*Zifiri AYdınlık/Sın*/[αsмiηα & νανєуℓα]/|M|

#1
**Zifiri AYdınlık/Sın**


Gün kızıla boyanmış ateş topu usulca batmakta..
Adaların ardına gizlenip yarınki doğumuna hazırlanacak..
Dinlenmesi lazım tabi..
Yeni, güzel, umutlu ve mutlu nefeslere heves olabilmek,
Işık vermek, aydınlatmak, yaşatmak için.
Gökyüzü sarı, yeşil, alı moru birbirine karışmış gibi..
Sahilde gezen çiftler, gülen, konuşan, parkta oynayan çocuklar..
Fakat bu kadar ses ve hareket içinde iki kişi var ki!..
Suskun..
Yan yana ama sanki ayrı düşüncelerde, ayrı yerlerde,
Birlikte ama asır gibi uzak sanki..

Özlemin ardından gelen o büyük kavuşmanın heyecanı içinde
ne yöne gideceğini kestiremeyen bir kuş misali...
Özgür ama kaybolmuşlar.
Suskunluğu bozma çabaları sonuçsuz çıkıyor hep.
Toparlanamıyor o aylarca kurdukları cümleler.
Kelimeler bir araya gelemiyor.
Bir süre suskunluğu dinlemeyi tercih ediyorlar.
Sadece dalga sesleri ve rüzgar.
Özgürlüğün en üst noktasında kanat çırpar gibi.

*Zifiri AYdınlık/Sın*/[αsмiηα & νανєуℓα]/|M|
İçindeki sessizliği ilk kıran "O"oldu,
kalbi ve aklı tek noktada birleşti ama sözler yine de zihninde takılı kaldı. Düşündü:

Sessizliği bozmalıyım. Sanki vakit hemen geçecekmiş gibi.
Acaba "O" ne düşünüyor?
Belki O da sessizliği bozmak istiyordur!..
Sabitleyemiyorum düşüncemi.

Kız yüzünde bir tebessüm gözlerini
batan günün kızıllığına kaptırmış gibi görünerek, düşünüyordu
:
Şimdi ne düşünüyor acaba?
Buraya gelmeden önce bir sürü şey vardı zihnimde,
Hani nerede onlar?
Uçtu gitti hepsi..
Neden böyle oldu sanki!..
“Ne kadar suskun” diye düşünecek ama bilmiyor ki aslında içimden neler geçiyor!..
belki de canımın sıkıldığını düşünüyordur.
Offf!
Sıkılmıyorum ama.. kelimeler boğazıma dizildi, sesim içime kaçtı sanki.
Çıkmıyor ki!


Erkek artık bir şeyler söyleyip bu derin suskunluğu bozacaktı.
Aslında ne söylediğinin çok da önemi var mıydı?
Bunu bilemiyordu.
Çünkü bir kere konuşmaya başlayınca ilk cümlenin bir önemi de kalmayacaktı.
Belki o ilk cümle hatırlanmayacaktı bile. "O"na dönerek;

- Güneş ne güzel bir görüntü yarattı değil mi?
- Bizim hep hayal ettiğimiz gibi. Ama sanki şuan da bir rüya gibi.


hMmm.. havadan sudan < muhabbetler başlamıştı.
İlk adımı cesaretiyle “O” attı..
Şimdi dönüp gözlerine baktığı sevdiğinin ikinci adımını sabırla bekliyordu.
Sabırsızdı..
acaba ne diyecekti!..
yoksa yine konuşma “dur”duğu zamanlardaki gibi
“havalar da pek soğuk/sıcak, sular da şırıl şırıl”
deyip gülüp geçecek miydi?
Kafası saniyeler içinde doldu..
Zihni karıştı.
Saniyeler geçmişti ama asır gibi gelmişti.
Kız başını hafifçe ona çevirip, gözlerine bakarak :
“evet”
diyebildi.

Uzun süre bakamadı gözlerine.
Bu hayal ettiğinden daha da zordu.
Ela gözlerinin içinde kaybolmaktan korkar gibi.
Gözlerini saniyelik kaçırıp tekrar bakıyorlardı her ikisi de.
Bu uzun bir yolculukta ara sıra mola vermek gibi bir şeydi.
Biraz utanarak;
- bu anı çok bekledik, çok özledik. Yaşayabilmek çok güzel bir duygu.

-Eğer bu bir rüya ise; şu an aynı rüyayı yaşıyoruz demek ki!.. Sana demiştim..
Her çağırışında “gel”mek istediğimi ve “gel”eceğimi..
İyi ki buradasın..
yanında olmak,
seninle olmaktan
daha huzurluymuş.


- tebessüm ederek -
Sanırım bu sefer bir rüyada değiliz.
Sadece her şey bir rüya kadar güzel. Uyanmamak istediğimiz bir rüya kadar.


İkisi de sustu..
derin bir nefes çektiler.

Biraz daha yakın ayrı bedenlerde tek ruh gibi.. O vakit konuşmaya gerek yoktu ki!..
Zaten tüm zerrelerinde hissediyorlardı hislerini.
Ne düşünür acaba?lar kalkmıştı. Çünkü bu soruya bile gerek yoktu.
Biliyordu ne düşündüğünü.. Kendi gibi düşündüğünü.
Kendi zihnini yoklaması yeterdi o an.
Seviyordu/seviliyordu
Huzurlu, mutluydu..
O ilk ne yapacağını bilmeme durumu yavaş yavaş terkediyordu ruhlarını.
Yerini derin bir huzur kaplıyordu. Şimdi baktıkları her yer ve her şey biraz daha anlamlıydı.
Tek başına izlediği deniz "O" yanındayken daha da anlam kazanıyordu.

- Sen de aynılarını düşünüyorsun değil mi? Her zamanki gibi - gülerek - .
Bunu ancak birbirlerinin diğer yarısı olanlar anlayabilirlerdi.
Sorusuna bir cevap beklemiyordu bile aslında.
Kız sadece:
-cevabını bildiğin soruları sormayı sevmediğini sanıyorum. yanılmadığımı biliyorum
diyerek gülümsedi.
Yabancı gibi değillerdi. Sadece uzun bir özlemin getirdiği mesafeydi bu.
Ama herkesten daha hızlı aşıyorlardı bu mesafeyi.
Bu da duyulan büyük sevginin getirdiği bir yakınlıktı.


Söyleyecek bir şey bulamadı bir an için.
Deminki kadar zorlamıyordu zihnini.

Çünkü artık aşılmış gibiydi..
ilk heyecan,
ilk uzak/mış/lık duygusu..


O tanıdık ses en yakın gelen şeylerden biriydi.
Her şey gibi..
Ama hiçbir şey e benzemeyen..
Bir şeydi işte..
Sadece onda olan, ona olan, onun olan..


Güneş batıyor ve hava kararmaya dönüyordu.
Bazen karanlıkta daha cesur hisseder insan kendini.
Aydınlıkta yapamadıklarını karanlığın verdiği cesaretle yapar.
Yine aynı şeyler geçiyordu akıllarından.
Bazen elini nereye koyacağını şaşırır insan.

O an aklına yazdığı iki mektup gelmişti.
Uzun süredir paltosunun kalp hizasına gelen cebinde taşıdığı
iki adet verilmemiş mektup
.
Artık vermenin vakti geldi diye geçirdi içinden.

Mektupları cebinden çıkarırken kızın ne olduğunu anlamaya çalışan bakışlarını fark etti.
Sormasını beklemeden;
- Sana yazmıştım bunları.
Kız, mektupları almak için ellerini cebinden çıkararak doğruldu olduğu yerde.
Mektupları verirken ellerinin sıcaklığını ilk kez bu kadar hissetmişti ikisi de.
Kız mektupları okumak için açarken ellerinden tutarak "dur" diyebildi sadece erkek.

Kısa süreli bir sessizlik ve yutkunarak;
-Evde okursun...
Karanlığın verdiği cesaret ve sevginin getirdiği yakınlıkla ellerini tutabilmişti.
Kalbi yerinden sökülecekmiş gibi atarken belki de ilk kez bu kadar yakınlardı birbirlerine.
Bir şey söylemeye gerek yoktu.
Zaten kelimeler manasını yitirmişti .

Erkek yüzüne bakıyordu "O"nun sanki kendisine dönmesini beklercesine.
Belki de bu olumlu ya da olumsuz bir tepki gibi olacaktı o an için.

Kız öne eğik olan kafasını doğrultabilmişti biraz da utanarak.
Sonra dönüp baktı gözlerine.
O deminki kaçamak bakışlar gibi değildi bu seferki.
Düşünceler yerini sadece duygulara bırakmıştı.
Gözlerinin içinde kaybolurken denize doğru bakıp
kafasını usulca sevdiğinin omzuna yaslamıştı.
Özlem bir ateş gibi sönerek azalırken
sevgi ve kavuşma mutluluğu
nehirler kadar coşkuluydu.

Erkek kolunu sevdiğinin omzuna attığında o iki yarım insan
artık tamamlanmış gibiydiler.
Bir süre sadece susarak bu şekilde denizi seyrettiler.

*Zifiri AYdınlık/Sın*/[αsмiηα & νανєуℓα]/|M|

Gün tamamen karanlığa gömüldü..
Sokak lambaları aydınlatıyordu sadece etrafı..
Deniz daha parlaktı sanki.. yakamozlar suyun yüzünde dans eder gibi..
Adalarda evlerin ışıkları renk cümbüşüydü sanki.
Gök gece mavisini giyinmişti çoktan.
Kız başını kaldırıp yeni yeni yerini almaya çalışan yıldızlara bakıp;
-karanlık dedi kız başını sevdiğinin omzundan kaldırıp..
-korkar mısın karanlıktan?
-sen yanımdasın.. hiçbir şeyden korkmam ki!..

Delikanlının yüzündeki sabitlenmiş tebessüm büyüdü..
Kocaman bir gülümsemeye döndü adeta.
daha sıkı sarıldı sevdiceğine..
tüm sevgisini içine çekercesine
.
Etraf flulaştı..
“aşk; iki kişiyi bir yaparmış ya hani!..”
Dışarıdaki sesler silindi.
Etraf zifiri aydınlık oldu
Zaman mıydı duran yoksa
onlar mıydı kalan o zaman içinde.

[asmina & vaveyla] < kaleminden..
12-01-2011

İlginizi Çekebilir


#2
Değerli Şair güzel dizelerinizi yürekten kutluyorum..
Kaleminize ak duvaklı umutlarımı bıraktım dilerim hep beyaz kalsın ışıkla...
Sanırım ilk buluşma anı öyleyse allah tamamına erdirsin diyelim...


#3
Alıntı:
صوت الليل gecenin sesi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Değerli Şair güzel dizelerinizi yürekten kutluyorum..
Kaleminize ak duvaklı umutlarımı bıraktım dilerim hep beyaz kalsın ışıkla...
Sanırım ilk buluşma anı öyleyse allah tamamına erdirsin diyelim...
Teşekkür ederiz. Güzel yüreğine ve gözlerine sağlık


#4
açık söyleyim çok beğendim...
iki farklı kalemden çıktığına inanmak zor...
demek ki sadece aşk ikiyi bir yapmıyor...
ama çok uzun geldi bir ara ...
biraz daha kısa tutulsa ve sevgililerin konuşmalarına hiç girilmese; dışardan onları izleyen iki kişinin anlatımı olarak kalsaydı tadından yenmezdi bence...
eleştrilerimi sakın yanlış anlamayın lütfen...
başarılarınızın devamını dilerim...


#5
Alıntı:
صوت الليل gecenin sesi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sanırım ilk buluşma anı öyleyse allah tamamına erdirsin diyelim...
İyi Dilekleriniz için Teşekkürler...

Alıntı:
dlady´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
açık söyleyim çok beğendim...
iki farklı kalemden çıktığına inanmak zor...
demek ki sadece aşk ikiyi bir yapmıyor...
ama çok uzun geldi bir ara ...
biraz daha kısa tutulsa ve sevgililerin konuşmalarına hiç girilmese; dışardan onları izleyen iki kişinin anlatımı olarak kalsaydı tadından yenmezdi bence...
eleştrilerimi sakın yanlış anlamayın lütfen...
başarılarınızın devamını dilerim...
dlady yorumun için teşekkürler.


#6
Alıntı:
dlady´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
açık söyleyim çok beğendim...
iki farklı kalemden çıktığına inanmak zor...
demek ki sadece aşk ikiyi bir yapmıyor...
ama çok uzun geldi bir ara ...
biraz daha kısa tutulsa ve sevgililerin konuşmalarına hiç girilmese; dışardan onları izleyen iki kişinin anlatımı olarak kalsaydı tadından yenmezdi bence...
eleştrilerimi sakın yanlış anlamayın lütfen...
başarılarınızın devamını dilerim...
eleştiriden ziyade öneri diye düşündüm. teşekkür ettim
uzun sanırım haklısın.. lakin
kesemedik/kesmedik, yazılanları kırpamadık/kırpmadık.. o yüzden sabırla okuyan gözlerine sağlık..




Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Forum

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Sitemiz bir paylaşım sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Herhangi bir konuda (şikayet, eleştiri, öneri, vb.) bizimle iletişime geçmek için tıklayın.
-

2005-2020 Tatliaskim.com

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:55 .