#101
Bir yere doğru gidiyorum bilinmeyen
İçimdedir kırıntıları acıların
Gömmek istiyorum kara toprağa
Yeşermesinden korkuyorum ansızın



#102
Deniz durgun göl gibi, gitgide genişliyor
Sular kayalıklarda nurdan izler işliyor,
Engine sarkan gökler baştan başa yıldızlı..
Şimdi göğsümde kalbim çarpıyor hızlı hızlı.

Göklerden bir yıldızın gölgesi düşmüş suya
Dalmış suyun koynunda bir gecelik uykuya
Bazan uzunlaşıyor, bazan da kıvranıyor
Durgun suyun altında bir mum gibi yanıyor

Yakın olayım diye bu gökten gelen ize
Öyle eğilmişim ki kayalardan denize
Alnımdan düşen saçlar yorulmuş suya değdi
Baktım geniş ufuklar başımın üstündeydi

Bilemem nasıl oldu geldi ki öyle bir an
Yenilmez bir haz duyup denize atılmaktan
Kurtulmak ne kolaymış faniliğimden dedim
Doğruldum atılırken bir dakika titredim

Bir dakika sonsuzluk doldu taştı gönlümden
Bir dakika bir ömrü kurtarmıştı ölümden.

Nazım Hikmet Ran


#103
helal sana SIR


#104
SENSİZLİGİ UNUTTUM

Ninni oldu bana
Meyhane türküleri
Ağladım
Bebekten beter
Düşünebiliyor musun?
Yerlere çöktüm
Ağladım
Oyuncak verdi biri
Saçları sen kokusu sen
Adını sen koydum
Avundum
Şimdi yanımdasın sensizliği unuttum.

(Mehmet Emin Danış)

Mu şiirimi Cadı Şeker'e armağan ediyorum


#105
Bu kadar vefasız olduğun halde
Girip, hala ne var benim gönlüme
Lakin sen de gitsen hepten ıssızdır
Kim göçer, kim konar benim gönlüme

Hüzüne sözcüyüm bunca senedir
Bu tahammül müdür, şikayet midir
Doyum denilen şey, aşk denen ecir
Gelir, azar azar benim gönlüme

Tattığım hazların hepsi de yarım
Ya sükut, ya firkat bütün efkârım
Sevda çarşısında sergi açarım
Kurulur bir pazar, benim gönlüme

Dert alıp zevk satan var mı dünyada
Pazarlık mı olur hep bedavada
Mecburiyetlerin patlar havada
Bir fırtına kopar benim gönlüme

Hiç mi yanlış çıkmaz bence tespitler
Hala tekrar eder bizim ahitler
Kanadı kırılmış topal ümitler
Gelir, yuva yapar benim gönlüme

Elim erişmiyor gayrı her yere
Ne yara kurudu, ne bitti çare
Önü kesilmeyen yüzlerce dere
Biteviye koşar benim gönlüme

Ay yüzün gördüğüm vakitten beri
Ne tam akıllıyım, ne de serseri
Sevda denizinin vuslat feneri
Bir söner, bir yanar benim gönlüme

Koyuna uzaktan hoş gelir kaval
Bu sonuçsuz sevda, bitmeyen masal
Ummana gömülen küçük bir sandal
Nihayet bir mezar benim gönlüme

alıntı


#106
Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderem bir nehir akıp gider

Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Ataol Behramoğlu


#107


#108
Korkuyorum kaybolmaktan karanlıkta
Kendimi değil onu kaybetmekten
Gözlerimi boyarlar siyaha diye yeniden
Benim değil onun gözlerini
Bir anda kalakalırsam ortalıkta
Ve yine o amaçsız kalabalıkta
Kendi hayallerimde kaybolmaktan korkuyorum


bLuEMaXxX


#109
Sevgi denizi bugÜn dalgalı
Karmakarışık duygularla boğulmalı
Aşkların en gÜzeli o olmalı
Sevgi denizi niye vardı?

İnsan herşeyi sevebilmeli
Denizi okyanus etmeli
Sevgiyi aşka dönÜştÜrmeli
Sevgi denizi niye vardı ki?

Sadece insan sevilmemeli
Bir kuş,bir eşya,bir hayvan da sevilmeli
Sevgi denizine ortak olmalı
Sevgi denizi niye vardı?


#110
katkınız için teşekkür ederim


#111
Rü'ya gibi bir yazdı. Yarattın hevesinle,
Her anını, her rengini, her şi'rine hazdan.
Hala doludur bahçeler en tatlı sesinle
Bir gün, bir uzak hatıra özlersen o yazdan

Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin:
Geçmiş geceyenreh .ini runlamka derinde;
Mehtab..iri güller..ve senin en güzel aksin..
Velhasıl o rü'ya duruyor yerli yerinde.


Yahya Kemal Beyatlı


#112
Yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk,
O gün başucuma karalarla gel
Arkanda, çepçevre, kızıl bir ufuk,
Tepende simsiyah kargalarla gel

Elinden, dal gibi düşerken ümit,
Ne bir hasret dinle, ne bir ah işit;
Bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git,
Kırık bir tekne ol, dalğalarla gel..


Necip Fazıl Kısakürek


#113
yalancıktan
bana mısra ol
yalancıktan
yaşatalım aşkları
gerçeğime sız ama
yalancıktan
sazlığıma dol tepelerden
gel

yamaçları terk et
güllere yüklen de gel

su toplarını yapraklarına al
tomurcuklara yalancıktan
tutkuları ver de gel

yalancıktan
beni yüklen de gel

alıntı


#114
Adak

Sana şiirler okuyacağım, gitme
Güneşler doğacak yalnızlığımdan
sana bir ışık getireceğim
Büyük aydınlığımdan

Sana bir dolu umut getireceğim
Küçük ellerine sığmayacak
Sana Afrika gecelerini getireceğim
Sımsıcak

Sana çiçekler getireceğim
Bozulmuş güz bahçelerinden
Sana bir serinlik getireceğim
Yağmur tanelerinden

Sana avuç avuç yıldız getireceğim
Güneşimden başka
Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim
Köpük köpük dalga dalga

Sana bir rüzgar getireceğim
Dağlardan, tepelerden
Gitme, sana zamanı getireceğim
Zamanın bittiği yerden


#115
tesekkür ederim
bana ilk defa aski tattirdigin için
bana severek yasamayi ögrettigin için
hayata simsiki sarilmayi gösterdigin için
tesekkür ederim
bana sevgiyi hasreti aciyi tattirdigin için
beni kiskanç ve nazli bir kiz yaptigin için
bana bir bakisinla hayati toz pembe gösterdigin için
tesekkür ederim
az da olsa bana kalbinde bir yer ayirdigin için
beni birazicik olsun sevdigin için
bana unutulmazligi kanitladigin için
tesekkür ederim
gözlerimi açtigin için
son kez tesekkür ederim kalbimde kapanmayacak bir yara açtigin için
BU TESEKKÜRLER AZ BILE


#116
Ne zaman ayrılık saati gelse
En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan elayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman
Seni çağıran sesi uzaklardan

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilir dem hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliğe anlatır gibi
Birden değişir gözlerinin rengi
Mavi solar, koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün

Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe
Sadece uğultusu o rüzgarın
Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir fırtına çıkmaşcasına, büyük
İçimdeki güllerin boynu bükük
Bir zaman kalakalırım öylece
Neden sonra gittiğini anlarım
İçimde güller ağlar, ben ağlarım...


Ümit Yaşar Oğuzcan


#117
Artık bitti kendimle savaşım.

Yenildin içimde;

Ben -bir- im artık.

Sen sıfır!

Biz- bittik artık,

Git biraz da başka yürekleri kır!


#118
Bir gün gelecek
Seni düşünürken bu şehirde
Ölümden evvel beni
Arzular tüketecek

alıntı


#119
DOST
Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost, hakikisi
Belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...

Devam eder durur konuşma...
Aralarında başlar bir tartışma,
Karar verirler bir sınava,
Dostun hakikisini anlamaya...

Bir akşam bir koyun keserler,
Ve koyarlar çuvala,
Baba der ki oğluna,
'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'

Çuvaldan kanlar damlamakta,
Sanki öldürmüşler de bir adamı,
Koymuşlar çuvala,
Dıştan böyle sanılmakta,

Delikanlı sırtlar çuvalı,
Gider en iyi bildiği dostuna,çalar kapıyı,
O dost, bakar ki bir çuval, hem de kanlı,
Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,
Almaz içeri arkadaşını,

Böylece tek tek dolaşır delikanlı,
Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını,
Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır,
Evlat geriye döner,
Ama içten yıkılır...

Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der,
Dost yokmuş şu dünyada ne sana, ne de bana,
Baba ' hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim,
Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona,

Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar,
Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...
Gider, baba dostuna,
Kabul görür, sevinir,
O dost, delikanlıyı alır hemen içeri,

Geçerler arka bahçeye,
Bir çukur kazarlar birlikte,
Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,
Üzerine de serpiştirirler toprak,
Belli olmasın diye dikerler sarımsak...

Genç adam gelir babasına;
'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,
Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha,
Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,
Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,
İşte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi,
Sonra gel olanları anlat bana...'

Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,
Maksadı anlamaktır dostun hakikisini
Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı,
Der ki tokadı yiyen DOST;
'Git de söyle babana,
Biz satmayız sarımsak tarlasını
Boyle iki tokada



alıntı


#120
Yalan hep sözlerim, sakın inanma
Yalan gülüşlerim, sakın aldanma
Yalan sana sevgim, sakın inanma
Bırakır giderim, bir gün ben seni

Yalan mutlu ettiğin beni, yalan
Yalan ışık verdiğin bana, yalan
Yalan özlediğim gidince, yalan
Bırakır giderim, bir gün ben seni

Yalan, çünkü ben hiç sevgi tatmadım
Yalan, çünkü ben hiç aşkla dolmadım
Yalan, çünkü ben hiç nara yanmadım
Bırakmayacağım, bulursam seni.




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:08 .