#121
Başkalarına bir şeyler hissetmeyi çok denedim. Her denediğimde seni buldum herkeste, ama bulamadım bir seni hiç kimsede.



#122
Yanılmış şeyler silsilesi.Yanılmış şeyler silsilesi.
Yanılmış şeyler silsilesi.


Beraber yürüdük, biz bu yıllarda.


#123
Yanılmış şeyler silsilesi.


#124
Çünkü büyüdükçe arzularım küçüldü, şaşkınlıklarım küçüldü, beklentilerim küçüldü.
Büyüdükçe öyle küçüldüm ki içimde taşıyacak bir şey kalmadı.
Büyümenin bir bedeli varsa işte bu; yarım metre uzadım, yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim.

-Emrah Serbes.



#125
Ben insanların en çok dost 'görünen'inden korkarım, başka hiçbirinden değil.


#126
"o gün, banyoda tek başıma ağladım. suyu da açmıştım üstelik. kimse sesimi duymasın diye. o gün canım çok acımıştı.

canım bile bana acıdı..”


#127
“Merhaba Nâlan, merhaba!
Sen ortada sıçan, ben şaşkın körebe.
Ulan seviyorum seni be!
Ulan, nereden inceldiyse,
Oradan kopsun be!”

Yusuf Hayaloğlu.


#128
Yanılmış şeyler silsilesi.


#129
"içimde bir parça; ne kopuyor, ne ölüyor."

Birhan Keskin


#130
"Her şeyi zaman varken yapmak gerek. Geciktirilmiş sözler, askıya alınmış hayaller, ertelenmiş itiraflar, gerçekleştirilmeyen buluşmalar; bir gün hepsi size pişmanlık olarak geri dönmeden önce, henüz vakit varken."

Murathan Mungan


#131
"Bazen arkana bile bakmadan gitmek istersin.
Öyle her şeyi bırakmana falan da gerek yok.
Anıları bırakabilsen yeter."


Edip Cansever


#132
annemle oturduk "tükeneceğiz" dinliyoruz. "ne böyle senle, ne de sensiz. yazık. yaşanmıyor çaresiz." annem "eğer seni düşünüyorsa mutlaka hissedersin bunu." diyor. radyocu adam şiir okuyor şarkı bitince, "sen hâlâ anılarımın en beyaz yanısın." kahvelerimizin suyu kaynıyor. saat on ikiyi üç geçe, aniden gelen kötü bi haber kadar yalnızız annemle.


#133
Ama artık gitmek geliyor içimden,
Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden, dönüşü olmayan yerlere..


Ataol Behramoğlu


#134
Senden niye vazgeçtim Diego!
Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
Her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
Düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
Ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden “sen” olduğun için vazgeçtim.
Bencil olduğun için vazgeçtim.
Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
Bu yüzden ben de senden vazgeçtim.

-Frida Kahlo


#135
Yanılmış şeyler silsilesi.


#137
“Benim hayatımla ve bir kadın oluşumla ilgili çözemediğim bazı meselelerim var, bu meselelerle samimiyet ve cesaretle boğuşuyorum hâlâ. Bütün bunlar yokmuş gibi davranıp, kitabî şiirler yazamam. Şiirlerim ütüsüz ve buruşuk gezdirdiğim ruhumun diyeti bence. Bu yüzden hepsi benden parçalarla dolu. Bu yüzden biraz ‘kadınsı’, durup

dururken bağıran şiirler.”


Didem Madak


#138
-Kendimizi kötü hissetmemize neden olan ne kadar acı varsa zamana bırakmamız söylendi ama; ben hangi acımı zamana bıraktıysam,su gibi akan o zaman hep durdu. Bu yüzden dört bir yanımı sarmış yaralardan fırsat bulup saramadım hiç bir yaramı.-
Yaralarıma tütün basıp, yeni bir yara açılacağını bile-bile sevdim seni.Üstün başın batmasın diye her kanadığımda ben sardım kendimi.Kendi elimi kendim bastım kanlı etime. Çok zordu, onca yaranın içinde yanıp kavrulurken sana su vermeye çalışmak çok zordu.Yara-bere içinde az biraz büyüdüm,değiştim ama en çokta sağa-sola tutunmaya çalışmaktan ellerim büyüdü.
Ellerim;yanık bir türkünün yangın yeri.
Ellerim;kendi boğazıma yapışmış ecel.
Ellerim;karanlık bir odanın perdesini aralamaya çalışan umut.
Ellerim;balıkları oltadan kurtarıp suya bırakan çocuk acemiliği.
Ellerim;kahretsin ! Ellerim taze kana bulanmış,bak.
-Açtın mı hiç bir gülün yaprağında? Uçtun mu hiç bir kuşun kanadında? Düştün mü hiç kör bir kuyuya?-
İki elimle bir araya getiriyorum yakamdaki yarayı.Boğazımdaki düğümleri açıp,bir-bir kursağıma atıyorum.Elime-yüzüme bulaştırdığım kanı temizliyorum.Bir kağıt gibi buruşturup ateşe fırlatıyorum geçmişimi
sana gelirken.Kimliğim ve Allah'ım yoktu sana gelirken,aklım ise zaten sendeydi.Sana geldim.
Evet biliyorum,kolların bir daha dolanmayacak boynuma.
Evet biliyorum,bekaretini bende kaybetmiş aşk sözlerin çıkmayacak bir daha ağzından.
Evet biliyorum,göz menzilime düşmeyecek bakışların.
Evet biliyorum,kokun gelmesin burnuma diye üst-üste yakacaksın sigaranı.
Evet biliyorum,kahretsin ki biliyorum hepsini!
-Elinde sigara varken,üstüme döktüğüm benzinle sana sarılmaya geldim ben.-
Seve-seve gittiğin bütün yolları,ardından söve-söve geldim ben. Ağzımdan kanlar aktı da kasıklarıma kadar yinede dinlenip nefes almadım.Çıkmadı yol boyunca aklımdan saçların.Dişlerini döktüğün hayallerimle geldim kan-ter içinde.Seni ve ölümü düşünerek geldim.Ay buluta girdide yine durmadım.
Şakağımda tabancayla geldim.Göğsünü göğsüme bastırıp öpüşünü hatırladım da durdum.O an bi nefes aldım. İhaneti karşıma koyup seni sordum.Aynadan farksız geldi kalktım sana geldim.
Sana geldim;insan etinden yeni fırlamış kanlı bir bıçak gibi.
Sana geldim;dostlarla kahve içmeyi bırakıp meyhane köşelerinde rakı içen bir berduş gibi.
Sana geldim;gelin çiçeğine kaderi olmayıp mezarda açan bir papatya gibi.
Sana geldim;kahretsin ! Sana geldim, sen yoktun.
Yaralıyım üstelik.Sardığım bütün yaralarımdan kanlar çıkmaya çalışıyor.Canım da acıyor biraz.Varlığının açtığı yaralar yetmezmiş gibi,yokluğundan bana bir
adet yara daha ! “Evet!” diye bağırıyorum, “Evet! Bu yara benim.” Alkışlar yükseliyor,ıslıklar çalınıyor. Tebrik ediyorlar her şeye rağmen gelen beni ve her şeye rağmen giden seni ! Ne yapmak lazım şimdi?Yokluğunu öpüp başa mı koymalı,yoksa seni bulup ayağına mı basmalı,ya da böyle gidiş görülmedi diye alnından mı öpmeli? Ne yapmalı söylesene !?
-Vurulup düş'tüm yollara,yolun sonunda olmayışını sevsinler senin.-


#139
Geçmeyen yara, bitmeyen şarkı, sönmeyen ateşsen suç benim değil ki.




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:01 .