#1061
×[ YüreĞimin çekmeCeSi ]×

YAŞAMA SEVİNCİ !!
Hayatta bu kadar mutlu olmayı gerektiren şeyler varken
Üzülmek niye, kendimize eziyet çektirmek niye
Bir düşünün sizi mutlu edebilecek ne kadar çok şey var
Bir bebeğin gülüşü, sevdiğiniz insanın sizi sımsıkı sarması
Annenizin şefkatli kucağı
Daha yüzlerce küçük olay sizi mutlu edebiliyor
Hayatı sevin, her dakikanızı, her saniyenizi doya Doya yaşayın
Çünkü hayat ulaşılmak istenen bir yoldur ve
Bu yolun uzunluğu hiç bilinmez , siz bu yolda ilerlersiniz
Karşınıza bir engel çıkar , siz bu engeli aşıp
Yolkunuza devam edersiniz,
Yada, bu engeli aşamazsınız
Ve bu sizin yolunuzun sonu olur yani ÖLÜM
Hayatınızın anlamını, ölümden dönen bir insana sorun
Yada ölmeyi bekleyen
Yaşamdan hiçbir umudu olmayan bir insana sorun
O zaman düşünün !! ,Değer mi üzülmeye
Bu güzelim hayatı doya doya yaşamak varken
Artık üzülmeyi bırakın ve GÜLÜN !!!!


×[ YüreĞimin çekmeCeSi ]×



#1062
GECENİN KOYNUNDA HASRET MERALARI



Karanlığın içinden uçtu güvercinler

Yakut sıcaklığında tutam tutam kar rengi

Böğürtlen dikeni batmış martılar

Acısını nasıl yaslarsa sahile

Gökten boşandı gibi yıldızlar
Gecenin yüreğinde hasret meralarına

Koştu en güzel gözlü ceylanlar

Ayaklarında Venüs patiği

Alınlarında dağ minesi günün ilk rengi

Peygamber çiçeklerinde ikindi teri

Çocuklar sahabeleri bildiğinden beri

Gecenin koynunda hasret meraları

Bağ yeşilinden yeşil, çiçek denizi sanki...


#1063
Gözlerim kapalı yazıyorum bu son şiiri,
Son kez hayal ediyorum seni,
Son kez özlüyorum
Yarın sabah ayıldığımda;
Sen olmayacaksın artık içimde! Sevgili
Belki bir daha doyasıya gülemeyeceğim ama,
Ağlamak yok artık...
Seni döküyorum içimden,
İçtiğim her yudumda.
Ucuz şarap şişesine damlıyor yaşlarım,
Ama bu son;
Bu son Sevgili
Seni unutmaya başladım artık hece hece...
Nice mutluluklar tanıdım ben,
Sen yoksun diye üzüldüler!
Ama seni kopartıyorum bu gün içimden,
Bana ne kalacak, bilmesem de
Söküyorum yüregimden Sevgini
Bitirdim artık yuregimdeki agrıları
Bu son şiirimdi senin için Sevgili ...
Gidiyorum Ebediyen gidiyorum
Kurtuluyorum Artık Adından
Elveda `Kalbimdeki adı Sevgi`
Elveda..


#1064
Sevglim ne olur gel artık
Her zaman aşkına muhtacım
Bir tebessümün yetecek bana
Bir yudum sevgine muhtacım.

Gönlümü çılgınca kaptırdım sana
Ne olur bir defa sarıl boynuma
Bakma sen gözümden akan yaşlara
Bir yudum sevgine muhtacım.

Ömrümüz hasretle geçemez böyle
Her zaman her yerde sana muhtacım
Yaz yağmuru gibi bitemez bu aşk
Bir yudum sevgine muhtacım.


#1065



...

nasıl dalından düşerse yaprak
öylece düştün yüreğimden
taşıyamadım
ağır geldi hasretin...

yormadı hiçbir fikir
sendeyken
sensizlik kadar zihnimi...

bitişin
ölüm gibi değildi..
bir mevsim sonu gibiydi daha çok..
bir yıl sonra
yeniden başlayacak bir mevsimin
son günleriydin sen...

ertesi gün doğacağına emin olduğum
güneşin batışı idi
seni uğurlamak
öyle emindim ki
ertesi gün döneceğine....

yokluğun
hiç düşünülmemişi yaşamaktı
aslında yok olan yokluğundu..

asıl var olan
her düşleyişte güzel şeyleri
tam ortasında senin varlığındı..
ve
sensiz geçemeyen dakikalar..

hiçbir özlemişlik
bu denli yakmamıştı bu yüreği..
ki seni özlemek
hayatın değişmez bir parçasıydı..

nasıl dalından düşerse yaprak
öylece düştün yüreğimden
taşıyamadım..

derler ki yürek işidir sevda..
ben yaşayamadım...

Aysun Işık



#1066
ADIMLA NASIL BERABERSEM!!
Adımla Nasıl Berabersem
hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün



hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın....


Atilla İlhan



#1067
Hiçbirşeyim


Ben sana "canımsın" diyemedim
Hiç fırsat vermedin
Ben sana hiçbir şey söyleyemedim
Aslında sen benim, hiçbirşeyimdin.
İçimin yandığı anlarda hiç yanımda olmadın
Buz gibi olurdum
Hele bir de yağmur yağıyorsa
Ben sana "canımsın" diyemedim
Yağmur damlasının
Bir yaprağın üzerinden düştüğü an gibiydin
Gönlümden de öylece kayıp gittin
Aslında sen benim, hiçbirşeyimdin. Ben sana büyük söyledim
"Ömrüm boyunca" dedim
Gel gör ki
Sensiz bir ânı bile tüketemedim
Başımı ellerim arasın alıp
"Ben ne yaptım" dedim
Çok istedim, fakat
Ben sana hiçbir zaman
"Canımsın" diyemedim
Gece bir yıldızın kayması gibiydin
Gökyüzünü aleve vererek kendini yok ettin
Benim gönlümü de öylece yakıp gittin
Ben sana hiçbirşey söyleyemedim
Bana hiç fırsat vermedin
Ve sen benim, hiçbirşeyimdin
Aslında sen;
Hiçbir zaman benim değildin.


#1068
Kaybolmuş denizin rıhtımındayım
Göz yaşlarım sel oldu ben yanındayım
Esen aşk rüzgarında savrulup giden
Bu aşkın son deminde ruhundayım

Aşkınla yanıyorum yüreğin nerde
Benim için ağlayan gözlerin nerde
Geceleri hayalin yalnız anılar
Beni bende yakan gözlerin nerde


#1069
biliyorumki hiçkimse tutamayacak yüreğimi
uzanamayacak hiç kimsenin elleri kimsesiz tarafıma
insanlar gelecek insanlar geçecek gözlerimin önünden
kısa hayat hikayeleri dolduracak ceplerimi
içimden gökyüzü geçerken usulca
peşimde hep bir yalnızlık sürüsüyle yırtılacak eteklerim
koşmayı bırakacağım elbet birgün
dizlerimin kanıda dinecek yüreğimle beraber
alışacağım bende hiçliğe
biliyorum yüreğimin ne kadar yükseldiğini
ve kimsenin ona yetemeyeceğini.


#1070
Ne uzun zaman oldu kalemimle kağıdı buluşturmayalı
Ne uzun zaman olmuş bazı şeyleri unutalı,
Senle sonkez buluşmamızda şiire ve sevgiye
Yemin etmiştik hatırlar mısın benim vefakar kalemim.

Ama gel gör ki kim bilebilirdi ki sevgiye gebe kalmış,
Anlamını yitirmiş ve yalnızlığa mahkum edilmiş bu kalbi
Ve yazmaya yeminli bu kalemi
Yeniden ilk gün ki şevkle ve arzuyla yazdıracak birinin çıkacağını
Kim bilebilirdi ki?

Kim bilebilirdi ki şu acımasız vefasız hayatın
Bir gün gelipte bana da gülebileceğini
Kilometrelerce uzakta olan ama yanı başımda hissettiğim
Kalbi beklide bir gün benim için atabilecek bu kişinin
Bunları yazdırabileceğini kim tahmin edebilirdi ki.

Bu uzaktaki kalbin bir gün benim içinde atabileceğini düşünürsek
Bu acımasız hayattaki küçük tatlı bir tesadüf neleri ardından getirmezdi ki
Neden diye soracak olursan
Çünkü ;
Benim açlığım aşkadır

Al yüreğim senin ,
Gözlerinde benim olsun.
Demeyi inan çok isterdim şu hayatta


#1071
Dün akşam yollarda
Yalnız başıma
Kalbimde acılar
Hep sensiz gezdim
Lanetler yağdırıp
Senin aşkına
Kalbimde sevgini
Kurşuna Dizdim..

Bulutlar kapladı
Tüm gökyüzünü
Sildim gözlerimden
Mahzun yüzünü
Mendille bağlayıp
İki gözünü
Kalbimde seni
Kurşuna Dizdim..!


#1072
Vedalaşmak isterdim oysa
Klasik bir film öyküsü gibi
Ellerini tutup usulca
Son bir kez öpmek isterdim
Kendimi mazur gösterip
Masum ve mağrur bir duruşla
Her şeyi kadere yıkmak isterdim.
Ne gerek var oysa
Yürümeyen birtakim şeylerin
Nedenlerini tartışmaktansa
Asla yürümeyeceğini anlayıp
Bunu hiç konuşmamak
Daha bir yigitçe değil mi?
Süzülüp gidiyorum işte
Bela olmadan
Yoluna çıkmadan
Hesap filan sormadan
İncitmeden, acıtmadan..


#1073
Kırılgan



Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten


#1074
Ne gelirse senden
Hepsine razıyım gülüm
Senin elinden gelecekse ölüm
Ben seve seve ölürüm

Sen yoksan herşey eksik
Sen varsan herşey tamam
Tüm acılara dayanırım inan
Sensizliğe dayanamam
Yokluğuna dayanamam

Toprağın altında çürüse bu bedenim
Yinede yalnız seni seveceğim
Yemin ederim
Bu dünyada kavuşamazsam sana
Ahiret kapısında daima bekleyeceğim


#1075
Bir sıfır yenik başlamışız maça
Kalemimiz çoktan kırılmış
Umudun ışığı yok önümüzde

Bizi böylesine itenler
Hesaplamamışlar uçurumun derinliğini
Düştüğümüz yerden tırmanmaya vazgeçmedik
Ama kimse
Bize elini uzatmıyor

Şimdikiler sevginin cenazesini kaldırmışlar
Elinde bir demet çiçekle
Muhtaç oldukları ağlıyor
Karadelik büyüyor içimizde
Yutacağı zaman belli değil
Uçurumun kenarına mı gitsek
Ya da deniz kıyısına
Umutsuzluk var aklımda
Cerrahların kralı gelse düzeltemeyeceği
Bu kadar karışıklık içinde
Neden karınca değildik
Hayattan sorumluluğu az olan

Bir görevmiş hayat komutanın verdiği
Öyle zannetsinler diye
Bağıra çağıra emrettiği

Acımıyor hayat
Bİz ceza almışız


#1076
Yağmur Sevdalar

Biz küçüktük
Hayatın hoyratlığı ile
Karşılaşmamıştık daha
Ama yüreklerimiz büyüktü,
Büyüktü hayallerimiz.
Sonra büyüdük…
Kocaman adamlar olduk yani
Ve hayat acımadan vurdu bize
Önce hayallerimiz küçüldü
Sonra birer birer yok oldular.
Ama daha yüreklerimiz büyüktü
Ve o kocaman yüreklerimiz
Gençlik aşklarına yenik düştü
Hazanda kuruyan yapraklar gibi
Darmadağın olduk.
Yürek; yürektir insanı büyük yapan
Cesareti de yürek taşır,sevdayı da
Biz yüreklerimizden daha büyük
Sevdalara tutulduk,
Yağmurları avuçlarımıza sığdıramadık
Ve kapıldık sel sularına
Şimdi bütün sevdalarda yüreklerimiz;
Yağmur sevdalarda.
Yağmur sevdası
Kahramanların sevdası
Yeniklerin sevdası bizim sevdamız
Kayıp bir neslin sevdası.

Biz,yağmurlar gibi sevdik...


#1077
[align=left:6f3c203ec5]Üşüdükçe, uzuyor gece...
Sis çöküyor içime!..
Uzadıkça, üzüyor gece!..

Mevsimleer, dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı!..

Topraktan kök... Ve çeneden diş sökülür gibi koptu elin avucumdan; bir beyaz güvercin gibi oturuyorken parmaklarımın arasında!..
Böceklere terkedilmiş yuvalar gibi, şimdi boomboş avuçlarım...
Korkuyorum;
İçime bakmaktan!
.....
Sen olsaydın, ne koyardın yokluğunun adını?..

Üşüdükçe, uzuyor gece...
Üzüyor üşüdükçe ve içimi sis bastıkça, hatırlıyorum; sen ve ben "bir" olurduk... Bir "bütün"lüktü bu birlik, çokluktu; yokluk değil...
Az değildik bir iken; fazlaydık, ve yoğunduk... Çoğulduk, ve zengindik... Çoktuk bir ken!
Ya şimdi?..

Topluyorum,topluyorum,toplayıp duruyorum kendimi yalnızlığımla...
Ben, bir... Ve bir de yalnızlığım, asla "iki" etmiyor!..
Lokmamı kırsam bile paylaşmak için; avucumda kalıyor... Sözüm, dudağımda kalıyor ve gözüm; kucağında kapanıyor yine, yalnızlığımın!..
Toplanmaya çalışsam da olmuyor... Doksandokuz parçamın her biri bir köşede; boncuklarım saçılmış bir araya gelmiyor!..

Üşüyorum...
Üşüyor gece...
Üşüdükçe, uzuyor; uzadıkça üzüyor ve sis çöküyor içime!..
Mevsimler dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı, ve savruk sarı bir yel esiyor içimde!..
.....
Fırınlar tutuşmuyor çırasız, kaynamıyor tencereler ocaksız...
Ben, üşüyorum; şöminede kül gibi...
Bilerek, yokluğundan soğuk mevsim olmadığını!..

Adı var da her şeyin; ne deniyor olmadığın mevsime?..
Bilmiyorum...
Yokluğundan daha soğuk bir mevsimi tanımadım ki... Bilmiyorum sensizlikten daha soğuk bir mevsim. [/align:6f3c203ec5]


#1078
AKLIN OKYANUSUNDA SORULAR

Aklın okyanusuna açılmayı bilmeyen anlar mı hayatın
gizemini
Dalgaların altında kalmadan cüce hissetmeden kendini
Ve kutup yıldızını anlamadan yol bulmaya çalıştığında
Uzayın niye karanlık olduğunu bilmeden
Ve güneşin niye aydınlatmadığını kendi sisteminin
anayollarını
O zaman
Hayatın umudunu bir soğanın cücüğünde arayacaksın ve
olur olmaza karışmayacaksın
Senin mutluluğuna dokunmuyorum ben
Sevgi değil aşk değil benim söylediğim
O denli çok şey var ki bilmediğim
Ve o denli az zaman var ki bu kadar bilinmeyene karşı akıl
erdiremediğim

O nedenle aklın okyanusunda boğulmadan
Aşkın denizlerinde boğulmak tercih edilir bir sebep oluyor
Bu küçük gezegende ilk teması sağlamak için
Canlılığın sesini duymak için
Aşkın sesi bu kime ve neye hissederseniz hissedin
Doğumla insanın taşıdığı iki duygudur acı ve haz
İşte aşktır bu aynı zamanda
Aklın okyanusunda gördüğüm ilk kara parçası sığınmak için

Sorular öğrendikçe sorulan sorular
Okyanusta yol bulmaya yarar doğru verilmiş cevaplar,
Her yanlış yanıt kaybolmaya yarar
Her kayboluştan bir tecrübe çıkar
Güven
Dostluk
Nefret
Düşmanlık
Ve nice diğerleri
Doğru ve yanlış cevapların eserleri

Akıl okyanusundaki geminin kaptanı biliyor tüm cevapları
Bizler gemiye alınmaya layık görülmüş tayfaları
Hayatımız kolay değil


#1079
Aklımda Bir Tek Sen

Gölgelenir mutluluk içimde,
Yalnızlığa uzanır bir yol.
Susarım, söyleyemem kimseye,
İçin için ağlarım bazen.
Bir hatıra, dünü yaşatan,
Bir resim, bir nota veya sen!
Zaten her zaman aklımdayken...

Dökülür bir damla gözyaşı,
Bir hıçkırık, kırılan bir kalp!
Yalnızca acı olur sonu...
Özlemler bende yaşar,
Yaşayan ruhunla beraber!
Bir hayal, bir düş gibi
Kaybolur, geçer yıllar...

Sonunda kalan kalbimde;
Belki hüzün, belki aşk
Veya bir tek sen...


#1080
YAŞAYABİLME İHTİMALİ . . .

Soğuk ve şehirlerarası
Otobüslerde vazgeçtim
Çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda
Otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama
Yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
(Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o
Zaman) özlemeye başladım herkesi.. Ve bu hasret öyle
Uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım
Sonra..
Bizim Kemalettin Tugcu'larimiz vardi...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık..
Ben doktor
Oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu,
Pütürlü duvarlara ve Türk Dil Kurumu'na inat bir
Türkçeyle... Ağbilerimizden öğrendik, s harfinden
Orak çekiç figürleri türetmeyi..
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yagiyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu
Haber bültenleri..
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
(Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik
Dikenleri saymazsak..)
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu.. Ve belli bir
Saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber
Bültenleri.. Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim..
Ve hiçbir mahkeme tutanağında geçmedi adım..
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm
Sadece..

Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama
Sen yoktun.. Ben, senin beni sevebilme ihtimalini
Seviyordum, suni teneffüs saatlerinde.. Okul servisi
Seni hep zamansız, amansızca bir lojman griligine
Götürüyordu.. Ben, senin benimle Tunalı Hilmi
Caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum..
Ben senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı topraga çekiyordu tenimin çatlamaya hazır
Gevrekligini.. Sonra otobüs oluyordum,
kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü..
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş
Ovasının yalancı maviliğini.. Otobüs oluyordum bir
Süre.. Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
Yanağım otobüs camının garantisinde..
Otobüs oluyordum.. Bir ülkeden bir iç ülkeye..
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın
Listesinin.. Korkuyordum..Sonra iniyordum otobüsten..
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün
En kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu
Koşuyordum.. Çünkü sonunda annem oluyordum babam
Kokuyordum sonunda...
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim,
Çocuk olmaktan..
Ve beslenme çantamda
Otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle birgün Van'daki bir kahvalti salonunda...
Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği)
Bir yol üstü lokantasında...
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay
KIvamında bakan Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak
Damında..
Ben seninle herhangi bir insan elinin terli
Coğrafyasında olma ihtimalini sevdim..
Ben senin,
Beni sevebilme ihtimalini sevdim !

Yılmaz Erdoğan




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:12 .