Şiirlerim sevenlere
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 19-06-2006, 23:01 #41

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli


Mavi Düşün

İnatla ısrarlısın
Vermemeye bana sevgini,
Anlayamadığın bir şey ise
Bilmiyorsun bu aşkın rengini.
Sence ne renktir
Bu umutsuz aşkımız.
Kızıl desek yakar,
Mavidir desek
Derya olur taşar,
Pembedir desek
Sadece hayalle yaşar.

Sen söyle rengini,
Söyleyemiyorsun.
Neden mi?
Arıyorsun dengini.

Matematikte bile
Eşitlik yoktur denkliklerde.
Sevgi de ise,
Aranmalıdır derinliklerde.

İşte o derinliklerin,
Bir yerlerindedir mutlaka,
Arayıp ta bulamadığın,
Gerçek sevgilerin.

Yaslan arkana bir an,
Kapatıpta gözlerini.
Düşün, düşün, düşün.
Hiç kalkmadan yerinden,
Düşün, düşün, düşün,
Düşün ama derinden.

Gününü değil,
Geçmişi ise hiç değil.
Sadece ama sadece,
Geleceği düşün.

Düşün, düşün ama
Pembe değil
Hayallerin yıkılır.
Çünkü rüyadasın
Pembe düşünme,
Hüsrana uğrarsın.

Düşün, düşün ama
Kızıl değil.
Önceleri sıcak gelir
Aldanıp kanarsın.
Sonraları kor olur,
Tutuşup ta yanarsın.

Düşün. düşün ama
Mavi düşün.
Denizler kadar engin.
Düşün gökyüzügibi,

Dünyayı saracak kadar
Uçsuz bucaksız ve de zengin.

Düşün bütün bunları
Bakmadan
Ne yaşıma
Ne de ağaran saçıma

Sadece dinle
Derinliklerden çıkardığın
Kalbinin sesini dinle.
Gerçek sevgi o sestedir
Senin gerçekleşmez sandığın.

Şimdi aç gözlerini
Ve yerinden doğrul.
Bir daha düşün,
Gerçek sevenlerini.
Seç içlerinden birini,
Yanılmadan en gerçeğini.

Şimdi ayağa kalk
Oturduğun yerinden.
Durma koş gel bana
Birtek ben anlarım
Senin sevginin dilinden.

Haydi durma koştur
Kollarımı açmış
Seni bekliyorum.
Gel yanağıma
Bir öpücük kondur.
İşte o an
Beklediğin mutlu sondur.





Alt 19-06-2006, 23:02 #42

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Anlamıyorum Seni

Anlamıyorum seni;
Öpüyorum
Mutlu oluyorsun.
Öptüm diyorum
Kızıyorsun.

Anlamıyorum seni;
Seviyorum
Hoşlanıyorsun
Sevdim diyorum
Darılıyorsun.

Anlamıyorum seni;
Geliyorum
Kaçıyorsun
Gidiyorum
Özlüyorsun.

Anlamıyorum seni;
Anlamıyorum.
Seninde beni
Anladığını
Hiç sanmıyorum.





Alt 19-06-2006, 23:05 #43

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Masal Farz Et
Bırak sensiz kalsın mevsimler bir süre...
Bırak ilk bahar tanımasın seni...
Bilmesin yüreğindeki o derin sevgiyi...
İzin ver yüreğine ağlasın...
Zaman ver kendine, bırak bir süre yalnız kalsın...
Bildiğin her şeyi unut ayrılığa dair, bu ayrılık bildiklerin gibi değil...

Hani şiirler vardır, yetişir çoğu zaman imdadına..
O kırık dökük cümleler sevdiğin şairlerden, aklına gelir bu zamanlarda..
Hepsinde kendine ait bir şeyler var..
İsyan var ayrılığa o satırlarda,
Sitem var sevgiliye söyleyemediğin,
Belki de,
Üstü kapalı dörtlüklerde anlamak istemediğin bitiş var..

Sevgili...
Üzgünüm olanlar için...
Üzgünüm yarı yolda bıraktığım için...
Üzgünüm kırgınlıkların için...

Farz et ki masaldı yaşananlar..
Bizde bu masal ülkesinin aşka dair kahramanları..
Okuduk heyecanla ve sevgiyle birbirimizi..
Elbet bir son var sevgili..
Her masal gibi bu da bitti! ! !





Alt 19-06-2006, 23:06 #44

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Sen Gidince Anladıklarım
Meğer seher yelleri de kırarmış başakları,
Umutlarda hep hanımeli açmazmış.
Düşünceler,sarıp sarmalarmış solmuş baharları..


Anılara küskün görüntülerde yaşarmış meğer düşler,
Ve geceler,hep yıldızları gizlemezmiş koynunda,
Hasretlere tutsak olurmuş karanlığın
kolları..

Meltem değilmiş tüm rüzgarların ismi meğer,
İsmi martı değilmiş,
Beyaz olan tüm kuşların..

Sırlar taşımazmış gündönümleri uzaklara her zaman,
Kolay değilmiş her bilmece,
İri sorular varmış yüreklere saplanan..

Nankör diye haykırırmış,
Saatler her geçen an'a,
Meğer arkadaş değilmiş akreple yelkovan..

Ağacın dalında filizlenirmiş meğer sevda,
Yalnızlıkmış kökleri,
Ayrılıkmış derinlere uzanan..

Şimdi sanma yalnız senin gözlerinde geziyor nemli bulutlar,
Yalnızlık doruklarından çığ gibi yıkıldığında,
Erkekler de ağlarmış inan.
Olsa da göz pınarları ıslanmadan..





Alt 19-06-2006, 23:08 #45

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Nefesimsin

Sen bir çiçek değilsin ki ;
sonbahar geldiğinde dal dal kuruyacaksın
sen bir gün değilsin ki ;
gece olunca karanlığa karışacaksın
sen bir şiir değilsin ki ;
son satırında sonra noktayla sonlanasın
sen nesin biliyor musun?
Yasadıkça seninle devam edip seninle biten
içimdeki nefessin sen..
Ve biliyorsun ki ben nefessiz yaşayamam.





Alt 19-06-2006, 23:09 #46

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

BÜTÜN SEVGİLERİN SEVGİLİSİ

Bütün sevgiler aynı kapıya çıkıyormuş meğer
Bu yaşıma geldim bunu yeni fark ediyorum bu her şeye değer
Hangi yoldan gidersen git varılacak yer aynı
O’na dilbeste olmaktan başka elden ne gelir gayrı
Bütün bulutlar O’nun sevgisinden ağlarmış
Yere dökülen tanelerin adı bile başkaymış
Meğer onlar sevgiliye dökülen gözyaşlarıymış
İnsan bazı şeyleri yıllar sonra aşık olunca anlarmış
Güneşin bile gösterdiği sıcaklık aslında yalanmış
Bütün bunların hepsi sevgiliye duyulan aşktanmış
Rüzgarın bile eserken çıkardığı sesler
Sevgiliye olan büyük bir aşkın itirafıymış
Kuşların bile gökyüzünde uçarken çıkardığı cik cikler,
Sevgiliye söylenen seni seviyorum nakaratıymış
Dağların bile içinde gizli bir aşk varmış
Onlar bile bahar gelince dayanamaz
Sular gibi hüngür hüngür ağlarmış
Bu hal bütün sevgilerin sevgilisine duyulan aşktanmış
Bütün sevgiler aynı kapıya çıkıyormuş meğer
Bu yaşıma geldim bunu yeni fark ediyorum bu her şeye değer
Hangi yoldan gidersen git varılacak yer aynı
O’na dilbeste olmaktan başka elden ne gelir gayrı





Alt 19-06-2006, 23:10 #47

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

AŞK YAĞMURU

KARARMIŞ BAŞIM BULUTLARLA DOLU.
GAYRETLE ADIMLADIĞIM AŞK YOLU.
SIRIL SIKLAM OLDUM ANİDEN,
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

KORLANMIŞ DUYGULARIMA İNDİN SEN
ÜFLEDİN ALEVİME KÖRÜKLEDİN SEN
YANARIM AŞKIN ATEŞİNE ÇİZELE SEN
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

İZLERİNDEKİ ÇAMURU AVUÇLADIM.
BULAŞMIŞTIR DİYE KOKUNU,
HASRETLE DAFALARCA KOKLADIM.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU

ÖNCE ÇİZELEDİ SONRA KUDURDU.
ANSIZIN YÜREĞİMDEN VURDU,
YARALADI DOSTLAR SİNSİCE BENİ.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

ŞİMDİ AKIP GİDİYOR SEL OLDU.
ÜMİTLERİM BU SELDE BOĞULDU,
SÖKTÜ KÖKLERİMİ TUTUNAMİYORUM.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

ISLANDIM ÜŞÜYORUM KANIM DONDU.
SANA BİR GÜL ODA ELİMDE SOLDU.
BU AŞK HIRÇIN DUYGU SELİ OLDU.
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMURU.

SEN SÜRÜKLEDİN BİR BEN DÖNDÜM
DERELERDEN TEPELERDEN SÜRDÜN
DÖNE DÖNE SANMAKİ SÖNDÜM
YAĞAN BU YAĞMUR AŞK YAĞMUR





Alt 19-06-2006, 23:11 #48

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Mektup

Yine sessiz bir kış seheri, odamın perdeleri açık, kar usul usul yağıyor şehrime. Dört tane duvar , yaylı yatağım , yatağımın baş ucunda duran ahşap sehpa ve üzerindeki içi boş vazo; geçen sene vardı içinde bir şeyler ama zamana, birazda susuzluğa yenik düştüler. Kocaman dev blokları olan dillere destan bir konağın arkasına saklanmış küçük ,ahşap bir evdeyim işte. Kimim kimsem yok, annemi hiç görmedim , babam; bir yaz akşamıydı iyi hatırlıyorum , sofada oturmuş gümüş kabzalı tabancasını temizliyordu, ben yan odada elimi kafese daldırmış babamın kanaryasını tutmaya uğraşıyordum . Babam sinirli adamdı kızdığı zaman eline ne geçerse fırlatır, yeri göğü inletirdi, bana hiç kızmamıştı belki o silah patlamasaydı bir gün bana da sinirlenecek belki bir tokat patlatacaktı yanağıma . Silah sesini duydum öyle bir irkildim ki masadaki kafes yere yığılı verdi , bir an kuşun delicesine çırpınışını gördüm, içim korkuyla dolmuştu hemen sofaya koştum babam yerde öylesine yatıyordu ki korkudan yaklaşamadım bile . küçük kanaryamda ölmüştü babam da, artık hiç kimsem yoktu. İlk başlarda böyle olmadığını sanıyordum baba tarafımdan akrabalarım vardı, iki üç yıl sonra kendimi sokaklarda buldum . Ne babam vardı ne de bir yakınım. Yirmilerimde bir kız sevdim! İşte şimdi bu küçük kasabadayım yalnızlığımda pek bir değişiklik yok ama biraz yaşlandık galiba gelecek ay elliyi devireceğim. Neyse ağır ağır çıkmak gerek rahat musalla taşından, eh şimdilik rahat tabi arkamıza cemaat gelirde Allahuekber denilince sırtımız ya rahatta olur yada azapta. Adamın çıkası da gelmiyor sıcacık yorganın altından, şimdi sen tut buz gibi havada kalk işe git olacak iş mi yahu! “Tak tak “ , ha! sen kimsin be seher bülbülü sabahın köründe? “geldim geldim” ses soluk yok gitti mi acaba? Ceketim nerede yahu bulamıyorum, hay aksi , yerlerde buz kesmiş .Eee neredesin seher bülbülü? Öyle geçerken ihtiyarı yatağından kaldırayım diye mi uğradın? Yoksa yuvanı mı şaşırdın?
Buda nesi be eski toprak! Aman, aman şaka maka iyice yaşlandın eski toprak baksana yerden bir kağıdı bile alamıyorsun, tamamdır işte sabahları hep böyle olur cıvatalar soğuktan sıkılaşıyor eğilemiyorsun ,eğilirsen doğrulamıyorsun.
“Sen benim kadar sevebilir misin? “ hah ha haaaa ne bu eski toprak? Bizim bilmediğimiz bir gizli hayranın mı var? Baksana sabahın altısında kapıya bırakılan pembe bir mektup hem isimsiz, hem aşklı meşkli. Neyse bu arada iliklerim dondu gir içeri ne demeye kapının önünde alık alık bekliyorsun sanki bırakan geri dönecekmiş gibi,! Şöyle sıcak bir çay iyi gider yediğimiz bu soğuğun üstüne, bu arada da şu alacalı bulacalı mektubu rahat rahat okuruz.
Ohhh içim ısındı ciğerlerimiz cana geldi be eski toprak. Ne diyor bizim seher bülbülü bir bakalım. Hah tamam! Bohça sarar gibi sarmış mübarek kat kat, adam mektubu açarken yoruluyor inşallah içindekiler bizi bu kadar yormaz.

“ Bu mektubu sana hem çok uzaklardan hem de çok yakınından yazıyorum sevdiğim!

Hep birini sevmek istemiştim, yitikte olsa yalanda olsa , yanımda olmasa da sevmeyi delicesine ve sen çıktın karşıma..
Ben Leyla isem benim sevdiğim Mecnun olsun isterim , yan yana olmasak da , beden toprağa kavuşsa da ruhlarımız hiç ayrılmasın isterim. Sen böyle sevebilir misin? Ben severim diyorum kendi kendime en az ölüm kadar gerçek. Keşke şimdi yanımda olsaydın, ama yoksun! Olsun diyorum, ben seni öylesine sevmedim ki! Ben seni sıcak tenin içinde sevmedim , ben seni ruhunla sevdim. Ben seni! Ben seni zifiri bir karanlıkta sevdim .
Sevdim mi acaba? Gerçek sevgi bu mu? İçimi cayır cayır yakan bu ateşin adı aşk mı? Yoksa ,yoksa her şeyin yapmacık olduğu şu küçücük dünyada daha da küçülen insanların adını aşk koydukları bir heyecan mı sadece? Eğer bu gerçek aşk değilse gerçeğini hayal bile etmek istemem. Şu an hissettiklerim bile beni ağır ağır boşluğa çekiyor bundan fazlasını ne hislerim ne yüreğim ne de ruhum kaldırır. Sadece bir tek cevap ver. Ben senin kalbinde hiç olmasam da artık sana sarılamasam da unutma ki bu ateş hiç sönmeyecek değil mi? Ta ki ruhum ölene dek. Sevda’nın adını anan tek bir yürek kalmasa da , tüm kalplere mühür vurulsa da , seven gönülleri kor ateşle dağlasalar da, benim kalbim seni anar , benim sevdam tüm mühürleri söker , ben de dağlanacak tam bin yürek var her biri Arş kadar.
Tekrar soruyorum “Sen beni böyle sevebilir misin?”
Dur ! sakın söyleme, ben duyamıyor olsam da , kim bilir belki karanlık kıskanır, belki yalnızlık çekemez sevdamızı. Belki de ışıklar küser gözlerime . Bir sel olur çağlar yüreğim aşkın yıkımında . Ne olur sarmaşıklar girmesin aramıza ; zehirli sarmaşıklar. Tut elimden ne olursun beni sensiz sadece sensiz bırakma. Bir gün olurda duyarsan çekildiğini bedenimin toprağa “gülmeyen bir yüzü vardı yazsınlar mezar taşıma”. Sonra gelip güldür beni bir tanem. Ay ışığında gel mezarıma , bir demet papatya bırak mezarımın başucuna, ellerini üstüme yığılı toprağa sok ve hisset hayattayken sana anlatamadıklarımı. Dedimya ben zifiri karanlıkta sevdim; kuşkusuz, amaçsız, ölesiye sevdim, tabi adı sevdaysa bu çilenin.
Adına her ne diyorlarsa acı, ızdırap , keder tarifi her neyse bu duygunun ben kabulüm sen yanımdaysan.
Şu içimden geçenlerin sadece birini tutup çıkarabilsem seni sana onunla anlatabilsem ne yazmaya kalem ne de satırlarıma kağıtlar yeterdi. Çünkü sen benim içimdesin ruhumun deli sarmaşığı!

Seni seviyorum, seni seviyorum
Öylesine değil , ölümüne, bir bulmacanın karelerinde yok olmacasına!
Hatırlar mısın? hep seher bülbülüm derdin bana ben sana seni öldükten sonrada seveceğim derdim de sen hep gülerdin, hiç inanmazdın bana belki ben öyle hissederdim, sanki fersahlar vardı aramızda ben senin başucundayken. Hep boşluğa dalardı gözlerin sanki bir benim yanımdaydın bir boşluğun içindeki düşlerde. Bak işte aradan nice yıllar geçti ben toprak oldum sen Eski Toprak!
Hani papatyalarımız vardı cam vazoda sakladığımız arada bir alıp seviyor sevmiyor oynadığımız papatyalar. Şimdi boş görüyorum vazoyu aşkımız soldu mu yoksa sevdiğim?
Ben seni böyle sevdim, beşikten mezara kadar değil , ruhum yok olana kadar.
Sen beni böyle sevebilir misin?
Sensiz geçen her gün ufkuma göz yaşı yağıyor , ben zaten gözyaşı olmuşum! Hatıralarının sıcaklığı tüm ruhumu ısıtıyor aradan geçen onca yıla rağmen. Hatırlar mısın sevdiğim? Hani gözlerinde kendimi görmeye çalışırdım da sen hep ağlardın da puslu bir hayal olurdum gözlerinin içinde , ellerini tutarken, sana sarılırken yutkunurdun hep öyle ağlamaklı. Bugün ruhlar semada ölümle dans ediyorlar yırtık kefenlerinde. Bugün yıldızlar bizim için parlıyor farkında mısın?
Senden ayrılmadan; yani seni terk etmeden önce saçlarından bir tutam aldım, şimdi avuçlarımın içindeler. Hani ben ölmüştüm de sen bana sarılıp ağlamıştın da ben kıpırdayamamıştım , usul usul gel kollarıma sevdiğim kainatı kıskandırmadan gel ben seni işte böyle sevdim!”

“ Vakit geldi Eski Toprak!”





Alt 19-06-2006, 23:12 #49

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Düş! Düşsüzlüğüme

“Bir yenilgi sonrasında
Gece; 04.26
Bir fincan kahve,
Bir karalama kağıdı,
Bir kalem,
Küllükte yanan bir sigara
Ve tüm hücrelerimde sen”

Dışarıda köpek sesleri
Sevdadan mı, efekt için mi?
Yoksa isyan mı haykırdıkları?
Beni ayakta kılan, sevdan!

İçindeyim gece karanlığının
Karanlık ve kararsızlık değil midir hayat?
Bir ışık gerekiyordu geceye ve hayata
İkisini de aydınlatan, sevdan!

Düşten güzeldir gece
Kapkaradır ve sonrası aydınlık
Düşsüzlüğüme düş! Yarat kendini
Geceye ve düşe renk veren, sevdan!

En güzeli düşlerini düşlemek
Düşlerine su gibi sızıp dolaşmak
Düşlerim, düşlerin bir olduğu an,
Anı anlamlandıran, sevdan!

Mutlu olmakmış yaşama amaç,
O halde düşlerde yaşamak gerek.
Arıt kendini düş düşsüzlüğüm(d)e;
Düşsüzlüğüme düş olan, sevdan!





Alt 19-06-2006, 23:12 #50

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

SANA SEVDAM DÜNYAMİN BEDELİ

YORGUNUM KALKMAZ ELİM KOLUM
TÜKENDİM BİTMEZ SANA GELEN YOLUM
BELİR ŞU UFKUMUN SONUNDA NE OLUR.
YETİŞMESEDE SANA UZANAN ELLERİM,
GÖZLERİM BELKİ GÖZLERİNİ BULUR.

O BAKİŞ BİR ÖMRÜN ÖNÜNDE SECDE EDER
GÖNLÜMDEN KOPAN SANCILI KIYAMETLER.
CEHENNEMİN ATEŞİNE İTMEDEN RUHUMU
MERHAMET ET DE UFKUMDA DOĞ NE OLUR
İSYANKAR RUHUM O ANDA TESELİ BULUR.

KARANLIK BULUT GİBİ DOLAŞAN BAŞIMDA
BİR GÖLGE GÖRSEM HER BAKIŞIMDA
GÖRÜNÜR HAYALİN SANKİ KARSİMDA
SARMAŞ DOLAŞ OLUR GÖNLÜM GÖNLÜNE
ŞARHOŞLUKTUR DEĞMESEDE ELİN ELİME

SANA SEVDAM DÜNYAMİN BEDELİ
BU ATEŞ KIYAMATE KADAR SÖNMEMELİ
SARAMADIĞIM BELİ TUTAMADIĞIM ELİ
HELE BENI YAKAN O GÜZEL GÖZLERİ
RUHUM BİRDAFA MUTLAK ÖPMELİ.





Alt 19-06-2006, 23:19 #51

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Sevda
SIKI TUT KORKUNUN SOLUGUNU AVUÇLARINDA; BAK YIGITLIK SEVDAYA BIR ADIM.YASAMAK DIRENMEKTIR YANGIN YÜREKLIM ; BENKI YASAMAKTAN HIÇ KORKMADIM





Alt 19-06-2006, 23:20 #52

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Gözlerimdeki Çiçekler Islak

Yine ruhuma yağmurlar yağıyor bugün
Gözlerimdeki çiçekler ıslak
Sensizlik dondurdu bedenimi
Üşüyorum sıcaklığın benden uzak

Al bak yüreğim avuçlarımda
Isıt dudaklarınla üşümesin
Korkma dokun ona ruhunla
Sar vuslat yapraklarını üşümesin





Alt 19-06-2006, 23:20 #53

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Yalnızlık Korkusu
Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi.
Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün...
Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir.

Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken...

Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı?
Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi..

Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi?
Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi?

Gene ayni korkular, ayni endişeler...

Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz?

Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için..
O değere sahipken de, yitirdiğimizde de..
Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK..

İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak..

Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak,
o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki?

Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için.

Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz..
Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz.

Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli,
doğrularımız her zaman tek doğrudur.

Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları...

Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız?
Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki?

Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ?
Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz.

Sonuç YALNIZLIK .

Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri,
paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz
değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar.

O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz.

Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi?
Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku??

Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır.

Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen...
Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki...

Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır.
Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur.
Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın.
Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin.
Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar.

Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var
Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil
Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü

AYRILANLAR HALA SEVGILI..





Alt 19-06-2006, 23:21 #54

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

DOLDURDUM RUHUMDAKİ BOŞLUKLARI
içimde bir yerde hep benimle
yüzün gözlerimin önünde
bu ağır sevda yüreğimin dibinde
kokunla usulca sardım bedenimi
tanıdım sonunda o duguyu
doldurdum ruhumdaki boşlukları
senden benden bişeyler buldum
işte böyle bir durum
galiba,ben sana aşık oldum





Alt 19-06-2006, 23:22 #55

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

BOŞLUĞUN İÇİNDE KAYBOLAN İNSANLAR
korku içinde duran insanlar
kuşların sesini dinlesenize
bakın ne güzel ötüyorlar
bunu duymayanlar için bu bir lanet olabilirmi bilmem ancak kader olabilir
sevginin bu kadar anlamsız olduğunu bilseydim birini sevmezdim bu sevginin
nasıl başladığını bile unutuyorum zaman zaman aşkın laneti olacak bu sevda
kimsesiz bir çocukmuş gibi beni ortalara koyan bu hayvan bir daha gözükmesin yanımda
boşluğun içinde kaybolan insanlar yani sevda denen sonsuzluğun kullanım dışı olanları size sesleniyorum umudunuzu yitirmeyin elbet bir gün bu hayvanlardan olan """"İNSANLAR"""" ÇIKACAKTIR KARŞINIZA





Alt 19-06-2006, 23:24 #56

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Sevmenin Acını Cekiyorum
Sevgi yüreğimde,sevgi her yerimde
Ne yani birtanem,
Göstermiyecen mi bir daha yüzünü?
Tek suçumun sevmek olduğu hallerden mi yine?
Yine mi sevmenin cezasını çekeceğim?
Yine mi aşkım değer bulmayacak sevdiğimde?
Sevdiğimin sevgilim olmamasından dert mi yanacağım
Bir kez daha sevgime karşılık bulamayacak mıyım?

Hayır deyip bana,gideceksin öylemi
Peki niye?
Sevmekten misevilmekten mi korktuğun için?
Anlaşıldı,seni seveni sevemeyecek kadar acizsin
Peki söylesene verdiğin umutlara ne diyeceksin?





Alt 19-06-2006, 23:26 #57

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Aşk
adını okuyorum ıslanmış ağaçlardan
gözlerim dökülüyor camlardan
buğulanıyor bir mazi amansız
bir türkü gibi geçiyorum yollardan
ağlamadan yaşanmıyor aşk

hayalin küme küme
ruhumun göklerinde
ıslanmadan yaşanmıyor aşk

aramızda dün'ler var
bir de yağmurlar
nasıl da hür duruyor ağaçlar
anladım mahkumunum
anlamadan yaşanmıyor aşk





Alt 19-06-2006, 23:26 #58

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Ben Sana Mecburum Bilemezsin

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Ölmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin





Alt 19-06-2006, 23:28 #59

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Anlatamıyorum
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.





Alt 19-06-2006, 23:29 #60

sonu_yok_bu_aşkın

Deneyimli

Adı Aşk mı Acaba

Yalancı baharı yaşıyorum yüreğimde
bir ikilem içindeyim, anlatılmaz
bir yanım, çöl sıcağında suya hasret
öbür yanımı sorma; sanki kıyamet
bir çift zeytin karası gözde, kayboldunuz mu hiç,
vücüdunuz, baştan aşağı titredi mi?
elleriniz buz kesmişken,
kan yerine lavlar aktı mı damarlarınızda?
yarım bir tebessüm,
yarım bir şaşkınlıkla buluşmadı mı yüzünüzde?
başınızı yastığa koyduğunuz gibi mi uyandınız?
yoksa sabaha kadar yıldızları mı saydınız?
hiç mi yalpalamadınız yürüdüğünüzde,
hiç mi yaşamadınız yaşadıklarımı?
öyleyse, neden bu titremeler ellerimde,
yüreğimde, gözlerimde, her yanımda
adı aşk mı acaba, beni böyle titreten
yoksa, yine üstü açık mı uyudum?





Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:08 .