileceğin ruhumun yorgunluğu gözlerimin ufka ayarlı bebekleri.
Kalbime zindan karanlığı kan pompalıyorsun.
Farkında mısın?

Yaşam istiyorsun benden. Gül’ me den yaşayamam. Bilmiyor musun? !
İsmimi söylerken acıma bana. Çağırdığın yerde acımanın anlamı başka. Çabuk olmak için sevgili bir sebep yok sevgi yok…Kahrımdan ayaklarıma küçük geldi ayakkabılarım.


Kandırman beni ağır geldi…
Geldim işte. Ver anahtarı ellerime dokunmadan. Yüreğime vurduğum kilitlerden bir tanesini kapıma vuracağım. Bir kere de çekip kapının ardın da bırakacağım ne varsa. Yaşımın on yedisini Çiçeklerimi kızdığın giysilerimi resimlerimi anneliğimi…

Sorduğum sorulara vermekten kaçtığın cevaplar şimdi karşında. Bu cevaplama hali üstüne yabancı senden uzak.
Benden uzak halin kendine yabancı sana tuzak.
Uzatmayalım öyle ise;

Karar:
Bir müebbet muhabbetin terkine aşkın ihmaline gülmenin ve ağlamanın yarım kalan haline uykusuz gecelere hatıranın dermansız yankısına gözyaşlarının sebep bilmez yolculuğuna yolların yürekleri dağlayan asfalt kokusuna sevginin bir çocuğun kalbine nakşedilmesine karar verilmiştir…


Yalandın eskiden… Şimdi haramsın bana…

*


#18
Gündüzü ve geceyi ve zamanı yaratana and olsun ki!
Sevdiğim! Ellerine çarpıp geçen dualar doğmak için en uzak yarınları bekliyorsa bilmekle öğrenmek arasındaki ayrımın farkına vardıysan eğer yağmurlar düşerken uzaktaki şehrine bir güz vakti resmini andırıyorsa yüzündeki çizgiler bil ki; acıyı yaşamayı bilebilmek en soylu başkaldırıdır hayata. Ve nefes almak isminle bahşedilir bana.


Bendeki senin sende var olmayanın suya yansımasıdır kâinat. Bildim aşk sebeb-i varlığıdır tüm yaratılmışların. Öğrendim ruhla ten çoğalmakla eksilmek arasındaki en büyük ayrımdır “aşk”. Oysa ruhla ten kadar birbirine yakın duran ne vardı ki şu hayatta..

Ey hikmet ve kerem sahibi Rabbim.
En çok da sen biliyorsun ki çocuk yüzümde solan değildir yarınlar. Avuçlarımda yeşeren sözlerden derlediğim dualarla en mahcup halimle huzuruna vardığım anda dahi unutturma bana ki “aşk” tomurcuğun umutla ayrılmasıdır topraktan. Ve unutturma bana ey rabbim dünün bilgisinde saklıdır yarınlar.

Sevdiğim!
“Biz” diyebilmek kocaman bir bedele tekâbül yeryüzünde. .
“Sen” ve “ben” ayrı ayrı duruyor da “biz” bir türlü sığamıyor kalıplara.
Edimsiz çoğulsuz yaşamın bir kıyısına iliştirilmiş yüzümün haritasında en çok da denizlere yer vardı halbuki ama bilmezdi tarihe uzak düşenler sınırlar nerede başlar nerede sonlanır bir hattın beyaz çizgisi. Toprak neden baş edemez suyun büyüklüğüyle diye sormazdı kimse. Dengeydi su. Çoğulun değil tekilin bilgisiydi. Su keserdi de hayatı. Haritalar bildirmezdi bu gerçeği.

Ve en çok da geceler gebeydi büyük ihtilallere. Nedense korkuttuğu kadar güç de katardı karanlık insana. Hem yüzleşmek hem de kaçmak için hakikatlerden en doğru zamandı gece. Ölümle yaşam arasındaki ince çizgiydi adı. Bu kadar zıtlığı içerisinde barındıran hangi zaman dilimi vardı ki başka. En yakın durandı işte karanlığa aydınlık.

Ben dünyalara sığdıramazken kendimi düşlerimden uyandırdılar. Bundandır hiçbir yerlere ait olamayışım. Özgürlüğüm bir tek kelimelerin ruhunda sonsuzluğa kanat çırpıyor. Bu yüzden mürekkebi kurumadan kalemimin kabul buyur sözlerimi.. Ankara yirmi dört kasım bir de yağmurlar…


#19
Düş sen kirpiklerimden belirsiz faili meçhul aşkıma.. Anlam veremiyorum üstü başı dağılmış bu akşamlara

Sokaklardan sen geçiyor her seferinde ya da ben öyle hayal edip kendimi kandırıyorum sensiz bu akşamlarda.

Hatırlar mısın diye başlayan her sözcük aslında hatırası olmayan bir kavşağa götürüyor beni. Sanki hız sınırını aşmış kazaya meyilli bir yürek gibi çarptı çarpacak telaşı içinde gözlerimi diktiğim karanlık gece beni sana çıkartmıyor artık...


İçimdeki sen gözlerimdeki ışıklar yavaş yavaş feri sönmüş kandilsiz sabahlara yani kendimize çıkartıyordu artık bizi. Sözcüklerim alfabeden çığlıklarla koşuyordu artık.Seni anlatırken yüreğime kan damlatıyor her şey biraz eski biraz yeniydi acılarım

Sen artık yoktun bende ve ben sensizliği anlatamıyordum . Kabullenemiyordum. Yol bitmişti ben bitmiştim. Sendeki seni çıkartmak için uğraşırken kendimi çıkartmış aşka doğru uzun bir yol almıştım. Sonsuzluk gibiydi görmüyordum duymuyordum sadece hissediyordum.

Yol bitti...

Dilim lal

Bakışlarım lal

Konuşan bir tek yüreğim var. Onu da sen duymazsın artık. Biliyorum gitmekten başka çarem kalmadı . Yolun sonundayım ve pervasızlığımın bedelini ödemek zorundayım.

Beni hayallerinden de at dedin. Ancak sensiz hayal kurmamıştım ki senden önce hayallerim yoktu. Seni tanıdığım andan itibaren öylesine korkuyla yüzleşmiştim ki bu korkunun ayrılık korkusu olduğunu biliyordum. Seni tanıdığımdan beri ayrılık korkusu içinde seni sevmiştim. Ancak bu kadar çabuk yüzleşeceğimi bilmiyordum. Buna hazır değildim inan. Hayatım boyunca ’ rabbim bana gerçekten bir aşk nasip et ve gerçek bir sevgi olsun diyordum ’ bir kulun en aciz zamanında denk gelmişti gözlerin gözlerime ve sevgin yüreğime değmişti.
Gülmüştüm ilk defa bir yetimliği köşe başı unutulmuş küçük bir çocuk edası ile ..

Bitiyor bu öykünün vuslat kısmı inan ikinci kez gelmeyeceğim kapına ve vakitsiz çalmayacağım yüreğinin kapılarını. Benim için en uzun gece 17 Aralıktı çünkü öylesine uzun ve yangınlar yakarak geçti ki hayatım boyunca unutmayacağım bir gün olarak yerini aldı.

Gecelerim artık karanlık biliyor musun ..

Mum alevim Söndü ( Yüreğime yaktığın mumlar söndü sevdiğim. Sensizlikte dipsiz bir karanlığın dipsiz kuyularında yaşamayı öğreniyorum. Eskisi gibi üstüme devrilmiş hayatın enkazlarından çıkma çabasındayım... )
Mum Söndü ...


#20
Şimdi beklentisine küsmüş çocuklar gibi kazınmıyor bakışlarım duvarlardan.... Tek başıma saklambaç oynuyorum bulunmaz bir hiçlikte... Ebe de ben sobe de...




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:38 .