Görünmez Olanı Görmek-2-
Kayıt ol Yardım Ajanda Skorlu Flash Oyunlar Tatlı Portal Konuları Okundu Kabul Et
Cevapla
Seçenekler
Alt 19-03-2014, 11:02 #1

mehmetaluc

Bizden Biri

Görünmez Olanı Görmek-2-




Görünmez Olanı Görmek-2-

-Seç. Seni şimdi anladım.
İnsanlık onurunu, yaşamını, insanlığı ve özgürlüğünü, hiçe sayan boş, asılsız, kölelikten,"kölelikten kurtulma ümidi varken, bu durumda hiç kurtulma ümidi olmaması" daha aşağılık olan bu düşünce ve nevred misali damarlarda dolaşan şeytan ile dost olmaktan beter, insanlık onurunu hiçe sayan zihniyet karşısında dondum kaldım.

Memeleri yen çıkmış ak süt gibi taze bu genç kızın durumu ve durumlarına seyirci kalmaktan daha aşağılık bir Hayat olamaz düşüncesi ile damarlarım patlamak üzere idi. Hayallerin veya menzile giden bu saf yolda âdete hayalleri bir nakış gibi süslenmiş hayalleri yıkmak. Müslüman görünüp dinsiz olmakla eşimidir acaba evet eştir. "ALLAH in en azılı imansızlara, merhametsizlere karşı af kapısını -ölüm kavuşmadan önce -açık bırakması,

Merhameti ile kucaklaması sarmalaması, hayatımıza yön vermede müdahale etmeyerek bizi özgür bırakmasına rağmen şefkatli olması ve bu merhameti şefkati hücrelerimize ilmik, ilmik süslemesine rağmen bunu görmezde, hissetmekte zavallı, kör olan insanlara bunu anlatmak lazım geldiğini sabırla, ümitle anlatmak gerektiğimi o küçücük yaşımda anlamıştım. Ama benden kat, kat yaşça büyük olması-aklın yaşta olmadığını başta, gönülde- olduğunu bir daha ispat eden Gülseren'in babası ispatlamış ve mühürlemiş oldu. ALLAH in bizlere bu ulvi sıfatlarla donatmasına rağmen nankör olmak, kendi yaratılış gayesini unutmuş kaplan postuna bürünmek ihanetlerin en son noktasıdır.

Ümit deryasında, insanı çıkmaza, çaresizlik okyanusunda merhametsizce boğulmasına göz yummak bu olsa gerek. Zelillik kokan bu anlayışı yıkmak gerekir. Beni bu düşünlere dalarak yüzümün beyaz olması sararması karşısında, Gülseren beni silkeleyerek uyandırdı.

-Biliyorum, babam çaresiz ama şeytan girdi kanına aslında. Bana sormadan bezestan' da beni satacak. Beni bu sefil yaşamda kurtaracakmış, kendiside biraz alacağı para ile rahata

Erecekmiş. Ben bu hayatımızın sefil olmadığını hayatımızın her şeye rağmen iyi olduğunu anlattı isem, annemde çalıştığını söylemesine rağmen beni evlendirecek. Hayatımı karartacak, mutluluğumu darağacında idam edecek cahilce, umursamaz. Okuma isteğimi tamamen köleye vurulan zincir gibi zincire vuracak karanlık dehlizlere gönderecek. Gerçekten çok zor bir durumdu. Mahallemizde böyle bir olay yaşanmamıştı, duymamıştım. Bununla nasıl baş edilebilirdi? Âmâna düşmek bu olmalı idi. Ama kime gitmeli, kime.

-Üzülme

Dedim ama nasıl olacak sorusu kafamda dans ederken gezerken, bu ateşe kim su dökecek bu yarayı kim saracak demeden. Birden aklıma büyük bir mutlulukla okuduğum yunus Emre'nin şiirleri ve hayatı ve öğretisi "İnsanları dostluğa ve kardeşliğe, birbirini anlamaya, birbirine zulmetmemeye, hoşgörüye barışa ve sükûna çağıran evrensel ve sessiz çığlıklara derman olan mesajı aklıma geldi.

-Buldum.

Diyerek ten avazım çıkarcasına, bağırarak Gülseren'e sımsıkı sarıldım.

Şaşırmıştı

-Neyi buldun?

-Bu yarayı saracak, gönül gözü açık, gönlüde tok olan Yunus emre ruhi amca, buldum!

-!

Hayret, şaşkınlıkla, bülbülün gülüne kavuşma sevinci içinde. Havalara zıplıyordum. Hazine bulmuştum.

-Nasıl? Kim? Nerde! Yunus emre ruhi amca bu ismi duydum ama bu değişik?

-Anlatırım. Sonra

Ruhi amcayı da aynı "Yunus emre ye benzetirdim".İnsanların mutluluğu için çalışırdı.

Diyerek kalktı, etrafımda etekleri zil çalarcasına şen şakrak dönmeye başladık. Bende ellerinde tutarak beraberce dönmeye başladık kulübede, başımız dönen kadar. Başımız iyice dönünce durduk. İkimizde sırt üstü gülerek yere yığıldık, dünya hala dönüyordu etrafımızda neşe ile.

-Ruhi amca bunu çözer.

-Ruhi amca kim? derken, sesi teselli, olmuş edası ile kulübede yankılandı.

- Ruhi amca mahallemizin Yunus Emre'si; gönül gözü açık, eli bol gönlü bol neşeli, dertlere çare olmak için hiç çekinmeden gece gündüz uğraşan gönül gözü ile gören amcamız. heyttt.
Diyerek derin bir nefes aldık.

-Sen şimdi burada bekle, ben birazdan geleceğim.

-Tamam, sana teşekkür ederim

Demeden ben kulübeden, fırladım fişek gibi. Etraf aydınlanmıştı. Ruhi amca uyanmıştır bilirim. Hemen ruhi amcanın evinin kapısını sessizce açtım ki ruhi amca beni kapıda karşıladı

-Yavaş Mehmet çocuğum, bu ne hız bu ne telaş?

-Ruhi amca, ruhi amca, yardım et

Demeye kalmadan, elini omzuma attı
-Sakin ol anlat bakalım.

Demeden ben bir çırpıda anlattım

-Tamam, evladım anladım, bu yeni komşumuz kimin evinde oturuyor?

-Ramazan dayının yıkık evlerinde kalıyorlar.

-O evde oturulmaz ki! Neden haberimiz olmadan o evi kiraya vermiş, haberimiz nasıl olmadı?

-Dün gece gelmişler.
-Hım.

Diyerek kapıda çıktı.

-Sen şimdi kızımızın yanına git, içiniz rahat etsin ben çare olacağım bu yaraya hep beraberce.

Hoplaya zıplaya kulübeye koştum.
Ruhi amca düşünceli olarak sakin gül serenin oturdukları harabe eve doğru içeri girdi. Yıkılmaya yüz tutmuş kapıyı çalarak.

-Kimse yok mu? Hu komşu.

Genç olan temiz yüzlü olan gül serenin annesi Fatma teyze kapıyı açarak hürmetle

-Buyurun.

Diyerek ten içeri aldı. İçeriye girdi gül serenin babası hasan amaca yatakta uzanmış yatıyordu. Düşünceli, kaygılı.

-Selam un aleyküm komşu!

Hasan amaca yatakta zorlukla doğrularak

-Aleyküm selam komşu hoş geldin

Uzun sohbetin ardında ruhi amca etrafı gönül gözü ile gözden geçirdi. Ev yıkılmak üzere perişandı, duvarlarda buz gibi hava esiyordu. Duvarda asılı olan okul çantası ve okul elbisesi;"gelinin yüzüne örtülen beyaz duvak örtüsü gibi saf tertemiz; irşad, vaad eden edası" ile çantasının yanında asılı duruyordu. Bunu gören Ruhi amcanın gözleri buğulandı.

Ruhi amca dışarı çıktı. Evleri tek, tek dolaşarak durumu izah etti bir saat sonra ruhi amca'nın evinde toplandılar, şölen havasında. Ruhi amcanın evin yanında, boş bir evi vardı.

Oğlu kemal için yapmış, dayamış döşemişti. Oğlu vefat edince öylesine boş kalmıştı. Komşu kadınlar ellerinde süpürgelerle içeri girdi tertemiz temizledi, evlerinde getirdikleri bir kaç eşya ile evi döşediler. Ben ve gülse ren tepede olanları anlamsız gözlerle izliyorduk.

Ruhi amca ahırda bir koyun çıkardı, kasap selim amaca tekbirler eşliğinde, güzelce kesti. Etlerini ayırarak ocakta ateş altında yağda kavrulmuş tencereye, dirilik suyunda, yıkamış misali yıkayarak tencereye bıraktı. Etin kokusu, mahalleyi sardı buram, buram kokusu ile.



Bir kaç komşu hasan amcayı kucağında taşıyarak ruhi amcanın tertemiz gönüllerce temizlenmiş evine taşıdı. Hasan amcanın gözlerince yaşlar ılık, ılık akmaya başladı sevinçten. Fatma teyze, şölen sofrasında ortamı görünce ağlamaya başladı. Hatice Hanım hemen koştu

-Komşu sil gözyaşını.

Diyerekten ocağın yanına çekti, pişen etin suyunda pilav yapıldı. Gülseren ve ben koşarak yeni evlerinin kapısından içeri girdik. Hasan amcakızını görünce utanç misali başını öne eğdi ama yanakları gülüyordu.

Gülseren babasına sarıldı, ak undan yapılmış ekmek ve şerbet Tadında öpücüğü yanağına kondurdu. Özgürlüğün verdiği onurla şerefle kanatlanmış melek gibi kapıyı açtı sokak'ta sessizce "Fecrin doğuşunda güneşin batışındaki güneş ışığı gibi ışık saçarak tüm evlere yıllarca sönmeyen ışığını ilmik, ilmik saçarak" saatlerce dolaştı.

Ben, şen, şad şen dil kelebek gibi uçan, gönülleri okşayan Gülseren'i ve gönüllere, neşe sunan Ruhi amcayı saatlerce hayranlıkla izledim. Ruhi amca yaşamlarını devam etmeleri için iki tane koyun ve tavuk vererek geçimlerine katkı sağlamış olması ayrı bir mutluluktu." -Özgürlüğe, özgürlük veren- Yunus Emre'nin sevgi öğretisi" ile gönlülerdeki karanlık zulüm'ü mahallemizde sona ermesinin sevinci, yaşımın elli olmasına rağmen hala ilk günkü heyecanını tazeliğini korumakta.

Ve tüm gönüllerde, son bulmasına ve sevinçle devam etmesi temennisi buram, buram damarlarımda gezmekte; tüm herkes de aynı duygularla olmasını yürekten istiyorum. Gülseren liseyi bitirdikten sonra üniversiteyi kazandı... İşletme bölümünü kazanarak mezun oldu. Üniversitede tanıştığı murat la mutlu ve mesut bir şekilde evlendi; mutluluğa gark olarak hayatına devam etti. Sessizlerin sesi olmak ve güneş yüzlü insanı görmek bu olsa gerek.

Ah çocukluğum; hilesiz, katıksız, duru ne çabuk geçtin. Şimdilerde bu çocukluğumda mahrum olmak, tekrarının mümkün olmamasının hüsranı kalbimde derin onarılması mümkün olmayan yaralara yol açıyor.
Aradan geçen 20 sene sonra bu hatıralarla mutluluk içinde oturuyordum. Elimde Yunus Emre'nin şiirleri ışıl, ışıl parıldayan ışıltılı kitabında, gözlerimi kısmış okuyorum.

Felsefesindeki her şeyin özü olan "aşk"ın anahtarı olarak görmesinin anlamını anlamak için düşünürken uykuya dalmışım. Sabahı daha tan yeri ağartmadan uzaktan hafif boğuk bir tıkırtı ile uyandım. Hemen kalkarak etrafı sessizce dinlemeye başladım, pencereyi hafifçe perdesinde aralayarak hafif çiseleyen yağmur altında ürkek üşüyerek. Yürüyen bir kadın sülieti, parlayarak yere vuran yağmurun ve ayın ışıltısında yüzüne yalnızlığını bir tokat gibi vuran bu kadını gördüm bir an.

İrkildim kenara çekilerek perdeyi kapattım. Ama içimdeki merak hissi ile perdeyi ürkek bir şekilde aralayarak baktım. Yüzüne bir rahmet nazarı ile yağan yağmurun değil içindeki hüzün'ün ve yalnızlığını ve üşümenin ürpertisi ile akan gözyaşları kalbime bir ok gibi saplandı.

Dona kaldım bir an, o da, beni gördü hafiften gülümser gibi yanakları çiçek açtı gülümsedi ve başını önüne eğerek yorgun adımlarla yoluna devam ederken, kalbimde açan o hüzünle kapıyı açtım dışarı fırladım. Ayaklarım yerde yağmur birikintisindeki o soğuk hisle ile ayaklarımın çıplak olduğunu fark ettim. Yanına yaklaştım bitkin düşen merhamete hasret kalmış gözleri ile karşılaşınca başını öne eğdi bir an böyle kalakaldık. Konuşmadan ellerinden tutarak, yalnızlıktan bitap düşmüş odama aldım.
Arkası Yarın Veya devamı var
Mehmet Aluç



Benzer Konular

Görüntüleme:656, Cevaplar:0

İlginizi Çekebilir >
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler





Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:26 .