#81

Ne sular geçti böyle buzla buhar arası
ne kısa bir yazken o niçin hala bitmiyor
durmuş bir vakit bende sisli gece yarısı
çektirdiğin fotoğraf neden hiç konuşmuyor

geç kaldık ve yanlışları güzeltemedik
erken varsak doğrular bakışı yakacaktı
çok sarhoştum yani hak ettim yaşamayı
evden kaçmıştım eve
tuza yara saçmıştım
bütün randevulara düzenli olarak geç kalmakta haklıydım
gök bana göre değildi yeri zaten hiç sorma
gök de kendine göreydi yerde zaten hiç durma
çıktım bir kapısını bulup yaşadıklarımdan
vardım ki seni sevdim
seni sevdim evler arasından bir evdin

döndüm ve dönüşümle düştü aniden dekor
sen yükseldin elinde kara bir kalem vardı
say ki her yanım ihanet kadar yazdı
ve çeşitli organlar olarak
insanı yar eden vardı
var eden vardı aşkı
kelebek küllerinden bir şaraba yazarak

okumak budur
yani yağmur bekleyen toprağın durmaksızın kuruması
sana çok şeyler anlatmak istemem
kendi sesime kavuşasım kadardı
senaryo gereği doğdum
çocuklarım oldu her an ölebilirler
bel bağladım kimyaya
kendimi siyah elbiseler içinde
buldum hiç durmadan bir kızıla bakarken
durdum binlerce sene kendime ki ağlarım
anam babam diyorum her an ölebilirler

ölsünler ne çıkar
en çok her boşluğu dolduran bir keder çıkar
allah kimseyi ölümden korumasın
ölüm olmasa bu rezil hayatın suyu çıkar
sen de gidip öldün ama kalıp öldürüyorsun
ben de kalıp ölüyorsam senin dirinledir bu
bu kadardır işte ne kadar dersek o kadar olan hayat
herkes ölür gider biz yaşayıp kalırız
öyle bir kalırız ki
kadraj dağılır
ve dünya birer diri olarak bizi kabul edemez
yaşamak budur
herkes giderken kalmak zorunda kalmakla beraber kalmak
kadar kahpe ve yalan
kadar başımızın üstünde yeri var

hayatımın rolünü oynadım başrolde sen de vardın
ne fırtınaydı ama o saçlarınla birlikte
ne güneşlere yandık var mıydı hiç hatırım
avluda oturmuştuk ellerin ellerimde
sana bir ara aklımda kalanları anlatırım



#82


Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz

Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak

Sen benim hiçbir şeyimsin


#83
İstedim ki,
Elimin elinin içinde güven bulduğu biri olsun

İster resmi ister gayri resmi
İstedim ki aşka aşık birinin bakışlarına
Özenle işleniversin ismim..

Olmadı..

İstedim ki,
Bir tek kez de
Sabaha uyanma nedeni ben oluvereyim birilerinin..
Ve ben bunu bileyim

Birileri sevgisini fısıldarken saçlarım arasından kulağıma
Kalbim başka birilerinin özleminde can çekişmesin..

Hani hep sevdim ya bugüne dek ölesiye..
Hani sevdikçe çoğaldım ya içten içe..
Sevgimi hesapsız sualsiz seriverdim ya herkesin önüne
Ağırlığım gitsin istedim ya birazcık..
Ölmeden şu dünyada,
öyle büyükçe sevilmek istedim bir tek kez sadece..

Sevil-e-medim..

İstedim ki,

Doğum günümde mesela varlığımdan mutluluk duysun biri..
Küçücük mutluluklarım olsun hatırlandığıma dair ya..
Ya bu kadar zormuydu?!?

Yatları,katları arabaları onların olsun istedim..

İstedim evet;
bir tek kez sevgililer gününde sevgilimle elele olmayı..

Bir tek dikenli gülün acıttığı parmağımı,Öpsün istedim biri !
Acıdığından değil...

Sadece parmağımın ucunda dönsün istedim dünya,
Dünyası olduğunu hissettiğim birinin pervanesi olmak istedim..
...
Uydularımız olsun sonra..

:' )
Olmadı...

Ama biliyor musunuz,
Utanmıyorum ben eksikliklerimden..

Hem acı bir gülümseme yayıldığına da bakmayın yüzüme,
Kısmet değilmiş benimkisi..
N'apalım....

...
Her gördüğünü aşk sanan biri sanılması da olmasa,
atlatılabilirliği daha kolaydır ya bu travmaların;
Hadi ona da "neyse" bakalım..

varsın yaramız aşktan olsun..
Otuzuna varmışken hayatın..
Yediğimiz son topuz da aşktan oluversin be!
Ne yapalım..

Ne de olsa
bazıları kendinden bile habersiz öyle çok sevdiğim oldu ki benim
(Üstelik)
Sevmektir erdemli kılan insanı diye
boşuna mı demiş büyüklerim?

Sevgili olamamanın,
Bir damla suya okyanusum diyerek kendi değerini ufalamanın
telafisi vardır da hani,
Sev-e-meyenler için çare,
Asıl biz "sevmeyi bilenlerdeyken",
Şimdi zaman sevgiye gebe kalmak isteyenlerin
Oturup ta derdine yanma vakti değil midir?

Bir ömrün yarısı yaşındayım üstelik ..

Ve şöyle bi bakıyorum hayatıma da
Yaşıtlarım çoluk çocuğa karışmış,
Gittikçe azalan ortak anılar..
Tümden gelimler,
Tümevarımlar...

Fazla geliyor suyun aksine doğru yüzmek bu ağırlıkla..
Bu nedenle de ağırlığını taşımaktan istifa ediyorum
yapayalnız bırakılmışlığımın

Ve

Kendilerinin beni benden daha büyük sevemeyeceğinden korkup
Gidenlerin yasını tutmaktan vazgeçiyorum gayrı!

Değiştirilebilir gerçekleri kalkan edip kendilerine;
Kendi yüreklerinin acizliğinden korkup her defasında,
Zamansız susuşlarla beni kahredenlerin
vaat ettikleri sevgiden vazgeçiyorum!

Sessizce susup, ısrarla tek kişilik oynamaya kalkanların
Gereksiz işgallerine teslim olmayı seçmekten vazgeçiyorum!

Ömrümün kalan yarısına nakletmişken kendini yaşanmışlıklarım,
Yaşanmışlıklarımın ışığında,
Hazır aynı hatalara tövbelerdeyken yarım kalmışlıklarım;
Ben de hak etmeyeni SEVMEMEyi seçiyorum bundan böyle kendime!

Çünkü bilmeli insan!
Öğrenmeli..

Sevilmiyorsa sevdiğince,
Ve sevemiyorsa birini sevdiği gibi kendisini,
O vakit geldiğinde gösterimden indirmesi gerektiğini
AŞK sandığı o canım filmi..

Eee...
Büyüyoruz dedim ya..
...
İyileşiyoruz..

Şimdi aşka paydos vaktinde kalbim..
Bundan böyle başlayan mantığımın mesaisidir belki..

Ve önümde yarısı tüketilmiş bir ömür..
Beni nelerin beklediğinden bihaber ben..
İçimde "gel" diye dilediğimin hissettirdiğinden
çok daha fazlasını hak ettiğime,dair inancım,

İstedim ve yaşıyorum derken dilim ,
Sağ elim de sol yanıma yorgan bir başka el ile günaydın diyebileceğim bir gün'e
Ve sol yanımı derin uykulardna uyandıracak birinin geleceğine dair inancım ile,

Rövanşında görüşebilmek üzere aşkın,
Ben kalan ömrümde beni bekleyen o yolun en başında
O'nu beklemeye gidiyorum..

Çok ta heyecanlıyım..
Çünkü ilk kez,
Adı yok gelmesi dilenenin..



Ceyda Arslan


#84

Vakit darsa,
Daldaki tek yeşil yapraksan,
Tüm yapraklar düşüyorsa tek tek,
Her gidişin adı sonbahar oluyorsa,
Ve sen ilkbaharı temsil ediyorsan,
Sımsıkı tutun tutunduğun dala.
İlkbaharı son kez görmek istiyen gözler için
Yemyeşil bir tebessüm yolla...


Vakit darsa;
Daldaki tek çarpan yürek seninse,
Yürekler sararmış solmuşsa başka dallarda.
Tutunmak zorsa da,
Tutun sımsıkı sımsıkı tutun tutunduğun dala.


Vakit dar;
Zaman hızla sarartıyor yaprakları
Hızla soluyor yürekler hızla düşüyor bir bir
Bu dar vakitte geniş duruşlara ihtiyacı var dünyanın.
Bu dar vakitte daralmasın ruhun, sıkılmasın
Sen sımsıkı tutun da,


Kadir olan Rabbim geniş mi geniş eylesin yüreğini.
O tutsun seni,
Hiç bırakmasın...


#85
Şimdi ben olacaktım İstanbul’da...
Altını üstüne getirmez miydim istiklalin
Üzerime ince bir pike gibi çekmez miydim boğazdan esen rüzgarı
Otel yerine kullanmaz mıydım heybetli Rumeli Hisarını

Şimdi ben olacaktım İstanbul’da...
Galata’nın tepesinden uçurmaz mıydık sevdalarımızı
Kız kulesine karşı içilmez miydi iki yudum umut
Başımızı da kaldırıp bakmaz mıydık umduğumuz cennete…

Şimdi ben olacaktım İstanbul’da...
Hiçbir gelişime benzer miydi seninle istanbul
Aşk’ın yeni tarifleri için seferber olmaz mıydı koca şehir
Elimize gül bile tutuşturmazlardı adalardaki kadınlar…

Şimdi ben olacaktım İstanbul’da...
Bir kelime bile tutar mıydım içimde
Kulağını çekmez miydi Galata kız kulesinin
Dualar etmez miydim, (sen de sevesin diye) Sultan Ahmet’e

Şimdi ben olacaktım İstanbul’da...
Eminönü’nün balıklarını dağıtmaz mıydım iskele kedilerine
Sinmez miydi elma kokuları insanların iskeletlerine
Bürünmez miydi İstanbul gibi ruhum çocuk siluetine

Şimdi ben olacaktım İstanbul’da…
Kadıköy’e değil sana sarılıp uyumaz mıydım ?
Sevincimi sabahlara kadar taksim meydanında kutlamaz mıydım ?
Vapurlardan sarkıp “Sana aşığım” diye bağırmaz mıydım ?

Dedim ya...
Şimdi ben olacaktım İstanbul’da...



#86

Gözyaşım senin içindi
Sen gözyaşımdan akıp akıp boşalandın.
Terlesem sen sen diye kokardın.
Artık sen satılan ben satan,
Gülüm ucuz sevdalarımdansın.

Ben hala bir çocuk,
Sen oyuncağım değil.
Alsalar seni elimden bir an,
Yıkılmaz dünyam başıma.
Dert benim artık bir başıma.

Seni koparan koklasın artık,
Gülünü,goncanı.
Artık sen benim,
Kurumuş dallarımdansın.

Dönülmez yolum,
Onulmaz yaramsın.
Güvercinim değil,
Baykuşlarımdansın.

Felek seni sırtlayan,
Beni sırtımdan vuran.
Yine pişman değilim ulan,
Seni sevdiğime deyip başlayan.

Ben sana mecnun,
Sen ise utanmazlardansın.
Hesabın diğer aleme,
Ceneviz gününden sevdamsın.


#87
Yine yalnız değilim her zamanki gibi
Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım

Aramızda yirmibeşbin kilometre
Sen kıştasın ben yazdayım
Sen bir yarısında dünyanın
Ben öte yarısındayım
Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun
Daha da bir gönlümcesin
Varlığından bin kat güzel
O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz
Ve en gizlerden konuşurken ellerin
İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden
Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden


#88
Bir aksam ustu pencerenden bakıyordun
Ağır ağır, yollara inen karanlığa.
Bana benzeyen biri geçti evinin önünden.
Kalbin başladı hızlı hızlı çarpmaya..
O gecen ben değildim.

Bir gece, yatağında uyuyordun..
Uyanıverdin birden, sessiz dünyaya.
Bir rüyanın parçasıydı gözlerini açan,
Ve karanlıklar içindeydi odan...
Seni gören ben değildim.

Ben çok uzaktaydım o zaman,
Gözlerin kavuştu ağlamaya, sebepsiz ağlamaya.
Artık beni düşünmeye başladığından
Bıraktın kendini aşk içinde yasamaya..
Bunu bilen ben değildim.


Bir kitap okuyordun dalgın..
İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı.
Genç bir adamı öldürdüler romanda.
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın..
O ölen ben değildim..


#89
RTIK KALBİM YOK

artık kalbim yok ağladığımda sana
düşündüğümde seni artık kalbim yok
seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim
atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda
istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok !
küçük bir velede verdim onu, oyuncak niyetine
fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak
köpeğine
suda sektirdim bir kiremit parçası gibi
ve bekledim batmasını
bekledim batmasını yanan bir gemi
nasıl ağlayarak denize dökülürse

istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok!
artık kalbim yok baktığımda eski resimlere
özlediğimde seni
arta kalmış bir kalbim yok!
YOK!


#90
Katilisin ömrümün


Kara büyüyü yutmuş içim
Ellerim...
Ellerim haddinden fazla kirli.
Ve bedenim hiç olmadığı kadar nemli...

Rutubet kokuyor nefesim
Unutmuş annem kalbimi naftalinlemeyi
Küf sarmış heveslerimi

Yaşımı sorma
Yaşadıklarım kada/e/r değil
yaşayamadıklarım ka/e/da/e/r
Yaşlandım...

İki sokak ötede
gençliğim vuruldu demin
kim bilir şimdi
kimin elinde ellerin.
Bir güvercinin ilk uçuş girişimleriydi
benim seni sevişim.

Üzgünüm!
Tam seni de yutacekken bitti silgim.
Göç ebe yüreğine misafirlik yapması ömrümün
Ne vahim!

Sensin...
Sen!
Benim ilelebet katilim!


#91
İnsanın en rahat göründüğü zaman, belki de rol yaptığı andır. Oscar Wilde


#92
Benimle onun arasında kaldıysan, onu seç!
Çünkü gerçekten sevseydin, beni seçenek yapmazdın.

Ayşe Kulin


#93
Sen;gülerken cennete açılan pencereyken, sen;tüm acılarıma şırınga edilmiş panzehirken,sen;yoktan varolmuş bir mucizeyken,ben sana şaşırıyorum kadın.

Evet şaşırıyorum!Çünkü sen böyle koskocamanken bende yumruk kadar kalbe nasıl sığabiliyorsun hayret doğrusu?

Oğuz Bal




#94
Bir elveda cümlesinin ünlemine takılır ayaklarım,ölürüm!
Tırnak içinde belirtmek isterim
"Seni Seviyorum".


#95

Aşk basitçe;
iki nefes arası alınan en anlamlı nefesler zinciridir Clara,
ve ben bir tek seni sevdim soluk soluğa...
Bir kış günüydü hatırlıyorum;
bir otobüs durağında evlatlık verdim bütün umutlarımı rüzgara.
...Durak durak gezdi umutlarım tüm şehri,
merak ediyorum kaç tanesi gözlerine değebildi ki?
Şimdi beynimde "hoşçakallar" tepişiyor,
susturamıyorum iç sesimi,
içime sıçayım Clara,
ben hala seni seviyorum!
Birini hem sevmek,
hem de ona ölmek ne zormuş oysa.
Ölüyorum;
elimden tut Clara,
bilirsin karanlıktan çok korkarım!

OĞUZ BAL


#96

‎"Yetti artık" deyip boylu boyunca uzansam demir yoluna;

bende bu şans varken üzerimden tren değil, yine sen geçersin!


#97
Seni uyurken izlemek, annenle babana hayır duası etmeye en güzel sebeptir!
Oğuz BAL


#98
Sen şimdi uyuyorsun ya;yastığını kıskanıyorum,bilmezsin.

Oğuz Bal



#99

Aklımda derin bir fay hattı var anne;
Çocukluğum bir tarafta
Erişkinliğim bir tarafta..
Düşler yetimhanesindeyim!
Kırığım ben
...döküğüm
Kimsesizim..
Saçma bir hayatın viran yerlerinde.
Aklımı yitirdim
Akılsızım!
Hani diyorum ağlamayacağını bilsem
Ölmek ne güzel şeydir be anne!

Oğuz Bal


#100

Aklıma mukayyet ol Allah'ım
Ben bir koşu aşık olup geliyorum!

Oğuz Bal




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:39 .