#61
"Ben aslında her şeyi sonradan öğrendim.
Herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
Bunu da sonradan öğrendim."




#62
Dünyaya onu görmeye gelmişim gibi hissediyorum...


#63
# Nobodys

Ben sana hep üşüyordum, çünkü kıştım... Nakıştım, bakıştım... inkar etmiyorum da bunu...
Seni sevmek gibi büyük işlere kalkıştım..
Ve lütfen inkar etme; sana en çok ben yakıştım!



#64
’Elimde elma şekeri masal kaçkını bir çocuğum. Annemin kandıramadığı prenses masallarından arta kaldı düş bozan oyunlarda hep ebe oluşum .Bir ,iki ,üç.. Önüm-arkam.. diyemeden Sobe-leniyorum..’’

Ekmek zeytin tadında gecem. Sesinin huzurunda uyku(su)zluk yüzümde yabancı kalıyor. Konuşmak aşk biçimim oluyor nice suskunluktan sonra.. Sahi susarsam kaybolur musun ‘’Meçhul’’? Sen susarsan ben ölürüm de..


Yaşamak ve yazmak seni.. En uzak bekleyiş
...


#65
Kar tanesiydim ben…
Saf ve temizdi kalbim…
İstendiği gibi oynanılıyor, işi biten çekip gidiyor, kapanmayacak izler açıyordu o kar tanesine…
Gökyüzü özellikle beni seçerdi…
Yavaş, narince süzülür inerdim yeryüzüne…
Bir gün yine düşerken gökyüzünden, tam yere ulaşacaktım ki, daha değişik ve yumuşacık bir şeye düştüğümü hissettim…
Biliyordum, beni alarak hoyratça fırlatacaktı yere, tıpkı bir sinek gibi…
...



#66
Matemim kendi anlamını imha eden kelimelerimin alfabesinde. Yaşamın yüzüme çizgi düşüren izinde. Sayfalarla sevdalar yaşarken kendi kendini kıran kalemimin siyahındayım..

Kâğıda düştükçe darmadağın bir katre mürekkebim mürekkebini dağıtan bir katreyim gözbebeğimle… Çekilmez olduğunu düşündüren zamanların, hayatımdaki yerinin dünyanın yüzölçümünden büyük olduğu her dem, varlığına tutunarak araladım kapımı hayata...

Yâd ettim sana yazılan cümlelerimle seni,
...



#67
Neyi merak ediyorum biliyor musunuz?
Yüksek bir binanın en üstüne çıkıp oradan kendini boşluğa bıraktığında yada bileklerini kesip beklemeye başladığında yada hap içip uyumaya gittiğinde ...
Ne hissedeceksin ?...
Ölümün soğukluğu mu yoksa sende benim gibi öLümün aslında ne kadar sıcak olduğunu mu hisSedecekSin ???
Birşeylerin başlangıcı bir hayatın bir yaşamın ... Sonsuz yaşamın...


#68
Üç noktaydı susuşum, bir virgül hatrına yazıyorum şimdi...


Üç nokta . . . Üç çığlık ? ? ? Üç ölüm ! ! ! Ve tek bir virgül,


Kirpiklerinden aşk soluyan deli, yırttı acının kefenini, ölü kızın kalbine dokundu bu gece... Ve gözlerine ölüm kaçan kız, dokunulduğu her yanından kanadı...


Bir ölünün gözlerinden düş bulaştı geceye, gece aklını yitirdi... Bir delinin iç çekişiyle karardı yıldızlar... Hıçkırıkları arşı kapladı…
...


#69
Çığlıkların kurtaramaz bedenini Ruhunun derinliklerindeki kesikler
Unutturmaya yetmez geleceği Lanet etsen de yaşananlara
Dolunayın gecede yükselişi Çığlıklarının titreyişi Gözlerindeki korku
Bıçaklardaki kanın tek sahibi Hiçbirşey kurtaramaz seni
Çığlıkların kurtarmaya yetmez bedenini
Ruhunun kana bulanmışlığıyla
Geçmişe ettiğin lanetlerTekrar dökülecek dudaklarından
Geleceğe dair…
Yaşananlar silinmezYaşanacaklar engellenemezKan kokan nefesini



#70
Suçluluk oyunu oynuyorum

Seni her bensiz gördüğümde,

Gözlerine ürkekçe bakıyorum

Kendimi görmek istiyorum belkide gözbebeklerinde!

Yalnızlık zor değil

Çekilir gibi bir şey

Ama ya sensizlik!

Her gece yarını düşünüyorum

Seni göreceğim, biliyorum!

Ben hep geceden hazırlanıyorum seni yüreğime göstermeye

Hep heyecanımı yenmeliyim derken

Seni ne zaman
...



#71
Ruhum, kapalı kapılar ardında kilitli.
Denize nazır bir yerde bıraktım bedenimi..
Benden ayrıldığında çok uzaklarda olacağını fısıldıyordu kulağıma..
Korkmadım onsuz olmaktan ve belki de kavuşma ümidiydi benim ki..
Dön deme çabası..
Kırgın değilim ruhumu bedenimden ayırmayı başarana..
Üzgün değildim kaldığım uzak diyarlarda..
İnsan bazen vazgeçer sevdiğinden, ruhuna eşdeğer saydığı da olsa…
Ayrılıklar da ölüm gibi gelmez mi zaten hep..


#72
# Nobodys


#73
Öl Hatta Orda! Beni Hatırla..



# Nobodys


Mektupları yak,
Şarkılara küs,
Hasretler giy..
Kendinden vazgeç,
Yastığına sarıl,
Korkular tut..
Dağılsın kalbin,
Öl hatta orda!
Lanetler yağdır,
Beni hatırla..


Sen bir yerlerde,ben bir şehirde
Akşam olunca,
Beni Hatırla!


#74
Saat: Hoşça/kal'dı../..ben kalamadım

I

Saat: 20:45
Frekansı değişmedi duygularımın../...Hala aynı şarkıdayım...

İzmir'de uyandım bu sabah ayrılığa,
İstanbula bakındım
sanırım../..memleket sevdası gibi birşeydin sen
gitmeye bir türlü fırsat bulamadığım

yuvasız kuşların diyarından geldim,
orda mısınız bayım?


#75
Gerçek bir arkadaş, iki gövdede yaşayan bir ruhtur.

(Aristo)


#76
Bana hiç benzemeyen bir kimliğim var. Kaç küçük adımda varılırsa bir ülkeden, diğerine tam o kadar telaş içimde, yanmasın diye ateşten uzak tutulan perdelerin sarısı beni durmadan hüzünlendiriyor saçlarına hiç benzemese de.
Soğukluğu değil, solgunluğu yoruyor beni sonbahar mevsimlerinin, yüzündeki ben bile yabancılaşıyor bana rüzgar suretime değdikçe. Sanki hiç bilmediğim kirli sokaklarda emanetsi...
z yürüyen bir yabancı gibi ürkek bakıyor gözlerim yanımdan her geçene.
Tabutun içinde yatan adamı tanımıyor olsan bile ağlanıyormuş serildikçe toprak üzerine..
Uzağında değilim tavanındaki ampul kadar ve olamıyorum yastığın kadar yakınında. Bağışlanmamalıydı üzerine vedalar giymemiş kadınlar, belki sevişiyor olurduk ibadet niyetine bir kaçı seni dişlerine kadar terketmeden önce.

Misafir odasına giremeyen çocuklardık hepimiz büyük beden kıyafetler satan mağazalardan alışveriş yapmaya başlamadan az önce. Demir paralardı harçlıklarımız ve tuvalletteki beyaz havluyu asla kullanamazdık.. Zaten boyumuz yetmezdi ilaçlara ve kesici aletlere.
Ne zaman bu kadar değiştim bilmiyorum anne.
İstasyonlar dolusu kahır var ruhumun her köşesinde..


#77
Belki ölürüz mutsuzluktan.

Sahi ölünüyor mu Tanrım mutsuzluktan ?
Kıvrılırken gözyaşlarımız, dudaklarımızın ucuna,
Dolanırken dilimize, söyleyemediklerimiz,
Her gün ucuzlaşırken, yorgunluğumuza biçtiğimiz değer.
...

Bir avuç toprak bile etmezken, bir ömür feda edip beklediklerimiz...

Bekliyorum sevgilim...
Yarın gibi seni.
Bekliyorum uyanır uyanmaz seni..
Seni sevgilim, doğurmama az kalmış gibi, her an..
Sancılarım dayanılmaz hale gelse bile gelmeyeceğini bile bile..
Bekliyorum, ısrarla seni..
Defalarca kez izlenmiş bir filmin sonu gibi.

Sahi mutsuzluktan ölünüyorsa Tanrım, ben müsaitim Salı günleri.

Baharlar geçti sevgilim...
İki Bahar, biri bakire.
Temmuz'lar geçti, birinin kızıl sakalları..
Doğum günleri geçti.
Fotoğraflardan göz kırptı soğuk Kasım'lar.
Şişeler boşaltıldı sevgilim, bir adamın penisinden bir kadının vajinasına.
Ya da ağzından bir kadının, bir adamın kursağına..
Gece yarıları geçti..
Yalnızlığına aldırış edilmedi sokak lambalarının, el ele yüründü sevgilim..
Yüzümü eğdim.
Çıkarmadım sesimi.
Ben,
Seni,
Terkedilmiş,
Bir,
Tanrı,
Gibi,
Bekledim.

Sahi Tanrım bu kadar uzun mutsuzlukları yakıştırıyor musun sen üzerimize ?



#78
Hayallerim gerçek oluyor sanıyordum.. Ama bi baktım gerçeklerim hayal oldu


#79
Aşk tipi cezaevi kafamın içi,kalk uyuduğun hücremden.Şimdi tünel kazıp yüreğime ulaşma vakti...!

Gökhan İnesi


#80
Niye gittiğini ben anlatamıyorum.Düzenli ilişki istiyordu,anlarsın...

Gökhan İnesi




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:43 .