#21
"Sıradan sabahlara sıradışı rüyalar serpen insanlar var hayatlarda. Öyle şanslı işte bazıları…"



#22
"İçimizde bir sıkıntı var atamadığımız, eksikliği hissedilmiş parçalar birer yağmur damlası gibi yüreğimize vururlar. Son kalan parçalarımızı dağıtan rüzgara pişmanlıklarımızı savuruyoruz. Birbirimizi çok üzüyoruz."


#23
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya… En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur.


Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!

İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.
Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli… Ve kadın ağlar; hem de çok!

Ağlayarak Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar.
Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları.

Aziz Nesin


#24
"Bulutların hafif olduğunu sanırdım.
Ama öyle değillermiş.
Göğe bakıp, hepsini bir nefeste göğüs kafesime hapsettiğimde, içim yağmur doldu.
Sonra ağladım. "


#25
“O kadar büyük bir özlem duyuyorum ki sana, artık gelsen bile dindiremezsin bu özlemi. Seni çoktan aştı bu olay…”


#26
"Beni öldüren bir adama ne diyebilirdim ki, en fazla kusursuz bir cinayet işlediği için tebrik edebilirdim. Ama ölü kadınlar konuşmazdı. -Sustum."

Umay Umay


#27
“Aşk, her biri kendi başına büyümeye çabalayan iki ruhun aynı anda ateşlenmesidir. Sanki iki insanın içinde sessizce bir şey patlamış gibi olur.”

—Lawrence Durrell, Justine


#28
“Ben kırılmaya kalbimden başlamadım. Ellerimi bıraktığın gün parmaklarım kırıldı. Sarılmayı kestin, kaburgam kırıldı. Konuşmayı bıraktık, sesim kırıldı. Öpmedin, nefesim kırıldı. Okşamadın hiç, saçlarım zaten kırıktı. Özlemedin, hasretim kırıldı. Aramadın varlığın kırıldı. Sevmedin demeye dilim varmıyor, sevmişsindir belki az da olsa, söylemedin hiç. Kalbim kırıldı.”


#29
Şimdi uzatsam ellerimi, kabul olan dua gibi dolsan avuçlarıma...
Sürsem seni yüzüme,
"Ya Rabbi Şükür..." deyip öpsem alnından...

Ezgin KILIÇ


#30
"Küçük bir çocuğa nesneleri öğretir gibi her şeyi tek tek öğretmek isterdim sana sevgili.. “Bak bu el, sımsıkı tutman için var; bak bu kol, sarıp sarmalamak için var; bak bu ağız, güzel cümleler kurmak için var ve bak bu kalp, sadece bir defa kırılır ve tamiri imkansızdır… Ne olur kırma..” diyebilmek isterdim…"


#31
Yüгeğe Ðokuπαπlαг...*
Yüгeğe Ðokuπαπlαг...*


#32
Yüгeğe Ðokuπαπlαг...*


#33
"Dakikalar, saniyeler, olduğu yerde durdu şimdi.
Sensiz bir gece.
Sensiz bir gece daha.
Ve yine sensiz bir gece.
Sessiz bir gecenin ortasında;
Dudaklarından çıkacak iki kelime,
Akseder, kalbimin yer yanına.
Işık saçar her bir yanıma.
‘Sen’ ile doldurur bedenimi.
Sen, yokluğunla hakim.
Sen, yokluğunla cellat.
Karar ânıdır sensizlik.
İdam ânıdır,
Sensizlik ile bürünmüş geceler.

Geceler, senin aydınlığınla güzel.
Geceler, senin yokluğunda karanlık."


#34
Birini seçmek ve onunla yaşamaktan ibaret kaldı aşk. Artık kimse kimse için dağlar aşmıyor, ırmaklar geçmiyor, diyar diyar gezmiyor. Mecnun bütün çölleri tüketmiş, kimseye çöl kalmamış yeryüzünde. Kurumuş vahalarda seraplar bitmiş. O olmazsa öteki, o olmazsa bu, o olmazsa şu... Fark etmez, fark etmez. İlle de o. Yalnızca O. O, O, O diyen kalmadı. Kimse kimsenin o'su değil. Artık değil



Konu 'Đüş'eş.. tarafından (13-03-2013 Saat 16:49 ) değiştirilmiştir.
#35
Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık,
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Her şeye iyi gelen zaman sizi kanatır…

-Murathan Mungan-


#36
”Seninle aramızdaki yakınlaşmanın bir sonu olmamasını ne kadar isterdim. Beni asıl, bu ümidin boşa çıkması üzüyor… Bundan sonra kendimizi aldatmaya lüzum yok… Artık eskisi gibi apaçık konuşamayız… Bunları ne diye, neyin uğruna feda ettik? Hiç!…

Her şey bitti mi? Zannetmem.

Yalnız bir müddet dinlenmek ve birbirimizden uzak kalmak lazım. Ta birbirimizi tekrar görme ihtiyacını şiddetle duyuncaya kadar…

Belki tekrar dost olur ve bu sefer daha akıllı davranırız. Birbirimizden, verebileceğimizden fazla şeyler beklemeyiz ve istemeyiz… Haydi artık git… O kadar yalnız kalmak istiyorum ki…”

-Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna ...


#37
"Donarak ölmek gibidir ruhun çürümesi; için için eksilirsin, yavaş yavaş uyuşursun, hiçbir şey hissetmemeye başlarsın, sonra sen uykuya daldığını sandığında, ölmüşsündür aslında. Ölmüş olduğunu bile bilmemektir bu. Şu meydanlar, caddeler, sokaklar, ölmüş ruhlarıyla yürüyen insanlarla dolu!"

--Murathan Mungan--


#38
Dolu dolu yaşa hayatı, dilini keşkeler sarmasın. Ve öyle birini sev ki; gündüz güneşe, gece yıldıza ihtiyaç kalmasın….

-Hz. Mevlana-


#39
"Hep yarını beklemedeyiz. Her şeyi yarına bırakmışız.

“Bir gün mutlu olacağız, yarın mutlu olacağız, ileride mutlu olacağız, ileride rahat edeceğiz, yarın her şey daha güzel olacak.” bla bla.

Bugünümüzü yaşayamadıktan sonra yarınımızın güzel olması bize ne fayda sağlayacak? Güzel olacağından ne kadar eminiz yarınlarımızın? Belki her şey çok daha kötü olacak? Güzel olacağına dair beklentilerimizi ve umutlarımızı yüksek tutarsak eğer, beklediğimiz gibi çıkmadığında yarınlarımız bugünlerimizden çok daha kötü bir hâl almaz mı?

Bilmiyorum. Umutlanmalı mıyız, yoksa umutsuzluk denizinde boğulmalı mıyız. Beklentilerimizi mutlu olacağımız tarafa mı çevirmeliyiz, yoksa beklentilerin insanı yaraladığı gerçeğini aklımızın bir köşesine çivi çakarmış gibi çakmalı mıyız.

Sanırım yaşayamıyoruz, beceremiyoruz bu işi."


____filozoflarinpadisahi


#40
“Vazgeçmek bir zayıflık belirtisidir zannediyoruz. Hatta bir nevi korkaklık, adeta acizlik. Halbuki tam tersidir. Ancak kendine güvenen, karakteri sağlam ve komplekslerden arınmış insanlar vazgeçmenin erdemine vakıf olabilir...Demem o ki dostlar vazgeçebilmek lazım. Bırakabilmek lazım.Yürütemediğimiz meslekleri, geliştiremediğimiz projeleri, artık bizi sevmeyen sevgilileri bırakabilmek...Vazgeçebilmek, bazen en güzeli...”

____Elif Şafak




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:36 .