İçimde büyüyen aşkın satırlara döküldüğü an.
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 23-06-2010, 22:56 #30641

DAMLA22

NevsehirLi



Biten neydi acaba diye hep düşünüyorum, o kadar çok soru var ki beynimde çıldırabilirim inan...

Bir hatam yüzünden bu ayrılığı nasıl istersin, nasıl böyle başı boş bırakırsın beni? Çaresiz, elsiz, kolsuz, ruhsuz,sensiz..... "Sevgi fedakarlıktır, bende bunu yapıyorum“ diyorsun, beni böyle ortada yapayalnız,sevgisiz bırakmak mı fedakârlık ? Yine beraber olsaydık yine yüreklerimiz uzaktanda olsa birbirimize ait olsaydı da sorunlar beraber göğüsleseydik....

Mantıklı düşünemiyorum, belki de böylesi daha iyi ama çok zamansızdı terk edişin. ”Sen iki çiçeğine, bende bir böceğime sarılacağim“, şimdi öyle mi? Hangi moralle ? Sana nasılda alışmışım, nasılda sevmişim seni.. Sana danışmaktan her şeyimi, nasılda keyif alıyormusum.

Seni yüreğimin en nadide köşesine koymuştum, asla yeri doldurulamayanların yerine... Ömrüm boyunca da boş kalacak yere... ”Eskisi gibi olamam artık, bu sana da bana da saygısızlık olur” diyorsun. Neden, ne olur bana açıklar mısın? Ayrılığın acısını mı yaşayacağız bu kadar çok severken birbirimizi.

Çiçeklerin sana ihtiyacı var biliyorum, böceğimin de bana olduğu gibi.. Tek yürek olsaydık daha iyi olmaz mıydı ? Hani ben senin gülündüm, gülün dikenleri de olur, beraber seversin benim sevdiğim gibi... Dikenler mi ön plana çıktı.. bülbül gülsüz ötmezmiş, yaşamazmış, bana nasıl yaşayacağımı öğret öyle git... Sen benim türbem gibiydin, bunu biliyorsun ben şimdi kime yüz süreceğim?

Aklım paramparça, soruların cevaplarını bulamıyorum. Kim haklı kim haksız... Her şeyi affetmeye yada özür dilemeye razıyken ben... Bütün ümitlerimi söndüren sen... Sana ah ediyorum benim gibi cevapsız sorularla kal... Anla halimi...







Alt 23-06-2010, 23:13 #30642

DAMLA22

NevsehirLi


Kalbimin en acılı günlerinden birini yaşadığım bir anda çıkıverdin karşıma, hayatın yorgunluğuydu senin gözlerinde unuttuklarım, bakışlarındı kalbimi içten içe sızlatan, varlığındı bil ki yaşama sebebim artık…
Gözlerimde ki seni bir bilebilsen, baktığım her güzel şeyde sen varsın, bazen yağmur sonrası çiçek yaprağındaki düşemeyen damlamsın, gözlerimdeki ışıltısın…
Hele birde kalbimde ki seni bir bilebilsen (ah O seni) ismini her duyduğumda içimin sızladığı ve hatta seninle aynı isimdeki öğrencimi gördüğüm andaki mutluluğumu…
Aşk kelimesini seninle özdeşleştiriyorum artık, sanki senin adın
aşk. Ne zaman duygusal bir müzik dinlesem ve duygusal bir yazı veya şiir okusam alıp götürür beni buralardan bilmediğim diyarlara…
Ne zaman yağmur yağsa senin kokunu getirir yine o diyarlardan odama, ne zaman rüzgar esse senin serinliğindir içimi ferahlatan…
Her sabah odama doğan güneşimsin artık, bilinmezliğimsin içimdeki gizem ülkesinde, yolumsun sonunun nereye gittiğini bilemediğim…
Ey gönlümün vazgeçilmezi şu an neredesin kimlerlesin ve ne yapıyorsun bilemiyorum ama bildiğim bir şey var ruhumda sensizliğin yorgunluğunu çektiğim…
Bildiğim bir şey var kalbimin sana karşı olan özlemi…
İçtiğim demli çayın tadını bile alamıyorum sensizlik içimi bu denli sarmışken…
Ey gönül sarayımın prensi ne kadar özlenmekte olduğunu bir bilsen…






Alt 24-06-2010, 08:57 #30643

~ηυя'υ_αуη~

~AdreseTeslimHasret~


Gece,
Sessizlik ve hüzün müdür hep?
Yoksa;
Sevinç ve mutluluk mu?
Kimbilir?
Biryerlerde bu gece,
Bir hayat sönüyor şimdi.
Yada doğuyor çığlıklarla
İsyan edercesine.
Bu gece ,bu geceler,
Nelere gebeler?





Alt 24-06-2010, 11:21 #30644

Gölge.

Bizden Biri

İçimde büyüyen aşkın satırlara döküldüğü an.
“bana bir isim ver; varlığım olsun.
bana, sen isim ver; varlığım senin olsun.

bana öyle bir isim ver ki, senin adının yanında dursun..

seni anan beni de ansın. seni hatırlayan beni hatırlamadan olmasın.

bir “ile” koy aramıza, bizi birbirimize bağlasın..”





Alt 24-06-2010, 13:01 #30645

GUAPO!

Osmanlı İmparatorluğu

Cehennem, "insanı" yakıp nefsinden arındırdığı için, rahmettir. Bilindiği üzere, iyileşmez yaraları şifa bulsun diye yakarak dağlarlar. Bunun gibi, maddi ve manevî yanışların söz konusu olduğu cehennem yaşamı da (ki bu yaşam dünya yaşamını da kapsar) "insan bilincin"e şifadır. Çünkü aslının, özünün farkında olmayan bilinç devasız hastalığa yakalanmış gibidir. Bu sebeple bilinci, birim nefs yanılgısından ve bu yanılgıdan kaynaklanan esaretlerden, yakarak arındırır cehennem... Bu arınma, bilincin aslını-özünü (zatını ve Tek'liğini) fark etmesiyle birim nefs zannından ve bunun oluşturduğu ıstıraplardan kurtulmasını sağlar. İşte bu açıdan, yani "insan bilinci"ne şifa olması bakımından, "cehennem bir rahmettir" denmiştir. Acı ilacın içimi gibi, hastaya zevk vermeyebilir; lakin sonucu şifa, sağlık ve selamettir. Böyle bakılacak olursa, alemlerin Rabbı Allah'ın, cehennem de dahil olmak üzere, hayır ve güzellikten başka bir şey yaratmadığını söyleyebiliriz.

Peki, aşk nasıl cehennem olabilir? Çünkü aşkın tarifi de cehenneminkiyle aynıdır. İkisi de sıkıntı verir ve her ikisi de rahmet diye tanımlanır. Hem aşk, hem cehennem, çokluk var sanısından kaynaklanır ve bilinci yakarak birim nefs yanılgısından arındırır. Birinde sen ve diğerleri vardır; diğerinde sen ve sevdiğin(!) vardır. Ha iki kişisiniz, ha bin kişi.. Tek'liğin farkında değilseniz, cehennemdesiniz demektir. Çünkü, sadece zatını fark ediş ve Tek'liği idrak ediş bilincin selameti olur. Çok düşüncesi ise; hangi temele dayanırsa dayansın, bilincin cehennemidir.

Neden Allah aklımızı örttü de cehennemde yanıyoruz?

Cehennemin rahmet oluşundan dolayı, bilincin cehenneme girip yanmasında da hayır vardır. Çünkü bilinç, ortam olarak zaman ve mekân kısıtlılığındaki cehennem boyutunu algılamaktadır. Bunun hikmeti de, Allah'a ait ilâhi mânâları seyretme hükmüdür. Zira, cehennemde seyredilen ilâhi mânâlar, sadece bu boyutta aşikâr olabildiğindendir. O halde bilincin kendine ait kuvvede olan mânâları seyretmesi için, bu boyutu seyri (algılaması) gereklidir. Ama çoklukta Tek'i görebilmesi için, önce kendi kendine kapıldığı bu illüzyondan kurtulması gerekir. İşte bu sebeple, insan bilincinin (halifenin) manevî ıstıraplarla yanışı, aslında bir rahmettir.

Akıl kendi menfaatlerini kollar. Eğer birileri üzerinize ateşten gömlek giydirirse, yanmamak için hemen o gömleği çıkarırsınız. Çünkü aklınız size böyle yapmanızı söyler. Bu sebeple, manevî ıstırapla yanan bilinç de, akıl özelliğini kullanarak, kendini aslı olmayan bu aldanıştan (ateşten) kurtaracak şuur biçimine (hakikat ilmine) yönelir. Çünkü tüm ıstırapların kaynağı çokluk aldanışıdır (sanısıdır). Bu yanılgıyla ürettiği duygulardan kaynaklanan ıstıraplar yaşayan bilinç de, aklıyla TEK'e yönelip odaklanarak, acı çekmekten kurtulur. Bu ıstırap aşk dahi olsa böyledir. Kısaca; aşk, bilincin akıl özelliği aktif olmadığında girilen bir cehennemdir. Bilincin akıl özelliğinin aktif olmasıyla o cehennemden çıkılır!


alıntıdır...





Alt 24-06-2010, 13:53 #30646

DAMLA22

NevsehirLi


Sen ne zaman
tepki vereceksin?
Evladin, kardesin, esin

SEHIT oldugu zaman mi?





Alt 25-06-2010, 13:55 #30647

DAMLA22

NevsehirLi


Kayıp zamanların günlüğü aralanınca,takvimlerden bir yaprak daha gözden geçirilir...
Ayak basar basmaz,birkaç ay sonrasının hesapları düştü yanaklarıma; güzel bir tebessümle...
Valizimin içine kendini bırakmış...
Öpüyorum ...
Gidiyorum ve giderken tekrar Öpüyorum...

Sonra...Acılarda gider dediler...
Çiçekleri bıraktılar masanın üzerine;"kapıyı açık bırakın" dedim sessizce çıkarlarken ömrümden...

"Diş macununu unutmuş... Onu öptüm az önce
..."

Önümde, vurgun yemiş gibi kıpırdamadan duran bakışlarım basıncın normale dönmesini bekliyor...Henüz beyin ölümü gerçekleşmedi, oksijen uykumu getiriyor...Yorgunluk adisyonu, ceviz kaplama küçük bir sandığın içinde düşüme bırakılmış...Yalnızlığımdan bahşişler veriyorum bonkör bir zamanlamayla...

"Yastığın üzerine kokusu sinmiş... Onu öptüm az önce
..."

Saati kur, çöp torbasını kapının önüne bırak, sigara paketinin jelatinini aç, kedinin sütünü hazırlamadan önce git bir kedi al... Hayal saksılarında yetiştirdiğin filizli kelimeler kullan...
Yani amaçsız mazeretlerine bir yenisini daha ekle...
Kapağını hızlıca kaldırdığında acılarının...
Buharı elbet yüzüne vurur insanın...

Sonra...
Otobüs terminalinin en yalnız kalabalığı olduğunu hissettiğinde...
El sallayışlarına bir dönüş, binlerce bekleyiş eklenir...

"Evime sessizliğini bırakmış... Onu öptüm az önce
..."

Dudaklarımın her öpüşte yandığını..kendime bile söyleyemedim...






Alt 25-06-2010, 13:56 #30648

DAMLA22

NevsehirLi



Seni bir başka severdim ben. Kimseyi sevmediğim gibi, bir başka işte, tarif etmesi zor!



İçimde büyüyen aşkın satırlara döküldüğü an.


Ben seni sevdiğimde, bir şehrin ışıkları gibi yanardı gözlerim. Önüne ardına bakmadan, hesap yapmadan, seni tüm kalbimle severdim.
Seni bir başka severdim ben. Nefesim gibi, çocuğum gibi, vazgeçmeyi hiç aklımdan geçirmeden severdim.


Adını söylerken içim titrerdi. Elim, ayağım, kolum gibiydin. Ne zaman değse tenim tenine, ne zaman sevişsek, bir tören gibi gelirdi. Bu sevişmek bile değildi, bir çeşit dua gibiydi. İki insan, tek olurdu kimseler görmeden. Gerçekten tek ve bir olurduk.


Seni bir başka severdim ben. Diğer sevdiklerimden farklı severdim ama her çok seven kadar hata yapmışlığım da vardır.
Bir zamanlar ben de, şimdi yüreği hızla çarpanların durduğu yerde duruyordum. Oradan nasıl görünüyor manzara bilirim. Orada yapılan yanlışlardan ben de nasibimi aldım. O yüzden, şimdi tebessümle bakabiliyorum.


Seni bir başka sevdim ben. O zaman ben de bir başkaydım aslında. Neyim varsa seninle paylaşmak üzerinde kurulmuştum. Ortak bir gelecek için savaşan, doğru göremeyen, olacakları tahmin edemeyen kadınlardan biriydim.


Ben de bu aşkın bir ömür süreceğine inanmıştım. Bir efsane olacaktık. Herksin parmakla gösterdiği büyük aşkın altına imza atacaktık. Yaşlanacaktık birlikte; sen bana, ben sana son nefesimize kadar dayanacaktık.
Sonra ne oldu? Bilmiyorum, o bölüm çok karışık! Yıllar içinde zihnimden sildiğim kötü anılar, doğru bir yargıya varmamı engelliyor. İyiler de kalmadı gerçi!


Ancak bir sahneyi çok net hatırlıyorum. Dans ediyoruz, göz göze. Sen bensin, ben senim, birbirimizin kalbinde yeniden aşık oluyoruz. Biri şarkı sözleri söylüyor sahnede. Etrafımızda insanlar var. Bize bakıyorlar mı bilemiyorum. Ben sende kaybolmuşum. Kolların sarmış bedenimi, gülümsemende aklımı takılı bırakmışım. İşte, bunca yıldan geriye kalan tek anı bu!


Seni bir başka sevdim ben. Gözyaşım gibi, dostum gibi, babam gibi, adamım gibi, bir dua gibi, seni bir başka sevdim. İzin verseydin, bir ömür de severdim…




Candan Ünal





Alt 25-06-2010, 13:56 #30649

DAMLA22

NevsehirLi



Bir bestenin orta yerinde geliyoruz göz göze. Ben şarkı sözleri söylüyorum, manzarası adalar olan bir meyhanede.

İçimde büyüyen aşkın satırlara döküldüğü an.


Her gece daha uzak bir masaya oturuyorsun. Biliyorum, geçmişin ağırlığı var omuzlarında, görülmeyeceğin bir yerden seyretmek istiyorsun.
İstesem, sana ulaşan yolları da bulurum aslında. Ben ne seyahatler yaptım aşk uğruna, bilemezsin. Verdiğim tüm savaşlardan galip çıkmışlığım İçimde büyüyen aşkın satırlara döküldüğü an. da varken üstelik, bunca uğraş vermeye gücüm yok.
Sendeki sokakları gezdim ben, sen farkına varmadan. Köşeleri de döndüm ama gördüm ki, tüm yolların birbirine bağlı senin labirent gibi; vazgeçtim.
Şimdi senin sıran geldi. Sen adım atacaksın bulunduğun o kafesten. Bir adım atıp dışarı çıkacaksın. Sen hele bir cesaret et, merak etme kapıda beni bulacaksın.


Geçmişin isi eline, yüzüne bulaşır insanın. Bakmayı bilen gözler görür ne kadar incindiğini. Belki ondandır bunca kaçışın, ben senin içini görüyorum.
Herkes kadar korkuyorsun yeni bir darbe almaktan, haklısın! Hangimiz korkmuyoruz ki? Ancak aşk dediğin yürek ister, adı laf olmayan! Her yenilişin ardından kaçarsak savaş meydanından, topraklarımız gibi kaybederiz kalbimizi.


Herkes kendi seçimlerini yaşar hayat yolculuğunda. Senin bir seçimin yok korkarım. En çok da bu, boşluk yaratır. Hiçbir şeysizlik boğar adamı gece yarılarında.


Aşka inanmayabilirsin, sevgiye, dostluğa, dürüstlüğe inanmayabilirsin. Unutma ki; gün gelir tüm inanmayanlar gibi, inançsızlığı inanç edinirsin.
Sen de vakti gelince, düşmemek için tutunmak zorunda kalacaksın birine. İşte asıl o zaman yanlış elleri tutacaksın, o zaman dokunduğun her şey elinde kalacak ve sen yine kendine küskün, başladığı yere dönmüş bir inançsız olacaksın.


Bu sana son teklifim. Ya uzatacaksın elini, korkmadan geçeceksin bu güvensizlik köprüsünün üstünden; ya düşeceksin, kendini onaylamak istercesine. O zaman düştün çukurun derinliğinden korkacak herkes, kimse bir dal bile uzatmayacak. Daha çok döneceksin kendine, daha çok küseceksin. Yalnızlık duvarlardan kalın bir zırh örecek etrafına, bağırsan sesin yukarı gitmeyecek.


O vakit, bir umut arayacaksın yaşamı güzel kılacak, “tamam, ben de varım” diyeceksin hayata, gülümseyeceksin yeni doğan güneşe ama tüm şehir o saatte uyuyor olacak; hatta ben bile!....


Candan Ünal





Alt 25-06-2010, 15:12 #30650

DAMLA22

NevsehirLi


Bir dünya kuruyorum kendimce… İçine sadece ikimizin sığabileceği…
Senin gözlerini alıyorum, benim saçlarımı… Senin mis kokun yayılıyor dünyamıza, benim dudaklarımdan dökülen sevgi sözcükleri….

Biraz senden diyorum, birazda benden…

Ellerini alıyorum yanıma, düşlerinden en güzel gülüşlerini çalıyorum…
Kimselerin bilmediği bir diyar biliyorum ve oraya sürgün ettiğim hayallerimi çağırıyorum…
Birkaç yıldız indiriyorum gök yüzünden, <yıldızların altında> diye birde şarkı sözleri tutturuyor dilim…

Unutmuyorum söylediğimiz şarkı sözleriları, her biri ayrı telden çalıyor ben sana kulak verdikçe…
Her şarkı sözlerida başka bakıyorsun bana, her mısrada bir başka akıyorsun…
Sonra benim seni anlatışlarım geliyor aklıma. Sayfalara nasıl sığmadığını düşünüp mutlu oluyorum, hiçbir ifade tarzına sığmayışın grurlandırıyor beni, <benim sevgilim işte böyle olmalı> diyorum…
Birkaç satır alıyorum sana yazdığım şiirlerden ve ilhamım olan bakışlarını unutmuyorum…

Senin bulutlarından alıyorum içeri, benim dinmesini istemediğim yağmurlardan, senin güllerinden topluyorum, benim papatyalarımdan…
Sonra bir fırça alıyorum elime, duvarları senin mavilerinden, benim saf beyazımdan ve umut yeşillerimden boyuyorum, uysa da uymasa da diyorum içimden…

Günün her vakti daha bir güzel oluyorsun ya…
Sabahları yüzündeki mahmurluğu alıyorum, benim sana hayran hayran bakışımı… Güneş yükseldikçe tepemizde, daha bir güzel oluyorsun, teninin sıcaklığını alıyorum o an, benim yanışımı…
Akşam esintilerinde saçlarını savuruşunu alıyorum, benim savruluşumu, veda ederken güneş semaya, yüzündeki kızıl gölgelerden çalıyorum, benim yokluğunda tükenişlerimden…
Geceleri kapatmıyorum penceremi, kulağıma tatlı fısıldayışlarını duyuyorum, sıcak nefesini büyütüyorum içimde…
Perdelerimi hiç çekmiyorum ve sabahın ilk ışıklarıyla o güzel yüzünün aydınlığını çalıyorum güneşten…


Her gün özenle suladığım bahçeme dalıyor bakışlarım…
Her çiçekte sen konuşuyorsun, senin kokunu soluyorum usanmadan.
Sonra kapatıyorum gözlerimi, kaldırıyorum gök maviliklere başımı, görebildiğim her yerden sana bakıyorum…

Yani sevdiğim, biraz gülden - dikenden, biraz topraktan - sudan, biraz neşeden - kederden, biraz gülüşlerden - hüzünden….
Seni sensiz yaşıyor, bir dünya yaratıyorum kendime, sana bile söylemeden…

Biraz Senden ... Biraz Benden





Alt 25-06-2010, 18:59 #30651

DAMLA22

NevsehirLi


Öyle içimdesin ki. Yanağımda dolaşan rüzgardan daha gerçek dokunuşların. Küçük, ürkek, kesik dokunuşlarınla, belki de her zamankinden daha yanımdasın. Yani öylesine, o kadar bensin ki. Ah nasıl anlatsam. Boşuna bu çabalarım, doğru kelimeleri aramalarım. Ne kitaplar yazıyor, ne de sözlüklerde karşılığı var.

Yalnızca hissediyor insan, yaşıyor. Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız.



Taşımıyor, anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu. Ben de. Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu, diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mı asırlarca?



Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep aynı heyecanla açar mı? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim şu günlerde. Belki de en başta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine.



Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım yanlış yaptım. Sana ulaşan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam. Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acılı duvarları gibiyim.



Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor. Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. Küfleniyorum, yaşlanıyorum. Yalnızlıklar peşimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor üstüme. Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum.



Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin. Her şeyin başında içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor. Öyle içimdesin ki. Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün.



Çok mutluydum. Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu, tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik olduklarını yazdım.



"Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkı sözleriları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek, söylemeyecek misin?" dedim. Çok uzun bir mektup oldu. Başından sonuna kadar okudum.



Neler yazmışım diye merakımdan.



Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adını yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adını. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum.Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende








Alt 25-06-2010, 19:07 #30652

DAMLA22

NevsehirLi


Günün tüm yorgunluğu geçecek sanmıştım bu gece, geçmedi. Bütün gün akşam evde olabilmenin hayali canlı tutmuştu beni, yalancı enerjiler, odama ilk girdiğim andaki huzur geldikçe aklıma içim soğumuştu, üzerimdeki tüm yorgunluğu ve sensizliği alarak.


Yoksun hep, niye? Kim bilir kaçıncı kez, niye ...

Olduğun yerde ne kadarım, ne kadar içindeyim, bilmiyorum, bilinmiyor ki. Nasıl bilebilirim ki? “Aklımdasın” diye hatırlatmadıkça, fısıldamadıkça; sen... defalarca niye?

Yoktum işte, biliyorum. Hep yok kalsam mı diye geçiyor içimden. Yok olsam.

Tüm sevdiklerimden gitsem, dönüşü olmayan uzaklara, yolculuklara. Düşler alsam yanıma, yetecek kadar, defalarca. Ruhsuz bir ruh hali içindeyim şu an. Bu da nasıl oluyor? Nereden bileyim işte oluyor. Öyle bir yokluk ki bu bir bilsen daha neler oluyor.

Ne kadar söz varsa söylenecek ve cümleleri saçma kılacak, tekrarlayasım var.

Çalkalamak istiyorum hepsini mavi bir kavanoza doldurup, karmakarışık yapmak. İçine de mavi damlatmak. Belki biraz da kırmızı, hani
aşkınkinden. Neye benzer? Şu an ki bana. İçimde ne varsa üst üste, ayrışması çok zor. Saklamak lazım. Kasvet –içimdeki- kum olsa, kumları okyanuslara serpmek lazım. Öyle ki o derinlik bile sığ kalacak.

Kısacık olsun dur! Yazmayayım daha, kısacık olsun ki, bende kalsın acıların fazlası, yine üstüme alayım tüm kumları. İçimde tonlarca kum.



Sudan çıkmış balık gibiyim bir de, oysa bir balığın sudan çıkmış ruh hali nasıl olur ki? Nasıl sudan çıktım, nasıl balık gibi?

Balıklar sudan çıkmışken, karaya vurmuşken ya da bir oltanın hain iğnesinden alınmışken neden çırpınır? Gözümden düşen o balığa yeter mi, can katar mı ömrüne beş dakika bile olsa? Ağlasam, düşse gözümden, geçse birazcık.

Yağmuru beklemeli şimdi, yoruyor çırpınmak, hissediyorum balık cım seni.


Ve sen,

...

Sahi neden yoksun?






Alt 25-06-2010, 19:33 #30653

DAMLA22

NevsehirLi


Doğrusu bunu hiç düşünmemiştim...Seni tanımadan, Hele seni böyle deli divane sevmeden,"Yalnızlık güzeldir" diyordum. Al başını, kaç bu şehirden,Ufukta bir çizgi gibi gördüğün dağlara, Rüzgarın iyot kokularını taşıdığı denizlere git,Git gidebildiğin yere git diyordum. Oysa ki senden kaçılmazmış,Yokluğuna bir gün bile dayanılmazmış,
Bilmiyordum... Yine de dayanmaya çalışıyorum işte, Bir kır çiçeği koparıyorum gözlerine benzeyen, Geçen bulutlara sesleniyorum ellerin diye,Rüzgar güzel bir koku getirmişse, Saçlarını okşayıp gelmiştir diyerek avunuyorum. Yaşamak seninle bir b
aşka zamanı, Bir başka zamanda seni yaşamak,Her şeyden önce sen, Elbette sen,Mutlaka sen,İster uzaklarda ol, ister yani başımda dur,Sen ol yeter ki bu zaman içinde, Ben olmasam da olur. Seni bir yumağa sarıyorum aylardır, Bitmiyorsun...Çaresizliğim gün gibi aşikar, Su olup çeşmelerden akan güzelliğin,İnceliğin ışık ışık yüzüme vuran, Sen güneş kadar sıcak,Tabiat kadar gerçek, Sen bahçelerde çiçekleraçtıran,Sudan,havadan,güneşten yüce varlık, Sen, o tek sevgi içimde,Sen görebildiğim tek aydınlık, Bir nefeste benim için al,Havasızlıktan öldürme beni, Bulutlara, yıldızlara benim için de bak, Susadım diyorsam,Bir yudum su içmelisin, Ben yorulduysam sen uyumalısın.Ellerim sevilmek istiyor, Saçlarım okşanmak istiyor,Dudaklarım öpülmek istiyor, Anlamalısın...Ağaçların yeşili kalmadı, Gökyüzünün mavisi yok,Bu dağlar o dağlar degil, Rüzgarında kekik kokusu yok.Kim bu çaresiz adam? Bu kan çanağı gözler kimin?Kaç gecedir uykusu yok, Gündüzü yok,Gecesi yok,Yok! Yok!Anladım... Sensiz yaşanmaz bu dünyada,İmkanı yok...





Alt 25-06-2010, 19:40 #30654

DAMLA22

NevsehirLi


Sevgilin Değil Sevdiğin olmayı İstedim...!



Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan, sadece işin düştüğünde aramandan.

"Naber, nasılsın" lâfının arkasına "Bir görüşelim mi?" ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliğini...!
Ben, seni görmek için sınırlarımı zorlarken,senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından,
Ya da senden vazgeçerim diye korkup önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım...!

* * * * * * * * *
Ben, hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlıbu kadar mülayim davranmamıştım oysaki.
Severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak suda fırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi...!
Bir bunları severdim bir de seni sevdim...! Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim...!

İlk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin.

* * * * * * * * *
Bu biraz açık değil mi ya da "Hayır bir yere gitmiyorsun,evde oturuyorsun" dan başka bir şeydi bu...!
Beni sorgula, duygularımı sorgula istedim. Olmadı...!
Ne kadar da kolaydım senin için, ne kadar da zahmetsiz...!
Tabiiki, bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün,
Emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden;öyle olmasaydı her probleminde ilk beni arar mıydın?


* * * * * * * * *
Nedenleri niyeleri merak etmedim hiç inan etmedim Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim onu merak ettim.
Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü, sendeki beni merak ettim...!

Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi;o zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum...!
Şimdi tekrar başlasak da, yalnızlığı paylaşsak da sana gönlümü açabilir, gözüm kapalı güvenebilir miyim sanıyorsun...?

* * * * * * * * *
Şimdi artık tek başınayım...! Hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın.
iki kişilik kocaman bir boşluktansa sensizliği ve yalnızlığı yeğlerim...!

Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum,üşürüm diye kazağını giymiyorum,
Ağlarım diye şarkı sözleri söylemiyorum.
Belki de sen haklısın!

Artık Ben Bile Kendimi

SEVMİYORUM...!






Alt 25-06-2010, 19:44 #30655

DAMLA22

NevsehirLi


Göğsünde Ölmeyi Beklediğimsin...

Damarlarımdan...
Geçit vermeyen yolların dar köşelerinden...
Suçlu sevilerin yaralı bekleyişlerinden...
Yürekten dökülen demli sözlerin tesellisinde...
Akıyorum ey zaman...! Sana doğru...





Yerden yere vuruldu yıllarca içimdeki mevsim...
Ne kışı bildim ne de yazı...
Tek mevsim yolculuğum vardı, adını benim bile bilemediğim, bilmediğim...
Kayıp anların tortusunda devraldım ışığın tenime değen rengini...
Saf, berrak ve öylesine ben doluydu...
Bir sır gibi...




Ömrümden ömrüne açılacak binlerce kapıdan, tek bir kapı var yol aldığım...
Canını canıma emanet ettiğin yerde duruyorum... Akan yaşların duruluğunda taşıyorum içime ektiğin tohumları, zamansız
şarkı sözleriların dillendirişi gibi kapanmış yolları...
Hasret taşırıyorum yüreğimden an be an... Özlem kavşaklarını dönüyorum adım adım ve her adımda düş taşıyıcılığı yapıyorum...
Seninle aldığım nefeslerin tadı hiç olmadı sevdiğim...
Bilmiyorum...




Hayat bazen öyle küçük anlarda kuşatıyor ki dünyamı, ben bile ellerimin çocuksu kapanışlarına dayanamıyorum...
Kapanıyorum...




İçimdeki girdapların sayısını ezberlediğim, nice senem oldu şu yaşta... Bazı şeyler var ki gözlerimizden taşıyor geceye... Hangi doğuma uyanıyoruz ve hangi düşlerin kucağında yatırıyoruz mayalı bekleyişlerimizi, kestiremiyorum...
Asıl daralan, bekleyişlerin boynumuza astığı o kalın ip...
Bizi çıkmaza sürükleyen...
Bir sigaraya bile dayanmıyor gecem, başım dönüyor...
Özleminin vurduğu kalbim içten içe çekiliyor sana...
Bil ki ben de varoluyorum, ölümün kucak açtığı bir hayatta, verdiğin o muhteşem tatla...
İnsan bazı duyguların eşiğinde, yaşamamışlık çıkmazında açmaza düşüveriyormuş, anladım... Yıllarca taşıdığım sevgi damlaları bu defa beni vurdu...
Çiçek çiçek dokunuyorsun ömrüme, kendimi ertelediğim bir anda...
Ordasın... Yıldızlara boyun eğdiğin, ellerini sıkıca başında birleştirdiğin gecenin yalnız odasında...


Beklediğim...
Canıma bir ömür yoldaş olacak sevdiğim...Birgün daha yaşandı kollarımda...
Ufak bir kız çocuğu göz kırpıyor yanaklarıma... İlk çığlığını duyuyorum derinlerden... Su gibi... Suya dokunmak gibi...
Terk edip koca bir şehri bilinmezliğin içinde, yepyeni bir sayfa açmak gibi...
Kırmızı tokaları olsun annesinden saçlarına dokunan... Düşleri olsun yaprak yaprak gecelere dokunan ben gibi...




Sevdim...
Birtek seni seçtim, tüm yaşanmışlıklar adına...
Adınla yatacağım bu gece uykuya... Saatler kala paylaşacaklarımıza, gerçek yaşama ulaşmadan gri bir gökyüzü ellerimle sıyıracağım bu geceyi bulutların arasından...
Üzülmemeliyim biliyorumki! KALBİMDESİN KALBİNDEYİM...




Sesim...

Sesinin yankısı...

her nerdeysen düşünde, senin yanına geliyorum sevdiğim..

Eğer buradaysan, senden b
aşka bir yere gitmiyorum...

Yazgım, biraz da kanaması hayatın...

hala kanayabildiğimi görebilmek belki de...

tıpkı, uykunda açtığın tenini tenimle örtebilmek gibi..

Güçsüz bırakmayacağını, ellerinle ömrüme her zaman dokunacağını ve seni ömrüm yettiğince seveceğimi biliyorum...

Sen sevdiğimsin...

Göğsünde ölmeyi beklediğimsin

Bil ki, her can alışında hayat, çeperlerini tekrar doğmak için tekmeliyorum..

günaydınım...

sevdiğim...





Alt 25-06-2010, 19:50 #30656

DAMLA22

NevsehirLi


Yalnızlığım aleni. Sevgisizim!

İçimde büyüyen aşkın satırlara döküldüğü an.Resim boyutu değiştirildi. Resmin tam boyunu görebilmek için buraya tıklayın. Resmin Orjinal boyutları 700x254 px Ve Boyutu 70KB.İçimde büyüyen aşkın satırlara döküldüğü an.


Bugün biter mi bilmem...
Yine yarın seninle doğup, sensiz mi batar günüm bilmem ki...

Yalnızlığım aleni. Sevgisizim!

Kıyafetlerim emanet durur oldu üzerimde, eriyorum göre göre gözlerim. Bu kez yalan söylemiyor aynalar, görüyorum. Seninle doyuruyorum karnımı belki de.
Acıyor eşim dostum bakıp bakıp da halime, acıyorum.

Bilmem nasıl biter bugün. Halsizim...

Öleceğimden korkuyorum değmeden zavallı ellerim gül yüzüne, korkum aşar dağları da. Çekemem mi dersin kokunu içime. Hep ben değil miyim gördüğünde seni ağzı kulaklarına varan, yüreğinde bir kuş çırpınan. Kanatları canımı yakıyor bazen.
Olmadığında sen, olmuyorum ben de.

Yalnızlığım aleni. Sevgisizim!

Ağlama diyorum gözlerime, Allah büyüktür. Bu kez kan damlıyor yüreğime. Yaşananlara sebep bulamayışımızın da kabahati bizde, yoksa hayatta sebepsiz ne var ki. Elbet bu da ödülsüz kalmayacak. Eşsin derken yüreğime, derdim oldun sonunda.
Sığındığım Allahım sabrını da veriyor nasılsa.

Bugün bilmem nasıl biter. Halsizim...

Bu günlerde bilmem kaç kez gelip gidiyor elim telefona, tit tir. Kaç kez çevirip de kalıyorum son numarada bilmem ki. “Kendimi yalnız hissediyorum” dediğimde bana güldüğünü hatırla. Yalnızlığımı seninle paylaşmış olmam mıydı buna sebep, yoksa komik mi olmuştum gerçekten bilmiyorum, kızdım kendime.
Geçmiş günkü mutluluğum gibi sebepsiz mi sandın bunu da yoksa.

Yalnızlığım aleni. Sevgisizim!

Yaptığım en güzel şeylerden biriyken yazmak, beceremez oldum bunu da, saçma sapanım. Kalemi her elime alışımda ismin dökülüyor kağıtlara, delinin bellediği gibi bellemiş gidiyorum. Ne büyük bir felakettir insanın kendini kandırması bilirim. Düşüncelere düşüp de olur olmaz, inandırması kendini, düşüncelerden düşmesi. Şükür ki biliyorum gerçekleri.
Tek derdim, bunu hak etmeyişim.

Bilmem nasıl biter bugün. Halsizim...

“Sevenim var, sevdam var” derdi bir şair. Neler saklar kendi içinde bu ufacık dize anlamayan anlamaz. Sevenle sevdan aynı noktadaysa yok senden güzeli, güllük gülistanlık olur da her yer, her şey; sevenlerin dağ olsa da yoksa sevdan bitmişsin demektir, farkında olmasan da, öyle eksik.
Yüreğe ortak, yaşamaya sebep sevda.

Yalnızlığım aleni. Sevgisizim!


"alinti





Alt 25-06-2010, 20:27 #30657

DAMLA22

NevsehirLi


Yüreğimde sıkışan Sevgiliye son mektup..




İçimdeki Son Gerçek Sevgili,



Bugün sabah uyandığımda her günden daha çok düşündüm seni.. Seni ve yanındakini..! Can bu denli yanmadı hiç.. Evet Sevgilim bunlar sana son satırlarım.. İnan bana Son.. Ağlaya ağlaya senden gidiyorum..


Bir resim geçti elime geçen gün.. İçinde sen ve beni sana unutturan o kişi.. Ne kadar acı bilir misin..? Delicesine seven biri için..


Bu son satırlarda ağlamayacağım Sevgilim.. Ve diğer yazılarım gibi duygu yüklü olmayacak.. Sade , süssüz ve Seviyorum kelimesi geçmeyen..! Artık ne dilim ne de elim o kelimeye anlam yüklüyor..


Senin başkaları için kullandığın o kelimeyi ben neden sana kullanayım.. ?


Senin yaptığını yapıp seni unutuyorum.. Senden tamamen vazgeçiyorum..


Yorgun düşmüş bedenimin içinde bir kalp var bilir misin..? En derin köşesinde adın yazılı.. Hangi kalemle yazdıysan silinmiyor Sevgilim..!


Yokluğunda seni daha çok tanıdım.. Seni düşündüğüm her an seni yazdım.. Seni yazdığım her an da ağladım..


Ağlamaktan utanmıyorum Meleğim.. Senin için gözyaşı dökmekten utanmıyorum.. Sen gözlerimde sıkışan bir yağmur bulutusun.. En ufak darbede boşalmayı bekleyen..


Ayrı kaldığımız her an gülüşünü özledim.. Beni sana bağlayan o gülüşünü.. Elim her seferinde telefona gitti.. Bir kere sesini duysam dünyalar benim olacaktı sanki.. Yapamadım Sevgilim.. Başkasına ait olduğunu bilmek hep geri çevirdi.. Beni bilirsin sensiz yapamam.. Ama artık o kadar yüzsüz olamıyorum..


Yanında ‘O’ var diye seni arayamıyorum..





Alt 26-06-2010, 17:55 #30658

DAMLA22

NevsehirLi


Kayıp zamanların günlüğü aralanınca,takvimlerden bir yaprak daha gözden geçirilir...
Ayak basar basmaz,birkaç ay sonrasının hesapları düştü yanaklarıma; güzel bir tebessümle...
Valizimin içine kendini bırakmış...
Öpüyorum ...
Gidiyorum ve giderken tekrar Öpüyorum...

Sonra...Acılarda gider dediler...
Çiçekleri bıraktılar masanın üzerine;"kapıyı açık bırakın" dedim sessizce çıkarlarken ömrümden...

"Diş macununu unutmuş... Onu öptüm az önce
..."

Önümde, vurgun yemiş gibi kıpırdamadan duran bakışlarım basıncın normale dönmesini bekliyor...Henüz beyin ölümü gerçekleşmedi, oksijen uykumu getiriyor...Yorgunluk adisyonu, ceviz kaplama küçük bir sandığın içinde düşüme bırakılmış...Yalnızlığımdan bahşişler veriyorum bonkör bir zamanlamayla...

"Yastığın üzerine kokusu sinmiş... Onu öptüm az önce
..."

Saati kur, çöp torbasını kapının önüne bırak, sigara paketinin jelatinini aç, kedinin sütünü hazırlamadan önce git bir kedi al... Hayal saksılarında yetiştirdiğin filizli kelimeler kullan...


Yani amaçsız mazeretlerine bir yenisini daha ekle...
Kapağını hızlıca kaldırdığında acılarının...
Buharı elbet yüzüne vurur insanın...

Sonra...
Otobüs terminalinin en yalnız kalabalığı olduğunu hissettiğinde...
El sallayışlarına bir dönüş, binlerce bekleyiş eklenir...

"Evime sessizliğini bırakmış... Onu öptüm az önce
..."

Dudaklarımın her öpüşte yandığını..kendime bile söyleyemedim...







Alt 26-06-2010, 17:56 #30659

DAMLA22

NevsehirLi


Her gün mü kan ağlar sevenin yüreği??? Yerli yersiz hıçkırıklara boğulur.. Hep karamsarmı bakar hayata... Yada pembe hayalleriyle mi avutur kendini!

Bir karamsarlığımda daha arıyorum bizi... Hiç bulamıyacağımı sandığım mutluluklarla doluyum aslında. öyLe bir seven yürek, benim için düşünen biri... Senin başaramadığını başarıyor ey Lanetlenmiş sevgili... Şimdi kLavyeme haykırıyorum sana oLan kinimi!

Bilmem kaçıncı mevsimin Tam ortasında ekrana savuruyorum küfürleri... ey hayaTımın laneti defoL git zihnimden... Beni bize bırak... Sevenime...

ArTık hep gülsün istiyorum yüzüm... Hep duymak istediğim kelimelerin eksikliğini Tamamlıyorum şimdi.Ne olursun bir daha buLaşma bana... Bizi bana bağışla...
Bir senliğin daha sonunu yaşıyorum bu akşam... Bırakıp gidişlerini sorguladığım bilmem kaçıncı gecesindeyim yokLuğunun... Ama yeminlerimle bir kez daha doğruluyorum yokluğunu, sensizliğimi... Gelen gidişinin acısını unutturdu bana... ilk defa çocuksu gülüşlerime dönüyorum... Her zaman kahkahaLara boğuLurdum şimdi haykırıyorum sevgimle beraber...

Bir geceye daha hazırLanıyorum şimdi... Seni düşünüp hıçkırıkLara boğuLduğum geceLerin aksine onu düşLüyorum uykuLarımda... Kavuşamadığımız her günün ezikliğini hissediyorum beLki omuzLarımda ama arTık ona akıTıyorum gözyaşlarımı... Ona söyLüyorum sevgi sözLerimi... Ve duy sesimi ey giden Lanetli...

Seni sevdiğimden daha çok seviyorum onu...






Alt 26-06-2010, 21:51 #30660

DAMLA22

NevsehirLi


Seni sevdiğim için özür dilerim... Bilseydim seni değil; yalnızca senden kalanları severdim. Bilemedim işte, affet!

Seni sevdiğim için özür dilerim, sırf bu yüzden gittin bilmekteyim. Çok sevilirken sevmiyor olmak zoruna gitti, taşıyamadın bu yükü.

Seni sevdiğim için özür dilerim, şu anda aklımda olduğun içinde. Düşünülmek hoşuna gitmez, o yüzden tek başınalığı seçtin, teninin tenine değeceği deli bir fırtınayı gözlüyorsun, dört bir yana haber saldın, merakla bekliyorsun.

Yüreklerin fırtınasını beyinler biçermiş, tenlerin soğukluğunu tenler giderirmiş.

Senin tenin hep soğukmuş ki, yüreğimi göremedin, sadece ısınmayı seçtin.

Seni sevdiğim için çok özür dilerim, ne olur affet! Bilseydim hiç sevmezdim.

Yüreğim taşıyabilecek bir yüreğe yerleşir, daimi olmak için savaş verirdim.

Bilemedim işte, affet! Seni sevdiğim, canımdan çok sevdiğim için özür dilerim.

Aşk sana göre tenlerin seçimiymiş, bedeninin soğukluğunu giderebileceğin sıcak tenlerde küllenebilmekmiş, anlayamadım işte affet!

Seni sadece sevdiğim için özür dilerim, yetemedim sana. Aşk sana göre kibrinin altında bir serüvendi, bana göre sadece sen demekti...

Seni sevdiğim için özür dilerim, bilseydim seni değil; başından sonuna kadar yalnızca kendimi severdim. Seni sevdiğim için çok ama çok özür dilerim!

Bilseydim tek arzunun sevilmekten ibaret olmadığını; bedeninin soğukluğunu yüreğimin ateşiyle örterdim!



Dilara AKSOY





Cevapla

Etiket
damla22


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:40 .