єѕкι вιя αşкıη кαρѕαмα αℓαηı | İcσ
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 04-11-2012, 15:16 #581

ßαвєsSøมĽ.

Forumun Tiryakisi


Ben ne zaman,
Öyle durup dururken.
Öyle damdan düşer gibi
Açıp seni okumaya başlasam.
Anlıyorum ki,
Bahar gelmiş
Anlıyorum ki,
Kaçmak sürüklenmek vakti
Dolaşmak galatada hisarda.
Bırakmak işi gücü
Unutmak ekmeği tuzu
Çıkarıp potinleri
Denize daldırmak vakti
Yalın ayakları.
Ben ne zaman
Öyle durup dururken,
Öyle damdan düşer gibi
Açıp seni okumaya başlasam.
Anlıyorum ki,
Mahvolmuşum.

Orhan Veli.





Alt 25-06-2013, 12:28 #582

Amour.

Her şeye Fransız.


Bitiyor zaman.
Tüm saatler kum saatinin içinde birbiri üstüne yığılıyor.
Sahte mutluluklar giyiniyor sözcükler.
Sen-ben savaşında imtiyazsız yarınlara bugünden açıyorum gözlerimi.
Savaşacak kadar bile yakın olmayışımızı bilirim.
Bilirim, acı verişindir bu kadar sözcük dizdiren.
Ömrümü ömrünün ardında sürüyen...
Aynaları kırıldı mutluluğumun.
Söz dinlemeyen yanımı artık çok iyi tanıyorum.
Ayağım takılıyor bir acıya ve yokluğunun üstüne düşüyorum.
Hala üşüyorum...
İğne deliğinden geçiriyorum sevdayı.
Sen oluyor nakışımın adı.
Bir an sen oluyorum anlayışsız, vurdumduymaz...
Sonra bana dönüyorum. Bak hala ağlıyorum...
Harf harf işlerken kelimelerimi,
şimdiden yerleştiriyorum acılarımı parmaklarımın ucuna.
Son düşen cemreyi de ayırıyorum payıma.
Kapatıyorum gözlerimi.
Hadi git yâr, geldiğin gibi.
Acıttığın yerden tüm acılarımı da topla git hadi.
Anlamadım yâr Sen mi yâr olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım?
Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş?
Hangi şarkıda yarım kalmıştı notamız?
Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni; sen bulunmazım olmuştun?
Ah yâr sana bağlamazsam sözcüklerimi,
hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili.
Sana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor.
Yok, mu önümde senden gayri gidecek bir yol?
İçim yine aynı mısra'ları tekrarlıyor..
Yamaçlarımda senli güzel düşerim var
Ama düşlerime damlayan zehir de sensin yâr
Bulamadım yâr.
Seni bu kadar ararken kendime bir mutluluğu da bulamadım.
Zamandan bir bir çalıp saatleri sızlayan yanlarıma kattım.
Ben acıyı aşka yama yaptım.
Hafife almadım duyuları.
Kuytu köşelerde ölümüne besledim sevdayı.
Acıydı bildiğim aşkın ön adı. Hiçbir şehre sığmadı yüreğim.
İstanbul sen de yüreğimi ayaklarına doladın.
Ve sen düştün ben kanadım.
Ezildim, yarama yine koskoca bir kenti bastım.
Büyük bir uykudan ibaret sandım satırlarda yaşamayı.
Kelimeleri vurdum kumsallara.
Canımı ağrıttım ardında.
Ve bir taş daha attım içimin karanlık dehlizine.
Hüzün meskenine kilitli aşk hangi makamı kabul ediyordu ki sözlerine?
Hangi yaram düşlerimi sana vurduğumda acı damlatmıyordu?
Gerçeğimde olmayan yâr gönlümden git!
Hadi git! Ben sarsılan bir şehrin enkazı olmaya razıyım.
Ben, yine kâbuslar saklarım yatak başlarımda.
Ve sana şiirler biriktirmekten vazgeçerim.
Sessizliğimin sesini dinlerim bir sonbahar sabahında...

Kahraman Tazeoğlu.




Bitmeyen huzur Bunu beğendi.

Alt 25-06-2013, 12:29 #583

Amour.

Her şeye Fransız.


Akıllı kadınlar neden yalnızdır? Cevabı uzun… ama erkek egemen toplumlarda çok normal. Adeta bir kural.
Televizyonla beslenen, medyatik refleksli toplumumuzun bazı erkekleri, gücün ve iktidarın karşı cinse geçmesi halinde çıldırıyor. Bir aşağılık kompleksi durumu yani… cennet anaların ayakları altında deyip, kadın döven zavallıların düştüğü acz…

Erkek hep zeki kadından hoşlanır ama zamanla bu zeka yarışında yenilince kızar, küser ve ağlar. Tıpkı yenilgiyi hazmedemeyen bir çocuk gibi. Zeki kadınlar erkeklerin çocuk alt beyinlerinin gelişmediğini bilirler. (gelişmez çünkü doğurganlık yoktur) Şirket sahibi, yönetici hatta başbakan bile olsalar “aslında” onların hiç büyümeyen bir çocuk olduklarını unutmazlar ve akılları sayesinde her zaman onların istediğini yapıyormuş gibi davranıp, kendi yasalarını uygularlar. Zavallı erkek, iktidarın hep kendisinde olduğunu sanır.

Akıllı kadınları yanlarında taşımaktan hoşlanan erkekler, zamanla onlardan kaçmanın yollarını ararlar. Çünkü kadın zekasıyla üstünlüğü ele geçirmiştir. Erkekse kendini eksik ve iktidarsız hisseder. Hem akıllı kadından hoşlanır, hem de akıllı kadından korkar ve kaçar. Yaşadıkları ilişki boyunca yanındaki sevgililerinin zekasıyla övünürken, o zeka kendilerine karşı kullanıldığında öfkeden çılgına dönerler ve hatta kaba kuvvete başvururlar. Bu yüzden akıllı kadınlar hep yalnızdır. Erkeği onu kandırdığını sanırken, o çoktan ilk kaçamağı yakalamıştır. Telaş yoktur. Çünkü derinlere sessiz inilmelidir ki korkup kaçan olmasın. Bunu düzgün sevdikleri için yaparlar. Amaçları rezil etmek değil, kendisine yapılan haksızlığı tam ve doğru olarak bilme hakkını elde etmektir. Yarım yamalak nefretleri sevmez akıllı kadınlar. Öfkesine değecek düşmanlar lazımdır onlara…

Akıllı kadınlar her şeyini verir ve her şeyini alır. Acıları boylarını aşsa da gıkları çıkmaz. Dillerinde pişmanlık cümleleri dolaşmaz. Kendine olan saygılarını ve ayaklar altına almadıkları gururlarına sahip çıkarlar. Kan kusarlar ama kızılcık şerbeti içtiklerini söylerler.

Akıllı kadınlar erkeklerini başkalarına ezdirmezler. Kendileri ezerler. Bunu gururlarını incitmeden yapmaya çalışırlar ama sonunda hep haksız olan onlar olur. Onlar önce susar, sonra sorgular, ondan sonra da cevap verirler. Sustuklarında dillerini dikenli tellere dolar, konuşunca önce kendileri kanarlar…

Akıllı kadınların “konuşacak çok şeyleri olduğu için suskunlukları da büyük olur” Akıllı kadınlar kendini ezdirmez. Akıllı kadınlar salağı oynayamaz. Akıllı kadınlar kendilerine haksızlık etmez. Akıllı kadınlar “mış” gibi yapmaz. Akıllı kadınlar aşıkken de akıllıdır. Bu yüzden hep yalnız kalırlar.

Kahraman Tazeoğlu.





Alt 25-06-2013, 12:31 #584

Amour.

Her şeye Fransız.


ben seni yaralarından tanıdım
ecelime son kurşundun deli davalım
n'olur bulutsuzluğuma darılma
dudağında bizi gül
kıyametime adım kala
beni senden alma

aklım kara kış
ellerim seni üşüyor
bugün günlerden soğuk

ben aysız gecelerde
çocukluğuma mektup yazardım
ah çocukluğum kağıt gemilerim

düşlerim dudaklanıyor

sesin kokuma gizli
yıldızları sönük gecelerde
dilime yağmursun

gözlerini uyuyorum her gece
bu kent içimin bahçesi
gemilerim çözülüyor yüreğine
ellerinle okşuyorsun
bilmiyorsun
kendi bakışlı kız
ömrümün kırçıl masalısın
uçurumlar vaadetme bana
yaralısın...


Kahraman Tazeoğlu.




Bitmeyen huzur Bunu beğendi.

Alt 25-06-2013, 12:32 #585

Amour.

Her şeye Fransız.


ama gitme
gözlerimde kan gezer
yasadışı bir soğuk işler iliklerime
gözyaşlarını geçirip sırtına
küflü bir sapak mı bırakacaksın sabıkama

biraz duman hıçkırığı sigaranda
biraz gece kırığı bende
şiir yorgunu damarlarıma ilk aşktan sola dön
ama gitme


şiir kanamalı bir aşkın "sonu yok"undan geçerken
ışığın sesini bul
aynandaki kırık yüzümü topla
gözümde seğiren acı bir denizde yüzdür
olimpos'un sıcağını
ama gitme
uçurumlar seri cinayetleri tökezletirken
sesini sakladım cebime
yağmur işgalli bir gecede ıskaladım
kapına dayanmalarımı
daha binmeden otobüslere
duraklar mı tuttu da kustun sesini üstüme
bak sana dil sürçmeli peltek şiirler yazdım
satırlarından kan sızar
satırla doğranmış bir aşkın cinayetinde


bir insan iki kıyıya aynı anda gözlerinden düşebilir
itme

ama gitme
daha saat "hoşça kal"ı göstermedi
bitme !

Kahraman TAZEOĞLU (Beni Susarken Bölme kitabından)





Bitmeyen huzur Bunu beğendi.

Alt 25-06-2013, 12:37 #586

Amour.

Her şeye Fransız.





kimsesiz bir gökyüzüne
lâl bir dilin tüm sesiyle haykırması kadar sağır,
karanlık sularda,bir âmânın gözlerini araması kadar kör;
yani anlamsızlığa yeni anlamlar yükler gibi
yalnızca yalnızlığa anlatıyorum kendimi...
çıkmaza düşmüş şiirlerin koynunda
bir uzun yol oluyor kalemden süzülen her harf
her hece aklımın kabristanlarında yankılanan
sahipsiz bir ölüm çığlığı,
masumiyeti sesimde eskiyen...
ve dudaklarımın ucunda bitmek bilmeyen acılı tiryakilikler
ve sonrasızlığın deminde keder dökülüyor kağıtlara
hâsılı aşk; ölü doğmuş bir çocuk şimdi
yüreğimin sevda çukurlarında...
hadi yâr kendini al gecelerimden
al ve git!
zaten bir uzak düştü benimki;
ertelenmiş zamanlarda resmedilirken mavinin imkansızlığı,
şiirler nice sevdaya küs bakış hüküm giymişken,
ezbersiz acılar eşliğinde gözlerinde tükenmek
ve ölebilmek kirpiklerinin iz düşümünde
hani meçhul bir izbede seninle el ele...!
oysa mutluluğu çoktan rehin bıraktım ben
bilmem hangi şehrin emanetçisinde
ve senden habersiz,
adından acılar türetiyorum şimdilerde...
dilimin ucuna geliyorsun bir zaman
yaşamak soruyorsun!
yaşamak; kör bir sancıdır sol yanımda,
dönüşsüz bir türkünün kambur sesinde yitip giden...!
ve dinledikçe kendimi,
kâbus olup büyür geceler karanlığın uğultulu yollarında...
ben kaçmak isterken her şeyden
gözlerin adına kendime sefer üstüne sefer eylerim.
sana çok benzeyen bir şehir olur geçtiğim her yer
her yer öylece uzar gider içinde gözlerimin
ve bizden çok uzakta
mevsim çömezi bir haziran
sonbahara uyanır şehr-i İstanbul,
gözlerinde bir mavi yangın
ve saçlarından dökülür martılar
Üsküdar'da pasaklı bir deniz kızının
sâhi martılar diyordu bir şair:
“martılar ki sokak çocuklarıdır denizin”
yani öylesi kimsesiz ve unutulmuş
yani morarmış kanatlarında münzevi bir hayat taşıyan
sonrası geç kalmış yaşanmışlıklarda
bulutsuzluğa prangalı bir çift yağmur damlası,
yağmasın diye kulelerde saklanan..!

işte böyle “can” dediğim:
yetim çocuklar hüznünde
kâhır yüklü gölgeme
çokça sahiplik etmişken bedenim,
yorgunluğun kıyısında
hüzün olup işlenmişim ömür gergefine...
çapulcu dillerin nazarında
sevdaya zûl libaslar giyinen,
uğursuzluk alâmeti koca bir hiç'miş adım...
ötesi yok!
gurbet yokuşu ağlamalar pazarında
iki damla gözyaşıymış bedelim
ve soyunup benliğimden
elem üstüne elem giyinmiş
sana pervane yüreğim
gözlerimde gözlerini ateş bilip yanmışım öylece
hiç ses etmemişim
meğer ne çok kedermiş
gözlerinin içinde tutuklu kalmak..!
lâkin sevmişim işte
her şeyden ve herkesten öte
sadece sevmişim seni...
ama sen kendini sök düşlerimden
sök ve git şimdi!
yolların koynunda
başımı yaslayıp ölümün yamacına
bunca acıyla yoldaş olmuşken ben
sen kaç benim kalabalığımdan
ve bir intiharın şafağında
sesini sil şiirlerimden
olmasın dönüşü gittiğin yolun
kalemi kırılmış gelişlerin hükmünde
sonsuz bir gidişle
unutmalara aç yüreğini,
yüreğini toparla yüreğimden
cellat bayramı asılışlarda
nasırlı urganlar kuşanmış şiirlerde seyreyle yüzümü
ve zamana not düşsün akreple yelkovan
yüzün kalbimin ortasında
yalnızlık yazgısı yemin olsun
ki belki arınıp mezar kalabalıklardan
ben yine ben olurum...!
yağmurlu bir gökyüzü akşamı
hani olur ya!
düş yorgunu bir martı gelir de hatırlatırsa beni
“ziyan ömürler kucağında
kendine has ölümler büyüten
bir deli çocuktu” dersin...
hadi git şimdi
git ki gözlerine “ayrılık” değmesin...





Bitmeyen huzur Bunu beğendi.

Alt 26-06-2013, 15:19 #587

Amour.

Her şeye Fransız.


Nasıl iş bu
Her yanına çiçek yağmış
Erik ağacının
Işık içinde yüzüyor
Neresinden baksan
Gözlerin kamaşır


Oysa ben akşam olmuşum
Yapraklarım dökülüyor
Usul usul
Adım sonbahar

Kahraman Tazeoğlu.





Alt 26-06-2013, 15:21 #588

Amour.

Her şeye Fransız.


Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
Bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
Koşar gibi yürüyüşün
Karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
Uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın

Karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

Adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
Seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
Gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
Koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
Ve sonra her zaman her ölümlüye
Aynı şartlar altında kısmet olmıyan
Gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
Sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın





Alt 13-07-2013, 10:53 #589

Amour.

Her şeye Fransız.


11 GÜN SONRASI

On bir yaşında, pirupak bir kalple:
Gözlerinin kahvesinde beklerdim.
Sen ve ben ayrıydık, tezattık komple…
Protestoları takip ederdim.
Senin başın derde girmesin diye…

Küçüktük, ben kitaplarımla yaşar,
Şiirler yazar, Hakka yönelirdim.
Ağabeylerimin belinde altışar,
Onlara şaşar, hep sinirlenirdim,
Çatışmalar kanla bitmesin diye…

Ölümü 11 geçerken saatler.
Parti, parti insanlar ölürlerdi,
O parti, şu parti bak boş vaatler.
Ben hep şiir yazardım görürlerdi.
Sanatla ölüm birleşmesin diye…

Üniversitelerde karşıt görüşlü
Öğrenciler vardı. Görürdük akşam,
Eylem saati… Uzun yürüyüşlü…
Atatürk Bulvarı boyunca kaçsam.
Polis beni de götürmesin diye…

Sen hep onların arasında olmayı,
Yanlarında bulunmayı isterdin…
Ben tercih etmiştim uzak kalmayı,
Sen bana kızardın, korkaksın derdin!
Oysa dert: düşman sevinmesin diye…

Sen küçük yaşta, Mao etkisinde
Yetişmiş, komünizmle pişmiştin.
Bana birkaç adım mesafesinde


Olmana rağmen, benden geçmiştin.
Ardından baktım döner misin diye…

Sakarya caddesinden, bu sokaktan,
Değil hayatımdan gidiyordun sen.
Aşkı doğru anlayamadığından
Bana gerici, yobaz diyordun sen.
Susuyordum kalbin küsmesin diye.

Sen yağmurlarla gittiğinden beri
Ayrılığa dair, ne varsa buldum,
Okudum bir, bir bütün şiirleri.
Bak bu şiirle sana şair oldum.
Seni anlattım, öğrenesin diye…

İmkânsız bir aşktı yıllar öncesi,
Yaşadığımız belki aşk değildi.
Tamam. Ama yıllar sonra bak sesi,
Duyuldu yeniden, kalem eğildi.
Böyle aşk dile gelmesin diye…

Hakka bağlı, doğru yolun yolcusu,
Kaptanım yok deryada, deva haktan.
Hakka yapılacak hata korkusu.
Baştan ayağa sardı, çıkardı baştan.
Duam ki: Allah esirgesin diye…

Küçük çocuk, büyüdü şimdilerde…
Haktan sapmadı, sevdiğinden geçti…
Sevdiği kız acaba şimdi nerde?
Ağladı sessizce, yazdı ve bitti.
Böyle aşka kimse düşmesin diye…

Mesut İlkay YANIK





Alt 13-07-2013, 10:54 #590

Amour.

Her şeye Fransız.



Üç mayıs Türk'ün bayramı, yurdumun düşünüş günü!
Atsız Ata'nın ikramı, bayrağa bürünüş günü!

Bugün dövüş günü kardeş, emperyalist zihniyetle!
Bugün övüş günü kardeş, Türkçülüğü milliyetle!

Türk'ün mukaddes gayreti, ödülle güçlendirildi! Akla sığmaz cesareti, bu günle taçlandırıldı!

Bugün doğuş günü kardeş, kapitalist karanlığa!
Bugün vuruş günü kardeş, tekdüze faşizanlığa!

Ulusum, ulusun kurtlar, dağların doruklarında!
Derdest edilsin namertler, kurtların yumruklarında!

Bugün bir düş günü kardeş, ilkenin, ülkenin günü!
Mutlu bir kış günü kardeş, doğacak ülkünün günü!

Mesut İlkay YANIK





Alt 13-07-2013, 10:55 #591

Amour.

Her şeye Fransız.


Bu destan; bin senelik sen gibi dik duruşlu
Aslında sığmazsın sen bin yıla Anadolu…
Yurdumun üzerinde turaçlar uçuşurken
Bir umut görüyorum beraberinde uçan
Kanatlanıyor umut köye, şehre, tüm yurda
Tutunacak bir zincir beliriyor çukurda!
Zincir; İslam ve Türklük hakkın yoludur ancak!
O zincir ki bizleri & düzlüğe çıkaracak!
Düzlükler bereketle imanla, aşkla dolu
İlahi bir sevdaya düşmüşsün ANADOLU!

Şaşırmışın peşinden şuursuzca gidenler
Allah isterse bir gün hakka geri döner!
Ağır başlı sokaklar, dik duruşlu caddeler
Patlamayı bekleyen sabırsız birer mavzer…
Ne zaferler yaşadık ne fetihler ne harpler
Ne Rus dayandı bize ne Yunan ne de Sırp'lar!
Unutulan o rüzgâr eser bir gün yeniden!
Kafkaslardan toz gibi uçuşur işgal eden
Dağların, ovaların altındır çil çil pulu
Kaderin kaderime bağlanmış ANADOLU!

Kutsal bir mücadele ülkemin varı yoğu
Asla devrilmeyecek halâskar Büyük Doğu!
Davanızın etkisi hâlâ devam ediyor
Dinle üstadım dinle alperenler ne diyor!
'Sakarya saf çocuğu masum Anadolu'nun
Bizde divanesiyiz ulu ‘Allah Yolu'nun!
Üstadım izindeyiz iki binli yıllarda
Yürüyoruz hak yolda yürüyoruz art arda!”
Bu dava ki bembeyaz nurludur sağı solu
Davanın yetiştiği ocaksın ANADOLU!

İnsan dediğin bir et ve kemik yığınıdır
Karşısında onca dert ve keder yığılıdır
Bir insan ki hak yolda hak dava da yürürse
Hatırlanır yıllarca Allah öyle isterse
İslam adlı geminin Türk yurdundan yolcusu
Saltuk Buğra Han ve o muzaffer ordusu…
Irkımın destanları yağmurlarla yazıldı
Şimşeklerse zaferi müjdeleyen bir zildi
Bereketli zillerin çalar hep soylu soylu
Allah Allah sesiyle çırpınır ANADOLU!

Hani yıllar önce Şah böyle olmaz diyordu
Hani âşıkların hak yolunu kesen ordu!
Hani Türk'ü yurdundan çıkarmak isteyen güç
Hani seni ateşe sürükleyen temevvüç
Hepsini parçalayıp toprağa gömdün yurdum!
Meleklerin duası seninleydi dün yurdum!
Semaya çarpıp dönerdi yürekten çıkan tekbir
Söz ver Türkoğlu söz ver bizde söz bir Allah bir!
Sana miras bıraktı bu koca yurdu Selçuklu
Mirasa sahip çık ki Türk kalsın ANADOLU!

Baş vermiş filizlerin Büyük Doğu boyunca
File kafa tutuyor Müslüman bir Karınca!
Kim durdurur gövdemi aşkla dolup taşarken
Durmak yakışmaz bize durmak için çok erken!
Doruklardan doğruldu yükseliyor mehteran
Davran Türkoğlu davran değişsin bu pis devran!
Başak başak salınsın gökyüzüne güllerim
Bir anda her bir yanda görünsün 'Allah kerim”,
Dayan Türkoğlu dayan… Dayan Büyük Doğulu
Bu dava mukaddestir, uludur ANADOLU!

Mesut İlkay YANIK





Alt 13-07-2013, 10:56 #592

Amour.

Her şeye Fransız.



Fark ettiğim binlerce çelişkiyi
Anlatmak istedim, anlamadınız.
Bozduğunuz toplumsal ilişkiyi
Anlatmak istedim, anlamadınız.

Şimdi her köşede bir başka yazar
Gerçeği gizleyip bambaşka yazar
Sanmayın bu adam hep aşka yazar.
Anlatmak istedim, anlamadınız.

Tam kırk yıl oldu sesini duymadım.
İnan onsuz hayal bile kurmadım.
Özgürlük peşindeyken uygun adım
Anlatmak istedim, anlamadınız.

Her şiirde bir sitem diktatöre
Yıktığın kültürü edip restore
Baş değil el kaldırıp milyon kere
Anlatmak istedim, anlamadınız.

Üstümüzde ki ateşten çemberi
Söndüremez ki uğur böcekleri
Başına onca çorap örenleri
Anlatmak istedim, anlamadınız.

İslam'a leke süren bireyleri
Gösterdim azalsın diye reyleri.
Bu vatan bölünsün diyen beyleri
Anlatmak istedim, anlamadınız.

Mesut İlkay YANIK





Alt 13-07-2013, 10:57 #593

Amour.

Her şeye Fransız.


Bekleyeceğim

Aylar geçip yıllar olsa da
Yıllar geçip zaman dolsa da
Aşkın arzuları beni boğsa da
Bir gün seversin diye bekleyeceğim

Bugün nişanlansan, yarın evlensen
Benden başka binbir kişi sevsen
Hepsiyle ayrı ayrı izdivaç görsen
Bir gün dönersin diye bekleyeceğim

Seni beklemekle geçse de ömrüm
Şu fani dünyada kalmasa günüm
Senden uzakta ölürsem bir gün
Ahirette seni bekleyeceğim…

Ahmet Hamdi Tanpınar





Alt 13-07-2013, 10:59 #594

Amour.

Her şeye Fransız.


Adiloş Bebenin Ninnisi.

Doğdun,
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş Bebem,
Hasta düşmeyesin diye,
Töremiz böyle diye,
Saldır şimdi memeye,
Saldır da büyü...

Bunlar,
Engerekler ve çıyanlardır,
Bunlar,
Aşımıza, ekmeğimize
Göz koyanlardır,
Tanı bunları,
Tanı da büyü...

Bu, namustur
Künyemize kazınmış,
Bu da sabır,
Ağulardan süzülmüş.
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü.

Ahmed Arif





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:28 .