#181
Baba "salih" demiş koymuş adını,
Nüfusa "kurtulmuş" diye yazmışlar.
Duymazsan mazlumun coş feryadını,
Deme ha onlara sakın, "azmışlar".

Yaradanım fırka fırka ayırmış,
Bakmak için yer yüzüne koyurmuş.
"Adem" diye bir de adın duyurmuş,
İrfansızlar anlamadan yazmışlar.

Habil'le Kablile kavga ettirmiş,
Kimini ham koyup kimin yetirmiş.
"Enel hak" diyeni dara getirmiş,
Fani diye bir de mezar kazmışlar.

Gururu, kibiri atıp gidersen,
Yaradan yaratmış deyip, seversen.
Putları kırarak bir de birlersen,
Bilki "kurtulmuş" dur diye yazmışlar.

Elest-ü Bezmdeki sözde durursan ,
Bir ehl-i Kamile ıkrar verirsen,
Aşkın badesine dudak değersen,
Bil, erenler seni safa almışlar.

Ben-i Adem ise üç nişanı var,
Gözündeki ışık ay gibi parlar.
Sözünde tad vardır şerbetler damlar,
Öz'ünü bilmezler hayvan olmuşlar.

Aşk yolu çileli, cefası çoktur,
Söyle söyle bitmez, hiç sonu yoktur,
Dersen, kuru lafa karnımız toktur,
İNCE sırlı sözün boşa saymışlar



#182
Yaşamak uğruna
Ölmek bu olsa gerek
Sevmek uğruna
Acı çekmek bu olsa gerek
Hayat uğruna
Savaşmak bu olsa gerek
Peki ya senin uğruna
Üzülmek niye?


Śerseri Gőŋłűм «aŞk»

#183
Öyle tesadüfler vardır ya: Bir otobüs durağında poşetlerle beklerken, rastlaşırsınız aniden...

"Bu o..." diye içiniz titrer. Bir zamanlar yüreğinizi yakan aşık, sarkmış göbeği, ağarmış saçlarıyla karşınızdadır... İki elinde iki çocuk...

- Nasılsın?

- İyiyim... Ya sen?...

- Kızın amma da büyümüş... Benim de var 10 yaşında...

- Annen, baban?..

- Babamı kaybettik. Annem hasta...

- Mutlu musun?

Sessizlik...

- Telefonumu vereyim, ararsın belki...

İki yanakta iki masum buse; biri eski sevgiliye, diğeri onunla birlikte yitip giden maziye...

"- Kimdi o amca anne?.."

Yüreğinizde belli belirsiz bir iç çekme ve aklınızda hınzır bir soru işareti:

"Acaba?.."

*****

Aliye ile Ramazan' in aşk hikayesinde buna benzer bir hüzün gizliydi. Gerçi öyküleri, önce hakli olarak bir "tip rezaleti" olarak yansıdı Milliyet' in manşetine...

Ancak Ayşegül Aydoğan' ın haberi en az ilki kadar hazindi: Polis memuru Ramazan Bey, öğretmen Aliye Hanım'a 1954'te Karabük'te evlenme teklif etmiş. Annesine bakmak zorunda olduğundan kabul edememiş Aliye... Bir başkasıyla evlenmiş Ramazan... Üç çocuğu olmuş, ancak Aliye' yi hep aklında, göğsünde saklamış.

Gün gelmiş, eşi göğüs kanserine yenik düşmüş. Ailesi "3 çocukla bir başına bas edemezsin, evlen" diye tutturmuş. O da "Yıllar önce bir sevgilim vardı, evlenirsem onunla evlenirim" demiş.

17 yıl sonra gençliğinin Karabük' üne dönmüş ve Aliye'nin peşine düşmüş. Öğretmenlik yaptığı okulda bulmuş onu... Müdürün odasında beklemeye koyulmuş. Aliye odaya girip de eski aşkını karşısında görünce şaşkınlıktan dışarı kaçmış. 17 yıl önceki teklifi yinelemiş Ramazan:

"- Evet" demiş bu kez Aliye öğretmen...

28 yıl evli kalmışlar. İkinci baharı yaşamışlar. Malum, ikinci bahar, "son" bahardır. Orada aşk, hayatla cilveleşmekten çok, hayat denilen çileyi birlikte göğüslemektir.

71 yıllık yorgun kalbi teklemiş bir gün Aliye'nin... Ramazan bir ambulansla hastaneye yetiştirmiş eşini... Kabul etmemişler, paraları yok diye... Sonra bir başkasına... Yine ret... Aliye Hanım ölümün eşiğinde duyuyormuş Ramazan Bey' in çırpınışlarını; "Allah'ım bunlar ne yapıyor" diye ürperiyormuş. Ramazan Bey "ilk göz ağrım gidiyor" diye sızlanıyormuş için için...

"Ona bir şey olursa ben ne yaparım?.."

Sonunda Ramazan Bey'in yeğenlerinin parasıyla bir özel hastaneye yatırabilmişler. Sağ eli sımsıkı eşinin avucunda...

"İlk bahar"da çoğunlukla imkansızlıktır aşkı filizleyen, besleyen; "son bahar"daysa fedakarlık...

Bütün Dünya dergisinde vardı; çocuklara "Aşk nedir" diye sormuşlar. Söyle demiş afacanlardan biri:

"Anneannem sırtından hasta olmuştu. Eğilemediği için ayaklarına oje süremiyordu. Dedem devamlı elleri titremesine rağmen ananemin ayaklarına oje sürüyordu. Bence aşk budur."


#184
birtaneemm emegiine sagliik hepsii süpperLeer


#185
emeğine sağlık... (:


#186
Śєrsєri Gőŋłűм «αŞk»


#187
Śєrsєri Gőŋłűм «αŞk»


#188
Śєrsєri Gőŋłűм «αŞk»


#189
eywallah crazy_ozii


#190
Bir sabah hıçkırıkla uyansan
Pencerelere koşup güneşi arasan
Umudun kenarını kemire kemire
Akşamı alsan odana
Beni ne kadar seversin kim bilir...
Sonbahar olsan, bütün kış sana ısınsam
Yağmur düştüğünde pencereme
Geldiğini anlayıp koşa koşa
Kısa kollu yüreğimle yollara koşsam
Döktüğün yaprakların kuruluğuna aldırmadan
Avuçlarıma alıp yüzüme sürsem
Göz yaşlarımla yaprakların ıslansa
Bu sonbahar gelsen
Gelsen de artık ağlamasam...


#191
Śєrsєri Gőŋłűм «αŞk»


#192
Śєrsєri Gőŋłűм «αŞk»


#193
Ayrılığa Bir Sebep İki Şahit Gerek!!!
Sen …
Bazen o defalarca dinleyip de anlayamadığım matematik denklemleri gibisin.
Arada bir anladığımı sanıp da çözemediğimsin
Bazen beni zora sokansın bazen de can yeleğim gibisin..
Başım sıkıştığında imdadıma yetişensin.
Bazen mutluluğum ,bazen mutluluktan gözyaşım
Bazen uzağım bazen en yakınım
Bazen düştüğüm tuzağım bazen kurtarmak için elimden tutanım
Bazen umutlanışım bazen hayal kırıklığına uğraşıyım
Bazen yaram bazen yara bandımSın..

Her zaman tek dileğim,
Her zaman her şeyimsin…

Bir türlü bitişi kabullenemediğimsin.
Gitmeyi üzerine yakıştıramadığımsın..
Ben farkındayım ,sen de bilmelisin ;

AyrıLığa bir sebep, iki şaHit gerek..

OySa herkes biZim mutLuLukLaRımıza seYirciYdi...

Şimdi kim aYrıLmamızı iSteYecek ?

Hani diYorum ki ,sensizliğin işgaline uğratmasan yüreğimi oLmaz mı?


----alıntı----


#194
Eline Sağlık




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:03 .