Ali Munzur - İbrahim Sadri
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 02-02-2015, 16:46 #21

José

Forum Üstadı



SONBAHAR ÇİĞDEMLERİ

Guillaume Apollinaire

Kır sonbaharda hoş fakat zehirlidir
Otlayan inekler yavaşça zehirlenir
Kır-safranı renginde leylağın ve gölgelerin
Altında büyür orada gözlerin o çiçekler gibidir senin gözlerin
Leylak rengi gölgeleri gibi onların ve leylak rengi gibi bu sonbaharın
Ve hayatım yavaşça zehirlenir hatırı için senin gözlerinin

Çocuklar şamatalarıyla gelir okuldan
Okul gömlekleri giyen ve ağız mızıkası çalan
Sonbahar çiğdemleri toplayan anneleri gibi olan
Kızları onların kızlarının ve rengi senin gözkapaklarının
Çiçekler gibi titreyen deli meltemde açan

Sığır çobanı yapayalnız şarkı söyler yumuşakça kendi kendisine
İnekler yavaşça hareket eden muu’lamalarını bırakırlarken gerilerinde
Herzaman bu kocaman kır keyifsiz çiçeklenmiş sonbahar tarafından

Çeviren: Vehbi Taşar


AUTUMN CROCUSES

Guillaume Apollinaire

The meadow is poisonous but pretty in the autumn
The cows that graze there are slowly poisoned
Meadow-saffron the colour of lilac and of shadows
Under the eyes grows there your eyes are like those flowers
Mauve as their shadows and mauve as this autumn
And for your eyes' sake my life is slowly poisoned

Children from school come with their commotion
Dressed in smocks and playing the mouth-organ
Picking autumn crocuses which are like their mothers
Daughters of their daughters and the colour of your eyelids
Which flutter like flowers in the mad breeze blown

The cowherd sings softly to himself all alone
While slow moving lowing the cows leave behind them
Forever this great meadow ill flowered by autumn





Alt 02-02-2015, 16:47 #22

José

Forum Üstadı


ETEK

Guillaume Apollinaire

Selam Jermen ne güzel bir eteğin var senin
Bir güzel etek bir kraliçe için Bir insafsız kraliçe için
Haydim yoklayalım ipeğini onun İpeğini Japonyadan
Ve kesip düzeltilmiş geniş dantelalarla yapılan makine olmadan

İpekten bir çandır senin eteğin onun çifte tokmakları
Bacakların vurdular hayallerimin geçişini
Ah Jermen şimdi ben onu göğsüm inip çıkarak çalarım
Ellerim aşağıda üzerine basar senin gönüllü kalçalarının

Senin yatak odan Ah benim çanım güzel bir çan kulesidir
Ellerim ipeğe dokunur ve kulaklarımı yırtar gibi gözükür
Darağaçlarıdır o askılar üzerinde etekler asılı duruyor
O asılı adamlar benim gözlerimi kamaştırıyor

Hareketsiz bir baykuş gibi yağ lambası bakıyor.

Çeviren: Vehbi Taşar


THE SKIRT

Guillaume Apollinaire

Hallo Germaine that's a fine skirt you have
A fine skirt for a queen A cruel queen
Let's feel the silk of it Silk from Japan
And trimmed with wide lace made on no machine

Your skirt's a silken bell whose double clapper
Your legs have struck the passing of my fancies
O Germaine now I ring it my breast heaving
My hands press down upon your willing haunches

Your bedroom O my bell is a fine belfry
My hands touch silk and seem to tear my ears
Those pegs are gallows on which skirts are hanging
Those hanging men are dazzling my eyes

Motionless as an owl the oil lamp watches





Alt 02-02-2015, 16:49 #23

José

Forum Üstadı


AV BORAZANLARI

Guillaume Apollinaire

Soylu ve trajiktir bizim geçmişimiz
Maskesi kadar bir zalimin
Hikayesi yoktur büyünün ve tehlikenin
Hiçbirşey o kadar önemsiz
Aşkımızın patosunu tanımlamaz

Ve Tomas di Kuinsi içen
Tatlı ve lekesiz ve zehirli bardağınından kendisinin
Rüyâ görerek gitti En’ini görmek için
Haydi biz bütün geçişlerden beri geçelim
Çoğunlukla geriye bakacağım nitekim

Av borazanlarıdır bellekler
Sesleri rüzgârın ortasında ölen

Çeviren: Vehbi Taşar

Not: Thomas de Quincy (Tomas di Kuinsi) 18inci ve 19uncu yüzyılda yaşayan İngiliz deneme yazarı. Afyona olan alışkanlığıyla ve “Afyon Yutan Bir İngilizin İtirafları” isimli kitabıyla (1822) çok ün kazanmış ve Edgar Allan Poe’dan, Fransız Charles Baudelaire’e, hâtta Arjantinli Jorge Louis Borges’e kadar pek çok şairi etkilemiştir. Fakat Ann’in (En’in) onun nesi olduğunu bilmiyorum. Pathos herhalde Türkçe dokunaklı demek. Acıma sempati, ya da hüzün uyandıran bir duyguyu ifade ediyor.

HUNTING HORNS

Guillaume Apollinaire

Our past is as noble and as tragic
As the mask of a tyrant
No tale of danger or of magic
Nothing so insignificant
Describes the pathos of our love

And Thomas de Quincy drinking his
Sweet and chaste and poisoned glass
Dreaming went to see his Ann
Let us since all passes pass
I shall look back only too often

Memories are hunting horns
Whose sound dies among the wind





Alt 02-02-2015, 16:49 #24

José

Forum Üstadı


ELSA’NIN GÖZLERİ
Louis Aragon (1897-1982)

Öyle derim ki gözlerin içmeğe eğildiğim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orda gördüm
Orada bütün ümitsizleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içerlerinde

Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerinin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdayların üzerinde.

Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgâr
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
Camın kırılan yerindeki maviliğini de
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar.

Fransızca’dan Çeviren: A. Karatay





Alt 02-02-2015, 16:50 #25

José

Forum Üstadı


İlk Gün
Jacques Prévert (1900-1977)

Beyaz örtüler dolapta
Kırmızı örtüler yatakta
Bebek annesinde
Annesi acıda
Baba koridorda
Koridor evde
Ev gecede
Gece şehirde
Ölüm bir bağırmada
Ve bebek hayatta

Çeviren: Vehbi Taşar

First Day
Jacques Prévert (1900-1977)

The white blankets in the closet
The red blankets in the bed
An infant in his mother
His mother in pain
The father in the corridor
The corridor in the house
The house in the city
The city in the night
The death in a cry
And the infant in the life





Alt 02-02-2015, 17:03 #26

José

Forum Üstadı


İsa’nın son yemeği (La Cène)
Jacques Prévert

Masada oturuyorlar
Yemek yemiyorlar
Yemek yemek için iyi hissetmiyorlar kendilerini
Ve tabakları paralel duruyor
Dikey olarak kafalarının gerisinde

Çeviren: Vehbi Taşar

The last dinner (La Cène)
by Jacques Prévert

They are at the table
They are not eating
They are not feeling well eating their dish
And their dish is holding straight
Vertically behind their head





Alt 02-02-2015, 17:12 #27

José

Forum Üstadı


Alikenti
Jacques Prévert

Masanın üstünde bir portakal
Kilimin üstünde kıyafetin
Ve yatağımda sen
Şimdinin tatlı armağanı
Gecenin körpe serinliği
Ömrümün tutkunluk ateşi

Çeviren: Vehbi Taşar

Not: Alicante (Alikenti)- İspanya’nın güneydoğusunda Valensiya’nın güneyinde Akdeniz kıyısında küçük bir şehir.

Alicante
by Jacques Prévert

An orange on the table
Your dress on the rug
And you in my bed
Sweet gift of now
Crisp cool of night
Passion fire of my life





Alt 02-02-2015, 17:13 #28

José

Forum Üstadı


ÖZGÜRLÜK KÖŞESİ
Jacques Prévert

Kepimi çıkardım ve onu kafesin içine koydum
Ve başımın üstünde bir kuşla ayrıldım
Artık selam vermeyecekmisin?
Dedi zorla kumandan
Hayır
Yok artık selam
Diye cevap verdi kuş
Ah, çok
Özür dilerim, bana selam vereceksin sandım
Dedi kumandan
Zararı yok,
Herkes yapabilir yanlış
Dedi kuş

Çeviren: Vehbi Taşar


FREEDOM QUARTER
Jacques Prévert

I took off my cap and put it in the cage
And I left with a bird on my head
Aren't you going to salute any more?
Demanded the commander
No
No more salutes
Answered the bird
Oh, okay
Excuse me, I thought your were going to salute
Said the commander
It's okay, everybody can make mistakes
Said the bird





Alt 02-02-2015, 17:14 #29

José

Forum Üstadı


BİR KUŞ RESMİ YAPMAK
Jacques Prévert

Herşeyden önce yap, bir kafesin resmini
küçük bir kapıyla açık
sonra birşeyin resmini yap çekici
basit birşeyi
birşeyi kuşun işine yarayacak
Bir ağacın üstüne koy resmi
bir bahçede
bir ağaçlıkta
ya da bir ormanda
kendini sakla ağacın arkasına
sessiz
hareketsiz…

Bazen kuş çabucak gelir
fakat bazen yıllar alır
Ümidini kırma
bekle
senelerce bekle eğer gerekirse
gelişin hızlılığı ya da yavaşlığı
değildir ilgili
resmin sonucuyla
Kuş gelince
eğer gelirse
sürdür en derin sessizliği
kuş kafese girinceye dek bekle
ve girdiğinde
Kapa kapıyı bir fırçayla yavaşça
Sonra teker teker çıkar bütün parmaklıkları
dikkat et kuşun bir tüyüne bile dokunmamaya

Sonra yap ağacın bir portresini
en güzel dalı seçerek
kuş için
yeşil yaprakların ve serinliğinin de yap resmini
çayır hayvanlarının yaz sıcağında
ve sonra, bekle kuş şarkı söylemeye başlasın diye

Eğer kuş şarkı söylemezse
bu kötü bir işarettir
bu demektir ki yanlıştır resim
fakat o eğer şarkı söylerse bu iyi bir işarettir
bu demektir ki işaretleyebilirsin

böylece yırt tatlılıkla
kuşun bir tüyünü
ve yaz bir köşesine resmin kendi ismini

Çeviren: Vehbi Taşar


TO PAINT A BIRD'S PORTRAIT
Jacques Prévert

First of all, paint a cage
with an opened little door
then paint something attractive
something simple
something beautiful
something of benefit for the bird
Put the picture on a tree
in a garden
in a wood
or in a forest
hide yourself behind the tree
silent
immovable...

Sometimes the bird arrives quickly
but sometimes it takes years
Don't be discouraged
wait
wait for years if necessary
the rapidity or the slowness of the arrival
doesn't have any relationship
with the result of the picture
When the bird comes
if it comes
keep the deepest silence
wait until the bird enters the cage
and when entered in
Close the door softly with the brush
then remove one by the one all the bars
care not to touch any feather of the bird

Then draw the portrait of the tree
choosing the most beautiful branch
for the bird
paint also the green foliage and the coolness
of the beasts of the grass in the summer's heat
and then, wait that the bird starts singing

If the bird doesn't sing
it's a bad sign
it means that the picture is wrong
but if it sings it's a good sign
it means that you can sign

so you tear with sweetness
a feather from the bird
and write your name in a corner of the painting.





Alt 02-02-2015, 17:14 #30

José

Forum Üstadı


BİR KUŞ RESMİ YAPMAK
Jacques Prévert

Herşeyden önce yap, bir kafesin resmini
küçük bir kapıyla açık
sonra birşeyin resmini yap çekici
basit birşeyi
birşeyi kuşun işine yarayacak
Bir ağacın üstüne koy resmi
bir bahçede
bir ağaçlıkta
ya da bir ormanda
kendini sakla ağacın arkasına
sessiz
hareketsiz…

Bazen kuş çabucak gelir
fakat bazen yıllar alır
Ümidini kırma
bekle
senelerce bekle eğer gerekirse
gelişin hızlılığı ya da yavaşlığı
değildir ilgili
resmin sonucuyla
Kuş gelince
eğer gelirse
sürdür en derin sessizliği
kuş kafese girinceye dek bekle
ve girdiğinde
Kapa kapıyı bir fırçayla yavaşça
Sonra teker teker çıkar bütün parmaklıkları
dikkat et kuşun bir tüyüne bile dokunmamaya

Sonra yap ağacın bir portresini
en güzel dalı seçerek
kuş için
yeşil yaprakların ve serinliğinin de yap resmini
çayır hayvanlarının yaz sıcağında
ve sonra, bekle kuş şarkı söylemeye başlasın diye

Eğer kuş şarkı söylemezse
bu kötü bir işarettir
bu demektir ki yanlıştır resim
fakat o eğer şarkı söylerse bu iyi bir işarettir
bu demektir ki işaretleyebilirsin

böylece yırt tatlılıkla
kuşun bir tüyünü
ve yaz bir köşesine resmin kendi ismini

Çeviren: Vehbi Taşar


TO PAINT A BIRD'S PORTRAIT
Jacques Prévert

First of all, paint a cage
with an opened little door
then paint something attractive
something simple
something beautiful
something of benefit for the bird
Put the picture on a tree
in a garden
in a wood
or in a forest
hide yourself behind the tree
silent
immovable...

Sometimes the bird arrives quickly
but sometimes it takes years
Don't be discouraged
wait
wait for years if necessary
the rapidity or the slowness of the arrival
doesn't have any relationship
with the result of the picture
When the bird comes
if it comes
keep the deepest silence
wait until the bird enters the cage
and when entered in
Close the door softly with the brush
then remove one by the one all the bars
care not to touch any feather of the bird

Then draw the portrait of the tree
choosing the most beautiful branch
for the bird
paint also the green foliage and the coolness
of the beasts of the grass in the summer's heat
and then, wait that the bird starts singing

If the bird doesn't sing
it's a bad sign
it means that the picture is wrong
but if it sings it's a good sign
it means that you can sign

so you tear with sweetness
a feather from the bird
and write your name in a corner of the painting.





Alt 02-02-2015, 17:15 #31

José

Forum Üstadı


LATERNA
Jacques Prévert

Ben mi, ben piyano çalarım
dedi biri
ben keman çalarım dedi ötekisi
ben harp, ben banjo
ben çello
ben gayda, ben flüt
ve ben çıngırak.
Ve onlar konuştu konuştu
ne çaldıkları hakkında konuştu
Hiçbir müzik sesi duyulmadı
herkes konuştu
konuştu konuştu
ve hiçkimse birşey çalmadı
fakat adamın biri bir köşede:sessizliğini sürdürdü
“Ve siz, Beyefendi, hiçbirşey söylemeden duran sessiz:
hangi müzik aletini çalarsınız siz?”
Müzisyenler sordular ona
“Ben mi, ben çalarım laterna
ve oynarım bıçakla da,”
dedi adam şimdiye kadar
katiyen hiç birşey söylememiş olan
ve ilerledi elinde bıçakla
ve öldürdü bütün müzisyenleri
ve laternayı çaldı
ve onun müziği o kadar gerçek
ve o kadar canlı ve o kadar güzeldi ki
ev sahibinin kızı
çıktı piyanonun altından
sıkıntıdan uyuyakalmış olduğu
ve dedi:
“Ben, çemberli
top, koşturmaca oynadım
sektirmece oynadım
kovayla oynadım
kürekle oynadım
evcilik oynadım
saklambaç oynadım
bebeklerimle oynadım
şemsiyeyle oynadım
küçük erkek kardeşimle oynadım
küçük kız kardeşimle oynadım
polisler
ve hırsızlar oynadım
fakat bitti bitti bitti bunun hepsi bitti
ben suikastçi oynamak istiyorum şimdi
çalmak istiyorum laternayı.”
Ve adam küçük kızı elinden tuttu
ve onlar gittiler şehirlere
evlere, bahçelere
ve öldürdüler mümkün olduğu kadar çok miktarda insanları
ondan sonra evlendiler
ve pek çok çocukları oldu.
Fakat
en büyüğü öğrendi piyanoyu
ikincisi, kemanı
üçüncüsü, harpi
dördüncüsü, çıngırağı
beşincisi çelloyu
ve hepsi alışkanlık edindiler konuşmayı konuşmayı
konuşmayı konuşmayı konuşmayı
bu yüzden hiçbir müzik sesi duyulmadı
ve herkes yeni baştan başlamaya hazırlandı!

Çeviren: Vehbi Taşar

THE BARREL ORGAN
Jacques Prévert

Me, I play the piano
said one
me, I play the violin
said another
me the harp, me the banjo
me the cello
me the bagpipes, me the flute
and me, a rattle.
And they talked talked
talked about what they played.
No music was heard
everyone talked
talked talked
and no one played
but in a corner one man remained silent:
"And you, Sir, who remain silent and say nothing,
what instrument do you play?"
the musicians asked him.
"Me, I play the barrel organ
and I also play the knife,"
said the man who until now
had said absolutely nothing
and then he advanced knife in hand
and killed all the musicians
and played the barrel organ
and his music was so true
and so lively and so pretty
that the daughter of the house’s owner
came out from under the piano
where she lay bored to sleep
and said:
"Me, I played hoop
ball, chase
I played hopscotch
I played with a pail
I played with a shovel
I played house
I played tag
I played with my dolls
I played with a parasol
I played with my little brother
with my little sister
I played cops
and robbers
but that’s over over over
I want to play assassin
I want to play the barrel organ."
And the man took the little girl by the hand
and they went into towns
into houses, into gardens
and killed as many people as possible
after which they married
and had many children.
But
the oldest learned piano
the second, violin
the third, harp
the fourth, the rattle
the fifth, cello
and they all took to talking talking
talking talking talking
so that no more music was heard
and all was set to begin again!





Alt 02-02-2015, 17:16 #32

José

Forum Üstadı


GECELEYİN PARİS
Jacques Prevert

Üç kibrit teker teker çakıldı içinde gecenin
Birincisi yüzünü bütünüyle görmek için
İkincisi gözlerini görmek için
Sonuncusu ağzını görmek için
Ve her taraftaki karanlık bana bunların hepsini hatırlatmak için
Seni kollarımın arasında tutarken.

Çeviren: Vehbi Taşar

PARIS AT NIGHT
Jacque Prevert

Three matches one by one struck in the night
The first to see your face in its entirety
The second to see your eyes
The last to see your mouth
And the darkness all around to remind me of all these
As I hold you in my arms.





Alt 02-02-2015, 17:17 #33

José

Forum Üstadı


AİLE HAYATI- I
Jacques Prevert

Ana örgü örer
Oğul harbe gider
O bunu son derece tabii karşılar, ana
Ve baba?
Baba ne yapar?
Onun kendi işi var
Karısı örgü örer
Oğlu harbe gider
Onun kendi işi var
O bunu son derece tabii karşılar, baba
Ve oğul
Ve oğul
Oğul ne bulur?
O bulmaz kesinlikle hiçbirşey, oğul
Oğul: anası örgüsünü örer,
Babasının kendi işi var
Ve onun harbi var
Harp bittiği zaman
Babasıyla işe atılacak
Harp devam eder
Ana örgüyü sürdürür
Baba işini sürdürür
Oğul öldürülür
Baba ve ana mezarlığı ziyaret eder
Onlar bunu tabii karşılar
Baba ve ana
Hayat devam eder
Örgüden, harpten, işten bir hayat
İş, harp, örgü, harp
İş, iş, iş
Mezarlıkla hayat

Çeviren: Vehbi Taşar

FAMILY LIFE- I
By Jacques Prevert

The mother knits
The son goes to the war
She finds this quite natural, the mother
And the father?
What does the father do?
He has his business
His wife knits
His son goes to the war
He has his business
He finds this quite natural, the father
And the son
And the son
What does the son find?
He finds absolutely nothing, the son
The son: his mother does her knitting,
His father has his business
And he has the war
When the war is over
He'll go into business with his father
The war continues
The mother continues knitting
The father continues with his business
The son is killed
He doesn't continue
The father and mother visit the graveyard
They find this natural
The father and the mother
Life goes on
A life of knitting, war, business
Business, war, knitting, war
Business, business, business
Life with the graveyard




Chn Bunu beğendi.

Alt 12-02-2015, 23:37 #34

AyrıLıkLarınŞairi

Fenerbahcem


Şiirler bölümünde tek başlık açma hakkınız vardır. Başlıklar birleştirilmiştir .





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:01 .