-GÖRÜNMEZ OLANI GÖRMEK-1-
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 18-03-2014, 12:20 #1

mehmetaluc

Bizden Biri

-GÖRÜNMEZ OLANI GÖRMEK-1-



-GÖRÜNMEZ OLANI GÖRMEK-1-

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yum az değil

Yol oldur ki doğru vara
Göz oldur ki Hakk'ı göre
Er oldur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil


Doğru yola gittin ise
Er eteğin tuttun ise
Bir hayır da ettin ise
Birine bindir az değil


Yunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka metaları satar
Yükü gevherdir tuz değil

-GÖRÜNMEZ OLANI GÖRMEK-1-[/QUOTE]

Yunus EMRE


1--
Çocukluğumu hatırlarım; dupduru taptaze.
İçine zehirsiz yılan girmiş gibi yol, yol dolaşan yeni yetişmiş ilkbahar gibi masum, bir terzi gibi kötülüğü temizleyip yararlı olanı ortaya çıkarmak,
iyilikle dikmek için uğraşan, pabucu lastik den terleyince değişik,
değişik öten, ayakkabılar.
Yolları toz toprakla kaplı, yağmur yağdığında misler gibi kokan yürümek için çamurda raks eder gibi batmamak için uğraşan,
insanları pırlanta gibi insanlar.
Dağın yüksek tepesi gibi, bakir verimli gönül insanı
"Tıpkı gönül insanı yunus emre gibi".

İyi, gören iyimser herkesin, iyiliğini isteyen nur yüzlü insanlar, görünüşü kalbi güzel olan anlayışlı doktor gibi
dertlere neşter vuran yani kâinatta olan insanı dehşet ve aciz bırakan meselelerde, birbirlerine kuvvetle sarıp sarmalayan komşularımız vardı.

Yaşım On beş ortaokula gidiyorum.
Sabahçıyım öğleden sonra, çalışıyorum tüpçüde; tüp taşıyorum evlere. Hani Süleyman Demirel başbakan olunca bütün yiyecek, içecek, yağ, benzin ve tüp gazın bol olduğu ama Ecevit başbakan olunca her şeyin tezgâh, altına saklandığı bir gram benzin, yağ, tüp gazın Olmadığı o yıllarda çalışarak eve katkı sağlıyor ayrıca artan para ile sinemaya gider dergi, mecmua alırdım. Çocukluğumda sinemaya bayılırdım, ölürcesine! Tatlı bir hoşluk verirdi gönlümde; kalabalık insanlar neşe muhabbet içinde birbirini tanısa da tanı masada kaynaşan insan kılağına girmiş nur gibi etrafına ışık saçan halis niyetli insanlarla, ablalarla muhabbetle seyredilir çıkılırdı.

Hayat, yaşam, pahalılık yoktu her şey geçim kolaydı gani idi. Bazen başbakan Süleyman Demirel başbakan olunca her yer bolluk olurdu veya rahmetli Bülent Ecevit başa geçtiğinde bir kaç ay sıkıntı olurdu yokluk olurdu bu kadar. Kazandığım üç beş kuruşla sinemaya gider, haftalık çıkan gözümün nuru olan bende anlatılması mümkün olmayan hazlar bırakan Tarkan çizgi romanı alırdım. Ayrıca; hey, hafta sonu, TV' de 7 gün, hayat, teksas, tommiks, hele gülmek den yerlere kadar yatıran beni güldüren gırgır mizah dergisi mutlaka her hafta alır bir solukta okur arkadaşlarımın okuması içinde ısrarcı olurdum ve hayal âlemine dalardım saf temiz duru hayallere dalardım sessizce.

Kardeşim, okumak insana nasıl bu kadar haz, sevinç, huzur, bal tadında tat verir miydi? Bedenimde latif esen sabah rüzgârı gibi huzur ve mutluluğa boğardı ve ben şimdi hala kitabın; okumanın bana vermiş olduğu sırrı hazineyi şimdi anlıyorum çünkü okumayı bıraktım.

Okumadığım roman yok gibiydi çocukluğumda ah ah ne güzeldin duru su gibi saf temiz sevinç ve neşe bağışlayan kitaplarım ve çocukluğum. Beni etkileyen okuduğum kitaplar arasında Yunus Emre'nin hayatını ve mesajını özgürce tüm insanlığa sunduğu şiirleri, öğretisi. "Yunus emre "Türk dünyası ve edebiyatında en büyük söz ustalarından biri olduğunu şiirlerindeki mesajlarının evrensel olup bütün insanlığı kucaklayan sevgi ve hoşgörü barış dolu sımsıcak samimi ifadeleri ve gönlünü tüm insanlığa sunan ve karşılıksız insanlığın mutluluğu için gece gündüz çalışması! Ve hoşgörü ve barış için yaşamı ile örnek olan bu üstadın şiirleri ve hayatını defalarca okudum ve hayretler içinde kaldım.

Böylesine mükemmel bir hayat ve hayatını insanlığın birbirini anlamaya sevmeye, hoşgörü içinde dertlerine derman olması beni büyülemiştir.- - Bilgi bakımından kendisiyle aynı düzeye erişmiş olanlara kıyasla en belirgin iki özelliğinden biri, edindiklerini başkalarına aktarırken, en derin bilgileri bile halkın anlayabileceği düzeye indirgeyebilmiş.

Yani sade ve basit ifadelerle açıklayabilmiş olması; diğeri, edindiklerini başkalarına bir yerleşim biriminde sabitleşmeden ve hiyerarşik yönteme (mürşit–mürit ilişkisinin söz konusu olduğu tekke sistemi yöntemine) başvurmadan, alçakgönüllülükle aktarmaya çalışmış olmasıdır (ki bu, hiyerarşik yönteme kıyasla çok daha fazla alçakgönüllülük, sabır ve çaba gerektiren bir uygulama çalışmasıdır). İlk sufiler in yaptığı gibi, kendini insanların şuurlaşmasına adayıp bir gezgin gibi dolaşan ve her gittiği yeri aydınlatıcı bir ışığa- benzeyen yunus Emre'nin- bu öğretisini çocukluğumda sorunlara çözüm bulan derman olan bu öğretiyi yaşadım.

Yaşanmışlık olarak yaşamanın hazzı hala hafızamda ve gönlümde taptaze duruyor - Okulda çıkar çıkmaz çalıştığım tüpçüye gider heyecanla üstümü değişirdim. Tabi o zamanlarda "adamına göre "tüp verilirdi, patron denilen gözü aç(azda olsa bu tip insanlar vardı) verdiği adrese gider sevinçle tüp takar verirse müşterim yirmi beş kuruş bahşiş ile uçarcasına hemen dergimi veya mecmuamı alır" ilk önce koklardım dergiyi, mecmuayı bayılırdım bu kokusuna". Heyecanla koynumda saklar bir an okumak için boş vakit aradım ve bir çırpıda okurdum. İş yorucu idi kim takar böylesine gönül okşayan

İnsanlar la yaşamak, memeleri yeni belirlemiş kız misali gibi dimdik akkor beyaz ışık saçan okuma zevki varken, varsın yorgunluk olsun kim takar bu leziz tat arasında yorgunluğu.

Mahallemizde elektrik yoktu, gaz lambası vardı temiz ürkek yanan lamba vardı daha sonra lüks (tüple yanan ucuna bezden fitil geçirilen ışık saçan)lük us çıktı etrafı nasıl ışıtırdı anlatılması mümkün değil! Babam ve diğer babalar o zamanlarda insanları bir bıçak gibi ayıran zalim Almanya fırtınasına kapılarak Almanya'ya gitti.

Ve bu gidişi bende onarılması derin yaralara gark etti babamı çok severdim dost gibiydi onda ayrı kalmanın üzüntüsü ile eve sığamaz oldum bazen iki üç gün eve uğramaz olur gezerdim dolaşırdım elimde dergimle, mecmuamla. Radyo hayatımın Vazgeçilmezi tutkusu idi; arakası yarın piyesleri her gün saat On da başlar on beş dakika sürerdi hiç kaçırmazdım radyo kucağımda pür dikkat dinlerdim.
Hayat böylesine yaşamla zevkle, sevinçle bezenmiş olarak yaşıyordum takı

Almanya furyası çıkana kadar; ayrılık nedir bilmeyen gönüller evler ayrılıkla doldu taştı. Gerçi o zaman geçim kolaydı iş çoktu fabrikalar çalışacak insan arardı'da bulamazdı ve neden Almanya ya gitti babalar anlamını çözemedim. Bir gün yine sevinçli olmayan mahzun kederli halimle sabahın köründe yola çıktım yol dersem kapının önünde geçen tozlu yola çıktım etraf da ses seda yok in cin top oynuyor misali etrafa göz attım.

Ufuk'ta bir karartı gözüme ilişti sessizle yaklaştım hıçkıra, hıçkıra iç çekerek ağlayan 16 yaşlarında gen bir kız çocuğu. Ürkerek yanına yaklaştım beni fark edince korku içinde irkildi dondu kaldı. Gecenin karanlığı yüzünü kaplamıştı ama parlayan gözleri bir içim su misali saf, mahzun ağlayarak bakıyordu. Usulca.

-Neden ağlıyorsun bu gece yarısında tek başına? Kimsin?
Başını usulca kaldırdı yerden, gözlerinde süzülen iki damla yaşı eli ile silerek

- Görünmez olanı, gördüm.

Diyince afalladım kaldım, ne demekti görünmez olanı görmek? Uzun süre bu anlamsız kargaşa içinde bekledim afalladım, aklımı yokladım anlamadım. Ona

-Görünmez olanı gördüm derken, ne demek istiyorsun! Nedir? Seni böylesine derin hıçkırıklara üzüntülere boğan?

Heyecanla, vereceği cevabı bekliyorum. Etraf sessiz, püsküren çifte pınarlar gibi karanlığı delmek istiyorum sabırsızca, uçmaya hazırlanmış kuş gibi uçmak için bekliyorum vereceği cevapla! Bir hayvanın göğsü üzerinde bıçak vurup boğazını kesilmesi anındaki hırıltı ile göğsü inip kalkıyordu. Bellik'i anlatacağı veya söyleyeceği kelimenin anlamı manası altında eziliyordu.

Gözle görülmemiş şahit olunmamış bu olay karşısında kara kışta soğukta kalmışçasına titremeye başladım. O hala söyleyeceği cevabın anlamını çözememenin ruh halinde sanki ışığın kaynağında uzanan ışık tellerine uzanacak gibi ellerini açtı. Tam konuşacakken hıçkırıklara boğuldu, gözlerinde yaşlar bardak, bardak boşanmaya başladı.

Yanına iyice sokuldum elinde tutarak yığılmış, alev içinde kalmış yanan bedenini kavradım ayağa kaldırdım. İlerde boş duran sessiz bana huzur veren kulübeye doğru yürüdük ama tomurcuk açmış gül misali titriyordu bedeni. Hemen biraz odun toplayarak ateş yaktım. Ateş, ah edip ağlayan genç kızın karşısında ürkek salınarak yanmaya başladı. Ateşten aydınlanan


Kulübe de genç kızın silueti daha'da berraklaştı. Gözyaşları yanaklarında kurumuş ela gözü ipeksi örtüsünde arınmış, yanakları elma gibi kıpkırmızı yanıyordu, uzun saçları amber kokusunda güzel kokuyordu, zayıf bedeni dayanılması güç istek karsısında bitap düşmüş sevgiden üstün endamı ile bana baktı. Yutkunarak

-Dün babamın yanında onu gördüm!

Derken sesi titriyordu.

-Neyi gördün?

-Şeytanı!

-?
-Kılık değiştirmiş duruyordu yanında

Ben anlamadığım şaşkınlıkla ağzı açık duruyordum, korkarak.

-Yolunu şaşırmış, belli babamın yanında idi, gördüm

Bu nasıl olurdu? Şeytan görünebilirimiydi? Kendimi toparlayarak

-Sen ne diyorsun? Se. Sen kim kimsin?

Korktuğumu hissetmiş olacak'ki.

-Korkma

Sesinde kesin karar ve irade vardı.

-Adım Gülseren, 15 yaşındayım. Sizin mahalleye dün gece taşındık, babam işsiz çalışmıyor hasta; iri gövdeli tuttuğunu koparan birisiydi. İki yıldır hasta, gönlü yıkık ama çok sert mizaçtadır. Annem dünyalar güzeli, bağda bahçede çalışır, babam hasta olduktan sonra biçare annem beni okutuyor çalışmak istesem de

-Güzel kızım sen oku, cahil kalma.

Diyerek başımı okşar bağrına basardı. Beli bükülmeden çalışırdı. Şimdi kökü koparılmış ağaç gibi kurumuş, evde benim gibi "görünmez olanı gördü".

-Şeyt... Gördü. Diye haykırdım

-Şeytanı yani mecazi anlamda kullandım, görünmeyeni görmek; babam beni okuldan alacak, evlendirecek köyde 45 yaşında Hüsam ağa ile evlendirecek. Bu halimi anlatmak için değişmeceli anlamda şeytanı gördüm kelimesini kullandım.

-Anla.

Biraz düşündükten sonra
Mehmet Aluç
Arkası Yarın Yada devamı yarın
[/SIZE]



Benzer Konular


Görüntüleme:619, Cevaplar:0

İlginizi Çekebilir >
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:58 .