#3001
| Ne Sanıyorsun ? |
**


Bu dinLedigim son sarkı bizim üstümüze söyLenmis. KiLit vurdum
kaLbime, umutLarıma. Ne bundan böyLe sevdaya dair bir seyLer
bekLenebiLir yüregimden ne de nefret edebiLirim birinden. Ben hamaL degiLim ki; hep kahrını tasıyayım ömrün; aLın artık üzerimden hayata dair ne varsa. aLın sevdaya dair acıLarı, payLasın aranızda…
Sen sanıyorsun ki, koLay geLiyor gidisin bana.. Arkanı döndügün iLk andan gözLerim güLecek mi yeniden sanıyorsun? SöyLesene! Sen ne sanıyorsun askı, sevgiyi, söyLesene! KoLay olan, kacmaksa, yaLansa,
vazgecisse; ben zor oLanı seciyorum ve Seni HaLa Seviyorum.
Sen öyLe san, farzet ki her sey cok koLay… Gittigini sandığın sen,
giderken bende kaLanLarını, yani seni, yani askı, yani bizi
aLamayacaksın benden… Geri vermeyecegim onLarı, benim onLar, bana ait.
BiLiyor musun, acı oLan asLa gidisin degiL… BeLki bir gün sevmeyi
ögrendigin de yanında ben oLmayacagım.. Bir sabah gözLerini yeni
dogan güne actıgında baskası oLacak yatagında… Benim icinse
sadece “sen” var oLacak baktıgım her yerde… Ve iste iLk defa o gün sebepsiz agLayacagım, o gün yagan yagmur gizLemeyecek gözyasLarımı.
Kim biLir beLki de aynadaki hayaLin iLk kez asacak suratını bana ve o sabah sensiz ve üsümüs uyanacagım!
Her seyin bir bedeLi var biLiyorum ve bende bu bedeLi ödüyorum.
Ödedigim bedeL sensizLik, yaLnızLık, asksızLık! Oysa yüregim her
seye ragmen mutLu oLmanı diLiyor…
Seni buLdugum yerden birakiyorum yürümeye… Seni düsünüyor ve gecenin ayazında üsüyorum… Veda biLe etmeden gidisin geLiyor akLıma, sadece susuyorum…



#3002
Geceler kurşun gibi iner üstüme birden
Hayalin çıkıp gelir uzaklardan karşıma
Sonra yüreğimi bir kara sevda tutar
Ama sen duymazsın duyduğumu A...

Ne bir türkü söylersin gizlice ağlayarak
Ne bir akşam içinde bir yara göz göz açar.
Ne efkar basar seni akşamları ansızın
Ne uykuların kaçar.

Konuşsam bir türlü, sussam bir türlü
Yıllar yılı yüreğimde büyüyen sırsın
Bir sigara dumanına uzanır gibi usulca
Dokunsam saçlarına, kırılırsın.

Kaçtım şehir şehir çok uzaklara
Boşuna gurbet acısı tattım.
Oyalandım durdum seni unutmak için
Kendimi boşuna aldattım.

Anladım faydası yok uzak kalmanın artık
Seni kader çizgisiyle alnıma yazan haktır.
Unutmak ne mümkün gözlerinin rengini,
Seni çılgın gibi sevmek yaşamaktır.

Bir serin rüzgarsın yüzüme vuran
Yüreğimi yakan bir avuç korsun.
Gökler biliyor sevdamı, taş duvarlar biliyor
Sen bilmiyorsun.


#3003
Bir şarkı duyarsan sevadadan yana
Bir şiir okursan gözyaşı dolu
Ve hüsran olursa her aşkın sonu
Hatırla sevgilim beni hatırla

Bir ağaç görürsen boynunu bükmüş
Bir çiçek görürsen yaprağını dökmüş
Birine rastlarsan genç yaşta ölmüş
Hatırla sevgilim beni hatırla.


#3004
Canım Ömrüm Sana Hasret Sevdama Feda Olsun


×[ YüreĞimin çekmeCeSi ]×


Sensiz geçmeyen geceler çıldırsın sevdamın ateşinde… Tek rehberim gözlerin olsun kör karanlığımda… Gönlünün pınarlarında serinlemek, uğrunda ölmek nasibim olsun…

Anlatamasa da hiçbir cümle, anla sen söyleyemediklerimi… Açlığım ol, susuzluğum, yoksulluğum sevdadan yana, başımın belası ol be can… Yeter ki sen ol… Mühür gibi yüreğimde, dua gibi dilimde, hayat gibi gözlerimde, nefes gibi dudağımda taşımazsam seni, SON’um ol…

İzin ver hayallerimize varalım bitimsiz vadelerde… Bırak gözü kör olsun hasret dolu aşkımızın… Yaşayalım avuçlarımızın pınarında, su gibi berrak ve derin olsun… Üşüyen ellerimi avuçlarının kor’unda ısıtmalısın, geçen günlere inat hergün daha çok sevmeliyim seni… Hangi güç durdurabilir ki beni…
Suskunluğumun sebebi olmalı dudakların her gecenin sabahında… İmkansız hayallerim tek umudum olsa da sen masumca gülümse bana … Gamzelerinin goncasında bir yudum ömür ol…
Yalnızlıklara katlanan yüreğim ol… Her dokunuşta senin izlerin kalsın… Yokluğunun karanlığı çökerken her gece üzerime, gözlerinin ışığı kaldırsın enkazlarımı… Korkma ölmem, “sözüm söz” sen sevdikçe yaşarım ben…
Seni bende bul o vakit… Terk etme bendeki seni… Unut kendini öylece… Sana can çekişirken yüreğim, yanımda kal, yüreğime işle adını… Bitimsiz sevdamda yandıkça erirken, yalnızlığımı anla… Gecelere serdiğim yıldızları şahit yaz hayallerime… Sarıl, senli hayatlar vaadet bana… Öyle sarıl ki, hayat kokan nefesinde can vermek nasibim olsun…
Canım, ömrüm sana hasret sevdama feda olsun…


#3005
×[ YüreĞimin çekmeCeSi ]×


#3006
gönlüm bu aşk oyununda biraz gülmek istemişti
bir gün seni seveceğim hiç aklıma gelmemişti

rüyalarım olacağın, yüreğimde atacağın
beni böyle yakacağın hiç aklıma gelmemişti

gönlüm bu aşk oyununda biraz gülmek istemişti
bir gün seni seveceğim hiç aklıma gelmemişti

terk edip de gideceğin, bitmez dertler vereceğin
sevmiyorum diyeceğin hiç aklıma gelmemişti

rüyalarım olacağın, yüreğimde atacağın
beni böyle yakacağın hiç aklıma gelmemişti

gönlüm bu aşk oyununda biraz gülmek istemişti
bir gün seni seveceğim hiç aklıma gelmemişti


#3007
Susarız…

Konuşulan konuyu boş, basit ve anlamsız buluyoruzdur, konuşmayı da gereksiz ve anlamsız buluruz…

Susarız…

Konuşulanlar öyle abes ve mantık dışıdır ki sadece hayretle dinler ve sessiz bir tepkiyle belli ederiz duruşumuzu…

Susarız…

Sessiz bir onaydır susuşumuz… Biraz utangaçlık belki ama içten bir katılıştır söylenenlere…

Susarız…

Sessiz bir bekleyiş olur susmak… Ya kendimizin ya da karşımızdakinin ortak değerleri yeniden gözden geçirmesine tanınmış bir fırsattır sessizliğimiz… Ya da birinin bizi fark etmesi, doğru algılayabilmesi için tanınmış bir süre… Susan için endişe ve olasılık hesapları arasındaki gel gitlerle biraz da huzursuz bir bekleyiştir susmak…

Susarız…

Dile getirilmeyen bir öfkedir bazen suskunluğumuz… Öylesine yaralanmışızdır ki yaralamak isteriz, yüreğini acıtmak ve kanatmak… Ve biliriz ki hiçbir söz acıtamaz, yaralayamaz ve kanatamaz kimseyi bir suskunluk kadar… Ve susmak en acımasız, öldürücü silahtır bazen…

Susarız…

Hassas ve kırılgan bir tepkidir… Küçücük bir hatırlatmadır belki… Fark edilmesi ve onarılması incelik ister…Ya yeniden bir kazanıştır yada aleyhte bir delil olarak kalır karşımızdaki için…

Susarız…

Bir ilişkide negatiflerin gözümüze batmaya başladığı, karşımızdakine ait aleyhte deliller dosyasının kabarmaya başladığı ve hatta dosyayı masanızdan kaldırmaya gerek duymaz olduğunuz bir noktadasınızdır… Bir duruş, bir soluklanmadır susmak… Ortak geçmişin değerlendirilmesi ve geleceğin muhasebesidir… Durup yeniden, şimdi bulunduğunuz noktadan bir daha bakmak istersiniz yaşananlara ve eldekilerle geleceğe gitmenin ne kadar mümkün olduğuna… Bir içe kaçış ve söylenemeyenlerin biriktirilmeye başladığı yerdir susmak…

Susarız…

Ayağımız yerden kesilmiş, bulutların üstündeyizdir ve çiçek çiçek bahardır yüreğimiz…Sevdiğimizle yan yana ve can cana yızdır…Öyle bir ruhsal bütünleşmedir ki hiçbir söz tanımlamaya yeterli gelmez hissedilenleri ve susarız…Sadece yüreklerin ve gözlerin konuştuğu yerdir suskunluğumuz…

Susarız…

İletişimin tıkandığı yerdeyizdir , hiçbir iletinin bize yeterli gelmediği ve hiçbir iletimizin doğru algılanmadığı…Yanlışlıklar, yanılgılar ve kim bilir belki de gerçeklerdir bir fırtınaya tutulmuşçasına savrulup duran…Sözler yerini sessizliğe bırakmaya başlar ve siyah, tek nokta konur cümlelerin sonuna…Zamanla cümlelerimizin sonuna konan o tek ve siyah nokta büyüyerek bir kara deliğe dönüşmeye başlar…Güven ve sevginin içten içe çürümeye başladığı yerdir ve gitmek zamanının ertelenmiş halidir susmak…

Susarız…

Kabul edilmiş bir hata yada suçtur susuşumuz ve söylenecek her söz kaybetme riskidir…Korku eşlik eder suskunluğumuza…

Susarız…

Bir gidişi kabullenmektir susmak, yerinde ve vaktinde olduğunun ayırdımında olduğumuz bir gidişin…

Susarız…

Hayata karşı bir susuştur bu kez yaşanan…Bizi can evimizden vuran bir kayıp, yaşanan büyük bir acı, ölesiye bir çaresizliktir yaşadığımız…Söylenecek hiçbir sözümüzün adrese teslim olmayacağından emin olduğumuz, bütün sözcüklerin anlamını yitirdiği bir yerdeyizdir…Hayatın bize bir şey katamadığı ve bizim de hayata bir şey katmak için anlamımızı kaybettiğimiz bir yer…Belki de boş gözlerle, algılamadan bir seyirdir hayat o noktada ve belki de amacı ve beklentisi olmayan, bir mesaj kaygısı taşımayan ve hedefi olmayan tek susuştur yaşadığımız…


Susmak; eylemsiz ve durağan bir edim gibi görünse de her susku bir şey anlatır yine de ve her suskunun bir nedeni vardır ve her susku içinde pek çok sesi hapseden sessiz bir eylemdir…


#3008
Aşk mıydı o,
aşkımsı bir şey miydi
Neydi çekip kendine,
beni bağlayan Kanatan dudağımı,
tenimi dağlayan
Elleri ta içimde o dev miydi


#3009
hatirlarmisin sevgİlİnden ayrildiĞin gÜnÜ.
Hatirlarmisin terkedİldİĞİn o İlk geceyİ,
kalbİn yerİnden firlayacakmiŞ gİbİ,
herŞeye İsyan eden tavriyla atarken,
gerİ dÖnmesİ İÇİn,ayaklarina kapanacak kadar kÜÇÜlmÜŞken,
hatta daha İlerİ gİdİp ,
onun geÇtİĞİ yollari Öpmek İstedİĞİn o anlari hatirla.
Sevİlmeden sevdİĞİn o gÜnlerİ,
aklindan bİr bİr sİlİp atmak İstedİĞİnİ,yenİ bİr aŞka kollarini yirtilana
kadar aÇmak İstedİĞİnİ,ve bu aŞkta yaŞayamadiklarini yaŞamak,
umutlarina kavuŞmak ve yaŞanan tÜm acilari unutmak İstedİĞİnİ,
Şİmdİ aŞik olmuŞken onu kaybetmek İstemedİĞİnİ,
mavİ dÜŞlere dalmiŞken uyanmak İstemedİĞİnİ,
artik beklemek İstemedİĞİnİ,
İŞtİ tam bunlari bulmuŞken,
ve bunlari kaybetmemek İÇİn
Şİmdİ haykir
senİ sevİyorum,
ve haykiriyorum
aŞki yaratan benİm sevgİlİm


#3010
Oyuncakları bırakıp yürekler ile oynayalı; oyunların adı 'AŞK' kaldı...


Küçük bir çocuğun masumluğunu taşıyordu yüreğim..
Öyle sevmişti ki.. Öyle sevilmeye muhtaçtı ki.. Herkese inanırdı... Kolaylıkla..İnanmıştı..!
Oynadığı oyunlardan ayrı tutmuştu seni..
Ne oyuncak olacaktı, ne de oyunbozanlık yapacaktı..!
Olmadık şeylere küserdik çocukken, sonra bir bakmışız yine kaldığımız yerden oynamaya başlamışız bile..O kadar kısa sürerdi ki kırılganlıklar, alınmalar..Oysa şimdi ardına bakmadan gitmeleri tercih ediyoruz..Kırılmışlıkları içimizde tutarak en ağırından gitmeleri...Senin yaptığın gibi..!
Saklambaçlarımın adı sen oldu..Sen saklanırdın ben seni bulurdum ya hani..Artık bulamıyorum..! Artık duvara dönüp, kapamıyorum gözlerimi..Biliyorum saklandığın yerden çıkmayacaksın..Biliyorum....!
Anladım büyümüşüz,
Anladım masumluğumuzu yitirmişiz..
Ben oyun oynamayı bıraktım, hayat bana oynamaya başladı artık..En çokta bunu anladım..!
Toz pembe gelen hayat, artık başka renklere gebe kaldı..Herşey siyaha döndü, gözlerimin rengi bile..!
Gözlerimdeki ışıltı, yerini hüzne bıraktı..Kelimelerim çarpık..! hecelemelerim çoğaldı..
Ağlamak hiç yabancı değil artık...Gülmek bir o kadar uzak..!
Ben büyüdüm..Yüküm ağırlaştı..
Oysa ki böyle büyütmek istememiştim yüreğimi..
Haketmediği darbeler aldı..Hiç ummadığı zamanda, ummadığı kişiden..!
Ne yapacağını bilmeden, elim cebimde geziniyorum hayatta..Anlamsızım bu aralar..! Yorgun ve karışık..!
Acının; sadece düşüp, yaraların kanamasını sanan ben, şimdi acının ve mutluluğumun adının sen olduğunu öğrendim..!
Oyunlarım öksüz kaldı..Oynayamıyorum..
Çağırıyorlar gitmiyorum..Biliyorum ki gözlerimi tekrar yumduğumda, saklanıp çıkmayacaklar..Beni bırakacaklar öyle koca bir duvarın önünde..Ben artık mızıkçılarla oyun oynamıyorum..Ben artık boyumdan büyük oyunlara kalkışmıyorum..!
Küçükken oyunlarımızın adı yoktu..
Büyüdük oyunlarımızın adı aşk kaldı..
Aşk oyun değildi..Sen öyle sandın..
Oynadın..Gittin..!


#3011
Psikopat bir geceye bağlanıyorum
Kan kokan sokaklarda yürüyorum
Har atığım adımda cinayet işliyorum
Yar sana olan bütün duygularımın başını kesiyorum

Attığım her adımda senden biraz daha uzaklaşıyorum
Düşünmeye kıyamadığım hayalini kurşunluyorum
Senli olan bütün umutlarımı idam ediyorum
Psikopat bir gecede işleyebileceğim bütün cinayetleri işliyorum

Sevgimin barınağı olan kalbimi yıkıyorum
Hislerimi düşlerimi kefenleyip bir tabuta kapatıyorum
Sevgimi ellerimle boğuyorum
Psikopat bir geceden daha da psikopat oluyorum

Kana susamışlığımla yürüyorum
Senle unuttuğum kendimi hatırlıyorum
Kendimin de AZRAİL i oluyorum
İçimdeki morga bir cenaze daha kaldırıyorum


Psikopat geceden artık kopuyorum
Güneş doğuyor cesetler defnedilmeyi bekliyor
Bedenimdeki cesetleri kendimle zarfa defnediyorum
YARE UZATIYORUM
...


#3012

biraz dikkatli baksaydın gülen gözlerimdeki , ağlayan ben'i görebilirdin.
Yada gerçekten sewseydin beni kalbimin çığlıklarını Susturabilirdin. Ben
senken sen ben olamadın. Izdırabımın sebebi oldu sewgim.
Tükendim
Tükettim
Hıncımı almak için tekmeler attım sewgiye
Kendime
Yüreğime ..

birçok kez hazırladım kalbimi seni unutmak için
Ne yaptıysam olmadı
boyun eğdim varlığınla yaşamaya
Artık özlemiyorum
Dilim söylüyor ama hissetmiyorum. Sewgiyi kandırarak ve gizlenerek
yaşıyorum. Daha fazlasını kaldıramayacak kadar yorgunum yada bahaneler
buluyorum.

İçim acıyor
Gücüm yetene kadar dayanıyorum. Daha dayanabilirmiyim bilmiyorum. Zaman
sığındım kurtuluşum için
Yaralanan kalbimi sarmak
biraz olsun hayata bağlanmak
Kaybettiğim kendimi bulmak için

Sen benden gittin
Ardında bıraktığın beni düşünmeden gittin

belki yıkıldım
Sewgiye güwenimi kaybettim
Ama
Yürekten sewdim
Şunu bilki terkedenim sen yüreğimi hiç haketmedin


#3013
"Ve bende susarsam...
Suskun yaşansın her şey.
Tıpkı sensiz geçen geceler gibi.
Kendiliğinden olsun her şey.
Tıpkı su'yun yatağını buluşu gibi.
Ve kimse karışmasın
dokunmasın bize...
Sessiz
sedasız..
Gözlerin birbirini bulması gibi,
kontrolsuz bir yaşam her şey..."

"Kendi pimini çekerken sözcükler
patlasın dudaklarımızda.
Ayrılıksa sonumuz
infazı olsun yüreklerimizin.
Sonrası haram kılınmış bir yaşam..
Sonrası yitik sevdaların enkazı...

Mor bir dağ olur sevdamız,
alır yüreğimi bu dağa vururum,
bir nehirde birleşince ellerimiz,
orda dururum,
orda durdururum zamanı..."


#3014
En umutsuz kelimelerim dilimin ucunda
Seni unutmak için söyleyeceğim yalanlarımı hazırlıyorum
Ezberlemeye çalışıyorum yalanlarımı
Sensizlik bana ağır geliyor Saçmalamaya başlıyorum…

Yüreğimde ki eksikliğin Utanmadan sana acıktırıyor beni
Ben sana doyamadım ya
Bundandır belki açlık nöbetlerim…

Bir yanlışlığın içinde kaybolmak gibi
Ben sen olmadan kendi yanlışlarımın içinde kayboluyorum
Yanlışlarım sana dairdi Seni unutamamak ta bir yanlışlıktı…

Bütün çareler çaresizleşmişken
Ben bir şeylerden çare koparmaya çalışıyordum
Bir küçücük çare…Seni bana getirebilirmiydi…bilmiyorum

Yokluğun da hayalinle avunmak…
Acılar damlatıyordu beynime Acılarım birikiyor…

Hayalinle savaş açıyor Yine hayalin galip geliyordu
Ben acıyı unutuyorum
Hayalin ise hala gözümün önünde duruyordu…

Kalmadı…
Mecalim
Seni unutmaya da…
Sana kavuşmaya da…

Birileri çalsa seni hücrelerimden Koparsalar
yüreğimde ki yüreğini Senden bana hiçbir kırıntı kalmasa…

Sen benden gideli çok zaman geçti
Benim zamanlarım olmadı seni unutmaya
Unutmaya katlanamadı yüreğim…

Hasretini sardı yaralarıma…
durdur dedi kanayan yanlarını Ama durmadı…
Yüreğim de çare olamadı kanayan yanlarıma

Oluk oluk akıyordu sensizlik her yerde
Ve ben çaresizce seyrediyordum aynada ki acizliğimi…
Bana verdiğin acı seni unutturmuyordu içimdeki ateşi daha da alevlendiriyordu
Ve bu alevlerim sıçrıyordu her yana küçük küçük yangınlar çıkarıyordu
Küçük yangınlarım gittikçe büyüyordu Seni bulamıyordum…
Yangınlarıma su gibi akman gerekiyordu Ama ben seni bulamıyordum
Yoktun…
Sonra sus dedim yüreğime…
Sustu…
Sanki yorulmuştu…


#3015
×[ YüreĞimin çekmeCeSi ]×
O durmadan kaçıyor;
Sen ardından gitmiyorsan;

O günün her saatinde saklanıyor,
Sen yollara düşüp deli divane aramıyorsan;

O sana acıların en büyüğünü tattırıyor,
Sen bundan en yüce hazzı duymuyorsan;

Boşuna aldatma kendini,
Onu sevmiyorsun demektir.

Elindeki içki kadehinde,
Dudağındaki sigarada ,
Okuduğun kitapta,
Mırıldandığın şarkıda,
Söylediğin şiirde,
Gördüğün rüyada
Ve yaşaman icin
Ciğerlerine doldurduğun havada
O yoksa;
Onun vazgeçilmezliğini anlamamışsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Renkler onunla değerlenmiyorsa,
Örneğin; onsuz kırmızı kırmızılığının,
Mavi maviliğinin farkında değilse,
Beyaz yalnız o giydiği zaman
Güzelliğini haykırmıyorsa,
Sabahları onu görünceye kadar
Güneş doğmuyorsa
Ve onsuz gökyüzü geceleri
Aya, yıldızlara hasret değilse
Onu sevmiyorsun demektir.

Sokakta gördüğün her yüzde
Ondan birşeyler aramıyorsan,
Güzel bir manzara,
Hüzünlü bir musiki onu hatırlatmıyorsa,
Uykudan uyandığın zaman
Yaşamakta olduğundan önce
Onu hatırlamıyorsan,
Omuzlarına dökülmüş saçları,
Bir sis perdesinin ardında
Her zaman gülen,
Işık sacan gözleri
Aklına gelmiyorsa,
Durup durup avuçlarının
Sıcaklığını özlemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Dünyada yaşıyan öteki insanların
Senin için hâlâ bir değeri varsa ,
Ona karşı tutumunu
Toplumun köhne ve anlamız
Kurallarına göre ayarlıyorsan
Ve açık açık
Sanki var olduğunu haykırırcasına
Sevgini söylemiyorsan;
Onu sevmiyorsun demektir.

Yok o senin icin
Herşeyden değerliyse,
Gözünü yumduğun anda
Onu görebiliyorsan,
O bütün şarkılarda,
Bütün şiirlerde,
Bütün resimlerde ise,
Ona muhtaç olduğunu
Söylemekten utanmıyorsan,
Senin içten ve büyük sevgine
Karşılık vermiyeceğinden
Korkmuyorsan,
Bütün bencil duygularından
Sıyrılabilmişsen
Onun için herşeyi,
Ama herşeyi yapacak gücü
Kendinde buluyorsan,
Her hali sana
Ayrı ayrı güzel geliyorsa,
Karşıisında kendini
Bir çocuk gibi hissediyorsan,
İstediği anda onun için
Ölebileceksen,
Onun için yaşıyorsan
Ve yine onun için
Bildiğin bilmediğin
Bütün düşmanlıklara
Karşı koyabileceksen,
O her geçen dakika
Sende biraz daha büyüyorsa
Ve kendi kendine bile
Çok sevdiğini bütün
Samimiyetinle,
İnanmışlığınla
İtiraf edebiliyorsan,
Bir gün o seni hiç,
Ama hic sevmediğini söylese bile ,
Senin sevginde azalma olmayacaksa
Ve ölünceye kadar onu aşkların
En olumsuzu ile sevebileceksen;
İşte o zaman
Onu seviyorsun demektir.

O sana sevmeyi,
Gercek aşkı öğretti.
Sen onu hep sevecek
Ve sevilmenin mutluluğunu tattıracaksın.

O , hiç sen olmasan bile,
Seni bir parça sevmese bile....


#3016
×[ YüreĞimin çekmeCeSi ]×
soğuk ve şehirlerarası
otobüslerde vazgeçtim
çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam...

Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
(ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki,
adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...

Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık...
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara
ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...

Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri
Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim...
(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak...)
Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu...
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri...
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim...
Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım...
çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece...

sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde
ama sen yoktun...
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde...
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu...
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum...

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini...
Sonra otobüs oluyordum,
kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü...
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği...
Otobüs oluyordum bir süre...
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
yanağım otobüs camının garantisinde...
Otobüs oluyordum...
Bir ülkeden bir iç ülkeye...
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...

Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin...
Korkuyordum...
Sonra iniyordum otobüsten...
Çarşıdan bizim eve giden,
ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa,
ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum...
Çünkü sonunda annem oluyordum
babam kokuyordum sonunda...

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan...
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...

Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda...
Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında...
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında...
Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim...

Ben senin,
beni sevebilme ihtimalini sevdim!


#3017
Belki

Belki hiç yaşamadım diye düşün
Belki yıldızlara hiç değmedi başın
Belki balığa çıkmadın hamsi zamanı
Trenlerde hiç
sigara içmedin
Belki hiç oturmadın o tahta iskeleye
Ayaklarını denize sokmadın
Belki üşümedin,kalkıp yürümedin
Belki ayakların hiç olmadı........
Belki yakacak kömürün var senin
Yürüyecek yolların
Güneşin var kumsalları yıkayan ve şarkıların
Ve oooff olanların....
Senin vapurların var
Güvertesinde çay
sigara
Umutların, çiçeklerin.
Ağaçların meyve verir vaktinde
Kuşların bulutlara inat
Battaniyelerin var üşütmeyen
Yağmurda şemsiyen ve siyah takım elbisen
Canın çektimi gelsin rakı, hatta peynir,hatta kavun
İster dua edersin,ister küfür
Rüzgarların var senin,püfür püfür
En çok sevdiğin şiirler ezberinde
Cebinde kirbit ve aspirin
Domateslerinse kütür kütür
Çocukların var senin,alabildiğine yarın
Bir evin,kitapların ve çocuklarının oyuncakları
Ve sabahlığı karının
Bir adın var sana en çok yakışan
Öyle çoğul,öyle yanlız............
Belki hiç yaşamadım diye düşün
Belki yıldızlara hiç değmedi başın
Belki rizeye hiç gitmedin hamsi zamanı
Trenlerde hiç
sigara içmedim
Belki oturmadın o tahta iskeleye
Ayaklarını denize hiç sokmadın
Belki üşümedin ve kalkıp yürümedin
Belki....
Belki senin belkilerin hiç olmadı..!!!


Fatih Kısaparmak


#3018
Bir gün seninde bir sırrın olursa
Yüzünün kıblesine anlatamadıklarımı hatırla
Bir delikanlının yeminini bozduran saf duyguları
Sende yaşarsan bir gün, hatırla



Görmek istemedim o an seni
Belki dedim bir daha karşılaşmayınca
Günlerden bir gün gelir unutur giderim
Belki seni gecelerce daha az düşlerim



Ben en çok sana kıymet verir, seni severim
Seni üzmeyi bırak, saçın dağılsa rüzgarımdan
Günah bilirim
Bana aldırma sen, ve halâ vakit varken
Git bu gece yürekten, git bu gece yürekten


#3019
Hayatimin anlamina



Daha öncelerde anlayamadigim,
Gittigine inanip ta aglayamadigim,
Gidisiyle hayatimi kaybettigim,
Gelisine umutlar besledigim,
Sevmesi bile uzak olan hayatimin anlamina;
Gece yoklugunu hatirlatir,
Karanliginda aglamaya baslarim.
Yoklugunda zalim sevdam yüregimi daglarda,
Dünyayi sarar yanginlarim,
Yine gece,
Yine yoksun yanimda..


Unutma bu gece olmalisin rüyalarimda,
Kendin gelmezsen darilmam ama;
Hayalini bari yolla yanima...
Umut rüzgarlariyla savrulup,
Kapinin önüne gelen bir gülüm.
Sevilmeyince üzüntüsünden kuruyup,
Giden ömrüm...
Gecelerim,
Ve hecelerimdir ölüm...




Ama;
Seninle geçen günlerimdir;
Tek hayatta güldügüm,
Yokluguna gebe gecelere inat;
Seni deli gibi seviyorum...




Gelmeyeceksin biliyorum,
Yine aglayacagim bu gece de,
Yine yazacagim seni her hece de...
Rüyalarima gelmiyorsun,
Uykusuz gecelerime sebebsin.
Dönülmez yollardamisin geri dönmüyorsun,
Anla beni ölme nedenimsin...


Umut bulutlarindan haber verirmisin?
Yagsinlar üzerime de umutlanayim sana,
Seviyorum diyorum duymuyormusun?
Haykiriyorum her gece sesimi duyurmak için sana,
Neler çektigimi görmüyormusun?
Zaten sansliyim ben acilardan yana,
Yoksa beni sevmiyormusun?
Ne olur evet deme prangalar vurma;
Umutlarima...


Askimi anlatmaya bir kaç söz olsun,
Ölmeden gelmesi için yalvaris olsun,
Gözlerimde yas olsun,
Ama akmasin sakin,
Benligime kazinsin isterse ecelim bile olsun,
Benden onu alip götürmek istemesin sakin...
Senden ayrildigimda;
Ölümü bile istedim dualarimda,
Inan sadece umutlanmak kaldi yarinima,
Gel ne olur artik rüyalarima,
Gel de;
Umutlarimi bari yikma...


Umutlarim neydi biliyormusun?
Hayatimi anladim senle,
Hayatim sendin yapamadin benle..
Yasamaktin kadersizligimin aleminde,
Gittin...
Simdi hayatimda yok yasanacak,
Anlami da yok anlatacak,
Umutalrimi bari yikmak istemezsen,
Gel de ne olur rüyalarima,
Onlarin bari cellati olma...


#3020
neler verirdim uğruna bir bilsen ;
aşk ilk sende başlamıştı ,
gülümsemen güneşim
ellerin hayallerim
gözlerin yaşam sevincim ,
gözyaşın yağmurum
sen ömrüm sensizlik ise ecelimdi ;
şimdi sana tutupta canım desem ?

yok yok ;
sen bende canımdanda ötesin....

senden başka neyim var ki bu dünyada
bedenimi ayakta tutan
senden başka neyim var söyle ;
damarlarımdaki yaşam suyumdan başka

yok yok ;
sen bende canımdanda ötesin....


ne değeri varki bu dünyanın
sen yanımda olmadıktan sonra
ne degerliki senden başka...
ne götürebilirlerki benden.. neyim gidecekmiş ki !..
umurumdamı sanki ;
sen yanımda olmadıktan sonra ;
en değerli hazinem........




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:50 .