ah sEnSiz bu SivriCeLi .. Güzel sözler

#1
Ah sEnSiz

Günes kusmus saLkimiyor Ah sEnSiz
zerdaLi güzeLi gözLerinLe bak bana
Keder es oLdu yenemiyorum ah sEnSiz
Baldan tatli sözlerinle gül bana

Diken sarmis güllerimi deremiyorum
gülden nazik ellerini uzat bana

Günes kusmus salkimiyor Ah sEnSiz
zerdali güzeli gözlerinle bak bana
Keder es oldu yenemiyorum ah sEnSiz
Baldan tatli sözlerinle gül bana

Hasret yanar gecelerim ah sEnSiz
Davran güLüm esen yel ol gel bana

İlginizi Çekebilir


#2
emeğine sağlık


#3
emegıne saglık hoŞtu


#4
sağolun arkadaşlarım

ah sEnSiz bu SivriCeLi .. Güzel sözler


#5
rep verirmiSiniz bana

ah sEnSiz bu SivriCeLi .. Güzel sözler


#6
İnsanlar gördüm kendilerine yabancı kendilerine garip kendilerine uzak. Hiç bitmeyecek bir yolun yolcusu gibiydiler. Ne dinlenebilecekleri bir mola yeri ve nede zaten varabilecekleri bir yer vardı. Ruhlarındaki kabullenmişlik çirkin yüzlerine yansımıştı. Birbirlerinin kopyası bu insanlar arasında bir yabancıydım ben. Beni aralarına hiç almadılar, zaten hiç girmek istemediğimi bilmediler ki. Tek kelime konuşmadım onlarla. Yine de onlarla aynı adımları atıyordum bilinçsizce. O hiç bitmeyecek sandığım yola çıkmıştım onlarla birlikte bir kere.



Koyu gri bir havanın hakim olduğu o yolda ne bir tek yıldız gördüm nede bir tek yağmur damlası düştü yola. Ne sıcak vardı ne soğuk. Kara, kirli bir toprağın üzerinde atıyorduk adımlarımızı. O uzanıp giden yolda ne bir yeşil, ne de mavi yoktu. Görünen sadece uzayıp giden sonsuz bir grilikti. Yol uzayıp gittikçe, binlerce kişi katılıyordu bize. Amaçsız kalabalığa katıldıkça katılıyordu insanlar.

Ses yoktu, gülüş yoktu, heyecan yoktu, sadece nefes almaya odaklanmış bir insan güruhu vardı. Bense içimde çoğalttığım sesimi, bir mutlu yüze sakladığım gülüşümü, bir sıcak yüreğe sakladığım sevgimi dışarı vurabilmek için çırpınıyordum. Ama hiç bir yüz, hiç bir ses bu cesareti vermiyordu bana. Bu bıktırıcı, bu tekdüze, bu amaçsız adımların atıldığı yolda bir başka seçenek olmalıydı. Hissediyordum, ben bu yola bu insan kalabalığına ait değildim. Aynı şeyleri hisseden benden başkaları da olmalıydı.

Sonra hiç varılmayacakmış kadar uzakta bir kuşun havalandığını gördüm. Bir umut yakalamıştım sonunda. Adımlarımı hızlandırdım. Sıyrıldım kalabalıktan. Koşmaya başladım. Kuşa yaklaştıkça gri hava dağılıyor, güneşin ısısını hissediyor, gökyüzünün maviliği çiçeklerin her rengini görüyordum. Ve en sonunda seni gördüm. Ordaydın. Küçücük ama yemyeşil bir çayırın ortasında, gelincikler içinde öylece oturuyordun. Senin az ötende hava kurşun gibi griyken. Senin başındaki gök masmaviydi. Ve sen gözlerini o maviliğe dikmiş uzaktan gelecek birini bekler gibiydin. Ben gördüklerim hissettiklerimin karşısında donmuş ve öylece kalakalmıştım. Yüzüme bakıp sadece "HOŞGELDİN" dedin. Ve o ses yeniden hayata döndürdü beni. İçimdeki bastırılmış gülümseme yansıdı yüzüme önce. Yüreğimin atışı hızlandı, tenim ısındı sonra. Az önce terk ettiğim o kalabalık yanımızdan geçip giderken biz senle el ele gülümsüyorduk onların şaşkınlığına.

Artık senle bir sevdanın iki ortağıydık. Şimdi içimde çoğalttığım sesimle haykırıyordum herkes duysun diye...

Hiç kimse sevdama senin kadar yakışmadı ve sevdam hiç kimseyi senin kadar yaşatmadı yüreğimde...


#7
eLLerine sağlık yag_mur kardes


#8
eLLerine sağlık yag_mur kardes


#9
Susmalar Dokudum Dudaklarıma / Yirmi Üçtü Yaşım... Yedi düvel sendeydi sen bende...



Yirmi üçtü yaşım
Puslu bakışlarım vardı
Sokak sokak
Cadde cadde kuşatılmıştım
Köşe başları vardı hoyrat ellerce tutulmuş
Issız kalabalıklarına düştüm İstanbul
İstiklal boş gezerlerine inat
İstasyon sokağına sevdalandım

Yirmi üçtü yaşım
İstanbul'u öğrendim
Kavgası da sevdası da büyüktü
Yirmi üçtü yaşım
Gayrı İstanbul bendim

Kavlim sana ulan İstanbul
Kavlim sana
İnadım
İsyanım
Çatılmış kaşlarım / karanlığına

Boğaz huzuru yoktu
Kan gölü kuytularında
Işıksızlığa mahkum evleri mahallemin
Bir esmer yüzlü çocuk
Kapıp kaçtı umudumu
Semaya açılan eller titrek
Düş kurulurdu yarına dair
Düş kırılırdı sarhoş kahkahalar arasında

Bankamatik uyuklamaları
Sahil kenarı bank üşümeleri vardı
Gazete çarşaf
Yastık pet şişe

Yirmi üçtü yaşım
İstanbul'u öğrendim
Kanıma girmişti ya sualsizce
Yirmi üçtü yaşım
Gayrı İstanbul bendim


Susmalar dokudum dudaklarıma
Üsküdar'ına sustum Kadıköy'üne sustum
Zehir zıkkım acılarını içtim İstanbul
Beşiktaş'ına Sirkeci'ne sustum

Yedi düvel sendeydi sen bende

Yirmi üçtü yaşım
İstanbul'u öğrendim
Hırçın kavgalar gül olmuştu sokaklarında
Yirmi üçtü yaşım
Gayrı İstanbul bendim

Kavlim sana ulan İstanbul
Kavlim sana
İnadım
İsyanım
Çatılmış kaşlarım / karanlığına..


alıntı




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:28 .